Monthly Archives: Temmuz 2011

Devlet, Proje Üretenlere Yıl Sonuna Kadar 310 Milyon TL Hibe Desteği Verecek

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), Avrupa Birliği (AB) fonlarından, Türkiye genelinde proje üreten yatırımcılara 31 Aralık’a kadar 310 milyon TL hibe desteği verecek. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Afyonkarahisar Koordinatörü Metin Şehitoğlu, bu desteğin proje sunan et üreten işletmelere, süt üreten işletmelere, etin işlenmesi ve pazarlanmasını yapan işletmelere, sütün işlenmesi ve pazarlamasını yapan işletmelere ve kültür balıkçılığı yapan işletmelere verileceğini söyledi. Afyonkarahisar İl Genel Meclisi (İGM) toplantısında meclis üyelerini bilgilendiren Şehitoğlu, TKDK olarak bu yıl 2 çağrıya çıktıklarını açıkladı.

İlk çağrıya 1 Temmuz tarihinde çıkıldığını hatırlatan Şehitoğlu, 1 Temmuz’da çıkan çağrının kısa dönemde yatırım yapmak isteyen proje sahiplerini öngördüğünü anlattı. İkinci çağrının da yatırımı daha uzun sürede yapmak isteyen işletme sahiplerinin başvurmalarını ön gören bir çağrı olduğunu kaydetti. Birinci ve ikinci çağrı dönemindeki toplam bütçenin, birinci çağrı döneminde olduğunu belirten Şehitoğlu, ikinci çağrının1 Ağustos’ta başlayacağını ve 15 Ağustos’ta sona ereceğini ifade etti. Şehitoğlu, birinci çağrı dönemi için 150 milyon, ikinci çağrı dönemi için de 160 milyon olmak üzere proje üreten kişilere toplam 310 milyon TL ödeneceğini bildirdi.

Afyonkarahisar’ın hayvancılıkta Türkiye genelinde 4. sırada ve bölgede de birinci sırada olduğunu aktaran Şehitoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Afyonkarahisar’ın bölgede veya Türkiye’de söz sahibi halinin devam ettirilmesi bizim açımızdan çok önemli. İlimiz açısından çok önemli. İlimiz Türkiye genelinde 4’ncü ve bölgede bir numara. Şayet biz bu işletmelerimizi AB standartlarında modernize edemezsek ve bu işletmeler çağın gereksinimlerine uyum sağlayamazsa yok olmaya mahkum olacaktır.  Onun için 310 milyon TL çok ciddi bir rakam. Bu para şu anda havuzda. Havuzda olan bu paranın illere dağılımı yok. Şu il bu kadar, şu il bu kadar alacak diye şart yok. Ne kadar kaliteli proje üretebilirsek Afyonkarahisar ili olarak bu paradan o kadar fazla alacağız.”

Pratikte 310 milyon TL’nin tamamını da Afyonkarahisar’ın alabileceğini aktaran Şehitoğlu, “Kalite proje üretmek şartıyla. Malumunuz ilçelerimizde ve il merkezimizde bazı hayvan işletmelerimiz şehir merkezinde kalmışlar. Bu hayvansal işletmelerin şehir merkezinden taşınması ve il dışında kontrollü ve modern bir şekilde üretime devam ettirilmesi açısından düşünülürse bu hibe fonları çok önem arz ediyor. Hem bu işletmelerin dışarıya çıkarılması hem şehir içinde bir kirliliğe neden olmaması açısından önem arz ediyor.” diye konuştu.

Beş kalemde verilecek hibe desteğinin Afyonkarahisar için tabiri caizse bitirim kalemler olduğuna değinen Şehitoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Zaten Afyonkarahisar’ın bu alanlarda çalışması var. Bu var olan potansiyeli modernize edecekler ve bu potansiyeli geliştirecekler. Bu işi inşallah koparabilirsek, ilimiz hayvancılıkta iddiasını devam ettiren bir il olmaya devam edecektir. Girişimciler hazırladıkları projeler onaylanırsa alacakları parayla sıfırdan tesis kurabilir. Mevcut tesislerini modernize edebilir. Süreç işliyor ve projelerin ödemeleri 31 Aralık 2011 tarihine kadar bitirilmiş olacak.

 http://yurthaber.mynet.com/detay/afyonkarahisar-haberleri/devlet-proje-uretenlere-yil-sonuna-kadar-310-milyon-tl-hibe-destegi-verecek/25290

http://www.tkdk.gov.tr/

Kalkınma Bakanlığı Kuruldu

 Hükümetçe belirlenen amaçlar doğrultusunda makro ekonomik, sektörel(sosyal ve iktisadi) ve bölgesel gelişme alanlarında, yerel düzeyde analiz ile çalışmalar yaparak kalkınma planı, orta vadeli program, yıllık programlar, stratejiler ve eylem planları hazırlamak. Bakanlıkların ve kamu kurum ile kuruluşlarının iktisadi, sosyal ve kültürel politikayı ilgilendiren faaliyetlerinde koordinasyonu sağlamak, uygulamayı etkin bir şekilde yönlendirmek ve bu konularda Hükümete müşavirlik yapmak.

Uluslararası kuruluşlarla iletişim içerisinde çalışarak ileriye dönük stratejiler geliştirmek ve topluma perspektif sağlayan politika önerilerini katılımcı bir yaklaşımla belirleyerek özel kesim için orta ve uzun dönemde belirsizlikleri giderici genel bir yönlendirme görevini yerine getirmek.

Kalkınma planlarının ve yıllık programların başarı ile uygulanabilmesi için ilgili kurum ve kuruluşların ve mahalli idarelerin kuruluş ile işleyişlerinin iyileştirilmesi konusunda görüş ve tekliflerde bulunmak. Kurumsal kapasiteyi her yönüyle geliştirme amacıyla gerekli her türlü işlem tedbiri almak, kurumsal stratejik yönetim ve planlama konularında merkezi uyumlaştırma ve yönlendirme fonksiyonunu gerçekleştirmek.

Kalkınma planlarının ve yıllık programların uygulanmasını izlemek, koordine etmek, değerlendirmek ve gerektiğinde kalkınma planlarında ve yıllık programlarda usulüne uygun değişiklikler yapmak.

Maliye, para, dış ticaret ve kambiyo politikalarının kalkınma planı ile yıllık programların hedefleriyle uyum içinde uygulanması konusunda Hükümete müşavirlik yapmak.

Özel sektör ve yabancı sermaye faaliyetlerinin plan hedef ile amaçlarına uygun bir şekilde yürütülmesini düzenleyecek teşvik ve yönlendirme politikalarının genel çerçevesini hazırlamak ve Hükümete teklif vermek.

Kalkınmada öncelikli yörelerin daha hızlı bir şekilde gelişmesini sağlayacak tedbirleri tespit ve teklif etmek, uygulamayı izlemek, koordine etmek.

Kalkınma planı ve yıllık programlardaki ilke ve hedeflere uygun olarak, uluslararası ekonomik kuruluşlarla ilişkilerin geliştirilmesinde, temas ile müzakerelerin yürütülmesinde gerekli görüş-tekliflerde bulunmak.

Bölgesel veya sektörel bazda gelişme programları hazırlamak.

Kalkınma ajanslarının koordinasyonunu sağlamak ve bunlarla ilgili iş ve işlemleri yürütmek.

Bilgi toplumuna ilişkin politika, hedef ve stratejiler hazırlamak, bu alanda kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri ile özel sektör arasındaki koordinasyonu sağlamak ve uygulamayı etkin bir biçimde yönlendirmek.

Mevzuatla bakanlığa verilen diğer görev ve hizmetleri yapmak.

-BAKANLIĞIN HİZMET BİRİMLERİ-

Merkez ve yurt dışı teşkilatından oluşacak Bakanlığın hizmet birimleri ise şunlar:

Yıllık Programlar ve Konjonktür Değerlendirme Genel Müdürlüğü

Ekonomik Modeller ve Stratejik Araştırmalar Genel Müdürlüğü

İktisadi Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü

Sosyal Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü

Bölgesel Gelişme ve Yapısal Uyum Genel Müdürlüğü

Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürlüğü

Yatırım Programlama, izleme ve Değerlendirme Genel Müdürlüğü

Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Hukuk Müşavirliği

Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı

Kurullar Sekretaryası Dairesi Başkanlığı

Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği

Özel Kalem Müdürlüğü

Kararnamede Yüksek Planlama Kurulu, Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulu ve Kalkınma Araştırmaları Merkezinin yapısıyla görevleri de yer aldı.

Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihte DPT’nin merkez ve yurt dışı teşkilatlarındaki çalışan personel ile her türlü taşınır taşıt araç gereç ve malzeme her türlü borç alacak, yazılı-elektronik kayıtlar ile dokümanlar Kalkınma Bakanlığına devredilmiş sayılacak.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1144521&title=kalkinma-bakanligi-kuruldu

Kadın Destekli Tarımsal Kalkınma Kooperatifi

Bitlis’te kadınlardan oluşan ilk tarımsal kalkınma kooperatifi, yapılan genel kurul toplantısı ile birlikte kuruldu. Başkanlığını Gül Gültekin’in yaptığı ve 40 bayan üyeden oluşan Bitlis Merkez Mahalleleri Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin amacının kadınları üretime kazandırarak, bu alanda kadınların da başarılı olabileceklerini göstermek olduğu vurgulandı. Genel Kurul toplantısı sonrası gazetecilere açıklamalarda bulunan Kooperatif Başkanı Gül Gültekin, Bitlis’teki kadınlardan oluşan kooperatifin kısa zamanda çok önemli projelere imza atacağını belirtti.

İş yok diye ağlayan anne profili yerine problem çözen ve üreten anne profilini çizeceklerini söyleyen Gütekin “Bitlis çok geniş bir arazi yapısına sahip. Tarıma elverişli olan bu araziler tembellik ve girişimcilik ruhu olmadığı için rantabl kullanılamıyor.Biz kadınlar bu ruhu kendimizde gördük ve bir araya gelerek Bitlis’in ilk kadın odaklı kooperatifini kurduk” diye konuştu. Gültekin amaçlarının kadın odaklı hayvancılık yaparak bölgedeki potansiyeli de gün ışığına çıkarmak olduğuna işaret ederek, “Bitlis’te neredeyse kırsalda basmadık alan bırakmadık. Alt yapımızı iyi oluşturarak, üretime yönelik çalışmalarımızı ve projelerimizi en kısa zamanda hayata geçireceğiz. Bu konuda Tarım ve Köy İşleri Müdürlüğü bizlere büyük destek oldu” şeklinde konuştu.

“30 KADINA 300 BÜYÜKBAŞ HAYVAN”

Gültekin üzerinde çalıştıkları proje ile 30 kadına 300 büyükbaş hayvan desteği alarak süt ve süt ürünleri üretiminde bir potansiyelle piyasaya girmek istediklerini de belirterek, “Kırsalda kadın erkeğin en büyük yardımcısı. Hatta birçok alanda erkekten daha çok iş yapıyor. Biz de bu gücü kendimizde görerek böyle bir yola çıktık. Bitlis’in ilk kadın odaklı kooperatifi olmamız nedeniyle de bizlere herkesin destek olacağına inanıyoruz. Biz ana olarak insan yetiştiriyoruz. Çocukları üretgen yetiştiren biz anneler geleceğinde üretken olması için çalışıyoruz. İş yok diye ağlayan anne profili yerine problem çözen ve üreten anne profilini çizeceğiz” ifadelerini kullandı.

Kooperatife tahsis edilmesini talep ettikleri yaklaşık 35 dönüm arazi üzerinde hayvancılık, süt sağım merkezi, işleme tesisleri ve mandıra gibi tesislerin kurulacağını da ifade eden Gül Gültekin, “Amacımız Bitlis’ten dünyaya süt ve süt ürünleri ihraç etmektir. Bu çalışmalarımızda Bitlis Eren Üniversitesi ile de ortak çalışmak istiyoruz. Görüşmelerimiz devam ediyor. Projemize destek vereceklerine de inanıyoruz. Biz sadece süt ve süt ürünleri ile kısıtlı kalmak da istemiyoruz. Arazinin bir bölümüne de sebze ve meyve üretmek istiyoruz. Bu konuda bizlere desteklerini esirgemeyen Tarım ve Köyişleri Müdürlüğü personelleri ile Bitlis Valisi Nurettin Yılmaz’a teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

http://www.birincikuvvet.com/haber/son%20dakika/bitlisin-ilk-kadin-destekli-tarimsal-kooperatifi-kuruldu/424139.html

KKKA Hastalığı Hakkında Bilgiler

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi`nden Korunmada ve Hastalığın Kontrolünde Yapılması Gereken Çalışmalar; Kırım-Kongo kanamalı ateşi (KKKA) etkeni virüs olan bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalığın etkeni olan virüsün taşıyıcısı olarak rol alan keneler, yabani hayvanlar, çiftlik hayvanları ve insanlar arasında virüsün taşınmasına ve çoğalmasına aracılık etmektedirler. Kırım-Kongo kanamalı ateşi doğal dengenin değişimiyle (iklim, bitki örtüsü, yabani hayvan sayısındaki artış vb.) doğrudan ilgili bir hastalıktır. Nitekim hastalığın ilk olarak tespit edildiği Kırım’da da hastalık doğal dengelerdeki değişiklik sonucunda ortaya çıkmıştır.

İnsanların girişi yasaklanan ve tarıma kapatılan bölgeler, birkaç yıl sonra tekrar tarıma açıldığında hastalık görülmeye başlamıştır. Doğal dengelerin bozulmasında ve buna bağlı olarak hastalığın görülmesinde sürekli avlanma yasağı veya kontrolsüz avcılık ve yayla yasağı gibi faktörlerin de önemli etkileri bulunmaktadır.

       Doğal hayatta yaban hayvanı sayısındaki artış, kenelerin kan emleri ve üremeleri için uygun ortamın oluşmasına zemin hazırlamakta olup bu durum, zaten çok fazla sayıda yumurta yumurtlama özelliği olan kene sayısının hızla artmasına sebep olmaktadır.

       Ülkemizde hastalıkla ilişkili bulunan kene türü yaban hayatı ile çok yakından ilişkilidir. Bu kene yaşama dönemlerinin bir bölümünde yaban hayvanlarından kan emerken, hayatının diğer evresinde özellikle çiftlik hayvanlarından kan emmektedir. Yoğun kene varlığının olması, insanların kenelerle daha çok karşı karşıya kalmaları anlamına gelmektedir. Virüsün, küçük odaklar şeklinde yaban hayvanları ile kene arasında devamlılığını sağladığına inanılmaktadır. Hastalık, yaban hayatı ile insanların iç içe olduğu bölgelerde kene sayısının artısına bağlı olarak çıkmaktadır. Ayrıca yerden beslenen kuşlar ile (keklik, çulluk, karga vb.) göçmen kuşların da kenelerin başka alanlara taşınmasında etkili olduğu bilinmektedir. Söz konusu kene kurak ve yarı kurak bozkır iklimini sevmekte ve genellikle bozkır ile diğer iklimlerin kesişme yerlerinde, kuru taban örtüsüne sahip bodur ormanlık (meşe, geven vb.) alanlarda yaygın olarak görülmektedir.

       Özellikle vadilerle çevrili dağlık alanların yamaçları, yaban hayvanlarının daha sık dolaştığı alanlar olduğundan keneler açısından hayli zengin bölgelerdir. Yaban hayvanları ile evcil hayvanların karşılaşmaları veya gece gündüz farkı da olsa aynı veya yakın alanları kullanmaları ile evcil hayvanlara kene geçişi olmakta ve virüs için yeni çoğalma alanları oluşmaktadır. Evcil hayvanlara yapışmak suretiyle beslenen enfekte kenelerin yumurtalarıyla, otlaklar ile hayvanların yaşadığı diğer alanlar da riskli alanlar haline gelebilmektedir.

       Virüsler hayvanlarda genellikle belirti veren bir hastalığa yol açmamaktadır. Hasta insanların kanlarıyla kontrolsüz temas ile insandan insana hastalığın geçmesi de söz konusudur. Hastalığın tedavisinde uygulanabilecek etkililiği bilimsel olarak ispatlanmış bir ilaç ile yine etkinliği bilimsel çevrelerce kabul görmüş uygulanabilir bir aşı mevcut değildir. Bazı Doğu Avrupa ülkelerinde geçmişte kullanılan KKKA aşıları da uygulanabilir olarak görülmemiştir.

       KKKA hastalığının kontrolünde bilinçli korunma tedbirlerinin alınması hayli önem kazanmaktadır. Epidemilerin kontrolünde, kişisel korunma önlemlerinin alınması ve kene sayısının azaltılması amaçlanmaktadır.
 

KİŞİSEL KORUNMA TEDBİRLERİ

       Kişisel korunma önlemleri KKKA riski olmasa bile, kenelerle bulaşabilen diğer hastalıklardan da korunmak için her zaman uygulanması gereken hususlardır.

-Kene riski olan yerlerde bulunulduğunda, vücudu tamamen örtecek giysiler giyilmeli ve açık renkli elbiseler tercih edilmelidir.

-Kenelerin vücuda girebileceği açıklıkların kapatılması önemlidir (Pantolon paçalarının çorap içine konulması, çizme giyilmesi vb.).

-Kırsal alanlara gidildiğinde vücudun açıkta kalan kısımlarına repellent olarak bilinen böcek kovucu maddelerin sürülmesi, kenelerin birkaç saat vücuda yaklaşmalarını engellemektedir.

-Dış elbiselere, yıkamaya da dayanıklı olan, etki süresi uzun kene öldürücü ilaçlar (insektisit) sürülmesi etkili bir korunma aracı olabilmektedir.

-Vücut kene yönünden sık sık kontrol edilmeli, kene varsa bir pens veya cımbızla, kenenin deriye yapıştığı yerden tutulup sağa sola oynatılarak çivi çıkarır gibi çıkarılmalıdır. Kene vücuttan ne kadar kısa sürede çıkarılırsa hastalık riski de o kadar azalmaktadır.

Keneyi vücuttan uzaklaştırma konusunda bilgi sahibi olmayanlar dışında, vücuda yapışmış kenenin uzaklaştırılması için sağlık kurulusuna başvurmaya gerek bulunmamaktadır. Vücuttan kene uzaklaştırmak usulünce yapıldığı takdirde kolayca ve risksiz yapılabilecek bir işlemdir. Kene çıkarıldıktan sonra kenenin yapıştığı yere tentürdiyot gibi antiseptik maddeler sürülmelidir. Vücuduna kene yapışan kişiler 10 gün kadar ani başlayan ateş, bas ağrısı, yoğun halsizlik, bulantı ve kusma gibi şikâyetler yönünden kendilerini izlemeli, böyle bir şikâyetin olması durumunda en yakın sağlık kurulusuna başvurmalıdır.
-Vücuttan uzaklaştırılan keneler çamaşır suyu, alkol veya insektisit içine atılarak öldürülmelidir.

-Vücut üzerindeki keneler öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır.
-Keneleri vücuttan uzaklaştırmak amacıyla üzerlerine sigara basmak veya kolonya ve gazyağı dökmek gibi yöntemlere başvurulmamalıdır.
-İnsanların veya hayvanların kanlarına korunmasız temas edilmemelidir.
 

KENE SAYISININ AZALTILMASINA YÖNELİK TEDBİRLER

-Hastalığın bulaşmasından birincil derecede sorumlu olduğu bilimsel olarak da ortaya konmuş olan kenelerin son konaklarının özellikle sığırlar başta olmak üzere çiftlik hayvanları olması dolayısıyla, bu hayvanlarda kene mücadelesi yapılması gerekir.
-Bu mücadelenin hayvancılıkla uğraşan vatandaşlara bırakılmadan, risk altındaki tüm bölgelerde kontrollü ve es zamanlı bir şekilde, kampanya tarzında yapılması önemlidir.
-Kene sayısını kontrol altına almak amacıyla çevreye yönelik geniş ilaçlama yapılması gerekli görülen bir uygulama değildir. Keneleri doğadan tamamen yok etmek de mümkün değildir. Ayrıca, yoğun ilaçlamaların doğal dengelerin bozulmasına ve yeni problemlerin ortaya çıkmasına yol açabileceği de unutulmamalıdır.
-Park ve mesire yerleri gibi dar alanlarda ise çok yoğun kene olması durumunda, çevreye ve halk sağlığına yönelik etkileri iyi bilinen insektisit ilaçların uzmanların kontrolünde yapılması faydalı olabilir.

http://www.giresunsaglik.gov.tr/haber_detay.asp?haberID=272

Patatesin Tatlısı Daha Sağlıklı

Uzmanlar, tatlı patatesin besin değerinin beyaz patatesten daha fazla olduğuna dikkat çekerken, tatlı patatesin antioksidanlarla dolu olduğunu, beta karoten, C vitamini, E vitamini içerdiğine dikkat çektiler. Alabama’daki Tuskegee Üniversitesinde görev yapan beslenme ve tatlı patates uzmanı Adelia Bovell-Benjamin, yiyeceklerin kilo almaya etkisinin hazırlanma şekilleriyle de ilgili olduğuna dikkat çekerek, insanların tatlı patatesi kızartmak yerine fırında pişirmeyi ya da haşlamayı tercih ettiği için de daha sağlıklı olduğunu belirtiyor.
 

Tatlı patates antioksidanlarla dolu

Aynı şekilde pişirildiklerinde renkli yiyeceklerin avantajlı olduğunu söyleyen Bovell-Benjamin, tatlı patatesin antioksidanlarla dolu olduğunu vurgulayarak, tatlı patatesin beta karoten, C vitamini, E vitamini, antioksidan özelliğe sahip antosiyanin ve tatlı patateste depolanan bir protein olan sporamin içerdiğine dikkat çekiyor.
 

“Antipksidan, kalp hastalığı ve kanser riskini azaltıyor”

Los Angeles Times’ın yansıttığı haberde, araştırmaların antioksidan yönünden zengin olan besinleri tüketmenin kalp hastalığı ve kanser gibi kronik hastalıkların gelişmesi riskini düşürebildiğine işaret ettiği belirtiliyor.
 

“Tatlı patates daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar”

Aynı zamanda, tatlı patatesin kan şekerinin hızlı bir şekilde yükselmesine neden olan glisemik indeks oranının beyaz patatesten daha az olduğu belirtilerek, düşük glisemik indeksli besinlerin kan şekerinin hızlı bir şekilde yükselmesine neden olmadığı için pankreası fazla çalıştırmadığı ifade ediliyor.
 

“Kızartılmış patates felç riskini de yükseltiyor”

Bonnie Liebman adındaki bir beslenme uzmanı da, benzer şekilde kızartılmış patatesin alınan kalori ve tuz miktarını yükselttiğini ifade ederek, yüksek oranda tuz tüketiminin yüksek kan basıncı, kardiyovasküler hastalıklar ve felç riskini arttırdığını vurguluyor.

“Patatesin beyazı da tatlısı da aynı besin değerine sahip”

Haberde, ancak bir karşılaştırılma yapıldığında iki patates türünün de benzer olduğu vurgulanarak, bir porsiyon (100 gram) beyaz patateste, 92 kalori, 21 gram karbonhidrat, 2.3 gram diyet lifi, 2.3 gram protein ve günlük önerilen C vitaminin yüzde 17’sinin olduğu ve tatlı patatesteki miktarların da benzerliğine dikkat çekiliyor.

Bir porsiyon tatlı patateste de, 90 kalori, 21 gram karbonhidrat, 3 gram diyet lifi, 2 gram protein ve günlük önerilen C vitaminin yüzde 35’sinin olduğu ifade ediliyor.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=258530