İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Şen, Türkiye’de görülen iklim tiplerinin tropikalleştiğini belirterek, “Türkiye’nin tropikal iklimin özellikleri olan yaz aylarındaki aşırı sıcaklar ve gök gürültülü sağanak yağışlara alışması lazım” dedi.Orhan Şen yaptığı açıklamada, Türkiye’nin kuzey bölgelerinde artış gösteren nemin sıcaklığı artırdığını söyledi.
Sıcaklığın artmasıyla havada yükselici hareketlerin meydana geldiğini belirten Şen, bu hareketlerle dikey hacimleri büyüyen bulutların bıraktığı yağmur damlalarının boyutlarının da büyüdüğünü ifade etti.
Oluşan koşulların gök gürültüsü ve yıldırımları meydana getirdiğini belirten Şen, “Türkiye’nin tropikal iklimin özellikleri olan yaz aylarındaki aşırı sıcaklar ve gök gürültülü sağanak yağışlara alışması lazım. Sıcak ve nem, gök gürültüsü ve sağanak yağışları meydana getiriyor” dedi.
Şen, gök gürültüsü ve yıldırımın olduğu havalarda ağaç altında ve açık alanlarda durulmaması gerektiğini kaydetti.
Evlerin yıldırıma karşı daha emniyetli olduğunu aktaran Şen, “Evin içerisinde dururken de kalorifer borularına ve cam kenarına yakın durmamak lazım. Yağmurlu havalarda ağaç altında durmak, elektrik alanı meydana getirmesi nedeniyle yıldırımı çeker ve tehlikelidir. Bulutların yoğun olduğu dönemde denize de girmemek lazım. Denize girenler yıldırımlar için bir hedef haline geliyor. Böyle havalarda kapalı mekanda hava normale dönene kadar beklemek lazım.” diye konuştu.
Paratonerler önem kazandı
Şen, değişen iklim koşullarına ve yağışlara bağlı olarak yıldırım düşmesi olasılığının da arttığına değinerek paratonerlerin önem kazandığını belirtti.
Türkiye’deki paratonelerin yeterli donanıma sahip olmadığını ifade eden Şen, şunları kaydetti:
“Paratonerler kötü durumda. Birçok yerde paratonerlerin topraklama kablosunu binanın içinden elektrik kablosu gibi dolaştırıyorlar. Paratonere yıldırım düştüğü anda topraklama kablosından geçen yüksek voltaj, toprağa ulaşamayınca bulunduğu bölgeyi yıkıyor. Kabloların bina dışından toprağa indirilmesi lazım. “
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde doğal olarak bulunan, tıbbi, aromatik ve diğer amaçlarla kullanılan 117 farklı bitkinin tamamından ilaç olarak yararlanıldığı belirtildi.Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) Genel Sekreteri Çetin Oktay Kaldırım, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde ilaç hammaddesi üretim ve ihracatına yönelik bitki zenginliğinin olduğunu söyledi.Kaldırım, “Karşılaştırılmalı istatistiklerde, Türk ilaç sektörü Pazar değeri açısından 16. sırada olmasına rağmen, ihracat hacmi ve klinik araştırma sayısı açısından ancak 36. sırada yer almaktadır. Türkiye jeostratejik konumu ve 8 milyar dolarlık ihracat potansiyeli ile komşu ülkelerin kilit merkez ve ilaç tedarikçisi olma fırsatına sahiptir. 2011 yılında GSYİH’nin yüzde 0.6’sı oranında, yaklaşık 4.8 milyar dolar değerindeki üretim gerçekleştirilmiştir.
Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı Yıldıray GENÇER, çiftçilerimizin buğday ve arpa üretiminde sertifikalı tohumluk kullanmaları halinde yerine göre verimin % 25’e kadar artabileceğini söyledi. Çiftçimizin sertifikalı tohumluk kullanmalarının sadece verimi değil, kaliteyi de artıracağını belirten Gençer, ‘’ Bunun sonucunda da çiftçimizin geliri artar. Üreticimiz ürününü pazar ve borsalarda yüksek fiyatla satmak istiyorsa mutlaka sertifikalı tohumluk kullanmalıdır.” dedi. Sertifikalı tohumluk kullanan çiftçilerin belirli türlerde devletten destek aldığını vurgulayan Gençer, Türkiye Tohumcular Birliği olarak sertifikalı tohum kullanım oranını artırmak için çalıştıklarını kaydetti.
Orman ve Su İşleri Bakanlığı/Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından başlatılan “Doğal Alabalık Üretilmesi ve Orman İçi Suların Balıklandırılması” adlı uygulama projesi kapsamında, dün Şebinkarahisar ilçesi Toplukonak ve Gürpınar köylerinin ortak kullanım alanı içersinde bulunan Dikmetaş göletine 75 bin adet Abant Alabalığı (Salmo trutta abanticus) bırakıldı.



