Monthly Archives: Ocak 2012

Turizm ile İlgili Radikal Kararlar Alındı

Giresun Valisi  Dursun Ali Şahin başkanlığında, Valilik Toplantı Salonunda yapılan İl Turizm Koordinasyon Kurulu Toplantısında, ilimiz turizminin gelişmesi ve gerekli altyapının oluşturulması için bir dizi radikal kararlar alındı. Vali Şahin; turizmde varış noktasındaki, tesisteki, hizmetteki, alt yapıdaki, ulaşımdaki, sokaktaki ve son olarak ta kafalardaki kalitenin hoşgörü, ilgi alaka, doğruluk, güvenirlik ve müşteri memnuniyeti ile birleştiğinde turizmde başarıyı getireceğini kaydetti. “Turizmde hedefimiz; turizmimizi çeşitlendirip 12 ay turizm yapılabilir konuma sokmak, Giresun’u Turizmin parlayan yıldızı yapmak” diyen Vali Yardımcısı Aksoy da, ilimizi Av Turizmi, Kış Turizmi, İnanç Turizmi, Sağlık Turizmi, Kongre Turizmi, Kültür Turizmi, Gençlik Turizmi, Yat Turizmi, Su Sporları Turizmi, Botanik Turizmi, Mağara Turizmi, Hava Turizmi, Rafting, Dağcılık, Sualtı Dalış, Kuş Gözlemciliği, Yayla Turizmi, Trekking, Karavan Turizmi yönünden bir cazibe merkezi haline getirmek için çalışacaklarını söyledi ve konuyla ilgili sunumunu yaptı.

Sunumun ardından il turizmimizi geliştirmek için şu karalar alındı:
1-Tarihi ve turistik mekânlara ulaşım sağlayan yollarda tabela ve yön levhalarının yerleştirilmesi ve mevcutlarının gözden geçirilmesi,
2-Turisttik amaçlı yolların iyileştirilmesi
3-Kaldırım ve tretuvarlarının işgal edilmemesi
4-Durak yerlerine araç parkının önlenmesi durak yerleri dışında yolcu indirme bindirme yapılmaması
5-Turistik amaçlı araçlara klima taktırılması, sürücülerin eğitimi, tek tip kıyafet giyilmesinin özendirilmesi, araçların standartlarının yükseltilmesi
6-Seyahat acentaların düzenledikleri turlarda trafik ve yolcu güvenliğinin sağlanması
7-Kaçak seyahat acentalığı faaliyetlerinin önlenmesi
8-İlimize turist getiren, götüren tur araçlarının park yerlerinin ve indirme bindirme alanlarının belirlenmesi
9-Turlarda kokartsız rehber çalıştırılmaması
10-Kask takmayan mobilet ve motosiklet sürücülerinin izlenmesi
11-Turizm işletmelerinde kalifiye elaman çalıştırılması
12-İlimiz genelindeki turistik tesislerin genel görünüm hijyen denetimlerinin yaptırılması
13-Sahil bandında ve turistik alanlar çevresindeki umumi WC’ lerin bakım temizlik ve hijyen koşullarının denetimlerinin yaptırılması
14-Tesislerde dezenfektasyon kullanımının denetlenmesi
15-Konaklama tesislerinde özel güvenlik teşkilatının kurulması
16-Turizm faaliyetlerinin yoğun olduğu yerleşim yerlerinde seyyar satıcıların faaliyetlerinin önlenmesi
17-Gürültü kirliliği ile etkin mücadele yapılması
18-İzinsiz, belgesiz çalışan döviz bürolarına müsaade edilmemesi
19-Giresun ürünleri teşhir – satış üniteleri ve Giresun’a has turistik ürünlerin satış alanlarının belirlenmesi
20-İl turizm fahri müfettişleri uygulanmasına başlanılması
21-Telefon ankesörleri, kabin ve makinalarının sayısının artırılması
22-Turistik bölgelerde sivrisineklerle ve karasineklerle mücadele
23-Çöplerin düzenli toplanması, taşınması
24-Kıyılarımızın, koyularımızın, plajlarımızın derelerimizin temizliğine gereken özenin gösterilmesi
25-İl merkezinde turizm informasyon bürosunun oluşturulması

http://www.giresun.gov.tr/HaberDetay.aspx?HaberId=9229

Hayvan Refahı Standartları Yeniden Belirlendi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvan Refahı konusunda standartları yeniden belirledi.Avrupa Birliği’ne tam üyelik süreci kapsamında gıda güvenirliğinin arttırılmasına yönelik yapılan çalışmalar çerçevesinde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Hayvan Refahı ile ilgili hazırladığı yönetmelikler 2011 sonu itibariyle yürürlüğe girdi. Hayvansal gıda üretimi amacıyla yetiştirilen hayvanların korunmasına ilişkin hazırlanan yönetmelikler bakım ve nakil konularını kapsıyor. Özellikle hayvanların nakli konusunda hazırlanan yönetmeliğin kapsamı oldukça geniş. Hazırlanan yönetmeliğe göre hayvanlar yaralanacak ya da acı hissedecek şekilde nakledilemeyecek. Ayrıca nakil sırasında hayvanların sağlık koşulları yolculuk yapmaya uygun olacak. Yönetmelik nakil araçlarının hayvanların güvenli şekilde ulaşımını sağlayacak şekilde tasarlanmasını da öngörüyor.

Yönetmeliğe göre nakil araçları hayvanların yaralanmasını ve acı çekmesini önleyecek şekilde tasarlanacak.

Nakil sırasında hayvanlara refakat eden bakıcılar ile nakil araçlarının sürücülerinin yeterlilik ve yetki belgesi sahibi olması gerekiyor. Çünkü yönetmelik, nakliye esnasında hayvanların refah durumlarının düzenli olarak kontrol edilmesini şart koşuyor.

Öte yandan, nakil aracında belgeleri ve veteriner raporu eksik olan hayvanların nakline izin verilmeyecek.

Yönetmelikle, artık hayvanlar boynuzlarından, yünlerinden ya da kuyruklarından tutup çekilemeyecek; sivri uçlu değneklerle müdahale edilemeyecek. Ayrıca, nakil sırasında hayvanların şiddete maruz kaldığı tespit edildiği takdirde ağır cezai işlemler uygulanacak.

Bakım konusuyla da ilgili hazırlanan yönetmeliğe göre çiftlik hayvanlarının artık hareket özgürlüğü kısıtlanamayacak.  Hayvanların fizyolojik durumları göz önüne alınarak yaşam alanları yeniden düzenlenecek. Çiftlik hayvanlarının yaşadığı bölümler herhangi bir zorluk olmadan yatabileceği, dinlenebileceği, ayağa kalkabileceği, dışkı ve idrar yapabileceği bir şekilde inşa edilecek.

 Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hayvan refahıyla ilgili hazırlanan bu yönetmeliklere bilimsel çevrelerden de destek geldi. Afyon Kocatepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zehra Bozkurt, hazırlanan yönetmeliklerle hayvansal gıdaların çiftlikten sofraya gelene kadar denetiminin kontrol altına alındığını söyledi.

Yürürlüğe giren yönetmelikler ile mevcut uygulamaların Avrupa ülkelerindeki uygulamalar ile eş değer hale geldiğini belirten Bozkurt, bu yönetmelikler ile tüketici haklarını devlet tarafından tam anlamıyla kontrol ve denetim altına alındığını ifade etti.

Hayvan refahını, bir hayvanın mental ve fiziksel olarak tam sağlıklı olma hali olarak açıklayan Bozkurt, sağlıklı gıdaların ancak sağlıklı koşullarda yetişen hayvanlardan elde edilebileceğini vurguladı.

Yönetmelikler yürürlüğe girdikten sonra Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Lalahan Hayvancılık Merkez Araştırma Enstitüsü’nde de standartlar yeniden gözden geçirildi. Enstitü olarak zaman kaybetmeden hayvan refahıyla ilgili çalışmalara başladıklarını anlatan Islah ve Genetik Bölüm Başkanı İlkay Demirhan, hayvanların barınma alanlarını yeniden düzenlediklerini ve bakım konusunda personeli eğitimden geçirdiklerini söyledi.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD829_hayvan-refahi-standartlari-yeniden-belirlendi.html

“Daha Küçüğünü Avlamayalım, Almayalım, Satmayalım”

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, deniz ve tatlısu balıklarında yasal avlanabilir asgari boy ölçülerinin altına düşülmemesi amacıyla “Daha küçüğünü avlamayalım, almayalım, satmayalım” sloganıyla afişler bastırdı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, yasal sınırların altında yapılan balık avının önüne geçebilmek için harekete geçti. “Daha küçüğünü avlamayalım, satmayalım, almayalım” sloganıyla hazırlanan afişlerde, deniz ve tatlısu balıklarında yasal avlanabilir asgari boy ölçülerine ve avlanması yasak nesli tükenen türlere dikkat çekiliyor. Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü tarafından dağıtılan afişlerde 174 Alo Gıda, 158 Alo Sahil Güvenlik, 156 Alo Jandarma ihbar telefonlarına da yer verilerek denetimlere, vatandaşların aktif olarak katılımlarının sağlanması hedefleniyor.

Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Dr. Durali Koçak, afişlerin toplumu bilinçlendirmek, bu konudaki farkındalığı artırmak amacıyla hazırlandığını ve dağıtımına başlandığını bildirdi.

Her canlıya en az bir kez yavrulayabilme şansının verilmesi gerektiğine dikkat çeken Koçak, av yasaklarına uyulmadığı takdirde gelecekte karşılaşılabilecek olumsuzluklara da değindi.

Öte yandan, afişlerde “Daha küçüğünü avlayanlar ve satanlar hakkında 1380 sayılı su ürünleri kanunu gereğince ürünlerine el konulur ve para cezası uygulanır” uyarısı da yer alıyor.

Deniz Balıkları Yasal Avlanabilirliği Asgari Boy Ölçüleri

(Hamsi 9 cm, Barbunya 13 cm, Lüfer 20 cm, Kalkan 40 cm, Lagos 45 cm, Tekir 11 cm, İstavrit 13 cm, Palamut 25 cm, Sardalya 11 cm, Mezgit 13 cm, Bakalyaro 25 cm, Kılıçbalığı 125 cm)

Tatlısu Balıkları Yasal Avlanabilir Asgari Boy Ölçüleri

(Tatlısu Levreği 18 cm, Alabalık 25 cm, Karabalık 35 cm, Yılanbalığı 50 cm, Siraz 20 cm, Kadife 26 cm, Sazan 40 cm, Yayın 90 cm, Tatlısu Kefali 20 cm, Sudak 26 cm, Turna 40 cm)

Avlanması Yasak Türler (Gelecekte de var olmak istiyorum)

(Deniz Atı, Deniz Kaplumbağası, Deniz Alası, Büyük Camgöz, Fok, Yunus, Mersin Balığı)

http://www.tarimtv.gov.tr/HD823_daha-kucugunu-avlamayalim-almayalim-satmayalim.html

Karadeniz’in İklimi Değişti

Doğu Karadeniz’de son yıllarda kış ayları daha sıcak geçmeye ve karın yerde kalma süresi ise kısalmaya başladı.Coğrafi yapısı nedeniyle küresel ısınmadan daha az etkileneceği düşünülen Doğu Karadeniz’de son yıllarda kış aylarının daha sıcak geçmeye ve karın yerde kalma süresinin ise kısalmaya başladığı bildirildi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Coşkun Erüz,  insan faaliyetleri sonucu atmosfere verilen karbondioksit, metan, azot oksit gibi gazların sera etkisi yaratması sonucunda, atmosfer ve dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasının ”küresel ısınma” olarak tanımlandığını belirtti.

Her yıl atmosfere 6 milyar ton karbon girişi olduğunu ve atmosferdeki sera gazı oranının yükseldiğini ifade eden Erüz, ”Küresel ısınmanın göstergeleri arasında son yüzyılda yer seviyesi sıcaklığının 0,3 ile 0,6 derece artmasını, kuzey yarım küredeki kar örtüsü ve kutuplardaki buzulların hızla azalmasını, son yüzyılda deniz seviyesinin 15-20 santimetre yükselmesini, tropik bölgelerde yağış miktarının azalmasını sayabiliriz” dedi.

Erüz, mevcut durumun devam etmesi halinde 2100 yılına kadar dünya yüzey sıcaklığının 1 ile 3,5 derece artmasının beklendiğini vurgulayarak, ”Dünyanın akciğerleri olarak tanımlanan Amazon bölgesinde son 40 yılın en büyük kuraklığı yaşanmakta ve kuraklık, orman yangınlarına ve kuruyan nehir yataklarında toplu balık ölümlerine, mikroplu kuyu sularıysa salgın hastalıklara yol açmaktadır. Kuraklığın ana nedeni, ormanların yok edilmesi ve küresel ısınmadır” diye konuştu.

Coşkun Erüz, küresel ısınmanın olumsuz etkilerinin Türkiye’de de olumsuz etkilerin kendisini gösterdiğini, son yıllarda artan aşırı ve düzensiz yağışlar ile sellerin başlıca nedeninin küresel ısınma olduğunu söyledi.

Bozulmamış doğasıyla Türkiye’de küresel ısınmanın daha geç etkileyeceği düşünülen Doğu Karadeniz’de geleceğin sigortası olan doğal çevrenin bozulmaya başladığına dikkati çeken Erüz, şöyle devam etti:

”Son dönemlerde yörede yıllık ortalama 0,54 derece sıcaklık artışı gerçekleşmiştir. Yerel ama yıkıcı sellerin görülme sıklığı artmış, yağış rejimi değişmiş, yıllık yağış dağılımı değişim göstermektedir. Kısa süreli şiddetli yağışlarda artış görülmektedir. Yağış miktarı azalmasa dahi, yağışın dengesiz ve aşırı şekilde olması, bölgede heyelan, sel ve su baskını riskini artıracaktır. Yazın çamur yağmuru olarak adlandırılan sahra tozları barındıran yağışların görülme sıklığı artmıştır. Oysa ki sahra tozu daha önceleri Anadolu’nun güneyinde kalırdı ve daha çok bahar aylarında görülürdü. Şimdi ise Karadeniz’e kadar geliyor. Akarsuların akış rejiminde düzensizlik, su azlığının arttığı görülmekte. Yörede kışlar daha sıcak geçmekte, karın yerde kalma süresi azalmaktadır. Sıcaklığa bağlı buharlaşma oranının artışı nedeniyle kar yükünün kısa sürede erimesi sonucu, yer üstü ve yer altı su dengesi olumsuz etkilenmektedir. Yağış miktarı azalmasa dahi, yağışın dengesiz ve aşırı şekilde olması, bölgede heyelan, sel ve su baskını riskini artıracaktır.”

Yrd. Doç. Dr. Coşkun Erüz, yerel, ulusal ve uluslararası önlemlerin yeterli olmadığını, ancak bilinçli insanların sayısının artmasıyla küresel ısınmanın artışı ve etkileriyle başa çıkılabileceğini anlatarak, ”Küresel ısınmanın etkilerinin azaltılması için ulusal politika oluşturulmalı, yoksa felaketlere maruz kalıp gıdada başka ülkelere muhtaç kalırız”  dedi.

Küresel ısınmanın denizleri de etkilediğine dikkati çeken Erzü, bunun Karadeniz’de hamsi göçlerini ve diğer türlerin popülasyonunu olumsuz etkileyebileceğini, plansız ve aşırı avlanma sonucunda balık miktarının azalacağını belirterek, ”Geçimini balıkçılıktan sağlayan bölge insanı için alternatif geçim kaynakları yaratılmazsa birçok balıkçı ailenin işsiz kalması kaçınılmaz olacaktır” diye konuştu.

Küresel iklim değişimi sonucunda Karadeniz Bölgesi’nde meydana gelecek olumsuz etkilerin azaltılabilmesi için bilimsel çalışmalara dayalı iklim değişimine uyum stratejisi oluşturulmasının kaçınılmaz bir zorunluluk olduğuna dikkati çeken Erüz, sözlerini şöyle tamamladı:

”Her ilde kamu kurumları, üniversiteler, sivil toplum ve üretici temsilcileri işbirliğinde, yaşanan ve yakın gelecekte artarak yaşanacak olan mevsim normalleri dışı meteorolojik olayların tahminine dayalı erken uyarı ve tarımsal üretim planlamasına geçilmesi gerekmekte. Mevsim dışı ve aşırı yağışların artmasının beklendiği Karadeniz Bölgesi’nde, toprak işleme ve altyapı, sanayi yatırımlarında doğal yapının ve sığ toprak örtüsünün zarar göreceği uygulamalardan kaçınılmalıdır. Yanlış ve duyarsız uygulamalar sonucu doğal dengesi bozulan yamaçlarda ve tarım alanlarında toprak erozyonu, kütlesel toprak hareketleri ve buna bağlı yıkıcı sellerin, can ve mal kayıplarının oluşması kaçınılmaz olacaktır.”

 http://www.ntvmsnbc.com/id/25316453#storyContinued

Kış Şartlarında Onların da İşi Zor

Konya Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Ramazan Gürbüz, karla birlikte tüm yurtta etkisini sürdüren soğuk havanın, insanları olduğu kadar hayvanların da yaşamlarını olumsuz etkilediğini bildirdi. Park ve hayvanat bahçesindeki hayvanları, evcil hayvanları kar yağışının ardından etkisi iyice hissedilen soğuktan korumak için vücut ısılarına göre, soğuğa dayanıklılık durumlarına bakılarak barınaklarının ona göre ayarlanması gerektiği uyarısında bulunan Gürbüz, açık havada koruması olmayan yerlerde sıcaklığın eksinin altına düşen zamanlarda mutlaka soğuğa dayanıksız hayvanların kapalı barınaklara alınması ve hayvanlara göre mekanlarında kışa özel tedbirler uygulanması gerektiğini vurguladı. Köpeklerin soğuk havadan etkilenmediğini anlatan Gürbüz, ”Köpekler soğuk havadan mutlu olurlar ve yağlanırlar. Vücuttaki yağları kışın artar, soğuk onlara sıkıntı olmaz. Kediler soğuktan üşür. Büyükbaş hayvanları soğuk hava etkiler.

Eksinin altına düşen hava sıcaklıklarında inek, sığır, manda gibi büyükbaş hayvanlarda verim düşer, süt ve et veriminin azalmasına neden olur. Park hayvanları dediğimiz tropikal hayvanlar eğer açıkta duruyorlarsa üşürler ve zarar görürler, sıkıntı duyarlar. Kuğu ve kaz gibi vücut ısısı 41,5 derece olan kanatlılar eksi 20-25 dereceye kadar soğuğa dayanıklıdırlar” diye konuştu.

Kanatlı hayvanların yiyecek bulduğu sürece soğuk havadan etkilenmeyeceğine dikkati çeken Gürbüz, şunları kaydetti:

”Özellikle sokak ve yaban hayvanları için herkes duyarlı olmalı. Tilki, çakal, kurt, tavşan, kuğu, kaz, ördek gibi yaban hayvanları yiyecek bulduğu sürece soğuk hava etkilemez. Hava sıcaklığının eksi 20-25 derecenin altına düşmediği sürece bu hayvanlar için soğuk hava ikinci plandadır. Beslenemiyorlarsa açlıktan ölür bu hayvanlar. Kar kaplı olduğu için yiyecek bulmakta sıkıntı çekiyorlar.”

 “Yabani hayvanlar, doğada besin ve donmamış su ararlar”

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Hayvan Yetiştirme ve Islahı Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İskender Yıldırım ise soğuk havalarda kar yağışının çok yoğun olduğu ve çetin geçtiği dönemlerde hayvanların bir yiyecek sıkıntısına düştüğünü belirterek, ”Yabani kanatlı hayvanların, karın örtmesiyle birlikte besin kaynakları azalır. Yani besin kısıtlıdır onlar için. Hayat zordur onlar için bu aşamada. Hayvanlar kış aylarında özellikle sığırcıklar şehir merkezine yönelirler. Donmamış su ve besin bulmak için kent merkezine gelirler. Eğer doğada kalırsa veya bulundukları besin kaynağı yoksa ölür. Güçlü hayvanlar bu dönemi atlatırlar ve yaşarlar” dedi.

”Sıcak kanlı hayvanlar belirli bir vücut sıcaklığını korumak zorundadırlar” diyen Yıldırım, şunları kaydetti:

”Yaşamaları için bu şarttır. Yoksa kaçınılmaz son ölümle sonuçlanır. Onların yaşayabilmesi için enerji bulmaları gerekir. Ayılar, yılanlar soğuk hayvanlardır. Bunlar kış uykusuna girerler. Çevre sıcaklığı neyse kendileri ona uyarlar ve hayat fonksiyonlarını devam ettirecek şekilde küçük bir sıcaklıkla idare edebilirler. Ama sıcak kanlı hayvanlar vücut sıcaklığını korumak zorundadırlar.”

İnsanlara, hayvanların yaşamalarına katkı sağlamaları için çağrıda bulunan Yıldırım, ilgili kuruluşlar tarafından yaban hayvanları için çeşitli noktalara yiyecek bırakıldığını, su ve yiyecek sıkıntısı çeken sokak ve yaban hayvanlarına destek olmak için kapı önlerine veya bahçelere kap içerisine su, ekmek, buğday, yemek artığı bırakmanın gerekliliğini hatırlattı.

SÜ Veteriner Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Emin Tekin de kuğu, kaz gibi kanatlıların eksi 25 dereceye kadar soğuk havaya dayanabildiklerini vurguladı.

 http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=310314