Monthly Archives: Temmuz 2017

Karabuğday Hasadı Çiftçiyi Sevindirdi

Bilecik’in Gölpazarı ilçesine bağlı Kurşunlu, Beşevler ve Bolatlı köylerinde ekimi yapılan kara buğdayın hasadı, çiftçinin yüzünü güldürdü. KARSADER Yönetim Kurulu Başkanı Sürmeli: “Piyasaya kendi kara buğdayımızı sunarak, un ve bulgur sanayisini geliştirip, ürünün piyasalara ve raflara daha ucuz gelişini hedefliyoruz. İnşallah çölyak hastaları için de daha uygun maliyetli ürünlerin çeşitlenmesi ile ilgili ilk adımları atmış oluruz”

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Ankara Üniversitesi (AÜ) Kalkınma Çalışmaları Uygulama ve araştırma Merkezi (AKÇAM), Karabuğday Yetiştiricileri ve Sağlıklı Yaşam Derneği (KARSADER) ve Türk Traktör desteği ile hayata geçirilen “Kadın ve Aileleri ile Güvenli Tarım ve Sağlıklı Beslenme Projesi” kapsamında bölgede 300 dekar arazide ekimi yapılan kara buğdayın hasadı sürüyor.

KARSADER Yönetim Kurulu Başkanı ve Proje Koordinatörü Yasemin Sürmeli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kara buğday üretiminin benimsenmesi, ülkede yaygınlaşması ve kadın çiftçilerin gelir düzeylerinin artırılması amacıyla yürütülen “Filizlerin Mucizeleri Kadın Çiftçi ve Aileleri ile Güvenli Tarım ve Sağlıklı Beslenme Projesi”yle çıktıkları yolda ilk hasadı almanın gururunu yaşadıklarını söyledi.

Sürmeli, proje ile Bilecik ve ülke tarımı için önemli gelişmeler yaşandığını, 25 kadın çiftçi ve ailelerinin 300 dekar arazide ilk defa kara buğday üretimi yaptıklarını dile getirdi.

Kara buğdayın ilk defa Çiftçi Kayıt Sistemine girdiğini ve bu yıl ilk defa tarım sigortaları kapsamına alındığını belirten Sürmeli, şöyle devam etti: “Kara buğday yetiştiriciliği başta olmak üzere 10 farklı konuda çiftçilerimize eğitimler verdirdik. Kadın girişimciliğini teşvik etmek için ve sürdürülebilir tarımsal gelir sağlamak amacıyla da ilk defa yedi kadın çiftçimizin bir araya gelmesiyle Gölflanöz Kadın Girişimi Kooperatifini kurduk.

Kara buğday ürünü için iyi tarım sürecini başlattık. 2017 yılında dekar başına 100 lira destek şu an tasarı halinde, 2018 senesinde de çiftçiler dekar başına 100 lira tarım desteğinden yararlanabilecek. Kooperatif ürünleri için imalat yerlerinin sağlanması amacıyla atıl köy okullarının kooperatife tahsis süreci başladı ve yakın zamanda da sonuçlanmak üzere. Bunun yanı sıra ürünün sanayisinin oluşturulması ve markalaşması içinde arayışlar ve çalışmalar devam ediyor.

Türkiye’nin kara buğday ambarı olma yolunda çalışmalarımız devam edecek. Hasadın devamında kara buğday işleme sanayisinin geliştirilmesi ile ilgili çalışmalarımızı da devam ettireceğiz” Sürmeli, ürünün; maliyeti, ekolojik olarak uyumu ile ilgili ortaya çıkaracakları raporları tek tek inceleyeceklerini ve ülke bazında gelişiminde satır başlarını uygulayarak bölgesel bazda maliyetleri ortaya çıkaracaklarını vurgulayarak, şunları aktardı:

“İthal ettiğimiz maliyetlere inene kadar, yerli üretimin maliyetlerini yapılacak devlet destekleriyle düşürebilir politikalar yapılırsa, ithal etmek yerine ihraç eder hale çok rahatlıkla gelebiliriz. Çölyak hastaları için bir umut olmak ve hastalarının protein oranı yüksek erişilebilir gıdalardaki maliyetlerini düşürmek istiyoruz. Piyasaya kendi kara buğdayımızı sunarak, un ve bulgur sanayisini geliştirip, ürünün piyasalara ve raflara daha ucuz gelişini hedefliyoruz. İnşallah çölyak hastaları için de daha uygun maliyetli ürünlerin çeşitlenmesi ile ilgili ilk adımları atmış oluruz. “

Dünya kara buğday veriminin dekar başına 90 kilogram olduğunu vurgulayan Sürmeli, “Biz burada 110 ile 120 kiloya kadar çıkacağını umut ediyoruz. Bölgesel bazı farklılıklar olacaktır, bunları bölgesel maliyet faktörleri etkiliyor. Proje alanlarımızda herhangi bir sulama yapmadık, sadece tohum, işçilik, ambalajlama ve depolama maliyetimiz var. Sonuç olarak maliyetlerimiz göz önünde bulundurularak, ürünün sanayisiyle de katma değer yaratılarak ürünün markalı olarak piyasalara sunulması hedeflenmektedir.” görüşlerini aktardı.

http://www.hurriyet.com.tr/karabugday-hasadi-ciftciyi-sevindirdi-40535095

http://www.sozcu.com.tr/2017/dunya/dunya-icin-kritik-tarih-2-agustosta-tukeniyor-1952337/

Tıbbi Ve Aromatik Bitkiler Çiftçinin Umudu Oldu

Bitlis merkez ve ilçelerinde alternatif ürün olarak ekilen tıbbi ve aromatik bitkiler, çiftçinin umudu oldu. Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünce hazırlanan proje kapsamında Bitlis merkez, Ahlat ve Hizan ilçelerinde maliyeti düşük ancak birim fiyatı yüksek kekik, çörek otu ve ekinezya gibi tıbbi ve aromatik bitkiler ekildi. Bitlis’in ürün desenine hem baharat hem de sanayide kullanılan bu bitkilerin eklenmesiyle çiftçinin daha fazla kazanç sağlaması hedefleniyor.

– “Dekar başına 300 kilogram ürün elde ediliyor”

Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Fatih Asak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kentte tıbbi ve aromatik bitkilerin ekiminin yaygınlaştırılması amacıyla hazırladıkları projenin bakanlıkça onaylandığını söyledi.

Bu kapsamda ektikleri ürünlerin yetişmeye başladığını anlatan Asak, şöyle konuştu:

“İlimizin ürün deseninde patates, domates ve kuru fasulye var. Bunlara tıbbi ve aromatik bitkileri ekleyerek yüksek verim almayı hedefliyoruz. Bitlis artık tıbbi ve aromatik bitkilerde ‘ben de varım’ diyecek. Bu ürünler çiftçimizin umudu oldu. Kekik dekar başına 200 ile 300 kilogram arasında verim alınan bir bitki. Kilogramı 5 lira. Yani bir dekar alana ekilen kekikten bin 500 lira gelir elde ediliyor. Ekinezya ise kilosu 15 lira olan bir bitki. Burada 300 kilogram kadar bir verim elde edilecek. Alternatif üründen yaklaşık 4 bin lira kazanç sağlanacak.”

Asak, çörek otunun hem sağlık hem de pastacılık sektöründe, ekinezya bitkisinin de baharatçılarda ve sanayide kullanıldığını ifade etti.

– “13 dekarda ekim yaptık”

Asak, tıbbi ve aromatik bitkilerin Bitlis’te doğada bulunduğunu ancak bunların standartlara uygun olmadığını vurguladı.

Proje kapsamında ekilen bitkilerden ise yüksek verim beklediklerini anlatan Asak, “Bu anlamda çiftçimize teşekkür ediyorum. Gerçekten bitkilerin ekim ve bakımını bizimle uyumlu şekilde gerçekleştirdiler. Bu yıl demonstrasyon olduğu için 13 dekarda ekim yaptık. Oldukça olumlu sonuçlar aldık.” dedi.

Asak, üreticinin patates ve fasulye gibi ürünlere çok yüklendiğinde pazar sıkıntısı yaşadığını, bu alternatif ürünlerin çiftçiyi biraz daha rahatlatacağını dile getirdi.

Çiftçi Saki Gültepe ise Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü sayesinde tıbbi ve aromatik bitkilerden kekik ve ekinezya yetiştirmeye başladığını anlattı.

Müdürlüğün bu konuda kendilerine gereken teknik bilgileri verdiğini ifade eden Gültepe, “Umarım diğer çiftçiler de bu ürünlere yönelir. İl ve ilçelerimiz açısında büyük bir maddi gelir elde edilmiş olur. Bu yıl tıbbi ve aromatik bitkileri yeni ekmemize rağmen gayet güzel verim aldık. Amacımız patates ve fasulyenin yanına bu ürünleri de ekerek il ekonomisine katkıda bulunmak.” diye konuştu.

http://www.milliyet.com.tr/tibbi-ve-aromatik-bitkiler-ciftcinin-bitlis-yerelhaber-2191736/

Sümer: Toprağın En Büyük Düşmanı Anız Yangını

KIRIKKALE Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Harun Sümer, yapılan araştırmalara göre en fazla toprak kayıplarının anız yakılan tarlalarda olduğunu gösterdiğini belirterek, “Anız yakma sırasında yüksek dereceye ulaşan sıcaklık, toprakta verimlilik için en önemli unsurlardan biri olan organik maddeleri yok ediyor, toprağı verimsiz bir hale getiriyor. Toprağın en büyük düşmanı anız yangını” dedi.

Hasat sezonunun ardından geleneksel hale gelmiş gibi anız yangınlarının başladığına vurgu yapan Harun Sümer, toprak verimliliğine uzun vadede ciddi zararlar veren anız yakma ve yanlış arazi kullanımının, verimli tarım alanlarının azalmasına ve toprak verimliliğinin zamanla kaybolmasına neden olduğunu söyledi. Başkan Sümer, “Yüksek derecede sıcaklık, verimlilik için en önemli unsurlardan biri olan organik maddeyi yok ediyor. Toprakta sürdürülebilirlik için önemli olan biyolojik, fiziksel ve kimyasal özelliklere zarar veriyor.

Ayrıca anız yangınları nedeniyle komşu tarlaların ürünleri ile ormanlar da tahrip olabilmekte, doğrudan ve dolaylı etkileri yüzünden toprakla birlikte bir çok canlı türü de zarar görmektedir. Verimliliği düşen topraktan daha iyi ürün almak isteyen üreticilerimiz, daha fazla toprak işleme ve kimyasal kullanma yollarına başvuruyor. Dolayısıyla hem ekonomik, hem de çevreyle ilgili sorunlar ortaya çıkıyor. Anız yakmayla geri dönüşümü mümkün olmayan kayıplar birikmeye başlıyor. Zamanla bu birikimler toprak verimliliğini önemli derecede etkiliyor ve toprak çoraklaşarak tarım yapılması mümkün olmayan bir materyale dönüşüyor. Anız yangınları konusunda yapılan araştırmalar, en fazla toprak kayıplarının anız yakılan tarlalarda olduğunu göstermiştir. Üreticilerimiz anız yakarak geçim kaynağı olan toprağı fakirleştirip öldürmemeli ve anız yakmayı bırakmalıdır” ifadesini kullandı.

Anız yakmanın sadece havaya, çevreye, meraya, ormana, toprağa ve topraktaki canlılara zarar vermediğini belirten Başkan Sümer, kontrolden çıkan anız yangınlarının, köy, kasaba ve şehirlerdeki yerleşim yerlerini, tarım arazileri içinde bulunan enerji iletişim ve haberleşme hatlarını taşıyan direklere zarar vererek can ve mal kayıplarına neden olabildiğini kaydetti. Sümer, “Üreticilerimizin anız yakma sebebi, yabancı ot tohumlarının, bitki artıklarının kolayca temizlenmesi, sürümün kolaylaştırılması, bitki artıkları ve toprak yüzeyine yakın yerde barınan zararlıların yumurta, larva, pupa ve erginlerinin yok olmasıdır. Toprak işleme uygulamaları, tarımsal üründe bir azalmaya neden olmadan toprağı koruyan ve aynı zamanda sürdürülebilir bir faaliyet olması gerekir. Kırıkkaleli üreticilerimiz anız yakmak yerine alternatif uygulamaları tercih etmeli, toprak işlemesiz tarıma yönlendirilmelidir” dedi.

http://www.hurriyet.com.tr/sumer-topragin-en-buyuk-dusmani-aniz-yangini-40530146

Arıcılık Yapana Hibe Verilecek

Erzincan İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Murat Şahin, konuyla ilgili açıklamasında hibe desteğinden yararlanmak isteyen çiftçilerin 19 Temmuz 2017 ile 18 Ağustos 2017 tarihleri arasında müracaatta bulunabileceklerini söyledi. İl Müdürü Murat Şahin’in açıklaması şöyle: “Bakanlığımızın uygulayacağı desteklemelerde hibe verilecek alet ve makineler; bal süzme makinesi, bal eritme ve dinlendirme kazanı, sır alma teknesi, polen tuzaklı boş kovan, elektrik üreten güneş enerjisi sistemi, seyyar arıcı barakası, bal sağım çadırı malzemelerini kapsar. Bu alet ve makinelere müracaat edecek çiftçilerimiz 5 bin TL’ye kadar hibeden yararlanabileceklerdir. Çiftçilerimiz ikamet ettikleri il ya da ilçe müdürlüklerine belirten tarihler arasında şahsen müracaat edeceklerdir.”

İl Müdürü Murat Şahin, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın arıcılıkla uğraşan üreticilere yönelik uyguladığı bu hibe programından çiftçilerin en iyi şekilde yararlanmaları gerektiğini belirterek, “Erzincan ülkemizde en kaliteli balları üreten bölgelerden birisidir. Erzincan çiçek balının ünü tüm ülkemizde bilinmektedir. 80 bin civarında olan arı kovanı potansiyelini artırmak, üretim ve kaliteyi yükseltmek açısından üreticilerimiz eksik olan tüm alet ve makineleri program kapsamında alarak arıcılığı daha modern bir şekilde yapmalıdırlar” diye konuştu.

http://www.milliyet.com.tr/bu-isi-yapana-hibe-verilecek–ekonomi-2486238/

Cevizden Sonra Organik Çam Kozalağı Reçeli


Türkiye’nin ceviz ihtiyacının yüzde 3’ünün karşılandığı Çorum’un Oğuzlar ilçesinde ceviz reçelinden sonra şimdi de çam kozalağı reçeli üretimine başlandı. Ülke ekonomisine sağladığı katkı ve binlerce ailenin geçim kaynağı olan Oğuzlar 77 cevizi ev yapımı organik reçelinden sonra şimdi de çam kozalağı piyasaya sunulmaya hazırlanıyor. Oğuzlar Halk Eğitim Merkezi, İŞKUR İl Müdürlüğü ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından ilçede açılan “Reçel ve Marmelat Kursu”na yoğun ilginin gösterildiği kursa katılan ev hanımları ürettikleri reçellerle marka olmayı hedefliyorlar.

Kursiyerler daha önce üretimini yaptıklarını ceviz reçeline çeşitlerine Çorum ve Türkiye’nin bazı illerinden talepler gelmeye başlamasıyla kendilerini yeni yeni reçel çeşidi üretimi yapmaya yöneldiklerini ifade ettiler. Çeşitli sebze ve meyvelerden reçel yaptıklarını, ceviz reçelinde ise ciddi bir başarı elde ettiklerini dile getiren kursiyer Şükriye Gerçek, “Ceviz reçelinden sonra çam kozalağından reçel yapmaya karar verdik. Ormanlık alanda yaşıyor olmamız bu konuda bizi teşvik etti. Önceden yakacak olarak kullandığımız çam kozalağı şu an kahvaltı sofralarımızda doyumsuz lezzeti ve sayısız şifalarıyla bizleri beklemektedir. Bundan sonra da üretmeye devam edeceğiz” dedi.

Oğuzlar Halk Eğitim Merkezi Usta Öğreticisi Gıda Mühendisi Erhan Doğan ise Reçel ve Marmelat Kursu’nda 15 çeşit reçel üretimi yaptıklarını belirterek, kursta ilk yaptıklarında en çok ceviz reçeli üretimine yoğun ilgi olduğunu ve reçel çeşitlerini çoğalttıkça ise kursiyerlerin üretim için heyecanlarının arttığını, yeni çeşitler üretmek için heveslendiklerini açıkladı.

Bu ilginin ve hevesin kursa katılan ev hanımlarının ceviz reçelinde elde ettikleri başarıdan sonra çam kozalağı reçelinde de bu başarıyı elde etmelerinden kaynaklandığını anlatan Doğan, “Alternatif ürünler içerisine giren çam kozalağı reçeli üretimine başladık. Kozalak reçeli üretimine başlamamızın nedeni burada halk kozalağı yakacak olarak bilir ve kullanırdı. Şimdi ise reçele dönüştürdük. Kozalak reçelinin sağlık açısından birçok faydaları var. Çam kozalağı içinde bulunan pinen maddesinin özellikle de üst solunum yolları enfeksiyonları için iyi geldiği bilinmektedir. Bundan dolayı da çam kozalağı reçelini üretmeye karar verdik. Kursiyerlerimizle birlikte başarılı bir çalışma elde ettik. Çorum Fuar Alanı’nda gerçekleştirilecek olan Yöresel Ürünler, Hediyelik Eşya ve Elsanatları Festivali’nde ürünlerimizle yerimizi alacağız. Ürünlerin tamamı kendi el emeğimiz. Ürünlerimizin kalitesi ve doğallığını yansıtacak görsellik kazandırarak stantta görücüye çıkaracağız. Ürünlerimizi alanların üzerine iliştirdiğimiz etiketin arka kısmında bulunan yazıyı dikkatli okumalarını isteriz. Çünkü bu bir emektir. Emeğin sonucunda da tüm yapmak istediğimiz işin özetini bu etikete yazmış bulunmaktayız” açıklamasını yaptı.

https://www.haberler.com/ev-hanimlari-cevizden-sonra-organik-cam-kozalagi-9840975-haberi/