Monthly Archives: Eylül 2015

Kurban Bayramı’nda KKKA Riskine Dikkat

Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Hakan Leblebicioğlu, Kurban Bayramı’nın artık Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı’nın da (KKKA) sıkça görüldüğü yaz dönemine denk gelecek olması nedeniyle risk bulunduğunu söyledi. OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Hakan Leblebicioğlu, kenelerle bulaşan KKKA hastalığının hayvanlarla temasın ve hayvan kesiminin arttığı Kurban Bayramı dönemlerinde salgınlara neden olabildiğini belirterek vatandaşları uyardı.

Prof. Dr. Leblebicioğlu, önümüzdeki yıllarda Kurban Bayramının KKKA’nın sık görüldüğü yaz aylarında gerçekleşeceğini belirterek, “Bu yıl da sıcak havaların halen devam ediyor olması KKKA açısından risk olduğu anlamına gelir. KKKA’nın sık görüldüğü yaz aylarında gerçekleşecek olması nedeniyle Türkiye, İran, Pakistan gibi KKKA’nın sık görüldüğü ülkelerden ve Suudi Arabistan’dan tıp ve veteriner alanında bilim adamlarının katılımıyla uluslararası bir dergide bir rapor yayınlanmıştır. KKKA kurban kesimi için bir engel oluşturmamaktadır ama hastalığın insanlara bulaşmasının önlenmesi için tedbirlerin alınması gerekir. Ülkemizde kurban kesiminin kurallar gereği bu iş için ayrılmış olan yerlerde yapılması gerekir. Bununla birlikte kimi zaman kesim işlemi yol kenarlarında, bahçelerde yapılıyor. Bu durumun enfeksiyon açısından tehdit oluşturur. Kesim sırasında mutlaka kalın eldivenlerin kullanılmasını, su geçirmez önlük takılmasını tavsiye ediyorum” dedi.
KURBAN KESİMİ YAPACAK KİŞİLERE KKKA EĞİTİMİ VERİLMELİ

Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, yaralanmamaya dikkat edilmesi gerektiğini söyleyerek, “Mutlaka tecrübeli kişiler tarafından gerçekleştirilmeli ve kesim yapacak kişilere kesim ve enfeksiyon bulaşının önlenmesi için eğitim verilmelidir. Hayvanlar üzerindeki keneler elle çıkartılmaya çalışılmamalıdır. Derinin hayvandan ayrılması sonucunda beslenme olanağı kaybolan keneler yeni bir konak arayışına girecektir. Bu nedenle hayvan derisine çıplak elle dokunulmamalıdır. Kesim sonrası atıklar derine gömülerek imha edilebilir. Alınan bu önlemler, hayvanlardan insanlara kenelerle bulaşan diğer hastalıkların da geçişini önleyecektir” diye konuştu.
‘ATEŞ, HALSİZLİK, KANAMA GİBİ BELİRTİLERİ DİKKAT’

Hayvancılıkla ve kesimle uğraşan kişilerin mutlaka vücutlarını kene yönünden kontrol etmesi gerektiğine dikkat çeken Prof.Dr. Leblebicioğlu, “Eğer kene tespit edilir ise çıplak elle dokunulmamalı, keneler ezilmeye, koparılmaya çalışılmamalıdır. Keneler bir penset aracılığıyla çıkartılmalı veya bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kene tutunması veya hayvan teması sonrası, ateş, halsizlik, kırgınlık, kas ağrısı ve kanama gibi şikayeti olanlar mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurarak KKKA yönünden değerlendirilmelidir” şeklinde konuştu.
2002-2014 YILI SONUNA KADAR 440 KİŞİ ÖLDÜ

KKKA hastalığının Türkiye’de 2002 yılından itibaren görülmeye başladığını dile getiren Prof.Dr. Leblebicioğlu, “Hastalık, yıllar içinde artış göstermiştir ve 2014 yılı sonuna kadar Sağlık Bakanlığı’na 9 bin 69 hasta bildirimi yapılmış ve bu olgulardan 440’ı yani yüzde 4.85’i vefat etmiştir. 2015 yılında ise olgu sayında azalma olmuştur. Hastalık yaz aylarında ve daha çok kırsal bölgede yaşayanlarda, hayvancılıkla uğraşanlarda, kene tutunması hikayesi olanlarda daha sık görülmektedir. Hastalık Karadeniz ve İç Anadolu’nun doğu kesimlerinde yer alan Tokat, Gümüşhane, Bayburt, Yozgat, Sivas, Çorum, Artvin, Erzincan ve Erzurum illerinde sık görülmektedir. Hastalık yapan virüse karşı doğrudan etkili bir ilaç yoktur, günümüzde tedavinin esasını erken tanı ve uygun destek tedavisi oluşturmaktadır” diye konuştu.

http://www.sabah.com.tr/saglik/2015/09/08/kurban-bayraminda-kkka-riskine-dikkat?paging=4

Türkiye Biyolojik Çeşitlilik Bakımından Zengin Bir Ülke

Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Burak: “Konya ve Ankara’daki 2 gen bankamızda, 120 binin üzerinde çeşitle tohumlarımız muhafaza ediliyor. Bunlar sadece muhafaza edilmekle de kalmıyor Ar-Ge edilerek yeni çeşitlerin üretilmesine yardımcı oluyor.” Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Masum Burak, Türkiye’de kurdukları gen bankalarıyla 120 binin üzerinde tohumu koruma altına aldıklarını söyledi.

Burak, Doğu Akdeniz Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının desteğiyle bir otelde düzenlenen 5. Uluslararası Katılımlı Toprak ve Su Kaynakları Kongresi’nde yaptığı konuşmada, tarımın stratejik bir konu olmasının artık herkesin bildiği bir gerçek haline geldiğini belirtti.

Dünyada, gelişmiş ülkelerde uluslararası organizasyonların acentelerinde gelecek için mücadele alanları olarak gıda, su ve enerjinin belirlendiğini vurgulayan Burak, şunları kaydetti:

“Neden gıda, su ve enerji böyle önemli? Çünkü gıda güvenliği bütün toplumların ortak problemidir. Şimdi iklim değişikliğinden etkilenecek ülkeler arasında, Akdeniz havzasında bulunmamız nedeniyle Türkiye’nin olacağı söyleniyor. Tabi Türkiye, Suriye ve Mısır gibi ülkelerdeki iklim değişikliğinin en büyük tehlikesi kuraklık. Dolayısıyla bunlara karşı da hazırlıklı olmamız gerekiyor. Bu kapsamda bakanlığımızın da eylem planları var.”

“Türkiye su kaynakları bakımından çok zengin bir ülke değil fakat biyolojik çeşitlilik bakımından son derece zengin bir ülke” diyen Burak, ülkede 12 bin çeşit bitki türü bulunduğunu, bunların 4 bine yakınının endemik olduğunu belirtti.

Avrupa kıtasında 12 bin bitki çeşidi bulunduğunu, bunlardan 2 bin 700’ünün endemik olduğunu ifade eden Burak, “İşte bizim zengin bitki çeşitliliğimizin de korunması lazım. İşte bunun için de dünyanın en gelişmiş kuraklık merkezi kurduğumuz Konya’daki gen bankamıza ilave olarak Ankara’da 250 bin ton kapasiteli dünyanın üçüncü büyük tohum gen bankasını kurduk. Şu anda Konya ve Ankara’daki 2 gen bankamızda, 120 binin üzerinde çeşitle tohumlarımız muhafaza ediliyor. Bunlar sadece muhafaza edilmekle de kalmıyor Ar-Ge edilerek yeni çeşitlerin üretilmesine yardımcı oluyor. Bunlarla geleceğe doğru kaliteli, yüksek verimli tohumlar üretiyoruz” diye konuştu.

Burak, Ar-Ge kültürünü yaygınlaştırmak istediklerini, kamu, üniversite ve özel sektör işbirliğiyle Ar-Ge çalışmalarını sürekli hızlandırdıklarını sözlerine ekledi.

Kahramanmaraş Valisi Mustafa Hakan Güvençer: ”Kahramanmaraş’ın tarımsal niteliklerinin ötesinde bir sanayi kenti olarak bilindiğini ancak sahip olunan kaynakların çok zengin değil.”

Valilik, yerel yönetimler ve bakanlıklarla irade mutabakatı bulunduğunu vurgulayan Güvençer, bu mutabakatı adım adım eyleme geçirmenin herkesin birinci derecede boynunun borcu olduğunu dile getirdi. Güvençer, bu tür organizasyonların hedefe giden yolda atılan önemli adımlar olduğunu belirtii.

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fatih Mehmet Erkoç da Büyükşehir Belediyesi olarak toprak ve suların rasyonel kullanılması için kendilerine düşen görevi fazlasıyla yerine getirme gayreti içerisinde olduklarını söyledi.

Özellikle su kaynaklarımızın, kirlenme nedeniyle büyük tehdit altında olduğunu dile getiren Erkoç, bu konuda kentteki sıkıntıları bir bir çözme gayreti içerisinde olduklarını vurguladı.

Kahramanmaraş’ı Türkiye’nin en önemli su kaynaklarına sahip kent olarak nitelendiren Erkoç, şöyle devam etti:

“Kahramanmaraş’taki Ceyhan ve Aksu Nehri olmak üzere buraya dökülen evsel atıkların arıtılması ve su kaynaklarımızın en iyi şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla başta Afşin, Pazarcık ve Türkoğlu ilçelerimiz olmak üzere arıtma tesisi kurmaya başladık. Bu 3 ilçede evsel atık arıtma tesisini bitirdik. Kent merkezinde de 600 bin kişiye hitap edecek arıtma tesisinin ihalesini çok şükür yaptık.”

Yaklaşık 300 akademisyen, bürokrat, ilgili meslek ve sivil toplum kuruluşları üyelerinin katıldığı kongre 3 gün sürecek.

http://www.yesilbilgi.org/turkiye-biyolojik-cesitlilik-bakimindan-zengin-bir-ulke.aspx

http://www.yesilbilgi.org/kuresel-isinma-‘gida-soku’-riskini-yukseltiyor.aspx

Islah Projeleriyle Manda Yetiştiriciliği Şahlandı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’nün “Halk Elinde Manda Islahı Projesi” sayesinde Türkiye’deki manda varlığı, yok olma tehlike sınırından hızla uzaklaşıyor. TAGEM Hayvancılık ve Su Ürünleri Araştırmaları Daire Başkanı Ali Ayar, Türkiye’de uzun yıllardan beri sığırcılığı geliştirmek için birçok ıslah çalışması yürütüldüğünü ancak 2005’e kadar manda ve küçükbaş hayvancılığı geliştirmek adına bir ıslah çalışması bulunmadığını söyledi.

Ayar, 2005’ten itibaren Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılan yasal düzenlemeler sayesinde, gecikmiş olan küçükbaş hayvan ve manda ıslah çalışmalarına TAGEM çatısı altında “Halk Elinde Manda Islahı” ve “Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı” projeleri kapsamında başlandığını belirtti.

TAGEM’in “Halk Elinde Manda Islahı Projesi” çalışmalarının başarıya ulaşmasında en büyük etkenin, diğer ıslah çalışmaları gibi devlet üretme çiftliklerinde, vatandaşla ilgisi olmayan yerlerde değil de bizzat vatandaşın ahırında, kendi hayvanlarının ıslahının yapılması olduğunu söyleyen Ayar, “Biz üreticiye birlikler aracılığıyla sadece yol gösteriyoruz. Bu projede önemli olan noktalar, üreticinin kendi hayvanları üzerinde ırklara yönelik verimlilik kayıtlarını tutması, bir sonraki nesil için verimli olduğunu tespit ettiği ırkı çoğaltmak yani doğru damızlık seçimidir ki bu da üreticinin verimini dolayısıyla gelirini de artıracaktır” şeklinde konuştu.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD6813_islah-projeleriyle-manda-yetistiriciligi-sahlandi.html

Kurbanlık Hayvan Nakilleri

asGıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün “Kurbanlık Hayvan Nakillerinde Uyulması Gereken Kurallar”la ilgili yayınladığı bülten : Yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle ilimizde ve diğer illerde hayvan sevklerinde önemli miktarlarda artış meydana gelmektedir. Sağlık kontrolünden geçmemiş, gerekli aşıları ve kayıtları yapılmamış hayvanların yurtiçinde nakledilmeleri salgın hayvan hastalıklarının yayılmasında büyük rol oynamaktadır.

Bu sebeple, kurbanlık hayvan nakilleriyle muhtemel bir hastalığın ilimize bulaşmasını önlemek için, aşağıda belirtilen hususların hayvan yetiştiricilerine, hayvan nakliyeciliği yapan araç sahiplerine ve kurbanlık alacak vatandaşlarımıza duyurulmasında fayda görülmüştür :

-5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ve ilgili Yönetmelikler
gereğince; il merkezi ve ilçelerden başka illere yapılacak her türlü hayvan ve hayvansal madde sevklerinde; menşeine en yakın yerdeki İl Gıda,Tarım Hayvancılık Müdürlüğü Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şubesi veya İlçe Müdürlüklerinden “Veteriner Sağlık Raporu” alınması mecburidir. Aynı İl içinde yapılacak büyükbaş hayvan nakillerinde Hayvan Pasaportunun, küçükbaş hayvan nakillerinde ise Nakil Belgesinin bulundurulması yeterli olmaktadır.
-Sevk edilecek büyükbaş hayvanlara şap ve LSD aşısı, küçükbaş hayvanlara ise PPR
aşısının yapılmış olması ve kulak küpesi bulunması zorunludur. Trakya bölgesine hayvan nakillerin de ise bunların yanı sıra Bakanlığımız tarafından yayımlanan Genelgelerde belirtilen ilave özel şartlarında yerine getirilmesi zorunluluğu vardır.
-AB hayvan refahı mevzuatına uyum kapsamında yayımlanan ilgili yönetmelikler gereğince; Hayvan taşıyacak araçların sahiplerinin İl Müdürlüklerine müracaat ederek, düzenlenen eğitime katıldıktan ve araçlarında teknik ekipman ve donanımı tamamladıktan sonra “Nakliyeci Yetki Belgesi” ve araç sürücüleri içinde “Sürücü Yetki Belgesi” almaları gerekmektedir.
-Hayvanların nakliyesi sırasında bakımlarından ve refahından sorumlu kişilerin de aynı şekilde eğitime katıldıktan sonra “Bakıcı Yeterlilik Belgesi” almaları gerekmektedir.

Üreticilerimizin, İl / İlçe Müdürlüklerimize müracaat etmeleri durumunda bu konularda kendilerine her türlü yardım yapılmaktadır. Belirtilen şartlara haiz olmayan hayvanlar için kesinlikle veteriner sağlık raporu düzenlenmeyecek ve önceki yıllarda olduğu gibi hayvan pazarlarına sokulmalarına izin verilmeyecektir. Kaçak sevk durumlarında ise 5996 sayılı kanunun 36. maddesi gereğince hayvan sahiplerine ve nakil vasıtaları sahiplerine idari para cezası verilmektedir. Ayrıca yine aynı kanun maddesi gereğince “tanımlattırılmamış yani numaralı kulak küpesi bulunmayan sığır cinsi hayvanlar ile koyun ve keçilerin nakil sırasında yakalanması hâlinde tüm masrafları sahibi tarafından karşılanarak en yakın kesimhanede kestirilerek, sahibine teslim edilmektedir”.

http://www.giresun.gov.tr/syf/haberiGoster.aspx?haber_ID=15513