Monthly Archives: Ekim 2015

Şebinkarahisar’da Ceviz ve Karadut Fidanı Yetiştirildi

 Şebinkarahisar’da Giresun İl Özel İdaresi, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi işbirliğinde karadut ve ceviz fidanları yetiştirildi. İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünde görevli ziraat mühendisi Ali Paşa, gazetecilere yaptığı açıklamada, karadut fidanı yetiştiriciliğinde köklendirme yoluyla 4 bin 790 fidan yetiştirildiği söyledi. Karadut fidanlarının boyutlarına göre 15 ve 25 liraya satışa sunulduğunu ifade eden Paşa, “Elde edilen gelir İlçe Özel İdaresi’nin bütçesine aktarılarak gelecek yıl yetiştirilecek 5 bin fidanın seracılık sistemindeki harcamalarda kullanılacak” dedi.

Paşa, Şebinkarahisar cevizi fidanının yetiştirilmesinde birinci kalite ceviz veren ağaçlardan gözler alınıp aşılama yapılarak fidan yetiştiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Bin 240 tüplü ceviz yetiştirildi. Yine ceviz fidanları da 15 liraya satılıyor. En az 1 dönüm sulak araziye sahip çiftçiler tapu örneklerini İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık  Müdürlüğüne getirerek bir dilekçeyle başvuru da bulunacaklar. Taahhütnameyi imzalayıp araziye fidanların dikimini yapabilecekler. Taahhütname gereği fidanın başkasına satışının olamayacak, düzgün bakımının yapılmaması, bakımsızlıktan kuruması halinde o günkü piyasa değeri üzerinden fidan satış tarihi itibariyle faiziyle parasının tahsil edilecek.”

http://www.haberturk.com/yerel-haberler/haber/6564872-sebinkarahisarda-ceviz-ve-karadut-fidani-yetistirildi

Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi 12. Taraflar Konferansı

Konferansta,  Ülkemiz öncelikleri çerçevesinde “Halkın Bilgilendirilmesi, Bilinçlendirilmesi ve Farkındalık” yan etkinliği kapsamında alanında uzman kişilerce sunumlar gerçekleştiriliyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Eğitim Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığı’ndan Ziraat Mühendisi Gamze Yurtseven,  “Tarım Çocuk Kamplarıyla Çocuklarda Çevre Bilincinin Oluşturulması” başlığı altında Bakanlıkça uygulanan Lider Çocuk Tarım Kampı Projesini sundu.

“Hayatın merkezinde tarım, tarımın merkezinde çocuk…” ilkesinden yola çıkarak 2010 yılından bu yana Lider Çocuk Tarım Kampı Projesinin uygulandığını kaydeden Yurtseven, proje amacının, çocuklara doğa, çevre, tarım, küresel ısınma, gıda kaynakların ekonomik kullanımı, atık yönetimi, iklim değişikliği gibi konularda farkındalık kazandırmak olduğunu belirtti.

Yurtseven, çocukların projeyle,  tarımsal ürünlerin hangi ortamlarda yetiştirildiği ve tüketilen ürünlerin hangi süreçlerden geçerek sofralara geldiğini gezerek görerek öğrendiklerini söyledi.

Başlangıçta sadece Bakanlıkça uygulanması planlanan Lider Çocuk Tarım Kampı projesinin daha sonra Bakanlığın koordine ettiği il Müdürlüklerince de uygulanmaya başlandığını vurgulayan Yurtseven, bu yılki etkinliklerde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı himayesinde bulunan 4. sınıf öğrencisi 20 çocukla ve İl Müdürlüklerinde yaklaşık 2 bin öğrenciyle gerçekleştirildiğini söyledi.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD6946_birlesmis-milletler-collesme-ile-mucadele-sozlesmesi-12–taraflar-konferansi.html

Doğu Karadeniz Turizmi Zirveye Çıkıyor

950 yaylaya sahip, 70 tanesi bilinirliği ve turizm faaliyetleri ile bilinen ve Türkiye’de Turizm Merkezi ilan edilen 36 yaylanın 26 tanesine sahip Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Arap turizmini geliştirmek ve gelen turist sayısını arttırmak amacıyla yapılan tanıtımlar meyvelerini veriyor. Ordu-Giresun Havalimanı’na Arabistan’dan Direkt Uçuşlar Başlıyor. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) Genel Sekreteri Çetin Oktay Kaldırım, yaptıkları girişimler sonucunda, son 4 yıldır Suudi Arabistan’dan Trabzon’a charter seferleri düzenleyen firmanın gerekli izinleri almasının ardından 2016 yılında Ordu-Giresun Havalimanı’na da 100 charter seferi yapmayı planlandığını söyledi.

Ordu-Giresun Havalimanı’na gerçekleştirilecek olan charter seferlerinin Trabzon- Rize merkezli turizm hareketinin Ordu ve Giresun illerine yayılmasını sağlayacağını kaydeden Genel Sekreter Kaldırım, “Doğu Karadeniz’e Körfez ülkelerinden turist akışının hızlandırmak için yaptığımız tanıtım çalışmalarının olumlu sonuçlarını görmek bizi, bölgemiz adına fazlasıyla mutlu ediyor. Son 4 yıl içerisinde Bölgemize gelen Arap turist sayısı 30 binlerden 400 binlere çıktı. Bu sayının önümüzdeki 2 yıl içerisinde 600 bin civarında olmasını bekliyoruz ve bütün çalışmalarımızı daha iyi olma adına yapıyoruz. Bu hedef doğrultusunda Trabzon’dan sonra Ordu-Giresun Havalimanı’na yapılacak direkt seferler, bölgemizi tam anlamıyla turizm üssü yapacaktır. Direkt uçuşlar, turizmin bölgemize derinlemesine yayılmasını sağlamasının yanı sıra hem gelen turistin bölgemizde kalma süresini uzatacak hem de bölgeye bırakacağı ekonomik girdiyi artıracaktır. Bu anlamda bölgemiz turizminin çok önemli bir eşiği atlamak üzere olduğunu görmek çok sevindirici” diye konuştu.

Körfez ülkelerinin Doğu Karadeniz’e ilgisinin artması sonucu 2015 turizm sezonunda Suudi Arabistan’ın dört şehrinden Trabzon’a 171 charter seferi yapıldığını, bu sayının 2016 yılında 304’e çıkacağını hatırlatan Kaldırım, yapılan charter seferlerinin oldukça başarılı olduğunu ancak Doğu Karadeniz’e Körfez ülkelerinden oluşan talebi karşılamakta yetersiz kaldığını, 2016 yılında Ordu-Giresun Havalimanı’na başlayacak seferlerin bu anlamda da önemli bir eksikliği gidereceğini söyledi.

http://www.61saat.com/bolgesel/dogu-karadeniz-turizmi-zirveye-cikiyor-h240583.html

Su Ürünlerini Az Tükettik, Çok Sattık

Türkiye’de kişi başına tüketilen su ürünleri miktarı, son 10 yılda 7,2 kilogramdan 5,4 kilograma geriledi. Bu dönemde su ürünleri ihracatı ise miktar bazında yüzde 207 arttı. AA muhabirinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye’nin 2005 yılında 544 bin 773 ton düzeyinde olan su ürünleri üretim miktarı, 2007 yılında 772 bin 323 tona kadar yükseldi. Söz konusu miktar, 2009 yılında 622 bin 962 ton, 2011 yılında 703 bin 545 ton, 2013 yılında 607 bin 515 ton, 2014 yılında da 537 bin 345 ton olarak belirlendi. 2005 yılında toplam 520 bin 985 ton olarak tespit edilen iç tüketim, 2007 yılında 604 bin 695 ton, 2009 yılında 545 bin 368 ton, 2010 yılında 505 bin 59 ton oldu. İç tüketim 2013 yılında 479 bin 708 ton, 2014 yılında da 420 bin 361 ton olarak gerçekleşti.

İhracat, yüzde 207 arttı Türkiye’nin su ürünleri ihracatı miktarında ise son 10 yılda yaklaşık yüzde 207 artış kaydedildi. Buna göre, 2005 yılında 37 bin 655 ton düzeyinde olan su ürünleri ihracatı, 5 tona, 2006 yılında 41 bin 973 tona, 2007 yılında 47 bin 214 tona, 2008 yılında 54 bin 526 tona, 2009 yılında 54 bin 354 tona, 2010 yılında da 55 bin 109 tona yükseldi. 2011 yılında 66 bin 738 ton olarak tespit edilen su ürünleri ihracatı, 2012 yılında 74 bin 7 ton, 2013 yılında 101 bin 63 ton, 2014 yılında da 115 bin 682 ton olarak belirlendi. Miktar cinsinden 2005 yılı ile kıyaslandığında su ürünleri ihracatı 2014 yılında yüzde 207 artış gösterdi.

Kişi başına tüketim azalıyor Türkiye’de 2005 yılında 7,2 kilogram olan kişi başına düşen su ürünleri tüketimi, 2006 yılında 8,1 kilogram, 2007 yılında da 8,6 kilogram oldu. Bu tarihten sonra azalmaya başlayan kişi başı su ürünleri tüketimi, 2010 yılında 6,9 kilogram, 2013 yılında 6,3 kilogram oldu. Geçen yıl da 5,4 kilograma kadar düştü.

En çok hamsi avlandı Bu arada Türkiye’de avcılığı en çok yapılan deniz balıklarının üretim miktarlarına bakıldığında ilk sırayı hamsi alıyor. Hamsiyi, çaça, sardalya, torik, istavrit ve lüfer izliyor. Mezgit, barbunya, bakalorya-berlam, tekir ve kalkan da Türk denizlerinde avlanan balıklar arasında yer alıyor. Avcılığı yapılan diğer deniz ürünleri arasında kum midyesi, deniz salyangozu, karidesler ve mürekkep balığı bulunuyor.

http://www.sondakika.com/haber/haber-su-urunlerini-az-tukettik-cok-sattik-7760081/

Üzümsü Meyve Üretiminde % 3’lük Pay

Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) Genel Sekreteri Çetin Oktay Kaldırım, birçok üzümsü meyve türünün geniş çapta yetiştirilmesine imkan sağlayacak ekolojik özelliklere Doğu Karadeniz Bölgesi’nin sahip olmasına rağmen bölgenin ülke üretiminde yüzde 3’lük paya sahip olduğunu söyledi. Doğu Karadeniz Bölgesi’nin kivi, çilek, mavi yemiş, böğürtlen, ahududu, kuşburnu ve dut gibi birçok üzümsü meyvenin geniş çapta yetiştirilmesine imkan sağlayacak ekolojik özelliklere sahip olduğunu ifade eden Kaldırım, ülkemizde en fazla üzümsü meyve üretiminin Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgeleri’nde yapıldığını vurguladı.
Türkiye’deki 477 bin 904 tonluk üzümsü meyve üretimi içerisinde Doğu Karadeniz Bölgesi 14 bin 125 ton üretimle yüzde 3’lük paya sahip olduğunu kaydeden Kaldırım, “Ülkemizde üzümsü meyveler arasında yetiştiriciliği en fazla yapılan tür çilektir.

Bunun nedeni çilek yetiştiriciliğinde birim alandan elde edilen kazancın öteki ürünlere göre daha yüksek olması ve tüketiciler açısından en fazla bili – neni olmasıdır. Ahududu ve böğürtlen yetiştiriciliği büyük işletmelerde yoğun sermaye ve emek gerektiren, ancak sonuçta işletme sahibine önemli gelir sağlayan bir meyvecilik koludur. Doğu Karadeniz Bölgesinin çilek, ahududu ve böğürtlen de üretim miktarı ülke üretiminin yüzde 0,2’sinden daha azdır. Kuşburnu ise ülkemizde henüz kültürü yapılan meyve türü statüsü kazanmadığı ve sadece doğadan toplananlar değerlendirildiği için üretimle ilgili herhangi bir istatistiki veriyle karşılaşılmamaktadır. Gümüşhane ilimizde doğal olarak yetişen kuşburnu bitkilerinin meyveleri yöre halkı tarafından toplanmakta ve ilde bulunan fabrikada; reçel, çay ve kuşburnu suyu olarak değerlendirilmektedir” dedi.
Son yıllarda kivi ve maviyemiş başta olmak üzere farklı üzümsü meyve türlerinin yetiştiriciliği de Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yaygınlaştığını vurgulayan Kaldırım, “Kivi yetiştiriciliği yöre çiftçisi açısından ülke üretiminin yarıya yakını karşılayacak derecede benimsenmiştir. Rize’de çay bahçelerinde yetiştirilen kivi ile üretici her iki üründe de verim düşüklüğü yaşamasına rağmen toplamda ideal bir ek gelir kaynağına kavuşmuştur. Fındık üreticileri de kivi ile gelirlerini arttırmaktadır. Maviyemiş ise Duzumsu_meyve-(2)oğu Karadeniz’in yüksek kesimlerinde bölge florasında doğal olarak yetişen bir meyve olarak yöre halkı tarafından oldukça beğenilerek tüketilmektedir. Maviyemişin antioksidan kapasitesinin oldukça yüksek olması nedeniyle yöre dışından meyveye olan talep artmış, talebi karşılamak adına da kültüre alınmış formlarının fidanları ile bölgede kapama bahçeler kurulmaya başlanmıştır. Türkiye’de İstanbul’daki 25 da arazi dışındaki tüm maviyemişler Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yetiştirilmektedir. Sektörlere göre istihdam yapısına göre Doğu Karadeniz bölge sinin baskın bir kırsal ekonomik dokuya sahip olduğu ortaya çıkmaktadır. 2014 yılı tarım istihdam oranı yüzde 44,6 iken Türkiye’de bu değer yüzde 21,1’dir. Dolayısıyla, bölgesel kalkınmanın sağlanması için kırsalın tarımsal gelirinin artırılması ve turizm gibi tarım dışı faaliyetlerle gelirin çeşitlendirilmesi bölgenin öncelikleri arasındadır. Tarımsal gelirin artırılması için de bölgede fındık ve çay yanında ek gelir getirecek başka tarımsal ürünlerin üretilmesi, böylece tek ürüne bağlı olmanın getirdiği risklerin azaltılması, gelirin maksimizasyonu ve düzenli bir kazanç elde edilebilmesi sağlanmalıdır. Bu konuda üzümsü meyve yetiştiriciliği ve bölgemizin zengin florasındaki tıbbi ve aromatik bitkilerin toplama veya yetiştiricilik yoluyla değerlendirilmesi, Doğu Karadeniz Bölgesi için en uygun iki seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır. Kırsal kalkınmada tarım dışı faaliyetlerle gelirin çeşitlendirmesi hususunda Ajansımız tarafından bir çok alanda çalışmalar yürütülmekte olup bunlar başka bir yazının konusudur” ifadelerini kullandı.
Birçok üzümsü meyve türünün geniş çapta yetiştirilmesine imkan sağlayacak ekolojik özelliklere sahip olmasına rağmen Doğu Karadeniz Bölgesi’nin ülke üretiminde yüzde 3’lük paya sahip olması, bölge potansiyelinin birçok faktöre bağlı olarak yeterince değerlendiremediğini işaret ettiğini belirten Kaldırım, “Nitekim bölgemizde kapama bahçe sayısı oldukça az olup böğürtlen, ahududu, dut ve kuşburnu daha çok ev bahçelerinde üretici ihtiyaçlarına yönelik yetiştirilmekte ya da doğadan toplanarak değerlendirilmektedir. Karadeniz Bölgesi’nde geleneksel ürünler olan fındık ve çaya göre yetiştiriciliği oldukça yeni olan üzümsü meyvelerin üretimi, pazarlanması ve ürünün işlenmesi konularında bilgi eksikliği bulunmakta olup tekniğine uygun olarak yapılan yetiştiricilik ile Doğu Karadeniz Bölgesi illerindeki küçük arazi parçaları daha verimli şekilde değerlendirilebilecektir. Üzümsü meyvelerin üretimi yanında, hasat ve hasat sonrası işlemleri ile ürün değerlendirilmesi hususları da sektörün tamamlayıcı unsurlarının olarak birlikte ele alınması, sofralık tüketim yanında diğer kullanım alanlarına yönelik sanayinin geliştirilmesi, sözleşmeli üretim modeli ile sürdürülebilirliğin sağlanması bölgenin üzümsü meyvelerdeki öncelikleri arasındadır. Sözleşmeli organik tarımının teşvik edilmesi, muhafaza ve işlemeye yönelik tesislerin bölgeye kazandırılması yörede var olan üzümsü meyveler ile ilgili gizli potansiyelin geliştirilmesini sağlayacaktır. Kırsal bölgelerde tarımsal gelirin artırılması için bölgemizde mutlaka üzerine düşülmesi gereken bir diğer alan da tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğidir. Karadeniz florası, doğal olarak yetişen birçok tıbbi ve aromatik bitki barındırmasına rağmen bu bitkilerin etkin ve sürdürülebilir bir şekilde değerlendirilmesi ve bitkilerin işlenerek bunlara katma değer kazandırılması konusunda potansiyelimiz yeterince kullanılamamaktadır” diye konuştu.
“Tıbbi ve aromatik bitkiler, doğadan toplanarak bölge dışında faaliyet gösteren ihracatçı firmalara satılmakta, yurt dışında katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülerek büyük bedellerle tekrar ithal edilmektedir” diyen Kaldırım, “Plansız, bilinçsiz, hatalı toplama ve muhafaza taşıma neticesinde meydana gelen ekonomik kayıpları önleyecek, aynı zamanda da ürünlerin Doğu Karadeniz Bölgesinden doğrudan ihracatını sağlayacak tedbirler acilen alınmalıdır. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı, tıbbi ve aromatik bitkilerin kültüre alınabilmesi, doku kültürü ile çoğaltılması, ekstraklarının çıkarılması hakkında Ar-Ge çalışmaların yürütülmesi, katma değer kazandırılması, ürünlerin pazarlanması ile ilgili olarak üniversite başta olmak üzere ilgili tüm paydaşlar ile biyoinovasyon üzerine bölge dinamiklerini harekete geçirmek üzere çalışmalarına devam etmektedir. Bu çalışmalarla birlikte TKDK ve diğer kurum ve kuruluşların verdiği desteklerden de yararlanılarak yetiştiriciliğin yaygınlaştırılması ve ekstraksiyon ünitesine sahip işletmelerin kurulması sağlanarak orman köylüleri başta olmak üzere bütüncül bir kırsal kalkınma hamlesi başlatılmalıdır” dedi.

http://www.giresungazete.net/uzumsu-meyve-uretiminde-3luk-pay/

http://www.dunya.com/ekonomi/ekonomi-diger/tibbi-ve-aromatik-bitkilere-destek-258977h.htm