Monthly Archives: Şubat 2015

Peynire Tuz, Yağ ve Etiket Ayarı Geldi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, peynirin tuz ve yağ oranları ile etiket bilgilerine ilişkin standartları belirleyen tebliği, Resmi Gazete’de yayımlandı. Peynir üretiminde türüne göre değişmek üzere, kuru madde oranının yüzde 3 ile 7,5’i arasında tuz kullanılabilecek. Peynirlerin etiketinde, “köy peyniri”, “geleneksel peynir”, “doğal peynir”, “çiftlik peyniri” gibi nitelemelere yer verilmeyecek

Türk Gıda Kodeksi Peynir Tebliği, peynirlerin tekniğine uygun ve hijyenik şekilde üretilmesi, işlenmesi, muhafaza edilmesi, taşınması ve piyasaya arz edilmesine ilişkin özellikleri belirliyor.

Buna göre, peyniraltı suyu peynirlerinin üretiminde yağı standardize etmek amacıyla krema ve randımanı artırmak amacıyla da süt kullanılabilecek ancak toplam protein içeresindeki serum protein oranı yüzde 75’in (m/m) altında olamayacak.

Peynire işlenecek süt, çiğ olarak peynire işlenebileceği gibi termizasyon, pastörizasyon veya daha yüksek sıcaklıklarda uygulanan ısıl işlemden sonra da peynire işlenebilecek. Çiğ sütten veya termizasyon işlemi uygulanan sütlerden üretilen ve telemesi (pıhtıdan peyniraltı suyunun ayrılmasıyla elde edilen ürün) haşlanmamış peynirler taze olarak piyasaya arz edilemeyecek. Bu peynirler üretimden sonra en az 4 ay uygun koşullarda olgunlaştırıldıktan sonra piyasaya arz edilebilecek. Taze olarak tüketilen peynirlere işlenen çiğ sütler, en az pastörizasyon normlarında ısıl işleme tabi tutulacak.

Üretimde nişasta ve nişasta bazlı ürünler, soya ve soya ürünleri, süt yağı dışındaki hayvansal yağlar, jelatin, bitkisel yağlar ile süt proteini dışındaki proteinler kullanılmayacak. Sadece aromalı veya çeşnili taze peynirlerde stabilizör amaçlı olarak nişasta, teknolojinin izin verdiği miktarda kullanılabilecek.

Küf kültürleri ile olgunlaştırılan peynirlerin küflendirme işlemleri, kontrollü iklimlendirme sağlanabilen ve hijyen koşulları uygun yerlerde yapılabilecek.

Peynirlerin içerebileceği maksimum tuz oranı, mevcut uygulamaya göre yüzde 35 ile yüzde 61 arasında değişen oranlarda azaltılacak. Peynir üretiminde türüne göre değişmek üzere kuru madde oranının yüzde 3 ile 7,5’i arasında tuz kullanılabilecek.

Peynirlerin sertlik karakterleri, yağlılık sınıflandırması ve olgunlaşma sürelerini belirleyen tebliğe göre, Türkiye’de yaygın olarak üretilen peynirlerin türüne göre değişmek üzere nem miktarını en az yüzde 40, en fazla 80 şeklinde sınırlandırılacak.

Peynirlerin nem ve tuz içerikleri şöyle olacak:

Peynirlerin nem ve tuz içerikleri Nem, yüzde (m/m) En çok Tuz, Kuru maddede, yüzde (m/m), En çok
Salamurada olgunlaştırılan peynirler 60 7,5
Küf kültürleriyle olgunlaştırılan peynirler 45 5
Küf Kültürleriyle ve salamurda olgunlaşma yöntemi dışında olgunlaştırılan peynirler 45 4
Telemesi haşlanmış peynirler 45 4
Peyniraltı suyu peynirleri 75 6
Taze peynirler 80 4,5
Çeşnili taze peynirler 80 4,5
Olgunlaştırılmış beyaz peynir 60 6,5
Taze beyaz peynir 65 6,5
Kaşap peyniri (olgunlaştırılmış) 40 4
Taze kaşar peyniri 45 3
Eritme peyniri 60 4,5
Tulum peyniri 45 5

Yağ oranları

Ülke genelinde yaygın olarak üretilen beyaz peynir, kaşar peyniri, tulum peyniri gibi peynirleri tanımlayan tebliğe göre, peynirler tam yağlı, yarım yağlı, az yağlı ve yağsız olmak üzere 4 grupta satışa sunulacak. Kuru maddede en az yüzde 45 yağlı olan peynirler, tam yağlı kategorisinde yer alırken, yüzde 45-25 yağlı olanlar yarım yağlı, yüzde 25-10 yağ içerenler az yağlı, yüzde 10 ve altında yağ içerenler ise yağsız şeklinde adlandırılacak.

Daha önce kuru maddede en fazla yüzde 30 yağ içeren peynirler için kullanılan ve halk arasında “light” olarak da bilinen yağı azaltılmış ifadesi, kuru maddede yüzde 25’in altında yağ içeren peynirler için kullanılabilecek. Bu ürünlerin yağ içeriği etiket bilgilerinde en az 3 milimetre yüksekliğinde punto karakterler kullanılarak yazılacak.

Tebliğ kapsamında yer alan peynirlerden onaylı işletmelerde rendeleme ve ufalama gibi fiziksel işlemler uygulanan peynirler, birbirleriyle karıştırılarak piyasaya sunulamayacak.

Kaşar peyniri üretiminde emülsifiye edici (peynirde bulunan proteinleri dağıtarak yağ ve diğer bileşenlerin bağdaşık dağılımını sağlayan) tuz kullanılmayacak.

Yöresel veya ülkesel adlarıyla bilinen peynirler için tebliğde ve yatay gıda kodeksinde hüküm bulunmayan hususlarda, öncelikle ilgili ulusal standart, ulusal standardın bulunmaması durumunda ise uluslararası standartlar dikkate alınacak.

Etiketlere düzenleme

Peynirler, tebliğ kapsamındaki tanımlanan ürün adlarına veya coğrafi işaret olarak tescil edilmiş adlarına göre piyasaya arz edilecek. Bu şekilde bir adlandırma yoksa, yöresel ya da ülkesel adlarına uygun olarak piyasaya sunulacak.

Peynirlerin etiketinde, “köy peyniri”, “geleneksel peynir”, “doğal peynir”, “çiftlik peyniri” gibi ibarelere/nitelemelere yer verilmeyecek.

Peynirlerde aroma kullanılamayacak

Tebliğ kapsamında yer alan ürünlerde, koyun sütü aroması, keçi sütü aroması ve tereyağı aroması gibi süt ve süt ürünleri aroma vericileri kullanılmayacak.

Sadece tek bir türe ait süt kullanılarak üretilen peynirlerde, türün adı peynir adı ile birlikte etikette belirtilebilecek ve hayvanın resmi kullanılabilecek. Peynirin üretiminde farklı hayvan türlerine ait sütlerin karıştırılarak kullanılması durumunda kullanılan sütün elde edildiği türlerin adları, ürün adının yanında “koyun, keçi ve inek sütünden üretilmiştir” gibi ifadelerle belirtilecek. Ancak bu ürünlerin etiketinde inerk, koyun, keçi gibi türlere ait görsellere yer verilmeyecek.

Çiğ sütten üretim

Prosesinde pastörizasyona eşdeğer ısıl işlem bulunmayan çiğ sütten veya termizasyon işlemi uygulanan sütlerden üretilen ve telemesi haşlanmamış peynirlerin etiketlerinde “çiğ sütten üretilmiştir” ibaresi ürün adıyla aynı yüzde ve en az 3 milimetre punto büyüklüğünde karakterler kullanılarak yazılacak.

Eski kaşara 120 gün kriteri

En az 120 gün süre ile olgunlaştırılarak üretilen kaşar peynirlerinde “eski” ifadesi kullanılabilecek.

Tebliğe aykırı davrananlar hakkında, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun ilgili maddelerine göre idari yaptırım uygulanacak.

Tebliğin yayımı tarihinden önce faaliyet gösteren gıda işletmecileri, tebliğ hükümlerine 31 Aralık 2015 tarihine kadar uymak zorunda olacak. Tebliğin yayımı tarihinden önce faaliyet gösteren gıda işletmecileri tarafından 1 Ocak 2016’dan önce piyasaya arz edilen ürünler 31 Aralık 2016’ya, 1 Ocak 2016 tarihinden önce piyasaya arz edilen ve son tüketim tarihi 1 yıldan fazla olan peynirler 31 Aralık 2017’ye kadar piyasada bulunabilecek.

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/28149396.asp

Tarımda 100 Bin Girişimci Aranıyor

Dünyadaki hızlı nüfus artışı tarım girişimciliğini öne çıkardı .2023’te ilk 10 ekonomi arasına girmek isteyen Türkiye’de her yıl bu alanda 12 milyar $’lık yatırım v e100 bin girişimci çıkarma hedefi var. ABD’li Tarım Bilimci Lester Brown’un analizlerine göre dünya nüfusu, 1970’ten beri neredeyse iki katına çıktı. Yakın zamanda da 9 milyara varacak. 3 milyar kişi, gıda zincirinde normalden daha fazla et, süt ve yumurta tüketiyor. 30 yıl içinde 3 milyarlık ek bir nüfus da kapıda. Çin, Hindistan ve diğer ülkeler de daha fazla aile “orta sınıf” kategorisine ulaştıkları için, daha iyi beslenmeyi umuyorlar.

Bu doğrultuda her ülkenin kaynakların yeniden gözden geçirilmesi ve yeni nesil girişimcilerini bu alana kaydırması gerekiyor. Türk tarımı da bu doğrultuda yeniden yapılanıyor. Türkiye’nin bu süreçteki en güçlü enstrümanı da yine gözü kara girişimciler olacak. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’nin 8 yıl içinde tarım alanında gelişmiş ilk 10 ekonomi arasına girebilmesi için her yıl ortalama 12 milyar dolarlık sıfırdan kurulmuş yatırıma ve ortalama 100 bin yeni girişimciye ihtiyacı var. Ayrıca bu süreçte tarım sektörünün ihtiyaçları da doğal olarak, daha ‘karmaşık’ hale geliyor. Bu alanda önemli unsurlardan birisi de finansman sıkıntısı olarak öne çıkıyor. İşte bu noktada da bankacılık hizmetleri devreye giriyor. Son yıllarda birçok banka konuya eğilmiş durumda. Kredi vermenin de ötesinde üreticiyle, çiftçiyle aynı havayı solumaya başmış olan Türk bankacılık sistemi sektörün yeniden şekillenmesinde büyük rol oynuyor

 9 MİLYAR TL TEŞVİK VAR
Devlet de tarımsal destekler de kesenin ağzını açmış durumda. 2015 için 9 milyar TL’lik bir bütçe hazırlanmış durumda. Hayvancılık ile kırsal kalkınma desteklerinin toplam ödemeler içindeki payında ise bir miktar azalma öngörülse de özellikle endüstriyel ve modern tarım girişimlerine oldukça yüksek oranlar da teşvikler yer alıyor.

 EN BÜYÜK DESTEK ORGANİĞE
Organik Tarım uzun süredir hükümetin de özel destek programları arasında yer alıyor. Bu kapsamda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı “Organik Tarım Destekleme Programı” kapsamında hibe vererek yatırımcıları destekliyor. Örneğin meyve ve sebze üreticilerine dekar başına 50 TL destek veriliyor. Tarla bitkilerinde dekar başına 10 TL ödeniyor. İyi tarım uygulamalarına ise dekar başına 25 TL hibe var.

 5 NOKTAYA DİKKAT!
Tarım sektöründe yatırım yapacakların dikkat etmesi gereken beş nokta.
BİRÇOK KİŞİDEN GÖRÜŞ ALIN: Uzman kişilerden tavsiye almak her zaman için faydalıdır
UYGULANABİLİR PROJELER: Girişimcilerin en büyük sorunu uygulanabilirliği zor hayallerin peşinde takılmaları. Özellikle ilk girişim projenizin her anlamda ayaklarının yere basması gerekiyor.
TÜM BİRİKİMİNİZİ YATIRMAYIN: Özellikle tarım sektöründe bir işe çok fazla sermayeyle başlamak da zaman zaman sorun yaratabilir. Bütçenizin çokluğu gereksiz harcamalar yapmanızı körükleyebilir.
TEKNOLOJİYİ TAKİP EDİN: Girişimciler tüm yenilikleri en ince ayrıntısına kadar takip etmek zorundalar.
FİNANSAL YENİLİKLER: Girişimlerinizde kurumsal ve finansal yönetim sistemlerini öğrenerek, gelenekselliğin getirdiği yüklerden kurtulabilirsiniz.

http://www.sabah.com.tr/ekonomi/2015/02/05/tarimda-100-bin-girisimci-araniyor#

Manda Yetiştiriciliği Projesi

•il Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan u Halk Elinde Hayvan Islahı Ülkesel Projesi ” kapsamında; Giresun’un da içinde bulunduğu 16 ilde manda yetiştiriciliğinin geliştirilmesi, et ve süt üretiminin artırılması amacıyla başlatılan “Halk Elinde Anadolu Mandası Islahı Projesi” başarıyla devam ediyor. Giresun Tarım İl Müdürlüğünden yapılan açıklamada, “Proje yürütme kurulu; Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM), İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Giresun Manda Yetiştiricileri Birliği ve 19 Mayıs Üniversitesi Veteriner Fakültesince görevlendirilen bir öğretim üyesinden (Proje lideri) oluşmaktadır.

Projenin başlıca amaç ve hedefleri şunlardır: Mandaların ıslah yoluyla süt ve et veriminin artırılması, Yerli manda varlığımızın ve yetiştiriciliğinin yeniden canlandırılması ve hızlı azalışının önlenmesi, Üstün damızlık manda boğası yetiştirilmesi ve mandacılıktan elde edilen gelirin artırılarak sürdürülebilir manda yetiştiriciliğinin sağlanmasıdır.” Projeyle ilgili yapılan açıklamada şöyle denildi: “Bu hedefler doğrultusunda proje lideri (uzman) ve sözleşmeli olarak istihdam edilen proje teknik elemanlarınca yürütülen yoğun saha çalışmaları neticesinde; manda yetiştiricilerinde ıslah bilinci oluşturularak kayıt tutma alışkanlığı kazandırılmıştır. Ülkemizde ilk defa mandalardan bu büyüklükte verim kaydı alınmıştır. Yetiştirici sahip olduğu hayvanların verimlerinin artırılması için yapılan çalışmaya fiilen iştirak etmiş ve çalışmalar süresince teknik bilgi ve deneyimini artırma imkânına sahip olmuştur. Örgütlü bir yapıya kavuşturulması amacıyla kurulan Damızlık Manda Yetiştirici Birlikleri projenin yürütüldüğü illerde bu proje ile aktif görev almıştır. Proje kapsamında Giresun ilinde halen 574 adet işletmede toplam bin 601 baş Anadolu mandası ıslah edilmekte olup, yetiştiricilerimize 2014 yılı için manda başına 700 TL ve damızlığa ayrılan manda başına 100 TL olmak üzere toplam 1 milyon 28 bin 300 TL destek verilmiştir. Bir önceki yıla göre projeye dâhil edilen işletme ve hayvan sayısında artış kaydedilmiştir. Islah Projesi dışında kalan mandalar içinde ilgili Tebliğ çerçevesinde anaç manda başına 400 TL olmak üzere ayrı bir destek verilmektedir.”

http://www.a24.com.tr/illerde-one-cikan-haberler/manda-yetistiriciligi-projesi-12558290.html

Hipertansiyona Karşı Yarma

Yarma, halk arasında dövme olarak da geçer, sert buğday çeşidinin kaynatılarak kurutulduktan sonra belirli tekniklerle dövülerek kabuğunun ayrılmasıyla elde edilen bir üründür. Buğdaydan yapılan yarmanın yapılışı bulgurdaki gibidir; dış kabuğu (keрeği) giderilmiş ve biraz da ezilmiş buğdaydır. Yarma özellikle keşkek ve ayran aşı çorbası yapımında kullanılıyor. Şişli Florence Nightingale Hastanesinden, beslenme ve diyet uzmanı Tuba Kayan Tapan besin değeri oldukça yüksek olan yarmanın özelliklerine dikkat çekiyor: 250 gr yarma (çiğ), 30 gr protein içeriyor. Yaklaşık 5 köfte kadar proteini barındırır. Bu sebeple bitkisel kaynaklı protein olarak özellikle vejeteryan bireylere önermekteyiz. 5 gr lif içerir. Bu da günlük lif gereksinmemizin, beşte birini sağlar

Büyüme ve gelişme için çocuklarınıza bol bol yarma yedirin

Yarma tahıl grubuna girer ve Tahıllar, protein de içerir. Bu proteinin kalitesi düşük olmakla birlikte kurubaklagiller ya da et, süt, yumurta gibi besinlerle bir arada tüketildiklerinde protein kalitesi arttırılabilir. Tahıllar, ayrıca bir miktar yağ da içerirler.

Tahıl tanelerinin yağı vitamin E’den zengindir. Yarmada  A vitamini aktivitesi gösteren öğelerle, C vitamini hemen hemen yoktur. Yarma  B12 dışındaki B grubu vitaminlerinden zengin, özellikle B1  vitaminin (tiamin) en iyi kaynağıdır. Bu vitaminler tahıl tanelerinin çoğunlukla kabuk ve özünde bulunur.
Yarma özellikle, A vitamini, B1 ve B2 vitaminlerinden zengindir.
Minerallerden, kalsiyum ve demir içeriği yüksek olduğundan çocuklar için oldukça besin değeri yüksek bir gıdadır. Büyüme ve gelişime yardımcı olmaktadır. Glisemik indeksi buğdaya göre daha düşük olduğundan, diyabet hastaları rahatlıkla tüketebilir.
Lif içeriğinin yüksek olması hipertansiyonu, kardiovasküler hastalığı olan için faydalı olacaltır. Yüksek özellikle hipertansiyonu önlemede çok önemlidir.

Hipertansiyon hastalarına birebir

Yarmanın sodyumu yok denecek kadar az olduğundan tuzsuz besin tüketmesi gereken bireyler(örneğin hipertansiyon hastaları), rahatlıkla tüketebilir. Bağırsak hareketleri yavaş olan bireyleri, yaşlılarda barsak perilstaltizmini hızlandırarak, kolay dışkılamayı sağlayacaktır. Fazla C vitamini içermediğinden, C vitamini içeren sebzelerle birlikte tüketildiğinde biyoyararlılığı artar.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/saglik/198829/Hipertansiyona_karsi_yarma.html

Türkiye’de 12 Bin Bitki Çeşidi Bulunuyor

12 bin bitki çeşidinin bulunduğu Türkiye’de yapılacak çalışmalarla yıllık 100 milyar dolar yıllık gelir sağlanabilecek. Kekik, defne yaprağı, safran ve çöğen otu.. Bunlar aromatik bitkilerden sadece birkaçı.. Bu bitki türlerinin yaklaşık 12 bini Türkiye’de bulunuyor. Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Çelik, Bitki türleri üzerinde yapılacak çalışma ile yıllık 100 milyar dolar gelir sağlanabileceğini dile getirdi. Prof. Dr. Çelik, yer altı zenginliklerinin yanı sıra yer üstündeki bitki örtüsünün de ülkelerin önemli doğal zenginliği olduğunu belirtti.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD6088_turkiye-de-12-bin-bitki-cesidi-bulunuyor.html