Monthly Archives: Haziran 2011

Çiftçilerin İcat Ettikleri Sulama Yöntemi Tarla Fiyatlarını 5 Kat Artırdı

Karaman’a bağlı Eminler köyünde yaşayan çiftçiler, kendi geliştirdikleri sulama yöntemiyle arazilerinin değer kazanmasını sağladı. Önceleri 400 lira olan 1000 metrekarelik tarlanın fiyatı, verimli sulama yöntemi sayesinde 2 bin lira oldu.Basınçlı yağmurlama sulama sistemi’ adını verdikleri sulama yöntemi için Dünya Bankası’ndan da destek alan çiftçiler, böylelikle az miktarda su ile daha büyük alanları sulayabiliyor. Tarımda ürün çeşidini artırarak verim almayı amaçlayan çiftçiler, sistem sayesinde birçok alanda tasarruf sağlıyor. Önceleri sadece buğday ve arpa gibi tahılların yetiştirildiği tarlalarda, son teknolojiye sahip sulama sistemi ile birçok sebze de yetiştirilebilecek. 

Eminler Köyü Toprak Sulama Kooperatifi Başkanı Güray Koyuncu, geliştirdikleri sistem sayesinde işçilikte yüzde 60, elektrikte yüzde 37 ve suda ise yüzde 20 tasarruf sağlandığını ifade etti. Karaman’da böyle bir proje için şimdiye kadar Dünya Bankası’na başvuruda bulunanların olmadığını anlatan Koyuncu, “Biz bu konuda bir ilki gerçekleştirdik. Önceleri, suyun tarlalara ulaştırılması için yüzlerce metre boru kullanılıyordu. Borular, başkalarının tarlaları üzerinden veya yollardan getiriliyordu. Şimdi ise yeraltından getiriliyor. Yani başkalarının tarlalarına zarar vermeden ve boruların taşınması için işçilik ücreti ödemeden çalışıyoruz.” dedi.

Sistemin alt yapısı için, 2008 yılında yaklaşık 1 milyon lira harcandığını ifade eden Koyuncu, şunları söyledi: “Önceleri buğday, arpa yetiştirilirken, şimdi bol miktarda su isteyen sebze gibi ürünleri de yetiştireceğiz. Çünkü sulama maliyeti azaldı. Ayrıca sistem sayesinde tarlalarımız da değerlendi. Önceden 1000 metrekarelik bir tarlanın fiyatı 400 lira iken, şimdi 2 bin lira civarında müşteri bulabiliyor.”

CEP TELEFONU VEYA İNTERNET ÜZERİNDEN SUYUN KONTROLÜ SAĞLANACAK

Karaman Meram Elektrik Dağıtım (MEDAŞ) Müdürü Süleyman Kırışıkoğlu bu tür projeleri desteklediklerini ifade etti. Çiftçilerin başarılı çalışmaları sayesinde elektrikte tasarruf sağlandığını kaydeden Kırışıkoğlu, MEDAŞ’ın bünyesinde bulunan mühendislerin, çiftçileri elektrik tasarrufu konusunda bilgilendirdiklerini ve enerjinin sürekliliği konusunda çalıştıklarını kaydetti.

Başkan Güray Koyuncu, yakında cep telefonu veya internet üzerinden tarladaki vanaların açılıp kapanmasını sağlayacaklarını anlattı. Kurulacak mobil sistem sayesinde çiftçilerin vana kapatmak için bile tarlaya gitmelerine gerek kalmayacağını sözlerine ekleyen Koyuncu, “Gelişen teknolojiye ayak uydurmaya çalışıyoruz. Yapılan yeniliklerle kolaylıklar sağlıyoruz. Tarla sahipleri, oturdukları yerden bir tuşla su oranını belirleyerek ürünlerini sulayabilecek.” diye konuştu.

 http://www.tarimsalhaber.com/bitkisel-uretim/ciftcilerin-icat-ettikleri-sulama-yontemi-tarla-fiyatlarini-5-kat-artirdi.htm

http://www.kfub.com.tr/egitim/sulama/

Kurutulmuş Meyveler Şifa Kaynağı

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, ”Kurutulmuş meyveler, içerdikleri lif zenginliğiyle mide, bağırsak sistemi kanserlerinden korur ve kabızlığı önler” dedi. Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, kurutulmuş meyvelerin insan sağlığındaki yeri ve öneminin çok büyük olduğunu söyledi. Meyveler kurutulduğunda, içerdikleri vitamin, mineral, protein, yağ gibi besin maddelerinin daha yoğun hale geldiğini belirten Yorulmaz, ”Böylece meyvelerin suyu dışında tüm besin ögeleri önemli ölçüde korunmuş olur. Daha fazla taze meyve tüketilerek alınabilecek besinler bu yoğunlaşma nedeni ile daha az miktarda kurutulmuş meyve ile vücuda alınabilir. Kurutulmuş meyvelerin enerji, kuvvet ve öğrenme üzerinde olumlu etkileri vardır. Bu nedenle özellikle spor sırasında gücü artırır.

Kötü kolesterolü düşürür. Beslenme sorunlarına bağlı kansızlıkları önler. Emziren annelerde süt oluşumunu artırır. Hastalıkların ve yaraların iyileşmesini hızlandırır, kolaylaştırır. Kurutulmuş meyveler içerdikleri lif zenginliğiyle mide barsak sistemi kanserlerinden korur ve kabızlığı önler” diye konuştu.

Saklanması

Kurutulan meyvelerin mutlaka ışık görmeyen, serin ve kuru yerlerde saklanması gerektiğini anlatan Yorulmaz, uygun şartlarda saklanmayan ya da yeterince kurutulmayan özellikle kuru incir, kuru kayısı, kuru üzüm gibi meyvelerde, kansere neden olan bit, mantar zehiri olan aflatoksin oluştuğuna dikkat çekti.

Açıkta satılan, görünüşü kirli kuru meyvelerle de dikkat edilmesi gerektiğini belirten Yorulmaz, ”Özellikle trafiğe yakın yerlerde açıkta satılan kurutulmuş meyveler, egzoz gazları nedeniyle kansere de neden olabilecek kimyasal maddelerle kirlenmeye daha açık olduklarından, buralardan satılan alınmamalıdır” dedi.

İthal kurutulmuş meyveler ve yeni piyasaya çıkmış olanlar konusunda abartılı, mucizeler yarattığı biçimindeki reklamlara inanılmaması gerektiğini hatırlatan Yorulmaz, ”Mucize şu ya da bu meyve, sebze, tohum, yaprak ya da çekirdek de değil herkesin kendisine uygun biçimde doğal beslenmesindedir” uyarısında bulundu.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=251500

Küçükbaş Hayvanlar da Tarsim Güvencesinde

Tarım Sigortaları Havuzu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ramazan Kadak, 2011 yılında Hayvan Hayat Sigortalarında küçükbaş hayvanların da sigorta kapsamına alındığını belirtti. Tarım Sigortaları Sistemi’nin, ülkemizdeki tarımsal üretimin istikrarlı bir şekilde devamı açısından, son derece önemli bir unsur olduğuna ve ticari bir amacı olmadığına dikkat çeken Kadak, “Tarım sektörüne daha fazla katkı ve fayda sağlamak amacıyla kapsamı, her yıl üreticilerin ihtiyaçları doğrultusunda genişletiyoruz. Katılımcı sayısının artmasıyla birlikte sistem de giderek güçleniyor” dedi.

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2011/06/07/kucukbas-hayvanlar-da-tarsim-guvencesinde

‘EHEC Türkiye’ye Gelebilir’

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Avrupa’da yaşanan EHEC salgınının Türkiye’de olmadığını, ancak mikrobik bir durum olduğu için ülkemize de gelebileceğini söyledi. Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Erzurum’da, Ankara’dan gelen bir grup gazeteciyle yaptığı söyleşide, Avrupa ülkele rinde ölümlere neden olan EHEC salgınıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Salgını yakından takip ettiklerini belirten Akdağ, ”Kanlı ishal yapan, ağır seyredebilen bir hastalık. Kanlı ishal yapan başka sebepler de var. Dizanteri kanlı ishal yapar ama bu ağır seyredebiliyor” dedi.

Akdağ, söz konusu hastalığa neden olan mikroorganizmanın ”E. coli” diye yazılan ve ”akoli’ diye okunan mikrobun, bilinen eski mikroplardan biri olduğunu, normalde bağırsaklarda bulunan ve insan vücudu için gerekli olan bir bağırsak mikrobu olduğunu belirterek, ancak bu mikrobun insana zarar da verebildiğini ifade etti.

”Bu hastalık Türkiye’ye de gelebilir mi?” şeklindeki soru üzerine, Türkiye’de şu anda bu salgının olmadığını belirterek, ”Bu salgın ülkemize de gelebilir. Tedbirleri alıyoruz tabii. Bağırsakla ilgili bir durum olup dışkıyla geçtiği için bütün ülkelere gelme ihtimali var. Ancak, bizim burada şahsi olarak, ellerimizi sabunlamak, sebzeleri ve salataları sirkede tutmak ve yemekleri çok iyi pişirmek gibi almamız gereken tedbirler var.”

Bakan Akdağ, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının da salgına neden olan mikrobun Türkiye’ye yayılmasını önlemek için denetimlerini sıklaştırdığını kaydetti.
 

 http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=251034

Gıdadaki ‘Tarih’ Bilmecesi Tüketicinin Sağlığına Tehdit

Gıda ürünlerinin etiketinde ‘üretim tarihinin’ zorunlu olmamasına tüketicilerden tepki geldi. Daha önce TBMM Dilekçe Komisyonu’nu da harekete geçiren bu uygulamanın tüketicinin sağlığı, ekonomik ve hukuki çıkarları açısından kabul edilemez olduğu vurgulandı. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker daha önce gıdaların etiketlenmesi ile ilgili hususların Türk Gıda Kodeksi-Gıda Maddelerinin Genel Etiketleme ve Beslenme Yönünden Kuralları Tebliği ile düzenlendiğini belirterek, gıdaların etiketinde son tüketim tarihinin bulunmasının zorunlu olduğunu açıklamıştı. Eker, buna istinaden üretim tarihinin ise, bulunmasının zorunlu olmadığını söylemişti.

AB İLE TİCARETTE SORUN YAŞANIR

Hatta Bakan Eker bu konuda AB ile yapılan ticarete de işaret etmişti. Eker, “Ulusal mevzuatımızda gıdaların etiketinde üretim tarihinin bulunmasının zorunlu hale getirilmesi, AB ülkelerinden ithal edilen gıdalarla ilgili olarak ticari sorunların yaşanmasına neden olacaktır” demişti. Bu kapsamda tüketici temsilcileri bu açıklamadan sonra ortaya çıkan sorunlara işaret etti. Tüketiciler Birliği Genel Sekreteri Mehmet İmrek, yapılan düzenleme ile üreticilerin haksız uygulamalarına paralel olarak tüketici mağduriyetleri artış gösterdi” dedi.

ANAYASANIN 172. MADDESİNE DİKKAT!

“Piyasaya sunulan gıdaların ambalajlarında üretim tarihi yer almayıp, son kullanma tarihi belirtilmektedir. Üretici ve ithalatçılar, Tarım Bakanlığı tarafından yayımlanan tebliği gerekçe göstererek, üretim tarihinin yazılması zorunluluğunun bulunmadığını belirtmektedirler” diyen İmrek buna karşılık Anayasa’nın 172. maddesine işaret ediyor.

YETERLİ BİLGİYE ERİŞİM SAĞLANMALI

Anayasa’nın 172. maddesi “Devlet tüketicileri aydınlatır ve koruyucu tedbirleri alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder” dediğini söyleyen İmrek, Birleşmiş Milletler Tüketici Hakları Evrensel Beyannamesi’nin de “tüketicilere, kendi ferdi istek ve ihtiyaçlarına göre bilinçli seçim imkânı sağlamak için yeterli bilgilere erişim sağlanması” gerektiğini açıkça hüküm altına aldığını vurguluyor. Türkiye’de, gıda kodeksi normlarına uygun üretim yapılması, denetim mekanizmasının düzenli ve sağlıklı bir şekilde işlevsel hale gelmesinin önemine işaret eden İmrek, tüketicinin sağlığını, ekonomik ve hukuki çıkarlarını koruyucu tedbirlerin alınması konusunda daha etkin çalışmalar yapılması gerektiğini söyledi.

Etiketlerde hasat yılından içeriğine kadar her şey olmalı

Gıda etiketlerinde, ürünün hasat yılı, koruyucu maddelerin neler olduğu ve içeriğinde ne oranda bulunduğu, üretiminin hangi tarihte yapıldığı ve son tüketim tarihinin ne olması gerektiği konusunda açıklayıcı, bilgilendirici ve hatta uyarıcı yazılara yer verilmesi gerektiğinin altını çizen Mehmet İmrek, “TBMM Dilekçe Komisyonu Tüketiciler Birliği tarafından yapılan başvuruları dikkate alarak, bulunmasını talep ettiğimiz bilgilerin gıda maddelerinin etiketlerinde yer alması gerektiğini 25.03.2011 tarih ve 47 sayılı kararı ile hüküm altına almıştır” diye konuştu.

Üretim tarihini bilmek vatandaşın hakkı

Bazı gıda ürünlerinde son kullanma tarihi yazılırken üretim tarihinin yazılmaması, Meclis’i de harekete geçirmişti. Bu kapsamda, konuyla ilgili şikayetleri inceleyen TBMM Dilekçe Komisyonu, tüketiciyi haklı bulmuştu. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na meseleyle ilgili yazı gönderen komisyona, sadece ‘reklam ve rekabet’ açısından cevap verildi. Dilekçe Komisyonu Başkanı Yahya Akman, “Yaptığımız incelemeler ve sivil toplumla yaptığımız görüşmelerde de gördük ki, üretim tarihinin yazılmaması kabul edilemez. Bir ürünün ne kadar süre önce üretildiğini bilmek, tüketicinin hakkı” demişti.

http://www.tarimziraat.com/tarim_haberleri/a1668-gidadaki_tarih_bilmecesi_tuketicinin_sagligina_tehdit.html