Monthly Archives: Kasım 2010

Karadut

TİRE – Pasta, dondurma, reçel, meyve suyu yapımında ve ilaç sektöründe kullanılan karadut üretimi, İzmir’in Tire ilçesine bağlı Canbazlı köyünün kaderini değiştirdi. Canbazlı köyünde İzmir Valiliği’nin “Köylerde Yaşam Kalitesini Artırma Projesi” kapsamında soğuk hava deposu ve şoklama tesisinin yapılması ile artan karadut üretimini değerlendirmek isteyen köylüler, ortak fabrika kurmak için gelen teklifleri değerlendiriyor, ihracat olanaklarını araştırıyor. Yaklaşık 500 kişinin karadut toplama işinden geçimini sağladığı Canbazlı Köyü’nde soğuk hava tesislerinde depolanması ile değeri de yükselen karadut, alıcılarla yerinde yapılan pazarlıklarla en iyi fiyatını buluyor. Canbazlı Karadut Şoklama ve Depolama Kooperatifi Başkanı Hüseyin Kaya, soğuk hava deposu ve şoklama tesisi yapılmadan önce, karadutu çabuk bozulan bir ürün olması nedeniyle fazla beklemeden alıcının teklif ettiği fiyata satmak zorunda kaldıklarını söyledi.

Kaya, “Artık eskisi gibi değil. 85 haneli köyümüzde 600 ağaçtan yılda yaklaşık 70 ton karadut toplanıyor. Tesislerin yapımından sonra yeni ağaç dikimlerinde artış görüldü. Eskiden karadutu aracılara satıyorduk ve 2-3 kişi para kazanıyordu. Şimdi bütün köylü kazanıyor” dedi. Her ağaçtan ortalama 1 ton karadut elde edildiğini ve toplanan ürünün Tamtad Konserve, Seymenler, Kafkas, Merko Gıda, Meysa Gıda gibi firmalara pazarlandığını anlatan Kaya, amaçlarının dutu toplayıp satmak yerine işleyerek satmak olduğunu söyledi. Ortak tesis teklifleri Şoklama tesislerinin açılmasından sonra bazı gıda firmalarından ortak üretim tesisi kurma teklifleri almaya başladıklarını kaydeden Kaya, “Teklifleri değerlendiriyoruz. Artık dutlarımızın bozulma sorunu yok. Ancak toplayıp başkalarına devretmek iş değil. Toplanan karadutlardan meyve suyu, reçel gibi ürünler yapacak tesis kurmak istiyoruz. Daha sonraki hedefimiz de bu ürünleri ihraç etmek. Soğuk hava deposunun devreye girmesiyle birlikte karadutun fiyatı 2.5 milyon liraya yükseldi” diye konuştu. Deniz seviyesinden 680 metre yükseklikteki köylerinde yetişen karadutun diğer yörelerde yetişen karadutlardan farklı olduğunu ve tercih edilen özellikleri barındırdığını vurgulayan Kaya, üretimin şimdilik 70 ton civarında olduğunu, yeni dikimler sayesinde birkaç yıl içinde bu miktarın iki katına çıkacağını söyledi. İnternet sitesi kurulacak Karadutu başta Türkiye olmak üzere dünyaya tanıtmak üzere girişimlerde bulunacaklarını ifade eden Kaya, şöyle konuştu: “Karadutu konstantre veya reçel olarak değerlendirecek bir tesis kurabilirsek, Canbazlı köyünden dünyanın heryerine karadut ürünleri satabiliriz. Karadut pasta, dondurma, reçel ve meyve suyu yapımının yanı sıra tıpta da sahip olduğu organik asitler nedeniyle kullanılıyor. Özellikle diş ve dişeti hastalıkları ve ağızdaki iltihap ve yaralar, mide ve bağırsak ülseri, iç ve dış yaraların tedavisinde karadut konsantresi kullanılıyor. Ayrıca enerji veren özelliği ile karadut suyu enerji içeceği özelliğine sahip. İlk etapta köyümüzü ve karadutu tanıtan bir internet sitesi hazırlayacağız.” Organik bir ürün Kooperatifin kurucu ortaklarından ve Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Doğan da Karadut ağacının tamamen doğal koşullarda yetiştiğine dikkat çekerek, “Gübre, hormon yok, çapa istemez. Yetiştirilmesi kolay, tamamen organik bir üründür. Bu özelliği ile dünya pazarlarında büyük talep göreceğine inanıyoruz. Halen köy arazisinde bulunan veya az sayıdaki şahıslara ait karadut ağacının düzenli olarak yetiştirilmesi ve sağlıklı koşullarda toplanması için projeler geliştiriyoruz. Toplayıcılar ağaçları yaklaşık 1 milyar liraya kiralıyor ve çok zor koşullarda kendilerini ağaca asarak dut topluyorlar. Çok zahmetli bir iş sonucunda hak ettikleri geliri elde edemiyorlar. Kurulacak karadut işleme tesisleri sayesinde dut toplayanların da eline daha çok para geçecek” dedi.

http://www.dunyagazetesi.com.tr/haberArsiv.asp?id=182189

http://www.tarimsektor.com/haber/1376/karadut_cildirdi.html

Cevize Yatırım Kazandırıyor

Meyve yatırımcılarının yeni gözdesi ceviz oldu. Tokat, Denizli, Bitlis, Kırşehir, Çanakkale ve Tekirdağ’da yeni ceviz bahçeleri kuruluyor. Niksar’da, Adilcevaz’da daha verimli, daha kaliteli yeni türler üzerinde çalışılıyor…ANADOLU cevizin anavatanı olarak kabul edilir. Ceviz ağacının Anadolu insanı için yeri özeldir. Hem meyvesi hem de kerestesi makbuldür. Ceviz son zamanlarda yeşil kabuğuyla birlikte yapılan reçeliyle de sofralarımıza konuk olmaya başladı…Türkiye’de yaklaşık 8 milyon ceviz ağacı olduğu tahmin ediliyor. Yıllık ceviz üretimiyse 185 bin ton. 30 bin ton civarında ithalat yapılıyor. İhracat ise yok denecek kadar az. Geçen yıl sadece 500 tonluk ihracat yapılmış.

Son yıllarda Türkiye’de tekrar cevize yöneliş olduğu görülüyor. Birçok bölgede yeni bahçeler kuruluyor. Atıl durumdaki orman alanları kiralanarak ceviz ormanına çevriliyor. Üretim standartları yükseliyor. Önümüzdeki 10 yıl içinde yeni bahçelerle birlikte ceviz üretiminin yüzde 50 artması bekleniyor.
Son zamanlarda ceviz, yeşil olarak da market raflarında yer almaya başladı. Taze cevizin kilosu ortalama 10 TL. Kabuklu kuru kalitesine göre 10-20, ceviz içi ise 30-40 TL arasında satılıyor. Üretici ise tüccara kalitesine göre 5-7 TL’den satabiliyor.

Türkiye’de ceviz deyince akla Tokat, Kırşehir, Çorum, Bitlis, Denizli, Çanakkale, Tekirdağ, Edirne, Manisa, Bursa, Balıkesir, Kastamonu, Bilecik, Kahramanmaraş gibi iller geliyor. En çok üretimse kuşkusuz Tokat’ta. Özellikle Niksar ilçesinin cevizleri marka olmuş durumda. Pazarda Niksar cevizi, fiyatıyla da kalitesiyle de ön plana çıkıyor.

Ceviz konusunda en önemli çalışmayı Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Akça yapıyor. Akça, klasik öğretim üyelerinden farklı olarak sürekli sahada olan bir akademisyen. Tam bir ceviz gönüllüsü. Ceviz dikimini artırmak için çalışıyor. Aynı zamanda, Akça ve Akça1 isimleriyle yeni bir ceviz türü geliştirmeye çalışıyor. Türkiye Ulusal Ceviz Çalışma Grubu Başkanlığı ve TEMA’da ceviz danışmanlığı görevlerini de yürütüyor.

“ÖLÇEĞİ BÜYÜK TUTUN”

Yaşar Akça, cevize yatırım yapan girişimcinin kazançlı çıkacağını düşünüyor. Cevize yatırım yapacak olan girişimcilere şu tavsiyelerde bulunuyor: “Ceviz bahçesi tesisi karlı ve uzun dönemli bir yatırımdır. Özellikle Türkiye’de ürün açığının olması yatırımları cazip hale getirmiştir. Cevizde dünyada stok yoktur. Tüketim her geçen gün artmaktadır. Tarım, artık sermaye isteyen, bilgi beceri ve deneyim gerektiren daha da önemlisi Ar-Ge gerektiren bir sektör haline geldi. Ceviz yatırımlarında ölçek ekonomisi en önemli konu. Yatırıma başlarken en doğru ölçek işe 100 dekarla başlamaktır. Daha sonra ise 500 ve 1.000 dekar hedeflenmelidir. Ben yeni bir tanımlama yapıyor ve 100 dekar ceviz bahçesi olana ‘ceviz köylüsü’, 500 dekar bahçesi olana ‘ceviz çiftçisi’, 1.000 dekar ceviz bahçesi olana ise ‘ceviz çiftliği sahibi’ diyorum. Ülkemizde ceviz çiftliği olan kişi sayısı her geçen gün artıyor. Kırsalda ise durum daha farklı. Bir ceviz ağacı verimli çağında 35-50 kg meyve verir. Uygun ekolojilerde kırsalda yaşayan bir aile için öngörüde bulunmak istiyorum. Hedefimiz her ailenin minimum 20 ceviz ağacı + 25 koyun + 10 inek + 20 adet kanatlı hayvan + 50 dekar tarla + 50 metrekare plastik seraya sahip olmasını sağlamak olmalıdır. Unutmayalım ki kırsalda gelecek var.”

 

 

NİKSAR, AB STANDARTLARINI YAKALADI

Niksar’da cevizden para kazanan birçok aile var. Bunlardan biri de 1973 yılından bu yana ceviz işiyle uğraşan Yılmaz ailesi… Bu ailenin Yılmaz Kardeşler ve Cevizsan ismiyle iki şirketi var. Cevizin her kademesinde faaliyet gösteriyorlar. 400 dekarlık ceviz bahçeleri var. Aynı zamanda ceviz fidanlıklarından fide satışı yapıyorlar. Ceviz tesislerinde ise Niksar ve civar köylerden aldıkları cevizleri kırıp tatlı ve kuruyemişçilere toptan satııyorlar. Cevizli sucuk imalatları da mevcut.
Cevizsan Genel Müdürü Halis Yılmaz, “37 yıldır ceviz işiyle uğraşıyoruz. Cevizleri tatlı sektörüne ve kuruyemiş toptancılarına veriyoruz. Niksar cevizde bir marka. Bugün birçok satış noktasında başka şehirlerin cevizleri de Niksar cevizi diye satılıyor. Niksar cevizi hem iri, hem açık renkli hem de tadı, aroması çok farklı” diyor.
Türkiye’nin tekrar ceviz ihraç eder hale gelebilmesi için ağaç sayısının artırması gerektiğini söyleyen Halis Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Kesilen ağaçların yerinin dolması lazım. Biz eşimize dostumuza ‘ceviz dikin’ diye telkinlerde bulunuyoruz. Fidanlarda yeni çeşitler geliştiriyoruz. Sonra da tanesini 8-15 TL arasında satıyoruz.”
Tokat tarım İl Müdürü Yaşar Kavak’ın verdiği bilgilere göre, Niksar’da halen AB standardında 14 adet ceviz kırma tesisi var. Kavak, üreticilere sertifikalı fidan desteği verdiklerini, hedeflerinin bu bölgeyi örnek bir ceviz havzası haline getirmek olduğunu vurguluyor.

ADİLCEVAZ MARKASI TESCİLLENDİ

Ceviziyle meşhur bölgelerden biri de Bitlis’e bağlı Adilcevaz ilçesi. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde de “Vattül Cevaz” (Cevizler Vadisi) olarak anılan bu ilçede cevizin geçmişi oldukça eski. 21 yıldır ceviz festivali düzenleyen ilçede büyük bahçeler yok. Ancak cevizi olmayan aile de yok gibi. Yeni doğan çocuklar için ceviz ağacı dikmek adettenmiş.

Adilcevaz Tarım İlçe Müdür Vekili Selami Savaş, ilçede ceviz üretimini ve kaliteye daha da yükseltmek için yaptıkları çalışmaları şöyle anlatılor: “100. Yıl Üniversitesi’yle ortak bir çalışmamız var. Adilcevaz cevizini bir marka olarak tescil ettirdik. Şimdi bu bölgeye has yeni bir tür üzerinde çalışıyoruz. 4 yılık bir çalışma bu. Yeni türün adını ‘Adilcevaz1’ olarak belirledik. ‘Adilcevaz2’ ve ‘Süphan’ için de çalışmalara sürüyor. Adilcevaz cevizi tat ve aroma olarak diğer bölgelerdekilerden farklı. İçi de beyaz. İlçemizde ceviz reçeli için de küçük bir tesis kuruldu. Ben askerliğimi 1990 yılında Kıbrıs’ta yapmıştım. Ceviz reçelini orada görmüştüm. Tarifini alıp Adilcevaz’a taşıdım. Valilik ve kaymakamlığın da desteğiyle Çetin ve Barış Göl kardeşler bir üretim tesisi kurdu. Elcevaz markasıyla üretim yapıyorlar. Bu yatırıma vesile olduğum için de mutluyum.”

ORMANI KİRALAYIP CEVİZ DİKTİLER

Tekstil kenti Denizli’de tarım da önemli bir yer tutuyor. İlde kiraz, üzüm, ceviz gibi meyveler yaygın olarak üretiliyor. Denizli Ziraat Odası Başkanı Hamdi Gemici, merkezde olmasa da Tavas, Çameli, Çal, Güney, Kale ve Beyağaç gibi ilçelerde ceviz ağacı diken aile sayısında artış olduğunu söylüyor.
Tavas’ta market işleten Bekir Özdener de bir orman alanını devletten kiralayarak ceviz işine girmiş. Akdeniz Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu Özdener, 2 yıl gibi bir uğraş sonucunda Orman Bakanlığı’na ait çalılık alanda 50 dekar arazi kiralamış. Tesviye işlemlerini bitirmiş. Bu ay ceviz ağaçlarını dikmeye başlayacak. Özdener, yatırımıyla ilgili şu bilgileri veriyor:

“50 dekarlık araziyi 49 yıllığına bedelsiz kiraladık. 49 yıl sonra burası tekrar devlete ait bir yer olacak. Arazi izin amacına uygun kullanılmadığı anda sözleşme iptal oluyor. Başka birine devretme ya da başka bir şey yapma şansınız da yok. Çok sıkı denetleniyor. 624 ceviz, 320 badem, 1.500 de piramit servi ağacı dikeceğiz. Servileri, diğer ağaçları korusun diye arazinin çevresine dikeceğiz. Tanesi 13 TL’den fidan bağlantılarını yaptım. Toplamda 50 bin TL’nin üzerinde yatırım yapmış olacağım. Sadece tesviye için 20 bin TL harcadım. Uzun soluklu bir yatırım bu. Çoluk çocuğumuza yönelik bir yatırım. Aynı zamanda ormana ağaç kazandırmış oluyoruz. Sosyal yönü de var.”

Cevizin bilinen faydaları

Ceviz, gerek beslenme gerekse sağlık açısından çok değerli bir meyve. Enerji kaynağı. İçerdiği mineral maddeler, kolay sindirilebilir protein içeriği, yararlı yağ asit kompozisyonlarıyla insan sağlığında önemli bir yere sahip. Özellikle kalp hastalıklarına ve kansere karşı koruyucu olduğu kanıtlanmış durumda. Hipertansiyon ve diyabet hastalıklarında da öneriliyor. Gümüş ve selenyum içeriğiyle zeka gelişimine katkıda bulunduğu da belirtiliyor.

Baklavanın vazgeçilmezlerinden

Ceviz, gıda sektöründe ağırlıklı olarak tatlı ve çikolata üretimi için kullanılıyor. Özellikle baklavanın ayrılmaz bir parçası konumunda. Yaprağı ve yeşil dış kabuğu farmakolojide kullanılıyor. Yeşil kabuk aynı zamanda doğal bir boya hammaddesi. Cevizin kerestesi de çok değerli ve kaplamada yaygın olarak kullanılıyor.

Ceviz bahçesi kaça kurulur?

Klasik dikimde sıra arası ve sıra üzeri mesafeler 7×7 ile 10×10 metre olarak tercih ediliyor. Klasik olarak dekar (dönüm) başına 10-20 adet fidan dikilebiliyor. Bazı bölgelerde bu sayı 31 de olabiliyor. Ancak bu sistemde mutlaka yan dallarda meyve veren çeşitler kullanılmalı. Çok iyi budama ve terbiye yapılmalı. Ağaçlar 10 yaşına geldiğinde, 8×4 metre dikim sıklığında kurulan bir bahçede seyreltmeyle 8×8 metre aralığına geçilmesi öneriliyor. Böylece arazi 10 yıl boş kalmamış oluyor.
Ceviz dikim zamanı fidanına göre değişiyor. Tüplü fidan kullanılacaksa mayıs-haziran ayları öneriliyor. Açık köklü fidan içinse ekolojik koşullara bağlı olarak kasım-aralık ve mart-nisan aylarında dikim yapılabilir. Fidan fiyatları 10-15 TL arasında değişiyor. İşçilik ve arsa dahil 1 dekarlık bahçenin kurulum maliyeti 1.500 TL’yi buluyor. Bu arada devletin 5 dekardan az olmamak kaydıyla dekar başına 300 TL destek verdiğini hatırlatalım.

Ceviz ağacı beşinci yılında meyve vermeye başlıyor. Asıl verim içinse 10’uncu yaşı beklemek gerekiyor. Bir ağaç ortalama 35 kg meyve verebiliyor. Uzmanlar, bu işten ciddi anlamda para kazanmak isteyen girişimcilere en azından 50 dekarla başlamalarını tavsiye ediyor.

Ceviz bahçesi kuracaklara mini tavsiyeler

* Danışmanlık hizmeti veren kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde yatırıma başlamalı.
* Projeyi ve fizibilite raporlarını deneyimli teknik elemanlar hazırlamalı.
* Proje öncesi benzer yatırımlar incelenmeli.
* Proje kapasitesinin ekonomik sınırları belirlenmeli.
* Çiftlik bölgesi ve yerinin seçiminde SWOT (güçlü ve zayıf yönler, fırsatlar ve tehditler) analizi yapılmalı.
* Yönetim ve işletme binalarının büyüklüğü ve gerekliliği analiz edilmeli.
* Yatırımda tespit edilen riskler ve yüzdesi belirlenmeli.
* Yatırımla ilgili teşvikler incelenmeli.
* Geç yapraklanan ve yan dallarda meyve veren yani verimli ceviz çeşitleriyle bahçe kurulmalı.
* Kapama ceviz bahçelerinde mutlaka damlama veya mini spring (yağmurlama) sulama sistemleri kurulmalı.
* İlk yıllar özellikle gübreleme ve budamaya önem verilmeli…

Belli başlı ceviz çeşitleri
Kaplan
Yalova 1
Yalova 3
Yalova 4
Kaman 1
Bayrak
Şebin
Bilecik
Yavuz 1
Gültekin 1
Şen 1
Maraş
İthal çeşitler
Chandler
Franqette
Pedro

Cevizin kerestesi de değerli

Cevizin sadece meyvesi değil kerestesi de çok değerli. Mobilya sektöründe özellikle kaplama malzemesi olarak kullanıyor. Sunta için bir numaralı kaplama aracı. Ceviz kerestesi aynı zamanda, tüfeklerin dipçiklerinde yaygın olarak kullanılıyor. Türkiye, ceviz kerestesini ağırlıklı olarak ithalat yoluyla elde ediyor. Kerestenin metrekare fiyatı 4-7 TL arasında değişiyor.

İstanbul Ağaç Mamulleri ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Abdullah Tever, cevize yatırım yapan girişimcilerin ileride kerestesini de değerlendirme imkanı olduğunu söylüyor. Türkiye’nin ceviz kerestesi ihtiyacını içeriden karşılaması için de ceviz ormanına yatırım yapılması gerektiğini düşünen Tever, “Son zamanlarda ceviz ağacı dikiminde ciddi bir artış görüyoruz. Bu girişimler bizi heyecanlandırıyor. Kısa vadede çözüm olmasa da uzun vadede ithalat ihtiyacını azaltacaktır. Bugün Bulgaristan ve Rusya’dan ceviz kerestesi getiriliyor. Bu ihtiyacı içeriden karşılamak isteriz. Ceviz, mobilya sektörü için önemli bir ağaç. Cevize yatırım yapan zararlı çıkmaz. Çocuklarına ciddi bir miras bırakır” diyor.

http://www.patronlardunyasi.com/haber/Cevize-yatirim-kazandiriyor/93781

Hayvancılık Teşvik Kredisi 2010 Şartları

YARARLANMA KOŞULLARI:•Süt Sığırcılığı ve Büyükbaş Hayvan Yetiştiriciliği konularında; En az 10 baş,•Damızlık Etçi Sığır ve Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği konularında; En az 50 baş kapasiteye sahip işletmeler yatırım kredisi için,•Büyükbaş Hayvan Besiciliği konusunda; En az 10 baş kapasiteye sahip işletmeler işletme kredisi için Ziraat Bankası veya Tarım Kredi Kooperatiflerine başvurabilirler.

Tarım Kredi Kooperatiflerinin de aracılık ettiği ve 1 Ağustos 2010 tarihinde uygulanmasına başlanan proje ile işletme kredilerinde en fazla 1 yıl, yatırım kredilerinde ise en fazla 5 yıl vadeli kredi imkanı tanınıyor.

Büyükbaş hayvan besiciliğinde 10 baş ve üzeri besi sığırcılığı işletmesi kurmak veya işletmenin kapasitesini artırmak isteyen ortaklar faydalanabilecek. Temin edilecek olan hayvanların ise en fazla 18 aylık ve erkek olmaları gerekiyor. Ayrıca kredi için hayvanların küpelendirilmiş olmaları zorunluluğu aranıyor.

Süt sığırcılığı işletmesi kurmak veya işletmenin kapasitesini 10 baş ve üzerine çıkarmak isteyen ortaklar için 5 yıla kadar vadeli yatırım kredisi kullandırılacak. Kredi ile temin edilecek olan hayvanlar en fazla ilk doğumunu yapmış veya ilk yavrusuna gebe olma şartı aranıyor.

Damızlık et sığırcılığı işletmesi kurmak isteyen Tarım Kredi Kooperatifleri ortaklarına 50 baş ve üzeri için yatırım ve işletme kredisi kullandırılacak. 

Büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde ise 10 baş ve üzerinde kültür ırkı ve melez gebe düve veya inek/mandaya sahip büyükbaş hayvancılık yapan ortaklara yatırım ve işletme kredisi kullandırılacak.

Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde iki farklı sistem uygulanacak. Koyun yetiştiriciliğinde en az 50 baş, keçi yetiştiriciliğinde ise an az 25 baş kapasiteye sahip işletme kurmak veya kurulu işletmesinin kapasitesini artırmak isteyen ortaklara 5 yıl vadeli yatırım kredisi kullandırılacak.

Tarım Kredi Kooperatifleri ortaklarının faydalanabilecekleri yatırım ve işletme kredilerinde sıfır faizli kredi sağlanmış olacak.

KAPSAMI; ÜLKE GENELİ

UYGULAMANIN BAŞLAMA TARİHİ; 1 AĞUSTOS 2010

KREDİ ÜST LİMİTİ: Yatırım kredilerinde 7.500.000 TL.

İşletme Kredilerinde (Sığır Besiciliği) 3.000.000 TL. 

KREDİ PLANLAMASI:

2.000.000 Baş Damızlık Koyun-Keçi

100.000 Baş Damızlık Sığır-Manda

600.000 Baş Besi Sığırı için “0” faizli kredi verilecektir.

http://www.tarimziraat.com/tarim_haberleri/a534-hayvancilik_tesvik_kredisi_2010_sartlari.html

Saanen Keçisi

Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Başkanı ve Ulusal Süt Konseyi Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Muhittin Özder, ‘Keçi ırklarının içinde yüksek oranda süt verimi nedeniyle en çok rağbet gören ve yayılan beyaz keçi olarakta bilinen, ‘Saanen’ keçisidir’ dedi.Özder1980’li yıllardan,  sonra Türkiye’de koyun ve keçi sayılarında büyük bir azalma meydana geldiğini ifade ederek, koyun ıslahı çalışmalarına hız verilmesi gerektiğini söyledi.

 Yerli koyun ırklarının et ve süt veriminin düşük olduğunu ifade eden Özder, “Koyun ıslahı çalışmalarına hız verilmesi lazım. Türkiye’de günümüzde, yerli kıl keçisi, Ankara keçisi, Kilis keçisi ve Malta keçisi ile bunların melezleri yaygın olarak yetiştirilmekte. Bunların yanında çeşitli kültür ırkları yurt dışından getirildi” diye konuştu.
Yurt dışından getirilen keçi ırklarından Türkiye şartlarına en uygununun beyaz keçi olarak da bilinen “Saanen” keçileri olduğunu kaydeden Özder, beyaz keçilerin süt verimi yüksek ve yetiştirildiği ülkelere çabuk uyum sağladığını ifade etti.

Özder, şunları kaydetti:
“Keçi ırklarının içinde en fazla rağbet gören “Saanen” keçisidir. Beyaz keçi olarak da bilinen bu keçi, sadece yüksek verimiyle değil, aynı zamanda uyum yeteneğinin yüksekliği ile de bilinir. Bu bakımdan dünyada geniş bir yayılım alanı olmuştur. Verimleri yerli ırklarımızdan çok yüksektir. Saanen keçisi, çok iyi şartlarda bakıldığında yılda bir tonun üzerinde süt verebilirken, ülkemizde ki yerli ırklarda bu oran 150-200 kilogram arasındadır. Ayrıca bu keçilerde ikiz doğurma oranı da yüksektir. Saanen keçileri son yıllarda ülkemizde de küçükbaş hayvan yetiştiricileri tarafından yerli ırklarımız ile çiftleştirerek melezleme çalışmaları yapıldığını görmekteyiz. Fakat bu çalışmalar, çok bilinçli olarak yapılan çalışmalar değil.”

DAMIZLIK BEYAZ KEÇİ BULMAK ZOR
Özder, Türkiye’nin saf ve yüksek verimli damızlık beyaz keçi bulmakta sıkıntı çektiğini ifade ederek, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın politikası gereği bu keçilerin sadece Avustralya, Yeni Zelanda ve ABD gibi deniz aşırı ülkelerden ithal edilebildiğini söyledi.
Özder, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Saf ırkın Türkiye’ye getirilmesi için bir politikanın uygulanması ve kaliteli damızlıkların yurt dışından ithal edilip bilinçli bir şekilde ıslah amacıyla dağıtılmasında fayda var. Beyaz keçileri yurt dışından her ülkeden ithal edemiyoruz. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, hastalık nedeniyle sınırlı ülkelerden ithalat yapılmasına izin veriyor. Bu ülkelerde 150 dolar olan bir keçi, nakliye ve vergi masrafları ile birlikte Türkiye’ye ithali 1,150 dolara mal oluyor. Üreticilerimize ucuz ve kaliteli damızlık sağlanması gerekiyor.”

KEÇİ SÜTÜ, ANNE SÜTÜ KADAR DEĞERLİ
Özder, anne sütüne en yakın değerdeki sütün keçi sütü olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“İçerdiği besin değerleri bakımından anne sütüne en yakın süt keçi sütüdür. Keçilerin beslendiği ortam itibarıyla sütlerinde zararlı kimyasal kalıntıların miktarı çok düşüktür. Sindirimi kolaydır. Küçük çocuklar için son derece uygundur. Hijyenik koşullarda bakılırsa koku problemi de olmaz. Bileşimi itibariyle kaliteli peynir yapımına son derece uygundur. Dünyanın önde gelen peynir üreticisi ülkeleri genelde keçi sütünü tercih ediyor. Peynirleriyle ünlü Fransa da peynir üretiminde keçi sütü tercih edilmektedir.”

KEÇİLERİN DOĞAYA VERDİĞİ ZARAR
Beyaz keçilerin yerli keçiler kadar doğaya zarar vermediklerine de değinen Özder, Şöyle devam etti:
“Keçi, selüloz oranı yüksek besinleri tercih eder. Ağaç dallarını filizlerini sever. Ama uygun bir otlatma yöntemi sağlanırsa, doğaya zarar vermezler. Burada sorun, aşırı otlatmadır. Beyaz keçiler yerli keçilere göre
kapalı ortamlarda, çiftlik ortamında yetiştirilmeye daha uygundur. Bu bakımdan sığıra benzer şekilde kapalı ağıllarda daha yoğun üretim sistemiyle yetiştirilmesi mümkün. Bu yolla doğaya verdikleri zararların önüne geçilebilmektedir. Eğer dengeli bir birliktelik sağlanırsa keçinin ormana zararı değil faydası dokunur. Kuru otları yiyerek yangınların önlenmesine ve gübresiyle de ağaçlara katkısı olur.”

 
 

 

Su Sıkıntısı Artıyor

Dünyada bir milyar dolayında insan temiz içme suyundan yoksun yaşıyor. 2030 yılına gelindiğinde, dünya nüfusunun yarıya yakınının, su sıkıntısının mevcut olduğu bölgelerde yaşayacağı tahmin ediliyor.

Uzmanlar, giderek artan su ihtiyacının karşılanabilmesi için su yönetimi politikalarının geliştirilmesinin şart olduğunu belirtiyor.
Yerkürede tam bir milyar 400 milyon kilometreküp su mevcut. Ancak bunun yüzde 97’si tuzlu su.

İnsanların kullanımına uygun olan tatlı suyun büyük bölümü ise ya buzullarda ya da yeraltının derinliklerinde bulunuyor.

Uzmanlara göre, günümüzde nüfus artışıyla birlikte artan tüketim ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşın dünyada hala yeterli miktarda su var.

Amerika kıtasının kuzeyinde yaşayan her bir kişi, yılda altı bin metreküpten fazla su tüketebime imkanına sahip. Ancak yoksul Afrika ülkelerinde bir yılda kişi başına tüketilebilecek su miktarı 700 metreküpten daha az.

Muhtaç durumdakilere temiz içme suyu sağlama, dünyadaki en büyük kalkınma hedeflerinden biri olsa da bir milyar dolayında kişi hala temiz içme suyundan yoksun olarak yaşıyor.

Su kaynakları yeterli olmasa bile zengin ülkelerin ihtiyaçlarını karşılamak için çareleri var.

Bu ülkelere örnek olarak Suudi Arabistan gösterilebilir. Bu ülke pahalı su arıtma projelerini hayata geçirebilecek kaynağa sahip bulunuyor. Ancak yoksul ülkelerin önlerinde böyle seçenekler bulunmuyor. Dünyada su tüketiminde en büyük pay ise tarıma ayrılmış durumda.

2030 yılına gelindiğinde, dünya nüfusunun yarıya yakınının, su sıkıntısının mevcut olduğu bölgelerde yaşayacağı tahmin ediliyor.

Uzmanlara göre, insanların giderek artan su ihtiyacının karşılanabilmesi için su yönetimi politikalarının geliştirilerek uygulamaya konması şart…

http://www.ntvmsnbc.com/id/25137868/#storyContinued