Daily Archives: 25 Haziran 2012

Turizmde Yükselen Tek Ülke Türkiye

Dünya Turizm Örgütü’ne göre, dünyanın en iyi 10 turizm ülkesi sıralamasında sadece Türkiye bir üst basamağa çıktı. ANKARA – Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) raporunda, Türkiye en iyi 10 turizm ülkesi sıralamasında yükselen tek ülke oldu ve 6. sıraya yerleşti. UNWTO tarafından her yıl düzenli olarak yayınlanan “Tourism Highlights Edition”ın 2012 sayısındaki verilere göre, geçen yıl dünya genelinde turist sayısı yüzde 4,6 artarak 983 milyona ulaştı. Bu rakam 2010 yılı verilerine kıyasla 43 milyon daha fazla. Ortadoğu ve Afrika bölgesinde yaşanan “Arap baharı” nedeniyle, bu bölgelere giden turist sayısının yüzde 8-9 azalmasına rağmen, son 60 yılda dünyada en hızlı ve kesintisiz büyüyen sektör turizm oldu. Dünya genelindeki turistlerin yüzde 51’i tatil amaçlı, yüzde 15’i iş amaçlı, yüzde 27’si sağlık ve dini yerleri ziyaret amaçlı başka ülkelere seyahat ediyor. Yüzde 7’lik bir kısım üzerinde ise bir sonuca varılamıyor. Dünyada, turizmden elde edilen gelir 2010’da 927 milyar dolarken, 2011’de bu gelir 1 trilyon dolara ulaştı.

Sadece Türkiye üst sıraya çıktı

Türkiye’nin ayrı bir başlıkla incelendiği rapora göre, dünyanın en iyi 10 turizm ülkesi sıralamasında bu yıl sadece bir ülkenin yeri değişti. 2010’da 7. sırada bulunan Türkiye, 29,3 milyon turist sayısıyla 6. sarıya yerleşti. Böylece Türkiye sıralamada İngiltere’yi geride bırakmış oldu. Raporda Türkiye’nin 1980 yılından bu yana turist sayısını yaklaşık 24 kat artırdığı kaydedildi.

“Bu gibi sonuçlar tüm çalışanların azmini artırmakta”

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay UNWTO’nun yayımladığı raporu değerlendirdi. Türkiye’nin raporda ayrı bir başlık halinde incelendiğine dikkati çeken Günay, uzun zamandır bir ülkenin başlık olarak raporda ayrıca ele alınmadığını, bunun Türkiye için çok sevindirici bir durum olduğunu söyledi. Sonucun, Türkiye’nin son yıllarda dünya genelinde yaşanan kriz ortamına ve diğer siyasal çalkantılara rağmen iyi bir çizgide geliştiğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Günay, “Turizm Örgütü’nün bir arada bulunma, sektörü bir kuruma dönüştürme ve ortak strateji belirleme azmini pekiştiren bir haber oldu. 2000’li yıllarla dünyanın en önde gelen ülkeleri arasına girmeyi başardık. Belirlediğimiz hedeflere ulaşma yolunda çalışmalarımıza gece gündüz demeden aralıksız devam ediyoruz. Ülkemizi gururlandıran bu gibi sonuçlar tüm çalışanların azmini artırmakta. Türkiye’ye gelen turist sayısında geçmiş yıllarda yakaladığımız artış oranlarını göz önüne alarak, 2023 turizm stratejisi ile bu alandaki hedefimizi belirlemiştik. Çalışmalarımız hız kesmeden devam edecek” diye konuştu. Türkiye’de turizm sektörünün taşıdığı önemi gözeterek sektörün bütün bileşenlerini ve meslek birimlerini bir çatı altında toplamak amacıyla çalışma yürüttüklerini kaydeden Günay, bu çerçevede Türkiye Turizm Meclisi kurmak amacıyla protokol imzaladıklarını hatırlattı.

http://www.dunya.com/turizmde-yukselen-tek-ulke-turkiye-157931h.htm

Yeni Ekmekler 1 Temmuz’da Sofralarda

Sofraların vazgeçilmezi ekmek, 1 Temmuz’dan itibaren daha az tuzlu daha bol kepekli olarak, hijyenik koşullarda satılacak.  Türkiye Fırıncılar Federasyonu Genel Başkanı Halil İbrahim Balcı,  1 Ocak 2012’de yürürlüğe giren Türk Gıda Kodeksi Ekmek Tebliği’nde, halkı sağlık ve hijyen konusunda yakından ilgilendiren düzenlemeler yapıldığını hatırlattı. Bu kapsamda, ekmeğin 55 randımanlı un yerine 65 randımanlı undan üretileceğini, kepek oranının daha fazla olacağını, ekmekteki tuz oranının yüzde 1,75’den yüzde 1,50’ye düşürüleceğini belirten Balcı, tüm satış noktalarında tam buğday ekmeğinin bulundurulmasının da mecburi hale getirileceğini söyledi.

Ekmekte B1, B3, B6 gibi insan sağlığı için önemli vitaminler bulunduğuna ve halkın tükettiği enerjinin büyük kısmını ekmekten karşıladığına işaret eden Balcı, şöyle devam etti:

”Bu vitaminler, beyin hücrelerini besleyici ve sinir sistemini düzenleyici rol üstleniyor. Bu vitaminleri almadığımızda beriberi, alzheimer gibi birçok hastalığa yakalanma riski de artıyor. Kepek oranı yüksek ekmeği tüketmemiz durumunda, lifli olduğu için sindirim sistemi daha iyi çalışıyor. Kana geç karıştığı için tokluk hissine daha uzun süre veriyor, diyabet hastaları için önem arzediyor.

Ancak kamuoyunda, ‘beyaz ekmek çok kötü tüketilmemesi gerekir en iyisi en güzeli kepekli ekmek’ yönünde bir algı oluşmamalı. Mutlaka daha fazla artısı, daha fazla faydası olan kepekli ekmeği, tam buğday ekmeğini tüketmek iyi ama beyaz tabir ettiğimiz ekmekte de çok önemli vitaminler olduğu göz ardı edilmemeli.”

Kaldırımlardaki ekmek dolapları kalkacak, pazarda ekmek satılmayacak

Yeni uygulamayla fırıncıların sabahları market, bakkal önüne ekmek bırakamayacağına işaret eden Balcı, cezai yaptırımları çok fazla olan bu uygulamalara özellikle esnafın dikkat etmesi gerektiğini söyledi.

Bakkal ve marketlerin dışında kasapta, manavda, açıkta, pazar yerinde, arabada ekmek satışının yasaklandığını vurgulayan Balcı, şunları kaydetti:

”1 Temmuz’dan itibaren bakkallar ekmek dolaplarını, vatandaşımızın kolaylıkla elleyemeyeceği yere koymalı. Kaldırımdaki ekmek dolaplarının kesinlikle kalkması gerekiyor. Çünkü ekmeği yalnızca fırınlarda hijyen ve sağlıklı ortamda üretmek yeterli olmuyor. Halkımızın sofrasına ulaştırıncaya kadar bu ortamı muhafaza etmek gerekiyor.”

”Esnaf üstüne düşen görevi yapacaktır”

Halkın sağlığı açısından önemli olan bu düzenlemelere, esnafın hassasiyetle uymasını temenni eden Balcı, ”Esnafımız bugüne kadar halkımızın lehine ne varsa o konuda taşın altına elini koymuştur. Bugün de bundan sonra da böyle olacak, üzerine düşen görevi yapacaktır” dedi.

Geçiş döneminde fırıncıların bu düzenlemelere riayet etmesinde denetim elemanlarına görev düştüğünü vurgulayan Balcı, yeni düzenlemelere dikkatle uyulması yönünde odalara 3 kez genelge gönderdiklerini kaydetti.

Balcı, ”6 aylık uyum süresi, esnafın kendisini hazırlaması için yeterliydi.Bakkalların ekmek dolaplarını içeri alması, fırıncıların bakkalın önüne ekmek bırakmaması, 65 randımanlı undan ekmek yapılması ve tuzun kısılması için bir süre gerekmiyor. Bu yeterli bir süredir. Bu geçiş döneminde ilk denetimlerde biraz hoşgörülü olduktan sonra cezai işleme fazla gerek kalmadan uygulandığını göreceğiz” şeklinde konuştu.

Hijyen eğitimleri devam ediyor

Halil İbrahim Balcı, ekmek hamuru hazırlayanlar, satış yapanlar ve ekmeği dağıtanlara, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Fırıncılar Federasyonu’nca verilen hijyen eğitimlerin sürdüğünü bildirdi.

Kurslarda başarılı olanlara sertifika almaya hak kazandığını anlatan Balcı, 4 bin 600 kişinin eğitimden geçirildiğini belirtti.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=347450

Türkiye’de 46 Kene Türü Yaşıyor

Kelkit Havzası’nda başlayan ve yurt genelinden örneklerin de değerlendirildiği TÜBİTAK destekli araştırma çalışmasında, Türkiye’de yaşayan 46 kene türünün yaşadığı belirlendi. Bunlardan 38’inin, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Hastalığı’nı bulaştırabildiği bildirildi.   Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muhlis Özkan, Gaziosmanpaşa Üniversitesi (GOPÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Şaban Tekin ve Yrd. Doç. Dr. Ahmet Bursalı’nın, Kelkit Havzası’nda yer alan Tokat, Çorum, Yozgat ve Sivas illerinde, sert kene faunasının (türlerinin) ortaya çıkarılması, kene türlerinin sistematiğinin oluşturulması, bu kenelerle taşınan KKKA virüsü ve diğer kene kökenli virüslerin teşhisinin ve genetik karakterizasyonunun yapılması amacıyla TÜBİTAK desteğiyle 2006 yılında başlattığı araştırma çalışması tamamlandı.

Yurt genelinden örneklerin de değerlendirildiği çalışmada, Türkiye’de 46 kene türü tespit edildi. Farklı türdeki kenelerin fotoğrafları çekildi. GOPÜ Kene ve Kene Hastalıkları Araştırma Grubu üyesi Prof. Dr. Şaban Tekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, belirlenen 46 kene türünden 38’inin sert (Ixoodid), 8’inin yumuşak (Argasid) gruptan olduğunu belirterek, ”Bu sert kene türlerinin bir çoğu KKKA hastalığını buluşturabilecek türler. Bunlara sadece KKKA olarak bakmamak gerekir. Başka haslıklar da yapabilirler. Her kene hastalık bulaştırabilen bir ajan olabilir. Eğer ısırırsa ve virüs taşıyorsa. Yeni çalışmalarımız da bunu gösteriyor” diye konuştu.  Keneyle mücadelede kişisel bilincin oluşmasının önemli olduğunu vurgulayan Tekin, ”İlaç”>İlaçla koruma çözüm değil. Doğayı ilaçlamak çözüm değil. Her her yeri ilaçlamak, yararlı böceklerin de ölümüne neden olabiliyor. Kırsal kesimdeki kişilerin bilinçlenmesi lazım. Kene ısırır ısırmaz, en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak keneyi aldırtacaklar” dedi.  Keneyi sağlık kuruluşlarında çıkartanların hastalığa yakalanma oranının çok düşük olduğunu dile getiren Tekin, ”Hastalığa yakalanıp karantina altına alınanların yüzde 99’unun keneyi kendileri çıkaranlar olduğunu belirledik. Eğer kişi kendi keneyi çıkarırsa keneyle birlikte en yakın sürede sağlık kuruluşuna başvursun. Her kene potansiyel bir mikrop bulaştırıcısıdır. İnsana ve hayvana bulaştırabilir. En kısa sürede kenenin vücuttan çıkarılması lazım” ifadelerini kullandı.   Tekin, kenelerde en çok KKKA virüsüne rastlandığını, bu virüsün çok çabuk etki gösterdiğini, gerekli müdahaleler yapılmazsa ölüme neden olabildiğini anımsattı.

-”Artık eskisi gibi değil, kene yapışan sağlık kuruluşuna gidiyor”-  Prof. Dr. Tekin, ”Artık eskisi gibi değil, kene yapışan sağlık kuruluşuna gidiyor” dedi.  Kenelerin ısırdığı yüzlerce insanın, üşenmeden sağlık kuruluşlarına gelip keneleri çıkarttıklarını dile getiren Tekin, şöyle devam etti:  ”Türkiye’nin her yerinde kene sayısında ve ısırmasında artış görebiliriz. Her yerde hastalığa rastlayacağız diye bir şey yok. Halk arasında yaygın olarak konuşulan ‘Kene ısırdığında kanı değişen hastaların bağışıklık kazandığı’ yönünde söylemler var. Bizim bizzat rastladığımız delil yok. Biz de böyle olduğunu zannediyoruz. Kene ısırması sonucu hastalanan bir kişi sonra ısırmasında hastalanmayabilir. İki defa hastalanmış kişiyi takip etmemiz gerekiyor.”  Keneden ölen kişilerin cenazelerinde sağlık ekiplerinin yeterli tedbirleri aldığını söyleyen Tekin, ”Cenaze törenlerinde virüs geçme gibi bir durum yok. Virüsün geçiş yolları belli. Ya kene ısıracak ya da kan teması olacak ya da vücut sıvılarının teması olması lazım. Ancak böyle olursa bulaşır” diye konuştu.

 http://www.tarimsalhaber.com/teknik-bilgiler/turkiyede-46-kene-turu-yasiyor-h3783.html