Monthly Archives: Mayıs 2011

Şehirleşmeyle İklim de Değişiyor!

TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası Genel Başkanı Taşçı; son 50 yıl içerisinde aşırı derecede artış gösteren şehirleşmenin, bir yandan insanların yaşam standartlarını ve diğer canlıların doğal yaşam alanlarını, diğer yandan da arazi yapısını değiştirerek belirgin bir iklim değişikliğine sebep olduğunu söyledi. Taşçı, yaptığı açıklamada, iklimin, belirli bir yerde sıklıkla gözlenen hava şartlarının bir genellemesi olduğunu belirterek, “Ülkemiz açısından ele aldığımız zaman bir çok araştırmacı tarafından yağışların azalması ve düzensizleşmesi, sıcaklığın ve kuraklığın artması, su kalitesinin ve su kaynaklarının azalması, ormanlar ve hayvanların doğal yaşam alanlarının daraltılması, tahrip edilmesi iklim değişikliği sebeplerinin başında gelmektedir” dedi.

Diğer yandan yanlış sulama, tarımsal faaliyet, orman ve su kaynaklarının yanlış kullanımının yüzeysel akışın artmasına ve yeraltı su kaynaklarının azalmasına neden olduğunu ifade eden Taşçı, “Bu durum iklim değişikliğinin nedenlerinden biridir. Dünyada özellikle son 40-50 yıldan bu yana iklimin daha önceki yıllara oranla sıcaklık artışları şeklinde aşırı derecede değiştiği bir çok bilim çevrelerince bilinmektedir” diye konuştu.

 Taşçı, şehirleşmenin, günlük hayatın tamamını kapsayan bir kavram olduğunu anlatarak, şöyle devam etti: “Şehirleşme bir yerleşim merkezinin şehir olma süreci veya bir ülkede insanların yoğunlaşma ve çağdaşlaşma çabalarıdır. Şehirleşme önemlidir, çünkü gelecek 15-20 yıl içinde dünya nüfusunun yaklaşık 4’de 3’ünün şehirlerde yaşamaya başlaması beklenmektedir. Bu rakam daha şimdiden Avrupa ülkelerinde yüzde 80’nin üzerindedir.”

 Özellikle son 50 yıl içinde aşırı derecede artış gösteren şehirleşmenin bir yandan insanların yaşam standartlarını, diğer canlıların doğal yaşam alanlarını değiştirirken diğer yandan da arazi yapısını değiştirerek belirgin bir iklim farklılaşmasına sebep olduğuna dikkati çeken Taşçı, şunları söyledi: “Bir şehir oluştuğunda kendi şehir iklimini yaratmakta ve bu şehrin iklimi çevre iklimi ile çeşitli yollarla etkileşime girmektedir. Şehirleşme çok sayıdaki iklim parametresini doğrudan etkilemektedir. İklim değişimi atmosferin bir çok bileşeninin karşılıklı etkileşimi sonucunda meydana gelmektedir. Bileşenlerden birinde meydana gelen değişiklik zamanla diğerine sıçramakta ve bu etki, bir zincirin halkaları gibi bir süre sonra ekosistemin tüm bileşenlerine yayılmaktadır. Özellikle son 50 yılda iklimin diğer yıllara göre anormal olarak değiştiğini gösteren pek çok gösterge ortaya çıkmıştır. Küresel boyutta ortalama hava sıcaklığındaki artışlar, kutuplar ve kara içlerinde yüksek alanlardaki daimi buzulların erimesi, deniz seviyesinin yükselmesi, kuraklık, taşkınların ve aşırı yağışların sıklıklarında ve büyüklüklerinde artışların görülmesi bu göstergelerin en önemlileridir.”

 “Sıcaklığın Dağılımında Şehirleşme Önemli Etken”

Taşçı, sıcaklıkların dağılımında şehirleşme ve yapılaşmanın önemli bir etken olduğunu vurgulayarak, “Sıcaklığın en fazla olduğu şehrin merkezi iken en az olduğu alan tarım arazileri ve ormanların bulunduğu alan, yani doğal ortamdır. Aradaki sıcaklık farkı değişmekle beraber, sıcaklık farkları çoğu zaman 4 dereceyi de geçebilmektedir” dedi.

Doğal ortamda dere yataklarının büyüklüğünün, aşırı derecede taşkına sebep olabilecek durumda olmadığını veya sağanak yağışların taşkına neden olabilmesi için kısa sürede aşırı bir yağışın düşmesi gerektiğini ifade eden Taşçı, “Ancak insan müdahalesi sonucunda yatakları daraltılan ve kanal içerisine alınan dereler daha fazla taşkına neden olmaktadır. Yanlış arazi kullanımları sonucunda dere yataklarının daraltılması, kanal içerisine alınması ve akış kesitinin konut ve diğer kullanım amaçları için küçültülerek veya yer yer tamamen yok edilmesi, bu sorunun ana nedenini oluşturmaktadır” diye konuştu.

 Taşçı, akarsuların akım miktarlarının, şehir alanı içerisinde etkili olan arazi kullanım planlarına göre değişebildiğini belirterek, şöyle devam etti: “Şehir alanı içerisinde su geçirmeyen zeminlerin artması, şehirler içerisinde meydana gelen en önemli sorunlardan birisidir. Yani şehirleşme oranı arttıkça yağmur sularının yer altına sızması azalmaktadır. Böylece yağmur suları ya yüzeyde birikmekte ya da aniden akışa geçerek taşkınlara neden olmaktadır. Bu gibi yerlerde, yer altına yağmur sularının süzülme oranının azalmasıyla yer altı su seviyesi de düşmektedir. Yer altı su seviyesinin düşmesiyle birlikte akarsuların rejimleri değişmektedir.”

 “Akarsu Yataklarında Yapılaşma Yasaklarına Uyulmalı”

Taşçı, bir başka temel sorunun ise Türkiye’deki bazı yerleşim yerlerinin dağların eğim kırıklığına dönüştüğü alanlarda veya birikinti konileri üzerinde kurulması olduğuna dikkati çekerek, “Böylece dağlık alanda eğim fazla olduğu için hızla akıma geçen akarsular, eğimin azaldığı bu alanlarda büyük taşkınlara neden olmaktadır. Akarsuyun taşıdığı su miktarına ve akarsu yatağının yapısına bağlı olarak değişmekle birlikte akarsuyun her iki kenarında bulunan 100’er metrelik alan doğal taşkın alanı olarak belirlenmiştir. Bu nedenle, akarsuların yaklaşık 100 metre sağ ve sol tarafında bulunan alanları yerleşime açmamamız gerekmektedir” dedi.

Şehirleşme hem de iklim değişikliğinin her ne kadar son yüzyılın konusu gibi görünse de aslında insanlığın var olduğu günden günümüze kadar süregelen ve bundan sonra da devam edecek olan bir yaşam gerçeği olduğunu vurgulayan Taşçı, “Şehirleşmeler çağımızın yaşam anlayışının doğal bir sonucu olduğuna göre, iklim üzerinde daha az etkili olabilecek ve bu değişim sürecini yavaşlatacak neler yapmalıyız sorusuna yanıt bulmalıyız” diye konuştu.

 Çözüm Önerileri

Taşçı, meteoroloji mühendisleri olarak konu ile ilgili ilk ve temel önerilerinin şehirleşme çalışmalarında iklimin olumlu yönlerini olumsuz koşullara karşı kullanabilmeyi öğrenmek olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

 “Bunun için yapılaşma planlamalarında gün ve güneş ışığından maksimum yararlanan ve iyi bir yalıtım ile daha az enerji tüketen konutlar üretilmelidir. Rüzgar analizlerine uygun olarak tüm emisyon kaynaklarından oluşabilecek kirliliği drene edecek şekilde yapılaşmanın sağlanması, gerek görsel olarak gerekse yağışın yer altı su kaynaklarını beslemesine imkan sağlamak için mevcut yeşil alanların genişletilmesi ve korunması oldukça önem arz etmektedir. Tüm bunlarla birlikte her şeyden önce akarsu yataklarında kesinlikle yapılaşma yasaklarına uyulması gerekmektedir.

 http://www.yesilbilgi.org/sehirlesmeyle-iklim-de-degisiyor.aspx

İş Bankası’nın Desteğiyle ’81 İlde 81 Orman’ Ağaçlandırma Projesi

Türkiye İş Bankası’nın sosyal sorumluluk çalışmaları çerçevesinde yürüttüğü ’81 İlde 81 Orman’ ağaçlandırma projesi kapsamında Malatya’nın Erenli beldesinde 30 bin fidanı dikilecek. Çevre ve Orman Bakanlığı, Malatya Valiliği ve TEMA’nın desteklediği proje kapsamında İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince ve Malatya Valisi Ulvi Saran’ın da katılımıyla düzenlenen törenle temsili olarak karaçam, sedir ve mavi servi ağaçları toprakla buluşturuldu. Çok sayıda ilköğretim öğrencisinin de hazır bulunduğu törende, sağanak yağmur nedeniyle zaman zaman zor anlar yaşandı.

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’de çevre bilincini geliştirme amacıyla hazırlanan ’81 İlde 81 Orman’ projesinin 2008 yılında hayata geçirildiğini anımsatarak, fidan dikimi konusuna vatandaşların duyarlılığı için teşekkür etti.

Fidan dikiminin yaşamsal bir önem taşıdığını dile getiren Özince, şunları kaydetti: “Küresel iklim değişikliği ve sellerin yanı sıra canlı türlerinin giderek azalmasının en önemli nedenlerinden biri ormansızlaşmadır. Bugün hepimizin gördüğü gibi iklimsel olaylar son derece farklı. Dünya özellikle küresel ısınmanın etkisi ile çok değişik bir meteorolojik evre yaşıyor. Hiç bir bitkinin yetişmediği Antartika Kıtası’nda çok ciddi bitki yetişmesi başlamış, Kuzey Kutbu’nda büyük deniz alanları açılmakta. Her şeyden önemlisi de ülkemizde TEMA’nın esas konusu olan toprak erozyonu kaybı inanılmaz boyutlarda.

Ülkemizdeki toprakların 4’te 3’ü aktif erozyon etkisinde. Her yıl 500 milyon ile 1 milyar ton arasında verimli tarım toprağı kaybediyoruz. Bir yanda bildiğiniz gibi dünyayı seller çok ciddi tehlikelerle karşılaştırıyor. Bizde doğadaki değişimle mücadele kapsamında, Türkiye’nin 81 ili ile birlikte Malatya’da 20 hektarlık alana yörenin iklim koşullarına uygun 30 bin adet fidan dikiyoruz. Bugüne kadar bin hektara yakın alana 1 milyon 100 bini aşkın fidan dikimi gerçekleştirildi.”

Malatya Valisi Ulvi Saran da İş Bankası’nın bu yöndeki çalışmalarını 30 bin fidan ile bırakmayacaklarını, farklı yerlerdeki ağaçlandırma çalışmalarında da destek isteyeceklerini anlattı.

Kurumların sektörel sorumluluk anlayışlarıyla birlikte çevresel sorumluluk anlayışları da olması gerektiğini anlatan Saran, “Malatya’nın çevre, erozyon ve yeşillendirme çalışmaları, fidan dikim çalışmaları yönünde taşıdığı önemi vurgulamak istiyorum. Bugün Malatya 81 il arasında ağaçlandırma ve erozyonla mücadelede Türkiye  birincisi olmuş bulunuyor. Uygulamamızın Türkiye’de denenmeyen yönleri var. İş Bankası’nı 30 bin fidanla bırakmayacağız.

Malatya’nın Türkiye’de çok özel ve anlamlı bir yer edinmiş olması dolayısı ile bir rüçhan hakkı olarak Malatya’ya buradaki ağaçlandırmanın dışında da farklı bir ağaçlandırma yapılması konusunda ilgilerini ve yardımlarını talep edeceğiz.” diye konuştu.

Konuşmaların ardından öğrencilerle birlikte Ersin Özince ve Vali Ulvi Saran adına ayrılan bölümlere fidan dikti.

http://www.samanyoluhaber.com/h_549453_is-bankasinin-destegiyle-malatyada-30-bin-fidan-dikilecek.html
http://www.81ilde81orman.com/?page_id=64

Hazineye Ait Bozuk Orman Alanları Köylülere Tahsis Edilecek

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Aydın’ın Sultanhisar ilçesine bağlı Karaçakallar köyünde düzenlenen Yörük Şenliğine katıldı. Eroğlu bozuk orman alanlarının gelir getirecek özelliğe kavuşturulacağını söyledi.

Veysel Eroğlu, “Köy tüzel kişiliklerine, Bakanlığımız bu alanları 49 yıllığına tahsis etmeye karar verdi. Bu konuda yönetmeliği de çıkardık. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Aynı zamanda bunların masrafları da tamamen Bakanlığımıza ait. Bu müjdeyi de sizlere veriyorum. Lütfen köylülerimiz, muhtarlarımız müracaat etsinler bozuk orman alanlarını ve hazineye ait olup ta ağaçlandırılacak alanları onlara tahsis edelim. Çünki bizim gayemiz, vatandaşımızın gelir seviyesini yükseltmektir” diye konuştu.

 

Brucella Rev – 1 Aşısı Yaptırmayan Sürülere 2012 Yılında Destek Yok

İzmir İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Özer Türer yaptığı açıklamada İzmirli 5 bin 700 koyun ve keçi yetiştiricisini, sürülerine Brucella Rev – 1 aşısı yaptırmaları konusunda uyardı. Toplum ve sürü sağlığı için çok büyük önem taşıdığını ifade eden Başkan Türer tüm üyelerinin Brucella Rev – 1 aşılarını yaptırmalarını istedi. Bu yıl Brucella Rev – 1 aşısı yaptırmaya yetiştiricilerin 2012 yılı desteklerinden yararlanamayacağına dikkat çeken Başkan Türer: “Bakanlığın bu uygulamasını destekliyoruz.

Bugün Brucella hem toplum açısından hem de hayvan sağlığı açısından büyük tehdit oluşturuyor. Göreve geldiğimiz günden bugüne İzmir İl Tarım Müdürlüğü ile ortaklaşa yürüttüğümüz çalışmalarda üyelerimizin Brucella Rev – 1 aşısı yaptırmaları konusunda bilinçlendiriyoruz. Bakanlığın bu yıl desteklere Brucella Rev -1 aşısını yaptırma koşulu getirmesi Türkiye’nin brucella mücadelesinde büyük yol kat etmesini sağlayacaktır” dedi.

Aşı Başına 4 TL Destek
İzmir İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliğinden yapılan açıklamada ayrıca sürülerine Brucella Rev – 1 aşısı yaptıran üyelere aşı başına 4 TL destek ödemesi yapılacağı da ifade edildi. Birlik Başkanı Özer Türer Brucella Rev – 1 aşısı yaptıran bir üyenin 2012 senesi için 15 TL anaç hayvan, 4 TL Bucella Rev – 1 aşı desteği, döktüğü sütte de tonda 150 TL destek alacağına dikkat çekti.

Başkan Türer çeşitli nedenlerle aşı yaptırmayan bir üyenin 19 TL devlet desteğinden yararlanamayacağını ifade ederek tüm koyun ve keçi yetiştiricilerinin bu yıl mutlaka aşılarını yaptırmalarını istedi.
İzmir’den Türkiye’ye Örnek Model
Başkan Türer Brucella ile mücadele konusunda İzmir İl Tarım Müdürlüğü’nün vermiş olduğu mücadeleye de dikkat çekti.

Türkiye’de ilk defa İzmir İl Tarım Müdürlüğü’nün, İzmir İl Özel İdaresinden temin ettiği kaynak ile yetiştiriciye ücretsiz Brucella Rev -1 aşısı dağıttığını belirten Başkan Türer: “Büyükbaşta brucella ile mücadelesi Türkiye’de örnek model oluşturan İzmir İl Tarım Müdürlüğü, küçükbaşta da birçok alanda olduğu gibi Brucella hastalığı ile mücadelede önemli başarıların altına imza atıyorlar. İl Tarım Müdürü Ahmet Güldal ve İl Tarım Müdürlüğü Hayvan Sağlık Koruma Şube Müdürü Bayram Sertkaya’ya tüm üyeler adına teşekkür ediyoruz.

Devletin 4 TL destek verdiği Brucella Rev – 1 aşısını ücretsiz sunarak İzmir’de Brucella hastalığının tarihe karışmasında büyük rol üstlendiler” dedi.
Başkan Türer Brucella Rev – 1 aşısının üyelerince yaptırılması konusunda tüm iletişim olanaklarını kullandıklarını bunun yanı sıra tarım danışmanlığı hizmeti veren Ziraat Mühendislerinin de özellikle bir program dahilinde bu konu üzerinde çalışacaklarını ifade etti.

 http://www.tarimsalhaber.com/desteklemeler/brucella-rev-1-asisi-yaptirmayan-surulere-2012-yilinda-destek-yok.htm

Arılar Olumsuz Etkileniyor

Fosil yakıt ve yanlış arazi kullanımı bal arılarının performansını olumsuz etkiliyor. Fosil yakıt kullanımı, yanlış arazi kullanımı ve orman tahribatı gibi nedenler sonucu ortaya çıkan iklim değişikliği etkilerinin, bal arılarının performansına olumsuz yansıdığı bildirildi. Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) Başkanı Bahri Yılmaz, Türkiye’nin, arıcılık ve bal üretiminde Çin’den sonra dünyada ikinci sırada yer aldığını söyledi. Türkiye’nin her ilinde arıcılık yapıldığını ve 5,6 milyon kayıtlı kovan bulunduğunu belirten Yılmaz, her kovanda bugünlerde 30 bin civarında arı bulunduğunu, bu sayının 1 ay sonra 60 bini aşacağını kaydetti.

Yılmaz, Türkiye’de yıllık üretilen 83 bin ton balın salgı ve çiçek balı olmak üzere iki tür halinde elde edildiğini ifade ederek, ”Salgı bal, çam, sedir, köknar ve ladin gibi ağaçlardan elde edilirken, çiçek balı ise doğal flora ile kültür bitkilerinden sağlanıyor. Anadolu’nun bitki açısından çok zengin olması bizim için büyük şans. Ancak hepsi bal üretimi için baskın değil. Arılar bazı bitkilerden polen, bazı bitkilerden bal alabiliyor” dedi.

Türkiye’de üretimi yapılan balın tamamının birinci sınıf ürün olduğunu anlatan Yılmaz, fosil yakıt kullanımı, sanayileşme, yanlış arazi kullanımı ve orman tahribatı gibi nedenler sonucu ortaya çıkan iklim değişikliğinin ise bal arılarının performansına olumsuz yansıdığını kaydetti.

Yılmaz, katı atık kullanımından vazgeçilmesi veya filtre sistemine özen gösterilmesinin önemine değinerek, ”Bunların yanı sıra, arazilerin daha etkin ve verimli kullanılması, orman tahribatının önlenip varlığının artırılması ve aynı zamanda çevre kirliliği konusuna hassasiyetle yaklaşılması gerekir. Aksi halde, doğanın dengesini bozacak ani ısı değişikliği ve daha farklı olumsuzluklar sürüp gider” dedi.

Ani ısı farklılığı ve yağış gibi iklim değişikliği etkilerinin sürmesi, arıların yaşamını zorlaştırıp, bal üretiminin düşmesine yol açtığını anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:

”Bazı arılar normal zamanlarda bulundukları yerlere uyum sorunu yaşayabilir ama, iklim değişikliği etkisi o yöreye uygun arı olsa bile, üzerinde risk yaratıyor. Kış ortasında nisan sonu sıcakları, nisan sonu olmasına rağmen şubat serinliği ve yağış görüyoruz. Bu ani ısı değişikliği, arıların performansını olumsuz etkiliyor. Isının aniden 15 derecenin altına düşmesi ve yağış, bal arılarının ölümüne neden olabiliyor. Arı yetiştiricileri de bu sorundan kaynaklanan üretim kaybını, kovanları gezdirerek minimuma indirmeye çalışıyor.”

Yılmaz, arının, sadece bal üretmekle kalmadığını, bitkileri dölleyerek verimi garanti altına aldığını belirterek, ”Doğadaki tek yıllık birçok bitki, döllenmediğinde nesli tükenir. Bu yönüyle bakıldığında arıların ülke ekonomisine katkısı rakamlarla söylenemeyecek kadar büyük” diye konuştu.

Yılmaz, pamuk ve ayçiçeği gibi ürünlerde bazı yasaklanan zirai ilaçların kullanımının da arıların ölüme yol açtığını söyledi.

Bu ilaçların, tohumda üç yıla kadar etkili olduğunu belirten Yılmaz, ”Bu ilaçların kullanıldığı bölgelerde arı, hafızasını kaybediyor, kovanına dönemiyor ve kayboluyor. Arıcıların, gittikleri yörede mutlaka ilaçlı tarım yapılıp yapılmadığını öğrenmesinde yarar var” diye konuştu.
http://www.yabantv.com/haber/6690-arilar-olumsuz-etkileniyor.aspx