Monthly Archives: Ağustos 2011

Küresel Gıda Fiyatlarında Rekor Artış

Dünya Bankası, gıda fiyatlarında son dönemde görülen rekor artışın, özellikle Afrika Boynuzu’nda olmak üzere yoksul nüfusu tehdit ettiğini bildirdi. Dünya Bankasından yayımladığı raporda, dünya genelinde gıda ürünleri fiyatlarının Temmuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33, ham petrol fiyatlarının ise yüzde 45 oranında arttığına dikkati çekildi. Gıda ürünleri fiyatlarının rekor düzeye ulaştığı 2008 yılı seviyesine yaklaştığına işaret edilen raporda, gıda fiyatlarının, halihazırda Afrika Boynuzu’nu etkisi altına alan açlık ve yoksullukla ilgili koşulları daha da kötü hale getirdiği vurgulandı.

Gıda fiyatlarındaki değişkenliğe dikkati çekilen raporda, şubat ayı itibariyle düşüşe geçen pirinç fiyatlarının Mayıs-Temmuz döneminde yüzde 11 arttığına işaret edildi.

Raporda, gıda fiyatlarındaki değişkenliğin ülkelere göre farklılık arz ettiği vurgulanarak, Haziran ayında mısır fiyatlarının Uganda, Somali ve Ruanda’da yıllık bazda yaklaşık iki kat artmasına karşın Haiti ve Meksika’da yüzde 19’a varan oranda azaldığı belirtildi.

“HALA TEHLİKELİ BÖLGEDEYİZ”

Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, “Yüksek gıda fiyatları ve düşük gıda stokları, bize hala tehlikeli bölgede olduğumuzu gösteriyor” diyerek, bugün var olan belirsizlikler ve dalgalanmalar gözönüne alındığında dikkatli olmanın yaşamsal önemine işaret etti.

Zoellick, daha önce pek çok kez G-20 ülkelerine gıda krizine öncelik vermeleri çağrısında bulunmuş, Afrika Boynuzu ülkelerinin daha fazla acil para yardımına ihtiyacı olduğu konusunda uyarmıştı.

Dünya Bankasının raporunda, son üç ayda Somali’de beş yaş altı 29 bin çocuğun hayatını kaybettiği, yaklaşık 600 bininin ise tehlikeyle karşı karşıya bulunduğuna dikkati çekildi. Raporda, kriz nedeniyle Afrika Boynuzu ülkelerinde 12 milyondan fazla kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğu vurgulandı.

Somali’de un ve kırmızı darı fiyatlarının yüzde 30 ve yüzde 240 arasında arttığına dikkati çekilen raporda, Somali’de bazı bölgelerdeki kötü beslenme oranının beş yaş altındaki çocuklarda yüzde 40 yükseldiği belirtildi. Dünya Bankası, Afrika Boynuzu ülkelerine 686 milyon dolar yardım sağlıyor.

Bölgeye şu ana kadar 870 milyon doları acil olmak üzere dünya genelinde 1,03 milyar dolar yardım yapılma sözü verildi. Dünya Bankası, bölgede 1,45 milyar dolar ek yardıma ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.

http://ekonomi.milliyet.com.tr/kuresel-gida-fiyatlarinda-rekor-artis/ekonomi/ekonomidetay/16.08.2011/1427494/default.htm

http://www.hurriyet.com.tr/ankara/18459981.asp?gid=140

Sinekle Mücadelede Kekik Mucizesi

 Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi’nde yaklaşık 10 yıldır haşereler üzerine araştırmalar yapan Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Çetin, haşereyle organik mücadele için Toros Dağları’nda çoğu endemik 30’a yakın bitkiyi incelediğini söyledi.Haşereyle mücadelede kullanılan kimyasal ilaçların insan ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerine dikkati çeken Çetin, Türkiye’nin bitki çeşitliliğini de göz önünde bulundurarak, bitkilerden elde edilen yağların haşereler üzerindeki etkilerini araştırdıklarını kaydetti.

Elde edilen bulguları “oldukça ümit verici” diye nitelendiren Çetin, kekiğin sinekler üzerinde öldürücü ve kovucu etkisi olduğunu tespit ettiklerini anlattı. Direnci güçlü sinekler üzerinde yapılan araştırmalarda da yüzde 100’e yakın başarı gözlemlediklerini anlatan Çetin, “Tıp Fakültesinden öğretim üyeleriyle insanlar üzerindeki etkisini araştırdıktan sonra patentini alıp, haşerelerle bitkisel mücadele yapmayı hedefliyoruz” dedi.

KEKİK KOKUSUNA MARUZ KALAN SİNEKLERDE YÜZDE 80 VE ÜSTÜ ÖLÜM
Çetin, kekiğin sinekler üzerindeki öldürücü etkisini şöyle anlattı:
“Yaptığımız deneylerde, kekikten elde edilen uçucu yağların sineklerin solunum sistemini etkilediği, bazı enzim sistemlerini durdurduğu ya da artırdığı ve bu şekilde solunum sistemindeki trakelerin kapanmasına sebep olduğunu tespit ettik. Olfaktometre gibi Dünya Sağlık Örgütünün kabul ettiği cihazlarla yaptığımız deneylerde, kekik kokusuna maruz kalan sineklerde yüzde 80 ve üstü ölüm tespit ettik. Bazı deneylerde ise, direnci az olan sineklerin yüzde 100’ü öldü.”

Bitkilerden elde edilen ürünlerin kullanımının gelecek yıllarda artacağına değinen Çetin, kimyasal ilaçların yerini, doğada daha kolay parçalanabilen, güzel kokan ürünlerin alacağını söyledi.

Çetin, bu tür araştırmaların endemik türlerin korunması açısından önemli olduğunu belirterek, “Dünyada bir takım bitkilerden ilaçlar elde ediliyor. Türkiye, bu tür ilaçları genellikle yurt dışından ithal ediyor. Türkiye’den toplanan bitkiler, ilaç olarak ülkemize satılıyor. Bu araştırmalara ağırlık verilip ülkeyi dışa bağımlılıktan kurtarmak gerekiyor” diye konuştu.

10 YIL SİNEK BESLEDİ, 200’ÜNCÜ NESLE ULAŞTI
Yaklaşık 10 yıldır sivrisinekler, karasinekler ve hamam böcekleriyle ilgili araştırmalar yaptıklarını belirten Çetin, laboratuvarda kullanılan ilaçlara karşı haşerelerde direnç oluşup oluşmadığını araştırmak için referans kültürler yetiştirdiklerini de anlattı.

Bu nedenle İngiltere’den getirilen bir sinek türünü 10 yıldır beslediklerini belirten Çetin, 10 yıl içinde bu sinek türünün 200’üncü nesilini yetiştirmeye başladıklarını kaydetti. 200 nesildir beslediği sineklere adeta “gözü gibi baktığını” belirten Çetin, “Çocuklarım gibi oldular. Onlara ailemden daha fazla zaman ayırır hale geldim” dedi.

DENİZ SUYUNDA ÜREYEN SİVRİSİNEK TÜRÜ TESPİT ETTİK
Çetin, araştırmaları sırasında Antalya kıyı şeridindeki falezlerde, küçük deniz suyu birikintilerinde üreyen “Ochlerotatus” cinsi bir sivrisinek türü de tespit ettiklerini kaydetti.

Yetkililerin, falezlerdeki doğal yaşama zarar vermemek için bu sivrisinek türüyle mücadelede zorlandığına dikkati çeken Hüseyin Çetin, “Sineklerle mücadele etmek isterken çevreye yaydığımız kimyasal ilaçlar, diğer canlılara zarar verebilir. Kekik gibi doğal mücadele yöntemleri ise, bu tür durumlarda rahatlıkla kullanılabilir” diye konuştu.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1059935&CategoryID=79

Az Ama İyotlu Tuz Kullanalım

Sağlık Bakanlığı koordinatörlüğünde UNICEF’in işbirliğiyle, iyotlu tuz kullanımının önemine dikkat çekmek için “Az Ama İyotlu Tuz Kullanalım” kampanyası başlatılıyor.Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Bakanlık, iyot yetersizliği hastalıklarının önüne geçebilmek amacıyla yemeklerde ve sofralarda iyotlu tuz kullanımının önemine dikkati çekmek için yarından itibaren kampanya başlatılacak. Ana ve Çocuk Sağlığı Genel Müdürlüğü (AÇSAP) koordinatörlüğünde UNICEF’in işbirliğiyle yürütülecek kampanya yoluyla, büyüme ve gelişme çağının yanı sıra yetişkinlik döneminde de iyodun beyin ve vücut için önemi konusunda kamuoyunda farkındalık yaratılması hedefleniyor.

Sağlık Bakanlığı AÇSAP Genel Müdürü Rıfat Köse ve UNICEF Türkiye Temsilcisi Dr. Ayman Abulaban tarafından yarın akşam verilecek iftar yemeği davetinde, kampanya hakkında öğretim üyelerinin de katılımıyla ayrıntılı açıklama yapılacak.(AA)

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1060031&CategoryID=118

Hayvansal Üretimde Artış

Büyükbaş Hayvan Sayısı yüzde 6.5, Küçükbaş Hayvan Sayısı Yüzde 9.3 Arttı.Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2010 yılı “Hayvansal Üretim” istatistiklerini açıkladı. Buna göre, 2010 yılı sonu itibariyle toplam büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre yüzde 6,5 artış göstererek, 11 milyon 518 bin 827’ye ulaştı. Büyükbaş hayvanlar arasında yer alan sığır sayısı yüzde 6,6 artarak 11 milyon 433 bin 128 baş oldu. Koyun sayısı 2010 yılı sonu itibariyle bir önceki yıla göre yüzde 6,2 artarak 23 milyon 89 bin 691 baş, keçi sayısı ise yüzde 22,7 artarak 6 milyon 293 bin 233 baş oldu. Toplam kümes hayvanları sayısı 2010’da bir önceki yıla göre yüzde 2,1 artarak 238 milyon 972 bin 961 adet olarak belirlendi. Yumurta tavuğu sayısı ise 2010 yılı sonu itibariyle bir önceki yıla göre yüzde 6,7 artarak 70 milyon 933 bin 660 adet oldu.

Süt üretimi ise 2010’da bir önceki yıla göre yüzde 8,5 artışla 13 milyon 605 bin 600 ton olarak gerçekleşti. Bu miktarın yüzde 91,73’ünü inek sütü, yüzde 6’sını koyun sütü, yüzde 2,01’ini keçi sütü, yüzde 0,26’sını manda sütü oluşturdu.

Azalanlar

2010’da yapağı, kıl ve tiftik üretimi artarken, bal, bal mumu ve yaş ipek kozası üretimi azaldı.

 Söz konusu yılda yapağı üretim miktarı yüzde 6,3 artarak 42 bin 823 ton oldu. 2010’da bir önceki yıla göre kıl üretim miktarı yüzde 30,2 artarak 2 bin 607 ton, tiftik üretimi yüzde 14,8 artarak 200 ton oldu.

 Bal üretimi 2010’da bir önceki yıla göre yüzde 1,1 azalarak 81 bin 115 ton, bal mumu üretimi ise yüzde 5,4 azalarak 4 bin 148 ton olarak gerçekleşti.

 İpekböcekçiliği faaliyeti yapan köy sayısı ise 2010’da 2009’a göre yüzde 4,4 azalarak 194’e düştü. İpekböcekçiliğiyle uğraşan aile sayısı da yüzde 7 azalarak 2 bin 134 oldu. Açılan tohum kutusu sayısı yüzde 3,6 azalarak 5 bin 477’ye, yaş ipek kozası yüzde 7,4 azalarak 126 tona geriledi.

 Hayvansal Üretim İstatistikleri, büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvan sayıları, süt, yapağı, kıl, tiftik üretimi ve arıcılıkla ilgili bilgileri kapsıyor, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı vasıtasıyla ilçe detayında İstatistiki Veri Ağı (İVA) sistemi aracılığıyla derleniyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde kurulmuş bir veri giriş sistemi olan İVA’ya veriler elektronik ortamda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı il ve ilçe teşkilatlarındaki ziraat mühendisleri, veteriner hekimler veya teknisyenler tarafından giriliyor. Süt, yapağı, kıl ve tiftik üretim miktarları türev değişkenler olup, IVA üzerinden derlenen verilerden uluslararası metodolojiler çerçevesinde TÜİK tarafından hesaplanıyor. İpekböcekçiliği ile ilgili veriler ise Bursa Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği’nden (KOZABİRLİK) derleniyor.Canlı hayvan sayılarına ait veriler 31 Aralık 2010 itibariyle, hayvansal ürünlere ait veriler ise Ocak-Aralık 2010 içindeki toplam üretimi kapsıyor.

http://www.yabantv.com/haber/7727-hayvansal-uretimde-artis.aspx

Tarımsal Kalkınmada Öncelikli 20 İl

Avrupa Birliği (AB) destekli Tarım ve Kırsal Kalkınma Programı’nın uygulanacağı 42 ilden 20’sine öncelik verildi. Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKKDK) Başkan Vekili Kerem Akgündüz, Avrupa Birliği destekli Tarım ve Kırsal Kalkınma Programı’nın (IPARD) uygulanacağı illerin, ”kişi başına milli gelir, gelişmişlik farkı, göç verme durumu ve tarımsal potansiyel” gibi kriterler dikkate alınarak, AB komisyonu ile yapılan müzakereler sonucunda belirlendiğini belirtti. Akgündüz, yazılı açıklamasında, ilk aşamada akredite olmuş 17 ilde yapılacak kırsal kalkınma yatırımlarına toplam 192,3 milyon avro destek sağlanacağını bildirdi.

TKKDK’nın, 18 Mayıs 2007 tarihli ve 5648 sayılı kanun ile kurulduğunu, 25 Şubat 2008’de Avrupa Komisyonu tarafından kabul edilen AB Katılım Öncesi Yardım Fonları ile desteklenecek Tarım ve Kırsal Kalkınma Programı’nı (IPARD) uygulayacağını hatırlatan Akgündüz, program kapsamında, tarım sektöründe ve kırsal alanda faaliyet gösteren üreticilerin, özel sektörün ve potansiyel yatırımcıların tarım ve kırsal kalkınma alanında destekleneceğini kaydetti.

Bu amaçla AB hibe fonlarının, 2007-2013 döneminde, kırsal kesimde yaşayan vatandaşlara, çiftçilere, üretici birliklerine ve tarım sektöründe faaliyet gösteren firmalara proje karşılığında ve sözleşmelerine uygun olarak kullandırılacağını vurgulayan Akgündüz, IPARD’da yer alacak tedbirleri ve sektörleri belirlemek için kapsamlı ve çok katılımlı bir çalışma yapıldığını belirtti. Akgündüz, şu bilgiyi verdi:

”Diğer bakanlıklarla koordinasyon ve işbirliği sağlandı, sivil toplum kuruluşları (STK) ile görüş alışverişinde bulunuldu ve alan gezileri yapıldı. Yapılan görüşmeler sonucunda, programda yer alması düşünülen öncelikli sektörler, iller, yatırımlar, finansal destek miktarları ve yararlanma şartları gibi konular tartışıldı. Sektör analizleri, dışarıdan bağımsız uzmanlarca yürütüldü ve kapsamlı raporlar hazırlandı.

IPARD’ın uygulanması ile ilgili olarak Avrupa Komisyonu ile yapılan resmi müzakereler sonucunda, 42 il sayısında anlaşmaya varıldı. Ayrıca ilk olarak 20 ilde uygulanmaya başlanması, ikinci uygulama döneminde geri kalan 22 ilde programın başlatılarak toplam 42 ilde programın yürütülmesinde mutabık kalındı.”

Akgündüz’ün verdiği bilgiye göre, IPARD’ın uygulanması kapsamında, ilk etapta, Afyonkarahisar, Amasya, Balıkesir, Çorum, Diyarbakır, Erzurum, Hatay, Isparta, Kahramanmaraş, Kars, Konya, Malatya, Ordu, Samsun, Şanlıurfa, Sivas, Tokat, Trabzon, Van ve Yozgat desteklenecek. İkinci etapta ise bu illere ek olarak Ağrı, Aksaray, Ankara, Ardahan, Aydın, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Denizli, Elazığ, Erzincan, Giresun, Karaman, Kastamonu, Kütahya, Manisa, Mardin, Mersin, Muş, Nevşehir, Uşak illeri desteklenecek.

DESTEKLENECEK İLLER NEYE GÖRE BELİRLENDİ?

IPARD mevzuatı uyarınca, desteklenecek yatırımın belirtilen illerde olması gerektiğini, belirtilen iller dışında yer alan yatırımların desteklenmeyeceğini vurgulayan TKKDK Başkan Vekili Kerem Akgündüz, bu illerin belirlenmesinde dikkate alınan kriterler hakkında da şu açıklamayı yaptı:

”Bir kırsal kalkınma programının doğal amacı, kırsal alanda yaşayan dar gelirli kesimin gelirinin yükseltilmesi, yaşam standartlarının ve kalitesinin iyileştirilmesidir. Bu bakımdan, IPARD illerinin seçiminde bakılan temel faktör kişi başına düşen milli gelir olmuştur. Kişi başına düşen milli geliri ülke ortalamasının yüzde 75’inden az olan illere öncelik verilmiş, bununla birlikte Avrupa Komisyonu ile yapılan sıkı müzakereler sonucu kişi başına milli geliri ülke ortalamasının yüzde 75’inden fazla olan fakat sektörel potansiyeli çok iyi olan bazı iller de kapsama dahil edilmiştir.”

Programın ana hedeflerinden birisinin de iller arası gelişmişlik farklılıklarını azaltarak kırsal kesimde yaşayan insanların büyük şehirlere göçünü azaltmak olduğuna işaret eden Akgündüz, ”yüksek oranlarda göç verme” durumunun da il seçiminde ikinci kriter olarak alındığını kaydetti.

”Tarımsal potansiyel”in de il seçiminde dikkate alındığını belirten Kerem Akgündüz, ”hayvan sayısı, üretim miktarı ve pazarlama potansiyeli gibi” verilere bakıldığını, müzakere süreci içinde kullanılan tüm verilerin resmi nitelikte olması gerektiğinden, çalışmalarda TÜİK verilerinin temel alındığını vurguladı.

Akgündüz’ün verdiği bilgiye göre, TKKDK’nın 1 Temmuz 2011 ve 4 Temmuz 2011 tarihlerinde akredite olmuş 17 il için çıkmış olduğu başvuru ilanlarına ayrılmış olan toplam destek bütçesi (TC AB katkısı) 192 milyon 282 bin 560 avro. Erzurum, Ordu ve Van, ilk uygulama kapsamında desteklenecek iller arasında yer almakla birlikte, akreditasyon sürecini tamamlayamamış olaması nedeniyle birinci ve ikinci başvuru çağrı ilanlarında bu illerden proje kabul edilemedi. Ancak bu iller ile ilgili çalışmalar devam ediyor, akreditasyon sürecini tamamlamaları müteakiben bu illerden proje kabul edilmeye başlanacak.

IPARD’a göre, Mersin’in, ikinci uygulama döneminde yer alan 22 ilden birisi olduğuna işaret eden Akgündüz, Mersin’de süt üreten tarımsal işletmelere yatırım, süt ve süt ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması, meyve ve sebzelerin işlenmesi ve pazarlanması, su ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması konularında TKKDK tarafından destek verileceğini kaydetti.

http://www.derinkulis.com/haber/tarimsal-kalkinmada-oncelikli-20-il-40271.htm