Monthly Archives: Ocak 2011

Genç Çiftçiler

Konya Bölgesi Sulama Kooperatifleri Birliği Başkanı Şaban Güven, yaptığı yazılı açıklamada ”Genç Çiftçilerin Girişimci Yapılarak İş Hayatına Dahil Edilmesine Yönelik Eğitim Semineri” projesiyle birliğe üye olan 15-30 yaş arasındaki 60 ile 80 çiftçiye girişimcilik ruhunu canlandırmak ve farkındalığı artırmak için eğitim semineri vereceklerini söyledi. Hazırladıkları projeyle birliğe üye olan genç çiftçileri yanlış bilgilerden kurtarmak istediklerini dile getiren Güven, şöyle devam etti: ”Projemizdeki amacımız kırsalda yaşayan genç çiftçi gruplarının faal, aktif görev anlayışı içerisinde ülkemizin kalkınma ve gelişim sürecini hızlandırmak. Çiftçilik mesleği kırsalda babadan oğula geçen meslek olması nedeniyle babadan kalan mesleğin devam ettirilmesi, devam ettirilirken de yapılan yanlışlıkların düzeltilmesi ve yenilikçi olunması için genç çiftçilerimize eğitim veriyoruz.

 Hazırladığımız ve Dünya Bankası’na sunduğumuz ‘genç çiftçilerin iş hayatına dahil edilmesine yönelik eğitim projesiyle’ birliğe üye olan sulama kooperatiflerin de ki 15?30 yaş arası 60 ile 80 çiftçinin girişimcilik ruhu canlandırılarak farkındalıkları artıracağız.

Kırsal da yaşayan ve belirlenen genç çiftçilerimiz arasında diyaloğun artırılmasıyla başlayacağımız süreçte bilgi ve becerileri hem gelecekteki nesillere aktarmak, hem de diğer çiftçilerle de paylaşımı sağlanacak.” Birlik olarak, tarımsal sulama da yapılan yanlışlığın devam ettirilmemesi ve önüne geçilebilmesi için genç çiftçilerin eğitimlerine büyük önem verdiklerini ifade eden Güven, ”Genç çiftçileri önder olarak görüp, bilgi paylaşımında geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyoruz. Tarımın eğitimle daha iyi olacağını düşünüyoruz. Ülke ekonomisine de katkıda bulunabilmek için tarımsal faaliyetlerde teknolojinin kullanılması gibi konularda, proje uygulamasını başlattık. Proje uygulamalarında uzmanlar ve danışmanlarla hareket edeceğiz. Gerekli eğitimler verildikten sonra genç çiftçilere eğitime katıldıklarına dair sertifika vereceğiz” dedi.

 kaynak:konyapostasi.com.tr

http://www.tarimziraat.com/tarim_haberleri/a1236-konyada_genc_ciftcilerin_is_hayatina_dahil_edilmesine_projesi.html

Bombus Arısı

Tarım Bakanlığı, seralarda doğal döllenmeyi sağlayan bombus arılarını unutmayınca arıların kullanımı iki kat arttı. 2004 yılında Örtüaltı Kayıt Sistemi Veri Tabanı kuran Tarım Bakanlığı, bu sayede 62 bin hektar olan toplam örtüaltı varlığının yaklaşık yüzde 80’ne tekabül eden 55 bin işletmeyi kayıt altına aldı. Yaklaşık 50 bin hektar alan böylece kayıt altına girerken bakanlığın destekleri de bu veritabanı üzerinden yürütüldü. Veri tabanında; örtüaltı yetiştiricilik yapan üreticilerin kimlik bilgileri yanında, işletme büyüklüğü, işletme tipi, örtü malzemesi, yetiştirme tekniği, yetiştirilen ürünler gibi pek çok bilgi yer alıyor. Bakanlık, organik tarım ve iyi tarım uygulayan işletmelere Ziraat Bankası veya Tarım Kredi Kooperatifleri’nden kullanacakları tarımsal kredilerde de yine cari faiz oranlarından yüzde 60 indirim imkânı sağlıyor.

 2011 yılında da devam edecek olan uygulamalayla meyve, sebze ürünlerinde iyi tarım uygulamaları yapan çiftçilere dekar başına 15 TL, örtü altında iyi tarım uygulamaları yapan çiftçilere de dekar başına 75 TL destek sağlanıyor.Örtüaltı destekleri arasında en ilginçleri ise “arı ve böcek destekleri” oluşturuyor. Seralardaki doğal döllenmeyi sağlayan bombus arılarını satın alan işletmelere arı kolonisi başına doğrudan destekleme ödemesi yapılıyor. Son beş yılda bombus arısı aracılığıyla yapılan desteğin toplamı 5.5 milyon TL’ye ulaştı. Desteklemelerle birlikte seralardaki bombus arısı kullanımı 2 kat arttı.

Serasında bombus arısı kullanan üreticilere dekara en fazla iki adet olmak üzere koloni başına 50 TL destek veriliyor. Biyolojik ve biyoteknolojik mücadeleyi seralara uygulayanlara ise böceklerden oluşan feromon ve tuzaklar için dekar başına 30, 70, 100, 130, 170 ve 200 TL’den oluşan çeşitli destek kalemleri bulunuyor.

Tarım Bakanlığı, Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Projesi kapsamında da çalışmalarını sürdürüyor. Proje ile belirlenmiş illerde jeotermal, güneş enerjisi gibi alternatif enerji kaynakları kullanılarak yapılan sera projelerine belirli bir üst limite kadar yüzde 50 hibe desteği sağlanıyor.

Örtüaltı sektöründe bitkisel üretimin ve bunlara dayalı sanayinin desteklenmesi, geliştirilmesi, ürünlerin paketlenmesi, işlenmesi, muhafaza edilmesi ile pazarlama yöntemleri konusunda teknik destek verilmesi, rekabet edebilirliğini artırıcı nitelikte uygun ve kaliteli hammaddenin temini için tarım-sanayi entegrasyonunun geliştirilmesi amacı ile Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgelerinin geliştirilmesi çalışmaları da sürdürülüyor. Seracılık konusunda bakanlığa bugüne kadar 9 adet başvuru yapıldı. Bunlardan Denizli ve Yalova’dakilerin kurulum çalışmaları devam ediyor.

http://haber.gazetevatan.com/bombus-arilarina-55-milyon-lira/353227/2/Ekonomi
http://www.tarim.gov.tr/uretim/Aricilik,bombusarisi_yonetmelik.html

Keçi Sütü Fabrikası Kuruluyor

Bolu’da kurulacak keçi sütü fabrikasında yüzde 100 keçi sütünden gıda maddeleri üretilecek. Üretilmesi düşünülen gıdalardan biri de keçi sütünden dondurma. Bu dondurmayı, inek sütüne karşı alerjisi olan çocuklar rahatlıkla tüketebilecek.Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) ve Bolu Kalite Yem Sanayi AŞ tarafından gerçekleştirilen ‘Dondurulmuş Pastörize Keçi Sütü’ projesi, AİBÜ Senato Odası’nda gerçekleştirilen toplantıyla tanıtıldı.Üniversite – sanayi iş birliği çerçevesinde, Abant İzzet Baysal Üniversitesi ve Bolu Kalite Yem Sanayi AŞ tarafından ortak yürütülen, ‘Pastörize Keçi Sütünün Dondurulması ve Dondurularak Depolanması Sırasında Sütte Meydana Gelen Değişmeler’ adlı projenin değerlendirme toplantısında, keçi sütünün pastörize edilerek dondurulmasının ve raf ömrünün uzatılabilmesinin mümkün olduğu ifade edildi.

Sanayi Bakanlığı’nın desteği ile yürütülen projenin sonuçlarını kamuoyu ile paylaşan Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü ve proje yürütücüsü Prof. Dr. Hayri Coşkun, yapılan araştırmalar sonucunda keçi sütünün pastörize edilerek dondurulmasının ve donmuş halde saklanarak piyasaya sunulmasının mümkün olduğunu belirtti. Yapılacak bu işlemler sonucunda sütün kalitesinde bir değişiklik ortaya çıkmadığının ve raf ömrünün uzatılabileceğinin bilimsel olarak kanıtlandığını ifade eden Rektör Coşkun, projenin hayata geçmesi ile özellikle inek sütüne alerjisi olan çocuklar için yeni ürünler elde edilebileceğini söyledi.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nin Bolu’da faaliyet gösteren sanayi kuruluşlarıyla ortak projeler üretmeye devam edeceğini de hatırlatan Rektör Coşkun, “Böyle bir projeyi gerçekleştirdiğimiz için gerçekten üniversitem adına büyük mutluluk duymaktayım. Sanayi Bakanlığı’nın da desteği ile yürüttüğümüz araştırmamız aynı zamanda pastörize keçi sütünün dondurulması üzerine ülkemizde yapılan ilk proje olma özelliği de taşıyor. Bilindiği gibi anne sütüne en yakın süt keçi sütü. Ülkemizde son yıllarda inek sütü üretimi artarken, keçi ve koyun sütü üretimi azalıyor. Hem bu durumu göz önüne alarak hem de inek sütüne karşı alerjisi olan vatandaşlarımızın süt tüketme ihtiyaçlarını düşünerek bu projeyi hazırladık. Proje sonucunda ortaya çıkan veriler gerçekten sevindirici. Bu veriler bize pastörize keçi sütünün dondurularak depolanabileceğini gösterdi.” dedi.

Yapılan araştırmalar hakkında bilgiler veren Rektör Prof. Dr. Hayri Coşkun, “Keçi sütünün pastörize edilerek dondurulması, donmuş halde saklanarak piyasaya sunulması ve kalitesinde hissedilir bir değişim olmadan raf ömrünün uzatılabilmesi mümkündür. Pastörize keçi sütü dondurulurken yarım litrelik ambalajlarda -35 derecede dondurma ve -28 derecede depolanmasının en ideal parametreler olduğu gözlenmiştir. Ancak maliyet açısından değerlendirildiğinde 1 litrelik ambalajlarda -35 derecede dondurma ve -18 derecede depolamanın da kabul edilebilir özellikler gösterdiği bulunmuştur.” diye konuştu.

Bolu Kalite Yem Sanayi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Erbayram ise Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nin Bolu için büyük projelere imza atabilecek güçte olduğunu belirterek, “Üniversitemizin özellikle Gıda Mühendisliği Bölümü Bolu sanayisi için önemli bir unsurdur. Bu bölüm ile birlikte Bolu’daki gıda firmaları farklı projeler geliştirebilirler. Bu proje Bolu için bir ilktir. İnşallah devamı da gelecektir. Proje sonucunda ortaya çıkan değerler bizim yeni bir ürün elde edebileceğimizi göstermiştir.” ifadelerini kullandı.

Çok yakın bir zaman içerisinde Bolu’ya keçi sütü fabrikası kuracaklarını belirten Şerafettin Erbayram, sözlerine şöyle devam etti: “Projenin sonunda Bolu’da keçi sütünden farklı gıda maddeleri üretebileceğimizi gördük. Bu sebeple Civril Mahallesi’nde bir keçi sütü fabrikası kurma kararı aldık. Burada yüzde 100 keçi sütünden gıda maddeleri üreteceğiz. Keçi sütünden dondurma yapacağız. İnek sütüne karşı alerji olan çocuklarımız bu dondurmayı rahatlıkla tüketebilecekler. Bolu’dan bir marka daha çıkacak. Tüm bunlar Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nin yürüttüğü çalışmaların bir meyvesidir. Buradan projede emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”

http://www.tarimhayvan.com/bolu-ya-keci-sutu-fabrikasi-kuruluyor.html#more-1563

Sağlıklı Olduğu Belgelerle Kanıtlanan 14 Gıda

Besin değeri daha yüksek gıdalarla beslenmek ister misiniz? Sağlığa yararlı olduğu belgelerle kanıtlanan 14 gıdayı bilirseniz, daha sağlıklı beslenebilirsiniz.Gıda Teknisyenleri Enstitüsü tarafından yayınlanan “Gıda Teknolojisi” dergisinde yer alan habere göre, işte 14 yararlı yiyecek:
Tam tahıllar
1. Arpa: Yaklaşık 20 yılı kapsayan 11 klinik deney, arpa tüketimini artırmanın toplam ve kötü kolesterolünüzü düşürdüğünü gösterdi.
2. Kinoa ve kara buğday: Araştırma kinoa ve kara buğday tohumlarının ve filizlerinin polifenol bakımından zengin olduğunu ve glutensiz ekmekler gibi yiyeceklerin besin değerini artırdığını belirtiyor.
3. Kahverengi pirinç: Beyaz pirincin yerine kullanacağınız kahverengi pirinç, tip 2 şeker hastalığı riskini düşürüyor.

4. Çavdar: Çavdardan yapılan ekmek kahvaltıda yenilirse, öğle yemeği öncesinde ve sonrasında açlığı azaltıyor.
Sert kabuklu yemişler5. Badem: 2007 yılında yapılan bir araştırmada, her gün 300 kalori olarak alınan bademin kilo aldırmadığı ve kardiyovasküler risk faktörleri üzerinde faydalı etkileri olduğu belirlendi. Bademdeki lifin de yağların bazısını engellediği tespit edildi.
6. Fındık: Özellikle taze fındığın kabuğunda bulunan antioksidanlar nedeniyle bol bol fındık tüketmelisiniz.
7. Pekan cevizi: 2010 yılında yapılan araştırmada, Pekan cevizinde bulunan E vitamini nöron dejenerasyonunun gelişimini erteleyerek nörolojik koruma sağlıyor.
8. Antep fıstığı: Son yapılan araştırmalara göre, Antep fıstığının anti-inflamatuar özellikleri bulunuyor.
9. Ceviz: Ceviz bakımından zengin beslenme tip 2 şeker hastalarında kardiyovasküler hastalık riskini azaltıyor.
Meyve ve sebzeler
10. Siyah ahududu: 2010 yılında yapılan çalışmada, siyah ahududunun farelerde bağırsakla ilgili tümör gelişimini önlemede çok etkili olduğu kaydedildi.
11. Yaban mersini: Yaban mersiniyle yapılan içeceklerin obezlerde, şeker hastası olmayanlarda ve insülin hassasiyetini azaltıyor.
12. Brokoli ve karnabahar: Bol bol bu sebzelerden tüketirseniz, saldırgan prostat kanseri riskiniz azalır.
13. Nar: Ön çalışma nar suyunun diyalize giren böbrek hastalarında bir dizi komplikasyonu önlemeye yardımcı olduğunu gösterdi.
14. Domates: 6 haftalık çalışmada, günde 2 porsiyon konserve domates ürünü tüketen yüksek tansiyon hastalarının kan basıncında önemli derecede düşüş olduğu gözlendi.

http://www.tarimsalhaber.com/gida/saglikli-oldugu-belgelerle-kanitlanan-14-gida.htm

Nadide Bitkiler

Türkiyeye turist kılığında gelen kaçakçılar endemik-nadide bitkileri yurtdışına çıkararak ilaç ve kozmetik sanayiinde kullanıyor. Kırlarda doğa turları, kamp gibi bahanelerle dolaşarak bitki toplayan yabancı bitki uzmanları, kargo yöntemleri yanında yurtdışında okuyan Türk öğrencileri bile kurye olarak kullanarak bitkileri ülke dışına çıkarmaya çalışıyor.Çoğu yabancı ‘bitki ajanları’ Türkiye’ye özgü birçok bitkiyi kaçırarak kendi ülkelerine götürmek için birçok yöntem kullanıyor. Araçlarına özel bölmeler yaptıran ajanlar, elde ettikleri bitki ya da tohumları araçlarının gizli bölmelerinde ya da ‘kargo’ ile yurtdışına çıkarıyor. 11 nadide otsu bitki türünün neslinin tükendiği ülkemizde, bin 300 bitki türü de tehdit altında bulunuyor. Türkiye ilaç ve kozmetik ürünlerinin hammaddesi olan 4 bine yakın endemik bitki türü ile endemik olmayan çok sayıda bitkinin gen merkezi olması ‘bitki ajanlarının’ iştahını kabartıyor. Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün tespitlerine göre, kaçakçılar genel olarak turist kılığında Türkiye’ye giriyor.

 Doğa turları gibi faaliyetlere katılarak veya kendi başlarına doğal alanlarda kamp kurarak bitki topluyor. Bitkiyi bütün olarak götürmek istiyorlarsa iki mukavva karton arasında istifleyerek paketliyorlar. Bitkinin tohumlarını kaçıracaklarsa küçük torbalar yeterli oluyor. Böylece gümrük kapılarında yakalanma ihtimalleri da azalıyor. Bazıları topladıkları bitkileri kargo ile yurt dışına gönderiyor.

Bitki kaçakçılığının diğer bir yolu ise yurtdışına eğitim için gider Türk öğrenciler. Özellikle yabancı üniversitelerle ortak yürütülen araştırma projeleri, mastır ve doktora programları kapsamında çok özel bitki materyalleri kendi öğrencilerimiz tarafından yurtdışına gönderiliyor veya beraberlerinde götürülüyor. Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Atabay Düzenli, karayoluyla Türkiye’ye gelen bitki ajanlarının araçlarına özel bölmeler bile yaptırdıklarını ve bu şekilde bitkileri kaçırdıklarını belirtiyor.

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün belirlemelerine göre ilaç sanayiinde kullanılan şu bitkiler en çok kaçırılmaya çalışılanlar arasında yer alıyor: Aslanpençesi, kaplanboğan, yer somunu, ters lale, lale, kardelen, arapsümbülü, orkide, şakayık, çiğdem, günlük ağacı, nilüfer, kum zambağı ve yılan yastığı. Türkiye’den yıllık ne kadar bitki kaçırıldığı bilinemiyor.

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne göre bunun sebebi uygulamada farklı kurum ve birimlerin devreye girmesi gösteriliyor. Kaçakçılık ve yakalama olaylarının tamamı Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne bildirilmiyor. Bu yüzden envanter tutulamıyor. Yapılan kaçakçılığa oranla yakalama sayısı oldukça düşük. Bu konuda Çevre ve Orman Bakanlığı’nın, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı’nın koordineli çalışması gerekiyor.

‘Bizden çalıp bize satıyorlar’

Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Atabay Düzenli, bitki kaçakçılığının pek önemsenmediğini belirtiyor. Türkiye’de kapsamlı bir bitki araştırmaları merkezinin kurulmadığını vurgulayan Düzenli, kaçakçılık yoluyla yurtdışına kaçırılan bitkilerin doku kültürü çalışmalarıyla gen şifreleri çözülerek farklı renk ve görünümlerde yeni bitkiler üretildiğini ve bunların yeniden Türkiye’ye satıldığını kaydediyor.

Yurtdışına kaçırılan bir tane tohumun bile çok kıymetli olduğunu, bu bilincin havaalanı görevlileri, polis, jandarma, orman muhafaza memurları, gümrük memurları ile kargo şirketleri gibi yerlerde çalışanlara verilmesi gerektiğini dile getiren Düzenli şu önerilerde bulundu: “İlgili görevliler biyolojik materyal kaçakçılığı konusunda eğitilmeli. Kıymetli bitki türleri ve tohumları tanıtılmalı. Bu bitkilerin ne kadar önemli olduğu anlatılmalı. Bu görevliler, yabancıların bir tek tohum kaçırmalarına bile izin vermemeli. Uyuşturucu madde kaçırılıyor gibi hassas davranılmalı.”

Vatandaşların şüpheli gördükleri kişileri veya olayları bulundukları ilin İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’ne bildirmesi gerekiyor. Ayrıca Gümrük Müsteşarlığı’nın 0 312 306 85 50, 0 312 306 86 55 veya 0 312 306 87 55 numaralı faksına da ihbarda bulunulabilir. Ayrıca muhafazaihbar@gumruk.gov.tr adresine gönderilen ihbarlar da kurum tarafından değerlendiriliyor.

24 Ocak 2011 – Zaman
http://www.tarim.com.tr/haber/haberdetay/18804-Nadide_bitkileri_Turkiye_disina_cikarmak_icin_her_yol_deneniyor.htm