Monthly Archives: Mart 2017

Arıcılar Yaza Hazırlanıyor

Çalışkanlığın, bereketin hatta yaşamın simgesi olan arılar ve arıcılar için baharın gelmesi ve havaların ısınmasıyla yeni bir bal sezonu başladı. Hepimizin severek tükettiği bal ekonomik getirisi yüksek bir ürün, ancak üretim süreci oldukça zahmetli. İyi ve kaliteli bal üretimi için, Kanatlılar ve Küçükevciller Daire Başkanı Hakan Öztürk üreticilere yapmaları gereken ilkbahar hazırlıklarıyla ilgili tavsiyelerde bulundu.

Hakan Öztürk, üreticileri arıların yaşam alanı olan kovanlardaki hijyen koşulları konusunda da uyardı. Arıcılıkta kovandan bal üretimine kadar kullanılan malzemeler de kaliteyi etkileyen önemli bir konu.

Günümüzde arıcılık ekonomik değeri yüksek tarımsal faaliyetler arasında yer alıyor. Daire Başkanı Hakan Öztürk, ülkemizde arıcılığın durumuna değindi.

Öztürk, Türkiye coğrafyasının arı yetiştiriciliği, bal üretimi ve çeşitliliği açısından çok verimli olduğunu anlattı.

Daire Başkanı Öztürk, Türkiye’nin, dünyada bal arısı genetik çeşitliliği bakımından en zengin ülkelerden biri olduğunu vurguladı. Üretimin temel taşı olan ana arıyı üreticilerin kendilerinin yetiştirebileceğinin altını çizen Öztürk, bunun genetik kaynakların korunması için çok önemli olduğunu söyledi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın arıcılık desteklemeleri hakkında bilgi veren Hakan Öztürk, üreticilerin bu desteklerden yararlanmak için mutlaka Tarım Bilgi Sistemi’ne kayıtlı olmaları gerektiğini hatırlattı.

Kanatlılar ve Küçükevciller Daire Başkanı Hakan Öztürk, ilkbaharda yaşanan arı ölümlerinin nedenlerini ve üreticilerin nelere dikkat etmesi gerektiğini anlattı.

Kamuoyunda arı ölümlerinin sebebi olarak bilinen tarım ilaçları konusunda da bilgi veren Hakan Öztürk, çiftçilerin çevrelerindeki arıcılarla uyumlu çalışmaları halinde bu sorunun ortadan kalkacağını belirtti.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD8485_aricilar-yaza-hazirlaniyor.html

Önce Tahlil Sonra Gübre

Çanakkale’nin merkez ilçesine bağlı Kumkale köyünde, 2016 yılında yapılan domateste gübreleme demostrasyonu sonuçları, Çanakkale İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından yapılan toplantı ile üreticilere detaylı olarak anlatıldı. Toplantıya, Çanakkale İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Erdem Karadağ, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Başak Egesel, Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Halil İbrahim Büyükgaga, Ziraat Odası Başkanı İsmail Kaya ve çok sayıda üretici katıldı.

Toplantının açılış konuşmasında bir konuşma yapan Erdem Karadağ, “Her üretici iyi gelir elde etmek ister. Üreticiler, bu amaca ulaşabilmek için yüksek miktarda ve kaliteli ürün alması gerekir. Bunun için; toprak işleme, hastalık ve zararlılarla mücadele ve gübrelemeyi çok iyi yapmamız lazım. Bitki beslemede, toprağın içinde bulunan bitki besin elementlerini çok iyi analiz etmemiz lazım. Bitkinin istemiş olduğu eksik olan besin elementlerini biz dışarıdan takviye olarak verebilmemiz gerekir. Bunu da gübrelemeyle yaparız. Gübrelemeyi sadece kimyasal olarak düşünmememiz lazım, aynı zamanda organik olarak besin elementlerinin toprağa verme şansımız var. Canlılar ve mikroorganizmalar tarafından üretilen gübrelere biz organik gübre, içinde azot, fosfor, potasyum gibi bitki besin maddelerinin birini veya tamamını bulunduran ve kimyasal yollarla üretilen gübrelere inorganik gübreler diyoruz. Biz çevreyi hiç kirletmeden, ekolojik sistemi bozmadan, insan sağlığına zarar vermeden üretim yapmalıyız” dedi.

Toplantıda üreticilere bir de sürpriz yapıldı. Ankara’da, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, ‘Bu Toprağın Kadınları Millî Tarım Ruhu ile Buluşuyor’ programında, Çanakkaleli kadın çiftçiler tarafından sunulan oratoryonun videosu katılan çiftçilere izlettirildi. Görüntüleri izleyen çiftçilerin duygulu anlar yaşadığı görüldü.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD8475_once-tahlil-sonra-gubre.html

Türkiye’de Örtü Altı Tarım Alanı Artıyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de 2005 yılında 467 bin 540 dekar olan örtü altı tarım alanı 10 yılda yüzde 38,8 artarak 2014 sonu itibarıyla 649 bin 118 dekara çıktı. 2014 verilerine göre, örtü altı tarım alanının 80 bin 976 dekarı cam sera, 298 bin 651 dekarı plastik sera, 112 bin 771 dekarı yüksek tünel ve 156 bin 720 dekarı da alçak tünel seradan oluşuyor. 2014 sonu itibarıyla örtü altında toplam 6 milyon 564 bin 125 ton sebze ve meyve üretimi, yaklaşık 1,2 milyar adet de süs bitkisi üretildi.

Miktar olarak en fazla üretim 3 milyon 285 bin 570 ton ile domateste gerçekleşti. Domatesi 1 milyon 95 bin 626 ton ile hıyar, 653 bin 343 tonla karpuz, 387 bin 6 ton ile sivri biber, 261 bin 874 ton ile patlıcan, 180 bin 88 ton ile üzüm, 158 bin 564 ton ile çilek ve 143 bin 889 ton ile kavun takip etti.

Bakla, bamya, bezelye, börülce, brokoli, dereotu, enginar, fasulye, ıspanak, kabak, karnabahar, lahana, marul, maydanoz, nane, pepino, pırasa, roka, sarımsak, tere, turp, muz, kayısı ve şeftali örtü altında üretilen diğer sebze ve meyveler arasında yer alıyor.

Örtü altı süs bitkisi üretiminin de 942 milyon 260 bin 244 adedini kesme çiçek, 238 milyon 638 bin 666 adedini de iç ve dış mekan süs bitkileri ile çiçek soğanları oluşturdu.

SERALARIN YÜZDE 34’Ü ANTALYA’DA
Türkiye’nin örtü altı tarım alanlarının yaklaşık yüzde 34’ü (yaklaşık 221 bin dekar) Antalya’da, yüzde 24’ü Mersin’de (yaklaşık 154 bin dekar), yüzde 18’i Adana’da (yaklaşık 118 bin dekar) bulunuyor.

Bu kentleri sırasıyla Muğla, Samsun, Hatay, Aydın, İzmir, Bilecik ve Yalova takip ediyor.

Antalya Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkilileri, kentteki seraların yüzde 85’inin geleneksel sera olduğunu belirterek, “Modern seralarda sera içi ortamı, sıcaklığı, nem değeri, bitkinin istediği su ve gübre miktarı tamamen bilgisayar ortamında tespit ediliyor. Örtü altında topraksız üretim de yapılabiliyor. Modern seraların maliyeti yüksek olduğu için üretici modernize etmeye çok yanaşmıyor” ifadelerini kullandı.

TOPRAKSIZ TARIM İMKANI
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sera işletmelerinin büyük çoğunluğunda üretimin geleneksel şekilde toprakla gerçekleştirildiğini söyledi.

Cam ve plastik seralarda ısıtma, aydınlatma, bombus arılarının kullanımı gibi uygulamaların yapıldığını anlatan Bayraktar, “Günümüzde seracılığın geldiği en üst nokta topraksız tarım yapılan seralardır. Teknolojik modern seraların kurulmasına yönelik verilen desteklerle birlikte topraksız tarım yapılan alanlar son yıllarda artış göstermiştir. 1995 yılında topraksız tarım alanı 100 dekar iken 2012 yılında bu rakam 7 bin dekara ulaşmıştır” diye konuştu.

Plastik seralarda kullanılan malzemelerin üç gruba ayrıldığını dile getiren Bayraktar, bir dekarlık alanda birinci grup basit seraların 12-15 bin liraya, ikinci grup plastik seraların 18-22 bin liraya, üçüncü grup plastik seraların ise 30-35 bin liraya mal olduğunu kaydetti.

Bayraktar, topraksız tarım yapılan seraların da dekarının 50-60 bin liraya mal olduğunu ifade etti.

Topraksız tarımın, toprağa bağlı kalınmaması nedeniyle uygun olmayan alanlarda da tarım yapılabilmesine olanak verdiğine vurgu yapan Bayraktar, bunun kaliteli ve verimli ürün alınabilmesi, toprak kaynaklı hastalıkların önlenmesi, su tasarrufu ve iş gücü tasarrufu açısından önemli olduğunu kaydetti.

Bayraktar, bu açıdan, çiftçilere seraların modernizasyonu için faizsiz kredi verileceğine yönelik hükümet programında yer alan kararın da önemine dikkati çekti.

Seralarda ticarethane elektrik fiyatı yerine sulama suyu elektrik fiyatının uygulanmasının da çok önemli olduğuna işaret eden Bayraktar, “Seracılık faaliyetleri iklime bağlı kalmadan, işletme karının artırıldığı üretim şekli olduğu gerekçe gösterilerek tarımsal sulama elektrik abone kapsamına dahil edilmemişti. Planlanan düzenlemeye uyulursa, sera üreticilerimizin kilovat saat başına elektrik maliyeti yüzde 12,51 azalacaktır” diye konuştu.

HÜKÜMETİN EYLEM PLANI, ÜRETİCİYİ MEMNUN ETTİ
Antalya Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği Başkanı Cüneyt Doğan da Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından 64. Hükümet Eylem Planı’nda açıklanan 5 dekar altındaki seraların modernizasyonu için faizsiz kredi desteğini memnuniyetle karşıladıklarını anlattı.

Seraların, ürünün kalitesinde çok önemli olduğunu vurgulayan Doğan, “Tek etken değil ama seraların modern olması verimi ve çiftçinin karını etkiliyor. Devletin modern seralar için destek verecek olması çok memnuniyet verici” diye konuştu.

Üretici Ramazan Koç da serasında biber, domates ve marul ürettiğini belirterek, “Bölgemizde 1976 yılında yapılmış seralar var. 38-39 senelik seralarımızda verim ister istemez düşük oluyor. Yenilense, modern seralarımız olsa çok iyi olur” dedi.

Domates üreticisi Sedat Kılar da bölgede eski seralarda yeşillik üretildiği, modern seralarda ise domates üretildiğini belirterek, mazot, gübre, sera modernizasyonu gibi desteklerin çiftçileri mutlu edeceğini bildirdi

http://www.hurriyet.com.tr/turkiyede-ortu-alti-tarim-alani-artiyor-40027237

Coğrafi İşaret Potansiyelimiz 2 bin 500

Türk Patent ve Marka Kurumunda düzenlenen ”1.Ulusal Coğrafi İşaretler Buluşması” Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün katılımıyla gerçekleşti. Bilim, Sanayi̇ ve Teknoloji̇ Bakanı Faruk Özlü, şu anda Türkiye’de 204 ürünün coğrafi işaret tescili bulunduğunu bildirerek, “Bakanlığımızın bu konuda yaptığı çalışma, 2 bin 500’ün üzerinde bir coğrafi işaret potansiyeline sahip olduğumuzu gösteriyor. Bu nedenle konuyla ilgili tüm paydaşların birlikte hareket etmeleri önem taşıyor” dedi.

Özlü, Türk Patent ve Marka Kurumunda (TÜRKPATENT) düzenlenen “1.Ulusal Coğrafi İşaretler Buluşması” etkinliğine katıldı.

Türkiye’de her yörenin kendine has iklim, topoğrafya, toprak özellikleri ve ürünleri bulunduğunu dile getiren Özlü, bu ürünlere sahip çıkıldığında ekonomik veya kırsal kalkınmanın yanında ülke değerlerinin de korunduğunu kaydetti.

TÜRKPATENT Başkanı Prof. Dr. Habip Asan da, coğrafi işaretlerin anonim haklar olduğunu ve toplumun ortak değerleri sayıldığını söyledi. Coğrafi işaretlere “katma değeri yüksek tarım ürünleri” benzetmesini yapan Asan, kurumun bu konudaki çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Gelişmiş ülkelerde coğrafi işaretlerden elde edilen gelirin, daha yüksek olduğuna dikkati çeken Asan, Türkiye’nin marka başvurularında son 5 yılda Avrupa’da ilk sırada olduğunun altını çizdi.

Konuşmalardan sonra Özlü ve Asan, Uşak Tarhanası, Mersin Tantunisi ve İzmir Lokması coğrafi işaret tescillerini, başvuru sahiplerine takdim etti. Törenin ardından Özlü, 81 ilin coğrafi işaret standını gezdi, yörelere özel ikramları tattı.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD8449_cografi-isaret-potansiyelimiz-2-bin-500.html

Şehrin Grisinden Uzak Temiz Hava

Girişimci bir kadının başlattığı proje kapsamında şehrin kalabalığından ve griliğinden sıkılan aileler Bilecik’in Gölpazarı ilçesinin Kurşunlu köyüne geliyor. Bilecik’in Gölpazarı ilçesine bağlı Kurşunlu köyünde bir girişimci kadının başlattığı turizm projesi kapsamında şehrin gürültüsüyle kalabalık ortamından sıkılıp köye gelen aileler, köy hayatını tam anlamıyla yaşama şansı buluyor.

Köy havasını teneffüs etmek için birkaç günlüğüne büyük şehirlerden uzaklaşmak isteyenler, bir gece iki gün 150 lira verip, tam pansiyon kalabiliyor. Aileler, kerpiç evlerde konuklar için hazırlanmış odalarda konaklıyor, inek ve koyunları otlatıp sağım yapıyor, kümesten yumurta alıyor, ekmek pişiriyor, yer sofrasında yemek yiyor. Köyde bir kaç günlüğünü de olsa doğal hayatı yaşayan ziyaretçiler, temsili kına gecesinde de kına yakıp geleneksel eğlencelere katılıyor.

İzmir’in Menemen ilçesinden gelen Neşe Mete, iki günlük de olsa doğal hayatı yaşamak istediklerini belirterek, köyde ekmek yapıp, inek sağdıklarını ve doğa yürüyüşü yaptıklarını söyledi.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD8444_x0015eehrin-grisinden-uzak-temiz-hava.html