Monthly Archives: Mayıs 2019

Kene Isırması ile KKKA Virüsü Bulaşması İçin Hangi Saatler Kritik?

Kırsal ve ormanlık alanlardan dönüşte vücutta kene tespit edilmesi halinde, çıplak elle dokunmamak şartıyla, parçalanmadan ve ezilmeden çıkartılması veya yakındaki bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor. Kenenin kan emmeye başlaması ile Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) virüsünü bulaştırması için ilk 12 saat çok kritik…

Yaz mevsiminin yaklaşması ve havaların giderek ısınmasıyla artan tarımsal faaliyetlerle birlikte, yurdun çeşitli illerinden kene ısırması ve buna bağlı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı vakaları sıklaştı.

Giresun’da kene mücadelesi çalışmaları
Giresun’un, Hyalomma soyu kenelerin yaygın olduğu Kelkit Vadisi çevresinde yer alan yüksek rakımlı ilçelerinde (Alucra, Çamoluk, Şebinkarahisar) 2019 yılı kene mücadelesi çalışmalarına devam ediliyor.

Kene ile mücadele çalışmalarına ilişkin bilgiler veren Giresun Tarım ve Orman İl Müdürü Dr. Muhammet Angın, şunları kaydetti:

Ette ve sütte kalıntı bırakmayan ilaçlar kullanılıyor
“Kene mücadelesinde, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından temin edilen ve et ve sütte kalıntı bırakmayan ilaçlar kullanılmaktadır. Bu kapsamda, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar muhtarlıkların ve önder çiftçilerinde desteği sağlanarak, riskli yerler başta olmak üzere ücretsiz olarak ilaçlanmaktadır. Çevre kirliliğine yol açması ve doğada faydalı canlılara da zarar verebilmesi nedeniyle mera vb. açık alanların ilaçlanması ise önerilmemektedir.

Çiftlik hayvanlarında yapılan bu ilaçlı mücadele çalışmalarının temel amacı, kenelerin biyolojik üreme zincirini kırarak popülasyonunu mümkün olduğunca azaltmaktır. Doğada çok geniş alanlarda bulunan, larva, nimf ve ergin evreleri beslenmek (kan emmek) için yabani hayvanları ve evcil hayvanları tercih eden ve hızlı üreyebilen kenelerin herhangi bir mücadele yöntemiyle tamamen yok edilmesi mümkün değildir.

Keneye karşı kişisel korunma tedbirleri
Sıcak mevsimlerde insanlara kene tutunması vakalarının artması nedeniyle kenelerin bulunabileceği alanlara gidildiğinde dikkatli olunmalı ve en etkili korunma yönteminin kişisel korunma tedbirleri olduğu unutulmamalıdır.

Kırsal ve ormanlık alanlardan dönüşte vücutta kene yönünden mutlaka kontrol yapılarak, eğer kene tespit edilirse çıplak elle dokunmamak şartıyla, parçalanmadan ve ezilmeden en kısa sürede çıkartılmalı veya yakındaki bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Çünkü kene yapışmasından sonra kan emmeye başlaması dolayısıyla olası KKKA virüsünü bulaştırması için belirli bir zamanın geçmesi gerekmektedir (ortalama 12 saat). Bu nedenle arazi dönüşünde vücutta kene kontrolü yaparak yapışan bir kene varsa gün geçirilmeden uzaklaştırılması en önemli tedbirdir.

Ayrıca çiftçilerimizin, yaz mevsiminde tarlada çalışma saati olarak; kenelerin hareketsiz veya en az hareketli oldukları, sıcaklığın 15 derecenin altında olduğu zaman dilimleri olan sabah 05:00-10:00 arası ve akşam 17:00-20:00 saatleri arasını tercih etmeleri faydalı olacaktır.”

https://www.gidahatti.com/kene-isirmasi-ile-kkka-virusu-bulasmasi-icin-hangi-saatler-kritik-149135/

Giresun Hayvancılığına Yeni Bir Kan; Romanov Koyunu

“İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzce yürütülen ve Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP) tarafından finanse edilen ‘Giresun İli Kırsal Gelir Kaynaklarının Çeşitlendirilmesi Projesi’ kapsamında; 480 baş anaç koyun ve 20 baş damızlık koç olmak üzere toplam 500 adet saf Romanov ırkı koyun ithal edilmiştir. Bu koyunlar, 20 yetiştiricimizin her birine 24’er baş anaç koyun ile 1’er baş damızlık koç olacak şekilde dağıtımı yapılmıştır.

Menşei Ukrayna ve Rusya olan Romanov koyunu, değişik iklim koşullarına adapte olabilmektedir. Yerli ırklarımızın aksine mevsime bağlı kızgınlık göstermez, yılda 2 doğum yapar ve doğum ortalaması % 250’dir. Yılda ortalama 4-5 kuzu vererek, kırmızı et üretimi açısından büyük değer taşımaktadır. Nitekim halk arasında bu koyun ırkının yetiştirildiği çiftlikler ‘kuzu fabrikası’ olarak tabir edilmektedir. Örneğin; 2016 yılında bir ilçemizdeki yetiştiricimiz, Romanov ırkı 4 baş anaç ve 1 baş koça üretime başlayıp 3 yıl sonra 130 başlık sürüye ulaşmıştır.

Erkek Romanovların ortalama ağırlığı 55-80 kg iken dişilerde ortalama ağırlık 40-50 kg’dır. 6-7 aylık kuzularda kesim ağırlığı ortalama 35 kg’dır. Analık kabiliyeti en yüksek koyun türüdür. Et verimi çok yüksektir. Etinde koyunlarda genelde görülen koku yoktur. Az yağlı ve lezzetli olup Türk damak tadına oldukça uygundur. Gri renkli yünü ve siyah dış post kılı; halı,kilim,battaniye,hasır vb. yapımlarında kullanılmaktadır.

Romanov koyunu dağıtımı yapılan işletmeler, İl Müdürlüğümüzce yakın takip edilerek gerekli teknik destek verilecektir. Giresun ilimizde uygulanan bu önemli proje sayesinde, küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin geliştirilmesi ve kırmızı et üretiminin artırılması suretiyle çiftçilerimizin gelirinin yükseltilmesi hedeflenmektedir” dedi.

Giresun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü

https://giresun.tarimorman.gov.tr/Haber/602/Giresun-Hayvanciligina-Yeni-Bir-Kan-Romanov-Koyunu

Kenevir İçin Rekor Başvuru

İLAÇ, kâğıt, biyoyakıt, kumaş, kozmetik alanlarından sabun üretimine ve otomotiv sektörüne kadar oldukça geniş bir kullanım alanına sahip olan ve petrole alternatif olan kenevir, son günlerin gündemine yerleşti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ülkemizde keneviri yok ettik” diyerek ekiminin teşvik edileceğini açıklamasının ardından Antalya ve Burdur’un da aralarında bulunduğu 19 ilde üretimine izin verilen kenevir için başvurular yüzde 500 arttı.

ÜRETİM ÇEŞİTLENDİRİLMELİ

Kenevirde üretimin çeşitlendirilmesine ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Ziraat Mühendisleri Odası’nın Kenevir Üretimi Raporu’nda çalışmaların bir devlet politikası ile desteklenmesi önerildi. Raporda, “Çiftçimizin üretim yapmasını sağlayıcı her türlü girişim önemlidir. Kenevir üretimi daha kârlı hale getirilip çiftçi tarafından tercih edilmesi sağlanmalı. Politikanın bir diğer ayağı ise kenevirin farklı kullanımına ilişkin tesislerinin kurulması olmalı” denildi.

ENDÜSTRİYEL ÜRETİM ÖNEMLİ

Kenevirin endüstriyelleştirilerek sanayiye mamul haline getirilmesinin bölgenin sanayi potansiyelini yükselteceğine vurgu yapan Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkanı Hakkı Bahar, şöyle dedi: “Bunun için bilim insanlarının çalışmalarına ihtiyacımız var. Bu nedenle konunun mühendislik boyutu büyük önem arz ediyor. Kenevir üretimini gerçekleştirmek zor değil.”

DOĞRU BİR ADIM

“Asıl planlamamız ve altyapı oluşturmamız gereken konu ürettikten sonra keneviri ne yapacağımız. Mesela doğadaki radyasyonu çeken ve oksijen salınımı sağlayan kenevirle bio plastik üretimi yapılabiliyor. Ama bio plastik üretimini tüccar değil mühendis yapabilir. Bu konuda kurumlardan görüş alınarak çok kapsamlı bir hazırlık yapılmalı. Kenevir bitkisinin yaygınlaştırılması da çok doğru bir adım.”

56 YILDA YÜZDE 40 DÜŞTÜ

1961 yılında 20 bin hektar alanda 15 bin tonu aşkın kenevir üretimi yapılırken, 2017 yılında 12 hektar alanda 9 tona düştüğünün belirtildiği raporda, bitkinin dünya pazarındaki gücüyle ilgili şu bilgiler verildi: 2017 yılında dünya kenevir lifi üretiminin yüzde 28’ini Çin, yüzde 25’ini Kuzey Kore, yüzde 16’sını Hollanda gerçekleştirdi. Dünya kenevir tohumu üretimin yüzde 80’ini Fransa gerçekleştiriyor.

KENEVİR NEDEN ÖNEMLİ?

Kenevir dünyada 35 bin üründe kullanılabilen stratejik bir ürün. Bir dönümlük kenevir 25 dönümlük orman kadar oksijen üretiyor. Bir dönümlük kenevirden, 4 dönüm ağaca eş kağıt üretilebilir. Çok az suya ihtiyaç duyan bu bitki gerçek bir radyasyon temizleyicidir.

http://www.hurriyet.com.tr/yerel-haberler/antalya/kenevir-icin-rekor-basvuru-41205952

Çiftçilere Kene Uyarısı

Giresun Tarım ve Orman Müdürü Muhammet Angın, çiftçilere yaz mevsiminde tarlalarda kenelerin hareketsiz veya en az hareketli oldukları, sıcaklığın da 15 derecenin altında olduğu saatlerde çalışmaları önerisinde bulundu. Angın, yaptığı yazılı açıklamada, Giresun’da Kelkit Vadisi çevresinde yer alan Alucra, Çamoluk ve Şebinkarahisar ilçelerinde hyalomma soyu kenelere karşı mücadelenin devam ettiğini belirtti.

Kene mücadelesinde Sağlık Müdürlüğü tarafından temin edilen ve et ve sütte kalıntı bırakmayan ilaçların kullanıldığını kaydeden Angın, “Bu kapsamda büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar muhtarlıkların ve önder çiftçilerin de desteği sağlanarak, riskli yerler başta olmak üzere ücretsiz olarak ilaçlanmakta. Çevre kirliliğine yol açması ve doğada faydalı canlılara da zarar verebilmesi nedeniyle mera açık alanların ilaçlanması ise önerilmemektedir.” ifadelerine yer verdi.

Çiftlik hayvanlarında yapılan ilaçlı mücadele çalışmalarının kenelerin biyolojik üreme zincirini kırarak populasyonunu mümkün olduğunca azaltması hedefiyle gerçekleştirildiğine vurgu yapan Angın, sıcak mevsimlerde insanlara kene tutunması vakalarının artması nedeniyle kenelerin bulunabileceği alanlara gidildiğinde dikkatli olunması tavsiyesinde bulundu.

Angın, en etkili korunma yönteminin kişisel korunma tedbirleri olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Kırsal ve ormanlık alanlardan dönüşte vücutta kene yönünden mutlaka kontrol yapılarak eğer kene tespit edilirse çıplak elle dokunmamak şartıyla parçalanmadan ve ezilmeden en kısa sürede çıkartılmalı veya yakındaki bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Çünkü kene yapışmasından sonra kan emmeye başlaması dolayısıyla olası KKKA virüsünü bulaştırması için belirli bir zamanın geçmesi gerekmektedir. Ortalama 12 saat.”

Arazi dönüşünde vücutta kene kontrolü yapılarak yapışan bir kenenin görülmesi halinde gün geçirilmeden uzaklaştırılması gerektiğine işaret eden Angın, “Çiftçilerimiz, yaz mevsiminde tarlada çalışma saati olarak, kenelerin hareketsiz veya en az hareketli oldukları, sıcaklığın 15 derecenin altında olduğu zaman dilimleri olan sabah 05.0-10.00 arası ve akşam 17.00-20.00 saatleri arasını tercih etmeleri faydalı olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

https://www.sondakika.com/haber/haber-ciftcilere-kene-uyarisi-12020761/

Doğanın Altın Damlası: Bal

Binlerce çiçek özünün şifasını içinde barındıran bal, doğanın en saf ve muhteşem mucizelerinden biridir. Arıların sonsuz emek ve bitmeyen bir sabırla ortaya çıkardıkları bu kıymetli ürün, besleyici değerinin yanı sıra kadim zamanlardan beri ilaç olarak da kullanılıyor.
BALA DAİR:

-Bal, vitamin, mineral ve aminoasitler gibi vücut için gereken pek çok yaşamsal maddeyi içerir. Bal bu yönüyle diğer şekerli ürünlerden farklıdır.

– İçeriğindeki şekerlerin büyük bölümü basit şekerlerdir.

-Bal, şeker gibi sindirim sisteminde değişikliğe uğradıktan sonra değil, sindirime gerek olmadan birkaç dakika içinde çok hızlı bir şekilde doğrudan kana karışır ve vücuda enerji verir.

-Bal, antioksidan ve antibakteriyel özelliğe sahiptir. Bu özellikleri ile vücut direncini arttırır.

-Arılar 1 gram bal için 4000’den fazla çiçekten nektar toplar.

-Balın rengi, kokusu, şeker oranı ve tadındaki farklılık toplanan nektara göre değişiklik gösterir.

-100 gram bal yaklaşık 325 kalori içerir.

-Balın petek halinde olması da onun gerçek olduğu anlamına gelmez. Çünkü kovanın etrafına konan şeker şurubu gibi maddeler arılar tarafından peteklere taşınabilir. Bu tür ballar arıların çiçeklerden doğal yollarla topladıkları bal gibi şifa özelliği taşımazlar.

-Kıvamına, rengine veya tadına bakarak gerçek balı sahtesinden ayırmak mümkün değildir. En sağlıklı yol, bala laboratuvar koşullarında yapılan analizdir.

-Bu nedenle bal alırken açık bal yerine markalı ve bilinen ürünleri almayı tercih edin.

-Bal, nem, güneş veya kaynatma gibi sıra dışı bir etkiye maruz kalmadığı sürece bozulmaz ve zaman faktöründen etkilenmez.

-Bal, içeriği ile yetişkinlerin yanı sıra çocuk beslenmesi için de önemli bir gıdadır. Ancak uzmanlar bir yaşından küçük çocuklara bal yedirilmesini önermiyor.

-Antibakteriyel özelliğinden dolayı bal içine konan maddeler bozulmadan saklanabilir.

BAL VE SAĞLIK:

Mideyi kuvvetlendirir.
-Kansızlığı giderir.
-İştah açar, zindelik verir.
-Kolesterolü düşürür.
-Soğuk şerbeti ishale karşı etkilidir.
-Karın ağrılarını geçirir.
-İdrar söktürür, mesane yollarını temizler ve iltihaplarını giderir.
-Gözün görme gücünü arttırır.
-Ağızdaki yaraları iyileştirir.
-Dişleri ve diş etlerini mikroplardan korur.

-Nezleye iyi gelir.
-Karaciğer ve göğsü temizler. Balgam söktürür.
-Sıcak şerbeti öksürüğe iyi gelir, kabızlığı önler.
-Çocukların zeka gelişimine katkı sağlar.
-Haricen kullanıldığında, romatizma, varis ve iltihaplı yaralara iyi gelir.
-Cilt ve saça sürüldüğünde besler ve güzelleştirir.

https://www.sabah.com.tr/sofra/haberler/2019/05/02/doganin-altin-damlasi-bal