Monthly Archives: Mayıs 2011

Çiftçilere Toprak Analizi Uyarısı

Kula İlçe Tarım Müdürlüğü, en az parayı harcayarak en fazla ürünü kaldırmak için bilinçli gübreleme yapılması gerektiğini, eksik veya fazla, yanlış ve zamansız gübre kullanmamak için ilk önce toprak analizi yapılması gerektiğini bildirdi. Kula İlçe Tarım Müdürü Ali Çırak yaptığı açıklamada, tarımsal üretimde toprak analizi ve toprak örneğinin doğru bir şekilde alınmasının çok önemli olduğu belirtilerek, “Araziden alınan toprak örnekleri bir kovaya doldurulur ve iyice karışması sağlanır. Karışımdan bir kg toprak örneği alınarak oda sıcaklığında temiz bir naylon üzerinde uygun bir ortamda kurutulur. Kuruduktan sonra bir naylon torba içine konularak naylon torba kalem ile birkaç yerinden delindikten sonra laboratuvara gönderilir.” dedi.

 Çırak, analiz yaptırmak için toprak örneği alınmayacak hususları da şöyle sıraladı: “Hayvan yeri veya hayvan yatmış yerden, önceden gübre yığılmış yerden, sap kök ve yabani otların yığın halinde yakıldığı yerden, hayvan gübresinin bulunduğu yerden, tarlanın tümsek ve çukur yerinden, dere, orman, su arkı ve yollara yakın yerlerden, tarlanın sık yürüyüşler sonucu yol olmuş yerinden, binalara yakın yerlerden, sıraya ekim yapılan tarlalarda sıra üzerinden ve tarlada bulunan birkaç ağacın altında toprak örneği alınmamalıdır.”

Toprak analizi destekleme başvurularının da başladığını, 50 dekar üzerinde tek parsel arazisi bulunan çiftçilerin destekleme alabilmesi için toprak analizi yaptırmalarının zorunlu oluğunu kaydeden Çırak, mazot ve gübre desteklemelerine ilave olarak dekar başına 2.5 TL destekleme alabileceklerini söyledi.

http://www.tarimtv.gov.tr/medyaizle.php?haber_id=271

http://www.haber3.com/ciftcilere-toprak-analizi-uyarisi-834626h.htm

2011 Sertifikalı Tohum Desteği için Başvurular Başladı

Kırşehir Tarım İl Müdürlüğü, 2011 yılı yazlık ve güzlük sertifikalı tohumluk kullanım desteği için başvuruların başladığını açıkladı.Tarım İl Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamaya göre; yurt içinde üretilip sertifikalandırılan buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikale, korunga, fiğ, yonca, çeltik, nohut, kuru fasulye, mercimek, susam, yer fıstığı, kanola, aspir ve patates tohumluklarını sadece mahsul elde etmek amacıyla kullanan çiftçilere destekleme ödemesi yapılacak.

Tohumluk desteğinden yararlanabilmek isteyen çiftçiler, 2011 yılı yazlık ekimleri için 30 Haziran’a kadar, 2011-2012 üretim sezonu güzlük ekimleri için ise 1 Eylül-31 Aralık tarihleri arasında başvuru yapabilecek. Sertifikalı tohumluk kullanımı desteği başvurularında çiftçilerin Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kaydını güncelleştirmeleri, kayıtlı olmayanların ise kayıt yaptırmaları gerekecek.

http://www0.sondakika.com/haber-2011-sertifikali-tohum-destegi-icin-basvurular-2728657/

“Ağaçlandırma ve Rehabilitasyon Teknikleri” Semineri

Çevre ve Orman Bakanlığı Erozyon ve Kontrolü Genel Müdürü Hanifi Avcı, Türkiye’de orman alanının yüzde 54’ünde aktif erozyon bulunduğunu söyledi. Avcı, Kahramanmaraş Saffron Otel’de düzenlenen “Ağaçlandırma ve Rehabilitasyon Teknikleri” konulu seminerde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin bitki çeşitliliği bakımından çok zengin bir ülke olduğunu ifade etti. Türkiye’de 10 bin adet bitki çeşidi bulunduğunu belirten Avcı, bu bitki çeşitliğiyle övünürken bunun da büyük bir sorumluluk olduğunun unutulmaması gerektiğinin altını çizdi. Doğa ormancılığının dünyada gelişen bir sektör haline geldiğini anlatan Avcı, şöyle konuştu:

“Artık günümüzde ormancılık doğa bilinci, çevre ve doğayla olan ilişkilerini tanımlayan bir çerçeve haline gelmiştir. Doğayı ve bitkiyi tanımanın yolu kitap okumaktan geçmiyor, ağaçları tanımaktan geçiyor. Dünyada küresel ısınmayla iklim değişikliğiyle mücadelenin iki temel unsuru vardır. Birincisi sera gazlarını azaltmak. Ancak günümüz teknolojisi bunu azaltmaya yetmiyor. İkincisi ise yutak alanların azalmasıdır. Dünyada yutak alanların içerisinde en büyük payı ormanlar teşkil ediyor.”

Alan ve hacim olarak ormanların artırılıp geliştirilmesi gerektiğine işaret eden Avcı, son zamanlarda yapılan iklim değişikliği gibi toplantılarda ormanlaştırmanın en önemli konulardan biri haline geldiğini vurguladı.

Dünyada ormancılık sektörünün hızla geliştiğine dikkati çeken Avcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyada ormancılık sektöründe doğal bir değişim var. Eskiden orman deyince aklımıza odun ve kereste gelirdi. Sektörün amacı da odun işletmelerine yönelikti. Ama son yıllarda ormancılık sektöründeki fonksiyonelleşme ve değişim insanları faydalanmaya yönelik bir alana götürdü. Bu da iyi ormanlar kurmaya sevk etti. Yani ormanların fonksiyonuna yönelik bir ormancılık ortaya çıktı. Biz ağaçlandırma teşkilatı olarak yeni ormanlar kuruyoruz. Gelecekte ormanların fonksiyonlarına yönelik ormanlar kurmamız gerekiyor. Biz ne yapacağız?. 20-30 yıl sonrayı hedefleyerek ona göre ağaçlandırma yapacağız.” 

Kamuoyunda eskiden beri erozyon konusunda yanlış bilgilendirmeler olduğunu belirten Avcı, şunları kaydetti:

“Türkiye’de bazı kurumlar okumadan toprakların 500 milyon tonunun denize akıp gittiğini söylerler, ama bu yanlıştır. En son 2000 yılı rakamlarına göre bu rakam 220 milyon tondur. Türkiye’de orman alanlarının yüzde 54’ünde aktif erozyon vardır. Tarım alanlarının yüzde 59’unda, mera alanlarının yüzde 69’unda erozyon devam ediyor. Erozyon müdahale edilmesi gereken bir konudur. Ayrıca sıfır erozyon diye bir şey söz konusu değildir. Hayatın devamı için erozyon şarttır. Ama kabul edilebilir seviyede olması gerekir. Doğal erozyon doğanın yaratılışında vardır. Erozyonda büyük sıkıntıyı insanlar oluşturmaktadır. İnsanların yaptığı yanlış hatalar daha tehlikelidir.”

Seminere katılan mühendislere mesleki bilgiler de veren Avcı, ormancıların kendi bölgelerindeki bitki türlerini iyi tanıması gerektiğini ve meslekte başarılı olmanın yolunun da mesleği sevmekten geçtiğini sözlerine ekledi.

İl Çevre ve Orman Müdürü Hüseyin Çanak ise Kahramanmaraş’ın orman alanlarıyla ilgi kısa bir sunum yaptı.

İki gün sürecek olan seminere 47 ilden 64 orman mühendisi katılıyor.

http://www.yesilbilgi.org/%e2%80%9cagaclandirma-ve-rehabilitasyon-teknikleri-semineri.aspx

Tarım Ürünleri ‘Dalında’ Sertifikalanacak

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, ”Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nca sivil toplum örgütlerinin de desteğiyle ‘Ürün Güvenliği Projesi’ hazırlandığını, bu projenin hayata geçmesiyle hem üreticinin, hem ihracatçının hem de ülke ekonomisinin karlı çıkacağını” bildirdi.  Bakan Çağlayan, Türkiye’nin yaş meyve sebze üretiminde her geçen gün daha fazla iddialı olmaya başladığını söyledi. Yaş meyve sebzedeki ihracatın artmasıyla üreticinin ve ihracatçının daha güçlü bir yapıya kavuştuğunu anlatan Çağlayan, ancak bu süreçte ürünlerin gümrüklerde denetlenmesi sırasında zaman kaybı olduğunu, buna bağlı olarak da ihracatta bazı kayıpların yaşandığını vurguladı.

Çağlayan, yaşanan bu sıkıntıyı giderebilmek için bazı çalışmalar ve girişimlerde bulunduklarını belirterek, ”Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehdi Eker ve tarımla ilgilenen bazı sivil toplum örgütü temsilcileriyle konuyu paylaştığımızda gıda güvenilirliğine sahip bazı adımların atılabileceğini kararlaştırdık” dedi.

Bunun ardından Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nca ‘Ürün Güvenliği’ projesi başlatıldığını vurgulayan Bakan Çağlayan, ”Proje sayesinde ürün daha dalındayken, incelenmeye başlanacak ve sertifikalandırılacak. Sertifikalı bu ürünler ise hiç bir gümrükte bekletilmeden alıcıya ulaştırılacak” diye konuştu.

Bakan Eker, bu projenin hayata geçmesiyle hem üreticinin, hem ihracatçının hem de ülke ekonomisinin karlı çıkacağını, tarımsal ürün sertifikası alacak ürünün dış pazara daha çabuk ulaşacağını, üreticinin daha fazla kar sağlayıp, ihracatçının da gümrükte sorun yaşamayacağını ifade etti.

Çalışmanın üretici ve ihracatçı açısından son derece önemli olduğuna işaret eden Çağlayan, projenin hazırlık çalışmalarının sürdüğünü, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı mühendislerinden oluşan ekibin oluşturulmaya başlandığını, çok kısa bir süre sonra da saha çalışmalarına başlayacaklarını kaydetti.

Pilot bölge Mersin olacak

Mersin’de bir ilki gerçekleştireceklerini anlatan Çağlayan, Mersin’de ürün güvenliği noktasında başlattıkları pilot çalışmanın daha sonra tüm Türkiye’ye yayılacağını ifade ederek, şöyle devam etti:

”Ürün güvenliği noktasında Mersin’de bir ilki başlatacağız. Türkiye’nin ve dünyanın en güvenli ürünlerinin Mersin’den üretileceğini ilan edeceğiz. İthalatçı ülkelerin istediği kurallara uygun olarak üretim yapıldığını üreticimiz, elindeki sertifikalarla belgeleyecek. Ürünlerimiz hiç bir gümrükte sorun yaşamadan dünyaya pazarlanacak.”

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=243448
 

Tarımsal Alanda Kullanılacak 7 Yeni Bitki Türü Elde Edildi

 Eskişehir‘de faaliyet gösteren ve Türkiye‘nin ilk Tarımsal Araştırma Enstitüsü olan Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü mühendisleri 15 yıllık çalışma sonunda 7 yeni bitki türü elde etti. Enstitü, tarımsal araştırma faaliyetleri ile ıslah ettiği 126 bitki çeşidine, 2010 yılında 1 buğday, 2011 yılında 2 haşhaş, 1 nohut, 1 kuru soğan, 1 aspir, 1 kuru fasulye, 1 hayvan pancarı ve 1 koca fiğ çeşidi ıslah ederek tescilli bitki çeşidi sayısını 134‘ e çıkardı. Yeni üretilen bitkilerin tanıtımını yapan Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Yakup Karaman, yeni tescilli bitki çeşitleri ile çiftçinin ve sanayicinin istekleri doğrultusunda tarımsal üretime yeni halkalar eklendiğini söyledi.

Karaman, tescil ettirilen yeni bitki çeşitlerinin tarımsal üretim içinde yer alması için eğitim faaliyetleri yanında demonstrasyon, tarla günü, çiftçi inceleme gezileri gibi tarımsal yayım faaliyetlerin de yürütüldüğünü belirtti.

Enstitüsü‘nün kuraklığa dayanıklılık konusunda da önemli çalışmalar yürüttüğünü kaydeden Karaman, şöyle dedi: “Özellikle iklim değişikliklerinin yaşandığı ve yağış rejimlerinin değiştiği günümüzde kurağa dayanıklı bitki çeşitlerinin geliştirilmesi daha da önemli bir araştırma konusu olmuştur. Enstitümüz bu çalışmaları sonucunda ana çalışma konusu buğday yanında kurağa dayanıklı arpa, nohut ve aspir çeşitleri geliştirmiştir. Enstitümüzde yapılan araştırma çalışmaları sonucu geliştirilen yeni teknolojiler ve çeşitler yetiştirme tekniği paketleri ile çiftçimize tanıtılmaktadır.”

“İTHAL TOHUMU BİTİRECEĞİZ”

Karaman, ithal tohumu bitirmek için çalışma içerisinde olduklarını ve bu yolda büyük mesafeler kat ettiklerini vurguladı. “2003 yılından bu yana hibrit ıslahı çalışmaları yapılıyor. Şu an domateste yüzde 40 hibrit ıslahı oldu.” diyen Karaman, şöyle devam etti: “Biberde de benzer bir durum var. Ülkemiz artık tohumda Avrupa‘ya çeşit satar hale geldi. Özellikle özel sektör tohumculuğa girdi. 300‘e yakın kuruluş Ar-Ge yetkisi alarak tohumculuk işinde faaliyet gösteriyor. Üniversiteler, kamu kuruluşları, bakanlık bir araya geldik mi her şeyi çözeriz. Kendi kendine döllenen bitkiler konusunda yüzde 98 oranında başarı sağlandı. Nohut, kuru fasulye mercimek gibi çeşitleri artırıyoruz.”

İŞTE 7 YENİ BİTKİ TÜRÜ

2011 yılında Enstitü tarafından tescil ettirilerek tarımsal üretime kazandırılan yeni çeşitlerin isim ve özellikleri ise şöyle:

Balcı: Yağ oranı bakımından mevcut çeşitlerden üstün, kurağa dayanıklı, dikenli aspir çeşidi.

Bulduk: Türkiye‘nin ilk kuru ve taze fasulye kullanım amacına yönelik şeker fasulye çeşidi.

Balkan: Orta Anadolu ve Geçit Bölgesi kış şartlarına uygun, yüksek dane verimli koca fiğ çeşidi.

Nedimbey: Orta Anadolu ve Geçit Bölgesi şartlarına uygun, toprak üstü yumru yüksekliği ile hasadı kolay, ülkemizin kamu tescilli ilk hayvan pancarı çeşidi.

Tuncay: Yüksek verimli, iri meyveli, sofralık kullanıma, depolamaya ve sanayi kullanımına uygun soğan çeşidi.

Ömürcan: Tohum, kapsül verimi ve yağ oranı yüksek, morfin oranı iyi haki tohum rengine sahip, sahil bölgeleri hariç her bölgede yetişebilen haşhaş çeşidi.

İzzetbey: Tohum ve kapsül verimi, yağ oranı yüksek, morfin oranı iyi beyaz tohum rengine sahip, sahil bölgeleri hariç her bölgede yetişebilen haşhaş çeşidi.

http://www.beyazgazete.com/haber/2011/05/12/tarimsal-alanda-kullanilacak-7-yeni-bitki-turu-elde-edildi.html