
KATEGORİLER
TARIM
HAYVANCILIK
ARICILIK
SU ÜRÜNLERİ
GIDA ÜRETİMİ
14 milyon hektarlık tarım arazisini ekonomiye kazandıracak toplulaştırma tasarısında sona gelindi. Ocakta yasalaşması hedeflenen tasarıyla 17 milyarlık kayıp önlenecek Türkiye’de tarım arazilerinin verimli kullanımını engelleyen miras yoluyla bölünmenin önüne geçecek “arazi toplulaştırma”yla ilgili yasa çalışmasında sona gelindi. Binlerce çiftçi aileyi yakından ilgilendiren ve beş ay önce Meclis’e gönderilen tasarının en geç Ocak 2014’e kadar yürürlüğe girmesi hedefleniyor. Tasarı kanunlaşırsa, Türk tarımında yeni bir sayfa açılacak. Tasarı, her kardeşin kendi arsasını ekmesini değil, büyük çaplı arazilerin aile şirketleri tarafından yönetilmesini hedefliyor.
HASATTAN HİSSE ALINACAK Tasarıya göre, tarımsal araziler, bölgesel özellikler de dikkate alınarak 20 dönümün altında bölünemeyecek. Araziler, mirasçı çocuklardan tek bir kişiye devredilebilecekken, hissesinin devrini istemeyen aileler “şirketleşme” yoluna gidecek. Aile malları ortaklığı kurularak, herkes hakkı oranında pay alacak. Burada mirasçıların vergiden istisna tutulması da planlanıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in 2006’dan bu yana üzerinde çalıştığı tasarı kapsamında tarım arazilerinin birleştirilmesine ilişkin birçok tedbir alındı. Bugüne kadar 4 milyon hektara yakın arazi birleştirildi. Bakanlığın hedefi yılda 1 milyon hektarlık alanda toplulaştırma yaparak, 2023’e kadar bu rakamı 14 milyona ulaştırmak.
17 MİLYAR TL’lİK KAYIP Türkiye’de 24 milyon hektarlık tarım arazisinin 2 milyonu bölünme nedeniyle kullanılamıyor. Bunun ekonomiye maliyeti 17 milyar TL. Tarımsal işletmelerin ortalama büyüklükleri 60 dönüm. Oysa İngiltere, Fransa gibi ülkelerde bu rakam 400 dönümün üzerinde. Türkiye’de 2 Bursa büyüklüğünde arazi atıl durumda.
‘Toprak ağaları yasaya engel oluyor’ SABAH’a konuşan Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanı İbrahim Yetkin, söz konusu düzenlemeyi sonuna kadar desteklediklerini belirtti. Tarımsal arazilerin 140 dönümün altında bölünmemesi gerektiğini ifade eden Yetkin, Türkiye’de var olan yapı nedeniyle böyle bir düzenlemenin uygulama aşamasında zorluklar yaşanacağını vurguladı. Yetkin, şöyle konuştu: “Tarımsal araziler parçalandıkça parçalanıyoruz. AB ortalaması 140 dönüm civarındayken Türkiye’de 60. Meclis’te bekleyen düzenleme Türk tarımı açısından kritik öneme sahip. Ne var ki Türkiye’deki bazı toprak ağaları ve aşiret liderleri bu yasayı istemiyor. Çünkü çıkarlarına ters düşüyor. Bu kadar gecikmesinin nedeni budur. Oysa tarımsal üretimin artması bu yasaya bağlı.”
Arazi satışında öncelik sınırdaşın Hali hazırda Meclis’te bulunan ve en geç Ocak 2014’e kadar yasalaşacağı ifade edilen Toprak Koruma ve Arazi Kullanımına İlişkin Yasa Tasarısı ile arazilerin miras yoluyla bölünmesi yasaklanacak. Yasa tasarısından dikkat çeken düzenlemeler ise şunlar: Tarımsal arazisi bulunan mirasçılara vefatın ardından kendi aralarında anlaşmaları için bir yıllık süre tanınacak. Bu süre sonunda araziler mirasçılardan tek bir kişiye devredilebilecekken, aile şirketi vasıtasıyla da işletebilecek. Hisselerini tek bir kişiye devretmek istemeyen aileler, tarımsal arazi için “aile malları ortaklığı” kurabilecek. Anlaşmaya varılamaması durumunda tarımsal işletmenin kullanıcısını mahkeme belirleyecek. Tarımsal araziler için devir işlemlerinden damga vergisi, harç gibi masraflar alınmayacak. Ayrıca faizsiz kredi de kullanabilecek. Düzenlemeyle tarlalarda 20, dikili arazilerde 5, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 3 dönümün altında bölünme olmayacak. Mirasçıların anlaşmazlık nedeniyle araziyi satış işleminde öncelik, sınırdaş arazinin sahibine verilecek.
http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2013/10/29/arsa-mirasini-aile-sirketleri-yonetecek
Posted in Tarım, Tüm Haberler
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Aspir’in Türkiye coğrafyasına uygun bir bitki türü olduğunu söyledi. Bakan Eker, Aspir’in ana vatanının Türkiye olduğunu ve geçmişte Orta Anadolu’da yetiştirildiğini hatırlattı. 10 yıl önce üretimi yok denecek kadar az olan Aspir’in destekleme kapsamına alındığını belirten Bakan Eker, bu sayede yüzde 80 binlik bir artış sağlandığını kaydetti. Stratejik bir ürün olan Aspir’in yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Eker, bu sayede dışa bağımlılığın da azalacağına işaret etti. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, “Yağlı bitkiler içinde en çok Aspir’e destek veriyoruz. Aspir’e pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Bakanlığımızın verdiği desteklerle 2002 yılında 25 ton olan üretimi 20 bin tona çıkardık. Böylece Türkiye, Hindistan, Meksika, ABD gibi önemli üreticilerden sonra dünyada 7.sıraya yükseldik” dedi.
Mehdi Eker aspirin ülkemizde yalancı safran olarak da bilindiğini ifade ederek, “Aspir kuraklığa dayanıklı bir bitki, ayrıca tohumun ortalama yağ oranı yüzde 40 civarında. Yetiştirilme şartları açısından ülkemizin coğrafi yapısına çok uygun. Az yağış alan ülkemizde hiç sulama yapmadan bile Aspir üretimi mümkün. Geçmişte bizim coğrafyamızın bir ürünü olan Aspiri insanımız pek tanımıyordu. Üretimini biz yaygınlaştırıyoruz. Önemli bir yağlı tohum bitkisi olan Aspir mutfakta sıvı yağ olarak kullanılmasının yanı sıra boya, vernik, yem, ilaç sanayi ve biyodizel üretimi gibi çeşitli alanlarda kullanılıyor” dedi. Mehdi Eker, Soya, Kanola gibi yağlı tohumlara göre Aspirin yetiştirilmesinde çiftçi açısından birçok avantaj bulunduğunu söyledi. Bakan Eker, doğrudan anıza ekim yapılabildiği için maliyetlerin düştüğünü, anız yakılmasının önüne geçildiğini anlattı.
Bakan Eker, “Yağlı bitkiler içinde en çok destek verdiğim ürün Aspir. Çiftçilerimiz bu ürünü ekmekten korkmasın. Çünkü bu ürünün alıcısı hazır” ifadesini kullandı. Bakan Eker’in verdiği bilgiye göre; Aspirin veriminde ve üretiminde artışlar sağlamayı hedefleyen Bakanlık ilk defa 2006 yılında Aspiri destekleme kapsamına aldı. Destekleme kapsamına alındıktan sonra Aspirin ekim alanları son 10 yıl içinde 40 dekardan 16 bin dekara, üretimi ise 25 tondan 20 bine tona çıktı. 2013 yılında ise Bakanlık Aspir üretiminin 50 bin tona çıkarılmasını hedefliyor. Aspir üretiminin artmasıyla birlikte Türkiye’nin yağ ihtiyacının önemli bir kısmı yerli üretimden karşılanacak.
Bakanlık ilk kez 2006 yılında kilogram başına 22 kuruş olarak verdiği Aspir primini, 2013 yılında kilogram başına 45 kuruşa çıkardı. Verilen bu miktarla dekar başına 70 lira, (bu miktara mazot, gübre, toprak analizi, sertifikalı tohum gibi desteklerde ilave edildiğinde) dekara verilen destek miktarı yaklaşık 91 liraya ulaşmaktadır. Böylelikle Bakanlık üretim maliyetinin yüzde 75’ini karşılamaktadır. 2006-2012 üretim dönemi için çiftçilerimize bugüne kadar toplam 22,5 milyon lira ödendi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Aspir bitkisinin yaygınlaştırılması için tarımsal birliklere de çağrıda bulundu. Pankobirlik Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk ve beraberindeki heyeti kabulünde Aspir ekimi konusunda çeşitli tavsiyelerde bulunan Bakan Eker, tarımla ilgili bütün kuruluşların konuya hassasiyet göstermelerini istedi.
http://www.haberx.com/aspir_turkiye_cografyasina_uygun(17,n,11434279,423).aspx
Posted in Tarım, Tüm Haberler
Sinbiyotik bir besin olan yoğurdun hem probiyotik hem de prebiyotik olması vesilesi ile ayran da sindirim dostudur. Ayranın sindirim sistemine faydaları!İçeriğindeki sindirim dostu probiyotik bakteriler ve prebiyotiklerden dolayı bağırsakların düzenli çalışmasını sağlayarak kabızlığa karşı koruyucu faydası vardır.
Yörsan Gıda Mühendisi Nilüfer Hakarayan ayranın sindirim sistemine faydalarını şu şekilde sıralıyor: “İshal; bağırsak hareketlerinin artması nedeni ile vücutta sıvı, elektrolit dengelerinin bozulmasına, yararlı bakterilerin azalmasına neden olur. Böyle bir hastalık döneminde yeterli enerji ve proteini alamadığımız düşünülürse ayran çok faydalı bir içecek olacaktır. Bununla birlikte sindirim sisteminde sıkça görülen gaz, şişkinlik, ishal gibi belirtilerin olduğu laktoz intoleransı dediğimiz sütteki laktoz denilen şekerin sindirilememesi durumunda ayran tüketimi hafif laktoz intoleransı yaşayan kişilerde faydalı olabilir. Sütten yoğurt yapılırken sütün içerisindeki laktozun laktik aside dönüşmesi yoğurdun sindirim dostu besin olmasını sağlar. Sonuç olarak ayranın yoğurt ve su bileşiminden oluştuğu düşünüldüğünde gaz, şişkinlik gibi belirtilere ayran tüketiminden sonra karşılaşılma olasılığının çok daha düşük olması beklenebilir.
Posted in Sağlık & Çevre, Tüm Haberler