Monthly Archives: Nisan 2011

Hindi Yılbaşında Değil, 12 Ay Kral

Besin değerleri açısından ve kolestrol düşüklüğü ile kırmızı ete rakip olan hindi eti, sadece yılbaşı döneminde değil yılın her ayı tüketilmeye başlandı
Kırmızı ette yaşanan fiyat sıkıntıları sonucu et ithalatına gidilmesi konusunda tartışmalar sürerken en az tavuk eti kadar hindi eti de alternatif olarak yükseldi. Talebin giderek arttığını söyleyen sektör temsilcileri, yurtiçinde tüketimin buna rağmen istenen boyutta olmadığını dile getirdi.

Türkiye’nin ilk hindi yetiştiricisi Bolca Hindi Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Erbayram, son iki yıldır hindi etinin kırmızı ete alternatif olmaya başladığını dile getirdi. Hindi etinin sağlık açısından öneminin yanı sıra fiyatının uygunluğunun da göz önünde bulundurulduğunu söyleyen Erbayram, “Kırmızı etin yaklaşık yarısı fiyatına satılan hindi eti artık sadece yılbaşlarında rağbet görmüyor. Satışlarının yılın 12 ayına yayıldığını görüyoruz. Biz kendi firmamızdan örnek verecek olursak Temmuz ayında yılbaşından daha çok satış yapabiliyoruz” dedi.

İhracat olursa üretim artacak

Banvit A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Görener hindi etine olan talebin yılın 12 ayına yayıldığını doğrulayarak “Yılbaşı öncesindeki 10 gün satışlar artsa da toplam hindi üretiminin ancak  satılıyor” diye konuştu. Kırmızı ette düşüşten hindi etinin yeterli payı almadığına işaret eden Görener, “Çünkü ülkemizde büyükbaşta kişi başına tüketim 12, piliç etinde 17 kilogramın üzerindeyken hindi eti ise yaklaşık 400 gram civarında. Görener ihracatla ilgili olarak ise şunları söyledi: “Sektörümüze AB ihracat kapılarının tamamen açılmasıyla birlikte, hindi üretiminde de artışı öngörüyoruz. Böylece iç pazardaki tüketim oranlarında ilerleme yavaş bile olsa, ihracat kanalı ile ülkemizdeki hindi eti üretimi de artırılabilir düşüncesindeyiz.”

“AB’ye ihracatı bekliyoruz”

Kırmızı et fiyatlarının yükselmesiyle birlikte toplu yemek hizmeti veren firmaların hindi etine yöneldiğini ve külbastıdan döner çeşitlerine kadar pek çok çeşidi hindi eti ile yaptığını söyledi. Son iki yılda 10 yıllık beklentilerinin karşılanmaya başladığını, üretimin 35-40 bin tonlardan 50 bin tona kadar çıktığını da anlatan Erbayram, “Üretimin yüzde 25’ini biz yapıyoruz. Sektördeki üreticiler olarak Avrupa Birliği ve Rusya’ya ihracat kapılarının açılmasını bekliyoruz. Gerek tavuk gerekse de hindi etinde ihracat yaptığımız Ortadoğu ülkeleri bizim kalitemizi tescil etmiş bulunmakta” diye konuştu. Erbayram, “Özellikle orta yaş üstü nüfus için kolesterol oranlarının düşük olması avantajını taşıyan hindi etinin gelişmiş ülkelerdeki yıllık tüketimi kişi başına 7 ila 15 kilogram arasında seyrediyor. Türkiye’de ise 500 gramı bulmuyor. Bu oranın yükseltilmesi gerekiyor” diye konuştu.

Pınar: Yıl boyu raftayız

Pınar Entegre Et ve Un Sanayi A.Ş.’den Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na yapılan açıklamada da “Ülkemizde sadece yılbaşı ile ilgili olarak akla gelen hindi, sağlık ve lezzet değerleriyle, düşük yağ ve kolesterol oranı, taşıdığı yüksek protein ile yılın tamamında raflarda yerini almakta ve kırmızı et fiyatlarında yaşanan fiyat artışından olumlu yönde etkilenmektedir” denildi.

 http://www.milliyet.com.tr/hindi-yilbasinda-degil-12-ay-kral/ege/haberdetay/26.04.2011/1382254/default.htm

http://www.tarimtv.gov.tr/medyaizle.php?haber_id=178

Çiftçiler, Daha Fazla Verim Elde Etmek İstiyorsa Damla Sulama Yöntemine Geçmeli

Ordu Ziraat Odası Başkanı Necat Avcı, ”Çiftçilerimiz, meyve ve sebzelerinden daha fazla verim elde etmek istiyorsa damla sulama yöntemine geçmelidir” dedi. Avcı, yaptığı açıklamada tarım alanında damla sulama yönteminin Türkiye’nin bazı bölgelerinde uygulandığını, Karadeniz Bölgesi’nde ise çok az alanda uygulandığını söyledi. Damla sulama yönteminin Karadeniz Bölgesi’nde uygulanmamasının başında bölgenin yağışlı olmasından kaynaklandığına dikkat çeken Avcı, şunları söyledi: ”Bölgemizde damla sulama yöntemi yok denecek kadar az tercih ediliyor.

Ancak özellikle kivinin yaygınlaştığı bölgemizde artık damla sulama yöntemine geçileceğini düşünüyorum. Kivi her geçen yıl çoğalıyor. Üreticiler şimdilik kiviyi kendi imkânlarıyla taşıma suyla sulamaya çalışıyor. İlerleyen yıllarda bu yöntemin başarısız olacağını şimdiden söylemek isterim. Nedeni ise az sulanan bir ürünün yeteri kadar ürün verememesi ve kalitesiz bir şekilde ürün vermesidir. Bunun önüne ancak damla sulama yöntemi ile geçilebilinir. Bölgemiz yağışlı bir bölgedir. Ancak yağmur suyu ile sulanan meyve ve sebze damla sulama yöntemi ile sulandığı takdirde daha bol ve kaliteli verim verecektir. Başka bölgelerde bu yöntem sıkça kullanılmakta ve çiftçiler ürünlerini bol ve kaliteli almaktadırlar. Çiftçilerimiz, meyve ve sebzelerinden daha fazla verim elde etmek istiyorsa damla sulama yöntemine geçmelidir.”

Gelecekte damla sulama kaçınılmaz olacak
Damla sulama yönteminin bölgede yaygınlaşması için çalışma yapılması ve üreticilerin bilinçlendirilmesi gerektiğini de kaydeden Avcı, gelecekte damla sulamanın kaçınılmaz olacağını da vurguladı. Damla sulama ile ekonomik kazanç sağlanacağını da sözlerine ekleyen Avcı, ”Bitki kök bölgesinde ihtiyaç duyulan nem ortamı sağlandığından, bitki topraktan suyu fazla enerji harcamaksızın alır bu da ürün artışını sağlayan önemli bir faktördür. Bitki besin maddeleri bitkinin ihtiyaç duyduğu zamanda sulama suyu ile birlikte bitki kök bölgesine verildiğinden gübreden en üst düzeyde yararlanılır. Bitki sıra araları ıslatılmadığından yabancı ot gelişimine olanak verilmez. Toprak yüzeyi kuru tutulduğundan toprak işleme, ilaçlama, ürün hasadı ve taşınması daha kolaydır. Böylece tarımsal işlemler en aza indirilir. Bitkinin toprak üstü organları ıslatılmadığından bitki hastalıklarının gelişmesi önlenir. Bitki kök bölgesinde düzenli bir nem dağılımı sağlandığından toprak havalanması iyi olur. Sulama suyu istenilen miktarda ve en iyi denetimle uygulanabilir, su uygulama randımanı çok yüksektir, işletilmesi kolaydır ve sulama işçiliği minimum düzeydedir”diye konuştu.

http://www.orduolay.com.tr/news.php?id=4304

Susuzluk Başladı!

Çin’in güneyindeki Guangdong eyaletindeki kuraklık yüzünden 60 bin kişinin içme suyu sıkıntısıyla karşı karşıya kaldığı bildirildi. Şinhua ajansının haberine göre, 160 bin hektar ekili arazinin olumsuz etkilendiği belirtilirken, 12 kentte insanların içme suyu sıkıntısıyla karşı karşıya olduğu ifade edildi.

Yerel hükümetin kuraklıkla mücadele için 8 milyon yüen (yaklaşık 1 milyon 870 bin TL) ödenek ayırdığı belirtilen habere göre, su kaynaklarının garanti altına alınması için çalışmalar başlatıldı.Yetkililer, gelecek aya kadar kuraklığın devam edeceğini, bölgede bir ay sonra yağışın beklendiğini kaydetti.

http://www.yesilbilgi.org/susuzluk-basladi.aspx

Ziraat, Tarımsal Kredilerde Frene Bastı

Ziraat Bankası, özellikle sıfır faizli hayvancılık kredilerindeki yoğun talep nedeniyle 17 milyar liralık 2011 yılı tarımsal kredi bütçesinin büyük bölümünü kullandı. Ziraat Bankası, 17 milyar liralık 2011 yılı tarımsal kredi bütçesinin büyük bölümünü kullandı. Haziran ayına kadar ek bütçe talebinde bulunamayacak olan Ziraat Bankası bu nedenle tarımsal kredilerde frene bastı. Yüksek kredi talebinde bulunanlar özel görüşmeye alınarak verilecek kredinin amacına uygun kullanılması sağlanıyor.

DÜNYA’nın edindiği bilgilere göre, özellikle sıfır faizli hayvancılık kredisine talebin çok yüksek olması nedeniyle Ziraat Bankası, kredi bütçesinin büyük bölümünü kullandı. Gelen kredi taleplerini karşılamak için yılın ikinci yarısında ek bütçe talebinde bulunmaya hazırlanıyor. Bankanın kredi taleplerinin önemli bölümünü beklemeye alması veya geri çevirmeye başlaması özellikle sulama yatırımı yapacakları olumsuz etkileyecek.

Ziraat Bankası, 2010’da haftada 250 milyon lira tarımsal kredi kullandırırken 2011’de bu miktar 400 milyon liraya çıktı. Bankaya yılın ilk 4 ayında kredi talebiyle yapılan başvuru 2011 bütçesi olan 17 milyar liranın üzerinde. Bu yoğun talep özellikle hayvancılık sektörüne yönelik kullandırılan sıfır faizli kredinin önemli rolü var.

2010 yılında 13.6 milyar lira tarımsal kredi kullandıran Ziraat Bankası, bu yılın ilk 4 ayında bu rakamın çok üstüne çıkarak 17 milyar liraya ulaştı. Haziran ayından sonra alınacak ek bütçe ile yıl sonuna kadar sadece Ziraat Bankası’nın kullandıracağı tarımsal kredi miktarı 20 milyar lirayı bulacak.
Özel odada görüşme

Banka tarafından, 100 bin lira ile 1 milyon lira arasında kredi talebinde bulunan müşteriler bulundukları bölgede bankanın bölge başkanlığına davet edilerek özel görüşme yapılıyor. 1 milyon liranın üzerinde kredi talebinde bulunan yatırımcılar ise Ankara’ya davet edilerek genel müdürlükteki tarımsal krediler biriminde özel görüşme yapılıyor.

Amacı sadece ucuz kredi almak olan ve tarım konusunda bilgi birikimi, yatırım altyapısı ve inandırıcı projesi olmayanlara kredi verilmiyor. Bankanın bu uygulaması uzun yıllardır hayvancılık yapanları memnun etti. Hayvancılık sektörü temsilcileri, bankanın ucuz kredisi nedeniyle hayvancılığı hiç bilmeyenlerin, altyapısı olmadan yatırım yapanların sektöre zarar vereceği endişesi yaşıyorlardı.

Geri ödemeler 2012’de başlayacak

Ziraat Bankası’nın iki yıl ödemesiz 5 yıl vadeli hayvancılık yatırım kredisini kullanan ilk yatırımcıların geri ödeme taksitleri 2012’de başlayacak. Hayvancılık sektörü temsilcileri uygulanan yanlış politika nedeniyle çok sayıda girişimcinin bu taksitleri geri ödeyemeyeceğini düşünüyor. Bu nedenle 2012’de çok sayıda işletmenin el değiştirmesi bekleniyor. Ziraat bankası yöneticileri ise on binlerce yatırımcının kredi kullandığını bunlardan elbette sıkıntı yaşanların olabileceğini ancak geri ödemelerde sorun yaşanmayacağını düşünüyor.

http://www.tarim.com.tr/haber/haberdetay/20035-Ziraat-tarimsal-kredilerde-frene-basti.htm
 

Hayvanlarda Çatlamaya Dikkat

2011 yılı bahar aylarının oldukça yağışlı geçtiğini, bu nedenle çayır ve meralarda bol ot bulunduğunu kaydeden Uyar, “Önümüzdeki günlerde havaların ısınması ve güneşi gören otların hızla boy atması ile çayır ve meralardaki otlar daha da gür olarak fazla boy atacaktır. Meraya salınan hayvanlar bu otları kısa sürede yiyecek, taze ve sindirimi kolay olan bu otlar hayvanların midesinde kısa sürede sindirilecek ve sindirim sonucu gaz açığa çıkacaktır.

 Normal zamanlarda oluşan gazı hayvanlar geğirerek atarlar ancak çok kısa sürede oluşan bu gazı hayvanlar geğirerek atmayı yetiştiremediğinden oluşan gaz işkembede birikip hayvanın aniden şişmesine neden olacaktır. Şişen işkembe akciğer üzerine basınç yapacağından hayvanın nefes almasına engel olacaktır. Nefes alamayan hayvan birkaç dakika içinde ölecektir. Halk arasında bu duruma çatlama denilmektedir” dedi.

Uyar devamında şunları söyledi “Bol yağışlı geçen bahar aylarında bu şekilde çok sayıda hayvan ölmektedir. Halk arasında bu ölümlere bazı zehirli otların neden olduğu sanılmaktadır. Halbuki ölüm nedeni zehirlenme değil ani karın şişmesi sonucu boğulmadır. Vatandaşlarımızın bu ölümlerin önüne geçebilmesi için hayvanlarını mayıs ayı içerisinde otların çok bol ve körpe olduğu dere kenarlarına salmamaları, hayvanlarını güneş görmüş biraz sertleşmiş otların olduğu yerlere salmaları, hayvanlarını sabah çayıra salarken bir miktar kuru ot yada saman yedirip öyle çayıra salmaları, şişmeye başlayan hayvanlara otlatmayı bıraktırmaları, yanlarında gaz giderici ilaç bulundurmaları, ve mayıs sonuna kadar bu durumun süreceğini bilerek dikkatli olmaları gerekmektedir”

 http://www.tarimziraat.com/tarim_haberleri/a1545-hayvanlarda_catlamaya_dikkat.html