Monthly Archives: Ocak 2015

Organik Tavuk ve Yumurta İçin Start Verildi

Doğal ortamlarda beslenen tavuklar ile piyasaya organik yumurta girmesi için Serbest Yumurta Tavukçuluğu’nun teşviki anlatıldı. Kalkınma İdaresi Başkanlığı Proje Koordinatörü Hasbi Şeker, serbest sistem yumurta tavukçuluğunun teşviki için bilgi verdi. Ünye Ziraat Odası Konferans Salonu’nda yapılan toplantıya konuya duyarlı çiftçiler katıldı. Proje Koordinatörü Hasbi Şeker burada yaptığı açıklamada, “Serbest sistem yumurta tavukçuluğu dediğimiz, bu bölgemizde yaygınlaştırılan ve bir nevi pilot olan daha sonrasında DOKAP projesi kapsamında 8 ilimize dağılacak olan bir projedir. Burada çok yüksek rakamlar konuşulmuyor. 300-400 tavukluk kümesler kuruluyor. Kısa zamanda insanların ekonomisine büyük katkı sağlayacak olan bir projedir bu.” dedi.

PİYASAYA ORGANİK ÜRÜN TEMİNİ SAĞLANACAK

 Buradaki esas gayenin, hayvanların doğal ortamda organik bir yumurta ve verim elde etmek olduğunu ifade eden Şeker, “Bu projenin DOKAP başta olmak üzere Ordu Üniversitesi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve ziraat odaları olmak üzere dört ayağı var. DOKAP, üniversiteyi kendilerine eğitim vermek üzere eğitim satın alarak, orada bu proje yapılmaya başlandı. Bundan sonra ise esas ayaklarımız olan ziraat odaları devreye girdi. Onlar da ürünlerini toplamak, satın almak, yemlerini toplu satın almak, kümeslerinin yapımını takip etmek, kredi temini ile de bu projenin ayakları yere basmış oldu. Üreticiler ise daha sonra hazır hale gelen kümeslerdeki hayvanların yumurtalarını satarak bu işten üreticilerin para kazanmalarını sağlamış olacağız. Tek sıkıntımız, pazar sıkıntısıdır. O da üreticilerimizin birlik ve beraberlik içerisinde olmamalarından kaynaklanmaktadır. İnşaallah onlar da aşıldığı zaman çok büyük bir gelir sağlanacağını umuyoruz.” şeklinde bilgi verdi.

http://www.tarimsalhaber.com/yerel/organik-tavuk-ve-yumurta-icin-start-verildi-h9853.html

‘Hasmer’ ve ‘Hasak’ Tescillendi

Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü’nün, Türkiye’nin et açığını kapatmaya katkı yapmak amacıyla ıslahını yaparak geliştirdiği iki yeni koyun ırkı tescil edildi. Alman sihaybaş ve İngiliz hampshire down etçi ırklarının yerli merinos ve akkaraman ırkı koyunlarla üçlü melezlenmesi sonucunda geliştirilen “hasmer ve hasak” koyunları normaline göre 10 kiloya varan canlı ağırlık farkı oluşturuyor.

Doğumlarının 150. gününde 50 kilogram civarında bir canlı ağırlığa ulaşan yeni koyun ırkları, daha az yemle daha kısa zamanda kasaplık kuzu elde etme imkanı da sağlıyor.

Geçen kasım ayında tescili yapılan hasmer ve hasak koyun ırklarının çoğaltılarak üreticilere dağıtılması için TİGEM’e bağlı kurumlarla işbirliği yapılacak.

Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü’nün Müdürü Fatih Özdemir, kurumun Türkiye’de et koyunculuğunu geliştirmek amacıyla 1986 yılından itibaren geniş çaplı bir çalışma başlattığını anlattı.

Özdemir, tescil olan “hasmer” ve “hasak” koyun ırklarının çoğaltılarak üreticilere ulaştırılması ve et üretimine dahil olmaları için çalıştıklarını vurguladı.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD6035_-hasmer–ve–hasak–tescillendi-.html

Buğday Kardan Olumlu Etkilendi

Yeni yılın ilk günlerini olumsuz hava koşullarıyla karşılayan Türkiye’de kar yağışının, bazı tarla ürünlerine zararı olsa da buğday verimine fayda sağladığı bildirildi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni yıla önemli ölçüde kar yağışıyla girildiğini, bazı bölgelerde tarım ürünlerinin aşırı kar yağışından dolayı zarar gördüğünü söyledi.

Bayraktar, 7-9 Ocak arasında don olayıyla karşı karşıya kalındığını anımsatarak, özellikle zeytin ağaçlarının dallarının karı taşıyamadıkları için kırıldığını, naylon seralardaki çökmeler nedeniyle ürünlerde zarar oluştuğunu belirtti.

Antalya çevresinde ise aşırı yağış ve fırtına sebebiyle seraların etkilendiğini dile getiren Bayraktar, sevindikleri tek konunun, zamanında yağan karın buğdaya faydası olduğunu ifade etti.

Geçen yıl yeterince kar yağışı olmadığından buğday rekoltesinin 19 milyon tonlarda kaldığına işaret eden Bayraktar, şöyle konuştu:

“Bu sene kar yağışı özellikle buğday bölgelerinde verimi artıracak. Orada bir sıkıntımız yok. İnşallah buğday ekonomisi artacak. Dolayısıyla ‘Ekmek sıkıntısı çekeceğiz mi’ diye söylentiler bundan sonra olmayacak. Bu arada doğal afetlerden zarar gören üreticilerimizin tarlaya veya bahçelere girebilmesi için, üretimini sürdürülebilir kılabilmesi için devletten yardım istiyoruz. Bu aydan itibaren iklim şartları iyi gider, yağışlar da normalin üzerinde olursa rekolte kaybı azalır. Son günlerdeki yağışlar endişelerimizi gidermiş olmakla önümüzdeki aylardaki yağışlar rekolteyi belirleyecektir.”

– Rekolte beklentisi yükseldi

Yağışların zamanında olmasıyla buğdayda rekolte beklentilerinin geçen yıla oranla arttığına işaret eden Bayraktar, “Önceki yıl her şey istediğimiz gibi gitmiş ve rekolte 22 milyon 50 bin tonun üzerinde olmuştu ancak 2014 yılındaki olumsuzluklardan sonra bu rekolte 19 milyon tona kadar düşmüştü. Bu yıl yağışların istediğimiz gibi gitmesiyle 2015 rekoltesinin 22 milyon tonun üzerinde olacağını tahmin ediyoruz” dedi.

– “Yeni don afetiyle karşı karşıya kalabiliriz”

Bayraktar, geçen mart ayındaki zirai donun başta fındık olmak üzere birçok ürüne zarar verdiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Belki önümüzdeki aylarda da yeni don felaketleriyle karşı karşıya kalabiliriz. Geçen mart ayında bir don felaketi fındıkta büyük zararlara sebebiyet verdi. Önemli olan üreticilerimizin bu noktada borçlarının yeniden yapılandırılması. Çünkü 2014 yılında zarar gören üreticilerimizin borç yapılandırma tarihi 31 Aralık’ta bitti. Ocak ayından itibaren zarar gören üreticilerimiz için yeni bir kararnameye ihtiyaç var. Böyle bir kararnamenin çıkartılması için de hükümet nezdinde girişimlerde bulunacağız.”

– Don ve kuraklığın ekonomiye etkisi

Şemsi Bayraktar, 2014 yılında birçok tarım ürününde don ve kuraklıktan kaynaklı verim düşüşü olduğunu, bunun da ekonomiyi olumsuz etkilediğini vurgulayarak, “Çiftçilerimiz de bundan doğrudan etkilendi. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nin ekonomisi fındık. Fındığı buradan çekip aldığınızda ekonomik faaliyet duruyor. İnsanlar fındığın dışında iş alanları bulamadığı takdirde ekonomimiz bir anda çöküyor” ifadesini kullandı.

http://www.trthaber.com/haber/turkiye/bugday-kardan-olumlu-etkilendi-163237.html

Mucize Sebze Lahana!

Lahana, C ve K vitamini kaynağı olarak mükemmel bir besindir. Ayrıca lif içeriği zenginliği kabızlık, mide ülseri, şişmanlık gibi sorunları engellemeye birebirdir. Bol miktarda Folik asid ve B6 vitamini içermekte ve oldukça düşük kalorilidir. İstanbul Florence Nightingale Hastanesi, Sağlıklı Yaşam Merkezi Direktörü Dr. Özgür Şamilgil değerli bir besin kaynağı lahananın zengin özelliklerini belirtiyor;

LİF EKSİKLİĞİ
Bu modern yaşamın getirdiği çok ciddi bir beslenme sorundur. Başta mide ülseri, baş ağrısı, sindirim sistemi kanserleri, hazımsızlık ve iştah kaybı, kabızlık gibi birçok sağlık sorunun ana nedenidir. Hatta cilt hastalıkları, egzama, erken yaşlanmayla da yakın ilişkisi olduğu bilinmektedir.

 Lahanadaki yoğun lif, barsakta su tutmaya yardımcı olur ve barsak hareketini arttırarak dışkının daha yumuşak olmasını sağlayarak dışarıya atılımını kolaylaştırır, karbonhidrat, yağ emilimini azaltarak kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı ve şişmanlığa engel olur.

C VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ
Portakaldan bile saha fazla C vitamini içeren lahana bu sayede dişeti kanamaları, dudak kenarlarında çatlama, egzema benzeri cilt hastalıkları, bağışıklık sisteminde zayıflama, sık enfeksiyon ve soğuk algınlığı, erken yaşlanma, ve depresyona karşı koruyucu etkiye sahiptir. Yara iyileşmesini hızlandırır, Alzheimer benzeri sinir sistemi hastalıklarının şiddetini azaltabilir.

KÜKÜRT EKSİKLİĞİ
Kükürt çok yararlı bir besin maddesidir. Kükürt eksikliği mikrobik enfeksiyonların artmasına, hastalık süresinin uzamasına ve yara iyileşmesinde önemli ölçüde gecikmeye yol açabilir.

 Ayrıca midede ülser olasılığını ve şiddetini arttırır. Kış aylarında sirkeli lahana turşusu tüketilmesinin viral hastalıklara karşı dayanıklılığı arttırdığı bilinmektedir. Lahana, zengin kükürt içeriği sayesinde, yaralarda mikrop üremesini azaltıcı ve iyileşmeyi hızlandırıcı etkisi bulunmaktadır.

KANSER ÖNLEME
Lahana ayrıca karnabahar, ıspanak gibi turpgiller ailesi sebzelerden birisidir. Sağlık için en önemli faydalarından biri güçlü antioksidan içeriğidir. Bu, lahana ve benzeri sebzelerin kanser ve kalp hastalığı gibi hastalıkarın gelişiminde önemli rol oynayan, genel sağlık için de çok zararlı olan serbest radikallerin temizlemesi anlamına gelir.

 Çok sayıda anti-kanser bileşikleri içermektedir. Lupeol, Sinigrin ve sülforafan gibi tömör gelişimi ve kanser oluşumunu engelleyen maddeler sayesinde lahana gibi sebzelerin düzenli olarak diyete eklenmesiyle yapılan bir çalışmada meme kanserinde önemli bir azalma saptanmıştır.

KEMİK SAĞLIĞI
Lahana benzeri sebzeler, kemik sağlığı için en gerekli kalsiyum, magnezyum ve potasyum gibi minerallerin mükemmel oranlarda içeren besinlerdir.

GÖZ SAĞLIĞI
Lahana zengin bir beta-karoten kaynağıdır. Yaşlanmayla ortaya çıkan sarı nokta hastalığını önlemek ve katarakt oluşumunu geciktirmek için tüketilmesi önerilmektedir. Beta-karoten aynı zamanda prostat kanseri riskini de azaltmaktadır.

KİLO KAYBI
Lahana bol lif içeriği ve düşük kalorisi sayesinde kilo vermek isteyenlerin de gözdesidir.

KAN BASINCI
Yoğun potasyum içeriği sayesinde kalp krizi ve felç riskini arttıran yüksek kan basıncına karşı engelleyici etkiye sahiptir.

İLTİHAP ENGELLEYİCİ
Lahana yaprakları içinde kadmiyum bağlayıcı komplekslerinin ve bu ana bileşenlerinden biri olan glutamin güçlü bir anti-inflamatuar maddedir. Tahriş, alerji, eklem ağrısı, ateş ve çeşitli deri hastalıklarının şiddetini azaltabilir.

BEYİN SAĞLIĞI
İçindeki K vitamini ve antosiyaninlerin varlığı zihinsel fonksiyon ve konsantrasyon açısından beyne güçlü bir destek sağlayabilir. Bunama ve benzeri sinir sistemi hastalıklarını engellemede faydalıdır. Kırmızı lahananın bu maddeler açısından çok daha zengin olduğu bilinmektedir.

CİLT SAĞLIĞI VE ERKEN YAŞLANMA
C vitamini, antosiyanin, kükürt, ve diğer farklı antioksidan kaynaklardan, önemli bir zenginliğe sahiptir. Cilt kırışıklıklarının, cilt renk bozukluklarının, lekelerin ve diğer birçok erken yaşlanma bulgularının engellenebilmesi sağlıklı ve genç görünüm için lahana ailesi besinlerin sıklıkla tüketilmesi önerilmektedir.

KAS AĞRILARI
Bazı bakteriler turşu yapımı sırasında lahana şekerini fermente ederek, kas ağrılarını azaltmaya yardımcı olabilen maddeler oluşmasını sağlamaktadır.

LAHANA İLE DETOKS
Lahana, romatizma, gut, artrit, böbrek taşı, cilt hastalıkları, egzama gibi hastalıklara neden olabilen zehirlerin, yani serbest radikaller ve ürik asidin temizlenmesini sağlar, yani çok iyi bir detoks maddesi gibi davranır. Bu detoksifiye etkisi yüksek C vitamini ve kükürt içeriğinden kaynaklanmaktadır.

LAHANANIN ZARARI!
Lahana tiroid bezinin hormon üretimi için gerekli olan iyodu kullanmasını sağlayan enzimi bloke eden isothiocyanate denilen maddeler içermektedir. Fazla tüketimi guatr hastalığına neden olabilir. Bu madde ısıya dayanıksız olduğundan pişirmeyle ortadan kalmaktadır. Buna rağmen pişirme işleminin faydalı olan C vitamini ve benzeri maddelerin kaybına neden olduğu unutulmamalıdır. En faydalı olan yöntem, lahananın çiğ veya turşu olarak tüketilmesidir. Fazla tuzdan uzak durmak için sirkeyle hazırlanan turşu en idealidir.

http://www.sabah.com.tr/saglik/2015/01/20/mucize-sebze-lahana

Kahve ve Çay İle Ne Kadar Su İçmeli?

Kış aylarında insanların su yerine çay ve kahve tüketimini artırmasının böbrek hastalıkları yaratabileceği hatırlatıldı. Kışın bol bol çay ve kahve içmenin kimseye faydası olmayacağını söyleyen İzmir Üniversitesi Medicalpark Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Baysal, “Çay ve kahve diyabetik etkiye sahip olan içeceklerdir. Bunları tükettiğimizde sıvı aldığımız doğru ama aynı zamanda diyabetik etkisinden dolayı sıvı kaybettiren bir etkisi vardır. O yüzden ne kadar çay ve kahve içiyorsak o kadar su tüketmeliyiz” dedi.

Kışın kişinin bağışıklık sisteminin yaza göre daha güçlü olması gerektiğini söyleyen Baysal, “Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için güne 100 gram roka ve maydanoz salatası ile başlayın. Her gün güne böyle başladığınızda günlük C vitamini ihtiyacımızı karşılamış oluruz” dedi. diyetisyen Fatma Baysal, sadece C vitamini alarak bağışıklık sisteminin güçlendirilemeyeceğini de ifade ederek “Vücuda alınan C vitamini tek başına yeterli olmayacağı için zengin protein kaynağı olan et ve balık gibi ürünler tüketilmelidir. Özellikle haftada iki gün kırmızı et tüketin. Kırmızı et hem demir içeriği yüksek olduğu için haftada iki gün mutlaka tüketilmelidir” dedi.

Havaların soğumasıyla birlikte insanların daha az hareket ettiğini sözlerine ekleyen Diyetisyen Fatma Baysal,” Bu nedenle posalı besinler tüketilmeli. Posalı besinler arasına tam tahıl grubu ve probiyotik besinler de dahil edilebilir. Probiyotik besinler arasından özellikle kefir çok faydalıdır. Kefir yüzyıllardır Türkler’in tükettiği bağırsak hareketlerine fayda sağlayan içeceklerdir” dedi.

http://www.milliyet.com.tr/kahve-ve-cay-ile-ne-kadar-su-pembenar-detay-sagliklibeslenme-2001671/