TÜRKİYE Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Bir çok yerde çiftçilerimiz, kız çocuklarına miras bırakmamak için ’Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıt yaptırmıyor. Bu yüzden de oluşan afetler sonucu devletten destek almaya hak kazanamıyor” dedi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Konya’da Meram Ziraat Odası tarafından daha önce köy statüsünde olan Boyalı Mahallesi’nde düzenlenen ’2014 yılı Hububat Hasat Bayramı’na katıldı. Bu yıl kuraklık nedeniyle beklenen düzeyde hasat olmadığını belirten Şemsi Bayraktar, şunları söyledi:
“Ekim, kasım, aralık, ocak ve şubat ayları maalesef mevsim normallerinin altında yağış aldı. Mart ayında nispeten yağış oldu. Ama üretimimizi kurtaracak seviyede değildi. Nisan ayında mevsim normallerinin yüzde 27 altında gerçekleşen yağış, bizi perişan etti. Arkasından mayıs ayında ve haziran ayında gelen yağışlar bizi rahatlattı, ancak hasar ve zararımızı karşılamaya yetmedi. Özellikle ocak ve şubat aylarında havaların sıcak gitmesi, yağışların az olması bizi tedirgin etti. Üreticimizi uyarmak zorunda kaldık. Don konusunda uyarıda bulunduk. Korktuğumuz başımıza geldi, mart ayında ve nisan başında don hadisesiyle karşı karşıya kaldık. Bazı bölgelerde meyvelerimiz yüzde 100’e yakın zarar gördü.”
Bayraktar, 2007 yılında da kuraklık görüldüğünü ancak bu yıl kuraklık, arkasından don, birçok bölgede dolu, aşırı yağış, sel felaketi, hortum ve fırtınanın etkili olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Tarım sektörünün karşılaşmadığı afet kalmadı. Bunlar Allah’tan geldi yapacak bir şey yok. Ama mutlaka çiftçimizi ayakta tutmamız lazım. Çiftçinin önümüzdeki yıl tarlaya girmesini sağlamamız lazım. Bu sene çiftçimiz açısından tam bir felaket yılı oldu. Çiftçimizin bağ, bahçe, tarlasına adeta bir yangın ateşi düştü.”
Karşılaştıkları afetlerin ardından çiftçilere yapılacak destekler konusunda rapor oluşturup, Başbakanlığa, ilgili bakanlıkları ve muhalefet partilerine raporu sunduklarını belirten Bayraktar, rapor sonucunda Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifi’nin çiftçinin borçlarını yapılandırmaya gittiğini kaydetti. Ancak bu durumun çiftçinin yangınını söndürmeyeceğini ifade eden Bayraktar, ”Muhakkak suretle, banka ve kooperatif borçlarının birkaç yıla faizsiz olarak ertelenmesini talep ediyoruz. Çiftçimizin SGK’ya olan borçlarının yapılandırılmasını talep ediyoruz. Eelektrik borçlarının yapılandırılmasını istiyoruz. Kapanan sayaçlarında açılmasını talep ediyoruz. çünkü bir doğal afet yaşıyoruz” dedi.
Şemsi Bayraktar, çiftçilerin afetlerin ardından devletin sağladığı desteklerden yararlanması içinde ’Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı olmaları gerektiğini vurguladı. Ancak, birçok çiftinin Çifti Kayıt Sistemine kayıtlı olmadığını ve bunu da Sakarya’da düzenlenen toplantıda çiftçilere anlattığını belirten Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dedim ki, kız kardeşlerinize miras bırakmamak için ÇKS’ye kayıt yapmıyorsunuz. Veraset ilamı elinizde ve bunun intikalini yaptırmıyorsunuz. Bunu yapmayın biran evvel intikali yaptırın. ÇKS’ye kaydınızı yaptırın ve devlet desteklerinden yararlanın. Kız çocuklarına miras bırakmayacağız diye birçok yerde intikal yaptırılmıyor. Devletten destek alınmıyor. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’nden düşük faizli ayni ve nakdi kredi kullanılmıyor. Bunu yapmamız lazım. Ama bu çiftçilerimizin de böyle bir dönemde yardıma ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Özel bankalardan kredi alan çiftçilerimizle ilgili bu bankalarla görüşmelerimiz devam ediyor. Onlarında borçlarının yapılandırılmasını talep ediyoruz. Pankobirlik’e olan borçların yapılanması için talepte bulunduk. Onlarda bu ayın içerisinde toplantı yapıp böyle bir yapılandırmayı düşünüyor.”
“DÜZENLEME YAPILMAZSA ÇİFTÇİ GÖÇ EDER”
Bu düzenlemelerin yapılmadığı taktirde çiftçinin borçlarını ödeyebilmek için malını mülkünü ve gayri menkulunü satarak göç etmek zorunda kalacağını belirten Bayraktar, felaketten zarar gören çiftçilerin bulunduğu bölgede kamuya alım yapılırken, çiftçi çocuklarına öncelik sağlanmasını istedi. Bayraktar, bu isteğini, hükümete de sunacaklarını kaydetti. Bayraktar, bu tedbirler alınmadığı taktirde tarım sektöründe çalışacak çiftçi bulunamayacağını, çiftçinin kente göç edeceğini belirtti.
Bayraktar, Türkiye’de her yıl ortalama 20 milyon ton buğday üretildiğini ancak bunun 600 bin tonunun hasat sırasında kaybedildiğini ifade etti.
Bayraktar, verimli tarım arazilerinin de imara açılmaması gerektiğini, bu arazilerin çiftçilerin ve çocuklarını istikbali olduğunu belirtti. Bayraktar, konuşma ardından beraberindekilerle biçerdövere binerek hasat yaptı
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye’de tarımsal alanların ve orman alanlarının yüzde 50’ye yakınının çölleşme açısından hassas alanlar olduğuna dikkat çekerek, çölleşme ile ilgili mücadelenin Türkiye’de daha etkili bir şekilde yürümesi gerektiğini söyledi. Veysel Eroğlu, Ankara’da ‘Dünya Çölleşme ile Mücadele Günü’ programına katıldı. Çölleşme ile mücadelenin dünyanın en önemli meselelerinden biri olduğunun altını çizen Eroğlu, ’’Türkiye, su zengini bir ülke değil, su fakiri de değil ama suyumuzu çok iyi bir şekilde kullanmamız gerekir.’’ dedi.
Ülkemizde ilk defa 2013 yılında güneydoğu bölgesindeki illerimizde tespit edilen sığırların nodüler ekzantemi hastalığı (Lumpy skin, Afrika hastalığı) yayılma eğilimi göstermekte olup, yakın zamanda ilimize sınır olan Sivas ilinde de görülmüştür. Hastalığın etkeni, koyun-keçi çiçek virüsü ile aynı gruptan olan bir virüstür. 5996 sayılı Kanuna göre ihbarı mecburi ve tazminatlı hastalıklar listesinde yer almaktadır.
Hastalığın sığırlarda klinik bulguları; ateş, deri, mukoz membranlar ve iç organlarda ortaya çıkan nodüller (yumrular), lenf yumrularında büyüme, deride ödem ve bazen de ölüm ile karakterizedir. Hastalık, süt verim kaybı, derinin kalıcı zarar görmesi ve ikincil bakteriyel enfeksiyonlar sonucu ölüme sebebiyet vermesi ile ciddi ekonomik kayba neden olmaktadır. Hastalığın yayılma oranı %3-85 arasında, ölüm oranı ise %1-3 ancak bazen %40’a ulaşabilmektedir. Hastalığın sığırlar arasında kan, burun ve göz akıntısı, semen ve salya ile yayılabilmektedir. Sinek ve sivrisinek sokması hastalığın yayılmasında en büyük role sahiptir. Direk temasın ise yayılımda küçük rolü olduğu görülmüştür.
Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ulvi Zeybek; soğuk pres ceviz yağının, bitkisel omega 3 yağ asidi olan alfa-linolenik asit açısından zengin bir kaynak olduğunu, balık yağı tüketemeyen çocuklar için iyi bir bitkisel omega 3 desteği sağladığını belirten Prof. Ulvi Zeybek, ceviz yağı kullanılmadan önce çocukta herhangi bir ceviz alerjisi olup olmadığının da mutlaka sorgulanması gerektiğini vurguladı.



