Monthly Archives: Ağustos 2012

Suyun Yönetimi Havza Bazında Yapılacak

Su Yönetimi Genel Müdürü Cumali Kınacı, su kaynakları konusunda havza bazında yönetime geçileceğini belirterek, bu gerçekleştiği takdirde su ile ilgili yatırımların daha sağlıklı inşa edilebileceğini söyledi. Su Yönetimi Genel Müdürü Cumali Kınacı, Türkiye genelini, coğrafi şartları göz önüne alarak 25 ayrı nehir havzası olarak bölgelendirdiklerini, bunlardan 11’inde daha önce havza koruma eylem planı hazırlandığını, 14’üne ilişkin çalışmaların ise devam ettiğini aktardı. Havza koruma eylem planlarında, ilk olarak o bölgeye ilişkin yapılaşmadan sosyal ve ekonomik duruma, suyun akışı ve debisinden bölgedeki kirlilik oranına kadar mevcut durumun ortaya konulduğunu ifade eden Kınacı, kirliliğe neden olan etkenlerin havza ve su kaynakları üzerindeki etkisinin hesaplanmasının ardından alınması gereken önlemlerin ortaya konulacağını dile getirdi.

Şu anda bunun önemli bir kısmının tamamlandığını aktaran Kınacı, ”Ancak biz yatırımcı ve yaptırımcı bir kuruluş olmadığımız için bunu yatırım ve yaptırıma dönüştürmek gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalara 11 havza için başladık. Yapılması gereken yatırımlar neler, bu yatırımlar nasıl finanse edilecek, hangi kurum ve kuruluş tarafından takip edilecek, bununla ilgili bir çalışma yapıyoruz. Bunu Yüksek Planlama Kurulu’ndan geçirmeyi istiyoruz. Yüksek Planlama Kurulu’ndan geçtikten sonra bunun yaptırım gücü olacak. Hedefimiz bu” dedi.

Bundan sonraki aşamanın ise Havza Yönetim Planı hazırlamak olduğunu ifade eden Kınacı, Büyük Menderes Nehri ilk olmak üzere buna 2013 yılında başlanacağını kaydetti.

‘Su ile ilgili yatırımlar daha sağlıklı inşa edilecek’

Havza yönetim planlarında, havzalardaki suyun nasıl yönetileceğine, bununla ilgili idari yapı ile izleme ve denetimin nasıl olacağına ilişkin esasların belirleneceğini anlatan Kınacı, ”Zor olan bizim için o. Çünkü bu idari yapıyı değiştirmeyi gerektiriyor” ifadesini kullandı.

Şu anda iller arasında bu konuda mücadele olduğunu aktaran Kınacı, ”Eğer havza bazında yönetime geçecek olursak böyle problemler kalmayacak ve bir bütün olarak düşünülecek. Bir bütün olarak düşünüldüğü zaman su ile ilgili yatırımlar daha sağlıklı inşa edilecek, daha sağlıklı karar verilecek” diye konuştu. Havza bazında yönetimin, tüm tarafların temsil edilebildiği bir yönetim olacağına dikkati çeken Kınacı, bunların kendi aralarında tartışarak karar alacaklarını söyledi.

Şu anda su konusunda çalışan kurum veya kuruluşların öncelikle kendi ihtiyaçlarını göz önünde bulundurduklarını kaydeden Kınacı, havza bazında yönetimde ise su kaynaklarının optimum kullanımının ne olacağına da karar verileceğini, kurum ve kuruluşların tüm ihtiyaçlarının birlikte değerlendirileceğini belirtti.

‘Su Kanunu’nun çıkması gerekiyor’

Havzayı bir bütün olarak yönetmeyi hedeflediklerini, bunun için de Su Kanunu’nun çıkartılması gerektiğini kaydeden Kınacı, şöyle devam etti: ”Su Kanunu ile ilgili altyapı çalışmalarını tamamladık. Bakanlık içerisindeki kurum ve kuruluşlardan görüş alındı. Şu anda Bakan Beye sunulmuş durumda. Sayın Bakan onayladıktan sonra tüm kamuoyunun görüşüne açacağız. Daha önce kamuoyunun bazı kesimlerinden görüş alındı. Ancak bunu tüm kamuoyuna duyuracağız, web sayfasından ilan edeceğiz ve bütün görüşleri alacağız. Kesin bir karar vermeden önce bir çalıştay yapmayı istiyoruz. Bütün tarafları bir araya toplayıp bunların bir ortamda tartışmasını sağlamak istiyoruz. ‘Tartışma ortamında daha sağlıklı bir sonuç çıkar’ diyoruz.”

Her havza için Havza Bazında Yönetim Kurulları oluşturulacağını ve bunların esaslarının daha sonra alt mevzuat ile belirleneceğini aktaran Kınacı, ”Şu anda Su Kanunu’nun öncelikle bir çerçeve yasa olarak bunun önünü açması gerekiyor. Mevcut yasal durum ile havza bazında yönetime geçmemiz mümkün değil” dedi.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=361452

http://www.haberler.com/atik-su-dezenfekte-edilerek-tarimda-kullanilacak-3899807-haberi/

Muhtarlara Ekoturizm Bilgilendirmesi

İlimiz Ekoturizmini geliştirme toplantısı dün Vali Dursun Ali Şahin’in de katılımıyla Valilik Konferans salonunda yapıldı. Giresun’daki ekoturizm potansiyelinin muhtarlara anlatılması ve yeni ekoturizm köylerinin belirlenmesi amacıyla yapılan toplantıda konuşan Vali Şahin, Bulancak’ın İnece ve Piraziz’in Şeyhli Köyleriyle başlayan ilimiz köylerinin ekoturizme kazandırılması çalışmalarının önemine değindi ve  bu alanda Türkiye’de bir ilkin gerçekleştirildiğini söyledi. Vali Şahin, “Daha önce Türkiye genelinde pek çok yerde ev pansiyonculuğunun çeşitli örneklerini görmüştük. Ama bir köyün turizme açılması Türkiye’de bir ilk, hiçbir yerde örneği yok.İnece ve Şeyhli ile başladığımız bu işi diğer ilçelerimizin köylerine de yayacağız. İnece ve Şeyhli bu anlamda örnek köy olacak.

Örnek köy olan İnece ve Şeyhli’de binalar boyanacak, yolları yapılacak. İnece’nin köy meydanına fıskiye yapacağız. Şeyhli’nin  merkezine çeki düzen vereceğiz. Gelişi güzel kahvehaneleri yeni bir şekil vereceğiz. Amaç turist çekebilmek için farkındalık oluşturmak. Farkındalık yaratalım ki başkaları ziyarete gelsin. Bu farkındalığı gelenek göreneklerimize  bağlı kalarak doğa turizmi ile yapmaya başladık. Şu an 2 ilçemizin köyünde başlayan bu farkındalığı tüm ilçe ve köylerine yaymalıyız. Bu yolda merdivenleri adım adım çıkacağız. Yeterki köylerinizde birliktelik olsun. Köylerinizdeki farkındalığı hep birlikte el ele ortaya koyacağız” diyerek muhtarların yapılacak olan bu çalışmalarda gönülden katılımlarını istedi. Muhtarlardan bu konuda söz alan Vali Şahin, köylerin ekoturizme açılması çalışmalarının diğer ilçelerde de yaygınlaştırılması talimatını verdi.

Marka Kent Giresun Ekibinin koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Metin Çelik de ekoturizmin dünyada yaygın olduğuna değinerek önemli bir kalkınma hamlesi olduğunu söyledi. Türkiye’nin turizmde ciddi bir ivme kazandığına değinen Çelik, Türkiye’de marka olmak ve aynı zamanda iyi gelir elde etmek için nasıl bir yol izlemeliden yola çıkarak deniz ve güneş turizmine alternatifler üretildiğini söyledi. “Bu alternatiflerden biride ekoturizm” diyen Çelik, “Bu anlamda ilk olarak Bulancak ve Piraziz ilçelerini belirledik. İnece ve Şeyhli  köylerinde başladığımız işi diğer köylerimize de yayacağız. İlk olarak daha öncede belirlenen ekoturizim potansiyeli olan köylerimizi 10’a çıkarıp doğa, botanik  turizmine kazandıracağız.” şeklinde konuştu. Toplantı sonunda köylerini ekoturime kazandırmak isteyen istekli muhtarlar belirlendi.  Toplantıya Vali Dursun Ali Şahin’in yanı sıra Piraziz Kaymakamı ile Bulancak ve Piraziz ilçelerinin köy ve mahalle muhtarları katıldı.

http://giresun.gov.tr/HaberDetay.aspx?HaberId=10625

http://ekoturist.com/

Yılda 1 Milyon Akvaryum Balığı Üretiliyor

Türkiye’nin en çok üretim yapan işletmelerinden olan Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü’nde 18 çeşitte yılda yaklaşık 1 milyon akvaryum balığı üretiliyor. Enstitü, yılda ortalama 1 milyon akvaryum balığı üreterek, Türkiye’ye ithal edilen akvaryum balığının azalması için gayret gösteriyor. Enstitü Müdürü Doç. Dr. Yılmaz Emre, enstitülerinde doğuran balık türlerinde 18 çeşit akvaryum balığı ürettiklerini söyledi. Türkiye’nin en büyük akvaryum balığı üreticilerinden birisi olduklarını ifade eden Emre, enstitünün internet sitesinden satış ilanı verdiklerini ve perakende satış yaptıklarını belirtti.

Doç.Dr. Yılmaz Emre, Türkiye’de akvaryum balığı üretiminde iddialı bir konumda olduklarına dikkati çekerek, enstitülerinin Türkiye’de özel sektör de dahil olmak üzere en çok üretim yapan işletmeler arasında olduğunu vurguladı.

Talep görmeyen balık türlerini üretmediklerini belirten Emre, piyasadan talep gelmesi durumunda ise yeni türleri alıp karantinadan geçirdikten sonra üretebileceklerini kaydetti.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD1722_yilda-1-milyon-akvaryum-baligi-uretiliyor.html

Kansızlığa Karşı Pekmez, Kuru Siyah Üzüm Tüketin

İç Hastalıkları Uzmanı Dr.Yalçın Ünlü, anemi olarak isimlendirilen kansızlığın; iştahsızlık, solukluk, dilde yanma, kızarma, ağrı, çarpıntı, eforla nefes daralması, baş dönmesi, kulak çınlaması, halsizlik, çabuk yorulma, tırnaklarda kolay kırılma ve kaşık tırnak, saçlarda incelme, kolay dökülme, sinirlilik ve tembellik gibi belirtilerle ortaya çıktığını söyledi. Ünlü, bu hastalarda toprak, kül, kil, kahve telvesi yeme isteği olduğuna dikkati çekerek. “Tedavide, demirden zengin gıdalarla beslenmek önemli. Demirden zengin gıdalar ise, kırmızı sakatatlar (dalak, karaciğer), kırmızı et, balık, kümes hayvanları, yumurta sarısı, kabuğundan ayrılmamış tahıllar, pekmez, kuru siyah üzüm, ıspanak, maydanozdur.” dedi.

KANSIZLIK HASTALIK DEĞİLDİR   Acıbadem Kayseri Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yalçın Ünlü, hemoglobin (Hb) değerinin erkekte 13g/lt, kadında 12g/lt, çocuklarda yaşa göre 11-12 g/lt’nin altında olmasının ‘anemi’ olarak kabul edildiğini ifade etti. Türkiye’de kadınların yüzde 35’i, gebelerin yüzde 50’si, erkeklerin yüzde 20‘si, çocukların yüzde 40’ının anemik olduğunu belirten Uzman Dr. Yalçın Ünlü, şu bilgileri verdi: “Kansızlık bir hastalık değil, hastalıkların yol açtığı bir belirtidir. Alyuvarların (kırmızı kanın) görevi yapısındaki hemoglobin sayesinde akciğerden aldığı oksijeni dokulara taşımak, metabolizma sonucu dokularda oluşan karbondioksidi akciğere taşıyarak solunumla dışarı atılmasını sağlamaktır. Kırmızı kan kemik iliğinden yapılır. Hemoglobin yapımında demir, B12 vitamini, folik asit, bakır, kalsiyum, çinko, kobalt, C vitamini gibi maddelere ihtiyaç vardır. Damarlarda dolaşan kırmızı kanın ömrü 120 gündür. Bu süre sonunda dalak, karaciğer, kemik iliği hücreleri tarafından dolaşımdan temizlenir. Kandaki yapım – yıkım arasındaki dengenin yapım aleyhine azalması anemiye neden olur.”

BESLENME NORMAL İSE PROBLEM YOK   Dr. Yalçın Ünlü, kansızlığa neden olan temel mekanizmayı şöyle sıraladı; Alyuvarların yetersiz üretimi. Kanamaya bağlı alyuvar kaybı. Alyuvarların dolaşımda aşırı yıkımına neden olur. En sık görülen kansızlık çeşitleri; demir eksikliği anemisi (Kansızlıkların yüzde 90’ını oluşturur.) Kanamaya bağlı olanlar. Vitamin B12 eksikliği. Folik asit eksikliği ve diğerleri şeklinde sıralanır.” “Hb yapımında yer alan demirin eksikliği ile kansızlık oluşur” diyen Dr. Ünlü, gıda ile günde 50 mgm demir alındığını, günlük ihtiyacın ise 1 mgm olduğunu ifade etti. Ünlü, “Beslenme yeterli ve dengeli ise, emilim normalse, aşırı demir kaybı yoksa, demir eksikliği anemisi oluşmaz. Gastrit, cerrahi girişimle midenin alınması veya küçültülmesi mide asidini azalttığı için demir emilimi azalır. Kronik ishal, kolit, hemoroid, mide-bağırsak ülserleri, tümörleri, aşırı adet, rahim tümör kanamaları, gebelik, emzirme anemiye sebep olur.” dedi.

 http://www.tarimsalhaber.com/teknik-bilgiler/kansizliga-karsi-pekmez-kuru-siyah-uzum-tuketin-h4267.html

Manda Nesli Korunuyor

Eti ve sütü değerli mandaların neslini koruyacak proje Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı desteğiyle hayata geçti. Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Veteriner Fakültesi’nin manda neslinin korunması için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın desteğiyle başlattığı proje hayata geçti. Projeyle Türkiye’de sayıları 85 bine kadar düşen manda neslinin korunması, et ve süt veriminin artırılması hedefleniyor. 1982 yılında 1 milyon olan manda sayısının, 2010’daki sayımda 85 bine kadar düştüğü belirlendi. Bunun üzerine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca teşvik paketi oluşturuldu. Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Veteriner Fakültesi de manda yetiştiriciliğinin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla proje geliştirdi.

Türün sürdürülebilirliğini sağlamak için Türkiye’nin 4 bölgesinden toplanan 173 baş manda, fakültenin Afyonkarahisar-Konya yolundaki çiftliğinde toplanarak yetiştiriciliğine başlandı. Projenin koordinatörlüğünü yürüten AKÜ Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emine Hesna Kandır, ”Modern Manda Yetiştiricilik Sistemi” projesi kapsamında kurulacak tesisin, Türkiye’de manda yetiştiriciliğinde örnek bir tesis olacağını söyledi. Doç.Dr Emine Hesna Kandır, projeye Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca yüzde 50 hibe desteği verildiğini anlattı.

 http://www.tarimtv.gov.tr/HD1709_manda-nesli-korunuyor.html