Monthly Archives: Haziran 2016

İlimizde 231 Genç Çiftçi Hibe Almaya Hak Kazandı

2016 Yılı Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Kapsamında Genç Çiftçi Hibe Programından Yararlanmaya Hak Kazanan Yatırımcılar Belli oldu. Konuya ilişkin İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden yapılan açıklama şöyle; Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Çerçevesinde Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Hibe Programı Kapsamında yatırımcılar tarafından yapılan hibe başvuruları 13 Nisan 2015 tarihinde başlayıp 12 Mayıs 2016  tarihi mesai bitiminde sona ermiştir.

Program kapsamında İlimiz Merkez ve İlçelerinden toplam 4 bin 34 genç çiftçi tarafından proje başvurusu yapılmış, bu başvurulardan 3 bin 297 proje dosyası İl-İlçe Müdürlüklerimize teslim edilmiş ve onaylanmıştır.

İl Değerlendirme Komisyonu; Vali Yardımcısı Başkanlığında  toplanarak,  Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü, Defterdar, Milli Eğitim Müdürü, İş-Kur Müdürü, Gıda Tarım ve Hayvancılık  İl Müdür Yardımcısı, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı ve Ziraat Odası Başkanı tarafından onaylanan 3.297 hibe başvurusu ilgili Tebliğ -Uygulama Rehberi ve Bütçe Uygulama Talimatı çerçevesinde değerlendirmiştir. Değerlendirme sonucunda; Genç çiftçi projelerinin desteklenmesi hibe programı için İlimize tahsis edilmiş olan 6.931.000 TL bütçeye karşılık 231 genç çiftçi hibe almaya hak kazanmıştır.

Hibe almaya hak kazanan başvuru sahiplerinin 11 – 15 Temmuz 2016 tarihleri arasında İl-İlçe Müdürlüklerinde Hibe Sözleşmeleri imzalamaları gerekmektedir. Genç Çiftçi Projeleri hibe desteğinin üreticilerimize ve ilimiz tarımına hayırlı olmasını dileriz.

Kazanan asil ve yedek listeleri görmek için alttaki linklere tıklayınız….

Bulgur Hakkında 10 Önemli Bilgi

Afiyetle yediğimiz bu değerli besin kaynağını siz ne kadar tanıyorsunuz? İşte 10 madde bulgur hakkında bilmeniz gerekenler; 1-Bulgur doğaldır. Durum buğdayından üretilir. Hiçbir katkı maddesi içermez, üretiminde sadece buğday ve su kullanır. 2-Bulgur yıkanmaz! Üretim aşamasında yıkanıp kaynatıldığı için ambalajlı bulgurun pişirilmeden önce yıkanmasına gerek yoktur. Ayrıca pirinç gibi suda bekletilmez. 

3-Bulgur sanılanın aslına çok kolay hazırlanabilen bir besindir. Makarna gibi 20 dakikada hazırlanabilir. Çorbadan, mamaya, tatlıya, salataya her yemekte kullanılabilir. Yemek çeşitliliği oldukça fazladır. 

4-Bulgur glisemik indeksi düşük bir besin olduğu için, şeker hastaları tarafından da rahatça tüketilebilir.

 5-Bulgur, B vitaminleri zenginidir. Folik asit bulgurda çokça bulunur. Özellikle hamilelerin, bebeğin zihinsel gelişimi için folik asit kaynağı bulguru bolca tüketmeleri gerekir.

6- Taş değirmende yapılan bulgur, buğdayın doğasına uygun olarak öğütüldüğü için daha sağlıklı ve doğaldır. Duru Bulgur, taş değirmelerde kullandığı doğal taşları da doğadan alır ve değirmen taşı olarak işler, asla dökme değirmen taşı kullanmaz. Öğütülen buğdayın doğal olması, öğüten taşın da tamamen doğal olması ile ortaya çıkan bulgur da tamamen doğaldır. 

7-Bulgur fazla lif ihtiva ettiğinden dolayı diyetlerin vazgeçilmezidir. Araştırmalar bulgurun acıkmayı 1,5 saat geciktirdiğini ortaya koymuştur. Bulgur kolesterol içermez.

8-Bulgur, yüksek posa içeriğiyle doygunluk verir, sindirimi kolaylaştırır, kan şekerini yavaş yükseltir ve hızla düşmesini engeller; enerji verir.

9-Bulgur, kaynatma ve kurutma işlemlerinden dolayı küf oluşumuna karşı dayanıklıdır ve raf ömrü diğer ürünlerden daha uzundur. Koruyucu bir madde içermez.

10- Buğday kavuzlu bir yapıda olduğu için tarım ilacıyla temas etmez, tamamen doğaldır. Buğdaydan üretilen bulgur da doğal, besin değeri olarak da tam buğdaya yakın olduğu için oldukça sağlıklı bir gıdadır.

http://www.trthaber.com/haber/saglik/bulgur-hakkinda-10-onemli-bilgi-257310.html

İçme Suyu Sorunu Artıyor

Giresun Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Başkanı ve TEMA TireboluTemsilcisi Doç. Dr. Şirin Dilli, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yağış miktarı göz önüne alındığında içme suyu kaynaklarının bol olduğunun düşünüldüğünü ancak bunun gerçeği yansıtmadığını belirtti. Dilli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye‘nin en fazla yağış alan bölgesi olmasına rağmen Doğu Karadeniz‘in içme suyu kaynaklarının sanılanın aksine çok kısıtlı olduğunu söyledi.

Doğu Karadeniz‘in Türkiye‘nin en çok yağış alan bölgesi olduğuna işaret eden Dilli, ‘Yağış miktarı göz önüne alındığında bölgede içme suyu kaynaklarının bol olduğu sanılmakta, bu nedenle de şanslı görülüyoruz ancak işin aslı öyle değil. Yağışa rağmen bölgede içme suyu imkanları çok kısıtlı. Küresel ısınmaya bağlı olarak her yıl kaynaklar birer birer yok olmakta. Özellikle kırsal kesimlerde yaz dönemi geldiğinde ciddi su sorunları yaşanıyor. Her yıl içme suyu sorunu daha da artıyor.’ diye konuştu.

Doğu Karadeniz için içme suyunun kullanımı amacıyla politikalar ve stratejiler geliştirilmesinin zaruri hale geldiğini vurgulayan Dilli, su kıtlığı yaşama potansiyeli taşıyan bir yer haline gelinmemesi için herkese sorumluluk düştüğünü ifade etti.

– ‘Bölge halkına iş düşüyor’

Su israfına yol açan günlük işlere değinen Dilli, şunları söyledi:

‘En basit örnekle ellerimizi yıkarken, dişlerimizi fırçalarken açık bırakılan muslukla, yaklaşık 15-20 litre suyun boşa akmasına sebep oluyoruz. 4 kişilik ailede bu miktar yılda 48 tona tekabül ediyor. Yine ev ve iş yerlerimizin temizliği sırasında çok ciddi su harcanmakta. Mutlaka kaynaklarımızı korumalıyız. Bölgede içme suyu kaynaklarının korunarak gelecek kuşaklara aktarılması için acil olarak politikalar ve stratejiler geliştirmeliyiz. Su olabildiğince dikkatli kullanılmalı.’

Dilli, içme suyu kaynaklarının korunmasında, geliştirilecek devlet politikalarının yanı sıra asıl bölge halkına iş düştüğünü vurguladı.

Doğu Karadeniz‘de içme suyu kadar erozyonun da ciddi sorun oluşturduğunu belirten Dilli, şunları kaydetti:

Doğu Karadeniz‘de kuraklık ve çölleşme kendini en çok heyelan ve erozyon şeklinde gösteriyor ancak toprak, kaybetmeyi göze alamayacağımız kadar kıymetli bir varlık. Bizler ise toprağı bir doğal varlıktan çok, bir kaynak olarak algılamaya alışmışız. Fütursuzca talan ediyoruz. Her taraf şantiye alanı. Tabii ki insanların geçim sıkıntıları sebebiyle tarlalarını, arsalarını satmak zorunda kalması hepimizin ayıbı. Sonsuz bir kazanç uğruna çocuklarımızın ve torunlarımızın yaşam hakkını, yeşil hakkını, su hakkını, gelecek hakkını ellerinden alma hakkımız olamaz.’

http://beyazgazete.com/haber/2016/6/19/icme-suyu-sorunu-artiyor-3341707.html

 

Hayvan Açığı Küçükbaşla Kapatılabilir

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Türkiye topraklarının küçükbaş hayvan yetiştiriciliğine daha uygun olduğunu, kırmızı et açığının büyükbaşla kapatılamayacağını belirterek, büyükbaşta süt üretiminin, küçükbaşta da et üretiminin birinci planda olması gerektiğini belirtti. Çelik yaptığı açıklamada, şu anda Türkiye’nin yıllık kırmızı et üretiminin 1,1 milyon ton civarında olduğunu, bunun yüzde 12’sinin küçükbaş hayvan etinden elde edildiğini bildirdi.

Türkiye’de kırmızı et tüketiminin de 1,3 milyon tonu geçtiğine dikkati çeken Çelik, kırmızı ette yaklaşık yüzde 20 açık olduğuna, bu açığı karşılamak için de ithalata başvurulduğuna işaret etti.

Soy kütüğü kaydı tutulacak

Çelik, söz konusu açığı karşılamada küçükbaş hayvanın önemini vurgulayarak, “Ülkemizin kırmızı et açığını karşılamada biz adayız. Bu açığı biz kapatacağız, bu misyonla yola çıkıyoruz.” ifadesini kullandı.

Bunun için teknik çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Çelik, bunlardan birinin küçükbaş hayvanlarda ıslah yöntemlerini geliştirmek olduğunu, bunun için yetiştiriciler olarak sürülere sertifikalı koç ve teke kattıklarını anlattı.

Çelik, küçükbaş hayvanda döl kontrolü ile ıslah çalışmaları yapacaklarını belirterek, şöyle konuştu:

“Türkiye’de koç ve tekelerde döl kontrolü yapacağız. Proje ile ırkların saf olarak yetiştirilmesi sağlanacak, hayvandan elde edilecek ürün miktarında artış olacak ve yetiştiricilerin karı artacak. Bakanlıktan bunun için küpeleme ve soy kütüğü tutma yetkisi istiyoruz. Islaha adım atarken hayvanı tanımlamak çok önemli. Biz birlikler olarak Damızlık Hayvan Kayıt Bilgi Sistemi programını hazırladık. Program şu anda test aşamasında, bu sistem ile soy kütüğü kayıtlarını tutacağız. Biz bu misyonla geliyoruz. Ülkemizdeki koyun keçi popülasyonunu ıslah edeceğiz, verimsiz veya düşük verimli hayvanları sürülerden elimine edeceğiz, dolayısıyla yüksek verimli hayvanlarla yetiştiricilerimiz çalışacağı için gelir seviyeleri yükselecek, köyden kente göçü engelleyeceğiz.”

‘5 koç teke test istasyonu kuracağız’

Ulusal Koyun Keçi· Islah Programı Soykütüğü Sistemi hakkında bilgiler veren Çelik, koyun ırklarından Akkaraman, Şavak Akkaraman, Kangal Akkaraman, Morkaraman, Karayaka, İvesi, Karacabey Merinosu, Anadolu Merinosu, Kıvırcık, Sakız, Ramlıç, Pırlak, Karya ve Pırıt Koyunu ile keçi ırklarından Ankara Keçisi, Kıl Keçisi, Kilis Keçisi, Honamlı Keçisi ve Türk Saanen yetiştiriciliği yapan kişilerin sürülerinde soy kütüğü sistemi kurularak saf yetiştirme ve seleksiyon yöntemi ile ıslah çalışmasının yapılacağını söyledi.

Çelik, ilk yıl 300 bin koyun ve keçi belirleneceğini ve koç katımıyla 150 bin anacın gebe kalmasının sağlanacağını bildirdi.

Elde edilmesi muhtemel yaklaşık 75 bin erkek kuzunun sütten kesimine müteakip soyağacı ve bireysel verilere göre koç teke test istasyonunda teste tabi tutulacağını, dereceye giren ilk 400 kuzu ve oğlağın özel istasyonlarda muhafaza edileceğini vurgulayan Çelik, bunların ikinci yıl çiftleştirme aşamasında kullanılacağını kaydetti.

Çelik, diğer damızlık değeri tespit edilmiş 7 bin 100 koç ve tekenin ise ara elit sürülerde kaliteli üretimde, 67 bin 500 koç ve tekenin ise yetiştirici taban sürülerinde kullanılacağını belirterek, 400 koç ve tekenin testlerini yapmak üzere 5 koç teke test istasyonu kurulacağının altını çizdi.

Koç teke test istasyonlarının tesisi için teknik ve mali destek sağlanması yönünde de bakanlıktan destek beklediklerini ifade eden Çelik, ıslah programı kapsamında soy kütüğü ve veri kaydı tutan birliklere ayni ve nakdi destek verilmesi konusunda da taleplerini dile getirdi.

http://www.dunya.com/ekonomi/ekonomi-diger/hayvan-acigi-kucukbasla-kapatilabilir-302801h.htm

Tarımsal Destekler Sınıflandırılıyor; Öncelik Hangisine Verilecek?

Türkiye’de tarım alanında 50’nin üzerinde destekleme kalemi olduğuna işaret eden Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “Önümüzdeki yıl için bazı hazırlıklarımız var. Bu destekleri 4 ana başlıkta olacak şekilde bazı düzenlemeler yaptık ve hayvancılığa ağırlık verdik” dedi. Çelik ayrıca, 940 milyon lira tutarındaki yağlı tohumlu bitkiler ve 812 milyon lira tutarındaki fındık alan bazlı gelir desteği ödemelerinin, üreticilerin hesabına yatırılmaya başlandığını bildirdi.

Tarımsal destekler için ayrılan bütçenin 8,5 milyar liralık kısmının haziran sonu itibariyle ödenmiş olacağına dikkati çeken Bakan Faruk Çelik, toplam 940 milyon lira tutarındaki yağlı tohumlu bitkiler ve 812 milyon lira tutarındaki fındık alan bazlı gelir desteği ödemelerinin üreticilerin hesabına yatırılmaya başlandığını kaydetti.

Çelik, desteklerin yatırılmasının, üreticilerin T.C. kimlik numaralarının son hanesine göre organize edildiğini belirtti.

Tarımsal destekler 4 ana başlıkta toplanacak

Türkiye’de tarım alanında 50’nin üzerinde destekleme kalemi olduğuna işaret eden Çelik, “Önümüzdeki yıl için bazı hazırlıklarımız var. Bu destekleri 4 ana başlıkta olacak şekilde bazı düzenlemeler yaptık ve hayvancılığa ağırlık verdik.

Hayvancılıkta önümüzdeki yıl buzağı desteği üzerine bina edilmiş bir destekleme politikasını yürürlüğe koyacağız. Amaç hayvan varlığını artırmak olduğu için bunun da yolu buzağı üretiminden ve korunmasından geçiyor.” diye konuştu.

Destek politikaları Ağustos sonunda açıklanacak

Çelik, desteklerle ilgili taleplerin farklılık gösterdiğini dile getirerek, önümüzdeki dönem gerek hayvancılık gerekse bitkisel üretim desteklerinde önemli değişiklikler olacağını, havza bazlı üretime geçileceğini ve destek kalemlerinin bu üretim planlamasında farklılık göstereceğini söyledi.

Türkiye’nin ihtiyaçları, su kaynakları dikkate alınarak desteklerin bazı ürünlerde ve bazı bölgelerde yoğunlaşacağını bildiren Çelik, “Yaz boyu Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak çok yoğun bir çalışma içinde olacağız ve ağustos sonu itibarıyla bütün bu geleceğe dönük destek politikalarını ayrıntılı bir şekilde kamuoyuyla paylaşacağız.” dedi.

TİGEM’den damızlık üretiminde özel sektörle iş birliği

“Damızlık üretimi, fabrika yapmak demektir” ifadesini kullanan Çelik, “Siz eğer fabrika yapmaz, hazır ürün kullanmaya devam ederseniz sürekli ithalat yapacaksınız demektir. Eğer damızlık üretimi yapmazsanız, sürekli hayvan ithalatıyla karşı karşıya kalırsınız. TİGEM ve özel sektör ciddi bir iş birliği içinde olacak. Yoğun şekilde yurt dışından gelecek olan damızlık materyallerini burada yaygınlaştırarak kendi damızlık fabrikamızı yapacaklar.” değerlendirmesinde bulundu.

184 ovaya dokunulmazlık

Çelik, tarımsal alanlarının çok iyi korunması gerektiğini vurgulayarak, bunun için yeni bir adım atacaklarını ve 184 ovanın “tarımsal sit alanı” olarak ilan edileceğini söyledi.

Böylece genişçe bir alanın dokunulmazlığa kavuşması gibi bir tabloyu oluşturacaklarını anlatan Çelik, söz konusu çalışmayı son aşamaya getirdiklerini, Bakanlar Kurulu’na bu alanların korunmasıyla ilgili düzenlemeyi sunacaklarını kaydetti. Çelik, buraların tarımsal amaç dışında kullanılmasının söz konusu olmayacağını belirtti.

Sudan’da tarım amaçlı arazi kiralanacak

Bakan Çelik, gelişmiş ülkelerin ağırlıklı olarak Afrika’da uzun süreli tarım amaçlı arazi kiraladıklarına dikkati çekerek, Türkiye’nin de bu imkândan yararlanması gerektiğini dile getirdi.

Sudan’da arazi kiralama konusunda girişimlerinin olduğunu ifade eden Çelik, geçen günlerde Sudan’dan üst düzey yetkililerin Türkiye’ye ziyarette bulunduğunu ve bu konuda iş birliğine çok sıcak baktıklarını bildirdi.

Çelik, Sudan’a bir ziyaretlerinin olacağını belirterek, “Kamu olarak belki TİGEM orada küçük bir alanı işletebilir, ama alanın büyük bölümü özel sektör tarafından işletilsin diye bu girişimlerimiz olacak.” dedi.

Atıl araziler tarıma kazandırılacak

Bunun yanında, Türkiye’deki atıl arazilerin ekilmesi ve tarıma kazandırılmasıyla ilgili olarak da yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunduğunu anlatan Çelik, “O yasal düzenlemeyi yapacağız. Bu mülkün sahibi 78 milyon. ‘Yer benim, tapu benim, o halde yüzlerce dönüm yeri boş saklarım’ gibi bir yaklaşımın günümüz dünyasında doğru olmayacağı inancıyla mutlak suretle ekilerek, onların kira bedellerinin mevsimsel olarak kişilerin hesaplarına yatırılması sağlanacak.” diye konuştu.

Çelik, 6 aylık dönemde araziden aldıkları tüm bilgilerin değerlendirildiğini ve yapılan düzenlemelerle hayata geçirildiğini bildirdi. Bunlar arasında attıkları en önemli adımın işletme bazlı idari yapıyı kurmak olduğunu dile getiren Çelik, şu anda 16 bin Bakanlık çalışanının işletme bazlı Türkiye’nin dört bir yanındaki bitkisel üretim alanlarının en verimli şekilde değerlendirilmesi noktasında envanter tuttuğunu ve danışmanlık yaptığını kaydetti.

http://www.gidahatti.com/tarimsal-destekler-siniflandiriliyor-oncelik-hangisine-verilecek-58186