Monthly Archives: Haziran 2012

Probiyotik Ekmeğe Bile Girdi

Faydalı bağırsak bakterileri olarak bilinen probiyotikler, ekmekten bebek mamalarına, dondurmadan yoğurda kadar günlük beslenme alışkanlıklarının tüm süreçlerine girdi. Türkiye’de pazarın 5 yılda 2 kat büyümesi bekleniyor.  Yaklaşık 8 yıl önce bağırsak tembelliğine çözüm olarak piyasaya sunulan yoğurtlarla Türkiye macerasına başlayan probiyotik pazarı, global sıçramasını, Türkiye’ye de taşıdı. Geçtiğimiz yıllarda, Danone, Sütaş, Ülker gibi markalar probiyotik alanında ard arda ürünlerini pazara sunmuş ve 1 yılda bu segmentte 36 milyon TL’lik iş hacmine ulaşılmıştı.

Ekmekten bebek mamalarına, yoğurttan dondurmaya kadar şimdi pek alanda kullanılmaya başlayan probiyotik pazarının 5 yılda 2 kat artarak, 46 milyar dolarlık global ciroya ulaşması bekleniyor. Türkiye’de ise 500 milyon dolara ulaşan pazarın, global trendler doğrultusunda 2 kat artması bekleniyor.

Faydalı bağırsak bakterileri olarak bilinen probiyotikler, katkı maddesi oluşturdukları ürün gamını da önemli ölçüde genişletti. Probiyotik bakterilerinin yoğurt ve yoğurt içecekleri dışındaki ürünlere kaydığı sektör oyuncuları tarafından da dile getirilen bir durum. Probiyotik yoğurtların ilk yıl içinde elde etikleri 36 milyon TL’lik Pazar, burada itici bir güç oluşturmuş durumda. Sağlıklı beslenme trendi doğrultusunda, vücutta yenilyeci ve sorun giderici etkisi bulunan fonksiyonel gıda pazarı hızla büyürken, firmalar farklı segmentteki ürünleri ile pazarı büyütüyor.

Küresel takviye pazarı 2,7 milyar dolara ulaştı

Global trendlere bakıldığında ise pazar, katlanarak büyüme trendinde. Euromonitor International’a göre, probiyotik takviyelerde ABD’de kişi başına düşen harcamanın 2016’nın sonunda, neredeyse iki katına çıkması bekleniyor. Probiyotik takviyelerin küresel satışları geçtiğimiz yıl yüzde 48 artışla 2,7 milyar dolara ulaştı. 2016 yılında ise bu rakamın 4 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Bu noktada en güçlü büyüme ABD’den kaynaklanıyor. 2011 yılında 140 milyon dolarlık yeni satış hacmi yaratan ABD dışında, İtalya, Rusya ve Brezilya’da da güçlü bir büyüme söz konusu. ABD’de probiyotik takviyelerde kişi başına harcama miktarı 2016 yılında neredeyse ikiye katlandı.

En büyük pay, 14 milyar dolarla içilebilir yoğurtlar

Probiyotik takviyelerdeki bu gelişim, gıda alanındaki iş hacmini de ciddi oranda etkiliyor.  Probiyotik gıda ve takviyelerin, küresel satışının gelecek beş yıl içinde yüzde 50 artış göstererek, 2011 yılındaki 28 milyar dolardan, 2016 yılında yaklaşık 42 milyar dolara ulaşacağı tahmininde bulunan Euromonitor, probiyotikler için geniş kapsamlı ve önemli bir büyüme öngörüyor. 2011 yılında en büyük gelir getiren ürün 14 milyar dolarla içilebilir yoğurtlar olurken, bunu 11,3 milyar dolar ile kaşıklanabilir yoğurt, 2,7 milyar dolar ile takviyeler ve 135 milyon dolar ile sebze-meyve suları takip ediyor. 2016 yılında, 2011’e göre %48 artış ile 4 milyar dolara ulaşacağı tahmin edilen takviye satışlarının, 2011’e göre yüzde 50 artış göstererek 17 milyar dolara ulaşan kaşıklanabilir yoğurt ve 2011’e göre yüzde 50 artışla 21 milyar dolara ulaşan içilebilir yoğurt ile birlikte 42 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

 http://www.dunya.com/probiyotik-ekmege-bile-girdi-156886h.htm

Karadeniz Yaylaları Turistleri Bekliyor

Yaz aylarında yapılan ve yüzlerce insanın katıldığı yayla şenlikleriyle renklenen, hafta sonları doğa severlerin yürüyüş düzenlediği yaylalar, yaşam kültürü, yaban hayatı ve florasıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Doğu Karadeniz yaylaları son yıllarda azalan yaylacılık kültürü ile artık turistlere hizmet ediyor. Yaklaşık 25-30 yıl öncesine kadar hayvancılıkla uğraşanların kışlık yiyecek ve yakacak hazırlamak için yaz aylarında göç ettiği Doğu Karadeniz yaylaları, artık yeni neslin hayvancılığa rağbet etmemesi sonucu daha çok turizmle adından söz ettirmeye başladı. Yaz aylarında yapılan ve yüzlerce insanın katıldığı yayla şenlikleriyle renklenen, hafta sonları doğa severlerin yürüyüş düzenlediği yaylalar, yaşam kültürü, yaban hayatı ve florasıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

Kaçkar Dağları ve eteklerindeki yaylalar da dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan bitki türlerinin yanı sıra buzul gölleri, ormanları ve yaban hayatıyla ziyaretçileri adeta büyülüyor. Doğu Karadeniz sahili boyunca uzanan, büyük bölümü Rize’nin Çamlıhemşin, geri kalanı Artvin’in Yusufeli ilçesi sınırlarında yer alan, 3937 rakımlı Kaçkar Dağları, zengin faunasının yanı sıra dört mevsim karlı zirveleri, buzulları, buzul gölleri, çayırları ve sık ormanlarıyla doğa tutkunlarının en gözde mekanları arasında yer alıyor. Yöre, dağcılık, kaya tırmanışı, tracking, rafting ve kayak sporları merkezi haline dönüşmüş durumda. Başka hiçbir yerde bulunmayan bitki ve kelebek türleri ile yaban hayatı ve eşsiz doğal güzellikleri görmek isteyenler, dünyanın dört bir yanından yöreye akın ediyor. Kaçkar Dağları’nın batısındaki Fırtına Deresi ile doğusundaki Hemşin Deresi zengin bir florası ile adından söz ettiriyor.

 http://www.tarimtv.gov.tr/HD1364_karadeniz-yaylalari-turistleri-bekliyor.html

‘GOJİ BERRY’ Türkiye Topraklarında

Tibet başta olmak üzere Doğu Asya’da yaygın olarak yetişen ‘goji berry’ meyvesi, Cumhuriyet Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri kapsamında Sivas’ta da üretilecek. Doğu Asya’ya özgü ‘goji berry’ meyvesi artık Türkiye topraklarında yetişebilecek. Goji berry Cumhuriyet Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri kapsamına alınarak Sivas’ta üretimi sağlanacak.  Cumhuriyet Üniversitesi Enformasyon Bölümü Öğretim Üyesi ve Proje Koordinatörü Yrd. Doç. Hasan Eleroğlu, içerdiği mineral ve vitaminlerle birçok hastalığa iyi gelen gojy berrynin üretiminde, Türkiye’de Sivas’ın pilot bölge olacağını söyledi.  Goji berry üzerine tıbbi çalışmalar olduğunu anlatan Eleroğlu, Amerika’da kanser önleyici etkisiyle ilgili çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD1361_goji-berry-turkiye-topra

http://www.esflora.com/EsfloraKapamaGoji.pdf

http://www.esflora.com/EsfloraGojiSaksi.pdf

Dünyanın Meyvesini Üretiyoruz

Türkiye meyve üretiminde iç piyasa ihtiyacını karşıladığı gibi fazlasını da ihraç ediyor. Türkiye, son yıllarda meyve üretimindeki artışla iç piyasa ihtiyacını tamamını karşıladığı gibi Rusya, İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya gibi birçok ülkeye de ihracat yapıyor. Türkiye İstatistik Kurumun açıkladığı verilere göre; sert kabuklu meyveler grubunda son 10 yılda antepfıstığı üretimi yüzde 220 artarak 35 bin tondan 112 bin tona yükseldi. Antepfıstığının kendine yeterlilik derecesi de yüzde 138,7 olarak gerçekleşirken aynı meyve grubunda bulunan fındık yüzde 621 ile en yüksek yeterlilik derecesine sahip ürün oldu.

Türkiye, turunçgiller meyve grubunda yer alan meyvelerin tamamında ise kendine yeter durumda. 2002 yılında 1 milyon 250 bin olan portakal üretimi 2011 yılında 1 milyon 730 bine yükseldi. Yine aynı dönemde, limon üretimi yüzde 50’lik bir artışla 525 bin tondan 790 bin tona, greyfurt üretimi ise yüzde 75’lik artışla 125 bin tondan 218 bin tona çıktı. Turunçgiller üretiminde en düşük paya sahip greyfurtun yeterlilik derecesi yüzde 404,6 olurken; limon, mandalina ve portakalın yeterlilik dereceleri sırasıyla yüzde 295,6, yüzde 209,2 ve yüzde 120 olarak gerçekleşti.

Türkiye, sert çekirdekli meyveler grubundaki iç piyasa ihtiyacının tamamını da kendi üretiminden karşılamakta. 2002 yılında 315 bin ton olan kayısı üretimi 650 bin tona yükselerek yüzde 106 bir artış sağladı. Kiraz üretimi ise yüzde 108 artışla 210 bin tondan 438 bin tona yükseldi. 2002 yılında yüzde 531 olan kayısının yeterlilik derecesi 2011 yılında yüzde bin 873’e ulaştı.

Üzümsü meyvelerden olan çileğin 2002 yılında 145 bin ton olan üretimi 2011 yılında 302 bine yükselerek yüzde 108 arttı. Son 10 yılda nar üretimi yüzde 262’lik bir artış sağlayarak 60 binden 217 bine çıkarken, muz üretimi yüzde 117’lik artışla 95 binden 206 bin tona çıktı. Bu sonuçlara göre incirin yeterlilik derecesi yüzde bin 279,6, narın yüzde 148,9, üzümün yüzde 135,2 ve çileğin yeterlilik derecesi ise yüzde 113 olarak gerçekleşti.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD1333_dunyanin-meyvesini-uretiyoruz.html

Koyun Yetiştiriciliğine Destek Artıyor

İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin geliştirilmesine yönelik verilen teşvik ve desteklerin her yıl giderek artığını açıkladı. Yapılan açıklamada; ülkemizin iklim ve mera yapısının koyun yetiştiriciliğine daha uygun olması nedeniyle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından teşvik ve desteğin artırıldığı belirtildi. 2012 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının Hayvancılık Desteklemeleri ile ilgili 4. maddesi gereğince; Damızlık koyun-keçi yetiştiriciliği yapan, damızlık koyun-keçi yetiştiricileri birliklerine üye, hayvanları küpeli ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kayıt sistemlerine kayıtlı olan yetiştiricilere, 2012 yılında anaç hayvan başına 18 TL destekleme ödemesi yapılacağı açıklandı.

Yapılan açıklamaya göre; hayvan genetik kaynaklarının yerinde korunması ve geliştirilmesi amacıyla Bakanlık tarafından uygulanan proje kapsamına alınan yetiştiricilere, koruma ve geliştirme sürüleri için destekleme ödemesi yapılmaktadır. Bu kapsamda ilimizde geçen yıldan itibaren uygulanmaya başlanan Halk Elinde Koyun Islahı Projesi’ne dahil Elit sürüler de anaçlara 35 TL/baş, yavrulara 40 TL/baş; Taban sürülerde ise anaçlara 35 TL/baş, yavrulara 20 TL/baş ödeme yapılacağı bildirildi. Hayvancılık desteklemeleri hakkında daha ayrıntılı bilgi almak isteyen üreticiler; İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün Hayvan Sağlığı Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şubesi bünyesinde oluşturulan Hayvan Kayıt Merkezi ve Hayvancılık Destekleri birimine veya İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine müracaat etmeleri istendi.

http://giresun.gov.tr/HaberDetay.aspx?HaberId=10124