Monthly Archives: Temmuz 2017

En Verimli Buğday Çeşitleri Belli Oldu

KIRKLARELİ’ nin Lüleburgaz İlçesi Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından, buğday ve buğday çeşitliliğinde verime ve kaliteye yönelik yapılan buğday çeşit deneme demonstrasyonu gerçekleştirildi. Eskitaşlı köyünde Salim Meriç’e ait tarlada ekilen buğday deneme çeşitlerinin hasadı yapılırken, Edirne Araştırma Enstitüsünün üretmiş olduğu tohum çeşitleri verimde ilk sırayı aldı. Buğday çeşit deneme demonstrasyonu hakkında bilgilendirmelerde bulunan Ziraat Yüksek Mühendisi Süleyman Korkut, gerçekleştirilen buğday hasadında iklim koşullarının tahıl tarımına en çok uygun olduğu buğday çeşitlerini görme fırsatı yakaladıklarını söyledi.

Korkut, “Lüleburgaz Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü olarak 22 Kasım 2016 tarihinde Eskitaşlı Köyü’nde çiftçilerimizden Salim Meriç’e ait tarlada ekmiş olduğumuz buğday deneme çeşitlerimizin hasadını yaptık. İklim koşullarının tahıl tarımına çok uygun olduğu bu üretim sezonunda Edirne Araştırma Enstitüsü’nün üretmiş olduğu “Pehlivan 800 kilo, Yüksel 800 kilo, Rumeli 900 kilo, Köprü 900 kilo ve Harman 900 kilo buğday çeşitleri ilk sırayı aldı” dedi.,

http://www.hurriyet.com.tr/en-verimli-bugday-cesitleri-belli-oldu-40517457

Organik Et, Tavuk, Yumurta ve Süt Hakkında Merak Ettiklerimiz

Besinler bizim ilaçlarımız. İyi beslenerek, hareket ederek, zihin bahçemizi temiz tutarak sağlığımızı korumak hepimizin birincil görevi. Bunlara dikkat etmeyip, hasta olduğumuzda tüm sorumluluğu doktorlara verip, bizi iyileştirmelerini beklemek doğru olmasa gerek. İyi besin, bol hareket ve duru zihin ile pek çok hastalıktan korunmak ve kurtulmak mümkün. İlk once biz kendi hekimimiz olalım. Araştıralım, öğrenelim ve uygulamaya çalışalım.

Sağlıklı besinleri araştırdığımızda, “organik tarım” ürünleri ile karşılaşıyoruz. Besinlerin, tohumdan soframıza gelinceye kadar, bize zarar vermeyecek süreçlerden geçmesi önemli. Organik tarım yöntemi ile gıdalar, yerli ve/veya GDO’suz tohumdan, kimyasal gübre ve ilaç kullanmadan, çevre-doğa-insan dostu koşullarda üretiliyor.

Organik olduğunu nereden bileceğiz?

Organik tarım yeni bir kavram gibi görünse de, aslında ninelerimizin dedelerimizin kullandığı geleneksel yöntemler ile üretim yapılıyor. Elbette kimyasal ilaç ve gübrelerin tarıma girmediği yıllardan söz ediyoruz.

Türkiye’de organik sertifikalı ürün pazarında çalışmaya başladığım 2006 yılında, bana en çok sorulan soru şu oluyordu: “E peki nereden bileceğiz gerçekten organik olduğunu?”

Güvensizlikle sorulan bu soruya cevabım: “Bu ürünlerin hangi koşullarda yetiştiğini belgeleyen sertifikaları var. Marketlerdeki ambalajlı ürünleri, içindekiler bölümünü bile okumadan ve üretim koşullarını sorgulamadan gönül rahatlığı ile ve güvenerek alıyorsunuz. E peki, sağlıklı ürünleri soframıza getirmek için zor yolu seçen ve organik sertifika alan firmaların ürünlerinden neden bu kadar kuşku duyurosunuz?”

Et, tavuk, süt ve yumurta hangi koşullarda organik sertifika alabiliyor?

Bebeğimiz olacağını öğrenince başlıyoruz sağlıklı besinleri araştırmaya. Bebeğimizin dünyaya gelişi ile birlikte “beslenme” en önemli gündemimiz oluyor.

Organik tarım ile yetişen ürünler hakkında genel bilgimiz var, ama organik hayvancılık yeterince anlatılmıyor ya da anlaşılamıyor.

Organik hayvancılığın farkını Gıda Mühendisi ve Orvital Kurucu Ortağı Muharrem Doğan’a sordum. Doğal ve köy ürünleri ile organik üretimi karıştırmamak gerektiğini belirten Doğan, “Organik ürünleri konvansiyonel ve doğal adı altında üretilen ürünlerden farklılaştıran en temel konu; toplum sağlığını koruyan Ar-Ge süreçleri, hayvan refahını ön planda tutan üretim anlayışı ve denetlemedir. Organik sertifikalı üretimde, nitrat ve fosfat tuzu kullanılmayan, antibiyotik, GDO, yapay gübre, hormon ve bunun gibi sağlığa zararlı maddeler içermeyen bir üretim sözkonudur.” diyor.

Organik süt için kaç nesil takip ediliyor?

Hipp Organik Ülke Müdürü Mustafa Karık; “Organik süt için hayvanın 5 nesil boyunca organik hayvancılık kurallarına uygun yetiştirilmesi gerekiyor. Hayvan hastalanır ve zincir kırılırsa, süreç sıfırlanıyor ve yeniden başlıyor. Organik süt üretimi ve organik hayvancılık oldukça zor, alıcıların organik tarım ve hayvancılık ürünleri üreticisine desteği önemli.” diyor.

Organik et, tavuk, süt, yumurta alırken nelere dikkat edelim?

Et, tavuk, süt ve yumurtaya nasıl güveneceğiz? Alışveriş yaparken nelere dikkat edeceğiz? Gıda Mühendisi ve Orvital Kurucu Ortağı Muharrem Doğan “Organik ürünlerde önemli olan denetlemedir. Her organik ürünün temin edildiği hayvanın izlenebilirliği çok önemli. Hayvanın organik beslenmesi kadar yetiştiği toprağın ve yaşadığı kümesin de organik sertifikalı olması gerekiyor. Organik üretim, paket üzerindeki seri numarası ile hayvandan toprağa kadar üretimin seceresini size sunuyor. Tüketicilerimizin sertifikalar ve üretim secereleri konusunda hassas olmaları gerekiyor.” diyerek bizi aldığımız ürünü incelemeye davet ediyor.

Güvene dayalı seçim yapalım

2006 yılında bana sorulan bir başka soru da şuydu: “Sertifikasyon ürünün fiyatına yansıyor. Köylülerden almak daha iyi değil mi?” O zaman diyordum ki: “Eğer köylümüzün kullandığı tohumu ve üretim koşullarını biliyor ve güveniyorsanız, elbette tercih edin. Ancak bunun denetimini kim yapıyor ve garantisini size kim veriyor? Emin olamıyorsanız, sertifikalı ürünleri tercih etmek daha iyi görünüyor.”

Bugün de aynı şeyi düşünüyor ve söylüyorum: Üreticinizi tanıyor ve üretim süreçleri konusunda güveniyorsanız, karar sizin.

Bir de şu belirmekte fayda var: 2017 yılına geldiğimizde, bilinçlenme ile birlikte organik sertifikalı ürün alıcısı, üreticisi ve ürün çeşitleri arttı. Fiyatlar da 2006 yılına göre daha düşük duruma geldi.

Sağlımızı korumanın sorumluluğunu alalım

Doğaya ve canlılara zarar vermeyen üretim yöntemlerini ve ürünleri destekleyelim. Satın alırken seçimlerimize dikkat edelim.

Ve en önemlisi: Sağlığımızı korumak ve hastalanmamak bizim birincil görevimiz, lütfen bunu unutmayalım. Sağlığımızdan ilk önce biz sorumluyuz.

Aslı Dede
http://www.milliyet.com.tr/organik-et–tavuk–yumurta-ve-sut-hakkinda-merak-ettiklerimiz-pembenar-yazardetay-aile-2483017/

Köy Sakinlerine Bilinçli Peynir Yapımı Anlatıldı

Bingöl Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü ile İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından yürütülen ‘Güvenli Taze Peynir Yapımı Projesi’ devam ediyor. Yürütücülüğünü Yrd. Doç. Dr. Bayram Yurt, eğitimciliğini de Yurt’un yanı sıra Yrd. Doç. Dr. Nurullah Demir, Yrd. Doç. Dr. Halil Şimşek ve Gıda Mühendisi Sümeyra Kılıçlar’ın proje kapsamında şu ana kadar Yeşilköy, Kırkağıl, Arıcılar, Çavuşlar köylerinde halka bilinçli ve sağlıklı peynir yapımı uygulamalı olarak gösteriliyor.Proje koordinatörü Bingöl Üniversitesi Mimarlık- Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Yurt, proje kapsamında şu ana kadar 4 köye gittiklerini, hedeflerinin ise 5 köye gitmek olduğunu söyledi.

Yurt, ‘Projemizin amacı; önce peynir yoluyla bulaşan brusela, tüberküloz gibi hastalıkların önüne geçmek. Daha sonra özelikle köylerde pişmiş süt ile peynir olmaz algısını ortadan kaldırmaktır. Normalde köylülerimiz çiğ sütten peynir yapıyor. Biz sütü 80 derecede kaynatıyoruz. Belli bir soğuğa geldikten sonra maya, doğal olan tuz, kalsiyum klorür ilave edilir ve peynirde özelikle oluşan delik ve gözeneklerini önlemek için beli bir miktar yoğurt katıyoruz. Daha sonra vatandaşlar normal işlemleri ile peynirini yapıyor. Şu an bu yöntemle yüzde 40 civarında peynirde bir artış sağlamış olduk.’ dedi.

Bingöl üniversitesi ile İl Gıda tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü olarak, güvenli ve sağlıklı peynir yapma konusunda bir proje başlattıkları ifade eden Mehmet Yıldırım, ‘Proje kapsamında teknik eleman olarak Bingöl Üniversitesinden gelen hocalarımız ‘güvenli ve sağlıklı peynir yapımı nasıl yapılır?’ projesi kapsamında insanlara gösteriyorlar. Peynir yapma ile ilgili görsel anlamda uygulamalı bir şekilde köylerimize eğitim verilmektedir. Projeyle peynirdeki hastalıklar, hayvandan insana geçen hastalıkların önlenmesi amaçlanmaktadır. Brusela hastalığı çok önemli bir hastalık, buna yakalanan bir insan birkaç yıl tedavi görmesi gerekiyor. Tedavi edilmediği zaman hastaları kaybedilme riskiyle karşı karşıya kalabiliyoruz. Bu kapsamda hayvancılık yapan üreticilerimize bu konuda gereken bilgileri veriyoruz. Bu yöntemle elde edilen peynirin verimi daha çok oluyor.’ ifadelerini kullandı.

Bingöl üniversitesinden gelen hocalara ve İl Gıda tarım ve Hayvancılık Müdürüne teşekkür eden Yeşilköy köyü muhtarı Nizamettin Hanefioğlu ise, Bingöl üniversitesi ile İl Gıda tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden gelen ekiplerin güvenli ve sağlıklı peynir yapımını köylülere göstermesi önemli bir gelişme olduğunu söyledi.

Sağlıklı ve güvenli peynir yapımını uygulamalı bir şekilde köylülere gösteren Bingöl Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Bayram Yurt, Yrd. Doç. Dr. Nurullah Demir, Yrd. Doç. Dr. Halil Şimşek ve İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Mehmet Yıldırım daha sonra köyden ayrıldı.

https://dogruhaber.com.tr/haber/254066-koy-sakinlerine-bilincli-peynir-yapimi-anlatildi/

Üzüm Pekmezinin Standartları Belirlendi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının “Türk Gıda Kodeksi Üzüm Pekmezi Tebliği” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Üzüm pekmezinin tekniğine uygun ve hijyenik şekilde üretimi, muhafazası ve pazarlanması aşamalarında taşıması gereken özellikler belirtilen tebliğe göre, üzüm pekmezi, tat durumuna göre tatlı ve ekşi pekmez olarak iki gruba, kıvamına göre sıvı ve katı pekmez olarak iki tipe ayrıldı.

Susam ve yerfıstığı da dahil olmak üzere Antep fıstığı, badem, ceviz, fındık gibi sert kabuklu meyvelerin yenilebilir kısımları sadece katı üzüm pekmezi üretiminde kullanılacak ve ürünün net kütlesindeki çeşni maddelerinin oranı en az yüzde 5 olacak.

Üzüm pekmezinin ticari glukoz, fruktoz ve benzeri şekerler ile seyreltilmesi ve/veya çoğaltılması yoluyla meyveli şekerli şurup, üzüm tatlısı ve üzüm pekmezi şurubu gibi isimlerle ürünler üretilemeyecek.

Söz konusu tebliğ kapsamında bulunan ürünlerde katkı maddesi ve aroma vericiler ve aroma verme özelliği taşıyan gıda bileşenleri kullanılamayacak.
Bu kapsamadaki ürünlerin adlandırılmasında “özü, özütü, konsantresi, eksraktı” gibi ifadeler yer almayacak.

Üzüm pekmezi üretimden son tüketiciye ulaştırılana kadar temiz ve kuru yerlerde kokulardan ari biçimde, doğrudan güneş ışığından korunacak ve 25 santigrat dereceyi aşmayacak şekilde muhafaza edilecek.

Tebliğin yayım tarihinden önce faaliyet gösteren gıda işletmecileri maltoz, rafinoz ve tartarik asit/malik asit oranına ilişkin hükümlerine tebliğin yayımı tarihinde, tebliğin diğer hükümlerine ise 31 Ekim 2017 tarihine kadar uyacak. Tebliğe aykırı davrananlar hakkında Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun ilgili maddelerine göre idari yaptırım uygulanacak.

http://www.tarimtv.gov.tr/tr/video-detay/uzum-pekmezinin-standartlari-belirlendi-8533

‘Vahşi Sulama Terk Edilmeli’ Çağrısı

MANİSA İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdür Vekili İsmail Kaya, mevsimsel tarım arazilerin sulamaya açıldığı bugünlerde üreticilere uyarıda bulundu. Su kaynaklarının yetersiz olduğuna dikkat çeken Kaya, ‘vahşi sulama’ diye tabir edilen eski alışkanlığın terkedilmesi gerektiğini söyledi. Manisa İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdür Vekili İsmail Kaya, tarımsal sulamada su kaynaklarının yetersiz olduğunu söyleyerek sulama sistemlerinde ‘Basınçlı Sulama Sistemleri’ne dönülmesi gerektiğini ifade etti. Kaya, “İklimler günden güne değişiyor.

İklimler değiştiği için sulama imkanlarımız da günden güne zayıflıyor. Su kaynaklarımız hacim olarak azalıyor. Barajlar, dereler, akarsular, günden güne kuruyor. Bunun sebebi olarak ta uzmanlar küresel iklim değişikliklerini gösteriyor. Bizim burada yapmamız gereken kıt olan kaynağımızı tarımsal faaliyetlerde nasıl verimli bir şekilde kullanabiliriz, bunun mücadelesini yapmamız gerekiyor. Su olmadığı için suyun çiftçimiz için ne kadar kıymetli olduğunu çok iyi biliyorum. Su olduğu takdirde üreticilerimizin üretemeyeceği hiçbir bitkisel üretim olmuyor. Aynı zamanda sulama yaptığımız zaman verimde artıyor. Bu yüzden suyumuzu tasarruflu ve verimli bir şekilde kullanalım” diye konuştu.

Kaya, suların verimli kullanılabilmesi için eski alışkanlıkların terkedilmesi gerektiğini vurgulayıp, “Vahşi sulama alışkanlığımız var, onu terketmemiz gerekiyor. Çünkü artık bu kadar bolluk içerisinde kullanabileceğimiz bir kaynak yok. Basınçlı sulama sistemlerine dönülmesi gerekir. En önemli konu sulama kanallarımızı kapalı sisteme göndermemiz gerekiyor. İnşallah devletimiz bununda üstesinden gelir diye düşünüyorum. Kurum ve bakanlık olarak önemsediğimiz konulardan bir tanesi de sulama kanallarının kapalı sisteme geçirilmesi konusundaki müracaatlarımız, müracaatlarımızın takibinin devamını sağlayacağız” diye konuştu.

http://www.hurriyet.com.tr/vahsi-sulama-terk-edilmeli-cagrisi-40507113