Monthly Archives: Mart 2011

Tüketiciler Yeni Meyvelerle Tanışacak

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, koruma altında olmayan yabancı meyve ve asma çeşitlerinin Türkiye’de bir defaya mahsus ücretsiz olarak tescil edilmesini onayladı. Maviyemiş, turmayemişi, tangorun da aralarında bulunduğu toplam 89 adet yabancı meyve-asma çeşidi birkaç ay içinde tescil edilecek. Söz konusu çeşitlerin üretimiyle Türkiye’de tüketiciler yeni meyve türleri ve mevcut türlerin yeni çeşitleriyle tanışacak. Türkiye’de bitki çeşitlerinin tescil işlemleri, “Bitki Çeşitlerinin Kayıt Altına Alınması Yönetmeliği” hükümlerine göre yapılıyor. Söz konusu yönetmeliğin ilgili maddesine göre, eğer bir çeşit Uluslararası Yeni Bitki Çeşitlerinin Korunması Birliği (UPOV) üyesi bir ülkede tescil edilmiş ise Meyve ve Asma Tescil Komitesi tarafından uygun görülmesi halinde herhangi bir denemeye gerek kalmaksızın kayıt altına alınabiliyor.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nden (TAGEM) alınan bilgiye göre, Türkiye’de meyveciliğin ülke potansiyeline uygun bir seviyeye gelmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilmesi için iç ve dış pazarlarda tutulan ve Fidan Üreticileri Alt Birliği tarafından talep edilen, ciddi adaptasyon sorunu bulunmayan yeni yabancı çeşitlerin tescil edilerek, fidan sertifikasyon sistemine dahil edilmesi gerekiyor.

Bu çerçevede, TAGEM’e bağlı Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü, Eğirdir Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü, Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü, Malatya Meyvecilik Araştırma Enstitüsü, Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü ve Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü ile Ege, Çukurova ve Ondokuz Mayıs üniversiteleri bünyesindeki toplam 89 adet meyve ve asma çeşidinin, Meyve ve Asma Tescil Komitesi tarafından bir defaya mahsus ücretsiz olarak tescil edilmesi için TAGEM tarafından Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü’ne teklifte bulunuldu ve 9 Mart 2011’de “Bakanlık Makamı Oluru” alındı.

Bakanlık oluru ile 9 adet armut, 3 adet badem, 5 adet ceviz, 13 adet elma, 5 adet kayısı, 8 adet kiraz, 1 adet vişne, 2 adet limon, 3 adet mandarin, 4 adet maviyemiş, 2 adet turnayemişi, 1 adet nar, 1 adet muz, 8 adet nektarin, 4 adet şeftali, 4 adet portakal, 1 adet tangor ve 15 adet asma olmak üzere toplam 89 adet yabancı meyve-asma çeşidi, birkaç ay içinde Meyve ve Asma Tescil Komitesi tarafından tescil edilerek, fidan sertifikasyon sistemine alınacak, daha sonra fidancılar ve üreticilerin kullanımına sunulacak.

-TEŞVİK ALAMADIĞI İÇİN ÜRETİCİ SERTİFİKASIZ FİDANI YETİŞTİRMİYOR-

Söz konusu meyve-asma çeşitleri bazı ülkelerde daha önceden ıslah edilen ve 25-30 yıl önce piyasa verilen çeşitler. Türkiye’ye son yıllarda üniversite, bakanlık araştırmacıları veya özel sektör kanalıyla getirilen bu çeşitler, kısmen de olsa Türkiye’de de yetiştiriliyor ancak fidanı ticarette yaygın olarak kullanılmıyor. Sertifikasız fidana teşvik alamadıkları için üreticilerin yetiştirmediği belirtildi.

Alınan bilgiye göre, daha önce, bu çeşitlerin tescili için Türkiye’de de tescil denemeleri yapılması gerekiyordu. Bu çok zaman kaybına yol açtığı için mevcut uygulamada, yurt dışında tescilli olan bu çeşitlerin bilim insanları tarafından incelenmiş ve adaptasyonları konusunda büyük bir tereddüt yoksa fidancılara ve meyvecilere bazı çeşitlerin tavsiye edilmesi için çalışma yapılıyor. Bu konuda dünyada geçerli usul herhangi bir meyve-asma fidanının üretilip ticarete katılması için mutlak surette sertifika verilmesi. Türkiye’de de bunun için öncelikle bu çeşitlerle ilgili çeşit özellik belgeleri ve çeşidi tanımlayıcı birtakım bilgi ve belgelerin bakanlığa bağlı Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkezi Müdürlüğünde kayıt altına alınması gerekiyor. Bu işlem için ise ücret alınıyor. Ancak söz konusu çeşitlerin bir defaya mahsus ücretsiz tescili konusunda, birkaç içinde Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkezi’nde Meyve-Asma Çeşit Tescil Komitesi toplanacak. Meyve-asma çeşitlerinin tescilinden sonra bu fidanları üretmek isteyenlere çeşit sahibi kuruluşlar damızlık materyal dağıtacak.

-MEYVECİLİKTE ÇEŞİTLERİN ESKİMESİ-

Türkiye’de meyvecilikte çeşitlerin eskime sorunu bulunduğu, halen piyasadaki çeşitlerin çoğunun eski çeşitler olduğu, yeni çeşitlere ihtiyaç bulunduğu belirtiliyor. İthalat yoluyla mevsim dışı ülkeye gelen meyveleri vatandaşlar beğendiği, piyasada tutulduğu için fidancıların da bu fidanları talep ettiği ifade ediliyor. Söz konusu çeşitlerin piyasada tutulması, böylece çiftçinin ürününü daha kolay pazarlaması, ayrıca, bu çeşitlerin tescilinin fidancılar açısından ihracat kolaylığı sağlaması bekleniyor.

Türkiye piyasasında ilgi gösterilen bu türlerin fidanlarının ticarete konu olması, bahçeler kurulması için koruma altında olmayan yabancı meyve ve asma çeşitlerinin Türkiye’de bir defaya mahsus ücretsiz olarak tescil edilmesinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından onaylandığı belirtiliyor.

Yetkililerden alınan bilgiye göre, Türkiye için yeni bir bitki olan ve yabanmersini ile karıştırılan maviyemiş, son 5-6 yıldır doğu Karadeniz’de, kuvvetli asit karakterli alanlarda yetişiyor. Turna yemişi ise üzümsü bir meyve, çalı formunda mavi yemişin, yaban mersininin akrabası. Tangor ise bir turunçgil melezi.
http://ekonomi.milliyet.com.tr/tuketiciler-yeni-meyvelerle-tanisacak/ekonomi/ekonomidetay/20.03.2011/1366795/default.htm

 

Bir Yudum Süt Kampanyası Başladı

Tarım İl Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü İşbirliği ile hayata geçirilen ve Balıkesir Valiliği tarafından finansmanı sağlanan “Bir Yudum Süt Projesi” okul öncesi eğitim çağında bulunan çocuklara ücretsiz pastörize süt dağıtım töreni ile Balıkesir Merkez Sakarya İlköğretim okulunda başladı.Projenin tanıtımını yapan Tarım İl Müdürü Engin Sancı; “kişi başına düşen yıllık 24 litrelik süt tüketimi ile Avrupa Birliği Ülkelerinin gerisinde olan ülkemizde, projenin uygulanması ile öncelikle çocuklara ve toplumun her yaştaki bireylerine süt içme alışkanlığının kazandırılması amaçlanmıştır” dedi.

Bir Yudum Süt Projesi tanıtım töreni ile ilgili konuşma yapan Valimiz Yılmaz ARSLAN; “İlimizin tarım ve hayvancılık potansiyelini her fırsatta vurguluyoruz. Süt de Türkiye de lider olduğumuz alanlardan birisi. Türkiye süt üretiminin %7,5 ini biz gerçekleştiriyoruz. Hem büyük baş süt üretiminde, hem de küçükbaş süt üretiminde Türkiye de birinci sıradayız. Tabii ki çok üretim gerçekleştirmek tek başına yeterli değil. Üretilen sütün en iyi şekilde işlenerek değerinde satılması ve tüketicilere sağlıklı şekilde ulaştırılması gerekiyor. Bu kapsamda Tarım İl Müdürlüğü, İl Özel İdaresi ve üretici birliklerinin yoğun bir çabası var. Ürettiğimiz sütü sağlıklı bir şekilde toplayarak süt işleme tesislerine ulaştırmamız gerekiyor. Bu konuda ciddi mesafeler aldık, 2011 yılında da gerçekleştireceğimiz çalışmalar ile daha iyi duruma geleceğiz. Tarım İl Müdürlüğünün organizesi ile bu yıl küçük çaplı üretim gerçekleşen ve soğutma tankı olmayan köylerde 2.000 civarında “Süt Güğümü” dağıtımı gerçekleştireceğiz. Ayrıca kapasitesi daha fazla olan Köylere ve Birliklere Süt Soğutma Tankı temin edeceğiz.

Ülkemizde kişi başına düşen süt tüketimi 24 lt. AB Ülkelerinde ise yaklaşık 4 katımız oranında tüketim gerçekleşiyor. Başlatacağımız proje ile süt tüketim alışkanlığı kazandırmak ve süt tüketimini arttırmak amaçlanmaktadır. İl Özel İdaresi kaynakları ile gerçekleşen bu projeden olumlu sonuçlar alırsak ilerleyen dönemde de bunu sürdürmek istiyoruz” dedi.

Bir Yudum Süt Projesi kapsamında Balıkesir İli İlköğretim Okulları Ana Sınıfları proje uygulama alanları olarak belirlenmiştir. 15 Mart -17 Haziran aylarında devam edecek olan Bir Yudum Süt Projesi ile toplam 60 gün süreyle günde 1000 bardak süt dağıtılacak olup toplamda 60.000 bardak pastörize süt dağıtımı gerçekleştirilecektir.

 http://www.balikesirtarim.gov.tr/component/content/article/42-manset/386-bir-yudum-sut-kampanyasi-basladi.html

http://balikesirdsyb.org/modules.php?name=News&file=article&sid=89

Damla Sulama ile Tasarruf

Türkiye’de 2003 yılından itibaren uygulanan yağmurlama ve damla sulama yöntemleriyle yüzde 20-30 su tasarrufu sağlandığı bildirildi.Çevre ve Orman Bakanlığı yetkililerinden aldığı bilgiye göre, Türkiye’de suyun en fazla kullanıldığı alan yüzde 74’lük oranla zirai sulama olarak belirlendi.Dünyadaki toplam su miktarının yüzde 97,5’inin denizler ve okyanuslardaki tuzlu sulardan oluştuğuna dikkati çeken yetkililer, geriye kalan suyun önemli kısmının buzullarda olduğunu, bu nedenle şu anda mevcut tatlı suyun sadece binde 76’sının kullanılabildiğini ifade etti.

Türkiye’de suyun en fazla zirai sulamada kullanıldığı dikkate alınarak, su tasarrufu konusunda 2003 yılından itibaren iptidai sulama yöntemleri yerine kapalı sistem olan yağmurlama ve damla sulama metotları kullanılmaya başlandığını anlatan yetkililer, bunun neticesinde yüzde 20 ile yüzde 30’luk bir su tasarrufu sağlandığını bildirdi.

Yetkililer, 2003-2010 yılları arasında DSİ tarafından 145’i sulama olmak üzere 920 adet tesisin hizmete alındığını da belirterek, 1 milyon hektar arazinin suya kavuşturulduğunu kaydetti.
Her yıl farklı bir temayla kutlanan ”Dünya Su Günü”nün bu yılki ana temasının ”Şehir Sularının Yönetimi” olarak belirlendiğine işaret eden yetkililer, 81 ilin içme, kullanma ve sanayi suyu ihtiyaçları dikkate alınarak İçmesuyu Eylem Planı hazırlandığını ve illere 2050 yılına kadar yetecek su sağlandığını dile getirdi.

Alınan bilgiye göre, yine aynı dönemde 34 adet içmesuyu tesisi tamamlandı ve 25 milyon vatandaşa ilave içmesuyu temin edildi. Ankara’ya yılda 226 milyon metreküp su temin edecek Gerede Projesi başlatılırken, KKTC’ye yılda 75 milyon metreküp su sağlayacak KKTC İçmesuyu Temin Projesi kapsamında Mersin Anamur’da Alaköprü Barajı’nın temeli atıldı. 7 Mart 2014 tarihinde tamamlanması planlanan projeyle KKTC’nin 50 yıllık su ihtiyacı karşılanacak.

Su kalite yönetiminde münferit çözüm yerine havza ölçeğinde çözüm anlayışına geçtiklerini belirten yetkililer, bu çerçevede hazırlanacak havza koruma eylem planlarıyla, atıksu yönetiminin, ekonomik kaynaklar en iyi şekilde kullanılarak yapılmasını hedeflediklerini söyledi.
Yetkililer, 15 havzanın Havza Koruma Eylem Planlarının tamamlandığını, geriye kalan 10 havzanın Havza Koruma Eylem Planlarının 2012 yılında tamamlanacağını bildirdi. Yetkililer ayrıca, Atıksu Arıtımı Eylem Planı çerçevesinde, belediye nüfusunun yüzde 73’ünün atık sularının arıtıldığını kaydetti.
 

 http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=226978

İhracatı Yasak Olan Romanov Koyunu Medvedev’in Özel İzniyle Türkiye’de

Rusya’nın ihracatını yasakladığı, dünyanın en verimli ve en çok kuzu veren koyun cinsi Romanovlar artık Türkiye’de. Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev’in özel izni ile Türkiye’ye getirilen 175 Romanov koyununun üretimine başlandı. ‘Kuzu makinesi’ olarak bilinen koyunların sahibi Osman Nuri Günay, “2005 yılında Tarım Bakanlığı’na dilekçe verdik, 5 yılda izni zor aldık. Bu koyun ırkının tamamen saf hali dünyada sadece Rusya’da ve bizde var.” dedi.

Rus Romanov koyunları aşırı sıcak ve soğuğa dayanıklı, yılda iki kez gebe kalıp her seferde 3-4 yavru doğuruyor. Çiftlik sahibi Günay, 2005 yılından itibaren 5 yıl boyunca 17 ülkede bu koyunları araştırdığını, saf ırkı sadece Rusya’da bulduğunu söylüyor. Günay, Rusya’daki Romanov Kraliyet ailesinin bu koyun cinsini elde etmek için 170 yıllık bir çalışma yaptığını belirtiyor. Türkiye’de bir yılda 100 koyundan 85 kuzu alınırken Romanov cinsi 100 koyundan yaklaşık 500 kuzu alındığını vurgulayan Günay, bu koyunların üreme verimliliğine dikkat çekiyor. Rusya’nın bu koyunların ihracatını yasakladığını ifade eden çiftlik sahibi, geçen yıl TUSKON’un Ankara’da düzenlediği zirvede Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev’den aldıkları özel izni ise şöyle açıklıyor: “Rixos Otel’deki toplantıda Medvedev’e bir not ulaştırdık ve Romanov koyunlarını istedik. Rusya Federasyonu, bir defaya mahsus, Medvedev’in özel izni ile 175 adet koyun vermek üzere Tarım Bakanlığı’na yazı yazdı. Ekim ayında Romanovları getirdik ve üretime başladık.” dedi. Çiftlikteki koyunların bir batında ağırlıklı olarak dördüz ve üçüz doğurduklarını belirten Günay, 4 ayda 26 koyundan 60 kuzu elde ettiğini aktarıyor. Rusya’dan bir koyunu nakliye masrafları da dahil 2 bin 410 TL’ye mal ettiklerini belirten Günay, ileriye yönelik hedeflerini ise şöyle anlatıyor: “İlk hedefimiz bu koyunu Anadolu’da yaygınlaştırmak. Yüksek verim aldığımızda ise halkımıza damızlık dağıtmayı düşünüyoruz.” Günay, hırsızlık olaylarına karşı çiftlikte olağanüstü güvenlik önlemleri aldıklarını söyledi. Osman Nuri Günay, geçtiğimiz günlerde YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’a hediye edilen ve Romanov olduğu söylenen koyunun saf olmadığını iddia etti. Öte yandan Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Dölerme ve Suni Tohumlama Anabilim Dalı Başkanı Necmettin Tekin ise Romanov koyun ırkının mevsime bağlı olmadan yılda iki kez gebe kalabildiğini ve her seferinde birden fazla yavru yapabildiğini belirtiyor.�
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1109013&title=ihracati-yasak-olan-romanov-koyunu-medvedevin-ozel-izniyle-turkiyede 

Bitki Koruma Ürünleri Yönetmeliğinde Değişiklik

 Bitki ve bitkisel ürünlerin yetiştirildikleri ve muhafaza edildikleri ortamlarda zararlı organizmalara karşı kullanılacak bitki koruma ürünlerinin kullanılmasında çevrenin, bitkilerin ve hayvanların korunmasıyla ilgili usul ve esaslar belirlendi.Tarım ve Köyişleri Bakanlığının, Bitki Koruma Ürünlerinin Uygulama Usul ve Esaslarına Dair Yönetmeliği, Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik, bitki koruma ürünlerini kullanan kişilerin eğitimi, belgelendirilmesi, yetki ve sorumluluklarının belirlenmesi, denetimi gibi usul ve esasları kapsıyor.

Buna göre, bitki koruma ürünü uygulamasını profesyonel kullanıcılar ile bitkisel üretim yapan kişiler yapabilecek. Bitkisel üretim yapılan alanlarda, bitki koruma ürünü uygulamalarının, Tarım ve Köyişleri Bakanlığından Bitki Koruma Ürünleri Uygulama Belgesi almış olan yetkili kişiler tarafından yapılması zorunlu olacak.

Bitki Koruma Ürünleri Uygulama Belgesi almak isteyen kişiler, belirtilen belgelerle bulundukları il veya ilçe müdürlüğüne müracaat edecek.

Zirai mücadele amaçlı yapılacak bitki koruma ürünü uygulamalarında Bakanlıktan ruhsat almış bitki koruma ürünlerinin, uygulama dozu ve zamanı ile teknik talimatlarda belirtilen tavsiyelerine ya da Bakanlık tarafından hazırlanan düzenlemelere uygun kullanılması zorunlu olacak.
Bitki koruma ürünleri daima orijinal ambalajlarında bulundurulacak. Sürüklenmeye sebep olacak derecede rüzgarlı havalarda, öğle sıcağında ve yağışlı havalarda bitki koruma ürünleri uygulaması yapılmayacak. Çevrenin korunması için bitki koruma ürünlerinin akarsulara, göllere, otlaklara ve hayvanların yaşadığı yerlere bulaşmasını önlemek amacıyla gerekli önlemler alınacak. Boş bitki koruma ürünlerinin ambalajları çevreye atılmayacak, bitki koruma ürünlerinin atıkları akarsu ve göllere dökülmeyecek ve uygulama aletleri bu sularda yıkanmayacak. Uygulama, Bakanlıktan ruhsat almış alet ve makinelerle yapılacak.
Bitki koruma ürünlerinin hazırlama ve uygulama işlerinde; hamile kadınlar, on sekiz yaşından küçük çocuklar, hasta ve hastalıklı olanlar çalıştırılamayacak. Bitki koruma ürünlerinin uygulanması sırasında koruyucu elbise, eldiven ve maske kullanılacak.

Bitki koruma ürünlerinin hazırlanması ve uygulanması sırasında sigara dahil herhangi bir şey içilemeyecek ve yenilemeyecek. Bitki koruma ürünlerinin uygulamasının yapıldığı bitkisel üretim alanlarında, zirai mücadele amaçlı uygulama yapıldığını gösteren uyarı levhaları konulacak.
 

Sağlık raporu alınması zorunlu olacak

Profesyonel uygulayıcıların yanında bitki koruma ürünleri hazırlama ve uygulama işlerinde fiilen çalışacak olanların işe başlamadan önce sağlık raporu alması zorunlu olacak.
Bitki koruma ürünü uygulaması yapan yetkili profesyonel uygulayıcılar, bu işte çalışmaları süresince de yılda bir defa genel sağlık kontrolünden geçirilerek, nörolojik muayeneleri yapılacak.

Yapılan muayene ve ölçümler sonucunda sağlığının bozuk olduğu tespit edilenler ile bozulma eğilimi gösterenler, gerekli tedaviler yapılıp sağlıklarına kavuşuncaya kadar bitki koruma ürünleri hazırlama ve uygulama işlerinde çalıştırılamayacak.

Verilen iznin dışında faaliyet gösteren, bu yönetmelik hükümlerine ve Bakanlık talimatlarına aykırı hareket eden kişilerin belgeleri tarım il veya ilçe müdürlüğü tarafından iptal edilecek.
Uygulama yetkisi iptal edilen kişilere yeniden bitki koruma ürünleri uygulama belgesi düzenlenmeyecek. Yapılan bitki koruma ürünü uygulamalarında yanlış uygulamadan dolayı bir olumsuzluğun meydana gelmesi halinde sorumluluk uygulamayı yapan kişiye ait olacak. Zarar, bitki koruma uygulamasını yapan kişiden tazmin edilecek. Bitki koruma ürünleri uygulama belgesi alan kişiler, tarım il ve ilçe müdürlüğünün denetimi altında olacak.

Bu yönetmelikle birlikte 21 Kasım 2009 tarihli ve 27413 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bitki Koruma Ürünlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırıldı.

Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce Bakanlıktan bitki koruma ürünleri uygulama yetki belgesi almış olan kişilerin yetkileri devam edecek.
http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=226476