Monthly Archives: Mayıs 2011

Tarımsal Araştırmaya TÜBİTAK Desteği

Erzurum’da yürütülen TÜBİTAK destekli projeyle, ekmeklik buğdayın erken dönem kuraklığa karşı dayanıklılığı ölçülecek. Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Öztürk, “Türkiye’de Kuru Tarım Alanlarında Yetiştirilen Ekmeklik Buğday Çeşitlerinin Erken Dönem Kuraklığa Dayanıklılık Yönünden Değerlendirilmesi” adını taşıyan proje hakkında bilgiler verdi. Tam 64 çeşit buğday üzerinde yürütülen araştırmalarla, bölgede erken dönem kuraklığa dayanıklı olan buğday çeşitlerinin belirleneceğini kaydeden Öztürk, “Bu projenin sonucunda kuraklık artık çiftçilerimiz için korkulu rüya olmaktan çıkacak.” dedi.

TÜBİTAK DESTEKLİ PROJE

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) desteğiyle yürütülen ve 138 bin liralık bütçeye sahip olan projenin, kapsamlı bir gözlem ve değerlendirme yapılacak olması nedeniyle 2008 yılından beri devam ettiğini belirten Öztürk, proje hakkında öğrencilerin ve akademisyenlerin de bilgilendirildiklerini dile getirdi.

Öztürk, buğdayın geçmişte olduğu gibi günümüzde de insan beslenmesinde doğrudan veya dolaylı olarak en fazla kullanılan, kültür bitkileri arasında, ekiliş ve üretim bakımından dünyada ilk sırada yer alan bir bitki olduğuna işaret etti. Prof. Dr. Ali Öztürk, “Buğday, dünyada 2009 yılı verilerine göre 225 milyon hektarlık ekim alanına, 682 milyon ton üretime ve 302 kg/da verime sahiptir. Ülkemizde kişi başına yıllık buğday tüketimi 225 kilogram olduğu ve günlük kalori tüketiminin yüzde 53’ünün buğday ve diğer buğday ürünlerinden karşılandığı göz önüne alınırsa, ülkemiz tarımı bakımından günümüzde olduğu gibi buğdayın gelecekte de en önemli tahıl ürünü olacağı söylenebilir.”diye konuştu.

BİTKİLERİN ÜRETİM SÜREÇLERİNDE KURAKLIK VE STRES FAKTÖRÜ

Bitkilerin yaşam süreçleri içerisinde değişik stres koşulları ile karşılaştıklarını anlatan Öztürk, “Stres altında bitkilerin gelişmeleri, metabolizmaları ve verimleri olumsuz etkilenir. Kuraklık, yetersiz beslenme, tuzluluk, düşük ve yüksek sıcaklık, toprak ve atmosfer kirliliği ve radyasyon bitkisel üretimde verimi sınırlandıran abiotik streslerdir Sayılan abiotik stresler içinde kuraklık, bitkisel üretimi sınırlandıran en önemli stres faktörüdür. Bitkiler kuraklık stresi ile kökleri yeterince su alamadığında veya transpirasyon oranının çok yüksek olduğu durumlarda tanışırlar. Bu iki koşul kurak ve yarı kurak bölgelerde sıklıkla oluşur. Bitkiler kuraklığa tolerans bakımından önemli farklılık gösterdiği gibi, aynı türün çeşitleri arasında da önemli farklılıklar görülür. Giderek azalan tarım alanlarında, strese yol açan olumsuz çevre koşullarına karşı bitkisel üretimde verimliliği artırmak önemlidir. Bunun yolu da stres koşullarına dayanıklı bireylerin seçilmesi veya ıslahıdır.” bilgisini verdi.

KURAKLIĞA EN DAYANIKLI BUĞDAY ÇEŞİTLERİ TESPİT EDİLECEK

Bitkilerin bitkinin söz konusu bu dönemlerde su eksikliği ile karşılaştığında, fizyolojik olarak olumsuz yönde etkileneceğini ve verimde azalmalar meydana geleceğini kaydeden Öztürk, su eksikliğinin, verimi ve bitkisel üretimi sınırlayan en önemli etken olmasının, sulamanın tahıl verimine etkisini en çarpıcı biçimde ortaya koyduğunu ifade etti.

Ekmeklik buğdayın karşılaşabileceği erken dönem kuraklık riskine karşı olarak hazırladıkları projenin, üretici için korkulu rüya olan kuraklık sorununu ortadan kaldıracağının altını çizen Özürk, “Projemiz kapsamında 64 çeşit ekmeklik buğday üzerinde çalışma yapıyoruz. Bu araştırma ve çalışmaların sonuçlarına göre, erken dönem kuraklığa en dayanıklı buğday çeşitleri belirlenecek ve kuraklık yüzünden ekmeklik buğday üretiminin sekteye uğramaması sağlanacak.” dedi.

 http://www.tarimsalhaber.com/bitkisel-uretim/tarimsal-arastirmaya-tubitak-destegi.htm

Gıda Fiyatları 20 Yılda İki Kat Artacak

Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, dünya liderleri küresel gıda sisteminde reforma gitmezse, temel gıda maddelerinin fiyatının 20 yıl içerisinde iki kat artacağı uyarısında bulundu. Oxfam, Hindistan’da insanların bir litre süte yaklaşık 25 TL ve bir kilo pirince yaklaşık 15 TL ödemek zorunda kaldığına da dikkat çekti. Oxfam’ın “Daha İyi bir Geleceğe Doğru” başlığıyla yayımladığı rapordaki öngörüsüne göre, 2030’da önemli tarım ürünlerinin ortalama maliyeti yüzde 120 ila yüzde 180 artacak. Artışın yarısının iklim değişikliğinden kaynaklanacağını belirten Oxfam, dünya liderlerini gıda pazarlarını düzenlemeye ve küresel iklim değişikliğiyle mücadeleye kaynak aktarmaya davet etti.

Kar amacı gütmeyen uluslararası kuruluş raporunda, vatandaşlarını beslemekte sıkıntı çeken dört “gıda güvenliği olmayan” bölgenin bulunduğu belirtilerek, ithal gıdaya bağımlı Guatemala’da 865 bin kişinin küçük çiftliklere yatırım yapılmadığından açlık riskiyle karşı karşıya bulunduğunun altı çizildi.

Hindistan’da insanların bir litre süte yaklaşık 25 TL ve bir kilo pirince yaklaşık 15 TL ödemek zorunda kaldığını kaydeden Oxfam, buğday üretiminin kuraklıktan geçen yıl yüzde 33 düştüğü Azerbaycan’ın, Rusya ve Kazakistan’dan tahıl ithal ettiğini ve gıda fiyatlarının Aralık 2010’da bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 20 yükseldiğini belirtti.

Oxfam, Doğu Afrika’da da kuraklıktan ötürü 8 milyon insanın kronik kıtlıkla yüz yüze bulunduğunu ve bundan en çok kadın ve çocukların etkilendiğinin altını çizdi.

Dünya Bankası da, yükselen gıda fiyatlarının milyonlarca insanı aşırı yoksulluğa ittiği uyarısında bulundu.
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/17917428.asp?gid=384

Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı

Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında makine ve ekipman desteği projeleri için yapılan başvuruların inceleme ve değerlendirme süresi 20 günden 60 güne çıkarıldı Tarım ve Köyişleri Bakanlığının, ”Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Kapsamında Makine ve Ekipman Alımlarının Desteklenmesi Hakkında Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği”, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Tebliğe göre, son başvuru tarihi mesai bitimine kadar tarım il müdürlüklerine teslim edilen başvuruların değerlendirme süresi 20 günden 60 güne çıkarıldı. Değerlendirme kriterlerine göre asıl, yedek ve reddedilen yatırımcı listeleri onaya sunulacak ve il müdürlüğünün onayından sonra kesinleşen sonuçlar 10 gün içinde tebliğ edilecek.
Tebliğ 10 Mart 2011 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girecek.

http://www.tarimsalhaber.com/desteklemeler/kirsal-kalkinma-yatirimlarinin-desteklenmesi-programi.htm

Tarihi Camiler Güzelleştiriliyor

Tarihi camilerin, yazıları tahrif olan kitabeleri ve içinin süslemeleri Giresun Valiliğimiz tarafından altın tezhiple yeniden yazdırılıyor. Bu amaçla, tarihi camilerin kitabelerinin ve iç süslemelerinin, yıpranan, silinen, renkleri solan yazılarının yeniden yazılması ve bu camilerin dışlarının projektörle aydınlatılarak hoş bir görüntü oluşturulması için Valiliğimizce ön çalışmalara başlanıldı.

            Vali Şahin, kutsal mekanlar olan camilerimizin aslına uygun olarak ve tarihi özelliklerini muhafaza ederek onarılması ve güzelleştirilmesi için gerekenin yapılacağını kaydetti. Ayrıca tarihi camiler projektörle de aydınlatılacak.

http://www.giresun.gov.tr/syf/haberleri_goster.aspx?haber_ID=3929

Hayvanlara Yeni Çipli Kulak Küpesi



Hayvanlara Yeni, Çipli Kulak Küpesi -Gallagher Türkiye Temsilcisi Veteriner Zoolog Öğün: -”Elektronik Kulak Küpesi (Rfıd), Mücadele Edilmesi Gereken Hastalıkların Elimine Edilmesi, Hayvan Hareketlerinin Kontrolü, Kaçak Hayvan Kontrolü Gibi Konularda En Başarılı Sistem Olarak Kullanılıyor. Bu Sistem, İhbarı Mecburi Hastalıklarla Mücadelede Ülkemizin İvedilikle İhtiyaç Duyduğu Sistemdir” -”107 Ülkede Kullanılan Sistem Sayesinde Hayvan Kimlik Tanımlama Bilgileri Uzaktan Da Belirlenebiliyor” -”Elektronik Kulak Küpelerinde Kopma, Düşme Ve Silinme Gibi Sıkıntılar Yaşanmazken, Elektrikli Çit Sistemi İçerideki Hayvanın Veya Etkenin Dışarı Çıkmasını Önlüyor, Dışarıdan Girişleri Engelliyor”

Tamer Toğanaş – Hayvan takip, kontrol ve yönetim sistemleri şirketi Gallagher Türkiye Temsilcisi Veteriner Zoolog Sinan Öğün, Avustralya gibi dünyada hastalıktan ari olarak tanımlanan ülkelerde, mücadele edilmesi gereken hastalıkların elimine edilmesi, hayvan hareketlerinin kontrolü, kaçak hayvan kontrolü gibi konularda en başarılı sistem olarak kullanılan elektronik kulak küpesi (RFID) sisteminin, ihbarı mecburi hastalıklarla mücadelede Türkiye’nin acilen ihtiyaç duyduğu bir sistem olduğunu söyledi.

Öğün, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye’de Avrupa Birliği uyum sürecinde tarım sektörünün alt yapısının AB’ye uyumu için birçok yenilik yapıldığını, bunlardan en önemlilerinden birinin de besi hayvanlarında elektronik kimlik tanımlama sistemi olduğunu belirtti.

Türkiye’nin hayvancılık açısından büyük bir potansiyele ve yeterli düzeyde bilgiye sahip olduğunu ifade eden Öğün, ancak uygulamada bazı sorunlar yaşandığına dikkati çekti. Hayvan tanımlama sistemi olarak Türkiye’de barkod sisteminin kullanıldığını belirten Öğün, mevcut barkod sisteminin hastalıkların önlenmesi, hayvan takibi gibi konularda çok verimli olmadığını kaydetti.

Bir çok ülkenin daha önce bu barkod sistemini kullandığını ve verimli olmadığı için uygulamadan vazgeçtiğini anlatan Öğün, şunları söyledi:

”Bundan 24 sene önce Avustralya’ya brusella hastalığı girdi. Önce onlar da barkodu denediler ve 1 sene içerisinde anladılar ki barkod sistemi ile bunu önlemek mümkün değil, yeni bir sistem geliştirmeye karar verdiler ve bu sistemi oluşturdular. Bu sistem sayesinde 3 sene içerisinde brusella hastalığını tamamen yok ettiler. Avustralya’ya bu sistemi uygulamak 3 milyon dolara mal oldu, ancak karşılığında 4 milyar kazandı. Bu işin çok akıllıca bir iş olduğu anlaşıldı ve daha sonra diğer ülkelerde uygulamaya başladı. İngiltere, İrlanda, ABD, Kanada gibi bir çok ülke barkod sistemini denedi, ama olmadı. Şimdi hepsi bu sistemi uyguluyor. Dünyada 107 ülke bu sistemi kullanıyor.

 ”HASTALIKLARLA MÜCADELEDE EN ETKİLİ YÖNTEM”-

 Söz konusu sistemin, brusella, şap gibi büyük maliyetler doğuran hastalıklarla mücadelede en etkili yöntem olduğunu belirten Öğün, sistemin, ihbarı mecburi hastalıklarla mücadelede Türkiye’nin acilen ihtiyaç duyduğu bir sistem olduğunu söyledi.

Bir hayvanın kimliğinin elektronik bir şekilde okunmasının başka yan faydaları da olduğunu anlatan Öğün, şöyle devam etti:

”Sistem, sürü yönetimi, verimi artırmak için doğru hayvanın seçilmesi dolayısıyla doğru hayvanın tohumlanması ve buna bağlı olarak verimliliğini artırılması konusunda işletmelere önemli faydalar sağlıyor.

İzlenebilirlik açısından, bir hayvana sadece bir numaranın verilebiliyor olması, küpenin içindeki çipin alınmaya çalışıldığında kendisini imha ediyor olması, kopyalanamıyor ve değiştirilemiyor olması nedenleriyle en sağlıklı yöntem olarak belirlendi. Avustralya gibi dünyada hastalıktan ari olarak tanımlanan ülkelerde kullanılan en başarılı ürün konumunda.

Ülkemizde meralardan, çiftliklere, sınır güvenliğine kadar hastalıkla mücadelede çözüm olarak kullanılacak tek yöntem olduğunu söyleyebilirm. Hayvan tartım sistemi ve hayvan bakım ünitesi (Crush) ile veteriner sağlığı da korunarak tartım, bakım, ameliyat, süt takip, performans değerlendirmeleri, tohumlama, doğum takibi kolaylıkla yapılabliniyor. Elektronik kulak küpelerinde kopma, düşme ve silinme gibi sıkıntılar yaşanmıyor. Hayvan tanımlama sistemi, performans takip sistemi ve bakım ünitesi (Crush) sürü yönetim programıyla ile birlikte entegre olarak kullanılabiliyor. Elektrikli çit sistemi içerideki hayvanın veya etkenin dışarı çıkmasını önlerken dışarıdan girişleri engelliyor. Her boyuttaki hayvana ve hırsızlığa karşı en korunaklı ve ekonomik yöntem. Alarm sistemi sayesinde erken uyarı vererek erken müdahale imkanı da sağlıyor.” 

YENİ ZELANDA ÖRNEĞİ 

Sistemin, Yeni Zelanda’da sağladığı faydanın çok çarpıcı bir örnek olduğunu ifade eden Öğün, Yeni Zelanda’da 1982 yılında 65 milyon koyun bulunduğunu ve ülkenin daha sonra bu sistemi kullanmaya başladığını anlattı. 2006 yılına gelindiğinde Yeni Zelanda’daki koyun sayısının 45 milyona gerilemesine karşın, Yeni Zelanda’nın ihraç ettiği koyun miktarı ile bundan kazandığı paranın aynı kaldığını belirten Öğün, Yeni Zelanda’da sistem sayesinde doğru seleksiyonun sağlandığını, bununda maliyetleri düşürürken verimi ve bağlantılı olarak da kazancı artırdığını kaydetti.

Sistemin rahatlıkla Türkiye’de de uygulanabileceğine işaret eden Öğün, söz konusu sistemde mevcut barkod sisteminden farklı olarak hayvana yaklaşmadan uzaktan da tanımlama bilgilerinin okunabildiğini, bunun da çiftçilerin işlerini oldukça kolaylaştırdığını söyledi.

Avustralya’da bu sistem çiftçilere anlatıldığında ilk başta, ”yeni bir maliyet çıkıyor” diye tepkiyle karşılandığını, ancak kısa sürede elde edilen fayda ortaya çıkınca bu tepkilerin yok olduğunu ifade eden Sinan Öğün, ”Sistemin maliyetine gelince, küpelerin tanesi 5 dolar, okuyucunun değeri 1500 dolar. Küpe takma cihazının maliyeti ise 50 dolar. Asıl yüksek maliyeti oluşturan sistem programı, onu da Avustralya hükümeti üniversite aracılığıyla yapılması halinde Türkiye’ye ücretsiz vermeyi kabul etti. Bu konuda Zirve Üniversitesi’nde çalışmalar yapıyoruz. Tek sorun programın Türkçeye çevirilmesi, o da zaten şu an yapılıyor, bitmek üzere” diye konuştu.

Sistemle ilgili Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’e de ulaştıklarını belirten Öğün, Bakan Eker’in sistem ile ilgili bilgi istediğini, ancak seçim dönemi nedeniyle bu bilgilendirmeyi henüz yapamadıklarını söyledi. Öğün, ”Avustralya gibi hastalıkla mücadelede başarıya ulaşmış ülkelerde denenmiş ve uygulamadaki başarısı kabul edilen yöntemi Türkiye’ye tanıtarak bilinç oluşturmak istiyoruz. Ne kadar basit ve ucuz yöntemlerle başarının sağlanabilirliğini kanıtlamak istiyoruz” dedi.

http://www.tarimsalhaber.com/ekonomi/hayvanlara-yeni-cipli-kulak-kupesi.htm

Video: http://www.tarimtv.gov.tr/medyaizle.php?haber_id=152