TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı İbrahim Yiğit, bazı milletvekilleri, Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği Başkanı Harun Çallı, Tarım Kooperatifleri Merkez Birliği Başkanı Mehmet Özkurnaz, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Cemalettin Özden, Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Ali Koyuncu, bakanlık bürokratları ve ilkokul öğrencileri katıldığı etkinliklerde Bakan Eker, Türkiye’de son yıllarda süt hakkında toplumu bilgilendirmek, üretimini ve endüstriyel süt kullanımını artırmak için “Dünya Süt Günü” kutlamalarının gerçekleştirildiğini söyledi. Sütün insan sağlığı için hayati öneme sahip olduğunu, Türkiye’deki süt üretiminin son 10 yılda 8 milyon tondan, 17 milyon tona çıktığını bildiren Bakan Eker, Uluslararası Sütçüler Federasyonu’nun en son verilerine göre Türkiye’nin dünyanın 9. büyük süt üreticisi olduğunu, süt üretimini 8 milyon tondan 17 milyon tona çıkardığını belirtti. Bu durumun hayvan varlığının hem sayıca hem de niteliğindeki artışla sağlandığını belirten Bakan Eker, 9 milyon olan büyükbaş hayvan sayısı, 14 milyona çıktığını da vurguladı.
Anadolu’nun kendi varlığı küçükbaş hayvancılığı desteklediklerini ifade eden Bakan Eker, küçükbaş hayvancılıkta daha fazla nasıl ürün edilebileceğine ilişkin projeler geliştirdiklerini kaydetti. Son yıllarda keçi sütü üretiminin çok arttığını, bunun ürün çeşitliliği de getirdiğini vurgulayan Bakan Eker, ayrıca mandacılık ve koyun sütünde de artış yaşandığını söyledi. Türkiye’deki toplam tarım hasılasının yüzde 25’inin hayvancılıktan geldiğini bildiren Bakan Eker, “Halbuki bunun tam tersi olması lazım. Biz hayvancılığı stratejik bir bakış açısıyla ele aldık. Geçen sene 2,2 milyar lira hayvancılık desteği verdik. Bu sene bu 2,5 milyar liraya çıkıyor. 9 milyarlık tarım desteği içerisindeki hayvancılık payı yüzde 29’a çıktı” dedi.
Bakan Eker, AB’nin, süt işleme sistemi standartlarına uymadığı için Türkiye’den ithalat yapmadığını ancak Bakanlığın projesiyle bu durumun değiştiğini anımsattı. Süt üreten firmaların, 3 Nisan itibariyle AB’ye ihracat gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Eker, bu durumun, üçüncü ülkelere referans olması bakımından ihracatı artırıcı etki yaratacağını vurguladı. Konuşmasında , süt primlerinin önceden bir yıl sonra ödendiğini ancak 2010 yılından itibaren yıl içerisinde 3’er aylık dönemler halinde ödeme yapılmaya başlandığını söyleyen Bakan Eker, Bu senenin ilk üç ayı için süte litre başına 9 kuruş prim ödeyeceğiz. Bu, geçen sene 6 kuruştu. Maliyetlerdeki ve yem fiyatlarındaki artışı dikkate almak için bunu yapıyoruz” diye konuştu.
Bakan Eker, kaynağı belli olmayan bilgilerle ahkam kesmenin Türkiye’ye her zaman zarar verdiğini belirterek, “Zaman zaman bunun acı örnekleriyle karşılaşıyoruz. Geçtiğimiz günlerde pirinçte yaşandığı gibi. Yanlış, anlaşıldı. Türkiye’ye zarar verdi” dedi. 2010 yılına kadar Bakanlığın gıda güvenliği ile ilgili mevzuatının idari para cezasından ibaret olduğunu ancak bu tarihten itibaren halkın sağlığı ile oynayan firmaları teşhir etmeye başladıklarını hatırlatan Bakan Eker, gıda ile ilgili konularda sektöre haksızlık yapıldığını ve Türkiye’nin gıda denetimleri konusunda bugün AB standartlarına sahip olduğunu ifade etti.
Konuşmasında Bakan Eker, 2009 yılından itibaren süttozu uygulaması başlattıklarını, bu sayede süt arzının fazla olduğu dönemde ürünleri piyasadan alıp, arzın az olduğu yılın 3. ve 4. çeyreklerinde piyasaya sunduklarını belirterek, bu sayede süttozu ithalatının da azaltıldığını kaydetti. Et ve Süt Müdahale Kurumunun kurulduğunu hatırlatan Bakan Eker, bu kurumun piyasalara müdahale edebileceğini, üretici ve sanayici açısından dengeleri sağlayacağını vurguladı. Bakan Eker, “Bakanlar Kurulu kararı çıktı. KİT olduğu için ana statüsü düzenleniyor. O uygulamayla birlikte tamamlanacak. O zaman pazarlama konusunda daha sağlıklı yapıya kavuşmuş olacağız” dedi.
Okul Sütü Projesi’ne de değinen Bakan Eker, projenin başarılı şekilde devam ettiğini vurgulayarak “Bu uygulama devam edecek. Belki bir şekilde bunu diğer ürünlerle de takviye etme imkanımız olur, onun üzerinde de çalışılıyor” dedi.
AOÇ’nin Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi işbirliğinde yoğurt mayası geliştirdiğini, bir süredir de peynir üzerinde çalıştığını ifade eden Bakan Eker, 2014 yılı içerisinde “Gıda Gen Bankası/Maya Bankası açmayı planladıklarını bildirdi. Burada gıdaların fermente edilmesinde kullanılan kültürlerin/mayaların izole edilip özel besi yerlerinde saklanması ve gerektiğinde sanayicilerin ve üreticilerin hizmetine sunulmasının mümkün olabileceğini kaydeden Bakan Eker, “Türkiye’de endüstriyel yoğurt mayasının ithal edildiğini öğrendiğimde içim yanmıştı. Bu nedenle diğer ürünlerle ilgili de ‘başımıza bir iş gelmeden önlemini alalım’ şeklinde konuştu.
Bakan Eker, herkese damak tadına uygun süt ürünü tüketmesini önererek, Türkiye’de kişi başına süt ve süt ürünleri tüketiminin 200 kilogramın üzerine çıktığını, bunun ülke standartlarını göstermesi bakımından önemli olduğunu kaydetti.
Daha sonra tören alanındaki stantları ziyaret eden Bakan Eker, çuval yarışı ve yoğurt yeme yarışında dereceye giren öğrencilere hediyelerini verdi.
http://www.tarimziraat.com/tarim_haberleri/a3336-sute_litre_basina_9_kurus_prim_odenecek.html
Türkiye istatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2012 yılında bir önceki yıla kıyasla büyükbaş hayvan sayısı yüzde 12,3, küçükbaş hayvan sayısı da yüzde 10,7 arttı. TÜİK 2012 yılına ilişkin “Hayvansal Üretim” istatistiklerini açıkladı. Buna göre, büyükbaş hayvan sayısı 2012’de bir önceki yıla göre yüzde 12,3, küçükbaş hayvan sayısı ise yüzde 10,7 arttı. Yıl sonu itibariyle sığır sayısı 13 milyon 915 bin baş, koyun sayısı 27 milyon 425 bin baş, keçi sayısı ise 8 milyon 357 bin baş olarak gerçekleşti.
Türk Veteriner Hekimler Birliği Sakarya Bölgesi Veteriner Odası Başkanı Mustafa Yıldız, havaların hem nemli hem de sıcak olduğu mevsim geçişlerinde kenelerin hızla çoğaldığını ve en saldırgan zamanları olduğunu belirterek, dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Yıldız, yaptığı açıklamada, insanlarda Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına sebep olan kenelerin çok yoğun olarak görülmeye başlandığını belirtti. Sahada çalışma yaptığını ve ahırlardaki hayvanlara yoğun bir kene saldırısı gözlemlediğini ifade eden Yıldız, “Hava çok nemli ve aynı zamanda çok sıcak. Bu tür mevsim geçişleri kenelerin sevdiği hava. Böyle mevsimde hızla çoğalıyorlar ve saldırgan oluyorlar. Keneler kanla besleniyor. Bu sebeple görev icabı gittiğim ahırlarda hayvanların yoğun kene saldırılarına karşı karşıya kaldığını gördüm. Kene ısırmaları insanlar gibi hayvanları hemen öldürmüyor ancak, yoğun kene yapışmaları hayvanlarda da enfeksiyona sebep oluyor. Eğer keneden temizlenmezlerse telef olabiliyorlar. Bu sebeple ahırlar usulüne göre ilaçlanmalı.” diye konuştu.
Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Çakır: “Yunus Emre nasıl ki halkımızın manevi dertlerine çare olmuş, bizde çiftçimizin maddi dertlerine çare olsun diye yeni çeşidimize ‘Yunus’ adını verdik” Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bağlı Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Sabri Çakır, 2012-2013 yıllarında enstitü tarafından tescil ettirilen yeni buğday çeşidine Yunus Emre’den esinlenerek, “Yunus” adını verdiklerini açıkladı. Çakır, enstitü kampüsünde düzenlediği toplantıda, tarımsal üretime kazandırılan yeni ürün çeşitlerini tanıttı. Enstitünün Atatürk’ün talimatıyla kurulduğunu anımsatan Çakır, Türkiye’nin ilk tarımsal araştırma enstitüsü olan Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nün 1925 yılında başladığı ıslah ve 1929 yılında başladığı kuru tarım çalışmaları ile günümüze kadar çalışmalarını aralıksız yürüttüğünü bildirdi.



