Monthly Archives: Haziran 2013

Nitelikli Tarım Arazileri ve Orman Varlığı Korunacak

10. Kalkınma Planı’nda, özel öneme sahip doğal korunan alanlar başta olmak üzere, nitelikli tarım arazilerini ve orman varlığını koruyacak tedbirlerin alınması hedefi ortaya konuldu Bu kapsamda özellikle çölleşme ve erozyona karşı mücadele etkinleştirilecek, tarımsal faaliyetlerin toprak kaynakları üzerindeki çevresel ve sosyal etkileri izlenerek önleyici tedbirler yoğunlaştırılacak Türkiye’nin su potansiyelinin tamamının ihtiyaçlar doğrultusunda sürdürülebilir bir şekilde kullanılması ve kullanımın tarifelendirilmesi sağlanacak Sulamada sürdürülebilirliğin sağlanması açısından yeraltı su kaynaklarına yönelik miktar kısıtlaması, farklı fiyatlandırma gibi yöntemler geliştirilecek Gelecek 4 yılda, özel öneme sahip doğal korunan alanlar başta olmak üzere, nitelikli tarım arazileri ve orman varlığını koruyacak tedbirlerin alınması hedefleniyor.

10. Kalkınma Planı’nda, Türkiye’de mevcut 112 milyar metreküp kullanılabilir su kaynağından yararlanma oranının yaklaşık yüzde 39 olduğu, bu kaynağın yüzde 73’üne denk gelen 32 milyar metrekübünün sulamada, yüzde 16’sına denk gelen 7 milyar metreküpünün içme ve kullanmada, yüzde 11’ine denk gelen 5 milyar metrekübünün ise sanayide kullanıldığı ifade edildi.

Türkiye’nin, bu yıl itibarıyla kişi başına düşen yaklaşık bin 500 metreküp kullanılabilir su miktarıyla su kısıtı bulunan ülkeler arasında yer aldığına dikkat çekilen planda, 2030 yılında kişi başına bin 100 metreküp kullanılabilir su düşeceği ve su sıkıntısı çeken bir ülke durumuna gelebileceği vurgulandı.

Toprak ve su kaynaklarının etkin şekilde kullanımının yanında doğal kaynakların koruma-kullanma dengesinin havza bazında gözetilmesinin öncelikli olduğu belirtilen planda, Türkiye’de son dönemde arazi toplulaştırması ve arazi ıslahı çalışmaları, sulama altyapısı ve su tasarrufu sağlayan modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması gibi önlemler alındığı bildirildi.

Su yönetim yapısının havza bazlı yaklaşımlarla geliştirilmeye başlandığı, orman varlığının artırılması ve genişletilmesi amacıyla ağaçlandırma, etkin koruma, bakım ve erozyon kontrolü çalışmalarına ağırlık verildiği aktarıldı. Başta tarım arazileri olmak üzere erozyonla mücadelenin hızlandırılmasının önemini koruduğu kaydedildi.

Su yönetiminde etkinliği sağlamak üzere havza bazında entegre koruma ve kontrollü kullanma ilkeleri ile kentsel, endüstriyel, tarımsal faaliyetlere bağlı olarak ortaya çıkan baskı ve etkilerin belirlendiği ve tedbirlerin ortaya konulduğu 26 havzanın tamamı için koruma eylem planları hazırlandığı ifade edilen planda, ilk olarak Ergene Havzası Koruma Eylem Planı’nın uygulanmasına başlandığı hatırlatıldı.

-“Su miktarı, ihtiyacı karşılayamaz hale geldi”

Türkiye’de mevcut su miktarının artan talep, kuraklık ve su toplama havzalarındaki kirlenme sonucunda giderek ihtiyaçları karşılayamaz hale geldiğine işaret edilerek, planlama, izleme, değerlendirme ve denetim yetersizliği, ortak veri tabanı ve bilgi akışı olmaması, kuruluşlar arası eşgüdümün zayıflığı gibi hususların, su kaynakları yönetiminde karşılaşılan ana sorunlar olduğu aktarıldı.

Toprak kaynaklarının, toprağın kabiliyetleri doğrultusunda ve arazi kullanımının planlanması temelinde değerlendirilmesinin önemini koruduğu anlatılan planda, “Çölleşme ve kuraklıkla mücadele alanında hazırlanan strateji ve eylem planlarının etkin bir şekilde uygulanması, erozyonla mücadelenin etkinleştirilmesi, kirliliğin önlenmesi, toprak yönetiminde koordinasyonun güçlendirilmesi ve böylece toprağın korunması ve verimli kullanılması öncelikli görülmektedir” değerlendirmesi yer aldı.

Planda Su ve toprak kaynaklarının miktarının ve kalitesinin korunması, artırılması, talebin en yüksek olduğu tarım sektörü başta olmak üzere sürdürülebilir kullanımını sağlayacak bir yönetim sisteminin geliştirilmesinin temel amaç olduğu belirtildi.

-Su kullanımı tarifelendirilecek

10. Kalkınma Planı’nda, su yönetimine ilişkin mevzuattaki eksiklik ve belirsizlikler giderilerek kurumların görev, yetki ve sorumlulukları netleştirilerek, su yönetimiyle ilgili tüm kurum ve kuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyonun geliştirileceği aktarıldı.

Ulusal havza sınıflama sistemi, su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımına imkan verecek şekilde geliştirileceği, yeraltı ve yerüstü su kalitesinin ve miktarının belirlenmesi, izlenmesi, bilgi sistemlerinin oluşturulması; su kaynaklarının korunması, iyileştirilmesi ile kirliliğinin önlenmesinin ve kontrolünün  temin edileceği anlatılan planda, Türkiye’nin su potansiyelinin tamamının ihtiyaçlar doğrultusunda sürdürülebilir şekilde kullanılması ve tarifelendirilmesinin sağlanacağı bilgisi yer aldı.

İklim değişikliğinin ve su havzalarındaki tüm faaliyetlerin, su miktarı ve kalitesine etkileri değerlendirilerek havzalarda su tasarrufu sağlama, kuraklıkla mücadele ile kirlilik önleme başta olmak üzere gerekli önlemlerin alınacağı bildirildi.

-Nitelikli tarım arazileri ve orman varlığı korunacak

Planda,  özel öneme sahip doğal korunan alanlar başta olmak üzere, nitelikli tarım arazilerini ve orman varlığını koruyacak tedbirler alınacağı, özellikle çölleşme ve erozyona karşı mücadelenin etkinleştirileceği, tarımsal faaliyetlerin toprak kaynakları üzerindeki çevresel ve sosyal etkileri izlenerek önleyici tedbirlerin yoğunlaştırılacağı bilgisi de sıralandı.

Güncel ve sağlıklı arazi bilgilerine ulaşabilmeyi teminen, uzaktan algılama ve coğrafi bilgi sistemlerinden faydalanılarak Ulusal Toprak Veri Tabanı oluşturulacağı ve arazi kullanım planlaması yapılarak tarım başta olmak üzere toprağın etkin kullanımı sağlanacağı kaydedilen planda, sulamada sürdürülebilirliğin sağlanması açısından yeraltı su kaynaklarına yönelik miktar kısıtlaması, farklı fiyatlandırma gibi alternatiflerin geliştirileceği vurgulandı.

Planda, sulama birliklerinin çalışma süreçlerinin gözden geçirileceği, sistemin daha etkin hale getirilmesi yönünde alternatiflerin oluşturulacağına dikkat çekildi

http://www.haberler.com/nitelikli-tarim-arazileri-ve-orman-varligi-4753101-haberi/

DOKA Destek Programı Sonuçları

Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) “İmalat Sanayi Mali Destek Programı” ve “Kültür ve Turizme Yönelik Altyapı Mali Destek Programı” 2013 yılı Mali Destek Programı Sonuçları açıklandı.İlimizden Kültür ve Turizme Yönelik Altyapı Mali Destek Programına 23 proje başvurusu yapılmış ve 9 proje mali destek almaya hak kazanırken. İmalat Sanayi Mali Destek Programına da 34 proje başvuru yapılmış 8 proje asil ve 1 projede yedek listede yer almayı başardı.

2013 yılı mali destek programlarının illere göre dağılımı ve istatistiksel göstergeleri için;

http://yeni.doka.org.tr/userfiles/file/13-mdpx.xls

http://www.giresun.gov.tr/syf/haberiGoster.aspx?haber_ID=12528

Doğu Karadeniz Bölgesi Turizmle Göçe “Dur” Diyecek

Hayat Boyu Öğrenme Programı Grundtvig Öğrenme Ortaklıkları programı kapsamında turizm hizmetlerinde çeşitlilik ve sürdürülebilir gelişimi teşvik eden “En İyi Uygulamaların Değişimi” kısa adıyla “THUSAURUS” projesi kapsamında Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı ev sahipliğinde eko-turizm temasının ağırlıklı olarak işlendiği uluslararası bir toplantı düzenlendi.

Toplantının açılışında konuşan Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) Genel Sekreteri Çetin Oktay Kaldırım, turizm sektörünün Doğu Karadeniz Bölgesi için ciddi bir sorun olan ‘Göç’e karşı kırsal kalkınmada önemli bir araç olduğunu söyledi. Kaldırım, “Turizm, özellikle kırsal bölgelerden şehir merkezlerine ve bizim bölgemizden de batıya doğru olan göçü önlemede önemli bir araç ve kırsalda yaşamını sürdüren insanımıza önemli ölçüde ekonomik katkı sağlıyor. Şunu çok rahat söyleyebiliriz ki, Ajansımızın desteğiyle oluşturulan birkaç eko turizm köyünde; bölgemizde turizmin olmadığı dönemlerde çok önemsenmeyen mimarinin korunmaya başladığını görmekteyiz. Turizmle gelişen yöresel el sanatlarından da bir örnek verirsek Trabzon’da telkâri işleyen yaklaşık 4 bin kadın var ve bunlar aile bütçelerine azımsanmayacak derecede katkı sağlıyor” dedi.

Bölgede turizmi konumlandırırken daha çok alternatif turizm açısından konumlandırmaya çalıştıklarının altını çizen Genel Sekreter Kaldırım, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bölgeye 5 milyon turist getireceksek 20 milyar doları aşkın katma değer bırakacak bir turizm anlayışını benimsiyoruz. Dünyada artık turizmin alternatif turizme kaymakta olduğunu görüyoruz. Ülkemizin turizm eğilimlerine bakarsanız genelde bir yığın turizm mi, mass turizmi olduğunu görürsünüz. Özellikle güney bölgelerimize gelen turistlerin bu kitle turizmi ile geldiklerini ve hafta da sadece 700-800 dolar gibi çok düşük bir para harcadıklarını görüyoruz. Bu şekilde turizmin sürdürülebilirliği pek mümkün değil. Biz, Bölgemiz için, kırsalda ki insanımızın, paydaşlarımızın turizmden pay almasını önemsiyoruz. Her şey dahil sistemi gelirin belli güçlerin elinde kalmasına neden oluyor. Dolayısıyla bütün olarak o bölgenin kalkınmasını engelliyor. Bunun için bizim öncelikli hedefimiz alternatif turizmdir. Bunun sebebi getirisinin çok fazla olmasıdır. Kitle turizminden katkı ve avantajları fazla. Kitle turizminde bir kişi 1 lira harcıyorsa, alternatif turizme gelen kişi en az bunun 4 katını harcıyor. Dolayısıyla bırakacağı para, bölgeye sağlayacağı katma değer daha fazla oluyor.”

Turizmi Doğu Karadeniz Bölgesi’nin yurt dışına açılmasında ve globalleşen Dünya ile bütünleşmesinde önemli bir sektör olarak gördüklerine de değinen Kaldırım, yaklaşık 15 gün önce Suudi Arabistan’dan, Trabzon’a direk uçuşların başladığını ve Riyad’dan yapılan tarifesiz uçak seferlerinin Cidde, Medine, Dubai ve Lübnan’dan da yapılması için girişlerin başladığını sözlerine ekledi.

Genel Sekreter Kaldırım’ın konuşmasının ardından katılımcılar eko-turizm konusundaki görüşlerini dile getirdi.

Toplantıya DOKA Genel Sekreteri Çetin Oktay Kaldırım’ın yanı sıra İspanya, Estonya, Romanya ve Yunanistan’dan proje ortaklarınca seçilen katılımcıları, DOKA AB Ulusal ve Uluslar arası Programlar Koordinatörü Mehmet Bozdoğan ve JICA Kıdemli Danışmanı Kiyoka Masanobu katıldı.

http://haberciniz.biz/dogu-karadeniz-bolgesi-turizmle-goce-dur-diyecek-2113693h.htm

http://www.bugun.com.tr/son-dakika/tamzara-dokumasi-kullerinden–haberi/631678

Tarım Arazilerini Büyütme Kolaylaşacak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları, devletin belirlenen ölçeğin altında kalan arazileri satın alarak ölçek büyütmek isteyen vatandaşlara cazip şartlarda kredi desteği vereceğini açıkladı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları, tarım arazilerinin ölçeklerinin büyütülmesine ilişkin vatandaşın, belirlenen ölçeğin altında kalan arazileri satın alarak ölçek büyüklüğüne getirmek istediği durumlarda devletin cazip şartlarda krediyle destek vereceğini açıkladı. Mirmahmutoğulları bu sayede arazi ölçeğinin büyütüleceğini ve bir daha da bölünmeyeceğini ifade etti.

 Mirmahmutoğulları, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve Türk Medeni Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’na ilişkin açıklamalarda bulundu. Tarım arazilerinin ölçek büyüklüğünün, ABD’de 1980 dekar, İngiltere’de 550 dekar, Fransa’da 430 dekar, Almanya’da 420 dekar, İspanya’da 240 dekar olduğunu anlatan Mirmahmutoğulları, Türkiye’de ise tarım arazilerinin ölçek büyüklüğünün, 2002 yılı TÜİK verilerine göre 59 dekar olduğunu, bu arazilerin ortalama 7 parselden oluştuğunu söyledi. Mirmahmutoğulları, “O tarihten bu yana daha da küçüldü, parsel sayısı daha da arttı. Bir parsel 7 parçaysa 10 dekar bile gelmiyor. Türkiye’de şu anda parsel sayısı 30 milyon” diye konuştu.

Cazip Bir Kredi Olacak

Tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesinin devam etmesi halinde gelecekte Türkiye’de tarım yapılamayacağına dikkati çeken Vedat Mirmahmutoğullları, ölçek büyüklüğü altındaki tarım arazilerinin ölçek büyüklüğüne taşınması için kredi mekanizmasının devreye sokulacağını bildirdi. Bunun bir tür “arazi edindirmeyi amaçlayan bir yapı” olduğuna dikkati çeken Mirmahmutoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cazip bir kredi olacak. Amaca hizmet eden tedbirler yönetmeliğe konulacak. Vatandaş, belirlenen ölçeğin altında kalan arazileri satın alarak ölçek büyüklüğüne getirmek isterse, devlet cazip şartlarda krediyle ona destek verecek. Böylece arazi ölçeği büyütülecek, bir daha bölünmeyecek.”

TBMM gündeminde bulunan tasarının yasalaşmasının ardından yönetmelik hazırlayacaklarını bildiren Mirmahmutoğulları, işletme arazilerinin bölünmemesi için ölçek büyüklüğüne ilişkin düzenlemeye gidileceğini de sözlerine ekledi.

Tasarı’nın Getirdikleri

Tarım arazilerinin miras yolu ile bölünmesinin önüne geçmek amacıyla hazırlanan tasarıya göre, tarımsal işletmeler, bölge farklılıkları göz önünde bulundurularak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenen asgari büyüklüklerin altında bölünemeyecek.

Tarımsal işletmeye ait tarımsal arazilerin mülkiyetinin devri konusunda mirasçıların, mirasın açılmasından sonra 1 yıl içerisinde anlaşabilmelerine ilişkin düzenleme içeren tasarıya göre, miras devir işlemlerinin, mirasın açılmasından itibaren bir yıl içinde tamamlanmaması durumunda, Bakanlığın devir işlemlerinin yapılması amacıyla sulh hukuk mahkemesinde dava açabilmesi olanağı getiriliyor.

Bu durumda işletmenin sulh hâkimi tarafından belirlenen ehil mirasçıya tarımsal değeri üzerinden devri, ehil mirasçı bulunmaması halinde en yüksek teklifi veren istekli mirasçıya devri, mirasçıların istekli olmaması durumunda ise satışı sağlanacak.

Halen mevcut uygulamadaki,  mutlak, marjinal ve özel ürün arazilerinde 20 dekar, dikili tarım arazilerinde 5 dekar ve örtü altı tarımı yapılan arazilerde 3 dekar olarak belirlenen parsel büyüklükleri korunacak. Bu büyüklüklerin altında yeni parsel ve pay oluşturulamayacak.

Mirasçılara devri yapılan işletmeye ait tarım arazilerinde 20 yıl içerisinde tarım dışı kullanım izni ile değerinde artış meydana gelmesi durumunda, değer artışındaki fark diğer mirasçılara payları oranında işletmeyi devir alan mirasçı tarafından ödenecek.

Tarımsal işletmeyi alan mirasçı, diğer mirasçılara miras paylarının bedelini, sulh hâkiminin kararından itibaren en geç bir yıl içerisinde ödeyecek.

Kanunun uygulanması ile ilgili olarak, ihtiyaç duyulması halinde, asgari büyüklüğün altındaki tarımsal arazi ve işletmeleri asgari büyüklüklere çıkarmak veya mülkiyetten kaynaklanan ihtilafları gidermek amacıyla kamulaştırma, alım ve satım işlemleri Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının talebi üzerine Maliye Bakanlığı tarafından ilgili mevzuata göre yerine getirilecek.

Kendisine tarımsal işletmenin mülkiyeti devredilen mirasçılardan, diğer mirasçıların paylarının karşılığını öz kaynakları ile ödeyemeyecek durumda olanlara, bu ödemeleri gerçekleştirmek için kredi imkânları sağlanacak.

Tarımsal arazilerin satılması halinde sınırdaş tarımsal arazi maliklerinin de önalım hakkına sahip olması ve önalım hakkının kullanılmasında Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanacak.

Kanunun yürürlüğünden önce vefat eden miras bırakanın terekesinde bulunan tarımsal işletmelere ait tarım arazilerinin intikal işlemleri iki yıl içinde tamamlanabilecek ve devam eden davalarda eski hükümler uygulanacak.

İşletmeye ait tarım arazilerinin intikal işlemlerinde ve mirasçılar tarafından tüzel kişilik kurulan işletmelerde, damga vergisi, harç gibi masraflar için muafiyetler sağ

http://www.tarimtv.gov.tr/HD3041_tarim-arazilerini-buyutme-kolaylasacak.html

Tarım Arazilerinin Devrinde “Tek Mirasçı” Sistemi

Tarım arazilerinin devrinde “tek mirasçı” sistemini yürürlüğe koyacak yasal düzenleme, 20 Haziran Perşembe günü TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda görüşülecek.Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesinin önlenmesi için hazırlanarak TBMM’ye sevk edilen Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Medeni Kanunu’nda değişiklik öngören tasarı, 20 Haziranda Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda görüşülecek. Komisyon toplantısına katılacak olan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, düzenlemeyle ilgili komisyon üyelerine bilgi verecek.

Tasarı şu unsurları içeriyor:

-Tarlalar 20 dönümden küçük olmayacak, tarımsal işletmelerdeki araziler asgari büyüklüklerin altında olmayacak, araziler çocuklardan birine bırakılacak, satılacak veya ailece işletilebilecek.

-Tarımsal arazi ve işletmeler, bölge farklılıkları göz önünde bulundurularak asgari büyüklüklerin altında bölünemeyecek.

-Mirasçılara vefatın ardından kendi aralarında anlaşmaya varabilmeleri için 1 yıllık süre tanınacak. Anlaşmaya varılamaması durumunda işletmenin kullanıcısını mahkeme belirleyecek.

-Mirasçılardan istekli olmaması halinde işletmenin tamamı satılabilecek. Arazi sahibinin vefatı halinde mirasçılar devir işlemini en geç 2 yıl içinde tamamlayacak. Devir işlemlerinden damga vergisi, harç ve diğer masraflar alınmayacak.

-Mirasçılar, arazilerin işletmesini bir kişiye verebilecekleri gibi şirket vasıtasıyla da işletebilecek. Mirası devralanlar istekleri halinde kredi de kullanabilecek. Düzenlemeyle, tarlalarda 20 dönüm, dikili arazilerde 5 dönüm, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 3 dönümün altında bölünme olmayacak.

-Mirasçılara devri yapılan arazilerin tarım dışı kullanımlarında meydana gelebilecek değer artışları diğer hissedarlara kullanıcı tarafından eşit olarak ödenecek. Mirasçıların anlaşmazlığı halinde satış işleminde öncelik sınırdaş tarım arazisi sahibine verilecek. Kanun yürürlüğe girmeden önce açılan davalarda eski hükümler uygulanacak.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=423262&kn=9&ka=4&kb=9