Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü (ETAE) Biyoçeşitlilik ve Genetik Kaynakları Bölüm Başkanı Dr. Ayfer Tan, Türkiye’nin her yerinde yenebilir otların yetiştiğini ve bu bitkilerin çoğalması için çiçeklenme döneminde hasat edilmemeleri gerektiğini kaydetti. Geçtiğimiz günlerde 5. Alaçatı Ot Festivaline katılan Web Tarım TV ‘Gıda Saati’ programı sunucusu Semiha Batmaz Salcı, Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nce (ETAE) düzenlenen Yenebilen Otları Tanıma ve Toplama etkinliğine katıldı.
Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü (ETAE) Biyoçeşitlilik ve Genetik Kaynakları Bölüm Başkanı Dr. Ayfer Tan, yenilebilen otlarla ilgili Samiha Batmaz Salcı’ya dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Alaçatı bölgesinin Türkiye’de belirlenmiş 120 önemli bitki alanlarından biri olduğunu belirten Dr. Ayfer Tan, Türkiye’nin her yerinde yenebilir otların yetiştiğini, bu otların sağlık ve vitamin deposu olduğunu ifade etti. Dr. Tan, “Bitkilerin değişik yaşam ortamları var. İlk önce sulak bir alanda yetişen otları gördük. Daha sonra maki toplulukları içerisinde yetişen, yenebilen ve farklı şekilde tıbbi, aromatik olarak değerlendirilen bitkileri gördük. Burada sahil ve kaya üzerinde yaşayabilen otlar mevcut. Kıyı pancarı bunlardan bir tanesi. Kaya koruğu yine yenebilen bir tür. Birçok kıyı bölgemizde bu tür yetişiyor. Turşusu ve salatası yapılıyor” diye konuştu.
Dr. Ayfer Tan, yenebilen bitkilerin çoğalması için çiçeklenme döneminde hasat edilmemeleri gerektiğine vurgu yaptı. Dr.Tan, yenebilen bitkilerin 10-15 cm yukarıdan bıçak veya makasla toplanması gerektiği uyarısında bulundu. Türkiye florasının endemik bitki bakımından çok zengin olduğunu aktaran Tan, “Ülkemiz, tüm Avrupa kıtasının türlerine yakın bitki türüne sahip. Bu türlerin 3 bine yakını endemik; yani ülkemize has bitkiler. Bitkilerin korunmasına yönelik Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Endemik bitki türlerini çiçeklenmeye bırakmak gerekiyor. Yani tümünü toplamamak lazım. Kökünü toprakta bırakmalıyız” ifadelerini kullandı.
http://www.tarimtv.gov.tr/HD4555_yenebilen-otlari-toplarken-dikkat.html
Karadeniz yaylaları ‘doğal yaşam’ tutkunlarını bekliyor. Doğal güzelliğiyle gözleri kamaştıran, bol oksijenli havası, doğal kaynak suları, yemyeşil çayırların arasından geçen akarsularıyla doğa harikası Karadeniz yaylaları, yerli ve yabancı ziyaretçilerini ağırlamaya hazır. Havaların ısınmasıyla açan çiçeklerin yeşillikler içerisinde oluşturduğu güzellik ile temiz havası, tarihi dokusuyla yaşamaya ve görülmeye değer Karadeniz’in yaylaları, misafirlerini bekliyor.
Giresun yayla turizminde Kümbet, Kulakkaya, Sis Dağı, Bektaş ve birçok yayla yerli ve yabancı turistlerin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Her yıl şehir gürültüsünden ve bunaltıcı sıcak havadan kurtulmak amacıyla çıkılan yaylalar, sessizlik içerisinde yükselen kuş sesleri ve serin havasıyla “kafa dinlemeye” değer görülüyor.
Karadeniz’in, Türkiye’nin ve dünyanın en güzel yörelerinden biri olduğunu vurgulayan Özkuş, şöyle konuştu:
Şebin Cevizi, Şebinkarahisar kökenli bir ceviz çeşidi. Çeşidin orjinindeki ortalama meyve ağırlığı 9,40 gr, iç randımanı % 63 ve yağ içeriği ise %69,40 olarak belirlenmiştir.
Amasya’nın Suluova ilçesinde canı kaz eti çektiği için iki kaz satın alan Altan Baran, kazları kesmeye kıyamayınca çiftlik kurdu. İlçede yaklaşık 20 yıldır baba mesleği marangozlukla uğraşan Altan Baran, yaklaşık 4 yıl önce kazı eti yemek için bir çift kaz satın aldığını belirterek, “İçimizde üreticilik olduğu için kesip yemeye kıyamadık. Çoğalsın diye besleyelim dedik. İnternette yaptığım araştırmada, Türkiye’de faal olarak çalışan büyük bir kaz çiftliğinin olmadığını gördüm. Bu sektörün göz ardı edildiğini ve bu işin karlı olabileceğini düşündüm. Bu şekilde çiftlik kurmaya karar verdim” dedi.



