Monthly Archives: Ocak 2017

Bulgurun Taşıması Gereken Özellikler Belirlendi

Bulgurun tekniğine uygun ve hijyenik şekilde üretilmesi, muhafaza edilmesi, taşınması ve pazarlanmasını sağlamak üzere taşıması gereken özellikler belirlendi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Türk Gıda Kodeksi Bulgur Tebliği, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buğdaydan yapılan bulgurun tekniğine uygun ve hijyenik şekilde üretilmesi, muhafaza edilmesi, depolanması, taşınması ve pazarlanmasını sağlamak üzere taşıması gereken özellikler belirlendi. Tebliğ kapsamında olmayan aşurelik buğday, seferkitel, şişe, firik gibi bulgur benzeri ürünler için ürün adı olarak “bulgur” ifadesi kullanılamayacak.

Kendine has renk, tat, koku ve görünüşteki bulgur, acılaşmış, ekşimiş, kokuşmuş, küflenmiş olmayacak, yabancı tat ve koku, böcek ve böcek parçaları ile kalıntıları, yumurtaları, hayvansal artıklar ve metal parçaları içermeyecek.

Pilavlık bulgur tane iriliğine göre pilavlık tane bulgur, iri pilavlık bulgur, pilavlık bulgur ve ince pilavlık bulgur olmak üzere dört, köftelik bulgurlar ise tane iriliğine göre köftelik bulgur ve köftelik ince bulgur olmak üzere iki gruba ayrılacak.

Söz konusu ürünlerde, katkı maddesi ve renklendiriciler ile aroma vericiler ve aroma verme özelliği taşıyan gıda bileşenleri kullanılmayacak.

Etikette buğday türü belirtilecek

Etiketlemede Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliğindeki hükümler uygulanacak ve ürüne ait çeşit adı ve belirtilen tane iriliğine göre isimlendirme, etiket üzerinde belirtilecek. Köftelik bulgurlar için “kısırlık”, köftelik ince bulgurlar için ise “çiğ köftelik” ifadeleri etiket üzerinde yer alabilecek. Çeşni ilavesiyle üretilen bulgurda ürün adı, çeşni adıyla belirtilecek.

Ürün etiketi üzerinde ürün adıyla aynı yüzde, ürüne ait çeşit adıyla en az aynı puntoda olmak üzere bulgurun elde edildiği buğday türü belirtilecek. Kırmızı ekmeklik buğdaydan elde edilen bulgurda “esmer” ifadesi ürün adıyla kullanılabilecek.

Beslenme ve sağlık beyanları

Ürünlerin beslenme ve sağlık beyanları hususunda Türk Gıda Kodeksi Beslenme ve Sağlık Beyanları Yönetmeliği, ürünlerin taşınması ve depolanmasında Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği, numune alma ve analiz metotlarında Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğindeki hükümler uygulanacak.

Tebliğe aykırı davrananlar hakkında, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun ilgili maddelerine göre idari yaptırım uygulanacak.

Tebliğin yürürlük tarihinden önce faaliyet gösteren gıda işletmecileri, 1 Temmuz’a kadar tebliğ hükümlerine uyum sağlayacak. Bu tarihten önce üretilen ve yürürlükten kaldırılan Türk Gıda Kodeksi Bulgur Tebliği hükümlerine uygun olan ürünler, raf ömrü boyunca piyasada bulunabilecek.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD8218_bulgurun-tasimasi-gereken-ozellikler-belirlendi.html

‘Tarımsal Ürün Ortaklıkları’ Yeni Gelir Kapısı Olacak

Türkiye’de, tarım yapılabilir arazilerdeki çok parçalı yapı, bugün de verimli üretim açısından en büyük sorunlardan biri. Halen sahip olduğumuz 23,8 milyon hektarlık tarım arazinde 3 milyon tarımsal işletme faaliyet gösteriyor. Bu nedenle ortalama işletme büyüklüğü de 5,9 hektarda kalıyor. Hatta bu işletmelerin üçte ikisinin arazi büyüklüğü 5 hektardan daha az ve geometrik şekilleri bozuk, sınırlardaki kesikler nedeniyle kullanışı da sorunlu. İşletme başına düşen ortalama parsel sayısı da 10. Bu yapı tarıma dayalı sanayileşmeyi de olumsuz etkiliyor. Oysa Avrupa Birliği’nde ortalama tarımsal işletme büyüklüğü 12,6 hektar. Bu büyüklük örneğin Fransa 52,1 hektar, Almanya 45,7 hektar ve İspanya’da 23,8 hektar.

Yine verilere göre Türkiye’deki tarımsal işletmelerin yaklaşık 40 milyon hissedar bulunuyor. Bu kapsamda hissedar olmasına rağmen arazilerini kullanmayan 37 milyon kişi ise bu arazilerin küçük olması ve miras anlaşmazlığı gibi bazı sosyal sebeplerle önemli bir gelirden de mahrum. Parçalı araziler, makine kullanımında, ulaşımda, sulamada, tesviye ve elektrifikasyon gibi konularda da yetersizliğe yol açarken, tarımsal üretimde kurumsallaşmayı da büyük oranda engelliyor. Gelişmiş ülkelerde ise kurumsallaşma yüzde 90’ların üzerinde. Bu durum tarımsal üretimi olumsuz etkilediği gibi aynı zamanda son 15-20 yıldır Türkiye’nin önemli bir tarımsal ürün ithalatçısı ülke olmasına da yol açtı.

Havza bazlı üretim

Bu sorunun önüne geçmek için son dönemde yeni adımlar da atılıyor. Örneğin geçtiğimiz yıllarda TBMM’de kabul edilen 6537 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun bunlardan biriydi. Bu düzenleme özellikle tarımsal arazilerde daha fazla parçalanma olmasını önlemeyi hedefledi. Arazi toplulaştırılmasına yönelik adımlar da atılıyor. Yeni atılan adımlardan biri ise “Tarımda Havza Bazlı Üretime Destek.” Konuyla ilgili olarak geçen ekim ayında açıklama yapan Başbakan Binali Yıldırım, 7 milyon hektar arazinin 2023’e kadar toplulaştırılacağını, tarıma elverişli her metrekarenin ekilmesini sağlayacaklarını söyledi. İşte bu noktada İstanbul Vergi Merkezi (İVM), havza bazlı üretimin de altyapısını oluşturabilecek “Tarımsal Ürün Ortaklıkları” modelini gündeme taşıdı. Konuyla ilgili bilgi veren İstanbul Vergi Merkezi Üyesi Mustafa Uysal, öncelikle şu vurguyu yaptı: “Tarımsal ürün ortaklıklarıyla ilgili model önerimiz havza bazlı üretim stratejisine hizmet edeceği gibi, hissedar olup gelirden mahrum 37 milyon kişiye de kazanç imkanı sağlayacak. Yine tarımla kalkınmada hedefe ulaşırken, sermayenin tabana yayılmasına, sermaye piyasalarının gelişmesine, kayıtdışılığın önlenmesine, cari açığın azalmasına ve tarım sektöründeki sosyal güvenliğin güçlenmesine de hizmet edecek.” Uysal’ın verdiği bilgiye göre tarımsal ürün ortaklıklarının en temel özelliği, arazi sahiplerinin tapuları ve mülkiyet haklarının korunması olacak. Vergiden sermaye piyasalarına kadar bazı alanlarda mevzuatı değişikliği de gerektiren model temelde şöyle işleyecek:

Üst kullanım hakkı

• Öncelikle parçalı araziler üzerinde, üst kullanım hakkı tesis edilerek, mülkiyet sahiplerine ürün ortaklığına ilişkin menkul kıymet verilecek. Böylece bu kişiler tapu sahibi olmaları yanında bir de üründen pay hakkına imkan sağlayan, menkul kıymet sahibi de olacak. Ayrıca bu menkul kıymetlerin sermaye piyasasında işlem görmesi de sağlanabilecek. Böylece tarım arazilerine ürün senetleri ile tedavül imkanı getirilerek ekonomiye ciddi bir kaynak girişi imkanı doğacak.

• Bu yöntemle birleştirilen arazilerde tarımsal ürün ortaklıklarıyla havza tarımı yapılacak ve elde edilen üründen intifa hakkı (ürün hakkı) sahiplerine kâr payı verilecek. Tapu sahipleri dilerlerse, arazilerinin tapularını muhafaza ederek menkul kıymetlerini nakde çevirme veya her yıl üründen gelir elde etme imkanına kavuşacak.

• Daha önce arazisinde emeğiyle çalışanlara ise tarımsal ürün ortaklıkları bünyesinde sosyal güvenliğe sahip olarak çalışma önceliği verilecek.

Bu ürün ortaklıklarıyla yürütülecek havza tarımı sayesinde sulama imkanlarının, mekanizasyonun ve verimin artacağını ifade eden İVM Üyesi Uysal, böylece sağlıklı, standartlara uygun ürün elde edileceğini, toprak yapısının korunacağını, mera alanlarının genişleyeceğini, hayvancılığın gelişeceğini, bölgesel kalkınma farklılıklarının azalacağını, tarım sektöründe çalışanların sosyal güvenliğe kavuşacağını belirtti. Havza tarımının yapıldığı bu bölgelerde, ayrıca “Tarıma Dayalı Sanayi Bölgeleri” kurulabileceğini anlatan Uysal, bunun da yeni iş alanları anlamına geldiğini vurguladı. Uysal şöyle devam etti: “Tarıma dayalı sanayi ürün yatırımları artar, tarım ürününün katma değeri yükselir ve ihracat potansiyeli sağlanır. İthalat ise azalır.

http://www.dunya.com/sektorler/tarim/tarimsal-urun-ortakliklari-yeni-gelir-kapisi-olacak-haberi-347284

”Ovalar ‘Tarımsal Sit’ Gibi Korunacak”

Tarım arazilerinin korunması amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında 49 ildeki 141 ova koruma alanı ilan edildi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, ”Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen bu ovalarımız artık ‘tarımsal sit’ gibi korunacak. Böylelikle tarımsal nitelik taşıyan ovalarımızın amaç dışı ve yanlış kullanımlar sonucu yok olmasını büyük ölçüde önlemiş olacağız” dedi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, ”Bazı Ovaların Büyük Ova Koruma Alanı Olarak Belirlenmesine İlişkin Kararı” değerlendirdi.

Tarım arazilerinin korunması amacıyla yürüttükleri çalışmalar kapsamında 49 ildeki 141 ovanın koruma alanı ilan edildiğini söyleyen Çelik, “Hafta sonu Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu kararıyla tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği bu illerdeki ovalar artık koruma alanı olarak belirlendi. Ovaların sınırları içerisinde yer alan onaylı planlı alanlar ile kararın yayımı tarihi itibarıyla ilgili mevzuatı uyarınca tarım dışı kullanma izni verilmiş olan alanlar için alınmış kararlar geçerliliği koruyacak.” diye konuştu.

Tarım arazilerinin etkin korunmasına yönelik Bakanlıkça birtakım çalışmalar yaptıklarını ifade eden Çelik, büyük ovaların korunmasının da bu çalışmaların önemlileri arasında yer aldığını söyledi. Çelik, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu doğrultusunda alınan bu kararla artık bu alanların tarım dışı kullanılmasına izin verilmeyeceğini bildirdi.

Söz konusu çalışmada, öncelikle ülkede isimleri en çok bilinen ovalardan başlamak üzere tarımsal bütünlük arz eden ve ova potansiyeli bulunan alanları dikkate aldıklarını belirten Çelik, şöyle devam etti:

“Ortalama eğimi yüzde 8’den az olan, 10 hektardan büyük planlı alanlar hariç büyük ova sınırları içerisinde kalan tüm araziler, büyüklüklerine bakılmaksızın büyük ova statüsünde kabul edildi. Toprak, iklim, topoğrafya ve ekolojik özellikleri, tarımsal üretim potansiyeliyle ilgili kriterler dikkate alınarak büyük ova sınırlarını çizdik. Yürüttüğümüz bu çalışmalar kapsamında 6,92 milyon hektar alana tekabül eden 212 büyük ovayı tespit ettik. Büyük ovalar, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla ilan ediliyor. Bu çerçevede işlemleri tamamlanıp Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen 141 büyük ova koruma altına alınmış durumdadır. 212 büyük ovadan geriye kalan 34’ü, İl Toprak Koruma Kurul kararları tamamlanmış durumda. Diğer 37 ovanın ise İl Toprak Koruma Kurul kararlarının alınması süreci devam ediyor. Bu 71 ova da işlemlerin tamamlanmasına müteakip Bakanlar Kuruluna arz edilecek. Şu anda büyük ova tespit çalışmaları Bakanlığımız tarafından geliştirilen TADPortal yazılımıyla devam etmekte olup bu 212 rakamı daha da artabilecektir.”

Amaç dışı ve yanlış kullanımlar sonucu tarım topraklarının zamanla yok olduğuna dikkati çeken Çelik, “Oysaki 1 santimetre toprağın yaklaşık bin yılda oluştuğu göz önüne alındığında bu konudaki önleyici çalışmaların önemi ortaya çıkıyor. Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen bu ovalarımız artık ‘tarımsal sit’ gibi korunacaktır. Böylelikle tarımsal nitelik taşıyan ovalarımızın amaç dışı ve yanlış kullanımlar sonucu yok olmasını büyük ölçüde önlemiş olacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Çelik, düzenlemeyle tarımsal potansiyeli yüksek tarım arazilerinin korunmasının sağlanacağını vurgulayarak şunları kaydetti:

“Mevcut yerleşimler muhafaza edilecek, nüfus projeksiyonuna dayanılarak yerleşim yerlerinin çeperinde gelişme alanı belirlenecek, bu alanların dışında yeni yerleşimlere kesinlikle izin verilmeyecek, böylelikle amaç dışı kullanımlar önlenecek. Tarım topraklarının bitkisel üretim amacı dışında kullanılması anlamına gelen tarımsal amaçlı yapılar da ova bütünlüğünü korumak amacıyla ova sınırı dışına yönlendirilecek. Ova içindeki arazilerin tarım dışı amaçlı kullanılmayacağı kabulünden hareketle tarım arazilerinin spekülatif olarak yatırım amaçlı alınıp satılması önlenerek zorunlu olarak tarımsal üretimde kullanılması sağlanacaktır.”

Karara göre, büyük ova koruma alanı olarak belirlenen 141 ovanın bulunduğu iller şöyle:

Adana, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Ankara, Ardahan, Balıkesir, Batman, Bilecik, Bingöl, Burdur, Çanakkale, Çankırı, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hakkari, Hatay, Iğdır, Isparta, İzmir, Kars, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kilis, Kütahya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Mersin, Muğla, Muş, Nevşehir, Niğde, Sakarya, Samsun, Sivas, Şırnak, Tokat, Uşak, Van ve Yozgat.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD8200_–ovalar–tarimsal-sit–gibi-korunacak–.html

Buğdayda Kuraklığa Karşı Sigorta Güvencesi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğünde (AOÇ) düzenlenen basın toplantısında, Tarım Sigortaları Havuzu’nun (TARSİM) sigorta kapsamıyla ilgili yeni düzenlemeleri anlattı. 2017 yılını tarım sigortacılığı açısından seferberlik yılı ilan ettiklerini belirten Çelik, 2016’daki sigortalanma oranının yüzde 10-20 arasında olduğuna dikkat çekerek, devletin verdiği desteklere rağmen sigortalanma oranının düşük olmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Tüm doğal afetler sigorta kapsamında

TARSİM’e ilşkin bilgi veren Çelik “2017 yılında uygulamaya koyduğumuz ilklerle birlikte doğal afetlerden kaynaklı tüm tarımsal riskleri sigorta kapsamına almış bulunuyoruz. Bunlar ülkemiz tarımı ve üreticisine çağ atlatacak sigortacılık açısından devrim niteliğindeki yaklaşımlardır. Tüm Türkiye’de buğday kuraklık karşısında güvence altına alınıyor. Ürünleriyle birlikte meyve ağaçlarını teminat kapsamına alıyoruz. Kirazda yağmur kaynaklı miktar kaybını, asma yaprağını da bazı risklere karşı teminat kapsamına almış bulunuyoruz. Büyükbaş ve küçükbaş hayvanlara yönelik hırsızlık teşebbüsü temelli zararları teminat kapsamına almış bulunuyoruz. Bu teminatlarla üreticilerimiz hem risklerini güvence altına aldılar hem de meyve ağaçlarını ve hayvanlarını rehin ettirerek kredi kullanma imkanını elde ettiler” dedi.

Gelir sigortası modeli üzerinde çalıştıklarını da ifade eden Çelik, “Çiftçilerimizin karşılaşabileceği bütün doğal riskler TARSİM teminatı altındadır. Buğday için 2017 itibarıyla başlayan kuraklık teminatı 2018 yılında tüm tahıl ürünleri için geçerli olacak şekilde yaygınlaştırılacak. 2018’e geldiğimizde artık TARSİM kapsamına alınmayan ürünün kalmayacağını görmüş olacağız. Nihayi hedefimiz ise gelir sigortasını hayata geçirerek çiftçimizin işletme gelirlerini güvence altına almak. İnşallah önümüzdeki dönemde de artık gelir sigortasının hayata geçirilmesi sürecine girmiş olacağız” diye konuştu.

562 bin çiftçi doğal afet mağduru

Bakan Çelik, geçen yıl 72 ilde 562 bin çiftçiye ait 2 milyon 470 bin hektar arazinin doğal afetlerden zarar gördüğünü belirtti. TARSİM’in kara gün dostu olduğunu vurgulayan Çelik, bunu nedenle çiftçilere bir an önce tarım sigortalarını yaptırmalarını tavsiye etti.

Ortalama sigorta bedeli 330 TL

Çiftçilerin sigorta yaptırırken büyük bedeller ödemeyeceğine işaret eden Çelik, Türkiye’de işletme büyüklüklerinin ortalama 60 dekar civarında bulunduğunu söyledi. Bu arazi büyüklüğü için çiftçilerin ödeyeceği sigorta bedelinin 330 lira olduğunu ifade eden Çelik, bunun karşılığında arazinin zarar görmesi durumunda çiftçinin 10 bin liraya kadar hasar iadesi alabileceğini bildirdi.

http://www.dunya.com/sektorler/tarim/bugdayda-kurakliga-karsi-sigorta-guvencesi-haberi-346720

Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nden Çiftçilere Ders

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ile Van Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü arasında imzalanan protokol kapsamında, kentte faaliyet yürüten çiftçiler Yüzüncü Yıl Üniversitesi Doğu Anadolu Projesi (DAP) Çiftçi Eğitim Merkezi’nde eğitilecek. Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Fevzi Altuner, tarımda karlılığı, verimliliği, kazancı artırabilmenin yolunun tarımı bilinçli yapmaktan geçtiğini vurguladı. Altuner, bu kapsamda çiftçi eğitimini en önemli hizmetlerden biri olarak gördüklerini anlattı.

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Peyami Battal da, protokol kapsamında il genelindeki çiftçilerin eğitimden geçeceği merkezin, Türkiye’de Elazığ ve Erzurum’dan sonra üçüncü merkez olduğunu hatırlattı.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD8188_yuzuncu-yil-universitesi-nden-ciftcilere-ders.html