Monthly Archives: Kasım 2011

Türkiye Su Enstitüsü Kuruldu

Hükümet, Kanun Hükmünde Kararname’yle Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı Türkiye Su Enstitüsü’nü kurdu. Su ile ilgili, geleceğe yönelik yapılacak çalışmaların yönlendirilmesi, takip edilmesi, Türkiye’nin kısa ve uzun dönemli su yönetimi stratejisinin geliştirilmesi, su yönetimi ile ilgili görev yapmakta olan kurum ve kuruluşlar arasında eşgüdüm sağlanmasına yönelik bilgi üretecek olan Enstitü, su ile ilgili ulusal ve uluslararası kuruluşların çalışma, bilgi üretimi ve istatistik faaliyetleri ile diğer dış gelişmelerini takip edecek. Merkezi İstanbul’da olacak Enstitü’de 40 kişi istihdam edilecek.

Türkiye Su Enstitüsünün kuruluş ve teşkilatı ile görev ve yetkilerine ilişkin usul ve esaslarıyla İlgili Kanun Hükmünde Kararname Resmi Gazete’de yayımlandı. Bu Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen görevleri gerçekleştirmek amacıyla kamu tüzel kişiliğini haiz Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı, özel bütçeli Türkiye Su Enstitüsü kuruldu. Enstitünün kısa adı “SUEN” olacak. Enstitünün merkezi İstanbul olarak belirlendi. SUEN’in görevi su ile ilgili, geleceğe yönelik yapılacak çalışmaların yönlendirilmesi, takip edilmesi, Türkiye’nin kısa ve uzun dönemli su yönetimi stratejisinin geliştirilmesi, su yönetimi ile ilgili görev yapmakta olan kurum ve kuruluşlar arasında eşgüdüm sağlanmasına yönelik bilgi üretmek olacak. Su ile ilgili ulusal ve uluslararası kuruluşların çalışma, bilgi üretimi ve istatistik faaliyetleri ile diğer dış gelişmeleri takip edilecek. Ulusal ve uluslararası su sektörünün işbirliği içinde çalışması için gerekli faaliyetleri yürütmek, çalışmalarıyla ulusal ve uluslararası su sektöründe temayüz etmiş kurum ve kişiler ile gerektiğinde projelerde beraber çalışılacak. Sürdürülebilir su politikalarının geliştirilmesi ve küresel su meselelerinin çözülmesi yönünde stratejiler üretilmesi için gerekli imkân ve araçların geliştirilmesine katkı sağlanacak. Ulusal ve uluslararası su politikaları geliştirmek amacıyla bilimsel araştırmalar yapmak ve bunların yapılmasını desteklenecek.Ulusal ve uluslararası forum, konferans, toplantı, seminer, sempozyum ve benzeri faaliyetlere katkıda bulunacak.Ulusal ve uluslararası düzeyde eğitim programları düzenlenecek. Uluslararası su hukukuna ilişkin çalışmalar yapılacak. Su kaynaklarının sürdürülebilir kalkınma ve yenilenebilir enerji üretimi amacıyla kullanılması ilkelerinin belirlenmesine yönelik bilgi üretecek. Enstitünün görev alanına giren konularda, yabancı kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapacak.Enstitü teşkilatı; Yönlendirme Komitesi, Yönetim Kurulu ve Enstitü Başkanlığından oluşacak.

-YÖNLENDİRME KOMİTESİ-

Yönlendirme Komitesi, Orman ve Su İşleri Bakanının başkanlığında, Bilim, Sanayi ve Teknoloji, Çevre ve Şehircilik, Dışişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Gıda, Tarım ve Hayvancılık, İçişleri, Sağlık ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı Müsteşarları, Orman ve Su İşleri Bakanlığından bir Müsteşar Yardımcısı, Devlet Su İşleri Genel Müdürü, Su Yönetimi Genel Müdürü, Meteoroloji Genel Müdürü, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Başkanı, Türkiye Su Enstitüsü Başkanı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığınca belirlenecek iki üniversite öğretim üyesi veya sivil toplum kuruluşu temsilcisinden oluşacak.

Yönlendirme Komitesi, Enstitünün politika, hedef ve stratejileri ile çalışma ilkelerini belirleyecek. Yönlendirme Komitesi, yılda en az bir defa olmak üzere, Enstitü Başkanlığının hazırladığı gündemle Yönlendirme Komitesi Başkanının daveti üzerine toplanacak. Yönlendirme Komitesi, toplantıya katılan üyelerinin salt çoğunluğu ile karar verecek.

-YÖNETİM KURULU-

Yönetim Kurulu; Orman ve Su İşleri Bakanlığı Müsteşarının Başkanlığında, Enstitüsü Başkanı, Enstitüsü Başkan Yardımcısı, Politika Geliştirme Koordinatörü, Proje Geliştirme ve Uygulama Koordinatörü ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu temsilcilerinden oluşacak.

-GEÇİCİ VE SÜREKLİ KURULLAR İLE ÇALIŞMA GRUPLARI-

Enstitü; görev alanına giren konularla ilgili olarak çalışmalarda bulunmak üzere bakanlık, kamu kurum ve kuruluşları, meslek odaları, özel sektör temsilcileri, özel hukuk hükümlerine tabi kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları ve konu ile ilgili uzmanların katılımı ile geçici ve sürekli kurullar ile çalışma grupları oluşturabilecek.

-BAŞKAN MÜŞTEREK KARARNAME İLE ATANACAK-

Başkan, müşterek kararname ile diğer personel Orman ve Su İşleri Bakanı tarafından atanacak. Başkan ve Başkan Yardımcılarının en az lisans düzeyinde öğrenim görmüş olması ve kamu kurum ve kuruluşlarında, üniversitelerde veya özel sektörde toplam en az on yıl deneyim sahibi olması şarttır. Koordinatörler için bu süre beş yıl olarak uygulanacak. İhtiyaç duyulması halinde, Başkan ve Başkan Yardımcısı pozisyonlarına, emekli olmuş kamu personelinden yetmişiki yaşını doldurmamış kişiler arasından sözleşmeli olarak atama yapılabilecek. Enstitü’de sözleşmeli personel çalıştırılabilecek. Geçici veya belli bir ihtisas gerektiren nitelikteki hizmetler Başkanlıkça tespit ve tayin edilecek. Bu işlerde çalışacak personel, idari hizmet sözleşmesi ile istihdam edilecek.

-40 KADRO İHDAS EDİLDİ-

Enstitü’de 40 kadro ihdas edilecek. Bunlar Enstitü’de 1 başkan, 1 başkan yardımcısı, 1 politika geliştirme koordinatörü, 1 proje geliştirme ve uygulama koordinatörü, idari ve mali işler koordinatörü, 2 hukuk müşaviri, 32 uzman ve 1 teknisyen görev alacak. Enstitü personeline ödenecek ücret, emeklilik, aylık ve diğer mali hakları bakımından, Enstitü Başkanı için Başkanlığın bağlı olduğu Bakanlık Genel Müdürü; Enstitü Başkan Yardımcısı için Bakanlık Genel Müdür Yardımcısı; Koordinatörler için Bakanlık Daire Başkanları dışında Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Yönetim Kurulu tarafından belirlenecek.

-YABANCI UZMAN İSTİHDAM EDİLEBİLECEK-

Özel bilgi ve ihtisas gerektiren işlerde, Yönetim Kurulunca yürürlüğe konulacak yönetmelik hükümlerine göre idari hizmet sözleşmesi ile yabancı uzman istihdam edilebilecek. Bunlara ödenecek ücret Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Yönetim Kurulunca belirlenecek.

-ENSTİTÜ’NÜN GELİRLERİ-

Enstitü’nün gelirleri, genel bütçeden yapılacak yardımların yanı sıra Enstitü faaliyetlerinden elde edilen gelirlerden, yayın ve patent gelirlerinden, her türlü yardım ve bağışlardan, enstitünün sahip olduğu taşınır, taşınmaz ve haklardan elde edilen gelirlerden, enstitü gelirlerinin nemalandırılması sonucu elde edilen gelirler ve diğer gelirlerden oluşacak.

-BEŞİNCİ DÜNYA SU FORUMU’NUN SEKRETERYASINA VERİLEN GÖREV ENSTİTÜYE DEVREDİLECEK-

Beşinci Dünya Su Forumu Sekretaryasına verilen görev, hak, yetki ve sorumluluklar ile Forum Sekretaryasının tüm varlıkları, taşınır ve taşınmazları, yapılmış sözleşmelerden doğan hak, alacak ve borçları Enstitüye devredilmiş sayılacak. Beşinci Dünya Su Forumu Sekretaryasında kurulmuş organlar, yeni organlar oluşuncaya kadar görevlerine devam edecek. Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen yönetmelikler, Enstitü tarafından üç ay içerisinde yürürlüğe konulacak. Söz konusu yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar mevcut düzenlemelerin bu Kanun Hükmünde Kararnameye aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunacak.KHK bugün yürürlüğe girecek.

http://siyaset.milliyet.com.tr/turkiye-su-enstitusu-kuruldu/siyaset/siyasetdetay/02.11.2011/1458368/default.htm

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nda Değişim: Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü Kuruldu

Bu çerçevede Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü kapatıldı, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü ile Nükleer Enerji Proje Uygulama Dairesi Başkanlığı oluşturuldu. Konuya ilişkin düzenleme, Resmi Gazete’nin 2/11/2011 tarihli mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Genel müdürlüğün görevleri şöyle:

MADDE 82- 3154 sayılı Kanuna 10 uncu maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddeler eklenmiştir.

Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü

MADDE 10/B- Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:

a) Ülkenin hidrolik, rüzgâr, jeotermal, güneş, biyokütle ve diğer yenilenebilir enerji kaynakları öncelikli olmak üzere tüm enerji kaynaklarının tespiti ve değerlendirilmesine yönelik ölçümler yapmak, fizibilite ve örnek uygulama projeleri hazırlamak; araştırma kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yaparak pilot sistemler geliştirmek, tanıtım ve danışmanlık faaliyetleri yürütmek,

b) Sanayide ve binalarda enerjinin verimli kullanımı ile ilgili olarak farkındalık oluşturmak ve bu amaçla çalışmalar yürütmek,

c) Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulu tarafından onaylanan enerji verimliliği uygulama projelerini ve araştırma ve geliştirme projelerini izlemek ve denetlemek,

d) Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanlarındaki çalışmaları ve gelişmeleri izlemek ve değerlendirmek, ülkenin ihtiyaç ve şartlarına uygun olarak araştırma ve geliştirme hedef ve önceliklerini belirlemek, bu doğrultuda araştırma ve geliştirme çalışmaları yapmak, yaptırmak, çalışma sonuçlarını ekonomik analizleri ile birlikte kamuoyuna sunmak,

e) Yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesine ve enerji verimliliğinin artırılmasına yönelik projeksiyonlar ve öneriler geliştirmek.

http://www.tarim.gen.tr/?sayfa=haberler&id=7800&baslik=enerji_ve_tabii_kaynaklar_bakanligi’nda_degisim:_yenilenebilir_enerji_genel_mudurlugu_kuruldu

Ekmek Daha Sağlıklı Olacak

Ekmeğin, tekniğine uygun üretimi, muhafazası, taşınması ve pazarlanması ile ilgili özellikleri yeniden belirleniyor. Fakir, zengin fark etmeden herkesin temel besin kaynağı olan ekmek artık daha sağlıklı olacak. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı; ekmeğin, tekniğine uygun üretimi, muhafazası, taşınması ve pazarlanması ile ilgili özellikleri yeniden belirleniyor. Ekmek ile ilgili belirlediği yeni kriterleri hazırladığı bir taslakla kamuoyunun görüşüne sunan bakanlık, gelen görüşleri değerlendirerek taslağı önümüzdeki hafta Ulusal Gıda Kodeksi Komisyonu’nda görüşülecek.

Peki ekmek ile ilgili hazırlanan taslak neleri öngörüyor?
Böbrek yetmezliğinden hipertansiyona kadar birçok hastalığın nedeni olan fazla tuz tüketimini azaltmak amacıyla, Sağlık Bakanlığı’nın görüşü alınarak ekmekte kullanılan tuz miktarı düşürülecek. Bir kişinin, ekmekten aldığı tuz miktarı günlük 12 miligramı buluyor. Bunun önüne geçmek için taslağa göre ekmekte kullanılan azami tuz oranı yüzde 1,75’den yüzde 1,5’e düşürülecek.
Bugüne kadar normal ekmek yapımında kepek oranı az olan un kullanılabiliyordu. Ancak, yeni düzenlemeyle kepek oranı düşük unun ekmek yapımında kullanımı yasaklanacak. Taslak, dışarıdan bakıldığında ekmeğin nasıl olması gerektiğini de tanımlıyor.

Ekmeğin gramajı da artıyor. Mevcut uygulamada sınır 200 gram iken yeni taslakla bu sınır 300 grama çıkartılacak.

1997 yılında hayata geçirilen ‘ekmeğin poşete girmesi’ ile ilgili uygulamada yeni düzenlemeyle rafa kaldırılıyor. Sadece raf ömrü uzun olan ekmekler poşetlenerek satışa sunulacak.

Taslakla birlikte yeni hijyen kuralları da uygulamaya konulacak.

Vatandaşlar yeni gelecek hijyen kuralları ile artık ekmeği dolaptan kendi alamayacak. Kapalı hijyenik dolaplarda bulundurulan ekmekler, hijyen kurallarına uyan satıcıların kontrolünde satılacak. Ekmekler, satış yerlerinde alıcının el değmesini engelleyecek şekilde ekmek dolabında veya tezgahında muhafaza edilecek ve satıcı kontrolünde satılacak. Satış sırasında ekmekler, Türk Gıda Kodeksi’ne uygun bir ambalaja konularak tüketiciye arz edilecek.

Ayrıca, taslak ile tam buğday ekmeğinin kullanımının yaygınlaştırılması da amaçlanıyor.
Öte yandan, geleneksel hali ile tuz ilave edilerek üretilen ekmeklere tuz eklenmediği taktirde “Tuz ilave edilmemiştir” ifadesi etikette yer alabilecek. Ekmeğe, hiçbir katkı maddesi katılmazsa etiket üzerinde ekmek adı ile birlikte “katkısız” ifadesi kullanılabilecek Coğrafi işaretleme ile ilgili kurallara aykırı olmamak kaydıyla yöresel/ülkesel adları ile bilinen ekmekler bu isimlerle üretilebilecek.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD592_ekmek-daha-saglikli-olacak.html

Kurbanda Dişi Hayvan Kesmeyin

Dişi hayvan kesiminin yasaklanmasıyla büyük ve küçükbaş hayvan sayısının artacağı, et fiyatların yükselmeyeceği bildirildi.  Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiyede hayvan sayısı darlığını bahane ederek fiyatları artıran spekülatörlerin, vatandaşları yanlış yönlendirip panik oluşturduklarını belirterek, bunun sonucunda da damızlık hayvan ve et açığının kapatılması için yurt dışından hayvan ithalatı yapıldığını söyledi.

Bu durumun devam etmesi halinde gelecek 5-10 yılda kırmızı ette çok daha ciddi sıkıntılar yaşanabileceğini ileri süren Tayar, ”Önümüzdeki yıllarda et ile ilgili sıkıntı yaşanmaması için hayvancılık sektörü dikkate alınmalıdır. Başta yem olmak üzere küçük üretici her konuda desteklenmelidir. Bu hem ülkenin et ihtiyacını karşılar hem de katma değer ülkede kalır” dedi.

-Milli gelir yükselmesine rağmen et tüketimi aynı kaldı-

Türkiye’de kişi başına milli gelir 2 binden 10 bin dolara yükselirken kırmızı et üretiminin aynı kaldığını belirten Tayar, hayvan varlığının her yıl biraz daha azaldığını, sorunun ithalatla çözülemeyeceğini iddia etti.

Tayar, Türkiye’de her Kurban Bayramı’nda 500-600 bin arasında büyükbaş, 2-2,5 milyon da küçükbaş hayvan kesildiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

”Geçen yıl Kurban Bayramı’nda 600 bin büyükbaş, 2 milyon 250 bin civarında da küçükbaş hayvan kesildi. Toplam kesilen hayvan sayısının yüzde 10-15 kadarı Kurban Bayramı’nda kesiliyor. Bu Kurban Bayramı’nda, geçen yılki sayıda kurban kesilmesi halinde, kurban pazarının 4,5 milyar lirayı bulması bekleniyor. Buna nakliye, kurban pazarı kiraları, kasap ücretleri gibi giderlerin eklenmesiyle kurban kesiminin oluşturduğu ekonomik hareketin daha da büyük olacağı görülüyor. Kısa dönemler halinde de olsa dişilerin kesiminin yasaklanmasıyla ülkemizdeki hayvan miktarı artacak, böylece hayvan ve kırmızı et fiyatları abartıldığı gibi yükselmeyecektir. Ülkemizdeki hayvan sayısının artırılması için ilk karar Kurban Bayramı öncesinde alınmalı ve dişi hayvan kesimi yasaklanmalıdır.”

-Koyun yerine koçu tercih edin-

Kurban Bayramı’nda dişi koyun yerine koçun tercih edilmesini öneren Tayar, şunları kaydetti:

”Özellikle küçükbaşta dişi kesilmesi mutlaka önlenmelidir. Vatandaşlar da bu konuda daha duyarlı ve dikkatli hareket etmelidir. Yasal olarak gebeliğin üçte ikisini tamamlamış hayvanların kesilmesi yasaktır. Fakat ülkemizde ruhsatlı kesim yerlerinin çok az sayıda olması, yeterli denetim yapılmaması gibi eksiklikler sonucu kurban bayramlarında çok sayıda gebe, dişi hayvan kesiliyor. Bu durum ülke ekonomisine ciddi zarar veriyor. Kurban pazarlarında gebe hayvanların satılması da yasaklanmalıdır. Bunun için ya yaptırım gücü olan cezai işlem uygulanması ya da pazarlarda veteriner hekim bulundurularak, gebe hayvanların pazara girişinin engellenmesi gerekmektedir.”

-Kurbanlık alırken nelere dikkat edilmeli?-

Mustafa Tayar, kurbanlık alırken dış görünüşünün önem taşıdığını belirterek, bazı hastalıkların topallık, felç, belirli vücut hareketleri ve durumları veya genel durumlarında görülen değişikliklerle belirlenebileceğini söyledi.

Kurbanlık satın alırken hayvanın genel durumu ve genel görünüşünün iyice gözden geçirilmesini öneren Tayar, şöyle konuştu:

”Çünkü çeşitli hayvan hastalıkları ette fazla değişiklik yapmadıkları halde, canlı hayvanda klinik belirtilerle daha kolay teşhis edilirler. Kesim öncesi muayene hayvan ayakta dururken, hareket halindeyken ve sakinken yapılmalıdır. Eğer hayvanda yüksek ateş, iştahsızlık, öksürük, nefes güçlüğü, yutmada zorluk, ağız burun akıntısı, kısmi veya genel felç, vücutta şişlikler, cinsiyet organları ve memede kötü kokulu akıntılar varsa hastalıktan şüphe edilmelidir. Bu ve benzeri durumlarda böyle hayvanlar satın alınmamalı veya kesin karar veteriner hekim kontrolünden sonra verilmelidir.”

Kurbanlık hayvanın, bir veya iki gözü kör, kulakları kopuk, bir veya iki boynuzu kökünden kırık, kuyruğunun yarısı kopmuş veya doğuştan kuyruksuz, dişlerinin çoğu dökük, meme başları kopuk, yürüyemeyecek kadar topallığının olmaması gerektiğini dile getiren Tayar, ”Genel sağlık açısından kurban edilecek hayvan, durgun ve halsiz, aşırı öksürük ve aksırıklı olmamalıdır. Hayvanın gözleri, derisi ve kılları parlak ve canlı olmalı, göz, ağız ve burnunda akıntı görülmemelidir. Kurbanlık hayvan aşırı zayıf ve gebe olmamalıdır” dedi.

Tayar, yeni doğum yapmış, yüksek ateşli, çok genç ve etleri olgunlaşmamış, kılları karışık ve mat olan, bakışları ve dış görünümü canlı olmayan, salya akıntısı bulunan, pis kokulu burun akıntısı olan ve çevreye karşı aşırı tepkili veya çok duyarsız hayvanların alınmamasını önerdi.

http://www.haberturk.com/polemik/haber/684614-kurbanda-disi-hayvan-kesmeyin
http://www.giresun.gov.tr/syf/haberleri_goster.aspx?haber_ID=4474

 

Gıdaya Hükmeden Kazanacak

Dünya tarihinin gelecekte gıda savaşları üzerinden şekillenmesi bekleniyor. Uzmanlara göre ülkeler vatandaşlarına yeterli ve sağlıklı gıda ulaştırabildiği ölçüde güçlü sayılacak. Türk tarımı da bu doğrultuda yeniden yapılanıyor. Hedefte Avrupa, Afrika ve Batı Asya’nın gıda bahçesi olmak var. Dünya, insanlık tarihinin beslenme ve gıda teknolojileri üzerinden şekilleneceği yeni bir döneme doğru hızla ilerliyor. Artan ve yaşlanan nüfus tüm dünyanın ortak sorunu haline geldi. Katlanarak artan bu nüfusu doyurmak da gün geçtikçe zorlaşıyor. Bilim insanlarına göre yakın gelecekte ülkelere değer katacak en önemli bilgi modern tarım teknolojilerinde gizli olacak. Ülkeler vatandaşlarına yeterli ve sağlıklı gıda ürünleri ulaştırabildiği ölçüde başarılı sayılacak. Türkiye tarımı da bu noktadan hareketle kendini son yıllarda yeniden dizayn etmeye başladı. Yeterli gıda arzının sağlanmasında bölgesinde önemli bir rol üstlenen Türkiye, Avrupa, Afrika ve Batı Asya’nın gıda bahçesi olma hedefi taşıyor

ÇOK YÖNLÜ KARAKTER

Tarım sektörü, bu hedef doğrultusunda yapısal sorunlar yaşasa da önemli bir değişim geçirerek, çok yönlü bir karakter kazanmaya başladı. Sektör, artık ürünün paketlenmesinden tüketicilere ulaştırılmasına kadar tüm aşamalarda faaliyet gösteren ‘çağdaş tarımsal işletmeler’ şeklinde yeniden yapılanıyor. Artık klasik ve verimsiz üretim modeli bir kenara bırakılarak, verimliliği esas alan ‘modern’ tarım işletmelerine geçiliyor.

İHTİYAÇLAR ARTIYOR

Bu süreçte tarım sektörünün ihtiyaçları da doğal olarak, daha ‘karmaşık’ hale geliyor. Üretici, sanayici ve tüketici entegre şekilde yeni yapılar ortaya koydukça, yeni sistemler yeni beklentiler yaratıyor. Bu alanda önemli unsurlardan birisi de finansman sıkıntısı olarak öne çıkıyor. İşti bu noktada da bankacılık hizmetleri devreye giriyor. Son yıllarda birçok banka, ‘tarım bankacılığı’ adı altında konuya eğilmiş durumda. Kredi vermenin de ötesinde üreticiyle, çiftçiyle aynı havayı solumaya başmış olan Türk bankacılık sistemi sektörün yeniden şekillenmesinde büyük rol oynuyor. Bazı bankalar ziraat mühendisi istihdam edip, köy köy dolaşırken, bazı bankalar ise hasat zamanına göre kredi vermeye kadar götürüyor işi. Bu finansman gücü de Türk tarımını hedeflediği noktaya çok daha hızlı ulaştırıyor.

Dünya nüfusu 9 milyara çıkacak

ABD’li Tarım Bilimci Lester Brown’un analizlerine göre dünya nüfusu, 1970’ten beri neredeyse iki katına çıktı ve bu yüzyıl ortasında 9 milyara varması bekleniyor. Bu sırada, 3 milyar kişi, gıda zincirinde normalden daha fazla et, süt ve yumurta tüketiyor. Çin ve diğer ülkelerde daha fazla aile “orta sınıf” kategorisine ulaştıkları için, daha iyi beslenmeyi umuyorlar. Ancak, hububat-yoğun çiftlik hayvanı ürünlerinin dünya çapında tüketimi arttıkça, tüm bu hayvanları beslemek için gereken ekstra mısır ve soya filizi talebi de artıyor. Bu doğrultuda ise kaynakların yeniden gözden geçirilmesi ve modern bilimin devreye girmesi gerekiyor.

http://www.tarimsalhaber.com/ekonomi/gidaya-hukmeden-kazanacak-h2798.html