Monthly Archives: Eylül 2013

Türkiye’de En Fazla İnek Sütü Üretilen Kent Hangisi?

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, inek sütü üretiminde Konya’nın 772 bin 785 tonla birinci olduğunu bildirerek, “Konya’yı, 703 bin 202 tonla Balıkesir, 699 bin 49 tonla İzmir, 631 bin 719 Erzurum, 552 bin 194 tonla Sivas, 502 bin 555 tonla Kars takip ediyor” dedi. Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2012 yılı verilerine göre, Aydın’ın inek sütü üretiminin, 397 bin 904, Afyonkarahisar’ın 361 bin 737, Samsun’un 336 bin 635, Ardahan’ın 334 bin 488, Burdur’un 324 bin 609, Denizli’nin 316 bin 60, Kastamonu’nun 315 bin 410, Adana’nın 310 bin 719, Çanakkale’nin 301 bin 169 tonu bulduğunu belirtti.

 En az inek sütünün 12 bin 53 tonla Yalova üretildiğini bildiren Bayraktar, “İnek sütü üretimi, Kilis’te, 17 bin 643, Siirt’te 24 bin 405, Rize’de 25 bin 110, Hakkari’de 28 bin 730, Tunceli’de 30 bin 432, Şırnak’ta 33 bin 350, Karabük’te 38 bin 897, Bilecik’te 39 bin 304 tonda kalıyor” dedi.

-BİR KÜLTÜR IRKI İNEK, 3 YERLİ IRK İNEK KADAR SÜT VERİYOR-

Kültür ineği olup olmamasına bağlı olarak sağılan inek başına yıllık ortalama süt veriminin değiştiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Veriler, Türkiye ortalamasının yerli ırkta 1313, kültür melezinde 2 bin 725, kültür ırkında ise 3 bin 869 kilogram yıllık süt verimi olduğunu gösteriyor. Sağılan ineklerin tamamının kültür ırkından oluşmaması nedeniyle ortalama yıllık süt verimi 2 bin 942 kilogramda kalıyor. Bir önce, yerli ırklar ıslah edilmeli. Sağılan ineklerin tamamı kültür ırkı veya kültür melezi olmalı. Kültür ırkı ile yerli ırk arasındaki 2 bin 556 kilogramlık fark kabul edilebilir bir fark değildir. Neredeyse bir kültür ırkı inek, 3 yerli ırk ineğin süt verimi kadar süt üretilmesini sağlıyor. Kültür ırkı inek, kültür melezi inekten de ortalama yüzde 42 oranında daha fazla süt veriyor. Eğer sağılan ineklerin tamamı kültür ırkı olsaydı, inek sütü üretimi 5 milyon ton daha fazla olurdu ve 16 milyon tonluk inek sütü üretimi yerine 21 milyon tonluk bir süt üretimi yapılırdı.”

-SAĞILAN İNEK BAŞINA SÜT VERİMİNDE DENİZLİ, BURDUR, UŞAK İLK 3’TE-

Yerli ırk sayısındaki fazlalığa göre, sağılan inek başına ortalama süt verimin iller arasında büyük farklara neden olduğunu belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Hakkari’de sağılan inek başına 1579 kilogram olan ortalama süt verimi Denizli’de 3 bin 829, Burdur’da 3 bin 826, Uşak’ta 3 bin 819 kilograma kadar çıkıyor. Ortalama süt verimi en fazla inek sütü üreten il Konya’da 3 bin 442, ikinci sıradaki Balıkesir’de 3 bin 651, üçüncü İzmir’de 3 bin 596, dördüncü Erzurum’da 2 bin 678, beşinci Sivas’ta 3 bin 56, altıncı Kars’ta 2 bin 261, yedinci Aydın’da 3 bin 529, sekizinci Afyonkarahisar’da 3 bin 458, dokuzuncu Samsun’da 2 bin 602, onuncu Ardahan’da 2 bin 626 kilogram düzeyinde bulunuyor.

 Süt veriminde ilk 10 sırayı 3 bin 829 kilogramla Denizli, 3 bin 826 kilogramla Burdur, 3 bin 819 kilogramla Uşak, 3 bin 735 kilogramla Kırklareli, 3 bin 696 kilogramla Tekirdağ, 3 bin 693 kilogramla Çanakkale, 3 bin 669 kilogramla Edirne, 3 bin 651 kilogramla Balıkesir, 3 bin 625 kilogramla Niğde, 3 bin 596 kilogramla İzmir alıyor. Bu illerde yerli ırk sağılan sığır sayısının toplam sağılan sığır sayısına oranı yüzde 0,91 ile yüzde 4,91 arasında değişiyor. Kilis’te hiç yerli ırk sağılan inek bulunmuyor.

-SAĞILAN İNEK BAŞINA SÜT VERİMİNDE HAKKARİ, ŞIRNAK, AĞRI SON 3’TE-

Buna karşın Hakkari’de sağılan sığır başına 1579, Şırnak’ta 1841, Ağrı’da 1990, Siirt’te 2 bin 51, Mardin’de 2 bin 96, Bitlis’te 2 bin 100, Sinop’ta 2 bin 167, Van’da 2 in 168, Muş’ta 2 bin 207, Düzce’de 2 bin 245 kilogram süt verimi sağlanıyor. Bu illerden Şırnak’ta yerli ırk sağılan sığır sayısının toplam sağılan sığır oranı yüzde 67,4’ü buluyor. Şırnak’ı yüzde 63,6 oranıyla Hakkari, yüzde 61,22 oranıyla Mardin takip ediyor. Ağrı’da bu oran yüzde 56,42, Siirt’te yüzde 56,24 düzeyinde bulunuyor.”

Bayraktar, sağılan sığırların yüzde 41,7’sini kültür melezi, yüzde 40,7’sinin kültür, yüzde 17,6’sını yerli sığırlardan oluştuğuna, buna karşın toplam inek sütü üretiminin yüzde 53,5’inin kültür, yüzde 38,6’sının kültür melezi, yüzde 7,9’unun yerli sığırlardan elde edildiğine dikkati çekti.

http://www.showhaber.com/en-fazla-inek-sutu-uretilen-kent-haberi-694166h.htm

2013 Yılı Hububat Prim Desteği Başvuruları Başlıyor

Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeline Göre 2013 Yılı Ürünü Yağlı Tohumlu Bitkiler, Hububat ve Baklagil Fark Ödemesi Desteğine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı Uygulama Tebliği (No: 2013/15) yayımlandı. Tebliğe göre Fark ödemesi desteğinden yararlanmak isteyen üreticilerin başvuru başlangıç tarihi 1/10/2013, son başvuru tarihi ise kütlü pamuk (yurt içerisinde üretilen sertifikalı tohumları kullananlar), yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kanolave aspir için 1/4/2014; dane mısır, buğday, arpa, çavdar, tritikale, yulaf, çeltik, kuru fasulye, nohut ve mercimek için fatura başlangıç tarihi 1/5/2013, son başvuru tarihi 31/4/2014’tür. Bu tarihten sonraki başvurular kabul edilmez.

 Fark ödemesi desteğinden yararlanmak isteyen zeytinyağı üreticilerinin tasiriye faturaları ile yapılacak son başvuru tarihi 2/6/2014, bu tarihten sonra satılan zeytinyağlarına ait alım satım belgelerinin son teslim tarihi ise 1/10/2014’tür. Bu tarihten sonraki başvurular kabul edilmez.

 Tebliği indirmek için  tıklayın

http://www.tarimziraat.com/tarim_haberleri/a3583-2013_yili_hububat_prim_destegi_basvurulari_basliyor.html

Evlerdeki Süs Bitkileri Öldürücü Olabilir

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü öğretim üyesi Prof.Dr. İbrahim Baktır evlerde bulundurulan bazı süs bitkilerinin zehirli olduğunu bildirdi. Prof. Dr. İbrahim Baktır, sosyal medyada başta olmak üzere bazı iletişim araçlarıyla, “Evlerimizdeki bazı süs bitkileri zararlı. Bunları evinize sokmayın” şeklindeki ifadelerin yer aldığını belirtti. Baktır, “Bugünde bu süs bitkilerinin kullanımı hızla yaygınlaşıyor. Evlerde süs bitkisi olarak kullanılan bu bitkilerin dağılımı da bölgeden bölgeye değişiyor. Akdeniz Bölgesi’nde evlerde kullanılan süs bitkilerinin kökeni genel olarak orman altı olarak adlandırdığımız bitkiler. Yani tropik bölge bitkileri kullanılıyor. Orta Anadolu gibi serin yerlerde ise kauçuk, zakkum gibi bitkiler iç mekan bitkisi olarak kullanılıyor” dedi.

Evde bulundurulan bazı süs bitkilerinin zehirli maddeleri içerdiğine dikkati çeken Baktır, “Bunların miktarı çok fazla olmamakla birlikte dikkat edilmesi gerekiyor. Örneğin evlerde çok sık kulllandığımız difenbahya bitkisi yaprak özsuyunda bulunan bazı toksik maddeler nedeniyle zehirli maddeler içeriyor. Bunları çocuklardan uzak tutulması gerekiyor. Koparılma veya kesilmeyle açığa çıkan bitki özsuyuna dokunulmaması veya ağız yoluyla alınmasının engellenmesi gerekir. Özellikle çocukları bu tür davranıştan uzak tutmak gerekir” diye konuştu.

Sarmaşık türü bitkilerin de Yılanyastığı familyasından geldiğini ifade eden Baktır, “Bu tür ev bitkilerinde de zehirli maddeler var. Bu bitkiler özellikle çocuklar ve büyükler tarafından yenmeleri veya ısırmaları durumunda boğazlarında istenmeyen durumlar oluşabilir. Bunu ağzına alan kişi nefes alma zorluğu çekilebilir. Mümkün oldukça bu tür bitkileri evlerin daha sakin bölümlerinde ve çocuklardan uzak yerlerde bulundurmak gerekir. Daha da önemlisi bu konuda çocuklarımızı bilinçlendirmek gerekiyor” şeklinde konuştu.

Bu bilgilendirmenin tipik örneğinin Amerika Birleşik Devletleri’nde yıllardır uygulanan bir durum olduğunu da anlatan Baktır, şöyle devam etti:

“Burada ‘zehirli sarmaşık’ (Poison Ivy) diye bir bitki var. Son derece zehirli bir bitki. Bu bitkiyi tanımaları için çocuklar ilkokul çağından itibaren eğitiliyorlar. Bu bitki tehlikeli, ölüme neden olabilir diye. Bizde de benzer şekilde ilk önce anne ve babaların bu konuda çocukları bilinçlendirmeleri gerekir daha sonra eğitim kurumlarında bu anlatılmalı. Bu bitkiler bizlerin olmazsa olmazı. Çocuklar zarar görecek diye eve koymamakta olmayacağına göre bilinçlendirmek daha doğru”

Akdeniz bölgesinde dış süs bitkisi olarak kullanılan Zakkum’un Orta Anadolu’da çokça iç mekan süs bitkisi olarak kullanıldığına dikkati çeken Baktır, “Bu bitkide zehirli maddeler içeriyor. Örneğin sadece Nergizgiller familyasında 150’ye yakın bitkide zehirli madde var” dedi.

Karadeniz Bölgesi’nde ise Orman Gülü olarak adlandırılan bitkinin zehirli olduğunu kaydeden Baktır, “Bölgede çokça yetişen bir bitki. Dünyanın en güzel bitkilerinden bir tanesi. Ancak yapraklarının yenilmesi durumunda öldürücü olabiliyor. Nektarı çok zehirli” diye konuştu.

Baktır, iç mekanlarda kullanılan süs bitkilerinin ortamda bulunan çeşitli zararlı maddeleri emerek, hava kirliliğini azalttığı ve ortamı temizlediğini de vurguladı.

http://hayat.milliyet.com.tr/-evlerdeki-sus-bitkileri-oldurucu/saglik/HayatHaberDetay/20.09.2013/1766274/default.htm

Hayvancılıkta Büyük-Küçük Başı Çeken Şehirler

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Konya’nın 646 bin 583 başla sığır, Van’ın 2 milyon 147 bin başla koyun, Mersin’in de 660 bin 325 başla keçi sayısında birinci sırada olduğunu belirtti. Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamasında, 2012 yılı rakamlarına göre, Türkiye’de 27 milyon 425 bin 233 koyun, 8 milyon 357 bin 286 keçi, 13 milyon 914 bin 912 sığır ve 107 bin 435 manda bulunduğunu bildirdi. Hayvan sayılarında illere göre büyük farklar olduğunu ifade eden Bayraktar, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Van’da 2 milyon 147 bin 139 yerli koyun varken, Bartın’da bu sayı 2 bin 976’ya iniyor. Van, Şanlıurfa, Ağrı, Muş, Bitlis, Mardin, Siirt, Elazığ, Batman, Iğdır, Kahramanmaraş, Sivas, Hakkari, Uşak, Bingöl, Kars, Tunceli, Erzincan, Adıyaman, Kilis, Ordu, Trabzon, Artvin, Giresun, Bayburt, Rize, Yalova’da hiç merinos koyunu bulunmazken, Ankara’da 345 bin 452, Eskişehir’de 340 bin 796 merinos koyunu besleniyor. Yarıdan fazlasının Ankara’da beslendiği tiftik keçisi sadece 24 ilde bulunuyor, 1000 başın üzerinde beslendiği il sayısı 14.”

Konya ilk sırada

Bayraktar, Türkiye’de en fazla sığırın 646 bin 583 ile Konya’da bulunduğuna işaret ederek, Konya’yı 623 bin 869 ile Erzurum, 542 bin 922 ile Balıkesir ve 488 bin 233 ile Kars’ın izlediğini kaydetti.

Bayraktar, en az sığır besleyen illerin ise 11 bin 779 ile Yalova, 14 bin 148 ile Kilis, 23 bin 843 ile Rize, 30 bin 924 ile Tunceli, 31 bin 299 ile Siirt, 35 bin 458 ile Şırnak, 37 bin 251 ile Hakkari, 41 bin 146 ile Bilecik, 44 bin 746 ile Karabük, 50 bin 575 ile Batman olduğuna işaret etti.

Samsun mandada lider

Manda sayısında Samsun’un 14 bin 41 başla birinci olduğunu ve bunu 10 bin 513 başla İstanbul’un izlediğini belirten Bayraktar, Malatya, Tunceli, Adıyaman, Kilis, Mardin, Siirt, Muğla, Uşak, Rize ve Artvin’de manda yetiştirilmediğine dikkati çekti.

Van’ın tamamı yerli tür olan 2 milyon 147 bin 139 koyunla bu alanda birinciliği aldığını vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Koyun sayısında Van’ı, 1 milyon 733 bin 655 ile Konya, 1 milyon 361 bin 371 ile Şanlıurfa, 1 milyon 185 bin 709 ile Ağrı, 844 bin 997 ile Muş, 770 bin 948 ile Ankara, 721 bin 98 ile Diyarbakır, 717 bin 298 ile Afyonkarahisar, 695 bin 691 ile Balıkesir, 607 bin 704 ile Bitlis, 600 bin 914 ile Manisa takip ediyor.

En az koyun 3 bin 494 başla Bartın’da, 5 bin 455 başla Rize’de, 10 bin 512 başla Düzce’de, 13 bin 615 başla Zonguldak’ta, 14 bin 422 başla Karabük’te, 15 bin 118 başla Yalova’da, 34 bin 277 başla Gümüşhane’de, 39 bin 925 başla Ardahan’da, 47 bin 249 başla Sakarya’da, 49 bin 843 başla Bayburt’ta bulunuyor.”

Keçide Mersin birinci

Keçi sayısında Mersin’in 660 bin 325 başla birinci sırada yer aldığını ifade eden Bayraktar, şöyle devam etti:

“Mersin’i, 512 bin 621 ile Antalya, 348 bin 728 ile Adana, 345 bin 499 ile Mardin, 310 bin 14 ile Siirt, 297 bin 153 ile Bitlis, 225 bin 360 ile Van, 220 bin 440 ile Diyarbakır, 218 bin 898 ile Çanakkale, 196 bin 783 ile Denizli, 196 bin 280 ile Kahramanmaraş izliyor.

En az keçi besleyen iller ise 149 başla Düzce, 1135 başla Bartın, 1855 başla Ordu, 2 bin 74 başla Karabük, 2 bin 648 başla Ardahan, 3 bin 713 başla Gümüşhane, 3 bin 895 başla Yalova, 7 bin 607 başla Bayburt, 7 bin 841 başla Nevşehir, 8 bin 389 başla Artvin.”

Toplam 1 milyon 532 bin merinos koyununun 345 bininin Ankara’da olduğunu kaydeden Bayraktar, Ankara’yı, 340 bin 796 başla Eskişehir’in takip ettiğini belirtti.

Türkiye’deki 158 bin 102 tiftik keçisinin 85 binin de Ankara’da olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “Siirt’te 12 bin 112, Karaman’da 11 bin 728, Eskişehir’de 10 bin 286 tiftik keçisi besleniyor” değerlendirmesinde bulundu.

http://ekonomi.haber7.com/sektorler/haber/1073805-hayvancilik-buyuk-kucuk-basi-ceken-sehirler

http://www.tarimtv.gov.tr/HD3381_bizim-ciftlik-koyden-kente-gocu-azaltacak.html

Şeker Oranı Düşük “Diyet Üzüm” Üretildi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne bağlı Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülen ıslah programı kapsamında diğer çeşitlere göre şeker ve asit oranı düşük “Diyet Üzüm”, yetiştirildiği bildirildi. Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü Bağ ve Kivi Yetiştiriciliği Uzmanı Dr. Arif Atak, enstitüde bağ ıslah çalışmalarının 1970’li yılların sonlarında başladığını belirtti.

Kurum olarak bugüne kadar 11 üzüm çeşidini tescil ettirerek ülke bağcılığına kazandırdıklarını dile getiren Atak, şöyle konuştu:

“Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsünde en son tescil işlemleri tamamlanan ‘Atak 77’, ‘İsmetbey’ ve ‘Pembe 77’ üzüm çeşitleri özellikle iri taneli olmaları ve hastalıklara toleranslı olmalarından ön plana çıkmıştır. Bu çeşitler uzun çalışmalar sonucunda ülkemiz bağcılığına kazandırılan çesitler olmuştur. Bu üç çeşit üzümün tescil edilmesinde son aşamaya gelindi. Yıl sonu itibarıyla 3 çeşidin tescil işlemleri tamamlanarak ülkemize kazandırılacak.”

“Diyet Üzümü”nün tescil edilecek üzüm çeşitleri arasında en önemli ve yararlı tür olarak ön plana çıktığını dile getiren Atak, “Tescil işlemleri devam eden bu üç çeşit üzümün yanı sıra özellikle ön plana çıkan ‘Diyet Üzümü’ dediğimiz ‘beyaz şam’ ve ‘müşküle’ üzüm çeşidinin melezlenmesinden elde edilen sofralık üzüm çeşidi üzerinde çalışmalarımız tamamlanma aşamasına gelmiştir. Bu üzüm çeşidinin en büyük özelliği içerisinde bulunan şeker oranının hiçbir şekilde yükselmemesidir” ifadesini kullandı.

“ÜLKE BAĞCILIĞINA KAZANDIRILACAK EN ÖNEMLİ ÜRÜN OLACAK” “Normal üzüm çeşitlerinde şeker oranı yüzde 19-20’yi bulurken yeni geliştirdiğimiz bu üzüm çeşidinde bu oran yüzde 13,5 civarındadır” diyen Atak, şu bilgileri verdi:

“Ayrıca asit oranının düşük olması nedeniyle özellikle günümüzde artan diyabet hastaları için biz bu üzümü tüketilebilir sofralık bir üzüm olarak sunmayı planlıyoruz. İnşallah bu sene sonunda bu üzüm çeşidinin de tescil işlemleri tamamlanacak. Diyet üzümü ülkemiz bağcılığına kazandırılacak en önemli ürün olacak. Üzümü seven ancak şeker oranından dolayı tüketemeyen insanlar bu üzümü gönül rahatlığıyla yiyebilecek.”

Diyet üzümün yaygınlaşması için yurt genelinde çalışmaların yapıldığına dikkati çeken Atak, “Diyet Üzümü Projesi Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü Bağcılık Bölümü’nün geliştirdiği bir çalışmadır. Üzümün daha fazla yaygınlaşması ve hangi bölgelere uygun olduğunun belirlenmesi için ürünün adaptasyonu sadece Yalova’da yapılmadı. ‘Ülkemizde hangi bölgeler bu üzüm çeşidini yetiştirmeye uygundur’ diye aynı zamanda bir çalışma başlattık. Manisa, Tekirdağ Bağcılık Araştırma İstasyonları ve Kahramanmaraş Tarımsal Araştırma İstasyonları müdürlüklerine bu üzüm çeşidini gönderdik. Buralardan da çok olumlu sonuçlar aldık” diye konuştu.

“ALBENİSİ DE OLDUKÇA YÜKSEK” Diyet üzümün yetiştirilmesinin ve adaptasyon yeteneğinin diğer üzüm çeşitlerine göre daha yüksek olduğunu, üreticilerin kesinlikle zorluk çekmeden bu ürünü yetiştirebileceğini ve bu üründen oldukça iyi bir kar da elde edebileceğini vurgulayan Atak, şunları kaydetti:

“Özellikle diyet üzümü oldukça iri taneleri, açık sarı rengiyle albenisi oldukça yüksek ve verimli bir çeşit. Bu ürünü yetiştirmek isteyen üretici, yüksek tonajlı mahsul elde ederek daha çok para kazanacak. Aynı zamanda bu ürün nemli bölgeler için sorun olan mantari hastalıklar bakımından da orta derecede bir toleransa sahip. Farklı bölgelerdeki adaptasyon çalışmaların hepsini değerlendirdik. Özellikle ülkemizde Ege (Özellikle Manisa), Güney, İç Anadolu ve hatta Marmara Bölgesinin farklı kesimlerinde bu üzüm çeşidinin kolaylıkla yetiştirilebileceğini ve üreticilerin yüksek bir verim alacağını yaptığımız çalışmalar neticesinde ortaya koyduk.”

HEDEF, DÜNYA PAZARLARINDA YER ALMAK Tescil işleminin tamamlanmasının ardından fidan üretimi aşamasına geçileceğini açıklayan Atak, “İnşallah dünya pazarlarında da ileride yer alacağız” ifadesini kullandı.

Henüz tescil aşamasında olan diyet üzümün fiyatı konusunda da bilgi veren Atak, “İleride üzüme olan rağbet arttıkça fiyatı da ona göre şekillenecek. Belki de rağbetten dolayı fiyatı da yükselecek. Şimdi bu üzümün 2-2.5 liraya satılacağı öngörülüyor. Ancak dediğim gibi bu üzümün lezzetinin farkına varanlar faydasını görenler artıkça, üzümün 5 liraya kadar satılacağı tahmin ediliyor” dedi.

 http://hayat.milliyet.com.tr/seker-orani-dusuk-diyet-uzum-/saglik/HayatHaberDetay/18.09.2013/1765205/default.htm

http://www.tarimtv.gov.tr/HD3383_bu-bagda-bin-360-cesit-uzum-yetisiyor.html