Monthly Archives: Temmuz 2016

Bakterilere Karşı Kızılcık

Bilim insanlarının yeni keşfine göre kızılcık meyvesi, bileşenlerinin bakteriyel enfeksiyonları engelleyebilmesi sebebiyle, yeni antibiyotiklerde kullanılabilir özellikte. Kızılcığın içinde bulunan flavonoidler e.coli enfeksiyonlarını engelliyor. E.coli ise idrar yolu enfeksiyonları ile gıda zehirlenmesini tetikleyen bir bakteri. Yeni araştırmalara göre, bu kırmızı meyvenin ilaç geliştiricileri tarafından keşfedilmesi ile yeni bir inceleme alanı başlatacak. Söz konusu bileşenlerin E.coli bakterisinin yetkinliğini azalttığı kanıtlandı.

Massachusetts Dartmouth Üniversitesi’nden Profesör Terri Camesano’ya göre, yeni antibiyotiklere direnç kazanmış mikroorganizmaların ortaya çıkmasıyla, bakteriyel enfeksiyonların mekanizmasının daha iyi anlaşılabileceği temenni ediliyor. Bu sayede yeni antibiyotik üretilebilir.

Bakterilerin enfeksiyona sebep olmaları için, bakteri öncelikle bir organizmaya, ev sahibine yapışarak orada yeterli sayıda üremesi gerekmektedir. Flavonoid ise E.coli bakterisinin yüzeye yapışmasını engellediği gözlemlenmiştir.

Deneyleri gerçekleştiren Profesör Camesona ve meslektaşı Profesör Catherine Neto’ya göre, flavonoidler kızılcığın savunma sistemlerinin bir parçası. Ayrıca kızılcığın içerisindeki PAC ve flavonoidler alternatif antibakteriyel tedavilerin derinleşmesi için önemli keşifler.

Araştırmayı gerçekleştiren profesörlerden Neto konuya ilişkin “Bu bileşenler birlikte ve ayrı ayrı iyice araştırılmalı ve antimikrobiyel özellikleri incelenmelidir. Böylece bakteriyel hastalıklara karşı yeni ilaçlar üretebiliriz” demiştir.

http://www.milliyet.com.tr/bakterilere-karsi-kizilcik-pembenar-galeri-genelsaglik-2283750/?PAGE=1

Koruma Altındaki Yaban Hayvanlarını Vurmanın Cezası Belirlendi

Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, koruma altına alınan av ve yaban hayvanlarını ve bu türleri vurmanın cezasını belirledi. Doğan Haber Ajansı’ndan (DHA) Mehmet Çınar’ın haberine göre, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın 2016- 2017 dönemi Merkez Av Komisyonu (MAK) kararına göre koruma altındaki türler ve bu türleri vurmanın para cezaları açıklandı. Bakanlığın bu yıl için belirlediği koruma altına alınan av ve yaban hayvanları listesinde ilk sırada Anadolu yaban koyunu ile Anadolu parsı olarak da bilinen leopar bulunuyor. Bu hayvanları vurmanın cezası ise 75 bin TL. Alageyik vurmanın cezasının 70 bin TL olarak belirtildiği listede, çengel boynuzlu dağ keçisi ve boz ayı 15’er bin TL, çizgili sırtlan ve karakulak 13’er bin TL, kızıl geyik ve yaban keçisi vurmanın cezası 12’şer bin TL olarak belirlendi.

Listede avı yasak olan diğer hayvan türleri ve ceza miktarları şöyle sıralandı:

Akdeniz foku 8 bin TL

Ceylan 7 bin 500 TL

Vaşak 6 bin TL

Su samuru, Yaban kedisi ve saz kedisi 3 bin 200 TL,

Karaca 3 bin TL,

Kurt, alaca sansar ve oklu kirpi 1000 TL,

Porsuk, gelincik, kokarca, kakım ile sincaplar familyasındaki bütün türler 300 TL,

Kuyruksüren 150 TL

Memeli ve sürüngenlerden diğer tüm türler de 500 TL

Yasaklı kuş türleri

Aynı listede koruma altındaki kuş türleri ve bu türleri avlayan kişilere uygulanacak para cezaları da şöyle sıraladı:

Atmacagiller ve doğangiller familyasındaki bütün türler için 7 bin 500 TL

Kelaynak, ince gagalı kervan çulluğu için 5 bin TL

Tepeli pelikan mezgeldek, toy ve yakalı toy için 4 bin 500 TL

Orman horozu, dağ horozu, turnagiller ve keklik için 3 bin TL,

Ak pelikan, flamingo, kuğular, leylekgiller familyasındaki diğer türler için 2 bin TL

Dikkuyruk, paspaş pakta, yaz ördeği, sibirya kazı, bıldırcın kılavuzu, küçük karabatak, küçük sakarca için 800 TL

Sülün ve turaç için 600 TL, küçük su çulluğu, kızkuşu, balıkçıgiller familyasındaki bütün türler, ördekgiller familyasındaki korunun diğer türleri için 450 TL,

Kargagiller 100 TL, korunan diğer tüm türler için de 400 TL.

Caretta Caretta’nın cezası 8 bin TL

Aynı listede sürüngenler de ayrı olarak sıralandı. Sürüngenlerde koruma altındaki türler ve ceza miktarları şöyle:

“İri başlı deniz kaplumbağası (caretta caretta), yeşil deniz kaplumbağası, nil kaplumbağası, fırat kaplumbağası 8 bin TL

Beyazbantlı dağ engereği, Anadolu, Darevski, Wagner, Çoruh ve Kafkas engerekler 6 bin TL

Çöl kobrası, bolkar, baran ve bozkır engerek türleri için 4 bin TL

Koca engerek, Ağrı engereği, şeritli engerek, burunlu engerek ve Kafkas burunlu engerek 3 bin TL

http://ukalahayvan.com/biliyormuydunuz/koruma-altindaki-yaban-hayvanlarini-vurmanin-cezasi-belirlendi/

Sular Tarımsal Kaynaklı Nitrat Kirliliğine Karşı Korunacak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından hazırlanan Tarımsal Kaynaklı Nitrat Kirliliğine Karşı Suların Korunması Yönetmeliği, 23 Temmuz’da Resmi Gazete’de yayımlandı. Tarımsal kaynaklı nitratın suda neden olduğu kirlenmenin tespit edilmesi, azaltılması ve önlenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan yönetmelik, yer altı ve yer üstü sularında tarımsal kaynaklı kirliliğe neden olan azot ve azot bileşiklerinin belirlenmesi ve kirliliğin önlenmesi ile ilgili teknik ve idari esasları kapsıyor.

Yönetmelikte Kirlenme, “Tarımsal kaynaklı azot bileşiklerinin insan sağlığına, canlı kaynaklara, su ürünlerine, su ekosistemlerine ve suyun diğer meşru kullanımlarına zarar verecek şekilde, doğrudan veya dolaylı olarak suya boşaltımını veya karışması” olarak tanımlanıyor.

Tarımsal kaynaklı kirlilikten dolayı ötrofik olduğu belirlenen veya gerekli tedbirler alınmazsa yakın gelecekte ötrofik hale gelebilecek tabii tatlı su göllerini, diğer tatlı su kaynaklarını, haliçler ve kıyı sularını etkileyen bölgeler ise “Nitrata Hassas Bölge” olarak tanımlandı.

Kirliliğin tespiti
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından suyun ve toprağın fiziksel ve çevresel özellikleri ile azot bileşiklerinin su ve topraktaki miktarları dikkate alınarak;

a) 50 mg/l den fazla nitrat içeren ve önlem alınmadığı takdirde belirlenen sınır değerde nitrat içerebilecek olan tüm yer üstü ve yer altı sular,

b) Doğal tatlı su gölleri, diğer tatlı su kaynakları, haliçler, kıyı suları ve deniz sularının ötrofik olup olmadığı ya da 8 inci maddeye göre önlem alınmazsa yakın gelecekte ötrofik hale gelip gelmeyeceği tespit edilecek.

Nitrata hassas bölgeler, Yönetmeliğin yayımlandığı tarihten itibaren iki yıllık dönem içinde Bakanlık ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir ve yayımlanacak bir tebliğ ile ilan edilecek. Belirlenen bölgeler en az her dört yılda bir olmak üzere gözden geçirilecek, ihtiyaç duyulması halinde revize edilecek ya da ilave yapılacak.

İyi Tarım Uygulamaları Kodu

Suların tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan kirliliğe karşı korunmasına yönelik çiftçiler tarafından alınması gereken tedbirleri içeren iyi tarım uygulamaları kodu, Yönetmeliğin yayımlandığı tarihten itibaren iki yıllık dönem içinde Bakanlık tarafından yayımlanacak tebliğ ile ilan edilecek. Çiftçiler için iyi tarım uygulamaları kodunun uygulanmasının teşvik edilmesi amacıyla bir program dahilinde Bakanlıkça eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri yürütülecek.

Nitrata hassas bölgelerde, belirlenen amaçların gerçekleştirilmesi maksadıyla, Bakanlık tarafından her hassas bölgeye özgü eylem planları hazırlanacak. Eylem planlarının hazırlanmasında özellikle tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan azot yükleriyle ilgili mevcut bilimsel ve teknik veriler ile bölgedeki çevresel şartlar dikkate alınacak. Eylem planları, en az dört yılda bir gözden geçirilecek ve ilave önlemler de dahil olmak üzere gerekli ise revize edilecek.

Eylem planlarının uygulama etkinliğini değerlendirmek amacıyla Bakanlık tarafından izleme programları oluşturulacak. İzleme programı eylem planlarında yer alan tüm faaliyetleri kapsayacak şekilde planlanacak.

Yer üstü ve yer altı sularında tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan nitrat konsantrasyonu Bakanlıkça izlenecek.

Sularda tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan nitrat konsantrasyonunun izlenmesinde yer üstü suyu örnek alma istasyonlarında ayda bir kez, sel dönemlerinde ise daha sık; yer altı su kütlelerini temsil eden örnek alma istasyonlarında yılda dört kez yapılacak. Nitrat konsantrasyonu 25 mg/l’nin altında bulunan ve nitrat içeriğini artırması olası herhangi bir yeni faktörün görülmemesi durumunda her sekiz yılda bir izleme programı tekrarlanacak.

Tatlı suların, haliç ve kıyı sularının ötrofikasyon düzeyi her dört yılda bir gözden geçirilecek.

Yönetmelik kapsamında yapılan analizlerde Kimyasal gübreler için Gübrelerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği; Yer üstü ve yer altı sularında fiziko-kimyasal ve kimyasal parametreler için Yüzeysel Sular ve Yeraltı Sularının İzlenmesine Dair Yönetmelik, Çiftlik hayvanı gübreleri için Tarımda Kullanılan Organik, Organomineral Gübreler ve Toprak Düzenleyiciler ile Mikrobiyal, Enzim İçerikli ve Organik Kaynaklı Diğer Ürünlerin Üretimi, İthalatı, İhracatı ve Piyasaya Arzına Dair Yönetmelik; Toprak analizleri için yürürlükteki mevzuatta tanımlanan metotlar kullanılacak.

Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı ile Orman ve Su İşleri Bakanı birlikte yürütecek.

http://www.gidahatti.com/sular-tarimsal-kaynakli-nitrat-kirliligine-karsi-korunacak-61244

Geleceğin Enerji Kaynağı: Çayır Otu

Fosil yakıtların dünya üstündeki olumsuz etkisi fark edildiğinden bu yana bilim insanları, yenilenebilir enerji kaynakları arayışını sürdürüyor. Cardiff Üniversitesi’nden araştırmacılar ‘sıradışı’ bir kaynak buldu: Çayır otu. Yapılan yeni çalışmaya göre çayır otu, basit bir katalizör katkısıyla ‘mükemmel’ bir hidrojen kaynağına dönüşebilir. Hidrojenin sürdürülebilir enerji kaynağı için uygulanabilir bir seçenek olduğu bilinirken, bunu elde etmek için ucuz bir yöntem aranıyordu. Bu yeni araştırma sayesinde hidrojen, çayır otunda bulunan selülozdan elde edilebilecek. Bu üretim yöntemi oldukça hızlı, ucuz ve doğa dostu olacak.

http://www.milliyet.com.tr/gelecegin-enerji-kaynagi-cayir-otu-dunya-2282464/

MANTAR TURİZMİ ne demek? Türkiye’de mantar turizmi hangi yörelerde?

Yemek için mantar yetiştirme Avrupa, Amerika, Çin ve Japonya’da bir endüstridir. Çin’de mantar yetiştiriciliği 600 yıl öncesine kadar dayanır. Avrupa’da ise 1650’li yıllarda, Fransa’da kültür mantarı yetiştiriciliğiyle başlamıştır. Şili gibi bazı Güney Amerika ülkelerinde Aztekler zamanından beri bilinen mısır rastığı (Ustilago maydis), bazı mısır tarlaları özellikle bu mantarla enfekte edilerek üretimi yapılmakta ve yenilmektedir.

Mantar safari turizmi, konusunda uzman rehberler eşliğinde yapılan bir tür keşif seyahatleridir. Dünyada tahminen 1,5 milyon mantar türü bulunmaktadır. Ancak yapılan sistematik çalışmalar ile 75 bin tanesinin türü bilinebilmektedir .

Son zamanlarda öne çıkan mantar safari turizmi, doğa turizmi ve eko turizmle bağlantılı olarak devamlı gelişim göstermekte olup, bu alternatif turizme olan ilgi giderek artmaktadır. Mantar safari turizmi, ormanlarda mantarları arama, seçme ve fotoğraflama faaliyetlerini içeren bir nevi mantar avıdır.

Türkiye’de mantar turizmi gün geçtikçe büyümektedir. Türkiye’de ki mantar avcıları, Mantar Uzmanı Jilber Barutçiyan’ın kurduğu Mantar Dostları grubu adı altında internet üzerinden organize olup çeşidi 3 bin 500’e varan mantarlar için ülkenin dört bir köşesinde keşfe çıkmaktadırlar.

Türkiye’nin yabani mantar deposu olan Kastamonu’nun Küre Dağları, üst üste kurak geçen iki sonbahardan sonra 2012 yılında kısmen verimli bir sezon yaşamaktadır. 2012 yılında Küre Dağları Milli Parkında WWF’nin yürüttüğü “Türkiye’nin Canını Kurtar” projesi kapsamında, park alanındaki mantar zenginliğinin saptanması ve eko-turizme kazandırılmasını amaçlayan bir proje başlatılmıştır.

“Küre Dağlarının Şapkalı Gizemi; Mantarlar” projesi üç temel sorunun çözülmesi için geliştirilmiştir. Proje; Küre Dağları Milli Parkı ve tampon bölgesinde doğal makro mantarların korunması, tanınması ve sürdürülebilir kullanımı ve yöre halkı için alternatif bir gelir kaynağı olarak değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Böylece diğer korunan alanlarda da uygulanabilecek örnek bir uygulamayı ortaya koyarak yörede sürdürülebilir turizm çalışmalarının gelişmesine katkıda bulunulması hedeflenmektedir. Türkiye’de makro mantarlar konusunda yerel düzeyde yapılan ilk çalışmalardan biri olan proje kapsamında, alanda yetişen doğal makro mantar türleri tespit edilerek, yöre halkına ve ilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerine mantarların teşhisi, kontrollü toplanması, saklanması, işlenmesi ve pazarlanması konularında uygulamalı eğitimler verilmektedir. Bunun yanı sıra proje kapsamında alanda doğal makro mantar türlerine yönelik koruma bilinci ve pazarlama potansiyelinin güçlendirilmesi için foto safari ve tanıtım gezileri düzenlenmektedir . Böylece Batı Karadeniz turizminin canlandırılması planlanmakta ve yapılan etkinlikler Avrupalı turistlerin ilgisine sunulmaktadır.

http://www.kadinhaberleri.com/ozel-haberler/mantar-turizmi-ne-demek-turkiyede-mantar-turizmi-hangi-yorelerde-h668942.html