Monthly Archives: Eylül 2013

Balığın Tazesi Gözünden Anlaşılır

İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Meriç Albay, satın alırken balığın bazı özelliklerine dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, “Balığın gözlerinin parlak ve lekesiz, solungaçlarının kırmızı-pembe, pulları ve yüzgeçlerinin diri, derisinin gergin olmasına dikkat etmek gerekir” dedi.  Prof. Dr. Meriç Albay, 1 Eylül’de su ürünlerinde av yasağının sona erdiğini, bu nedenle balık tüketiminin artacağını söyledi.

Albay, balıkların protein içeriği ile A, D, K ile B grubu vitaminler açısından zengin olduğunu vurgulayarak, iyot, selenyum, fosfor, magnezyum ve çinko mineralleri bakımından da iyi bir kaynak olan balığın, insan vücudunda üretilemeyen ve bu nedenle mutlaka besinler yoluyla vücuda alınması gereken çoklu doymamış yağ asitleri ile Eikosapentaenoik Asit (EPA) ve Dokosaheksaenoik Asit (DHA) içerdiğini de anlattı.

HAFTADA EN AZ 2 KEZ BALIK TÜKETİLMELİ

EPA ve DHA’nın kalp-damar, şeker ve kanser gibi hastalıklardan korunmada önemli etkisi olduğunu ve bunun sağlanması için haftada en az 2 kez balık tüketilmesi gerektiğini ifade eden Albay, şöyle devam etti:

 “Özellikle beyin gelişiminin çok hızlı olduğu 0-3 yaş dönemi için balık ayrı bir önem taşımaktadır. Biyolojik değeri yüksek protein ve esansiyel amino asit kaynağı olan balık, içerdiği omega-3 çoklu doymamış yağ asitleri ile beyin gelişimine olumlu katkı sağlar. Bu nedenle özellikle gebelikten itibaren anne adaylarının ve 7. aydan itibaren tamamlayıcı beslenmeye başlayan bebeklerin tükettiği balık, beyin gelişimini olumlu yönde etkilemektedir.”

 Prof. Dr. Albay, balığın, yoğurt, ayran gibi süt ürünleri ile birlikte tüketilmesinin zehirlenmeye neden olacağına dair yanlış bir kanı bulunduğuna değinerek, her ikisinin de taze olması durumunda herhangi bir sıkıntı yaşanmayacağını kaydetti.

“TAZE BALIK GÖZÜNDEN ANLAŞILIR”

Balık satın alırken dikkat edilmesi gerekenler hakkında da bilgi veren Albay, şunları söyledi:

 “Satın alırken balığın gözlerinin parlak ve lekesiz, solungaçlarının kırmızı-pembe, pulları ve yüzgeçlerinin diri, derisinin gergin olmasına dikkat etmek gerekir. Ayrıca, balığın sert etli kısmına parmak ile basıldığında parmağın bıraktığı izin hemen düzelmesi gerekmektedir. Konserve balık satın alırken, mutlaka etiket bilgiler okunmalı, son kullanma tarihine, kutuda delik ve hasar olmamasına dikkat edilmeli.”

 Prof. Dr. Albay, balığın 2 saatten fazla oda sıcaklığında bekletilmemesi gerektiğinin altını çizerek, “Pulları ve içi temizlendikten, yıkanıp, iyice kurulandıktan sonra pişirilinceye kadar uygun bir kapta buzdolabı ısısında muhafaza edilmeli” diye konuştu.

http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Saglik/2013/09/02/baligin-tazesi-gozunden-anlasilir?paging=false

DOKA 5. Dönem DFD Sonuçları

Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) 2013 Yılı Doğrudan Faaliyet Mali Destek Programı kapsamında 5. Dönem başarılı projeler yayınlandı. 02.09.2013 tarihinde Valimiz Sayın Hasan Karahan’ında katıldığı Ordu İlinde gerçekleştirilen Yönetim Kurulu Toplantısında 9 (dokuz) adet faaliyetin desteklenmesine karar verildi. İlimizden Valiliğimiz AB, Dış İlişkiler ve Proje Koordinasyon Merkezinin hazırladığı “Doğu Karadeniz Ekoturizm Kriterleri Araştırma Projesi (DOKA EKAP)” isimli proje destek almayı hak kazandı.

 Proje ile Doğu Karadeniz TR90 Düzey 2 Bölgesinde Ekolojik Turizm potansiyelini harekete geçirerek bölgenin doğal yapısını ve kaynaklarını korumak ve sürdürülebilir turizm altyapısını ortaya çıkarılmak amaçlanıyor.

 Bölgenin turizm çeşitliliği ve ekoturizm imajının ulusal ve uluslararası arenada farkına varılması sağlamak için; Bölge için Ekoturizm kriterlerinin araştırılarak uygun modelin kitapçık haline getirilecek. Doğu Karadeniz bölgesinde ekoturizm faaliyeti gösteren tesisler, çiftlikler ve STK’lara ekoturizm kriterleri hakkında bilgilendirme ve eğitimler verilecek. Ekoturizm ağı ile bölgenin ulusal ve uluslararası arenada görünürlüğünün arttırması ve bu tesislerin birbirleri ile haberleşmelerini sağlamak için ortak kullanıma açık web sitesi kurulacak. Bu sayede ulusal ve uluslararası araneda mevcut sistemlere entegre olma ve görünürlüğü sağlanmış olacak. Eko-etiket kullanılarak pazarlama açısından pozitif ayrımcılık sağlanması (Ortak Ekoturizm Logosu tasarlama) ile de turizmde ekolojik markalaşma amaçlanıyor.

 Proje hakkında detaylı bilgi için; Valiliğimiz AB, Dış İlişkiler ve Proje Koordinasyon Merkezinin web sitesini takip edebilirsiniz.

http://www.giresunab.gov.tr

http://giresun.gov.tr/syf/haberiGoster.aspx?haber_ID=12917

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Kırsal Kalkınma (IPARD)Programı ON BİRİNCİ BAŞVURU ÇAĞRI İLANI

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ilgili kuruluşu olan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), Türkiye Cumhuriyeti adına Avrupa Birliğinin Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı olan IPA nın Kırsal Kalkınma Bileşeni kapsamında uygulanacak yatırımlara ilişkin 26 Ağustos 2013 tarihinde Onbirinci Başvuru İlanına çıkmış bulunmaktadır. ON BİRİNCİ
BAŞVURU ÇAĞRI İLAN METNİ İÇİN TIKLAYINIZ….

http://www.giresuntarim.gov.tr/tr/genhaber.aspx?kod=1839

Yurt Dışına Kuru Domates Satıyor

Elazığlı iş adamı Mehmet Tosun, ürettiği domatesleri tesisinde kurutup, Avrupa ülkelerine ihraç etmeye başladı. Yaklaşık 8 yıl önce 5 kişilik ekiple 10 dekar alanda domates üretmeye başlayan iş adamı Mehmet Tosun, bugün 100’ün üzerinde çalışanı ile bin dekarlık alanda, üretilen domatesleri kurutup yurt dışına ihraç etmeye başladı. Yılda ortalama 100 ton kuru domates ihracatı yapan Mehmet Tosun, işletmenin devlet tarafından desteklendiğini söyledi. Üretim alanlarının yüzde 50’sini devletin kendilerine hibe ettiğini kaydeden Tosun, bu üretimle birlikte hem kapasitelerinin arttığını hem de buradaki işletimlerinin rekabet edebilecek seviyeye geldiğini ifade etti.

 Merkeze bağlı Yurtbaşı beldesinde bin dekar alan üzerinde kurulu domates kurutma tesisinde, köylülerden alınan domatesler kadın işçiler tarafından ikiye bölünerek güneşte kurutulmaya bırakılıyor. Daha sonra kükürtlenip tuz makinesiyle tuzlanan domatesler günlerce güneşte kurutuluyor.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD3291_yurt-disina-kuru-domates-satiyor.html

300 Gül Çeşidi Aynı Bahçede Yetişti

Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Özçelik, TÜBİTAK projesi kapsamında 3 yıl süren çalışmanın ardından Türkiye’de yetişen 300 çeşit gülü aynı bahçede yetiştirmeye başladı. Özçelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada güllerin, gülgiller familyasından hoş kokulu, güzel görünüşlü, çok eski bir geçmişe sahip bitki cinsi olduğunu söyledi.

 Gülün kokusu ve güzelliğiyle çağlar boyunca yetiştirildiğini ve sağlıktan, kozmetiğe kadar bir çok alanda kullanıldığını ifade eden Özçelik, güle yapılan övgünün hiç bir bitkiye yapılmadığını ve gülün her sahada sembolleştiğini kaydetti.

 Dünya gül yağı üretiminin yüzde 65’inin Isparta’da gerçekleştiğini, bu nedenle de gülün Isparta için ayrı bir öneme sahip olduğunu dile getiren Özçelik, güle katma değer sağlamak için çalışma yaptıklarını kaydetti.

 Bu anlamda Türkiye’deki gül çeşitliliğini ortaya koymak amacıyla TÜBİTAK’a “Türkiye Gül Taksonlarının Genetik Çeşitliliği Tespiti, Ekonomiye Kazandırılması Olanaklarının Araştırılması ve Süleyman Demirel Üniversitesi Bünyesinde Rosarium (Gülistan) Tesisi Kurulması” projesini sunduklarını belirten Özçelik, projenin kabul edilmesi ile birlikte 4 farklı ekibin Isparta, Konya, Rize, Trabzon, Kastamonu, Çorum ve Çankırı bölgelerinde farklı tür ve çeşitlerde gül araştırmasına başladığını kaydetti.

 Yaklaşık 3 yıl devam eden saha ve literatür çalışmasında Türkiye’de 100’ü yabancı 500 gül çeşidini belirlediklerini ifade eden Özçelik, 400 çeşit yerli gül çeşidinden 300’üne ulaştıklarını kaydetti.

 Araştırma kapsamında elde ettikleri çeşitlerin arasında melekhanım, onbiray, yediveren, okka, şimşiri, paşa, peygamber kokusu, halfeti, sarı, beyaz, kırmızı, kadife, sarmasık, fındık gibi yerel güllerin yanında kendilerinin de isimlendirdiği güllerin bulunduğunu ifade eden Özçelik, bunların kampüs içerisindeki SDÜ Botanik Park’ında bulunan 4 dönüm arazi üzerinde kurulu Gülistan’a ekildiğini dile getirdi.

 Gülistan’da morfolojik, fenolojik ve fizyolojik gelişimleri gözlenen güllerin, araştırmalara, eğitimcilere, peyzajcılara, tarımcılara bitkisel materyal desteği sağladığına dikkati çeken Özçelik, sonraki aşamada gül atıklarının nasıl değerlendirileceği ile ilgili çalışmalar yaparak, gülden ekonomik kazanımlar elde etmek istediklerini sözlerine ekledi.

http://www.sabah.com.tr/YesilEkran/2013/09/03/300-gul-cesidi-ayni-bahcede-yetisti