Monthly Archives: Nisan 2014

Yenebilen Otları Toplarken Dikkat

Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü (ETAE) Biyoçeşitlilik ve Genetik Kaynakları Bölüm Başkanı Dr. Ayfer Tan, Türkiye’nin her yerinde yenebilir otların yetiştiğini ve bu bitkilerin çoğalması için çiçeklenme döneminde hasat edilmemeleri gerektiğini kaydetti. Geçtiğimiz günlerde 5. Alaçatı Ot Festivaline katılan Web Tarım TV ‘Gıda Saati’ programı sunucusu Semiha Batmaz Salcı, Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nce (ETAE) düzenlenen Yenebilen Otları Tanıma ve Toplama etkinliğine katıldı.

Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü (ETAE) Biyoçeşitlilik ve Genetik Kaynakları Bölüm Başkanı Dr. Ayfer Tan, yenilebilen otlarla ilgili Samiha Batmaz Salcı’ya dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Alaçatı bölgesinin Türkiye’de belirlenmiş 120 önemli bitki alanlarından biri olduğunu belirten Dr. Ayfer Tan, Türkiye’nin her yerinde yenebilir otların yetiştiğini, bu otların sağlık ve vitamin deposu olduğunu ifade etti. Dr. Tan, “Bitkilerin değişik yaşam ortamları var. İlk önce sulak bir alanda yetişen otları gördük. Daha sonra maki toplulukları içerisinde yetişen, yenebilen ve farklı şekilde tıbbi, aromatik olarak değerlendirilen bitkileri gördük. Burada sahil ve kaya üzerinde yaşayabilen otlar mevcut. Kıyı pancarı bunlardan bir tanesi. Kaya koruğu yine yenebilen bir tür. Birçok kıyı bölgemizde bu tür yetişiyor. Turşusu ve salatası yapılıyor” diye konuştu.

Dr. Ayfer Tan, yenebilen bitkilerin çoğalması için çiçeklenme döneminde hasat edilmemeleri gerektiğine vurgu yaptı. Dr.Tan, yenebilen bitkilerin 10-15 cm yukarıdan bıçak veya makasla toplanması gerektiği uyarısında bulundu. Türkiye florasının endemik bitki bakımından çok zengin olduğunu aktaran Tan, “Ülkemiz, tüm Avrupa kıtasının türlerine yakın bitki türüne sahip. Bu türlerin 3 bine yakını endemik; yani ülkemize has bitkiler. Bitkilerin korunmasına yönelik Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz.  Endemik bitki türlerini çiçeklenmeye bırakmak gerekiyor. Yani tümünü toplamamak lazım. Kökünü toprakta bırakmalıyız” ifadelerini kullandı.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD4555_yenebilen-otlari-toplarken-dikkat.html

Karadeniz Yaylaları ‘Doğal Yaşam’ Tutkunlarını Bekliyor

Karadeniz yaylaları ‘doğal yaşam’ tutkunlarını bekliyor. Doğal güzelliğiyle gözleri kamaştıran, bol oksijenli havası, doğal kaynak suları, yemyeşil çayırların arasından geçen akarsularıyla doğa harikası Karadeniz yaylaları, yerli ve yabancı ziyaretçilerini ağırlamaya hazır. Havaların ısınmasıyla açan çiçeklerin yeşillikler içerisinde oluşturduğu güzellik ile temiz havası, tarihi dokusuyla yaşamaya ve görülmeye değer Karadeniz’in yaylaları, misafirlerini bekliyor.

Giresun yayla turizminde Kümbet, Kulakkaya, Sis Dağı, Bektaş ve birçok yayla yerli ve yabancı turistlerin vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Her yıl şehir gürültüsünden ve bunaltıcı sıcak havadan kurtulmak amacıyla çıkılan yaylalar, sessizlik içerisinde yükselen kuş sesleri ve serin havasıyla “kafa dinlemeye” değer görülüyor.

Küçük ve büyük ölçekte konaklama tesisleri ise misafirler için hazır hale getirildi. Tesislerde yemek, Türk hamamı, sauna, fitness, çocuk oyun alanları gibi hizmetler de veriliyor.

Yavuzkemal beldesine bağlı Kulakkaya Yaylası’nda otel işleten Halil İbrahim Özkuş, AA muhabirine, plastik cerrah olduğunu ancak Giresun’un doğal güzelliklerini, denizini ve yaylalarını çok sevdiği için doğada yatırım yaptığını anlattı.

Karadeniz’in, Türkiye’nin ve dünyanın en güzel yörelerinden biri olduğunu vurgulayan Özkuş, şöyle konuştu:

“Giresun’un gelişmesi için en önemli faktör turizmdir. Bu nedenle Giresun’a turizm yatırımı yapmaya karar verdik. Otelimiz yaklaşık 70 yataklı ama temel amacımız Giresun’daki turizme bir nebze olsun katkıda bulunmak ve Giresun ekonomisine istihdam yaratabilmek. Karadeniz, Türkiye’nin ve belki de dünyanın en güzel yörelerinden biri. Karadeniz, soğanlı bitkiler açısından dünyanın en zengin bölgesi. Yaylalarımızda derelerimiz, göllerimiz ve bitki örtüsünün verimliliği son derece güzel bir tabiat ortaya çıkartıyor. İnsanların bu tabiatı görmesi, burada dinlenmesi, mutlu olması ve tamamen Karadeniz’e ait doğal hayatı yaşaması, onlar için çok cazip bir yaşam tecrübesi olacak.”

– “Tarihi ile pek çok inanca ve kültüre ev sahipliği yapmış”

Özkuş, Karadeniz’de turizmin sadece 3 ay yapılmadığına, 12 ay boyunca devam ettiğine dikkati çekerek, “Giresun milattan öncelere dayanan tarihi ile pek çok inanca ve kültüre ev sahipliği yapmış bir şehir. Dolayısıyla tarihsel birikimi çok fazla. Bu birikimden faydalandığımız ve bu birikimi insanların beğenisine sunduğumuz takdirde Giresun’da 12 ay turizm yapmak son derece kolaylaşır. Bunun ötesinde yaylalarımız çok fazla kar alan bir yapıya sahip ve kışın yollarımız açık durumda” ifadelerini kullandı.

Yavuzkemal Belediye Başkanı Abdullah Önal ise doğasıyla sağlıklı bir yaşam sunan yaylaların, Karadeniz’in incisi olduğunu vurguladı.

-“Havasıyla ve suyuyla yaşanacak yerler”

Karadeniz’deki yaylaların havasıyla ve suyuyla yaşanacak güzel yerler olduğunu dile getiren Önal, “Bu bölgemizde insanlarımız önceden beri yaşamışlar. Yayla kültürü yeni değil, çok eskidir. Atalarımız, dedelerimiz bu bölgeye gelerek yaşamışlar. Daha çok hayvan otlatmak amacıyla gelinmiş ancak insanlar kendileri de rahat etmişler. ‘Yaylanın soğuk suyundan içmem gerekiyor, yaylada biraz yaşamam lazım’ deniyor. İnsanlar az da olsa yaylaya çıkmak istiyor” diye konuştu.

Önal, geçen sene yaylaya gelen Arap turistlerin doğal güzelliğe hayran kaldığını ve bu sene de yerli ve yabancı turistleri bölgeye beklediklerini sözlerine ekledi.,

http://www.timeturk.com/tr/2014/04/26/karadeniz-yaylalari-dogal-yasam-tutkunlarini-bekliyor.html#.U11MImeKDVJ

Şebin Cevizi

Şebin Cevizi, Şebinkarahisar kökenli bir ceviz çeşidi. Çeşidin orjinindeki ortalama meyve ağırlığı 9,40 gr, iç randımanı % 63 ve yağ içeriği ise %69,40 olarak belirlenmiştir.

Geç yapraklanma nedeni ile ilkbahar geç donlarına tolerans
Yan dallarda yeterli oranda meyve teşekkülü
Salkımda en az 2-4 adet meyve sayısı
İnce kabuk
İç cevizinin kabuktan kolay ve bütün olarak çıkması
Açık renkli iç ceviz
Düşük Oranda iç büzüşmesi

Şebin ceviz çeşidinin kurağa ve güneş yanıklığına hassas olması nedeniyle, özellikle Haziran – Eylül ayları arasında iç ceviz kalitesi üzerine mutlak manada etki eden su sıkıntısı çekilen yerlerde ilave sulamalara çok önem vermek gerekmektedir. Hasat Zamanının yeşil kabuğun kavlamaya başladığı zamana kadar geciktirlmesi iç cevizde fevkalede kalite kayıplarına neden olan kararmalara sebebiyet vermektedir. Sulama sıkıntısının olamadığı ve güneş yanıklığı durumunun gözlenmediği yerlerde Şebin cevizi çeşidinin iç ceviz olarak değerlendirilmesi iyi bir seçenek olacaktır. Kapama ceviz bahçelerinin en az Beş dönüm olması gerekmektedir. Beş dönümlük bir Şebin ceviz bahçesinden tam verim çağında İki ton birinci sınıf ürün alınması mümkündür.

İç kurdu, sulama ve güneş yanıklığına dikkat etmek şartıyla Şebin cevizinin iyi özelliklerde ve kârlı bir çeşit olduğunu söylemek mümkündür.

Ceviz birçok hastalık açısından çok önemli bir şifa kaynağıdır. Damar tıkanıklığını ve kanın pıhtılaşmasını önler, kan dolaşımını düzenler, kan pıhtılarını bozar, damar koruyucudur, antialerjik özellik gösterir, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını düzenler, protein99 sentezini teşvik eder, serum kolesterolünün azalmasını sağlar, bağışıklık fonksiyonları korur ve anormal antikor oluşumunun engeller.

Şeker hastalığının tedavisinde de kullanılmaktadır. Mide, bağırsak, sindirim sistemi bozukluğunu giderir, sinir sistemini dengeler. Grip ve nezleye iyi gelir. Öksürüğü keser. Vücudu soğuktan korumak için de yenir. Yorgunluğu ve bitkinliği giderir, zindeleşmeyi sağlar.

Zehirlenmelere ve zehre karşı etkilidir, ishal kesicidir, cildi temizler, siğil giderir. Kandaki zararlı kolesterolün birikmesini önleyen ve yüksek kolesterolü düşüren Şebin Cevizi bol miktarda C, B1, B2, A ve E vitaminleri içerir. Omega 3 ve Omega 6 gibi çoklu doymamış yağ asitlerini yüksek oranda içerir.

Cevizin kabukları ve yaprakları da birçok hastalık için tedavi edici özelliktedir. Ayrıca beyin için gerekli olan gümüş iyonlarını da ihtiva ederek, insan sağlığı için önemlilik arz eden ideal bir meyvedir.

Bilimsel çalışmalar sonucunda cevizin ‘Tokoferol’ içerdiği, bu maddenin prostat kanseri riskini azalttığı, hipoglisemik, antifungal, antiviral, tümör engelliyici özelliklerinin olduğu belirlenmiştir. Son epidemiyolojik çalışmalar, sert kabuklu meyvelerin kalp-damar hastalıklarının neden olduğu ölüm oranlarını azalttığını göstermektedir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eebin_Cevizi

http://www.patronlardunyasi.com/haber/Cevize-yatirim-kazandiriyor/93781

Doka Bölge Turizmindeki Eksiklikleri Giderecek Projelere Öncelik Verecek

Doğu Karadeniz Bölgesi, ağırladığı turist sayısı ve sağlanan ekonomik girdiyle turizmde altın yılını yaşarken, turizmde yaşanan bu olumlu gelişmeler sonucunda daha iyiyi yakalama adına kamuoyunda dile getirilen bazı sorunlarla ilgili olarak Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) çalışma başlattı. DOKA, kamuoyunda dile getirilen; turizm esnafına Arapça öğretilmesi, işletmelerin çalışanlarının turizm konusunda eğitilmesi, bölgede bulunan tarihi, kültürel ve doğal yapıların korunması, tanıtılması ve turizme açılmasına yönelik her türlü eğitim, danışmanlık vb. destek faaliyetleri, bölgedeki her çeşit envanter ve verinin Coğrafi Bilgi Sistemleri’nin oluşturulmasında kurumların kapasitelerinin geliştirilmesi gibi konularda hazırlanacak olan projelere Teknik Destek Programı kapsamında öncelik vereceğini açıkladı.

Konuyla ilgili bilgiler veren Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) Genel Sekreteri Çetin Oktay Kaldırım, “Bölgemizi ziyaret eden turist sayısı her yıl hızlı bir şekilde artıyor ve özellikle Körfez ülkelerinden son yıllarda bölgemize dönük talep patlaması yaşıyoruz. Tabi bu artış yaşanırken altyapınızın da bu gelişmeyi taşıyabilecek seviyeye gelmesi gerekiyor. Kamuoyunda esnafımızın, vatandaşımızın dile getirdiği ve bizim yaptığımız toplantılarda dile getirilen sorunlarla ilgili olarak yapılacak projelere öncelik vereceğiz. Bölgemizin turizmden hak ettiği payı alması için bütün kesimlerin ortak hareket ederek çalışması gerekiyor. Biz DOKA olarak, Bölgemiz turizminde yaşanan sorunları çözmede çorbada tuzu bulunmasını isteyenlerin hazırlayıp bize sunacağı projelere Teknik Destek Programı kapsamında destek veremeye hazırız. DOKA tarafından sağlanacak teknik desteğin genel amacı; bölgedeki yerel aktörlerin bölgesel kalkınma açısından önem arz eden ancak kurumsal kapasite eksikliği nedeniyle hazırlık ve uygulama aşamalarında sıkıntı ile karşılaşılan çalışmalarına destek sağlamaktır. Teknik Destek, Ajans’ın faaliyet gösterdiği TR90 Düzey 2 Bölgesi (Artvin-Rize-Trabzon-Gümüşhane-Giresun-Ordu) gerçekleştirilmelidir. Yıl boyunca açık olan Teknik Destek Programı’na kamu kurum ve kuruluşları, Sivil Toplum Kuruluşları ve kar amacı gütmeyen kuruluşlar başvurabiliyor” dedi.

http://www.haberyurdum.com/doka-bolge-turizmindeki-eksiklikleri-giderecek-projelere-oncelik-verecek-431928h.html#ixzz2zvLWgMDz

Satın Aldığı İki Kazı Kesmeye Kıyamayınca Çiftlik Kurdu

Amasya’nın Suluova ilçesinde canı kaz eti çektiği için iki kaz satın alan Altan Baran, kazları kesmeye kıyamayınca çiftlik kurdu. İlçede yaklaşık 20 yıldır baba mesleği marangozlukla uğraşan Altan Baran, yaklaşık 4 yıl önce kazı eti yemek için bir çift kaz satın aldığını belirterek, “İçimizde üreticilik olduğu için kesip yemeye kıyamadık. Çoğalsın diye besleyelim dedik. İnternette yaptığım araştırmada, Türkiye’de faal olarak çalışan büyük bir kaz çiftliğinin olmadığını gördüm. Bu sektörün göz ardı edildiğini ve bu işin karlı olabileceğini düşündüm. Bu şekilde çiftlik kurmaya karar verdim” dedi.

İlçeye bağlı Oğulbağı köyü yakınlarında 5 dönümlük arazide kurduğu çiftliğinde 300 anaç kazı bulunan Baran, “Kaz, üremesi çok zayıf bir hayvan. Yılda ortalama 10-15 yumurta alabiliyoruz. Bu yüzden anaçlarımızı merada, gerekirse kendi hazırladığımız yemlerle besliyoruz. Şubat ayında başlıyor, mart-nisan ayına kadar yumurta alabiliyoruz. Bu yumurtaları da kuluçka yapıyoruz. Hedefimiz, sektörde kısa vadede bin, uzun vadede ise 10 bin anaç kaza ulaşmak” diye konuştu.

Pazarlamada internet sitesi ve sosyal paylaşım sayfalarını etkin kullandıklarını belirten Baran, şunları kaydetti:

“İnsanlar bize internet üzerinden ulaşabiliyor. Çiftlik kuracak insanlar da bize ulaşıyor. Elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyoruz ki Türkiye’de bu sektör gelişsin çünkü dünyada Çin, Rusya, Hollanda ve Macaristan bu işte bizden çok çok ileride. Ülkemizde maalesef unutulmaya yüz tutmuş bir sektör. Biz de ülkemizde bu sektörü canlandırmaya çalışıyoruz. İstanbul, Ankara, İzmir, Kars, Ağrı, Samsun, Tokat, Çorum gibi birçok ilden talep alıyoruz. Elimizde civciv kalmıyor. Talepleri karşılayamıyoruz. Aylık 6 bin kaz kuluçkası yapabiliyoruz. Anaçlarımız yeterli olmadığı için dışarıdan yumurta alımı da yapıyoruz. Kaz yumurtası 5-15 lira arasında ırkına ve yumurtanın ebadına göre değişiyor. Civcivi ise 25-50 lira arasında değişiyor. Bir yetişkin kaz 70 ile 100 lira arasında satılıyor.”

Baran, sektörde faaliyet gösteren girişimcilere danışmanlık ve teknik destek verdiklerini sözlerine ekledi.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD4531_satin-aldigi-iki-kazi-kesmeye-kiyamayinca-ciftlik-kurdu.html

http://www.tarimtv.gov.tr/VD176_kaz-ve-pekin-ordegi-yetistiriciligi.html