Monthly Archives: Ekim 2012

ŞebinTürk

Uzakdoğu’da Bulgurun Yeni Adı Türk Pirinci

Dünyanın en büyük 10 gıda fuarından birisi olan Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleştirilen SIAL 2012 Gıda Fuarına katılan Makarna, Bulgur, Bakliyat ve Bitkisel Yağlar Tanıtım Grubu (MBTG), bakliyat ürünleri ve özellikle kırmızı mercimek alanında da önemli gelişmelere imza attı. Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehti Eker’in de ziyaret ettiği fuara MBTG Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, Başkan Vekili Şahin Batallı muhasip üye Abdurrahman Avcı, yönetim kurulu üyeleri Celal Kadooğlu, Aydın Soyyiğit, Çalışma Gurubu Başkanı Mustafa Bayram, çalışma gurubu üyeleri Ali Arpacıoğlu Bora Batallı, GAİB Genel Sekreteri Salim Kocaer, GAİB personellerinden Bülent Kayalı ve Banu Demir katıldı.

Yurt dışı ürün ve firma tanıtımlarında SIAL’in önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade eden MBTG Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, dünya genelinde pek çok firma Türkiye de yağ fabrikalarının olduğunu ve Türkiye’de ayçiçeği yağı üretiminin olduğunu ilk defa duymalarının fuar için önemli bir kazanım olduğunu söyledi. Fuarda Türkiye’nin ayçiçeği yağı üretiminde ve işlenmesinde dünyadaki lider ülkelerden birisi olarak bilinmesinin sağlandığını belirten Tiryakioğlu, “Ürün tanıtımları başarıyla yerine getirilmiştir. Bundan sonraki stratejilerimiz hedef olarak belirlenen ülkelerde farklı etkinliklerle ürünlerimizi tanıtmak olarak gelişecektir.” dedi.

MBTG Tanıtım Grubu Başkan Yardımcısı ve Hububat ve Bakliyat İhracatçılar Birliği Başkanı Şahin Batalı, başarılı ihracatın temelinde doğru tanıtım yattığına dikkat çekerek, dünyanın en iyisi olmak zorunda olduklarının altını çizdi.

Uzak Doğu ve Avrupa’da Bulgurun yeni ismi Türk Pirinci

MBTG Çalışma Komite Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bayram, bulgurun Türk pirinci olarak ilk defa bu fuarda yeni bir isimle de tanıştığını dile getirerek, “Özellikle Uzak Doğu’dan gelen kişiler için oldukça ilginç deneyimler yaşandı. Özellikle Uzakdoğu insanları için pirinç temel gıda maddesi olarak en çok tükettikleri ürün durumundadır. Uzakdoğulu insanların bulgurla karşılaştıklarındaki beğenileri, bulgur için farklı bir tüketim alanının Uzakdoğu olacağını göstermektedir. Onlar için bulgurun, kendilerinin anlayabildiği şekli ile Türk pirinçi olarak adlandırılması da, pirinç tüketen ve bulguru bilmeyen ülkeler içinde yeni bir tanımlamanın ortaya çıkmasına sebep oldu.” diye konuştu. Avrupa’nın Türk makarnasına uyguladığı kotaları kaldırarak, gerek Avrupa’da ve gerekse dünyada İtalyan makarnasının hegomanyasını yıkmak istediklerini belirten Bayram, “Bu alanda Türkiye çok güçlü argümanlara sahiptir. Yeter ki makarnamızı ve kaliteyi dünyaya tanıtalım. Bu pazarı gerek yurt içinde ve gerekse yurtdışında Türkiye’de üretilen makarna ile doldurabilelim. Bu alanda 10 yıl içinde Türkiye makarnasının yurtdışındaki başarı öykülerini izleyeceğiz.” açıklamalarında bulundu. Kırmızı mercimekte kaybedilen kan yeniden toplanıyor

Yanlış politikalar sonucunda AB ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkenin Türkiye’nin mercimek üreticisi bir ülke olduğunu unutmuş olduğuna dikkat çeken Mustafa Bayram, kırmızı mercimekte kaybedilen kan yeniden toplandığını söyledi. Fuarda kırmızı mercimeğin tanıtımının yapılmasının fuarı ziyaret edenler içinde Türkiye’nin önemli bir mercimek üreticisi olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Bayram, “Türkiye bu kadar güçlü olduğu bir sektörde maalesef yanlış politikalarla önemini yitirmiş olması çok acı bir durumdur. Sial fuarında hiç mercimek üreticisi olmayan ülkelerin stantlarında mercimek sunmaları ise ilginç bir durumu da gözler önüne sermektedir. Bazı yabancı stantlarda ise Türk orijinli kırmızı mercimeğin sergileniyor olması kalite olarak Türk mercimeğinin halen iyi bir konumda olduğunu göstermektedir.” şeklinde konuştu

Kaynak: http://www.haberimport.com/haber/uzakdoguda-bulgurun-yeni-adi-turk-pirinci-146781.htm#ixzz2Aqm1VzIf

http://www.myfikirler.com/makarna-ve-bulgur-uretimine-yatirim-yapmanin-tam-zamani.html

Türkiye Organik Tarımda Atağa Kalktı

Türkiye’de organik tarım üretiminde bir yılda yüzde 116 artış sağlandı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın organik tarıma yönelik destekleme politikalarıyla Türkiye’de 2010 yılında 1 milyon 343 bin ton olan üretim, geçen sene 2 milyon 905 bin olarak gerçekleşti. Böylece üretimde bir yılda yüzde 116 artış sağladı. Organik tarım yapılan toplam alan 2002 yılında 90 bin hektarken, 2011 yılında 615 bin hektara çıktı. Aynı dönemde organik tarım yapan çiftçi sayısı 12 binden 42 bine yükseldi. Toplam organik tarım alanları içinde 2011 yılı verilerine göre, Doğu Anadolu Bölgesi birinci, Ege Bölgesi ikinci, Güneydoğu Anadolu Bölgesi üçüncü sırada yer aldı.

Organik ürünlerde 190 bin tonla meyve üretimi ilk sırayı alırken, bunu 92 bin tonla buğday, 29 bin tonla sebze üretimi izledi. İhracatta ise ilk üç ürün zeytin, elma ve pamuktan oluştu. Türkiye genelinde 2011 yılında 15 milyon 500 bin dolarlık organik tarım ürünü ihracatı yapıldı.

Bu yıl 67 milyon lira desteködemesi

Organik tarımın gelişmesi için Bakanlık tarafından 2005 yılından bu yana verilen destekler kapsamında 2011 yılında organik tarım yapan 24 bin çiftçiye 60 milyon 580 bin lira destek ödemesi yapıldı. Destekler kapsamında bu yıl organik tarım yapan 28 bin çiftçiye 67 milyon 280 milyon lira ödendi.

2012 yılı için organik tarım yapan üreticilere genel tarımsal desteklere ilave dekar başına meyve-sebze için 35 lira, tarla bitkileri için 10 lira destek ödemesi yapılacak. Organik hayvancılık yapan çiftçilere de geçen yıl başlatılan uygulamayla genel hayvancılık desteklerinin yanı sıra yüzde 50 destekleme veriliyor.

Bakanlığın sağladığı desteklerin yanı sıra Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri de 2004 yılından bu yana düşük faizli kredi imkanı sunuyor.

Her aşaması kontrol altında, ürünler sertifikalı

Organik tarım, üretimde kimyasal girdi kullanılmadan üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimi olarak tanımlanıyor. Organik tarımda ürün yetiştirilmesi, toplanması, hasat, kesim, işleme, tasnif, ambalajlama, etiketleme, muhafaza, depolama, taşıma ile ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar olan diğer tüm işlemlerde, kimyasal madde veya tarım ilacı kullanılmıyor.

Türkiye’de organik tarım yapmak isteyen girişimcilerin, Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş sertifika kuruluşlarına başvurması gerekiyor. Toplam 19 kuruluşun sertifikaya sahip olduğu Türkiye’de bu konudaki başvurular incelemeye alınıyor. Bölge ve arazi şartlarının uygun olması halinde üretici ile sözleşme imzalanıyor. Bu sözleşme kapsamında organik üretim alanında yapılacak bütün işlemler takip ediliyor. Kimyasal girdi kullanmadan elde edilen ürünler de yine denetimden geçerek organik ürün olarak piyasaya sürülüyor.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=374094

Isıtılarak Eritilen Balın Özelliği Yok Oluyor

Ordu Üniversitesi (ODÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Recep Sıralı, ”Şekerlenmiş bal bozulmuş bal değildir, kimse balı ısıtarak eritmeye kalkmasın, bu haliyle tüketilmesi sağlanmalıdır” dedi. Ordu Üniversitesi (ODÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Recep Sıralı, yaptığı açıklamada, genellikle bal hasadının sona erdiği sonbahar aylarında ve sonrasında, havaların soğumaya başlamasıyla balın alındığı çiçeğin içeriğine bağlı olarak şekerlenme oluştuğunu söyledi.

Şekerlenmenin ballarda oldukça doğal bir olay olup, balın kimyasal içeriğiyle ilgili değil fiziki görünümüyle ilgili olduğunu dile getiren Sıralı, şöyle devam etti: ”Dolayısıyla şekerlenme, balın içeriğini değiştiren bir özellik değildir. Şekerlenmeyi balda bozulma sanan bazı tüketicilerimiz balı atmakta ya da başka yöntemlere başvurmaktadır. Bilinen yöntemlerin en başında ise balın ısıtılarak eritilmesi gelmekte. Ancak balın ısıtılması bir takım sorunu da beraberinde getirmekte.”

 ‘Enzimler, asitler, proteinler, vitaminler ve mineral maddeleri yok edilmekte’

Balın yaklaşık olarak yüzde 18 su, yüzde 80 oranında şeker ve yüzde 2 oranında da protein, vitamin, mineral, asit ve enzim gibi hayati öneme sahip maddelerden oluştuğunu anlatan Sıralı, ”Isıtma sırasında balın içeriğindeki su ve şeker miktarı değişmemekte ancak yüzde 2 oranındaki enzimler, asitler, proteinler, vitaminler ve mineral maddeleri yok edilmekte” diye konuştu.

Sıralı, insan sağlığı için önemli olanın, balın içeriğinde yer alan su ve şeker oranı değil protein, vitamin, mineral, asit ve enzimler olduğuna dikkati çekerek, ”Bu nedenle tüketicilerimize şunu tavsiye ediyoruz, şekerlenmiş bal bozulmuş bal değildir, kimse balı ısıtarak eritmeye kalkmasın, bu haliyle tüketilmesi sağlanmalıdır”dedi.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=374318

Cumhuriyet Bayramı