Monthly Archives: Eylül 2013

Organik Tarım Yap, Desteği Kap

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, organik tarım yapan çiftçilere destek ödemesi yapacak. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ‘Organik Tarım Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ’i Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre Organik tarım ile uğraşan çiftçilere bu yıl, meyve sebze üretim alanları için Geçiş süreci-2, Geçiş süreci-3 ve organik statüde yer alan ürünlere dekar başına 70 lira, tarla bitkileri üretim alanları için de dekar başına 10 lira destekleme ödemesi yapılacak.

 BAŞVURU

 Organik tarım ile uğraşan çiftçilere bu yıl için yapılacak destekleme ödemelerine dair tebliğ Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, Çiftçi Kayıt Sisteminde 2013 üretim sezonu ile OTBİS İcmali-1 ve OTBİS İcmali-2’de de kayıtlı olan çiftçilere, meyve sebze üretim alanları için Geçiş süreci-2, Geçiş süreci-3 ve organik statüde yer alan ürünlere dekar başına 70 lira, tarla bitkileri üretim alanları için de dekar başına 10 lira destekleme ödemesi yapılacak. Ödemeden faydalanmak isteyen çiftçiler, 13 Ocak 2014 tarihinden itibaren 28 Mart 2014 günü mesai saati bitimine kadar başvuru dilekçesi ve uygunluk belgesi ile Çitftçi Kayıt Sisteminde kayıtlı oldukları il veya ilçe müdürlüklerine başvuracak. Uygunluk belgesini başvuru sırasında getiremeyen çiftçilerin başvurusu alınacak, ancak bu durumda olan çiftçilerin belgeyi 28 Mart 2014 tarihine kadar teslim etmeleri zorunlu olacak. Haksız yere yapılan destekleme ödemeleri ise, ödeme tarihinden itibaren Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun ilgili maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı ile geri alınacak.

http://www.showhaber.com/organik-tarim-yap-destegi-kap-haberi-692438h.htm

Bilmediğiniz Mantarları Tüketmeyin

Doğada kendiliğinden yetişen farklı türlerdeki mantarlarda, bilinmeyen çeşitlerinin tüketilmesi halinde insan sağlığına zarar verebileceği bildirildi.   Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turan Karadeniz, doğada yetişen çok sayıda mantar türünün olduğunu belirtti. Zehirli mantarların, yenebilir mantarlar görünümünde olabileceğine dikkati çeken Karadeniz, şunları kaydetti:

“Karadeniz Bölgesi’nde Nisan ayından Kasım ayının sonuna kadar ki dönemde mantar yetişiyor. Tabiki doğada değişik türlerde mantar yetişmektedir. Bölgemiz insanı da geleneksel bir kültür içerisinde bu mantarların zehirli olup olmadığını teşhis edebilmektedir. Ancak doğada sürekli mutasyonlar veya değişiklikler söz konusu. Dolayısıyla zehirli mantarlar da kültür mantarları gibi ya da yenebilir mantarlar görünümünde olabilir. Bu durumun çok fazla bu işle ilgili kişiler tarafından teşhis edildikten sonra tüketilmesini öneriyoruz.”

 Mantar zehirlenmesinin geri dönüşü olmadığını vurgulayan Karadeniz, “Çünkü mantar zehirlenmesinde öldürücü durumla karşı karşıya kalınabiliyor. Bundan dolayı çok bilinen ve yıllardır test edilmiş mantarlar tüketilmelidir. İnsanlarımız değişik mantarları bulduğunda zehirli olabileceği ihtimali üzerinde durarak bunları tüketmemelerini tavsiye ediyoruz” dedi.

 Karadeniz, bilinmeyen türlerdeki mantarların uzman kişilerce kontrol edilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Saglik/2013/09/17/bilmediginiz-mantarlari-tuketmeyin

Doğu Karadeniz Ülke Turizmine Yüzde 25 Katkı Sağlar

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan Yardımcısı Prof.Dr. Davut Kavranoğlu, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin Türkiye’nin turizmine yüzde 25 katkı sağlayabileceğini açıkladı. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) Bülteni’ne açıklamalarda bulunan Kavranoğlu, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde turizm potansiyeli açısından bilinmeyen yerlerin tespit edilip turistleri nereye çekeriz düşüncesiyle hareket edilmesi gerektiğini belirterek, “Mesela Uzungöl, Ayder ve potansiyel olarak bilinmeyen başka yerleri tespit edip, turistleri nereye çekeriz düşüncesinden hareketle bunların planlamasını yapıp, girişimcilerimizi buralara yönlendirmeliyiz. Böylelikle bölgemizdeki turizmi daha da canlandırabiliriz. Tabii ki bunlar DOKA gibi kuruluşların buralara vereceği alt yapı destekleriyle hayata geçirilebilir. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak IPA aracılığı ile bu tip projeleri destekliyoruz” dedi.

 Doğu Karadeniz’in en büyük problemlerinden birinin arazi sorunu olduğunu kaydeden Kavranoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yerlerde bu gibi alanlar oluşturulması bence çok iyi bir fikirdir. Doğu Karadeniz’de deniz seviyesi birden bire 80 metreye inebiliyor. Bu yüzden ada yapılacak evsafta bir denizimiz varsa bunların değerlendirilmesi çok iyi bir düşüncedir. Bu sadece sanayi bölgesi değil turizm bölgesi de olabilir. İklim ve deniz derinliği fizibil ise, arazi de olmadığından çok iyi bir fikirdir. Ajans olarak Doğu Karadeniz sahillerinde deniz derinlikleri nedir diye bir araştırma yapılıp rapor haline getirilebilir. Şu an yapımları devam eden tünellerde çıkan malzeme buralarda yapılacak adalarda kullanılabilir. Hem çıkan malzeme kirlilik oluşturmamış olur hem de bir adamız olur.”

Doğu Karadeniz Bölgesi’nin ekonomisinin tarıma ve hayvancılığa dayalı bir bölge olduğunu söyleyen Kavranoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Katma değeri yüksek ürünler işleyen fabrikalar çok yok. Ağırlıkla çay ve fındık fabrikaları mevcuttur. Dolayısıyla kalkınma sanayi ile olur. 1970’lerde Türkiye nüfusunun yüzde 65-70’i tarımla iştigal ediyordu. Kişi başı milli gelir 500 dolar civarındaydı. Şu anda Türkiye nüfusunun yüzde 25 civarı tarımla geçiniyor. Azalmış olmasına rağmen hâla çok fazladır. Amerika aynı zamanda dünyanın en büyük tarım ülkesidir. Ancak, Amerika nüfusunun ancak yüzde 3’ü tarımla geçimini sağlamaktadır. Bizim mutlaka tarım ve sanayiye geçmemiz lazım. Bölgemizin vasfına, iklimine, eko sistemine uygun bir sanayileşmeye ve yüksek katma değeri olan ekonomiye geçmeliyiz. Belki Doğu Karadeniz Türkiye’nin ihracatına çok pay sağlamayabilir ama Türkiye’nin turizmine yüzde 25 katkı sağlayabilir. Böyle bir potansiyele de sahiptir. Bölgemizde yapacağımız kayak merkezleri, yayla turizmi gibi yatırımlarla bölgemiz ekonomisini geliştirebiliriz. Dolayısıyla bölgenin ihracatını artıramayabiliriz ama lojistik merkez olarak, turizm merkezi olarak başka şekillerde de ekonomiye katkı sağlayabiliriz. Ekonomiye katkı illa ki sanayi ve ticaretle olmayabilir. Bölgemizde büyük sanayi kuracak arazimiz yoktur. Ancak turizm potansiyelimizi harekete geçirerek, bu yöndeki yatırımları hızlandırmalıyız.”

http://www.giresungazete.net/haber-2354-Dogu-Karadeniz-ulke-turizmine-yuzde-25-katki-saglar.html

Tarihi Yapılara Her Yıl Yardım Artıyor

Kültür ve Turizm Bakanlığı, taşınmaz kültür varlıklarının onarımı için sağladığı maddi desteği her yıl artırıyor. 2013 yılında yardım yaptığı kültür varlığı sayısını artıran Bakanlık, 431 adet tescilli yapıya proje, 295 adet tescilli yapıya da onarım olmak üzere toplam 13 milyon 500 bin TL maddi destek sağladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, içinde yaşanılan tarihi dokuyu korumak ve gelecek nesillerin bugünle birlikte dünü de soluyabilmelerini sağlamak amacıyla yardımlarını sürdürüyor. Her yıl taşınmaz kültür varlıklarının sahiplerine onarım yardımı yapan bakanlık, yıldan yıla bu desteklerini artırıyor. 2005 yılında harekete geçen Kültür ve Turizm Bakanlığı, yürürlüğe koyduğu uygulamayla tescil kayıtlı tarihi yapıları bir yandan günümüz koşullarına uyarlayarak kullanımları devam ettiriyor, diğer yandan da yapıların kültür bilincinin yaşatılmasını sağlıyor.

295 TESCİLLİ YAPIYA ONARIM YARDIMI  Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2005-2012 yılları arasında Türkiye genelinde 2 bin 91 adet tescilli yapının rölöve ve restorasyon projelerini elde ederek, bin 64 tescilli yapının da onarımını gerçekleştirdi. 2013 yılında ise yardım yaptığı kültür varlığı sayısını artıran Bakanlık, 431 adet tescilli yapıya proje, 295 adet tescilli yapıya onarım yardımı olmak üzere toplam 13 milyon 500 bin TL maddi destek sağladı. Ayrıca, bu yıl tescilli yapıların onarımı için ayrılan kaynakların daha verimli kullanılması ve yapılan onarımların amacına ulaşması için sokak ve doku bütünlüğü olan tarihi çevrelerde yer alan yapıların bütün olarak korunması hedeflendi. Bu bölgelerde bulunan tüm yapıların projelerinin elde edilmesi ve onarımlarının yapılması için Bakanlıkça yeni bir çalışma başlatıldı. Çalışmaya kültür bilincinin yaygınlaştırılması amacıyla yerel yönetimler de dâhil edildi.

İLK OLARAK MANİSA VE KARABÜK’TE HAYATA GEÇİRİLDİ Kültür ve Turizm Bakanlığı, başlattığı yeni çalışmayı ise ilk olarak Karabük ve Manisa’da hayata geçirdi. Bu çerçevede Karabük’ün Yörük Köyü’ndeki, Sekban Zade Ahmet Bey Caddesi ve Muammer Aksoy Sokağı’nda bulunan 39 adet tescilli yapı tek çerçevede ele alındı ve bir kültür bütünü olarak ayağa kaldırma çalışmaları başlatıldı. Manisa’da ise Kula İlçesi Fatih Sultan Mehmet Caddesi’nde yer alan 18 adet tescilli yapıya proje yardımı verildi. Bakanlığın verdiği bilgilere göre onarımları devam eden yapıların 2014 yılında bitirilmesi hedefleniyor.

SÜREÇ NASIL İŞLİYOR? Kültür ve Turizm Bakanlığı yardımlardan faydalanmak isteyenler için Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün web sitesi, basın kuruluşları ve yerel idareler aracılığıyla kamuoyuna duyuru yapıyor. Sonraki adımda destek almak isteyen taşınmaz sahipleri bulundukları ilin İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerine başvuruyor ve talepler Bakanlık Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünde toplanıyor. Başvuruların Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Yardım Komisyonu’nca değerlendirilmesinin ardından o yıl proje ve onarım yardımı verilecek taşınmazlar ile yardım miktarları belirleniyor. Ve yardım almaya hak kazananlar ile İl Kültür ve Turizm Müdürleri arasında yardım sözleşmesi imzalanıyor. Proje yardımlarına ilişkin ödemeler; projelerin ilgili Koruma Bölge Kurulunda onaylanmasından ve onarımlar tamamlandıktan sonra taşınmaz sahiplerine ödeniyor.

http://www.sabah.com.tr/Turizm/2013/09/12/tarihi-yapilara-her-yil-yardim-artiyor

Tatlıcılar Antep Fıstığı Yerine Cevize Yöneliyor

Antep fıstığı fiyatlarının son dönemde artması nedeniyle zorda kalan üreticiler, tatlılarında cevize ağırlık vermeye başladı. Tatlıcılar fıstık yerine cevizin tercih edilmeye başlanmasıyla fiyatların da düşebileceği beklentisinde. Son dönemde Antep fıstığında yaşanan fiyat artışı nedeniyle zor durumda kalan tatlı üreticileri, cevize ağırlık vermeye başladı.

Adana Tatlıcılar ve Pastacılar Odası Başkanı Metin Taylancı, fıstık tüccarlarının stok yapması nedeniyle Antep fıstığının fiyatlarında son günlerde anormal sayılabilecek seviyede artış yaşandığını belirterek, 3-4 ay öncesinde kilosu 33-34 liraya alınan Antep fıstığının 70 liraya kadar çıktığını söyledi.

Antep fıstığının sektörde yaş pastadan baklavaya kadar birçok alanlarda kullanıldığını anlatan Taylancı, cevizin, Türkiye’nin birçok ilinde de üretildiğini ve rekoltesinin yüksek olduğunu söyledi.

Cevizin sağlık açısından fıstıktan daha faydalı olduğunu ve fiyatını da daha uygun olduğunu ifade eden Taylancı, “İnsanlar ortalama 30 liraya fıstıklı baklava alacağına 12-16 liraya cevizli baklava alsınlar. Şu an Antep fıstıklı baklavanın kilo fiyatı 24 ile 40 lira arasında değişebiliyor. Arada büyük bir uçurum var.” Diye konuştu.

İmalatta maliyetinden dolayı cevizli baklavaya yöneldiklerini söyleyen Taylancı, bu yönelimin fıstık fiyatının da kendiliğinden düşmesine etki edeceğini belirtti.

Cevize yönelmenin bu ürünün fiyatını da yukarı doğru etkileyebileceğinin altını çizen Taylancı, buna rağmen cevizin fiyat olarak kendilerine ve tüketicilere avantaj sağladığını ifade etti.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD3355_tatlicilar-antep-fistigi-yerine-cevize-yoneliyor-.html

http://www.hakimiyet.com/insan/cocugunuzun-cantasina-ceviz-ve-badem-koyun-h162491.html