Monthly Archives: Temmuz 2011

Kenelerin Düşmanı Tavuk

Uzmanlar, tavukların, kenelerin çoğalmasını engellediğini söyledi. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Hastalığı’na yol açarak ölümlere neden olan keneler için en iyi çözümün tavuklar olduğu belirtildi. Uzmanlar, tavukların, kenelerin çoğalmasını engellediğini söyledi.Yaz aylarının gelmesi ile birlikte kene vakaları ülke genelinde artıyor. Özellikle, bu aylarda kene ısırıklarında artış meydana gelebildiğini kaydeden uzmanlar, doğal ortamda çalışanların ve piknikçilerin kene ısırıklarına maruz kaldığına dikkat çekiyor.

Son yıllarda insanların doğayla baş başa kalmasını imkansız hale getiren keneler için en iyi çözümün tavuklar olduğunu ifade eden uzmanlar, yapılan birçok incelemede keneleri yiyen tavukların herhangi bir sorun yaşamadığını kaydetti.

Öte yandan vücudu ısıran kenelerin ezilmemesi ve zorla çıkarılmasının zehiri vücuda yayacağını dile getiren uzmanlar, vücudun herhangi bir yerini ısıran kenenin uzman kişiler tarafından çıkarılması gerektiğine dikkat çekiyor.

http://www.yabantv.com/haber/7533-kenelerin-dusmani-tavuk.aspx

Tohumda Türk Devrimi

Atağa Geçen Yerli Tohum Üreticileri Yabancı Devlerin Kâbusu Oldu.Tohumlar artık sadece fidana değil, takıya da dönüştü. Çiftçi düğünlerinde fiyatları ile altını sollayan biber, soğan, domates tohumları takılmaya başlandı. Son dönemde karşılaşılan bu manzaralar işin magazin kısmı olsa da birkaç yıl öncesine kadar yabancı firmaların egemenliğinde olan tohumculuk sektörünün sessiz sedasız yaptığı atılımın en çarpıcı göstergesi. Yaptığı Ar-Ge yatırımları ile hibrit tohumda yabancı devlere kafa tutmaya başlayan Türk firmalarına karşı tohumculuğun kalesi olarak ün yapan İsrail bile gardını aldı. Çok değil birkaç yıl öncesine kadar ihracatı olmayan sektör 100 milyon dolarlık ihracata ulaştı. 500 milyon dolarlık ihracatın da ‘tohumları’nı attı.

Türk tohum piyasasında 480’e yakın firma faaliyet gösteriyor. Yerli firmaların yüzde 75’ine hâkim olduğu sektör, 1.5 milyar dolarlık bir hacme ulaştı. Sektörün 2023 hedefi ise bu rakamı 5 milyar dolara taşımak. Tohum sektörünün 40’a yakın ülkeye ihracat yaptığını açıklayan Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İlhami Aygun, “Geliştirdiğimiz ürünlerle artık İsrail amatör, biz süper ligdeyiz. İsrail, Türk firmalarına gizli ambargo uyguluyor” dedi. Yabancı firmaların güçlü yerli firmaları satın almak için harekete geçtiğini açıklayan Aygun, son bir yılda uluslararası firmaların 4-5 Türk şirketini satın aldığını anlattı.

Soğan tohumu olan köşeyi döndü

Tohum piyasası, borsayı ve altın piyasasını aratmıyor. Hibrit sebze tohum fiyatlarındaki artış dudak uçuklatıyor. Son yılın gözdesi ise soğan, salatalık, domates ve biber. Özellikle elinde soğan tohumu olan firmaların bu yıl 3 kat fazla kazandığı belirtiliyor. Küresel ısınmanın fiyatları arttırdığını belirten İntfa Tarım yetkilisi Cihat Akar, tohumlar için aylar öncesinden rezervasyonlar yapıldığını söylüyor.

Sektörden notlar:

. Bir tohum çeşidi için en az 10-15 yıl Ar-Ge faaliyeti yapılıyor.

. Sektördeki en eski firma 25 yaşında.

. Sektörde 5 bine yakın ziraat mühendisi, 30 bin de ara eleman istihdam ediliyor.

. Türkiye şu anda dünya tohum üretiminde ilk 15 içinde.

http://www.yabantv.com/haber/7504-tohumda-turk-devrimi.aspx

Tarıma 63 Destek

Tarım Bakanlığı destek sayısını 63’e Çıkardı.Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın destekler kapsamındaki çeşitlendirmesi, son yıllarda her geçen gün daha da artarak, daha önce varolmayan çok sayıda destek türü tarım sektörüne girdi. Bakanlığın verdiği tarımsal destekler son 9 yılda tür olarak yaklaşık 5 katlık bir artış sergiledi. 2002 yılında sadece 13 olan tarımsal destek sayısı, 2011 yılı itibarıyla 63 oldu. Yine, 2002 yılında toplam tarımsal desteklerin miktarı 1 milyar 868 milyon 856 bin TL iken, Temmuz 2011 itibarıyla ise bu destek 5,8 milyar TL’ye ulaştı. Yılsonuna kadar bu miktarın 6,3 milyar TL’ye ulaşması öngörülüyor. 

Böcek de var AR-GE De 

Bakanlığın destekleri arasında biyolojik mücadele için böcek dağıtımından kümeste telef olan hayvanların bedeline, ipek böceği desteğinden bombus arı dağıtımına, kaliteli gene sahip hayvan geliştirmeye destekten akredite veteriner çalıştırmaya desteğe kadar uzanan bir çeşitlilikte tarımsal destekler bulunuyor. Destek çeşitlerinin adları, uzun bir liste oluşturuyor. Bakanlığın destek çeşitlerinden bazılarının isimleri şöyle: Tarla Sulamada Kullanılan Elektrik Enerjisi Desteği, Fındık Söküm Tazminatı Desteği, Aspir Desteği, Kurufasulye Desteği, Mercimek Desteği, Nohut Desteği, Ar-Ge Desteği, Çiftlik Muhasebe Veri Ağı Desteği, Sertifikalı Tohum Kullanım Desteği, Patates Siğili Desteği

 Hayvana Hayat Sigortası 

Çay Budama Masrafları Desteği, Kümes Hayvanları Sigortası Desteği, Sera Sigorta Desteği, Hayvan Hayat Sigorta Desteği, Kurumsal Kapasite Geliştirme Desteği, Hayvan Gen Kaynakları Desteği, Gıda Güvenliği Desteği, Hastalıktan Ari Hayvan Tazminatı Desteği, Çıkma Tavuk Desteği, İtlaf Edilecek Kümes Hayvanları Desteği, Hayvan Kimlik Sistemi Desteği, Akredite Veteriner Desteği, Tiftik Üretim Desteği, Sağım Hijyeni ve Süt Kalitesi Desteği, Bombus Arısı Desteği, Arıcılık ve Bal Desteği, Alet ve Makine Desteği, İpek Böceği Desteği, Toprak Analiz Desteği, Dane Mısır Desteği, Gübre Desteği, Mazot Desteği, Kuraklık Desteği, Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetleri Desteği, Köy Bazlı Katılımcı Yatırım Programı Desteği, GAP İlleri Hayvancılık Desteği, Don Afeti Desteği

http://www.yabantv.com/haber/7476-tarima-63-destek.aspx

Arıların ‘Sır’lı Dünyası

Doğada çalışkanlıklarıyla ün yapan arılar, 42 günlük ömürlerinde, ”mucizevi besin” balı üretirken kat ettikleri mesafeler, iletişim becerileri, savunma mekanizmaları ve örnek yardımlaşmalarıyla dikkati çekiyor. AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, bal arılarının, ”bal”, ”bal mumu”, ”arı sütü”, ”arı zehiri”, ”polen” ve ”propolis” gibi insan sağlığı ve beslenmesi yönünden son derece değerli ürünleri üretmesi ve toplaması yanında doğal ve tarımı yapılan bitkilerde sağladığı tozlaşma hizmetleriyle de doğal denge ve tarımsal üretimde hayati önemi bulunuyor.

Bal arıları, herhangi bir yuvada koloni oluşturarak yaşamlarını sürdürür. Aile yaşamında iş bölümü, yardımlaşma ve çalışkanlık temel kurallarıdır. Bir bal arısı ailesi, ”ana arı”, ”işçi arı” ve ”erkek arı” olmak üzere, birinin görevini diğerinin yapamadığı üç farklı bireyi içerir.

”Bey” ya da ”kraliçe” olarak bilinen ana arı, ana arı hücresine bırakılan döllü bir yumurtanın larva döneminde, işçi arı olacak larvaya göre daha sık ve daha zengin gıda (arı sütü) ile özel beslenmesi sonucu yumurtadan yetişkine toplam 16 günde oluşur. Ana arı kolonideki en önemli birey olup, koloni verimliliği ve arıcının gelir düzeyi üzerinde doğrudan etkide bulunur. Tek görevi olan yumurtlaması sayesinde koloninin sürekliliğini devam ettirir.

Yumurtadan yetişkine toplam 21 günde oluşan işçi arılar, koloni için gerekli olan tüm işlerin yerine getirilmesinden sorumludur. İlkbahar ile sonbahar arısındaki aktif dönemde ömürleri 42 gün olan işçi arılar, ilk 21 günde kovan içinde iç hizmet arısı olarak temizlik, yavrunun ve ana arının beslenmesi, arı sütü salgılama, balın olgunlaştırılması, mum salgılayarak petek örme ve kovan girişinde bekçilik gibi görevleri üstlenir. Çıkıştan sonraki ikinci 21 günde ise dış hizmet arısı olarak nektar (bal özü), salgı, polen, su ve propolis toplarlar.

Yeni yetiştirilen ana arılarla çiftleşmeleri dışında herhangi bir görevi olmayan erkek arılar ise hazır tüketici konumundadır. Bu yüzden görevleri gereği ilkbaharda, özellikle oğul döneminde ana arı ve işçi arıların aksine, ana arının dölsüz yumurtlaması sonucu yumurtadan yetişkine 24 günde oluşur. Oğul mevsiminin bitmesine müteakip görevleri de bitmiş olacağından, yazın ve erken sonbaharda işçi arılar tarafından kovan dışına atılarak ölüme terk edilir. Erkek arılar, zehir bezi ve iğne gibi organlara sahip olmadığından kendilerini savunamaz.

-SAATTEKİ HIZLARI 50 KİLOMETREYE YAKLAŞIYOR-

Arıların başlarında gözleri, duyargaları ve beslenme organları bulunur. Baş, vücudun ikinci kısmı olan göğüse ince oynak bir boyunla bağlıdır. Göğüs ve karın, segment denilen halkalardan oluşur.

Arının petek şeklinde bir çift bileşik ve üç adet basit gözü vardır. Basit gözlerin her biri binlerce küçük üniteden oluşur. Bileşik göz, ana arıda 3 bin, işçi arıda 4 bin, erkek arıda 8 binden fazla basit gözün birleşmesinden meydana gelir.

Başta bir çift duyarga bulunur. Bunlar koku, tat ve dokunma hissetme duyularını sağlar. Duyargalar içerisindeki sinir uçları sayesinde duyularına ek olarak rüzgar hızını ve hava sıcaklığını da algılayabilirler. Arıların duyargaları o kadar hassastır ki, iki kilometre mesafeden balın kokusunu alırlar.

Göğüs, arının hareket merkezidir. Orta bacakları üzerinde polen fırçası denilen sert tüyler bulunur. Bunlar çiçeklerde bulunan polenin göğüsten ve ön bacaklardan arka bacaklara aktarılmasını ve arka bacaklarda bulunan polen sepetine toplanmasını sağlar. Bu polen sepetçikleri, polenin kovana taşınması görevini görür.

Kanatlar çok ince zar şeklinde olup iki çifttir. Uçuşta arka kanatlardaki kanca sayesinde ikisi birlikte çalışır, uçuşu ve uçuşu yönlendirmeyi de sağlar. Arının uçuş sırasındaki hızı saatte 50 kilometreye yaklaşır.

Arılar kendi hayatını tehlikede görmediği sürece insanı sokmaz. Arıların sokması, savunmalarının en son aşamasıdır. Önce sesle uyarırlar, daha sonra toplu halde gürültü yaparlar, hala tehlike hissederlerse hızla tehlike gelen yere doğru uçup çarparak korkutmaya çalışırlar, bu da olmazsa en son sokarlar. Arının iğnesi böceklere karşı savunma olduğundan sert kabuktan çıkabilir, insan ve hayvan etinden çıkmaz. İğnesi bağırsaklara bağlı olduğundan iç organları parçalanır ve telef olurlar.

-DAKİKADA 11 BİN 400 KEZ KANAT ÇIRPABİLİYORLAR-

Arıları diğer bazı hayvanlardan üstün kılan özelliklerinden bazıları şöyle:

– Bir kilo bal için 40 bin arının 6 milyon kez çiçeğe konması gerekir.

– Dünyanın en hızlı bilgisayarlarından biri saniyede 16 milyar aritmetik işlem yapabilir. Bal arısı ise aynı sürede daha az enerji harcayarak 10 trilyonluk işlem yapma kapasitesine sahiptir.

– 10 mikrovattan daha az enerji tüketen bal arısının beyni, günümüzde üretilen en verimli bilgisayardan 100 milyon kat daha üstündür.

– Bal arıları bir peteği doldurabilmek için 100 milyon çiçeğin nektarını toplayabilir ve 100 bin kilometre boyunca kanat çırpabilir.

– Bir koloninin bir kilogram bal üretebilmesi için dünyanın etrafını 6 kez dönmeye eşdeğer bir uçuş yapması, bir arının dünyanın çevresini dönmesi için yaklaşık 25 kilogram bal tüketmesi gerekir.

– Uçan bir arının her kilometrede, enerji için yarım miligram (gramın 2 binde biri) bala ihtiyacı bulunur. Bir arı bir litre balla 25 kilometre hızla ve saniyede 200-250 kez kanat çırparak 3 milyon kilometre kat edebilir.

– Kraliçe arının bir günde yumurtladığı yumurta ağırlığı, kendi ağırlığının 20 katına erişebilir.

– Arı, vücut ağırlığının 330 katı yük çekebilir.

– Bir petek gözünün derinliği 12 milimetre, duvarlarının kalınlığı ise milimetrenin 20’de biri kadardır. Buna rağmen bal ile doldurulduğunda petek hiçbir zarar görmez.

– Bir işçi arı, 42 günlük hayatı boyunca çay kaşığının 12’de biri kadar bal yapabilir.

– Bir bal arısı, bir seferlik polen toplama gezisinde 50-100 çiçeği ziyaret eder.

– Arılar, birbirleriyle dans ederek iletişim kurar. Bal arası dans ederek diğer bal arısına nektar ve polenin nerede olduğunu işaret eder.

– Arılar mavi rengi ayırt edebilir, ancak kırmızıyı, koyu gri ve siyah olarak algılar.

– Bal arıları dakikada 11 bin 400 kez kanat çırpar, bu da vızıltı sesinin nedenidir.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1161276&title=iste-arilarin-sirli-dunyasi&haberSayfa=1

Kaçak Avlanmanın Bedeli Ağır

Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Merkez Av Komisyonunca Koruma altına alınan hayvanları avlamanın cezası, bu yıl yapılan artışla 60 bin liraya kadar çıkıyor. Ceza bedeli en yüksek hayvanlar ise geçen yıllarda olduğu gibi Anadolu yaban koyunu ve pars. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre cezalar, yasak avlanmayla yaban hayatında ve ekosistemde meydana gelen tahribat ve eksilme nedeniyle, av hayvanı türlerine göre Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nca tespit ediliyor.

Cezalar belirlenirken, türlerin et değeri, söz konusu hayvanın bir adedinin üretimi ve doğaya yerleştirilmesi için yapılan masraf, üreme yeteneğinin kaybolmasıyla veya avlanan hayvanın doğadan eksilmesiyle yaşama ortamında meydana gelecek tahribat, yaban hayvanlarının tarım zararlılarıyla mücadeledeki faydalı fonksiyonları ve bu nedenle gelecekteki değer kaybıyla ekolojik dengedeki bozulma dikkate alınıyor. Cezalar, söz konusu hayvanları avlamanın dışında doğal hayatından uzaklaştırmayı da kapsıyor.

Karara göre, Anadolu yaban koyunu ve pars, ceza bedeli en yüksek hayvanlar olarak öne çıkıyor. Bir kısmı Karaman ve Nallıhan’da doğal yaşama bırakılan Anadolu yaban koyunları Konya Bozdağ’da koruma altında bulunuyor. En son 1974’te Ankara Beypazarı’nda görüldüğü iddia edilen Pars ise Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce varlığının kanıtlanması için foto-kapanlarla takip ediliyor.

Geçen yıla göre en yüksek artış parsta gerçekleşti ve pars avlamanın cezası 15 bin lira artırılarak 50 bin liraya çıkarıldı. Anadolu yaban koyunu için 50 bin lira olan ceza bedeli ise bu yıl alınan kararda 60 bin liraya yükseltildi.

Anadolu yaban koyunu ve parsın yanı sıra, alageyik, vaşak, karakulak, ayı, çengel boynuzlu dağ keçisi, porsuk, gelincik, kokarca, kakım, sincap, atmaca, doğan, tepeli pelikan, kelaynak, ince gagalı kervankuşu, orman horozu ve turnanın aralarında bulunduğu bazı türlerde av cezaları artırıldı.

Sırtlan, akdeniz foku, su samuru, yaban kedisi, tilki, yabani tavşan ve kurt gibi bazı türlerin avlanmasının ceza bedeli değişmezken, karaca, kızılgeyik, çakal, yaban domuzu ve sülün gibi bazı türleri avlayanlara verilecek cezalar geçen yıla göre düşürüldü.

-UYGULANACAK CEZALAR-

Bakanlık ve Merkez Av Komisyonunca koruma altına alınan bazı av ve yaban hayvanları ile bunları avlamanın cezaları şöyle:

Yaban koyunu, Anadolu Yaban Koyunu: 60 bin lira

Pars: 50 bin lira

Akdeniz foku: 8 bin lira

Sırtlan: 13 bin lira

Hatay Dağ Ceylanı: 6 bin 500 lira

Vaşak, karakulak: 6 bin lira

Alageyik: 25 bin

Kızılgeyik: 12 bin lira

Ayı: 19 bin lira

Yaban Keçisi: 12 bin lira

Çengel boynuzlu dağ keçisi: 15 bin lira

Ceylan: 5 bin lira

Karaca: 3 bin lira

Su samuru, yaban kedisi, sazlık kedisi: 3 bin 200 lira

Kurt, alaca sansar: Bin lira

Atmacagiller ve Doğangiller familyasındaki bütün türler: 7 bin 500 lira

Tepeli pelikan, mezgeldek, toy, yakalı toy: 3 bin 500 lira

Kelaynak, inge gagalı kervan çulluğu: 5 bin lira

Orman horozu, huş tavuğu, turnagiller: 2 bin 500 lira

Ak pelikan, flamingo, kuğular, leylekgiller: Bin 500 lira

Sülün: 350 lira

-AVLANMASINA İZİN VERİLENLER-

Kararda, koruma altında bulunun türlerin yanı sıra, Merkez Av Komisyonunca belirlenen sürelerde avlanmasına izin verilen türlere ilişkin cezalar da belirlendi. Buna göre, söz konusu türleri belirlenen zamanlar dışında avlayanlara uygulanacak cezalardan bazıları şöyle:

Tilki, ağaç sansarı, kaya sansarı, yabani tavşan, ada tavşanı: 500 lira

Yaban domuzu: 300 lira

Çakal: 200 lira

Kınalı keklik, kum kekliği, kaya kekliği, tahtalı üveyik, çulluk, su çulluğu: 350 lira

Ala karga, serçe: 150 lira

Kaya güvercini, sakarmeke, bıldırcın, kara tavuk: 300 lira

Ayrıca, atmacagiller ve doğangiller familyasındaki bütün türlerin yumurtalarını yasa dışı toplayanlara belirlenen tazminat bedelleri kadar ceza uygulanacak.

Tepeli pelikan, bıldırcın kılavuzu, dikkuyruk, flamingo, huş tavuğu, kelaynak, mezgeldek, paspaş patka, toy, yaz ördeği, küçük karabatak, ak pelikan, ördekgiller familyasındaki korunan diğer türler, balıkçıgiller familyasındaki bütün türlerde yüzde 50; diğer kuş türlerinin yumurtasını toplayanlara ise yüzde 10 oranında ceza verilecek.

 http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1160906