Monthly Archives: Şubat 2012

Doğu Karadeniz Organik Tarım ile Kalkınacak

Gümüşhane Üniversitesi tarafından hazırlanan ve Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) tarafından 2011 yılı Doğrudan Faaliyet Desteği kapsamında desteklenen “Vizyon 2023: Doğu Karadeniz Bölgesi Organik Tarım Master Planı” kapsamında düzenlenen TR90 Bölgesi Organik Tarım Stratejilerini belirleme Çalıştayı’nın üçüncüsü Trabzon’da yapıldı.   Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı konferans salonunda gerçekleştirilen çalıştaya, DOKA Genel Sekreteri Çetin Oktay Kaldırım, Stratejik Planlama ve Programlama Birim Başkanı Vahit Ketboğa, Gümüşhane Üniversitesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Vecihi Aksakal, Doç. Dr. Bahri Bayram, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yıldırım, Yrd. Doç. Dr. Özgün Kalkışım, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl ve İlçe Müdürlükleri, Trabzon Valiliği İl Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü, il ve ilçe belediyeleri ve çok sayıda akademisyenin yansı sıra ilde organik tarım sektöründe faaliyet gösteren işletme temsilcileri, üretici birlikleri ve kooperatiflerden temsilciler katıldı.

Tarımsal ham maddeyi uygun yöntemlerle işleyen, hazırlayan, muhafaza eden ve ambalajlayan bir sanayi dalı olarak tanımlanan gıda sanayinin, dünya ekonomisinin olduğu gibi Türk ekonomisinin de lokomotif sektörleri arasında yer aldığını belirten Genel Sekreter Kaldırım, DOKA olarak sorumluluk alanlarını oluşturan Artvin, Giresun, Gümüşhane, Rize, Ordu ve Trabzon’da, bu illerin önceliklerine göre hayata geçirmek istedikleri projelerle bölgeyi Türkiye’de organik tarım ve hayvancılık merkezi haline getirmek istedikleri anlattı.   Dünyada nüfusun hızla artması ve gıda temininde kendine yeterliliğin sağlanamaması yüzünden birim alanda yoğun üretim yapılmaya başlanması sebebiyle doğal dengenin bozulduğunu ifade eden Kaldırım, özellikle gelişmiş ülkelerde, ürünlerdeki zararlı maddelerin olumsuz etkilerinin ortaya çıkması sonrası tüketicilerin de tercihlerini doğal şartlarda yetiştirilen ürünlerden yana kullandığını kaydetti.

Bu durumun da organik tarımı öne çıkardığını belirten Kaldırım,   “Doğu Karadeniz, topraklarının sanayi atıklarıyla kirlenmemiş olması, bölgede fazla miktarda kimyasal gübre ve tarım ilacı kullanılmaması, zengin tarımsal ürün deseni gibi özellikleriyle organik tarım açısından potansiyel bir kaynak barındırmaktadır. Ülkemizde organik tarım üretimi daha çok batı bölgelerinde yoğunlaşırken, nüfusunun önemli bir kısmı tarımla geçinen Doğu Karadeniz’de organik tarımın yeterince gelişemediği görülmektedir. Bölgedeki mevcut potansiyelin ortaya çıkarılması, organik tarımın planlı ve sürdürülebilir gelişmesinin sağlanması ve bölgenin organik tarım merkezi olması için ilk adım olarak Gümüşhane Üniversitesi iş birliğiyle ‘Doğu Karadeniz Organik Tarım Master Planı’nı hazırlıyoruz. Bu master planı ile bölgenin organik tarım bakımından mevcut kaynaklarının, fırsat ve kısıtlılıklarının analiz edilmesiyle bölge potansiyelinin en üst düzeyde kullanılmasına yönelik stratejiler geliştirilerek, bölgeye uygun organik tarım program ve proje alanları ortaya konacaktır” dedi.

Doğu Karadeniz Bölgesi’nin organik tarım bakımından güçlü ve zayıf yönlerinin ortaya konulması ve dış çevreden kaynaklanan fırsat ile tehditlerin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen çalıştaya, katılımcılar yoğun ilgi gösterdi. Trabzon’da ki kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör temsilcilerini bir araya getiren Çalıştay’da, TR90 Bölgesi’nde sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için bölgenin organik tarım bakımından mevcut kaynak, fırsat ve kısıtlarının analizi ile bölge potansiyelinin optimal düzeyde kullanılmasına yönelik stratejiler geliştirilmesi, bölgeye uygun organik tarım program ve proje alanlarının ortaya konulması yönünde çalışmalar yapıldı.   Öte yandan Ordu, Rize ve Trabzon’da gerçekleştirilen çalıştaylara mart ayında Giresun ve Artvin illerinde devam edileceği belirtildi.

http://www.haberler.com/dogu-karadeniz-organik-tarim-ile-kalkinacak-3399651-haberi/

http://www.tarimtv.gov.tr/VD103_organik-meyve-yetistiriciligi.html

Tarımsal Yayın İletişim Fakültelerinde Ders Oluyor

Akademisyenler, tarımsal yayınının iletişim fakültelerinde ders olmasını önerdiler. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının düzenlediği “Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Çalıştayı”na, iletişim fakültelerinde tarımsal yayın dersleri okutulması önerisi damgasını vurdu. Bakanlığın, Antalya’nın Side ilçesinde 13-17 Şubat tarihleri arasında tarımsal yayım ve yayıncılığın tüm taraflarını ilk kez bir araya getirerek topladığı “Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Çalıştayı”nın ön sonuç bildirisi yayınlandı. Çalıştayın sonucunda, tarımsal yayım ve yayın dersinin üniversitelerde okutulmasının zorunluluğuna dikkat çekildi. Çalıştaya katılan akademisyenler, bazı ziraat fakültelerinde okutulan tarımsal yayım dersinin kapsamının genişletilerek iletişim fakültelerinin müfredatına alınmasını önerdiler.

Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Sezai Türk, tarımsal yayın dersinin iletişim fakültelerinde okutulması gerektiğini söyledi. Bu konuda üniversite yönetimine teklifte bulunacağını dile getiren Türk, diğer iletişim fakültelerindeki hocaların da konuyu sahiplenmesini istedi.

Medyanın tarım sektörüne yabancı olduğunu söyleyen Türk, iletişim fakültelerinde verilecek tarımsal yayım dersi ile bu açığın giderileceğine dikkat çekti.

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Boyacı ise, çiftçi eğitiminde değişimin sağlanması için tüm ziraat fakültelerinde tarımsal yayımın ders olarak okutulması gerektiğini kaydetti. Boyacı ayrıca, tarımsal yayının da iletişim fakültelerinde ders olarak okutulması gerektiğini sözlerine ekledi.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD958_tarimsal-yayin-iletisim-fakultelerinde-ders-oluyor.html

Arı Kayıplarında Kaygılandıran Artış

Bal arılarında, 2006’dan bu yana görülen koloni kayıpları ve özellikle ABD’de ortaya çıkan ”koloni çöküş sendromu” olgusu dünyayı kaygılandırmaya devam ediyor. Kayıpların kapsamıyla ilgili bugüne kadar süregelen bilgileri sistemleştirmek için Avrupa, Kuzey Amerika, Çin, İsrail ve Türkiye’de yapılan sistematik araştırmaların sonuçları, ilk kez ”Journal of Apicultural Research” adlı uluslararası dergide yayımlandı. Araştırma, Uluslararası COLOSS (Bal arısı koloni kayıplarının önlenmesi) ağını oluşturan 35 bilim adamı ve Kuzey Amerika’da Bilgilendirilmiş Arı Ortaklığı (BIP) kuruluşundan 15 bilim adamından oluşan bir ekip tarafından gerçekleştirildi. Bu sonuçlara göre, Avrupa’daki ortalama bal arısı kayıpları, 2008-2009 kışında yüzde 7-22, 2009-2010 kışında ise yüzde 7-30 arasında değişim gösterdi.

Çalışmaya katılan tüm ülkeler için 2009-2010 döneminde yaşanan kış kayıplarının, 2008-2009 dönemindeki kış kayıplarından çok daha fazla olması önemli bir bulgu olarak kaydedildi. 2009-2010 yılında Güneydoğu Avrupa ve Çin’in 5 bölgesindeki kış kayıpları düşük çıktı. Kanada’nın 6 bölgesinde gözlenen kayıplar yüzde 16-25 arasında seyrederken, Nova Scotia’da yüzde 40’lık yüksek bir kayıp gözlendi. Birbirini izleyen 5 sene boyunca ABD’deki kış kayıplarının yüzde 30 civarında olduğu kaydedildi. Anket katılımcılarının, 2010-2011 kışında ortalama olarak kolonilerinin yüzde 38.4’ünü kaybettikleri bildirildi. ABD’de ise koloni kayıplarının toplamı ise yüzde 29 çıktı. Birçok ülkede, amatör arıcıların (1-50 koloni ya da arılı kovan), orta seviyede (51-500 koloni ya da arılı kovan) veya ticari arıcılıkla uğraşan arıcılardan (500 artı arılı kovan), 3 sene boyunca daha fazla kayıp verdikleri gözlendi. Uluslararası Arı Araştırmaları Derneği (IBRA) Bilim Sorumlusu ve Arı Bilimi Araştırmaları Dergisi (JAR) Baş Editörü Norman Carreck, konuya ilişkin olarak ”Kayıp oranları ülkeden ülkeye büyük oranda değişmekle beraber, bu sonuçlar bal arısı koloni kayıplarının devam etmekte olduğunu göstermektedir.

Bu durumun sebepleri konusunda kesin yargılara varamıyor olsak da, öne çıkan tek bir nedenden çok, pek çok faktörün birlikte etkili olduğu açıktır” ifadelerini kullandı. -Türkiye’deki durum- Çalışmanın Türkiye ayağı ise TÜBİTAK ve Türkiye Arı Yetiştiriciler Birliğinin katkılarıyla gerçekleşti. Türkiye’de 2009 yılında ortalama kayıp yüzde 15, 2010 yılında yüzde 22, 2011 yılında ise yüzde 25 civarında oldu. Konuya ilişkin çalışmayı yorumlayan ODTÜ Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aykut Kence, arı kayıplarının birbirini izleyen yıllarda giderek artmasının, ilerisi için kaygı verici sinyaller sunduğunu söyledi. -Bal arılarının ekonomik önemi- Koloni kayıplarını önleme ağının amacının, arı kayıplarının nedenlerini belirlemek ve bu nedenlere karşı önlemler alarak arı kayıplarının önüne geçmek olduğunu ifade eden Kence, araştırmanın en önemli sonuçlarından birisinin arı kayıplarının tek bir nedene bağlanamayacağı sonucu olduğunu vurguladı.

 Kence, kayıp nedenlerinin bölgelere ve ülkelere göre değişebildiğini dile getirerek, şöyle konuştu: ”Bu kayıpların önemli nedenleri arasında, son 5-10 yılda arı kolonilerini etkileyen nosema cerenae, İsrail akut paraliz virüsü gibi patojen ve virüsler, pestisitlerin hoyratça kullanımı ve kötü beslenme gibi nedenler bulunmaktadır. Bu nedenlerin önceden belirleyip bunların üzerine gitmek en uygun çözüm olacaktır. Örneğin bizim çalışmalarımızda İsrail akut paraliz virüsüne Türkiye’de rastlanmamıştır.

Nosema cerenae ise oldukça yaygındır. Bu durumda İsrail akut paraliz virüsü için önlem almak pek yarar sağlamayacaktır. Ama nosema ceranae’nin yayılmasını önlemeye çalışmak arı kayıplarını önleyebilir. Bal arılarının ekonomik önemi sadece ürettikleri bal ile ilgili değildir. Çiçekleri tozlaştırarak, bitkilerin verimini artırmadaki ekonomik katkıları, bal üretiminden gelen ekonomik katkıların en az 100 katıdır. Öyle ki yediğimiz üç lokmadan biri arılara bağlıdır. İşte bu nedenle dünya, arı kayıpları konusunda kaygı duyuyor ve bunları önlemeye çalışıyor.”

http://www.tarimtv.gov.tr/HD950_ari-kayiplarinda-kaygilandiran-artis.html

http://www.tarimtv.gov.tr/VD190_ari-hastalik-ve-zararlilari.html

Tarım Yayıncılığı Dersi Olsun

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının düzenlediği “Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Çalıştayı”na, iletişim fakültelerinde tarımsal yayıncılık dersleri okutulması önerisi damgasını vurdu. Ankara- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın, Antalya’nın Side ilçesinde 13-17 Şubat tarihleri arasında tarımsal yayım ve yayıncılığın tüm taraflarını ilk kez bir araya getirerek topladığı “Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Çalıştayı”nın ön sonuç bildirisi yayınlandı. Çiftçi eğitiminin önemine dikkat çekilen bildiride, tarımsal yayım ve yayın faaliyetlerinde özel sektör, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve kamunun işbirliği içinde çalışması gerektiği vurgulandı.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre 5 gün süren geniş kapsamlı çalıştayın sonucunda, tarımsal yayım ve yayın dersinin üniversitelerde okutulmasının zorunluluğuna dikkat çekildi. Çalıştaya katılan akademisyenler, bazı ziraat fakültelerinde okutulan tarımsal yayım dersinin kapsamının genişletilerek tüm ziraat fakültelerine yaygınlaştırılmasını ve yayın dersinin iletişim fakültelerinin müfredatına alınmasını önerdiler.

Eğitim Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanı Recep Tezgel, tarımsal yayım ve yayın dersinin üniversitelerde okutulması önerisine destek verdi. Üreticilerin medyayı yakından takip ettiğini belirten Tezgel, “Bakanlığımızın stratejik eylem planı çerçevesinde üreticilere yönelttiği ‘yeni tarımsal yöntemleri ilk olarak hangi bilgi kaynağından öğreniyorsunuz’ sorusuna üreticilerimiz yüzde 51’lik ve en yüksek oranda medyadan yanıtını vermiştir” dedi.

Bakanlık olarak sadece geçen yıl 6 milyon 684 sayfa yayım materyali ürettiklerini ifade eden Tezgel, şu açıklamalarda bulundu: “Bakanlığımızın resmi yayın organı Web Tarım Tv’ye bir yılda 2 milyondan fazla ziyaret gerçekleşti, 23 bin cd’ye eş değer görüntü izlendi. Özel sektör de üreticileri keşfetti ve bu yönde çalışmaya başladılar. GSM operatörlerinin çiftçi haber paketlerine üye olanların sayısı bir milyonu aştı. Son yıllarda kurulan tematik TV kanaları ve onlarca dergi de bu veriyi teyit etmektedir.”

Tezgel, doğru bilginin doğru zamanda hem tüketiciye hem de üreticiye ulaştırma zorunluluğunu ortaya çıktığına işaret ederek sözlerine şöyle devam etti: “Üretici ve tüketicinin değişen beklentileri, değerleri ve tutumlarına uygun iletişim kodları profesyonelce verilmelidir. Bunun için de tarımsal yayıncılıkta uzmanlaşmış gazetecilere ihtiyaç duyuyoruz. Florida üniversitesinde ‘Tarımda Medya ve İletişim’, Wisconsin Üniversitesinde ise ‘Tarımsal Gazetecilik’ dersleri lisans düzeyinde fakültelerde okutulmaktadır. Uluslararası Tarım Gazetecileri Birliği IFAJ’ın 29 ülkede kurumsal yapısı bulunmaktadır. Neden bizim ülkemizde de olmasın?”

Tarımsal yayım ve yayın derslerinin üniversitelerde okutulması önerisini dile getiren akademisyenlerden biri de Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Sezai Türk oldu. Türk, tarımsal yayın dersinin özellikle iletişim fakültelerinde okutulması gerektiğini vurgulayarak, bu konuda üniversite yönetimine teklifte bulunacağını dile getirdi. Türk, diğer iletişim fakültelerindeki hocaların da konuyu sahiplenmesini istedi. Medyanın tarım sektörüne yabancı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Türk, iletişim fakültelerinde verilecek tarımsal yayım dersi ile bu açığın giderileceğine dikkat çekti. Türk, tarımsal yayımın çiftçi eğitimi için hayati öneme sahip olduğunu ifade ederek “uzmanlaşmış tarım muhabirlerine ihtiyaç var” dedi.

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Boyacı ise çiftçi eğitiminde değişimin sağlanması için tarımsal yayımın ders olarak okutulması gerektiğini kaydetti. Kırsal kesimde gelişim ve değişimin önemli olduğunu dile getiren Boyacı konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Tarımsal yayım dersi bazı üniversitelerin ziraat fakültelerinde okutuluyor. Sanırım önümüzdeki yıl bütün ziraat fakültelerinde bu ders verilecek. Ayrıca tarımsal yayın dersi de iletişim fakültelerinde okutulması gerekiyor.”

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=317798

Atıl Meralar Hayvancılık İşletmelerinin Hizmetine Sunulacak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Mera Kanunu’nda yaptığı değişiklikle kullanılmayan meraları ıslah edilmek şartıyla hayvancılık işletmelerinin hizmetine açacak. Bu yeni düzenleme, Türkiye’de hayvancılık faaliyetlerinin daha profesyonelce yapılması için sağlam bir zemin oluşturacak. Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü (BÜGEM) Çayır Mera Yem Bitkileri Daire Başkanı Mesut Akdamar, ülkemizdeki toplam mera varlığının 12.4 milyon hektar olduğunu, bunun 8.5 milyon hektarının tespitinin yapıldığını bildirdi. Akdamar, tespit edilen mera alanı içinde tahdit edilen, yani sınırları belirlenen alanın ise 4.3 milyon hektar olduğunu kaydetti.

Yeni düzenlemeyle tahdit edilen ancak kullanılmayan 2 milyon hektar mera alanının ıslah edilmesini hedeflediklerini ifade eden Mesut Akdamar, düzenlemenin getireceği yenilikler hakkında bilgi verdi. Mesut Akdamar, meraların yeni düzenleme öncesi de 25 yıllığına kiralanabildiğini ancak hayvancılık için zorunlu tesislerin yapılamadığını anımsattı. Akdamar, düzenlemedeki temel değişiklik kapsamında, hayvancılık için zorunlu olan bakım ve barınma tesislerinin yapılmasına artık izin verileceğini bildirdi.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD948_atil-meralar-hayvancilik-isletmelerinin-hizmetine-sunulacak.html

http://www.tarimtv.gov.tr/HD935_10-yilda-4-2-milyon-dekar-mera-alani-islah-edildi.html