Monthly Archives: Şubat 2016

Genç Çiftçilere 30 Bin TL Hibe Desteği

Kırsal kalkınma destekleri kapsamında genç çiftçi projelerinin desteklenmesine ilişkin  Bakanlar Kurulu kararı, 25 Şubat 2016 Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kırsal kalkınma destekleri kapsamında genç çiftçi projelerine 30 bin liraya kadar hibe verilecek. Konu ile ilgili açıklamada bulunan  Tekirdağ Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü  Zekeriya Sarıkoca, “Bu destekleme programı ile Tarımda genç nüfusa daha fazla söz hakkı verilmesi, dolaylı yoldan kırsaldan şehre göçün azaltılması ve şehirden kırsala göçün arttırılması, gençlerimize kendi doğdukları ve büyüdükleri topraklarda daha fazla istihdam imkanının sağlanması hedeflenmektedir.  Bakanlar Kurulu Kararının resmi gazetede yayınlanmasını müteakiben İl Müdürlüğümüzce gerekli çalışmaları başlattık. Konu ile ilgili uygulama tebliğlerinin yayınlanmasını müteakiben proje taleplerini toplamaya başlayacağız, konu ile ilgili bilgilendirme toplantıları düzenleyeceğiz.

Projelerde genel olarak, kırsalda yaşayan genç çiftçilerin mahallinde uygulayacağı bitkisel, hayvansal, yöresel tarım ürünleri ile tıbbi ve aromatik bitki üretimine yönelik projelere 30 bin liraya kadar hibe ödenmesine ilişkin konuları kapsayacaktır” dedi. Konu ile ilgili Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın internet sitesinden şu hususlara yer verildi: “Proje bütçesi katma değer vergisi (KDV) hariç tutularak hazırlanacak. Hibe ödemesi yapılabilmesi için hibe sözleşmesinin imzalanması ve proje yatırımının tamamlanması gerekecek. Proje kapsamında verilecek hibe, 81 ildeki nüfusu 20 binden az olan yerleşim alanlarını kapsayacak. Yapılacak ödemeler için gerekli kaynak, merkezi yönetim bütçe kanunu ile tahsis edilen ödenekten karşılanacak ve  Ziraat Bankası aracılığıyla ödenecek. Proje başvuruları, ilgili yıl Bakanlık bütçesinde yer alan ödenek çerçevesinde değerlendirilecek.

Belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde projesi kabul edilen genç çiftçilere ön ödeme yapılabilecek. Genç çiftçiler bu program kapsamında verilen hibeden sadece bir kez yararlanabilecek. Aynı proje konusunda, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının diğer hibe programlarından yararlananlar bu programdan faydalanamayacak. Haksız ödendiği tespit edilen destekleme ödemeleriyle ilgili alacaklar ilgili hükümlerine göre tahsil edilecek. İdari hata sonucu düzenlenen belgelerle yapılan ödemeler hariç, desteklemelerden haksız yere yararlandığı tespit edilenler, beş yıl süreyle destek alamayacak.” Kararla; tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması, genç çiftçilerin girişimciliğinin desteklenmesi, gelir düzeyinin yükseltilmesi, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve genç kırsal nüfusun istihdamına katkı sağlayacak kırsal alandaki tarımsal üretime yönelik projelerin desteklenmesi amaçlanıyor.

http://www.sondakika.com/haber/haber-genc-ciftcilere-30-bin-tl-hibe-destegi-8201864/

Rifat Hisarcıklıoğlu: “Tarımsal Üretim Hacminde Hedef Yüzde 4 Büyüme”

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Ticaret Borsaları Konsey Toplantısı’nda tarımsal üretim hacminde hedefin yüzde 4 büyüme olduğunu açıkladı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ticaret Borsaları Konsey Toplantısı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ile TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun, katılımıyla TOBB’da gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Tarımsal üretim hacminde Avrupa’da 1’inci ve dünyada 7’nci sıraya çıktık. Bu sene de hedefimiz, büyümede yüzde 4’ün üzerine çıkmak” dedi. Hisarcıklıoğlu, 2016 senesinin ilk Ticaret Borsaları Konseyi’nde, iki değerli bakanın katılımıyla gerçekleştiğini belirterek “Onlarla birlikte, tarımdaki üretim hacmimizi, küresel rekabet gücümüzü nasıl artıracağımızı istişare edeceğiz. Her iki Bakanımız da konularına gayet hakimler.

Hem camiamızı, hem piyasayı yakından biliyor ve tanıyorlar. Bizimle aynı dili konuşuyorlar, aynı hissiyata sahipler. Sağolsunlar, göreve gelir gelmez, hızlı bir çalışma temposu başlattılar. Reel sektör dostu bir çalışma tarzı benimsediler. Sıkıntılarımızı, sorunlarımızı bizzat kendileri dinliyorlar. Bunların çözümü noktasında da, hem Bakanlarımızla, hem de çalışma arkadaşlarıyla, bakanlık bürokratlarımızla devamlı bir araya geliyoruz. Birlikte istişare edip, birlikte çözüm arıyoruz. Bu da iş dünyamıza büyük moral veriyor. Camiam adına başta Sayın Bakanlarımız olmak üzere, vekillerimize, müsteşarlarımıza, bürokratlarımıza, teşekkür ediyorum.2016 yılında bizleri yoğun bir çalışma gündemi bekliyor. Küresel piyasalarda her gün yeni bir çalkantı yaşıyoruz. Dünya ekonomilerinde belirsizlik devam ediyor. Avrupa’da ekonomik büyüme bir türlü kalıcı olamıyor. Tüm bu olumsuzluklara rağmen, Türkiye ekonomisi ve reel sektörümüz, sağlamlığını gösteriyor. Geçen sene itibariye yüzde 4 civarında bir büyüme yakaladık. 720 bin kişiye özel sektör olarak yeni istihdam sağladık” dedi.

Euro/dolar paritesindeki gerileme sonucu, dolar bazında ihracatımızın yüzde 9 azalmış gözüktüğünü bildiren Hisarcıklıoğlu, “Ama miktar bazındaki ihracatımızı, 2015’de önceki seneye göre yüzde 1,5 artırmayı başardık. Böylece, Türkiye’nin dünya ticaretinden aldığı pay binde 8,7 seviyesine ulaştı. Özel sektör olarak ülkemize yatırım yapmaya da devam ettik. Makine ve teçhizat yatırımlarımız 2015’de 63 milyar euroya ulaştı. Tarımsal üretim hacminde Avrupa’da 1’inci ve dünyada 7’nci sıraya çıktık. Bu sene de hedefimiz, büyümede yüzde 4’ün üzerine çıkmak. Bu noktada tarım sektörümüzün önemi ortaya çıkıyor. Zira tarım başka alanlara benzemez. Her şey yolunda giderken, tarımın önemi tam anlaşılmaz. Allah yokluğunu göstermesin. Tarımın değeri, stratejik önemi, ancak yokluğunda anlaşılır. Tedbir almazsak, bugün daha ucuz diye her ürünü ithal etmeye kalkarsak, gelecekte boğazımızdan dışa bağımlı hale geliriz. Gıda güvenliğimiz de tehlikeye girer. Peki, bugün ithalat daha ucuz diye ne yapalım, üretimi bırakalım mı? Elbette hayır. Bu ülke coğrafyasındaki gerçeklerin farkında olarak, binlerce yıllık kültürel değerlerimizi bilerek, tarımda verimi nasıl artırırım, nasıl daha iyi bir sistem kurarım, bunun peşinde olalım. Tarımı, ekonomik bir üretime dönüştürelim. Ekonomi disiplinini katalım. Maliyet, rekabet, verimlilik, kar, ölçek gibi kavramları işin içine sokalım. İşte, milli tarım politikamız; bu tasavvuru oluşturmak, bunun kurumsallaşmasını sağlamak, bu yönde düzenleme ve uygulama yapmak olmalı.

Bugün tarım, Türkiye’nin önemli sektörlerinden birisi. Sadece ekonomik değil, kültürel kodları da olan, bir hayat tarzıdır. Dahası tarım, ülkemizin kalıcı servet alanıdır. Ama biz elimizin altındaki bu serveti kullanamıyoruz” şeklinde konuştu. Avrupa ile Gümrük Birliği’ne girildiğini belirten Hisarcıklıoğlu, “Böylece sanayimiz değişti, küresel sisteme entegre oldu. Ama tarım aynı kaldı. Bunun olumsuz sonuçlarını bugün hepimiz hissediyoruz. Dünyada gıda fiyatları düşüyor. Ama Türkiye’de artıyor. İlginçtir, bundan üretici de faydalanamıyor. Herkes şikayet ediyor. Şehirlerde yaşam daha pahalı hale geliyor. Gıda sanayinin rekabetçiliği olumsuz etkileniyor. Zira birçok üründe verim artmış olsa da hala AB düzeyinin altında. Bunun yansımasını ihracatta görüyoruz. Bizden çok daha küçük yüzölçüme sahip Danimarka, Polonya, Belçika, Hollanda bizden daha fazla tarımsal ihracat yapabiliyor. İşletme ölçeklerinin küçük olması da ayrı bir sorunumuz. Şehirleşme ve kontrolsüz arazi kullanımı yüzünden, Türkiye’nin ekilebilir alanı her sene azalıyor. Tarımsal girdilerin büyük kısmını dışarıdan alıyoruz. Gübre, ilaç ve makinaların çoğu ithal. Döviz kurlarındaki artışın en çok olumsuz etkilediği sektörlerin başında tarım geliyor. Öte yandan bizde 5,5 milyon kişi tarımda çalışıyor gözüküyor. Tarımda çalışan kişi başı üretimimiz yıllık 10,500 dolar civarında. Fransa, İtalya, İspanya’da ise 50 bin dolarlarda. Yani bizdeki üreticiden 5 kat daha fazla üretip kazanabiliyorlar. Peki, oradaki çiftçinin fazladan 2 kolu mu var? Hayır. Aradaki fark, daha iyi tasarlanmış bir sistemin getirdiği farktır. Tarımı ülkemiz için yeni bir fırsat ve gelir alanı görmeliyiz. Bizdeki 5,5 milyon üretici, Avrupa standardında üretim yapabilse, tarımsal üretim hacmimiz şu anki 60 milyar dolar düzeyinde kalmaz. 275 milyar dolara yükselmiş olur. Yani bir anda ülkemiz milli geliri 275 milyar dolar artar. Kişi başı gelirimizse 2,700 dolar daha fazlalaşır” ifadelerini kullandı.

“Özetle, bugün ülkemiz tarımında yaşanan sıkıntıların kaynağı dönemsel ve geçici değil, yapısaldır” diyen Hisarcıklıoğlu, “Sistemin tamamını bütüncül bir şekilde yeniden düşünmek gerekiyor. Tarım sektörüne, tarımsal desteklere, ticarete yeni bir bakış açısı kazandırmalıyız. Türkiye’de kişi başı ortalama gelir, son 15 senede, 3 bin dolardan 10 bin dolara çıktı. Ama 10 bin dolardan 25 bin dolara çıkarmak için faklı şey yapmamız lazım. Yüksek teknolojili üretim altyapısını geliştirmeliyiz.Tarım sektörünü küresel rekabete uyumlu hale getirmeliyiz. Yani sanayideki gibi tarım sektörünü de dönüştürmeliyiz. TOBB olarak, ticaret borsalarımızla birlikte, tarım sektörünü daha da geliştirecek projeler ve çalışmalar yürütüyoruz. Borsalarımızın görüş, öneri ve sıkıntılarını, siyasi iradeye iletiyoruz, çözüm yolları arıyoruz. Geçtiğimiz sene Nisan ayında Ankara’da, Sayın Başbakanımız ve bakanlarımızla birlikte, 8. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şurası’nı yapmıştık. Burada tarım sektörüyle ilgili tespitlerimizi ve taleplerimizi ilettik. Hükümetimiz, bunlardan pek çoğuna öncelik verdi. Mesela gübre ve yemde KDV oranı düşürüldü. Bu sayede çiftçimize, üreticimize yaklaşık 3 milyar lira destek geldi” dedi.

Tarımsal desteklerin 81 ile yaygınlaştırıldığını dile getiren Hisarcıklıoğlu,”Faruk Çelik Bakanımızın liderliğinde, et ve süt gibi, geçmişten gelen sıkıntıların biriktiği alanlarda, önemli adımlar atılıyor. Coğrafi işaretler konusunda, Oda ve Borsalarımız daha aktif hale geldiler. Türkiye genelinde tescilli coğrafi işaret sayısı 200’e yaklaştı. Gaziantep’in baklavasından sonra, Aydın Ticaret Odamız, Aydın İnciri’ni AB nezdinde tescil ettirdi. Daha sırada Aydın Kestanesi, İnegöl Köftesi, Malatya Kayısısı, Afyon Sucuğu ve Pastırması var. AB onayı için bekliyorlar. Uluslararası tescil, ürünlerimizin küresel anlamda markalaşmasında büyük önem taşıyor. Bakın İtalya bu tescil sayesinde, sadece Parmesan peynirinden yılda 1.5 milyar € kazanıyor. Bu açıdan bakınca, ülkemiz müthiş potansiyele sahip bir coğrafyada.Biz TOBB olarak, Odalarımız ve Borsalarımızla birlikte, tarımdaki dönüşümün gerçekleşmesi için Sayın Bakanlarımız ile çalışıyoruz ve çalışmaya devam edeceğiz. Sıkıntılar noktasında, elbette en büyük önceliğimiz, memleketin tamamında huzur ve güven ortamının güçlendirilmesidir.

Çünkü huzur olursa ticaret olur. Ticaret olursa refah ve zenginlik gelir. Hükümetimizin, reel sektörün ihtiyaçlarına duyarlı yaklaşımını biliyoruz. Bu kapsamda attığı adımları, 25 Öncelikli Dönüşüm programını ve 2016 Eylem Planını önemsiyor ve olumlu buluyoruz. Kamu ve özel sektör el birliği içinde çalışarak, yüksek büyüme temposunu yeniden ülkemize kazandıracağız. Bizler TOBB camiası olarak şuna inanıyoruz. Türkiye büyük bir ülkedir. Her sorunu aşacak güçtedir. Yeter ki, birliğimizi, istikrarımızı muhafaza edelim. İnşallah bugünkü istişaremiz de hayırlara vesile olur” sözleriyle konuşmasını noktaladı.

http://www.turkhaber24.com/haber/494/rifat-hisarciklioglu-tarimsal-uretim-hacminde-hedef-yuzde-4-buyume

Sağlık Bakanlığından Zika Virüsü Broşürü

Sağlık Bakanlığı Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürü Hatipoğlu, ‘Zika Virüs Hastalığı El Broşürü’ hazırlandığını söyledi. Sağlık Bakanlığı Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürü Hüsem Hatipoğlu, Zika virüsünün özgün tedavisi ve koruyucu aşısının bulunmadığını belirterek, “Virüsün nasıl bulaştığını, yaptığı klinik tabloyu ve korunma yöntemlerini iyi bilmek gerekir. Bu bilinci oluşturabilmek düşüncesiyle ‘Zika Virüs Hastalığı El Broşürü’ hazırlanmıştır” dedi. Hatipoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Zika virüs hastalığının, gittikçe yaygınlaşan uluslararası seyahatler nedeniyle bugün tüm ülkeleri tehdit ettiğini söyledi.

‘Zika virüs enfeksiyonu Türkiye’de görülmemiştir’

Hatipoğlu, hastalığın genellikle hafif seyirli olduğunu, vakaların yüzde 80’inde belirti vermediğini, yüzde 20’sinde ise ateş, baş ağrısı, gözlerde kızarıklık, döküntü, kas ve eklem ağrıları şeklinde şikayetler görüldüğünü bildirdi.

Hastalığın cinsel ilişkiyle de geçişinin rapor edildiğini anlatan Hatipoğlu, şunları kaydetti:

“Bugün için kanıtlanmamakla birlikte Brezilya’daki mikrosefali (küçük kafa) ve diğer kötü sonuçlanan gebelikler ile Zika virüs hastalığı arasında güçlü ilişki bulunduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle gebeler veya gebelik ihtimali olanların, bu bölgelere seyahatlerini mümkünse ertelemesi, mümkün değilse doktorlarıyla görüşmesi ve sivrisinek sokmalarından korunma önlemlerini mutlaka alması önerilmektedir. Zika virüsünün özgün tedavisi ve koruyucu aşısı yoktur. Virüsün nasıl bulaştığını, yaptığı klinik tabloyu ve korunma yöntemlerini iyi bilmek gerekir. Bu bilinci oluşturabilmek düşüncesiyle ‘Zika Virüs Hastalığı El Broşürü’ hazırlanmıştır. Hastalığın görüldüğü bölgelere gidecek vatandaşlarımıza broşür, seyahat sağlığı merkezlerimizde dağıtılmaktadır. Bu broşür, diğer seyahat sağlığı broşürlerimiz gibi ‘www.seyahatsagligi.gov.tr’ web sitemizde ‘seyahat sağlığı broşürleri’ bölümünde de yayınlanmaktadır.”

Zika virüs enfeksiyonunun Türkiye’de görülmediğini belirten Hatipoğlu, yolculuğa çıkacakların bilgilenme için “seyahat sağlığı” sitesi, “444 77 34” nolu Seyahat Sağlığı Danışma Hattı ve seyahat sağlığı merkezlerinden faydalanabileceğini söyledi.

http://www.sabah.com.tr/saglik/2016/02/24/saglik-bakanligindan-zika-virusu-brosuru

http://www.canlihaber.com/zika-virusu-nedir-i-zika-virusunun-belirtileri-126673h.htm

Anadolu Giresun Sahili ile Buluşacak

Giresun ilçeleri Çamoluk, Alucra, Şebinkarahisar ve Anadolu’yu Giresun sahili ile buluşturacak olan doğu Karadeniz’in vizyon projelerinden biri olan Eğribel tünelinde hummalı çalışmalar devam ediyor. Bugün itibarı ile tünel açma çalışmalarında kat edilen mesafe her iki tüp tünel içinde 1350 metreyi buldu. Çalışmalar hedeflenen tarihte bitecek gibi gözüküyor. Savaş Akarçeşme yakından takip ediyor. Giresun ilçeleri Çamoluk, Alucra, Şebinkarahisar ve Anadolu’yu Giresun sahili ile buluşturacak olan Doğu Karadeniz’in vizyon projelerinden biri Eğribel tüneli çalışmaları için Çamoluk belediye başkanı Savaş Akarçeşme’de yerinde inceleme yaparak projenin kat ettiği  mesafeden duyduğu memnuniyeti dile getirdi incelemeler sonunda açıklama yapan başkan Akarçeşme :Çamoluk’u Giresun’a bağlayan Eğribel Tünelinde çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor.. Her iki tüpte de 1350 Mt delme işlemi tamamlanmış durumda.

http://takaonline.com/anadolu-giresun-sahili-ile-bulusacak/

Karadeniz Bölgesinde 5 Bin 510 Taşınmaz Kültür Varlığı Bulunuyor

Turizmin gelişmesi için Sinop’tan Artvin’e yoğun çaba sarf edildiği Karadeniz Bölgesi’nde 5 bin 510 taşınmaz kültür varlığının yanı sıra 378 SİT Alanı bulunuyor. İHA muhabirinin derlediği bilgileri göre, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen SİT Alanları’ndan Karadeniz Bölgesi illeri olan Artvin’de 7, Bayburt’ta 18, Giresun’da 10,Gümüşhane’de 22, Ordu’da 36, Rize’de 10, Samsun’da 129, Sinop’ta 128 ve Trabzon’da 18 tane olmak üzere toplam 378 tane yer alıyor. Bunların yanı sıra yörede 5 bin 510 tane de taşınmaz kültür varlığı bulunuyor. Bu taşınmaz kültür varlıklarından bazılarının restorasyonu tamamlanarak turizmin hizmetine sunulurken, bazılarının restorasyonu devam ediyor, bazıları da turizme kazandırılmak için sıra bekliyor.

ARTVİN, BAYBURT VE GİRESUN’DAKİ KÜLTÜR VARLIKLARININ BİR ÇOĞU SİVİL MİMARİ ÖRNEĞİ
Artvin’de 281 taşınmaz kültür varlığından 103’ünün sivil mimarlık örneği, 5’inin kalıntı, 68’inin dinsel yapı, 65’inin kültürel yapı, 5’inin idare yapı, 26’ısının askeri yapı, 4’ünün endüstriyel ve ticari yapı ve 5’inin ise mezarlıktan oluştuğu ifade ediliyor. Artvin’de Eski Tekel deposu binasının restorasyon işi tamamlanırken, Yusufeli ilçesindeki İşhan Kilisesi İkmal Restorasyonu ve Ardanuç ilçesindeki kültür evi restorasyonunun uygulama işleri ise devam ediyor. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından Ardanuç Gevhernik Kalesi restorasyon işi, Şavşat Kalesi projeleri yapım işi ve Artvin Kalesi çevre düzenleme uygulama işi ise sıra bekliyor.

Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından Bayburt Kalesi 1. etap restorasyonu ve Bayburt Kavallar evi onarım işi tamamlanırken, Bayburt Kalesi 2. etap restorasyon işi ve Bayburt Kavallar evi müze teşhir-tanzim projesinin yapımı planlanıyor. Bayburt’da 47 sivil mimarlık örneği, 5 kalıntı, 28 dinsel yapı, 21 kültürel yapı, 10 idari yapı, 5 askeri yapı, 17 endüstriyel ve ticari yapı, 7 mezarlık ile 140 taşınmaz kültür varlığı bulunuyor.

Giresun’da bulunan 580 taşınmaz varlığından 274 tane sivil mimarlık örneği, 13 tane kalıntı, 100 tane dinsel yapı, 136 tane kültürel yapı, 17 tane idare yapı, 10 tane askeri yapı, 6 tane endüstriyel ve ticari yapı , 21 tane mezarlık, bir tane şehitlik, 2 tane anıt ve abideden oluşuyor. Giresun’daki Şebinkarahisar Meryemana Manastırı Restorasyon işi tamamlanırken, Giresun Kalesi Dinlenme Terası ve Merdiven yapım işi ise devam ediyor.

GÜMÜŞHANE, ORDU VE RİZE AÇIK HAVA MÜZESİ GİBİ
Gümüşhane’de 63 sivil mimarlık örneği, 10 kalıntı, 129 dinsel yapı, 91 kültürel yapı, 5 idari yapı, 12 askeri yapı, 2 endüstriyel ve ticari yapı, 11 mezarlık, 2 şehitlik ve bir anıt ve abide ile toplamda 326 tane taşınmaz kültür varlığı bulunuyor. Ordu’da 291 sivil mimarlık örneği, 9 kalıntı, 54 dinsel yapı, 48 kültürel yapı, 8 idari yapı, 7 askeri yapı, 6 endüstriyel ve ticari yapı ve 52 mezarlık ile toplamda 475 tane taşınmaz kültür varlığı yer alıyor. Rize’de 279 sivil mimarlık örneği, 7 kalıntı, 46 dinsel yapı, 137 kültürel yapı, 3 idari yapı, 7 askeri yapı, 3 endüstriyel ve ticari yapı, 27 mezarlık ve bir tane korunmaya alınan sokak ile toplamda 510 tane taşınmaz kültür varlığı bulunuyor. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından Rize Müzesi rölöve, restitüsyon, restorasyon, teşhir-tanzim ve çevre düzenleme projeleri yapım işi tamamlanırken, Atatürk evi müzesi rölöve, restitüsyon, restorasyon, teşhir-tanzim ve çevre düzenleme projeleri yapım işinin devam ediyor.

SAMSUN YAKIN TARİHE IŞIK TUTUYOR
Samsun’da 397 sivil mimarlık örneği, 12 kalıntı, 120 dinsel yapı, 122 kültürel yapı, 53 idari yapı, 4 askeri yapı, 25 endüstriyel ve ticari yapı, 66 mezarlık, 1 şehitlik, 2 anıt ve abide, 1 korunmaya alınan sokak ile toplamda 804 tane taşınmaz kültür varlığı bulunuyor. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından Samsun’da yeni arkeoloji müzesi proje yapım işi, Bafra Müzesi onarımı, bahçe düzenlemesi ve teşhir-tanzim çalışmaları, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Hizmet Binası onarım işi, Gazi Müzesi dış aydınlatma işi ve Bafra Arkeoloji ve Etnografya Müzesi bakım onarım doğalgaz bağlantısı ve güvenlik tesisatı revizyonu işleri tamamlanırken, Gazi Müzesi Teşhir-Tanzim projeleri yapım işi sürüyor.

SİNOP’TA DÜNYA MİRASI
Sinop’ta 351 sivil mimarlık örneği, 27 kalıntı, 62 dinsel yapı, 50 kültürel yapı, 18 idari yapı, 16 askeri yapı, 4 endüstriyel ve ticari yapı, 33 mezarlık, 3 anıt ve abide, bir tane korunmaya alınan sokak ile toplamda 565 tane taşınmaz kültür varlığı bulunuyor. 2013 yılında UNESCO Dünya Miras Geçici listesine kaydedilen arasında bulunan “Akdeniz’den Karadeniz’e Kadar Ceneviz Kaleleri ve Surlu Yerleşimler” adlı dosyada foça, Çandarlı, Yoros, amasra ve Akçakoca Kaleleri ile birlikte Sinop Kalesi de yer almıştı. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından Sinop Kalesi Batı Surları restorasyon işi ve Sinop Arkeoloji Müzesi Engelliler için ulaşılabilir düzenlemeler yapılması işleri tamamlanırken, Buzhane Binası restorasyon işi devam ediyor.

TRABZON’DA BİN 829 TAŞINMAZ KÜLTÜR VARLIĞI VAR
Trabzon’da bin 66 sivil mimarlık örneği, 18 kalıntı, 249 dinsel yapı, 304 kültürel yapı, 40 idari yapı, 16 askeri yapı, 56 endüstriyel ve ticari yapı, 75 mezarlık, 2 şehitlik, 2 anıt ve abide, bir tane korunmaya alınan sokak ile toplamda bin 829 tane taşınmaz kültür varlığı bulunuyor. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından Trabzon’daki Sümela Ören yeri Sümela Manastırı rölöve, restitüsyon, restorasyon, teşhir-tanzim ve mühendislik projeleri yapım işi ve Kızlar Manastırı restorasyon işi (Yüzde 82 fiziki gerçekleşmesi tamamlanan iş tasfiye edildi) tamamlanırken, Maçka Sümela Manastırı çevresindeki kayaların jeolojik ve jeoteknik bakımdan araştırma ve güçlendirme projeleri ve Sümela Manastırı restorasyon işi devam ediyor.