Su Yönetimi Genel Müdürü Cumali Kınacı, su kaynakları konusunda havza bazında yönetime geçileceğini belirterek, bu gerçekleştiği takdirde su ile ilgili yatırımların daha sağlıklı inşa edilebileceğini söyledi. Su Yönetimi Genel Müdürü Cumali Kınacı, Türkiye genelini, coğrafi şartları göz önüne alarak 25 ayrı nehir havzası olarak bölgelendirdiklerini, bunlardan 11’inde daha önce havza koruma eylem planı hazırlandığını, 14’üne ilişkin çalışmaların ise devam ettiğini aktardı. Havza koruma eylem planlarında, ilk olarak o bölgeye ilişkin yapılaşmadan sosyal ve ekonomik duruma, suyun akışı ve debisinden bölgedeki kirlilik oranına kadar mevcut durumun ortaya konulduğunu ifade eden Kınacı, kirliliğe neden olan etkenlerin havza ve su kaynakları üzerindeki etkisinin hesaplanmasının ardından alınması gereken önlemlerin ortaya konulacağını dile getirdi.
Şu anda bunun önemli bir kısmının tamamlandığını aktaran Kınacı, ”Ancak biz yatırımcı ve yaptırımcı bir kuruluş olmadığımız için bunu yatırım ve yaptırıma dönüştürmek gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalara 11 havza için başladık. Yapılması gereken yatırımlar neler, bu yatırımlar nasıl finanse edilecek, hangi kurum ve kuruluş tarafından takip edilecek, bununla ilgili bir çalışma yapıyoruz. Bunu Yüksek Planlama Kurulu’ndan geçirmeyi istiyoruz. Yüksek Planlama Kurulu’ndan geçtikten sonra bunun yaptırım gücü olacak. Hedefimiz bu” dedi.
Bundan sonraki aşamanın ise Havza Yönetim Planı hazırlamak olduğunu ifade eden Kınacı, Büyük Menderes Nehri ilk olmak üzere buna 2013 yılında başlanacağını kaydetti.
‘Su ile ilgili yatırımlar daha sağlıklı inşa edilecek’
Havza yönetim planlarında, havzalardaki suyun nasıl yönetileceğine, bununla ilgili idari yapı ile izleme ve denetimin nasıl olacağına ilişkin esasların belirleneceğini anlatan Kınacı, ”Zor olan bizim için o. Çünkü bu idari yapıyı değiştirmeyi gerektiriyor” ifadesini kullandı.
Şu anda iller arasında bu konuda mücadele olduğunu aktaran Kınacı, ”Eğer havza bazında yönetime geçecek olursak böyle problemler kalmayacak ve bir bütün olarak düşünülecek. Bir bütün olarak düşünüldüğü zaman su ile ilgili yatırımlar daha sağlıklı inşa edilecek, daha sağlıklı karar verilecek” diye konuştu. Havza bazında yönetimin, tüm tarafların temsil edilebildiği bir yönetim olacağına dikkati çeken Kınacı, bunların kendi aralarında tartışarak karar alacaklarını söyledi.
Şu anda su konusunda çalışan kurum veya kuruluşların öncelikle kendi ihtiyaçlarını göz önünde bulundurduklarını kaydeden Kınacı, havza bazında yönetimde ise su kaynaklarının optimum kullanımının ne olacağına da karar verileceğini, kurum ve kuruluşların tüm ihtiyaçlarının birlikte değerlendirileceğini belirtti.
‘Su Kanunu’nun çıkması gerekiyor’
Havzayı bir bütün olarak yönetmeyi hedeflediklerini, bunun için de Su Kanunu’nun çıkartılması gerektiğini kaydeden Kınacı, şöyle devam etti: ”Su Kanunu ile ilgili altyapı çalışmalarını tamamladık. Bakanlık içerisindeki kurum ve kuruluşlardan görüş alındı. Şu anda Bakan Beye sunulmuş durumda. Sayın Bakan onayladıktan sonra tüm kamuoyunun görüşüne açacağız. Daha önce kamuoyunun bazı kesimlerinden görüş alındı. Ancak bunu tüm kamuoyuna duyuracağız, web sayfasından ilan edeceğiz ve bütün görüşleri alacağız. Kesin bir karar vermeden önce bir çalıştay yapmayı istiyoruz. Bütün tarafları bir araya toplayıp bunların bir ortamda tartışmasını sağlamak istiyoruz. ‘Tartışma ortamında daha sağlıklı bir sonuç çıkar’ diyoruz.”
Her havza için Havza Bazında Yönetim Kurulları oluşturulacağını ve bunların esaslarının daha sonra alt mevzuat ile belirleneceğini aktaran Kınacı, ”Şu anda Su Kanunu’nun öncelikle bir çerçeve yasa olarak bunun önünü açması gerekiyor. Mevcut yasal durum ile havza bazında yönetime geçmemiz mümkün değil” dedi.
http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=361452
http://www.haberler.com/atik-su-dezenfekte-edilerek-tarimda-kullanilacak-3899807-haberi/
Türkiye’nin en çok üretim yapan işletmelerinden olan Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü’nde 18 çeşitte yılda yaklaşık 1 milyon akvaryum balığı üretiliyor. Enstitü, yılda ortalama 1 milyon akvaryum balığı üreterek, Türkiye’ye ithal edilen akvaryum balığının azalması için gayret gösteriyor. Enstitü Müdürü Doç. Dr. Yılmaz Emre, enstitülerinde doğuran balık türlerinde 18 çeşit akvaryum balığı ürettiklerini söyledi. Türkiye’nin en büyük akvaryum balığı üreticilerinden birisi olduklarını ifade eden Emre, enstitünün internet sitesinden satış ilanı verdiklerini ve perakende satış yaptıklarını belirtti.
İç Hastalıkları Uzmanı Dr.Yalçın Ünlü, anemi olarak isimlendirilen kansızlığın; iştahsızlık, solukluk, dilde yanma, kızarma, ağrı, çarpıntı, eforla nefes daralması, baş dönmesi, kulak çınlaması, halsizlik, çabuk yorulma, tırnaklarda kolay kırılma ve kaşık tırnak, saçlarda incelme, kolay dökülme, sinirlilik ve tembellik gibi belirtilerle ortaya çıktığını söyledi. Ünlü, bu hastalarda toprak, kül, kil, kahve telvesi yeme isteği olduğuna dikkati çekerek. “Tedavide, demirden zengin gıdalarla beslenmek önemli. Demirden zengin gıdalar ise, kırmızı sakatatlar (dalak, karaciğer), kırmızı et, balık, kümes hayvanları, yumurta sarısı, kabuğundan ayrılmamış tahıllar, pekmez, kuru siyah üzüm, ıspanak, maydanozdur.” dedi.
Eti ve sütü değerli mandaların neslini koruyacak proje Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı desteğiyle hayata geçti. Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Veteriner Fakültesi’nin manda neslinin korunması için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın desteğiyle başlattığı proje hayata geçti. Projeyle Türkiye’de sayıları 85 bine kadar düşen manda neslinin korunması, et ve süt veriminin artırılması hedefleniyor. 1982 yılında 1 milyon olan manda sayısının, 2010’daki sayımda 85 bine kadar düştüğü belirlendi. Bunun üzerine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca teşvik paketi oluşturuldu. Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Veteriner Fakültesi de manda yetiştiriciliğinin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla proje geliştirdi.



