Daily Archives: 21 Mayıs 2011

Köy Grup Yolu Kenarlarına Meyve Ağaçları

 İl Çevre ve Orman Müdürlüğünde incelemelerde bulunan Vali Dursun Ali Şahin, köy grup yolu kenarlarına belirli aralıklarla kiraz fidanı başta olmak üzere yöreye has karasüt elması, karayemiş(taflan) ile  ceviz,vb. fidanların dikilmesini istedi.   Vali Şahin, anavatanı Giresun olarak bilinen kirazın, yine uzun süre dayanıklı karasüt elması, sağlığa çok yararlı ve pekmezinin ekonomik değeri yüksek olan taflan ile cevizin yaygınlaştırılmasının ilimize ayrı bir güzellik katmasının yanı sıra ekonomik girdi de sağlayacağını kaydetti. Vali Şahin’in talimatları üzerine İl Çevre ve Orman Müdürü çalışmalara başladı. Projeye Orman Bölge Müdürü Ali Kaya’da destek sözü verdi. 

http://www.giresun.gov.tr/syf/haberleri_goster.aspx?haber_ID=3895

Doğu Karadeniz’de Alternatif Turizm Arayışı

Kültürü yaşatmak ve turizmi daha da geliştirmek için çalışmalar sürüyor. Yeşilin her tonunu içinde barındıran ve kendine özgü kültürü yaşatmaya devam eden Doğu Karadeniz’de alternatif turizmi geliştirmek amacıyla çalışmalar sürüyor. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) Genel Sekreteri Çetin Oktay Kaldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık bir yıl önce kurulan DOKA’nın temel görevinin, bölgedeki her ilin kalkınması olduğunu söyledi. İllerin kalkınması amacıyla çeşitli stratejiler ve hedefler belirlediklerini ifade eden Kaldırım, ”Bölgenin her açıdan kalkınması için ciddi projeler geliştiriyoruz. Turizm önemli ve bölgenin kalkınmasında öncü olabilecek sektörlerden biri. Turizm alanında ciddi çalışmalarımız var. Bölgede turizmi öncü bir sektör olarak görüyoruz” dedi.

Turizm sektörüyle ilgili, bölgede ilk defa uygulanacak farklı, bölgeye yenilik katacak ve altyapısını güçlendirecek projelere önem verdiklerini belirten Kaldırım, şunları söyledi:

”Bölgede turizmde yeni bir açılım gerekiyor. Yeni bir bakış açısı ve yenilik gerekiyor. Bölgede turizm yıllardır yapılıyor ama buna farklı, yenilikçi bir bakış açısı getirmek ve farklı değerlendirmek gerekiyor. Dolayısıyla biz projelerde çarpan etkisinin çok yüksek olmasını istiyoruz. Bundan da kastım, bir proje geldiğinde bunun bölgeye çok hızlı yayılması çok hızlı katma değere dönüşmesi, örnek oluşturması ve bölgenin turizmden aldığı payı maksimize etmesini bekliyoruz.”

DOKA olarak biraz daha alternatif turizme ağırlık verdiklerini vurgulayan Kaldırım, ”Bunun sebebi getirisinin çok fazla olması. Kitle turizminden katkı ve avantajları fazla. Kitle turizminde bir kişi 1 lira harcıyorsa, alternatif turizme gelen kişi en az bunun 4 katını harcıyor. Dolayısıyla bırakacağı para, bölgeye sağlayacağı katma değer ortada” diye konuştu.

-”HEDEFİMİZ ÇOK TURİSTTEN ZİYADE, KALİTELİ TURİST”-
Kaldırım, alternatif turizmden kasıtlarının doğa, kış, eko turizm, tarım turizmi, macera turizmi, foto safari benzeri turizm modelleri olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:

”Bölge potansiyeline baktığımızda temelde bu alternatif turizme hitap ediyor. Doğası, kültürü, tarihi yapısı, bütün potansiyelini ortak olarak değerlendirdiğimizde alternatif turizme çok uygun. Bir kitle, sahil turizmi dersek kendimizi kandırmış oluruz. Bu alanda bizim ciddi argümanlarımız yok. Dolayısıyla alternatif turizmin geliştirilmesi de temel önceliğimiz doğru tercih. Alternatif turizmin bölgeye olumlu yönde katacağı çok ciddi avantajlar var. Bölgede kırsaldan hem şehir merkezlerine hem batıya doğru bir göç var. Kırsalda nüfusu tutmamız lazım. Bunun yolu da kırsalda yaşayanlara gelir yaratmak.”

Alternatif turizm modellerinin talep ettiği ürünün kırsalda olduğunu belirten Kaldırım, ”Turist gidiyor bir köye tarım yapmak, çiftlik hayatını yaşamak istiyor. Doğaya gidiyor, pansiyonda konaklamak istiyor, yöresel ürünlere talep ediyor. Yöresel yemek kültürünü tanımak istiyor. Bu tür turizmden kırsal alanda yaşayanların elde edeceği gelir var. Bu turizm modeliyle kırsalda yaşayan ailelere ek gelir sağlayarak, onların kırsalda kalması sağlanacak” dedi.

Kaldırım, Doğu Karadeniz’de alternatif turizmin önemini anlamak için dünyayı yeniden keşfetmeye gerek olmadığına dikkati çekerek, ”Ajans olarak biz temelde bakış açımızı, vizyonumuzu ve hedefimizi bu noktaya doğru kaydırmak istiyoruz. Bütün destek mekanizmalarımızı, projelerimizi biz buna doğru yönlendirdik. Dünya ile örtüşecek, bölgenin isteklerini ve taleplerini iyi analiz eden ve o doğrultuda stratejiler geliştiren bir hedef ortaya koyuyoruz” diye konuştu.

Hedeflerinin çok turistten ziyade, kaliteli turist olduğunu ifade eden Kaldırım, şunları söyledi:

”Bölgeye 5 milyon turist getireceksek 20 milyar doları aşkın katma değer bırakacak bir turizm anlayışı benimsiyoruz. Alternatif turizm sayesinde belkide bölgede yok olmaya yüz tutmuş kültürler, gelenek ve göreneklerin yeniden canlanmasına da vesile olacağız. Yeni turizm perspektifimizi bu noktaya oturtmuş durumdayız. Bölgemizi tanıtırken argüman olarak farklı kültürümüz olduğunu, doğamızın dokunulmamış olduğunu vurgulamaya özen gösteriyoruz. Bölgede turizm açısından başarılı olmak istiyorsak, bu stratejiler doğrultusunda hareket etmeliyiz.”

-”GÜZEL PROJELERLE PASTADAN PAYIMIZI ALMAMIZ GEREKİYOR”-
Kaldırım, DOKA’nın ilk proje desteğini turizm alanında yaptığını, bu doğrultuda teklif çağrısına çıkarak proje topladıklarını anlatarak, şöyle devam etti:

”Bu alanda bize Trabzon, Artvin, Gümüşhane, Rize, Giresun ve Ordu’dan toplam 251 başvuru oldu. Özel sektör, kamu ve sivil toplum kuruluşlarından gelen projeler arasında çok güzel, kaliteli çalışmalar var. Beklentimiz, strateji ve hedeflerimize, vizyonumuza uygun projelerin desteklenmesi. Projeler şu anda değerlendirme aşamasında. Bunların içinden 100’e yakın projeye destek vereceğiz. Projeler için ayırdığımız toplam bütçe 14.5 milyon lira. Biz sadece bu paraya değil, paranın ortaya koyacağı çarpan etkisine bakıyoruz. Çok daha büyük kaynakları harekete geçirip, bölgeye yeni yatırımlar gelmesi noktasında etki etmesini istiyoruz.”

Doğu Karadeniz’in ülke genelinde bir marka haline geldiğini ve çok iyi tanındığını, ancak yurt dışında tanıtım açısından büyük eksikler bulunduğunu belirten Kaldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bu eksiklikleri gidermek için çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Bölgenin tanıtımı için kısa bir süre önce Çinli tur operatörlerini misafir ettik. Yöre potansiyeli hakkındaki görüşlerine başvurduk. Batum ve Dubai’ye giderek orada düzenlenen fuarlara katıldık. Dubai’de yaptığımız görüşmelerde tur operatörleri ve iş adamlarından oluşan grubu bölgeye getirme kararı aldık. İran’a gideceğiz ve haftaya Suudi Arabistan’dayız. Sonra su ürünleri sektörü çalışmalarını yerinde görmek amacıyla Norveç’e gideceğiz. Ayrıca Avrupa’da 16 ülkede gerçekleştirilecek bir tanıtım projesine de katılmayı planlıyoruz.”

Kaldırım, günümüzde uluslararası ağlar oluşturmanın çok önemli olduğunu ifade ederek, ”Her şey artık globalleşiyor. Siz de bölge olarak bu pazarda, global arenada ne kadar yer alırsanız marka değeriniz o kadar artıyor ve o kadar talep görüyorsunuz. Ciddi bir rekabet var ve herkes bu pastadan pay almak istiyor. Dolayısıyla bizimde olabildiğince proaktif davranıp, güzel projelerle bu pastadan payımızı almamız gerekiyor” dedi.

Kaldırım, bölgede turizm açısından en önemli sorunun yatak kapasitesinin yetersizliği ve sektör için gerekli eğitimli insan kaynağının bulunmayışı olduğunu vurguladı.

 http://ekonomi.haberturk.com/turizm/haber/631367-dogu-karadenizde-alternatif-arayisi

http://www.doka.org.tr/index.php

Afyonkarahisarlı İhracatçı Brezilya’ya Diyarbakırlı İsrail’e Mal Satacak

İllerin ürün satma potansiyeli incelenerek ihracatta yeni bir yol haritası çıkarıldı. Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, her ilin gerçek potansiyelinin hangi ülkeyle ilgili ise o ürüne ağırlık vereceğini söyledi. Çağlayan, “Limon isteyene portakal ile gidilmeyecek.” dedi. Cumhuriyet’in 100. yılı 2023 için konulan 500 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşmak için illerin ihracat potansiyeli çıkarıldı. İllerin mal satma potansiyeli, 500 sektör incelenerek yeniden belirlendi. Çalışmayı değerlendiren Dış Ticaret’ten sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, ‘Her yere satarım, her işi yaparım abi’ döneminin kapandığını belirtti. Çalışma ile illerin mal satabileceği tamamlayıcı ülkeler tek tek çıkarıldı. Örneğin Edirne ve Kırklareli’nin giyim eşyası, hububat ve sebze-meyve sektörlerindeki üretimleri İngiltere’ye ihraç edilecek. Kilis ve Osmaniye’nin tekstil elyafında yeni müşterisi Romanya olacak. Diyarbakır ve Şanlıurfa’nın hububat, elektrikli makine ve metal dışı mineral üretiminde partner ülke ise İsrail olacak.

‘İl İl İhracat Potansiyeli’ çalışmasının sonuçlarını milletvekili adayı olduğu Mersin’de açıklayan Çağlayan, her ilin gerçek potansiyelinin hangi ülkeyle ilgili ise o ürüne ağırlık vereceğini kaydetti. Çağlayan, “Artık limon isteyen birine portakal ile gidilmeyecek. Biz ülkeleri belirleyip çöpçatanlık yaptık.” dedi. Türk üreticisinin “Çin geliyor, biz mal satamayız” endişesinin sona ereceğini aktaran Çağlayan, ihracatçının bir dönem mal satmak için tarot falına baktığını hatırlattı. 12 ülkede tüketici eğilimi analiz edildi. Bu kapsamda potansiyel olan ülkeler Hindistan, Endonezya, Çin, Rusya, Almanya, Brezilya, Güney Kore, Malezya, Fransa, İngiltere ve Polonya. Bakan Çağlayan 1-18 Mayıs arasındaki ihracat rakamlarını da açıkladı. Çağlayan, ortalama yüzde 29’luk artışla 6,6 milyar dolarlık ihracat yapıldığını kaydetti. Yılbaşından itibaren 18 Mayıs’a kadarki ihracat sonuçlarını da açıklayan Çağlayan, yüzde 24,2’lik artışla 50 milyar dolar rakamına ulaşıldığını bildirdi. Cari açık konusuna da değinen Çağlayan, “Finanse edilmezse cari açık kara bela gibi dışarıda durur.” dedi. Cari açığa neden olan sektörleri analiz ettiklerini belirten Çağlayan, demir çelik ve otomotiv sektörlerinin analizinin tamamlandığını bildirdi. Hangi alanlara destek verileceğinin belirlendiğini kaydeden Çağlayan, “5 milyon ton iç piyasada hurda demir var. Araştırdık ki 5 milyon ton potansiyel daha var. 5 milyon tonu iç piyasadan temin edersek 2,5 milyar dolar daha az ödeme yapacağız.” diye konuştu.

Ekonomi, tek bakana emanet ediliyor

Önceki akşam gazetecilerle Mersin’de bir araya gelen Çağlayan, yeni kabine sistemi hakkında da bilgi verdi. Toplam 21 bakanlığın olacağını aktaran Çağlayan, “Devlet bakanlıkları sekizden dörde düşecek. Başbakan yardımcılığı 3 veya dört olacak. Toplam 21 bakanlık olacak. Seçimden önce yeni bakanlıklar belli olabilir. Bakanlar Kurulu’nda imzaladık mı biter. Başbakan yeni hükümeti buna göre kuracak.” dedi. İç ve dış ticaretin birleşmesinin yanı sıra gümrüklerin de yeni bakanlığa katılacağını belirten Çağlayan, “Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olacak. diye konuştu. Sanayi Bakanlığı, Sanayi Teknoloji ve Bilişim Bakanlığı olacak. Yeni yapıda Gümrük’ten sorumlu Devlet Bakanlığı kalkacak. Gençlik ve Spor Bakanlığı kurulurken, DPT, Hazine, TÜİK, BDDK ve SPK, Ekonomi Bakanlığı çatısı altında toplanacak. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na dönüşürken, Enerji Bakanlığı, Enerji ve Orman Bakanlığı olacak. Tarım Bakanlığı da Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na dönüşüyor.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1136445

Ambalajlı Süt Ürünleri Pazarı Yüzde 8 Büyüdü


Pınar Süt Genel Müdürü Ergun Akyol, Türkiye’de ambalajlı süt pazarının geçen yıl yüzde 8 büyüdüğünü, üretilen çiğ sütün yüzde 50-60’lık bölümünün kayıt dışında olduğunu söyledi. Pınar Süt Genel Müdürü Ergun Akyol, AB ülkelerinde yıllık ortalama kişi başına 89 kilogram süt tüketildiğini, Türkiye’de son yıllardaki artışa rağmen bu rakamın henüz 26 kilogram olduğunu, ülkede günde 2 bardak süt tüketme alışkanlığını yerleştirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Süt tüketiminin artırılması ve çocuklara süt içmeyi sevdirmek amacıyla sürekli yeni ürünler üzerinde çalıştıklarını, tüketicilerin bilinçlendirilmesi ve eğitim çalışmalarına aktif olarak katıldıklarını söyleyen Akyol, tüketimin artması konusunda okul sütü projelerini önemsediklerini ifade etti.

Pınar Süt’ün günlük bin 400 ton çiğ süt işleme kapasitesine sahip olduğunu, 2010 yılında cironun yüzde 20 artarak 577 milyon liraya ulaştığını dile getiren Akyol, ihracatta dengeli büyüme stratejisi benimsediklerini kaydetti. Türkiye süt ve süt ürünleri ihracatının yüzde 21’ini tek başına gerçekleştiren Pınar Süt’ün, geçen yıl 29 milyon dolar ihracat geliri elde ettiğini ifade eden Akyol, ihracatın toplam net satış içindeki payının yüzde 8’e ulaştığını bildirdi.

İhracatta en başarılı ürün olan Pınar Labne’nin 29 ülkeye ihraç edildiğini ve Ortadoğu pazarının yönlendirildiği Dubai pazarında yüzde 45 pazar payı ile liderliğin sürdürüldüğünü ifade eden Akyol, ihracat gelişimini farklı ürünlerle hızlandırmak istediklerini kaydetti. Akyol, süt piyasasında fiyat dalgalanmasının hem üretici hem sanayiciyi olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, ”Sektörün karlı bir şekilde hayatına devam edebilmesi için uzun vadede istikrar çok önemlidir. Fiyat istikrarının sağlanması için verilen teşviklerin uzun vadeli olması ve devlet politikası olarak uygulanması gerekiyor” dedi.
 

Yüzde 15 büyüme hedefi

Sütte kayıt dışılık sorununun tüm çabalara rağmen artarak devam ettiğini ifade eden Akyol, sözlerini şöyle sürdürdü: ”2010 yılında Türkiye’de ambalajlı süt ürünleri pazarı yüzde 8 büyüme gösterdi. Türkiye yaklaşık 12 milyon ton üretimle dünya sıralamasında halen 15’inci sırada bulunuyor. Türkiye’de yılda üretilen yaklaşık 12 milyon ton sütün sadece yüzde 27’si büyük süt işletmeleri tarafından işleniyor. Üretilen çiğ sütün yüzde 20’si üreticilerin kendi tüketimi ve işlemesi için kullanılıyor, yüzde 20’si sokak satıcıları tarafından ambalajsız olarak satılıyor. Yüzde 33’ü de küçük işletmeler durumundaki mandıralar tarafından değerlendiriliyor. Dolayısıyla üretilen çiğ sütün halen yaklaşık yüzde 50-60’ı kayıt dışı olarak görülüyor.”

Süt pazarında alım gücünün ve sağlık bilincinin artmasıyla iletişim olanaklarının artmasının markalı ürünlere talebi artırdığını ifade eden Akyol, uzun ömürlü süt pazarında yüzde 27 payla liderliği koruduklarını, 2011 yılında yüzde 15 büyüme oranını yakalamayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=245350