Monthly Archives: Ocak 2011

2011 Tarım Sigortası Kapsamında Riskler ve Prim Destekleri Belirlendi

Devlet Destekli Tarım Sigortasının Kapsamı Genişletilerek meyvelerde çiçeklenme dönemi ile erkek besi sığırlarıda sigorta kapsamına alındı. “Tarım Sigortaları Havuzu Tarafından Kapsama Alınacak Riskler, Ürünler, Bölgeler ve Prim Desteği Oranlarına İlişkin Karar” 13 Ocak 2011 tarihli ve 27814 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2011/1244 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2011 yılı uygulaması yürürlüğe girdi. Bu kararla;

·       Çiftçilerimize zor durumlarında destek olmak, üretimlerini devam ettirmelerini sağlamak ve sürdürülebilir üretim için;

·       Bitkisel ürünlerde; dolu, fırtına, hortum, yangın, heyelan ve deprem ile sel ve su baskını,

·       Açık alanda yetiştirilen tüm meyvelerde don riski,

·       Seralarda;  dolu, fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem, sel, su baskını ve taşıt çarpması ile kar ve dolu ağırlığı,

·       Süt hayvanı sığırlarının ölüm riski,

·       Bio-güvenlik ve hijyen tedbirleri alınmış, kapalı kümeslerde yetiştirilen kümes hayvanlarında ölüm riski,

·       Denizlerde ve iç sularda yetiştirilen su ürünlerine (Her türlü hastalık, zehirlenme,  kaza ve bazı doğal afetler) ölüm riski, sigorta kapsamına alınmış idi.

2011 yılında ise ilk defa;

·       Süt sığırlarına ilave olarak, erkek besi sığırları sigorta kapsamına alınmıştır.

·       Açıkta yetiştirilen meyvelerde çiçeklenme dönemi sigorta kapsamına alınmıştır.

·       Prim miktarları; meyvelerde çiçeklenme dönemi dolayısı ile sigorta paketindeki diğer riskler hariç sadece don riskinde 1/3 oranında çiftçi tarafından, 2/3 oranında devlet prim desteği olarak karşılanacaktır.

·       Diğer tüm risklerde devlet prim desteği %50 oranında olacaktır.

·       Erkek besi sığırlarının sigorta kapsamına alınması ile; yaklaşık 100 bin besi işletmesinin faydalanacağı beklenmektedir.

·       Meyvelerde çiçeklenme döneminin sigorta kapsamına alınması ile; yaklaşık 75 bin meyve üreticisinin faydalanacağı beklenmektedir.

Üreticilerimizin Dikkatine !

·       Üreticilerimizin sigorta süresinin kısıtlı olmasını da dikkate alarak, en kısa zamanda ürünlerini, seralarını ve hayvanlarını sigortalatmaları gerekmektedir.

·       Öncelikle çiftçilerimizin, Çiftçi Kayıt Sistemindeki (ÇKS) bilgilerini güncellemeleri gerekmektedir.

·       Ayrıca, kapsamdaki riskler dolayısı ile zarar gören çiftçilerimiz 2090 sayılı Kanun kapsamında hiçbir yardımdan faydalanamayacaklardır.

Tarımsal faaliyetlerde, fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem, sel ve su baskını gibi riskler Tarım Sigortaları Havuzu tarafından teminat altına alınacak ve tüm riskler için sigorta priminin yüzde 50’si oranında prim desteği verilecek.

Bakanlar Kurulu’nun, ”Tarım Sigortaları Havuzu Tarafından Kapsama Alınacak Riskler, Ürünler ve Bölgeler ile Prim Desteği Oranlarına İlişkin Kararı” Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Buna göre, bitkisel ürünler için dolu ana riski ile birlikte; fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem, sel ve su baskını ek riskleri paket halinde, ayrıca, açık alanda yetiştirilen meyveler için bu risklere ilave olarak, isteğe bağlı don riski (çiçeklenme evresi dahil), Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı çiftçilerin, mevcut arazi bilgileri dikkate alınarak, Tarım Sigortaları Havuzu tarafından teminat altına alınacak.

Seralar için dolu ana riski ile birlikte, fırtına, hortum, yangın, heyelan, deprem, taşıt çarpması, kar ve dolu ağırlığı ile sel ve su baskını ek riskleri paket halinde, Örtü Altı Kayıt Sistemine kayıtlı çiftçilerin, mevcut arazi, sera ve ürün bilgileri dikkate alınarak, Tarım Sigortaları Havuzu tarafından teminat altına alınacak.

Kapalı sistemde üretim yapan, bio-güvenlik ve hijyen tedbirleri alınmış tesislerde yetiştirilen kümes hayvanları, soy kütüğü, önsoy kütüğü ve Hayvan Kayıt Sistemine (Türkvet) kayıtlı olan süt ve erkek besi sığırları için ölüm riski de sigorta kapsamına alınacak.

Denizlerde ve iç sularda yetiştirilen su ürünleri için ölüm riski de Su Ürünleri Kayıt Sistemine kayıtlı yetiştiricilerin bilgileri dikkate alınarak teminat altına alınacak.

-PRİM DESTEĞİ-

Karar kapsamında belirlenen tüm riskler için 2011 yılında, sigorta priminin yüzde 50’si oranında prim desteği verilecek.

Ayrıca, çiçeklenme evresinin don riski kapsamına alınması, risk maliyetindeki artışlar ve çiftçinin ödeyeceği prim de dikkate alınarak, verilen prim desteğine ilave olarak, sadece don riski primine 3’te 1 oranında ek prim desteği, Tarım Sigortaları Havuzuna bütçenin ilgili tertibinden aktarılarak karşılanacak.

Haksız yere yapılan destekleme ödemeleri, ödeme tarihinden itibaren, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da belirtilen gecikme zammının oranları dikkate alınarak hesaplanan kanuni faizi ile birlikte geri alacak ve haksız yere prim desteği alan üreticiler 5 yıl süreyle hiçbir destekleme programından yararlanamayacaklar.

Bu karar 1 Ocak 2011 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girecek.

İlgili Resmi Gazete

http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2011/01/20110113-1.htm

http://www.tarimprojeleri.com/duyuru-haber-ilan/haber/94-2011-tarim-sigortasi-prim-destekleri.html

Gelecek 60 Yılda Dünya

Yeni yayınlanan bir rapor, dünyanın patlamaya hazır bir bomba olduğunu ortaya koydu. Buna göre, giderek büyüyen şehirler gezegenin yaşamsal  kaynaklarını kuruturken, dünya hızla nüfus patlamasına doğru yaklaşıyor.Özellikle yeni gelişen ülkelerde nüfus büyümesi 21.  yüzyılın tanımlayıcı durumunun ifadesi. Makine Mühendisleri Enstitüsü’nün raporuna göre, bu iklim değişikliğinden daha büyük bir tehdit potansiyeline sahip. Gelecek 60 yılda dünya nüfusunda patlama yaşanması bekleniyor. Rapora göre 2075’te dünya nüfusu 6.9 milyardan 9.5 milyara ulaşarak zirve yapacak. Dünya nüfusu her yıl 75 milyon artıyor.

Bu İngiltere’nin nüfusuna denk. Rapora göre büyümenin büyük bölümü Afrika kıtasında kentlerdeAsya’nın sanayi adımlarını takip ederek gerçekleşecek. 2007’de 3.3 milyar olan dünya kent nüfusunun 2050’de 6.4 milyara ulaşması bekleniyor. Büyük değişimler olmadığı sürece, insanların su, gıda, enerji ve barınak gibi temel ihtiyaçlarını sağlayacak yeterli kaynak olmayacak. Nüfus: Tek Gezegen, Çok Fazla İnsan? başlıklı raporda iklim değişikliğinin de kaynaklar üzerinde büyük bir baskı yaratacağı, bir milyar kadar insanın göç etmek zorunda kalacağı belirtiliyor.

Su ihtiyacının 2030’da yüzde 30 artması beklenirken, gıda ihtiyacıyla 2050’de tarımsal üretim talebi ikiye katlanacak.
Üçüncü dünya ülkelerinde şimdiden yayılarak genişleyen gecekondular, şehirlerin tıka basa dolmasıyla daha da yaygın hale gelecek. Milyarlaca kişi açlık, susuzluk ve kötü yaşam koşulları tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Bu koşullar toplumsal huzursuzluk, isyan ve çatışmaların fitilini ateşleyecek.

Dünyanın dört bir yanından 70’ten fazla mühendisin katkılarıyla oluşturulan raporda, Birleşmiş Milletler Milenyum Kalkınma Hedefleri model alınarak, enerji, su, gıda, kentleşme ve finans gibi temel sorunlarla mücadele için küresel bir mühendislik girişimi oluşturulması çağrısı yapılıyor. Araştırmanın öncüsü Doktor Tim Fox, “Yüzyıl sonunda dünya insanlık tarihinin en büyük nüfus patlaması ve bunun yarattığı sorunlarla karşı karşıya kalacak” diyor.

Fox, enerji tüketimi, gıda depolanmasının geliştirilmesi, suyun akılcı kullanımı ve israfın önlenmesi için ortaya konulacak mühendislik çözümlerinin dünyanın 9.5 milyarlık nüfusu taşımasına imkan verebileceğini söylüyor. Uzmanlara göre, maliyet yüklü olabilir, ama zengin ülkeler finansal ve teknolojik kaynaklarını paylaşmaya istekli olursa, bunun altından kalkılabilir. Uzmanlar, temel ihtiyacın daha yoksul ülkelerin kaynaklara aç ‘kirli’ sanayileşme aşamasını atlamasına yardımcı olmak olduğunu belirtiyor.

Yeni gelişen sanayileşmiş ülkelerde nüfus artarken, İngiltere ve ABD gibi gelişmiş ülkelerde nüfus stabil olma ya da azalma eğilimi gösteriyor. Avrupa nüfusunun ise 2050’ye kadar yüzde 20 düşmesi bekleniyor. Rapora göre, küresel nüfus büyümesinin etkisi dünyanın her tarafında hissedilecek ve bu anlamda sınırların ortadan kalkmasına neden olacak.

(DIŞ HABERLER / GAZETEPORT)
http://www.gazeteport.com.tr/DUNYA/NEWS/GP_835194

Hayvan Ağılları Köy Dışına Çıkıyor

Söke’nin köylerinde hayvan ağılları Ağustos ayında köy dışına çıkacak(IHA) Söke’nin köylerinde hayvan ağılları Ağustos ayında köy dışına çıkacak. 9 Ağustos 2011’de yürürlüğe girecek kanun ile köylü ev sınırları içinde hayvan bakamayacak. Kisir Köy Muhtarı Baki Suna, konuyla ilgili gerekli girişimlerin ve çalışmaların şimdiden başlatılmasını istedi.Ağustos ayında yürürlüğe girecek kanun gereği hayvan bakım alanlarının köy yerleşim alanları dışına kurulması planlanırken, köy dışına inşa edilecek ağıllar İl Özel İdaresi tarafından ruhsatlandırılacak.

 Hayvancılık yapmak isteyen köylü İlçe Tarım Mürdürlüklerine dilekçe ile başvuruda bulunacak ve hangi tür kapsamda hayvancılık yapacağını bildirecek. Böylelikle köylerde hayvancılık kayıt altına alınabileceği gibi denetimleri de kolaylaşacak.İl Özel İdaresi’nin ruhsatlandırma konusunda yardımcı olmasını isteyen Kisir Köy Muhtarı Baki Suna; İl Genel Meclisi ve İl Özel İdaresi tarafından köylerde inşa edilecek ağıl planlamalarının şimdiden programa alması gerektiği görüşünü dile getirdi. Hayvancılığın kırsalın kalkınması için çok önemli olduğunu küçük çapta yapılsa dahi hayvancılığın köylünün gizli bankası olduğunu dile getiren Muhtar Baki Suna; Konuyla ilgili İl Özel İdare ve Tarım Müdürlüğü ortak çalışmayı hemen başlatmalı. Tarım İlçe Müdürlüklerinde hayvancılık işletme ruhsatı sahibi olanlar yeni uygulamada öncelikli olmalı. 9 Ağustos tarihinde yürürlüğe girecek kanun öncesinde imar ruhsatlarının dağıtımının yapılması gerekir. Bu nedenle gerek ruhsatlandırma gerekse ağıl inşasının yapılması için gerekli ön hazırlık çalışmalarının daha önceki tarihlerde tamamlanmış olması gerekli. İl Genel Meclis Üyelerimizi ve tüm yetkilileri bu konuya duyarlı olmalarını ve çalışma yapmalarını talep etmekteyiz dedi.

http://www.lpghaber.com/Hayvan-Agillari-Koy-Disina-Cikiyor–haberi-580240.html

Arıcılık

Trabzon İl Tarım Müdürlüğü , Vakfıkebir Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü ve Vakfıkebir İlçe Tarım Müdürlüğünün işbirliği ile Vakfıkebir Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü Eğitim salonunda açılan 80 Saatlik arıcılık kursuna 160 Arıcı katıldıTrabzon İl Tarım Müdürü Bektaş ERDOĞAN beraberinde Çiftçi Eğitim ve Yayım Şube Müdürü Ali Kemal YILDIZ ile birlikte arıcılık kursunu ziyaret etti. İl Tarım Müdürü Bektaş ERDOĞAN kursiyerlere hitaben yaptığı konuşmada ; Trabzon İl Tarım Müdürlüğünce sunulan hizmetlere değinerek daha genişkitlelere ulaşabilmek için açılan kursların ilgi görmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek arıcılığın önemine değindi.

Trabzon’da 2010 yılı içerisinde 30 arıcılık kursu açıldığını ve bu kurslardan 852 çiftçinin belge almaya hak kazandığını ifade eden İl Tarım Müdürü arıcılık ve arı ürünleri konusunda her kesimi bilgilendirmeye çalıştıklarını belirtti.Arıcılığın bölgemiz ve ülkemiz için çok önemli bir tarım kolu olduğunu,ülkemizin arıcılığa çok uygun bir flora yapısına sahip olduğunu vurgulayarak, çok büyük bir potansiyel arzeden nektar ve polen kaynaklarının ekonomiye kazandırılması için arıcılığın geliştirilip yaygınlaştırılmasında çaba sarfedilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca arı ürünlerinde marka oluşturmanın önemine değinerek İl Tarım Müdürlüğü olarak ellerinden gelen her türlü yardıma hazır olduklarını belirttikten sonra. Kursların arıcılarımıza , bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını diledi.
İl Tarım Müdürü Bektaş ERDOĞAN’ın konuşmasının ardından kursiyerlerden Vakfıkebir eski Belediye Başkanı Yunus Halis Mollaahmetoğlu İl Tarım Müdürüne ziyaretlerinden ötürü teşekkür ederek arıcıların sorunlarına değindi. Ayrıca marka almanın kolaylığına işaret ederek arıcıların marka almaları konusunda duyarlı olmalarını istedi.Sözkonusu Arıcılık kursu İlçe Tarım Müdüresi Remziye KULEYİN, Tarım İl Müdürlüğü ,Çiftçi Eğitim ve Yayım Şube Müdürlüğü Elemanlarından Tekniker İsmet KAHRAMAN ve Muzaffer KARABAYIR tarafından verilmektedir. Arıcılık ve arı ürünleri konularında bilgi almak üzere her kesimden vatandaşlarımızın ve çiftçilerimizin katıldığı kursta katılımcılara; teknik arıcılık , arıcılıkta mevsimsel bakım işlemleri , hijyen ve kalıntısız bal ve arı ürünleri üretim teknikleri ile başta bal olmak üzere arı ürünlerinin kullanımı ve muhafazası konularında eğitim veriliyor.

http://www.tarimtv.gov.tr/Bugun_36_vakfikebirliler-aricilik-kursuna-adeta-akin-etti48.htm

Türkiye’nin İlk Uluslararası Sertifikalı Ormanı

Orman Genel Müdürlüğü, Bolu Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı Aladağ ormanları için uluslararası Orman İdare Konseyi’nden (FSC) sertifika aldı. Muğla Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı ormanlarda sertifika için alt yapı çalışmaları tamamlanarak müracaatta bulunuldu.Orman Genel Müdürü Osman Kahveci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, küresel ısınma ve iklim değişikliği başta olmak üzere ekolojik dengenin sağlanmasında ormanların öneminin arttığını belirtti. Bu doğrultuda, orman işletmeciliğinin sürdürülebilir orman yönetimi kriterlerine uygun şekilde yapılması, yasa dışı faydalanmanın önlenmesi amacıyla dünyada ve Türkiye’de ormancılıkta sertifikasyon çalışmalarının hızla yayıldığını anlatan Kahveci, sertifikalandırma çalışmalarını yurt genelinde yaygınlaştıracaklarını söyledi.

Başta Avrupa Birliği ve ABD olmak üzere, orman ürünleri pazarında sertifikalı ürün satışının sektörde rekabet unsuru haline gelmeye başladığına dikkati çeken Kahveci, Türkiye’de orman ürünleri sanayinin başta mobilya, parke, palet, yonga, lif levhada ulaştığı önemli ihracat kapasitesinin ve Avrupa pazarları yanında Asya pazarlarının da her geçen gün artan payının orman ürünlerinin de sertifikasyonunu zorunlu hale getirdiğini belirtti. 

Kahveci, şöyle devam etti:

“Orman sertifikalandırma, çevre bilinci yüksek tüketici kesimleri ile sürdürülebilir orman yönetimi ya da işletmeciliğini gerçekleştiren üretici kesimleri arasında güçlü bir bağ kurarak, ormanların daha iyi yönetilmesini teşvik ediyor. Ayrıca, ormancılık faaliyetlerinin sürdürülebilir kalkınma ilkelerine uygun orman işletmeciliği doğrultusunda gerçekleştirilmesini sağlamaya yönelik geliştirilmiş oldukça yeni bir sistemdir. 

Ormancılıkta sertifikasyon, tüketicilerin satın aldıkları ürünlerin sürdürülebilirlik ilkelerine uygun olarak işletilip işletilmediğini ayırt etmesini sağlayacak bir mekanizma olarak ortaya çıktı. İlk olarak ormanların tahrip edilmesine ve azalmasına dikkati çekmek için, sivil toplum örgütleri tarafından bir politika aracı olarak desteklendi ve 1990’lı yıllarda bu koşullarda doğdu.”

Ormanların sertifikalandırılmasında, üretimin, hizmet veya sürecin kurallarda belirtildiği gibi yapıldığının teyid edilmesini sağlamayı amaçladıklarını anlatan Kahveci, sertifikalandırmayla zararlı ve yanlış uygulamaların azaltılmasını hedeflediklerini, endüstriye ve tüketicilere ürün hakkında güvenilir ve standart bilgiyi elde etmenin ekonomik yollarını sunmak istediklerini vurguladı.

“ORMAN İŞLETMECİLİĞİ ULUSLARARASI İLKELERE UYGUN”-

Kahveci, ormanların sertifikalandırılması çalışmalarını sürdürdüklerini ifade ederek, şunları kaydetti:

“İlk etapta Bolu Orman Bölge Müdürlüğü Aladağ Orman İşletme Müdürlüğünde yaptığımız çalışmalarla, orman işletmeciliğimizin uluslararası kabul görmüş ormancılık ilkelerine uygun olduğu, yapılan ön değerlendirmede belirlendi. Bunun neticesinde, asıl sertifika müracaatı yaptık ve dünyada orman yönetimi sertifikalandırma şekillerinden biri olan FSC sertifikası alındı. Aynı şekilde Muğla Orman Bölge Müdürlüğü tamamında da sertifika için çalışmaları başlattık. Sertifikalandırma çalışmalarını yaygınlaştırılarak Kastamonu ve diğer bölgelerde de uygulamaya geçiyoruz. Bu şekilde, orman ürünlerinin sektöre satışında FSC logoları kullanacağız. Orman ürünleri sektöründe sertifikasyonlu ürünlerden yapılan mamul ürüne de sertifika kullanım imkanı sağlanacak.”

Ormanların sertifikalandırılmasının ardından uluslararası sözleşmeler çerçevesinde hareket edileceğini dile getiren Kahveci, toprak ve orman kaynakları için uzun vadeli mülkiyet ve kullanım hakkının yasal olarak belirlenerek açıkça tanımlanacağını dile getirdi. Vatandaşların toprakları, arazileri ve kaynaklarına sahip olması, kullanması ve yönetmesine dair yasal ve geleneksel haklarının kabul edileceğine işaret eden Kahveci, şunları söyledi:

“Bu sistem, ekonomik sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla ormanların çeşitli ürün ve hizmetlerinin etkin kullanımı ile çevresel ve sosyal faydaları teşvik edecek, biyolojik çeşitlilik ve ilgili değerleri, su kaynaklarını, toprakları, özel hassas ekosistemleri ve tabiatı korumak suretiyle ekolojik fonksiyonları ve ormanın bütünlüğünü devam ettirecek. Orman yönetim planı faaliyetleri ölçek ve yoğunluğuna uygun şekilde yazılacak, uygulanacak ve güncel tutulacak. İdarenin uzun vadeli amaçları ve bu amaçlara ulaşma yolları açıkça belirtilecek.

Orman, bir ülkenin prestiji, saygınlığı ve emniyetidir. Orman ve çevre arasındaki ilişkileri karşılıklı etkileşim olarak düşünmek gerekir. Yakın zamana kadar orman 2 binden çok kullanım alanı olan odun hammaddesini üreten eşsiz bir doğal kaynak olarak algılanmaktaydı. Ancak günümüzde ‘Ormanın Fonksiyonel Değerleri’ diye bilinen çevresel etkileri ön plana çıkmıştır. Uzmanların yaptığı araştırmalar göstermiştir ki bir ağacın ömrü boyunca ürettiği fonksiyonel değerler odun hammaddesi olarak ürettiği değerlerin 2 bin katıdır. Tüm bu bilimsel, sosyal, ekonomik, kültürel yapıları bir arada düşündüğümüzde, elbette ormanlarımızdan planlı olarak faydalanmak, korumak ve geliştirmek ana misyonumuzu teşkil ediyor. Bunun için günün şartlarına ve teknolojisine uygun çalışmalarımız kesintisiz ve bölge ayırımı yapmadan devam edecek.”

http://www.yesilbilgi.org/turkiye’nin-ilk-uluslararasi-sertifikali-ormani.aspx