Daily Archives: 30 Ekim 2012

Türkiye Organik Tarımda Atağa Kalktı

Türkiye’de organik tarım üretiminde bir yılda yüzde 116 artış sağlandı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın organik tarıma yönelik destekleme politikalarıyla Türkiye’de 2010 yılında 1 milyon 343 bin ton olan üretim, geçen sene 2 milyon 905 bin olarak gerçekleşti. Böylece üretimde bir yılda yüzde 116 artış sağladı. Organik tarım yapılan toplam alan 2002 yılında 90 bin hektarken, 2011 yılında 615 bin hektara çıktı. Aynı dönemde organik tarım yapan çiftçi sayısı 12 binden 42 bine yükseldi. Toplam organik tarım alanları içinde 2011 yılı verilerine göre, Doğu Anadolu Bölgesi birinci, Ege Bölgesi ikinci, Güneydoğu Anadolu Bölgesi üçüncü sırada yer aldı.

Organik ürünlerde 190 bin tonla meyve üretimi ilk sırayı alırken, bunu 92 bin tonla buğday, 29 bin tonla sebze üretimi izledi. İhracatta ise ilk üç ürün zeytin, elma ve pamuktan oluştu. Türkiye genelinde 2011 yılında 15 milyon 500 bin dolarlık organik tarım ürünü ihracatı yapıldı.

Bu yıl 67 milyon lira desteködemesi

Organik tarımın gelişmesi için Bakanlık tarafından 2005 yılından bu yana verilen destekler kapsamında 2011 yılında organik tarım yapan 24 bin çiftçiye 60 milyon 580 bin lira destek ödemesi yapıldı. Destekler kapsamında bu yıl organik tarım yapan 28 bin çiftçiye 67 milyon 280 milyon lira ödendi.

2012 yılı için organik tarım yapan üreticilere genel tarımsal desteklere ilave dekar başına meyve-sebze için 35 lira, tarla bitkileri için 10 lira destek ödemesi yapılacak. Organik hayvancılık yapan çiftçilere de geçen yıl başlatılan uygulamayla genel hayvancılık desteklerinin yanı sıra yüzde 50 destekleme veriliyor.

Bakanlığın sağladığı desteklerin yanı sıra Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri de 2004 yılından bu yana düşük faizli kredi imkanı sunuyor.

Her aşaması kontrol altında, ürünler sertifikalı

Organik tarım, üretimde kimyasal girdi kullanılmadan üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimi olarak tanımlanıyor. Organik tarımda ürün yetiştirilmesi, toplanması, hasat, kesim, işleme, tasnif, ambalajlama, etiketleme, muhafaza, depolama, taşıma ile ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar olan diğer tüm işlemlerde, kimyasal madde veya tarım ilacı kullanılmıyor.

Türkiye’de organik tarım yapmak isteyen girişimcilerin, Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş sertifika kuruluşlarına başvurması gerekiyor. Toplam 19 kuruluşun sertifikaya sahip olduğu Türkiye’de bu konudaki başvurular incelemeye alınıyor. Bölge ve arazi şartlarının uygun olması halinde üretici ile sözleşme imzalanıyor. Bu sözleşme kapsamında organik üretim alanında yapılacak bütün işlemler takip ediliyor. Kimyasal girdi kullanmadan elde edilen ürünler de yine denetimden geçerek organik ürün olarak piyasaya sürülüyor.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=374094

Isıtılarak Eritilen Balın Özelliği Yok Oluyor

Ordu Üniversitesi (ODÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Recep Sıralı, ”Şekerlenmiş bal bozulmuş bal değildir, kimse balı ısıtarak eritmeye kalkmasın, bu haliyle tüketilmesi sağlanmalıdır” dedi. Ordu Üniversitesi (ODÜ) Ziraat Fakültesi Zootekni Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Recep Sıralı, yaptığı açıklamada, genellikle bal hasadının sona erdiği sonbahar aylarında ve sonrasında, havaların soğumaya başlamasıyla balın alındığı çiçeğin içeriğine bağlı olarak şekerlenme oluştuğunu söyledi.

Şekerlenmenin ballarda oldukça doğal bir olay olup, balın kimyasal içeriğiyle ilgili değil fiziki görünümüyle ilgili olduğunu dile getiren Sıralı, şöyle devam etti: ”Dolayısıyla şekerlenme, balın içeriğini değiştiren bir özellik değildir. Şekerlenmeyi balda bozulma sanan bazı tüketicilerimiz balı atmakta ya da başka yöntemlere başvurmaktadır. Bilinen yöntemlerin en başında ise balın ısıtılarak eritilmesi gelmekte. Ancak balın ısıtılması bir takım sorunu da beraberinde getirmekte.”

 ‘Enzimler, asitler, proteinler, vitaminler ve mineral maddeleri yok edilmekte’

Balın yaklaşık olarak yüzde 18 su, yüzde 80 oranında şeker ve yüzde 2 oranında da protein, vitamin, mineral, asit ve enzim gibi hayati öneme sahip maddelerden oluştuğunu anlatan Sıralı, ”Isıtma sırasında balın içeriğindeki su ve şeker miktarı değişmemekte ancak yüzde 2 oranındaki enzimler, asitler, proteinler, vitaminler ve mineral maddeleri yok edilmekte” diye konuştu.

Sıralı, insan sağlığı için önemli olanın, balın içeriğinde yer alan su ve şeker oranı değil protein, vitamin, mineral, asit ve enzimler olduğuna dikkati çekerek, ”Bu nedenle tüketicilerimize şunu tavsiye ediyoruz, şekerlenmiş bal bozulmuş bal değildir, kimse balı ısıtarak eritmeye kalkmasın, bu haliyle tüketilmesi sağlanmalıdır”dedi.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=374318