Monthly Archives: Kasım 2010

Organik Tarım Tersine Göçü Başlattı

Konya’nın merkez Meram ilçesine bağlı 2 dağ köyünde hayata geçirilen organik tarım projesiyle yıllar önce köyden kente göç eden köylülerden bazıları, yeniden köylerine dönerek topraklarını ekip dikmeye başladı.

Konya Meram Ziraat Odası Başkanı Ali Ataiyibiner, Konya’da altyapısı tamamlanan organik tarımın 2009 yılından itibaren uygulanmaya başladığını söyledi.

Proje kapsamında, organik tarım yapacak çiftçileri ürünlerini pazara yılda bir iki kez indirme imkanı bulunan dağ köylerinden seçtiklerini dile getiren Ataiyibiner, bu köylerdeki çiftçilerin refah düzeyini yükseltmek ve köyden kente göçü engellemek amacıyla projeyi başlattıklarını bildirdi.

Meram’a bağlı Evliya Tekke ve Güneydere köylerinde 65 çiftçinin projeye dahil olduğunu, bu çiftçilerin tohumlarının İl Özel İdaresi tarafından karşılandığını ve 200 dekar arazide organik tarım yapıldığını ifade eden Ataiyibiner, köylerde organik patates üretildiğini, ekilen üründen bu yıl dekar başına 5 ton verim elde edildiğini belirtti.

Organik patates yetiştirmede beklenenin üzerinde bir başarı elde ettiklerini vurgulayan Ataiyibiner, “Biz dekara 2 ya da 3 ton ürün bekliyorduk ancak daha fazla ürün elde ettik. Bu gelişme, önümüzdeki yıllarda sürdüreceğimiz çalışmalar için bize azim verdi” dedi.

Ataiyibiner, patates dışında yetiştirilen organik ürünleri de düşünerek yeni bir strateji geliştirdiklerini, bu düşünceyle Hüyük’teki organik ürün işleme ve paketleme tesisinin yanı sıra Mart-Nisan 2011 gibi Hatunsaray’da hayata geçirilmesi planlanan işleme ve paketleme tesisiyle çiftçilerin pazar bulma sıkıntısını ortadan kaldıracaklarını bildirdi.

ORGANİK TARIMLA VERİM 5 KAT ARTTI

Projeye dahil olan köylerin ve çiftçilerin sayısını ilerleyen yıllarda artıracaklarının altını çizen Ataiyibiner, organik tarımın kazandırdığı gelirin normal üründen elde edilen gelirden kat kat fazla olduğunu kaydetti.

Organik tarımla çiftçinin dekardaki veriminin 5 katına çıkarıldığına dikkat çeken Ataiyibiner, “2 dağ köyünde hayata geçirilen ve dekardaki verimi 5 kat artıran organik tarım projesiyle yıllar önce köyden kente göç eden köylülerden bazıları, yeniden köylerine dönerek topraklarını ekip dikmeye başladı. Köyde herkes çok mutlu, yüzler gülüyor. Önümüzdeki yıllarda diğer köylerin de projeye dahil olmasıyla kentten köye göçün artacağını düşünüyoruz” diye konuştu.
Konya’da haftada bir gün organik ürün pazarı kurmayı düşündüklerini de söyleyen Ataiyibiner, organik ürün pazarının 2011 yılı Nisan ayından itibaren faaliyete geçebileceğini sözlerine ekledi.

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/16205165.asp

Bal Arıları Neden Ölüyor?

 

 

 

 

Amerikalı uzmanlar dünyanın dört bir yanında bal arılarının ölümüne yol açan esrarengiz hastalığa dair önemli bir ipucu yakaladıklarını söylüyorlar.Normal koşullarda sağlıklı arılar, genetik olarak kendilerini diğer hastalıklardan ve tarım zararlılarına karşı kullanılan kimyasal ilaçların yani pestisidlerin etkisinden korumak üzere hayati bir protein üretiyor. Uzmanlara göre hastalığa yol açan işte arıların, ribosom adlı bu proteini üretmesini engelleyen bir virüs olabilir.

Uzman ekip, sağlıklı arılar ile, Türkçeye, “koloni göçerten” diye çevrilebilecek CDD (colony collapse disorder) hastalığının yayıldığı kovanlardaki arıların hangi genetik özellikleri kullanıp, hangilerini kullanmadığını incelemiş.

2006 yılından bu yana ABD’deki balarısı nüfusu üzerinde yıkıcı bir etki yaratan CDD’nin dünyanın başka bölgelerindeki kayıpların da sebebi olduğu düşünülüyor.

Amerikalı bilim insanları National Academy of Science adlı dergide yayımlanan makalelerinde, arıların midelerindeki hücreleri DNA yapısı bakımından birbiriyle karşılaştırabilmek için moleküler biyolojide kullanılan bir yöntem olan Microarray Teknolojisi’nden yararlandıklarını söylüyorlar.

Illinois Üniversitesi’ne bağlı olarak çalışan ekibin başkanı May Berenbaum BBC’ye bu araştırmayı 2006 yılında yayımlanan arıların genom haritasıyla ilgili bir başka çalışmanın mümkün kıldığını söyledi.

Berenbaum, “Bu bilgi sayesinde, hasta ve sağlıklı arıların genlerini karşılaştırdık. Tabi arılarda tam 10bin ayrı gen var. Onun için her bir arıda bir çok farklı gen olabiliyor. Fakat, hastalıkla alakaları bakımından bunların çoğunu elemeyi başardık” diyor.

CDD ya da koloni göçerten hastalığı ile ilgili daha önceki çalışmalarda pestisid zehirlenmesi ve bazı hastalık yayıcı asalak bitlerin etkisi üzerinde durulmuştu.

Fakat Illinois Üniversite ekibinin arıların genleri üzerinde yaptığı karşılaştırmalı inceleme bunun somut kanıtlarını sunuyor ve hastalanan arılarda bir virüs nedeniyle pestiside karşı korunmayı sağlayan genlerin kullanılamadığını ortaya koyuyor.

Balarılarının Amerikan ekonomisine tek katkısı bal değil. Aynı zamanda polenlerin yayılmasında ana taşıyıcı rolüyle tarımda büyük önem taşıyorlar.

İlk kez 2006 yılında saptanan CDD hastalığı ülkedeki arı nüfusunun üçte birinin telef olmasına yol açtı.

Avrupa’dan da benzer kayıp haberlerinin gelmesiyle hastalığın küresel bir boyut kazandığı kaygıları arttı.

hastalığın, kovandan kovana küçük bir parazit bit tarafından yayılıyor olabileceğini de söylüyorlar.

http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2009/08/090825_honeybees.shtml

Buğdayda Gübreleme Nasıl Yapılmalıdır

Taban gübreleme yapmadan ekim yapmak ne derece verimlidir.Toprak Altı (taban) Gübre Kullanmadan Buğdaydan Yeterli Ürün Alınabilir mi?
YANIT: HAYIR  ALINAMAZAÇIKLAMA:
Ülkemizde temel gıda ürünlerimizin başında gelen buğday bitkisinde, bir dekardan alınan ürün miktarı ve ürünün kalitesi, üretici kazancı bakımından olduğu kadar ülkemiz ekonomisi bakımından da çok önemlidir. Ü2007 – 2008 buğday üretim döneminde, ülkemizde yağış yetersizliği (kuraklık) nedeni ile buğday veriminde büyük azalma meydana gelmiştir. Ülkemizde yıldan yıla değişmekle birlikte ortalama 10 milyon hektarlık alanda buğday yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bir yıl önce yaşanan kuraklığı dikkate alan bazı üreticiler, 2008 – 2009 buğday yetiştirme dönemi başlangıcında, gübre fiyatlarında beklenmedik değişimler nedeni ile toprak altı (taban) gübre kullanmadan veya çok az düzeyde taban gübre uygulayarak buğday ekimi yapmışlardır.

2008 – 2009 üretim sezonunda, yağışların beklentilerin aksine yeterli düzeyde olması nedeniyle, taban gübresi kullanmayan üreticiler taban gübre eksikliğini yaprak gübresi kullanarak telafi etmeye çalışmışlardır. Ancak yapraktan gübreleme hiçbir zaman toprak uygulamasının eksikliğini karşılamaz.

Taban gübresi kullanmayan bir kısım üreticiler ise sadece bir defa üst gübre kullanarak yeterli ürün almaya çalışmışlardır. Buğday üreticilerinin bu davranışlarını öğrenen TOROS Tarım 2008 – 2009 buğday üretim sezonunda üreticilere doğru bilgi vermek amacı ile “Taban gübresiz – Taban gübreli buğday denemesi” kurmuştur. Deneme Aydın ili Söke ovasında Durmuş NİZAM adlı üretici tarlasında yapılmıştır. TOROS’un planladığı bu çalışma Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü ile birlikte yürütülmüştür. Denemenin yapıldığı tarlada civar köy çiftçilerinin de gübresiz ve gübreli parsellerde farkı görebilmeleri için parsel büyüklükleri 10 dekar olarak belirlenmiş ve toplam 50 dekarlık alanda deneme yürütülmüştür. Denemeye uygulanan taban ve üst gübre çeşit miktarları ile elde edilen ürün miktarı aşağıdaki tabloda verilmiştir:

                                                                                                                                                                                                                                       �
2008 – 2009 üretim yılı sonbahar ve ilkbahar yağışlarının düzenli ve yeterli olması taban gübre ve üst gübre uygulanan parsellerde verimin beklenenin üstünde gerçekleşmesine neden olmuştur. Taban ve üst gübre verilmeyen parsel verimi bir yana bırakılacak olursa taban ve üst gübreyi yeterli miktarda kullanmak verimde %90 kadar bir artış sağlamıştır. Verimin yanında dane örneklerinde yapılmakta olan kalite analizlerinde de gübrelemenin olumlu etkisi görülecektir. Bu konuda bilgiler elde edildikçe sonuçlar verilecektir. (Kaynak: Prof. Dr. Habil ÇOLAKOĞLU)

2007 – 2008 üretim yılında yaşanan kuraklık ve düzensiz yağış nedeni ile özellikle buğday, arpa, yulaf, çavdar yetiştiriciliğinde verim düşüklüğünü yakından takip etmiştir. 2008 – 2009 yılında da aynı kuraklığın yaşanacağını var sayan üreticiler buğday ekim zamanında toprak altı gübrelerde meydana gelen beklenmedik fiyat yükselişleri ile taban (toprak altı) gübre kullanımında tereddüte düşmüşlerdir. Bir kısım üreticiler taban gübre kullanmadan ekim yapmış  bir kısmı taban gübre eksikliğini yapraktan gübreleme ile karşılamaya çalışmış ve bir kısmı da sadece bir üst gübre kullanarak bu üretim döneminde yeterli ürün almaya çalışmıştır. Ancak taban gübre kullanmayan üreticilerin verim ve kalitelerinde büyük düşüşler görülmüştür.

2008 – 2009 buğday üretim döneminde taban gübresiz – taban gübreli buğday denemesi kurmuştur. Deneme Aydın ili Söke ovasında 50 dekarlık tarlasında yapılmıştır. Deneme parsellerinin her biri 10 dekar büyüklüğündedir. Tabandan ve üstten uygulanan gübre miktar ve çeşitleri aşağıda tablo halinde verilmiştir. tablodan görebileceğiniz gibi hiç gübre kullanılmayan ve sadece bir kez üst gübre kullanılan parsellerden alınan ürün miktarı çok az durumdadır.

http://www.ziraatfakultesi.com/haber-bugdayda-gubreleme-nasil-yapilmalidir-t17.html