Monthly Archives: Mart 2014

AB’de Süt ve Şeker Kotası Kalkıyor

Avrupa Komisyonu Tarım ve Kırsal Kalkınma Genel Müdür Yardımcısı Joost Korte, AB’nin uzun yıllardan bu yana uyguladığı düzenlenmiş piyasa politikasının hatalı olduğunu kabul ederek, artık tamamen serbest piyasa ekonomisine döndüklerini belirtti. İstanbul Sanayi Odası’nın düzenlediği “Gıda Sektörü AB’ye Uyum Sürecini Tartışıyor” konulu toplantıda konuşan Korte, 2015’te süt, 2017’de ise şeker kotalarının AB’de kalkacağını, bundan sonra serbest ticaretin önünün tam olarak açılacağını dile getirdi.

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2014/03/30/abde-sut-ve-seker-kotalari-kalkiyor

Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvan Sayısı Arttı

Büyükbaş hayvan sayısı 2013 yılında bir önceki yıla göre yüzde 3,6, küçükbaş hayvan sayısı ise yüzde 7,6 arttı. 2013 itibarıyla sığır sayısı bir önceki yıla göre yüzde 3,6 artarak 14 milyon 415 bin, koyun sayısı 29 milyon 284 bin, keçi sayısı ise 9 milyon 226 bin baş olarak gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2013 yılına ilişkin ”Hayvansal Üretim” istatistiklerini açıkladı. Buna göre, büyükbaş hayvan sayısı 2013’te bir önceki yıla göre yüzde 3,6, küçükbaş hayvan sayısı ise yüzde 7,6 arttı. Yıl sonu itibarıyla sığır sayısı 14 milyon 415 bin baş, koyun sayısı 29 milyon 284 bin baş, keçi sayısı ise 9 milyon 226 bin baş olarak gerçekleşti.

Toplam süt üretimi de 2013 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4,7 artarak, 18 milyon ton oldu. Bunun yüzde 91,4’ünü inek sütü, yüzde 6’sını koyun sütü, yüzde 2,3’ünü keçi sütü ve yüzde 0,3’ünü ise manda sütü oluşturdu.

 Söz konusu dönemde yapağı, kıl, tiftik, bal ve balmumu üretimi artarken, yaş ipek kozası üretiminde azalış görüldü. Yapağı üretimi, 2013’te bir önceki yıla göre yüzde 7, kıl üretimi yüzde 37,3 ve tiftik üretimi ise yüzde 30,3 arttı. Bal üretimi de aynı dönemde yüzde 6,2 artarak 94 bin 694 ton, balmumu üretimi yüzde 0,5 artarak 4 bin 241 ton oldu.

İpekböcekçiliği faaliyeti yapan köy sayısı geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 4,4 azaldı ve 327 oldu. İpekböcekçiliğiyle uğraşan aile sayısı ise yüzde 8,9 oranında azalarak 2 bin 343’e geriledi. Açılan tohum kutusu sayısı bir önceki yıla göre yüzde 5,7 azalarak 5 bin 261 adet, yaş ipek kozası yüzde 9,1 azalarak 121 tona düştü.

Bu dönemde toplam kümes hayvanı sayısı yüzde 4,9 arttı. 2013 sonu itibarıyla et tavuğu sayısı yüzde 5 artışla 177 milyona, yumurta tavuğu sayısı yüzde 4,8 artışla 89 milyona çıktı. Hindi sayısı ise yüzde 6 artışla 2,9 milyona ulaştı.

Söz konusu dönemde, ördek sayıları yüzde 3,1, kaz sayıları ise yüzde 11,7 arttı.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD4387_buyukbas-ve-kucukbas-hayvan-sayisi-artti.html

Cevizde Üretim Artışı Talebi Karşılamadı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, cevizde üretim artışının talebi karşılamadığını bildirerek, “1995-2013 döneminde üretim, 110 bin tondan 212 bin 140 tona çıktı. Üretim artışına rağmen, 2013 yılında 46,8 milyon dolarlık ihracata karşın 106,1 milyon dolarlık ithalat yapıldı” dedi. Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye şartlarına her anlamda çok uygun bir meyve olan cevizde üretimin artırılması, ülkenin net ithalatçı değil, net ihracatçı olması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin 1995 yılında 110 bin ton olan ceviz üretiminin 1998 yılına 120 bin tona çıktığını, 2000 yılında 116 bin tona inen üretimin, 2002 yılında 120, 2003’de 130 bin tona yükseldiğini hatırlatan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Üretim 2004 yılında 126 bin tona indikten sonra, 2005 yılında 150 bin tona çıktı. 2006 yılında 129 bin 614 tona düşen üretim, 2007 yılında 172 bin 572 tona ulaştı. 2008 yılında 170 bin 897 tona gerileyen üretim, 2009 yılında 177 bin 298 tona, 2010 yılında 178 bin 142 tona, 2011 yılında 183 bin 240 tona yükseldi. Cevizde 2012 yılında 194 bin 298 ton olan üretim, 2013 yılında yüzde 9,18 artarak 212 bin 140 tona çıktı.
DÜNYA CEVİZ ÜRETİMİNİN YARISINI ÇİN KARŞILIYOR, TÜRKİYE 4’ÜNCÜ
Ceviz yetiştiriciliği dünya genelinde 50’den fazla ülkede yapılıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) rakamlarına göre, kabuklu ceviz üretimi, 1995-2012 döneminde 1 milyon 68 bin 118 tondan 3 milyon 418 bin 559 tona yükseldi.
Bu üretimin yarıya yakın kısmını 1 milyon 700 bin ton üretim yapan Çin tek başına yerine getirdi. Çin’i, 450 bin tonla İran, 425 bin 820 tonla ABD, 194 bin 298 tonla Türkiye, 110 bin 605 tonla Meksika, 96 bin 900 tonla Ukrayna, 40 bin tonla Hindistan ve 38 bin tonla Şili izledi. Bu 8 ülke dünya ceviz üretiminin yüzde 89,38’i karşıladılar.”
İTHALAT VE İHRACATTA AZALMA
Türkiye’de ceviz üretiminde artışa karşın talebin karşılanamadığını ve ülkenin net ithalatçı olduğunu belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Kabuklu ve kabuksuz cevizde Türkiye, 2012 yılında 5 bin 522 ton ihracat karşılığında 60 milyon 100 bin dolarlık döviz elde ederken, 39 bin 638 ton ithalat yapmış ve 141 milyon 956 bin dolarlık döviz ödemişti. 2013 yılı verilerine göre 4 bin 35 ton kabuklu ve kabuksuz ceviz ihraç ederek 46 milyon 790 bin dolar döviz elde edilirken, buna karşın 29 bin 515 ton kabuklu ve kabuksuz ceviz ithalatı yapılıp, 106 milyon 74 bin dolar döviz harcanmıştı. 2013 yılında cevizde değer olarak ihracat yüzde 22,15, ithalat yüzde 25,28 azaldı.
İthalatta 35 milyon 882 bin dolarlık azalma dikkat çekici ama ihracatta da 13 milyon 310 bin dolarlık azalma oldu.
Türkiye cevizde rahatlıkla ülke ihtiyacını karşılayıp, önemli miktarda da ihracat yapabilir. Üretimi artırmaktan başka bir yol görünmüyor. Çünkü, tüketim artıyor. 2000 yılında 106 bin ton olan tüketim 2011 yılında 206 bin tona yükseldi. Kişi başına 1,62 kilogram olan ceviz tüketimi, 2011 yılında 2,76 kilograma çıktı.”
AĞACI, MEYVESİ, YAPRAĞI, KABUĞU HER ŞEYİ KULLANILIYOR
Cevizin çok eski zamanlardan beri bilinen ve üretimi yapılan bir meyve türü olduğunu bildiren Bayraktar, “Thiamin, vitamin B6, folacin içeren birçok vitamin ile aynı zamanda demir, çinko, bakır, magnezyum, fosfor ve potasyum içeriği bakımından da önemli bir üründür. Kötü kolesterolü düşüren ceviz, hayvansal protein kaynağı yerine geçebilen ve yüksek oranda doymamış yağ içeriği yüksek bir meyvedir. Ayrıca insan vücudunda sadece beynin ihtiyaç duyduğu, gelişmesi ve öğrenme üzerindeki etkisi büyük olan gümüş iyonunu içeren tek meyve türü cevizdir” dedi.
Ceviz ağacı, meyvesi, yaprağı, yeşil ve kuru kabuğu ile boya sanayinden, mobilya sanayine, mobilya sektöründen gıda ve ilaç endüstrisine kadar birçok alanda kullanıldığını belirten Bayraktar, cevizin ağacının yakacak olarak kullanılabildiği gibi işlenebildiği için mobilya, parke yapımı gibi birçok alana hammadde sağladığını vurguladı.
5 MİLYON ADET CEVİZ FİDANI DİKİLECEK
Bayraktar, Türkiye’nin cevizin anavatanları arasında yer almasına ve dünya üretiminde dördüncü sırada bulunmasına, yurdun hemen her yerinde yetişmesine rağmen ülke iç tüketimin fazla olması, standart ceviz çeşitleriyle yapılan kapama ceviz bahçelerinin nispeten az olması gibi sebeplerle ceviz konusunda istenilen seviyelere ulaşılamadığını dikkat çekti. Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ceviz gibi ülkemiz şartlarına her anlamda çok uygun bir meyvede ithalat yerine büyük miktarlarda ihracat yapılması gerekir. Modern tarım tekniklerinin uygulanabileceği, verimi yüksek, kaliteli, geç çiçeklenen standart ceviz çeşitleriyle tesis edilmiş kapama ceviz bahçelerinin kurulması son derece önemlidir. Yurt içi sertifikalı fidan ve standart fidan kullanım desteği, mazot, gübre gibi destekler ve özel sektörün de katılımıyla kapama ceviz bahçelerinin sayısı artmıştır. Yine de yeterli seviyeye ulaşılamamıştır. Cevizde ilk hedef ‘kendine yeten’ bir ülke olmalı, sonrasında cevizde döviz elde eden bir ülke konumuna gelinmesi hedeflenmelidir. Bu nedenle cevizde ‘kapama bahçe tesisi’ kuran üreticiler, verilecek desteklerle teşvik edilmeli, ceviz üretimi artırılmalıdır. Ülkemizde ceviz üretiminin artırılması amacıyla 14 Mayıs 2012 tarihinde Birliğimiz ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı arasında imzalanan protokolle ‘2012-2016 Ceviz Eylem Planı’ kapsamında 5 milyon adet ceviz fidanı dikilerek hem ekonomiye katkı sağlanacak hem de bozuk ormanların ıslahına katkıda bulunulacaktır. Bu tür çalışmaların daha da yaygınlaşması en büyük temennilerimiz arasında yer almaktadır.”
BAHÇE KURULUMU VE FİDAN REKLAMLARINA DİKKAT
Son zamanlarda internet sitelerinde “anahtar teslimi ceviz bahçeleri”, “sertifikalı ceviz fidanı” gibi reklamların sıklıkla görüldüğünü belirten Bayraktar, “Çiftçilerimizin ve ceviz bahçesi kurmak isteyen girişimcilerin bu konuda dikkatli olmaları gerekmektedir. Meyve bahçelerinin ilk kurulumunda yapılan hataların sonradan telafisinin mümkün olmadığından konusunda uzman, güvenilir, referansı olan firmalarla işbirliği yapmaları menfaatleri açısından önemlidir” dedi.

http://www.milliyet.com.tr/cevizde-uretim-artisi-talebi-karsilamadi-ankara-yerelhaber-106698/

Gezginci Arıcılık Tedbirleri

İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü İlimizde 2014 Yılı Gezginci Arıcılık Tedbirleri İle ilgili bir bülten yayınladı. Müdürlükten yapılan açıklama şöyle:  “İlimizde, 2014 yılında Gezginci Arıcılık faaliyetlerini düzenlemek  amacıyla, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem  Kanunu ve Arıcılık Yönetmeliği gereğince  alınan tedbirler şunlardır: 1) Konaklayacağı yeri anlaşarak belirleyen arıcı, çıkış yapacağı ilin İl/İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne gideceği adresi sözlü ya da yazılı beyan ederek Hayvan Sevklerine Mahsus Yurtiçi Veteriner Sağlık Raporu alır ve arılarını sevk eder. Rapordaki sevk adresi ile konaklayacağı adres aynı olmalıdır. Beş gün içerisinde konakladığı ilin İl/İlçe Müdürlüğüne, veteriner sağlık raporu ile başvurarak Arı Konaklama Belgesini (AKB) alır. AKB’si olmayan arıcının veteriner sağlık raporu vize edilmez. Gezginci arıcılık yapan, kayıtlı olduğu adrese ve/veya kendi arazisine dönen arıcının da arı hareketlerinin kontrolü ve takibi için AKB alması gerekir.

2) Belirlenmiş bölgede konaklayacak gezginci arıcı, konaklayacağı yer gerçek kişiye ait ise şahısla, köy arazisi ise köy muhtarlığıyla, diğer tüzel kişiliklere ait arazi ise yetkililerle, Devlet ormanlarında konaklayacak arıcılar da Orman ve Su İşleri Bakanlığının ilgili birimlerinden izin alacaklardır.

 3) Alınacak Hayvan Sevklerine Mahsus Yurtiçi Veteriner Sağlık Raporunda belirtilen adresten farklı bir adreste usule aykırı yerleşen arıcının arıları, İl/İlçe Müdürlüğünün talebi ile mülki amirlikçe güvenlik güçleri marifetiyle bulunduğu yerden kaldırılır. İl/İlçe Müdürlüğü, işgal edenler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 154 üncü maddesine göre işlem yapılmak üzere, Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunacaklardır. Kaldırma sürecinde meydana gelen zarardan ve bununla  ilgili nakliye masraflarından ilgili arıcı sorumlu olacaktır.

4)  Arılıklar, trafiğin yoğun olduğu bölgelerde yoldan en az 200 metre, stabilize ara yollarda ise en az 30 metre uzaklığa yerleştirilecektir. Gezginci arıcılık yapan arıcılarımız, arılarını çevreye rahatsızlık vermeyecek şekilde meskûn mahal dışında bir yere yerleştirecektir.

        Bal üreticilerine duyurulur.”

http://www.giresun.gov.tr/syf/haberiGoster.aspx?haber_ID=13692

Doğanın Mucizevi İlacı: Mantar

Sofraları süsleyen mantar; tedavi edici özelliğiyle de tanınıyor. Bağışıklık sistemini güçlendiren mantarlar, kanser hastalığının tedavisinde de büyük etki gösteriyor   Mantarlar; kendilerine özgü tat ve lezzetiyle, eski çağlardan beri dünya mutfaklarında kullanılıyor. Son zamanlarda birçok mantar türünün, minyatür ilaç fabrikaları olduğu keşfedildi. Antioksidan özelliğine sahip olan mantarlar; diyabet, böbrek hastalıkları, yüksek kolesterol ve kanser gibi hastalıkları tedavi ediyor. Özellikle reishi, shiitake ve maitake mantarları, kanser savaşında mucizevi etkiler gösteriyor. İnsanoğlunun binlerce yıldır, bu özelliğini bilmeden tükettiği mantarlarla ilgili bilgiler şöyle:

 TÜMÖRÜ ÖLDÜRÜYOR  2 bin yıldır Çin’de kullanılan reishi mantarı; antikanser özelliğiyle biliniyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. ABD’deki Ulusal Bilimler Akademisi’nin yayınladığı bir makalede; reishi mantarının, kanser hücrelerini öldürdüğü bildirildi.  Tayvanlı bir araştırma grubu; reishi mantarında bulunan F3 polisakkaritler isimli karbonhidrat molekülünün, tümörleri ya da kanser hücreleri ile ilişkili antijenleri (bir tür bakteri) tanıdığını iddia etti.  Maitake mantarının da, reishi mantarıyla benzer özelliklere sahip olduğuna inanılıyor. 2009 yılında Memorial Sloan-Kettering isimli kanser merkezi tarafından yapılan bir araştırma; maitake mantarının, meme kanseri hastalarının bağışıklık sistemlerini uyardığını göstermiştir. Bir başka araştırma ise Maitake mantarlarının mesane kanserindeki tümörü 72 saat içinde küçülttüğünü ortaya çıkardı.

GRİPTEN KORUYOR  Shiitake mantarı, lezzetli olduğu kadar sağlık için çok yararlıdır. Yapılan pek çok araştırma; shiitake mantarının yaşam süresini uzattığını ve tümöre karşı etkili olduğunu gösteriyor. Bu mantarın yararlı olduğu dünyada yapılan pek çok çalışmada kanıtlandı.  Çin’deki Harbin Üniversitesi’nin 2008 yılında yaptığı bir çalışmaya göre; shiitake mantarı, kanser hastalarının hayatta kalma oranını artırıyor ve tümörleri tahrip ediyor.  Shiitake mantarından elde edilen Hexose bileşimi (AHCC), Japonya’da kanser hastaları üzerinde alternatif olarak kullanılıyor. Teksas araştırmacıları tarafından 2011 yılında yapılan bir çalışma; AHCC’nin, virüs ve grip gibi enfeksiyonlarda vücudun korunmasında etkili olabileceğini göstermiştir.

HIV VİRÜSÜNE KARŞI DA ETKİLİ  Rus bilim adamlarının yaptığı bir araştırma; huş ağacı üzerinde yetişen bir mantar türü olan Chaga’nın, HIV virüsü taşıyan kişiler üzerinde de etkili olabileceğini gösteriyor.  Yapılan araştırmalar; mantarların tümörleri öldürebildiğini gösteriyor. Ancak mantarların; kanser tedavisinde kullanılabilmesi için daha çok araştırmaya ihtiyaç var. Ancak binlerce senelik maziye sahip olan mantarı, tüketerek bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz.

Prof. Dr. Erkan TOPUZ

 http://www.sabah.com.tr/Saglik/2014/03/21/doganin-mucizevi-ilaci-mantar