Monthly Archives: Haziran 2019

Kenevir Üretimiyle Çiftçinin Geliri 4-5 Kat Artacak

Uşak Tarım ve Orman Müdürü Ertan Keleş, gelecek yıl 750 dekar alanda kenevir üretimi yapılacağını belirterek, “Buğday ve arpada dekar başına karlılık 300, 400 lira arasında. Liflik kenevir üretiminden dekar başı bin 500 liraya kadar gelir elde edilebilecek” diye konuştu.

Keleş, kenevir üretimine izin verilen iller arasında yer alan Uşak’ta üreticilerin bu ürüne ilgisinin yoğun olduğunu söyledi.

Uşak Üniversitesi iş birliğiyle bu yıl ilk kez ilde liflik kenevir üretimi gerçekleştirdiklerini vurgulayan Keleş, birkaç yıl içerisinde kentin bu alanda ön plana çıkacağını ifade etti.

Çiftçiler gelirlerini katlayacak
Kenevir bitkisinin ekonomik getirisinin buğday, arpa gibi ürünlerden 3-4 kat daha fazla olduğuna dikkati çeken Ertan Keleş, bu nedenle üreticilerin kısa sürede kenevir üretimine yöneleceğini dile getirdi.

Keleş, buğday ve arpada dekar başına karlılığın 300-400 lira arasında olduğuna değinerek, şöyle konuştu:

“Liflik kenevir üretiminden dekar başı bin 500 liraya kadar gelir elde edilebilecek. Selçikler köyünde bu yıl ilk kez kenevir üretimi yapıldı. Verim oldukça yüksek. Bilindiği üzere yağlık ve liflik olmak üzere 2 tür kenevir üretimi var. Biz ilimizde liflik üretimin yaygınlaşmasını istiyoruz çünkü getirisi daha yüksek. Yağlık kenevir üretiminde dekar başı ortalama bin lira gelir elde edilirken, liflikte bu oran bin 500 liraya kadar yükselebiliyor.”

Liflerin pazarlama sorunu olmadığına işaret eden Keleş, “İlimizde dekardan 80-85 kilogram lif ve bir ton odun elde edilecek. Kenevir ve odunun getirisini topladığımızda dekar başı gelir buğday ve arpanın getirisini dörde katlayacak. Biz bu nedenle liflik kenevir üretimi için çiftçileri bilgilendiriyoruz.” dedi.

“Ülke ekonomisi için çok önemli bir ürün”
Üzerinde çalışılan tohumların yaygınlaşmasıyla kenevir üretiminin istenilen düzeye ulaşacağını anlatan Keleş, şunları kaydetti:

“Kenevir ülke ekonomisi için çok önemli bir ürün. Karlılığı oldukça yüksek, bu nedenle kısa sürede yaygınlaşacağını düşünüyoruz. tekstil, otomotiv, sektörlerinde kağıt sanayinde, tıp alanında geniş kullanımı olan kenevir aynı zamanda yağ ve yakıt olarak da kullanılıyor. Kenevir suyu seven bir ürün, ilimizde yağış ortalaması metrekareye 565 mililitre, bu oran bizim için yeterli, biraz su takviyesi yapılabilir. İlimizde kenevir çalıştığımız tarlada lif oranı yüksek esrar oranı düşük bir ekim yaptık.”

“Kenevir üretimi bizi heyecanlandırıyor”
Selçikler beldesinde üretici Mehmet Arslan, ilk kez kenevir ekimi yaptığını belirterek, “Getirisi buğday ve arpaya göre çok fazla, tarımı kolay, pazar sorunu yok, fiyat istikrarı olacağı söyleniyor. Bu nedenlerle kenevir üretimi artacak.” diye konuştu.

https://www.dunya.com/ekonomi/kenevir-uretimiyle-ciftcinin-geliri-4-5-kat-artacak-haberi-448453

Yöresel Ürünler Dünyaya Ankara’dan Ulaşacak

Ankara Ticaret Odası (ATO) Anadolu’nun yöresel ve geleneksel ürünlerinin Başkent’ten dünyaya pazarlanması amacıyla ‘Uluslararası Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi’nin ikincisini düzenliyor. 19-21 Eylül tarihleri arasında ‘Anadolu’dan Dünyaya’ temasıyla düzenlenecek zirvede, katılımcılar için konferans programı, Coğrafi İşaretli Ürünler İhtisas Fuarı, ikili iş görüşmeleri ve saha etkinlikleri yer alacak. Katılımcılar, coğrafi işaretlere ilişkin bilgi ve gelişmeleri, dünyada ve Türkiye’de başarı hikayeleriyle alanında örnek teşkil eden kanaat önderleri, akademisyenler, bilim insanları, ulusal ve uluslararası düzeydeki politika yapıcı ve uygulayıcı kurum ve kuruluşların yöneticileri ve uzmanlarından dinleyebilecek.

200’DEN FAZLA STANT KURULACAK

Zirve süresince düzenlenecek uygulamalı eğitim kamplarında katılımcılar, coğrafi işaretlere konu ürünler hakkında genel bilgi, ürünlere yönelik markalaşma, e-ticaret, tescil, denetim gibi teknik konulardaki bilgi ve becerilerini geliştirme fırsatı bulacak. Zirve, Kars kaşarından, Malatya kayısısına, Hatay’ın defne sabunundan Pervari balına kadar Türkiye’nin zengin ürünlerinin sergileneceği Coğrafi İşaretli Ürünler İhtisas Fuarı’na da ev sahipliği yapacak. Yaklaşık 3 bin 500 metrekare alanda açılacak, 200’den fazla standın kurulacağı sergide yöresel ürünler, yabancı alım heyetleri, zincir mağaza yöneticileri ve ziyaretçilerin beğenisine sunulacak.

TÜRKİYE DE HAKKINI ALMALI

ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, ilkini 2017’de düzenledikleri zirvede kazandıkları deneyimle ikincisine hazırlandıklarını söyledi. Baran, “Geleneksel ve yöresel ürünlerimiz değer kazanacak, Anadolu’nun dünyaya açılan kapısı Ankara’dan dünyaya ulaşacak” dedi. Coğrafi işaretli ürünler pazarının küresel büyüklüğünün 200 milyar doları aştığına dikkati çeken Baran, Türkiye’nin bu pazarda hak ettiği yeri alması için çalıştıklarını dile getirdi. Baran, “Bu pazardan, 600’ün üzerinde coğrafi işaretli ürünü bulunan Fransa 18 milyar dolar, 500’ün üzerinde coğrafi işaretli ürünü bulunan İtalya 12 milyar dolar pay alırken, Türkiye’nin 2 bin 500’ün üzerinde coğrafi işaret tescili alabilecek ürünüyle seyirci konumunda olması kabul edilemez. Türkiye bu pazarda yerini mutlaka alacaktır” diye konuştu. Coğrafi işaret olarak tescillenebilecek ürünlerle ilgili de çalışmalar yürüttüklerini belirten ATO Başkanı Gürsel Baran, bugüne kadar ‘Ankara simidi’, ‘Ankara döneri’, ‘Ankara tavası” ve ‘Erkeç pastırması’nı tescil ettirdiklerini hatırlatarak, ‘Ankara tiftiği’ için de başvuru yaptıklarını söyledi. ATO’nun 28-29 Nisan 2017’de ‘1. Uluslararası Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi’nde 42 oda ve borsa katılmış, 200’ü aşkın yerel ürün sergilenmişti.

https://www.star.com.tr/ankara/yoresel-urunler-dunyaya-ankaradan-ulasacak-haber-1461016/

Belgesel Değil, Karadeniz Dağları Doğa Koruma ve Milli Parkların Doğu Karadeniz’de Başlattığı …

Doğa Koruma ve Milli Parklar 12. Bölge Müdürlüğüne bağlı Giresun Şube Müdürlüğü tarafından 2019 yılı “Büyük Memeli Hayvanlar Envanteri” araştırması başladı. Alucra, Şebinkarahisar ve Çamoluk kırsallarından yapılan ilk çalışmalar sonucu bölgede bulunan birçok yaban hayvanları fotoğraflandı. Aralarında ayılarında bulunduğu yaban hayvanları envanterinin çıkartılması çalışmalarının yıl içerisinde de devam edeceği öğrenildi. Fotoğraflanan yaban hayvanları arasında ayılar, dağ keçileri, kuş türleri ve tavşanların yanı sıra birçok yaban hayvanı fotoğraflanarak kayıt altına alındı.

https://www.haberturk.com/giresun-haberleri/69824137-belgesel-degil-karadeniz-daglaridoga-koruma-ve-milli-parklarin-dogu-karadenizde-baslattigi

Kene Isırığından Korunmanın Yolları

Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına virüs diye adlandırılan mikropların neden olduğunu ifade eden Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Abdülkadir Yıldırım, “Hastalık genellikle insanlara, kenelerin kan emmesi sonucu veya bulunan kenelerin çıplak elle toplanması ve ezilmesi ile bulaşır. Hastalık hayvanlarda belirtisiz olarak seyredebilir. Bu nedenle de hayvanınız sağlıklı görünse bile hastalık bulaştırabilir. Hastalık, vücudunda virüs taşıyan hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya diğer dokularına temas etmekle bulaşabilir. Hastalık, virüsü taşıyan insanların kan ve vücut sıvılarına temas sonucu da bulaşabilir.” dedi.

“KAPALI GİYSİLER GİYİLMELİ”
Keneden korunmak için riskli alanlara giderken açık renkli giysilerin tercih edilmesi gerektiğine dikkat çeken Yıldırım, “Keneler uçmaz, zıplamaz, mutlaka insan vücudunda kan emmek için tutunabileceği bir yere ulaşmak amacıyla tırmanırlar. Bunun için mümkün olabildiğince kapalı giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorap içine alınmalı veya çizme giyilmesi tercih edilmelidir. Riskli alan dönüşlerinde mutlaka kişi kendi vücudunu ve çocuklarının vücudunu kene yönünden kontrol etmelidir. Özellikle kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dikkatli incelenmelidir.” diye konuştu.

“ÇIPLAK ELLE TEMAS EDİLMEMELİ”
Vücuttan kene çıkarılırken dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Yıldırım, vücuda tutunmuş kenenin en kısa sürede tutunduğu, en yakın kısmından uygun bir malzemeyle çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Yıldırım, “Kene ısırıkları sıklıkla ağrısız olduğu için, genellikle ısırılan kişiler keneyi ancak ısırılmadan sonra, hatta kene kan emerek şiştikten sonra fark ederler. Kene ne kadar kısa sürede vücuttan uzaklaştırılırsa hastalık riski de o kadar azalır. Kenenin tutunduğu yerden çıkarılması işlemi sırasında asla çıplak elle temas edilmemeli, eldiven giyilmelidir. Vücuda tutunmuş kene vücuda tutunduğu en yakın kısmından uygun bir malzemeyle tutularak çıkarılmalıdır. Çıkarılma işlemi sırasında kenenin başının içeride kalması KKKA hastalığı açısından bir risk oluşturmamaktadır. Kene çıkarıldıktan sonra tendürdiyot gibi antiseptik bir solüsyon uygulanmalıdır. Çıkarılan kene, içinde çamaşır suyu, alkol veya insektisit vb. bulunan ağzı kapaklı bir şişe içine atılarak öldürülmelidir. Eğer kene incelenmek üzere laboratuvara gönderilecekse cam bir tüp veya küçük kavanoz içinde kapatılarak saklanmalıdır.” ifadelerini kullandı.

“ELLER SABUNLA YIKANMALI”
Kişinin vücuduna tutunan keneyi çıkaramaması halinde en yakın sağlık kuruluşuna başvurmasının önemli olduğunun altını çizen Yıldırım, “En kısa zamanda kenenin vücuttan çıkarılması sağlanmalıdır. Hasta için kullanılan materyaller sızdırmayan bir torbaya veya kutuya atılmalıdır. Eldivenler çıkartılıp uygun şekilde atılmalı, eller sabunla yıkanmalıdır. Kene çıkartılırken ucu sivri forseps kullanılmamalıdır. Keneleri vücuttan uzaklaştırmak amacıyla, kenelerin üzerine sigara basmak, kolonya, gazyağı, alkol ve benzeri kimyasal ürünler dökmek gibi yöntemlere başvurulmamalıdır. Keneyi çıkartmak için kıvrılma veya katlanma şeklinde hareketler yapılmamalıdır. Çıplak elle kene çıkartılmaya çalışılmamalıdır.” açıklamasında bulundu.

“AÇIK RENKLİ ÖRTÜ SERİLEREK OTURULMALI”

Tarım ve hayvancılıkla uğraşan kişilerin keneye karşı daha fazla dikkatli olması gerektiğinin altını çizen Yıldırım, “Bu kişiler vücutlarını, çocuklarının vücutlarını ve elbiselerini sık sık kene yönünden kontrol etmelidirler. Kene cımbız veya eğri uçlu pens gibi uygun bir malzemeyle vücuda tutunduğu en yakın noktadan tutularak çıkarılmalı, hiçbir şekilde elle ezilmemelidir. Kene çıkartıldıktan sonra kişi bilgilendirilerek 10 gün süre ile takip edilmeli, ani başlayan ateş, baş ağrısı, yoğun halsizlik, bulantı, kusma, ishal ve kanama gibi şikayetlerin olması durumunda sağlık kuruluşuna başvurması gerektiği vurgulanarak söylenmelidir. Hasta kişilerin kanlarına veya diğer vücut sıvılarına korunmasız bir şekilde dokunulmamalıdır. Piknik amaçlı olarak su kenarları ve otlak şeklindeki yerlerde bulunanlar döndüklerinde, mutlaka üzerlerini kene bakımından kontrol etmeli ve kene varsa usulüne uygun olarak vücuttan uzaklaştırmalıdır. Çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı, bu gibi yerlere çıplak ayakla veya kısa giysilerle girilmemelidir. Piknik veya kamp alanlarında yere direkt temas edilmeden, açık renkli örtü serilerek oturulmalıdır.” dedi.

“KORUMA ÖNLEMLERİ ALINMALI”
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Yıldırım, “Hayvanların kanlarına ve diğer vücut sıvılarına korunmasız bir şekilde dokunulmamalıdır. Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut sıvıları ile temas sırasında eldiven, önlük, gözlük, maske gibi koruma önlemleri alınmalıdır. Hayvanlarda kene mücadelesi yapılmalıdır. Hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde yapılmalı, kene mücadelesi yapıldıktan sonra, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalıdır. Hayvan sahipleri, hayvanlarını ve hayvan barınaklarını kene ve diğer dış parazitlere karşı uygun ektoparaziter ilaçlarla yılda en az iki kez ilaçlamalıdır. Mücadelede köydeki hayvanların ve barınaklarının tamamının eş zamanlı kene ve diğer ektoparazitlere karşı ilaçlanması gerekmektedir. Genel olarak geniş çevre ilaçlamaları faydalı görülmemektedir.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

https://www.ensonhaber.com/kene-isirigindan-korunmanin-yollari.html

Tarımsal Kalkınma Vakfından Çölleşme Uyarısı

Çölleşmenin dünyanın her yerinde kurak bölgeleri etkileyerek ekonomilerin gelişmesini engellediğini ve geniş alanlarda nüfusun yoksullaşmasına neden olduğunu belirten Taşan, böylece doğal çevrenin ve içerisinde yaşayan tüm canlıların olumsuz etkilendiğine işaret etti.

Taşan, Türkiye’nin sahip olduğu iklim özellikleri ve topoğrafik yapısı nedeniyle toprakları erozyona karşı hassas ve yanlış insan faaliyetleri sebebiyle çölleşme tehdidi altında bulunduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:”Ülkemiz topraklarının yüzde 80’i çölleşme açısından orta ve yüksek risk grubu altındadır. Yerküredeki yaklaşık 1 milyar insanın yaşamını doğrudan tehdit eden çölleşme tehlikesiyle yüzleşmenin ve bu tehlike ile baş edebilmenin tek yolu, ülkelerin karşılıklı iş birliği içerisinde etkin eylemler gerçekleştirmesi ve birlikte hareket edebilme yeteneğini kullanabilmesidir.

“Çölleşmenin etkilerini azaltmak ve önüne geçebilmek için, bitki örtüsünün korunması, geliştirilmesi ve artırılmasına yönelik çalışmalar yapılması gerektiğine dikkati çeken Taşan, Türkiye’de de son yıllarda ağaçlandırma çalışmalarının ivme kazandığını kaydetti.

Taşan, sadece kamunun yapacağı çalışmalarla çölleşme tehdidinin bertaraf edilemeyeceğini belirterek, “Bugün, doğru sulama teknikleri, arazinin tekniğine uygun olarak işlenmesi, çiftçilerin bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi gibi konularda kamu ile birlikte sivil toplum kuruluşları ve toplumun ilgili bütün kesimlerine düşen çok önemli sorumluluklar vardır.” ifadelerini kullandı. Kaynak: Tarımsal Kalkınma Vakfından çölleşme uyarısı

http://www.hakimiyet.com/tarimsal-kalkinma-vakfindan-collesme-uyarisi-1254828h.htm

https://www.gidahatti.com/2050de-10-milyar-insani-beslemenin-5-yolu-151336/