Monthly Archives: Ocak 2014

Kuru Meyvelerin Bilinmeyen Faydaları

Özellikle kış aylarında tüketilen kuru meyvelerin faydaları saymakla bitmiyor. Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, konu ile ilgili şu bilgileri verdi: Kuru meyveler, zamanında ve ürün çok iken toplanmış meyvelerin suyunun uçurulması ile hazırlanır. Özellikle kış aylarında tüketilen kuru meyvelerin faydaları saymakla bitmez. Lif açısından zengin olan kuru meyveler sindirim sisteminin de dostudur. Özellikle diyet yapanlar için vazgeçilmez bir ara öğün alternatifidir.

Kış ayları için hazırlanan kayısı,erik,üzüm gibi… meyve kurularına tropikal olan meyvelerden kivi,papaya,ananas gibi.. Renkli Renkli meyve kuruları da eklenmiştir. Kurutma işleminin yiyecekleri korumak için kullanılan en eski yöntemlerden biri olduğunu ve uzun süre dayanıklılığını koruyacağını ve içerdiği su miktarı düşük olduğundan yiyeceği bozacak mikroorganizmaların gelişip çoğalamamaktadır. Kuru meyvelerin, yaş meyvenin içerdikleri yüzde 90 oranındaki suyun yüzde 10-20 oranlarına düşürülmesi ile elde edilmektedir. Bu işlem ile içlerindeki su oranı azalan sebze ve meyvelerin şeker oranlan yükselir ve dayanıklılıkları artar. Kurutma işlemi sonrası C vitamini dışında bütün mineralleri korunur, kuru meyveler, vücudu yüksek antioksidan potansiyeller ile öncelikle serbest radikallere karşı korur. Meyveler arasında ise kurutmaya en elverişli olanları elma, armut, vişne, erik, kayısı, üzüm ve dut tur, kivi, mango, muz, çilek, ananastır. Bu kurularının da çeşit çeşit faydaları vardır.

Armut Kurusu.. Armut kurusu vitamin bakımından çok zengindir. Böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar. İdrarı bollaştırır. Böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder. Yüksek tansiyonu düşürür. Kanı temizler bütün salgı bezlerinin normal çalışmasını sağlar. Kansızlığı giderir, kabızlığı önler. Sinirleri yatıştırır. Zihni yorgunluğu giderir. Susuzluğu keser. Tükürük ifrazatını artırır. Hamilelerin kusmalarını azaltır. Hazımsızlığı giderir. Şeker hastaları da yiyebilir. Midesi zayıf olanların kompostosunu içmeleri gerekir. Yemeklerden önce yenecek olursa faydasından daha da fazla artar.

Erik Kurusu.. Akşamları özellikle şeker oranı düşük meyveler tüketmek gerekir. Bayanların kara erik kurusunu tüketmelerinde fayda var. Çünkü için de bol miktarda Kalsiyum ve D Vitamini bulunur. Bu nedenle tüketimi kemik sağlığının ciddi oranda korunması demektir. Bunun dışında kuru eriğin içerdiği zengin potasyum ve magnezyum mineralleri nedeniyle; tansiyon, karaciğer, kalp, böbrekler için faydası vardır. Güçlü antioksidanları ile kalp hastalıklarına yakalanma ve kriz riskini azaltıcı etkisi bulunmaktadır. kan şekerini düşürür. Kansere karşı koruyucudur ve cildin yaşlanmasını önler

Kivi Kurusu.. A ve C vitaminleri ile potasyum, kalsiyum, demir ve magnezyumdan çok zengindir. Besleyici değeri de çok yüksektir. Yüksek lif içeriği bağırsak çalışmasında olumlu etki yaratarak sindirimi kolaylaştırır. Bu durumda kabızlığı önler. Kan basıncını dengeler, tansiyon ve kolesterolü düşürür. Bağışıklık sistemini güçlendirir, nezle ve soğuk algınlığına, kansızlık ve mide rahatsızlıklarına da iyi gelir. Ayrıca cildi güzelleştirir.

Dut Kurusu.. Kalsiyum, demir, Bl, B2 ve C vitamini yönünden zengin olan dutun birçok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Beyaz dut ateş düşürücü ve idrar söktürücü (diüretik) etkiye sahiptir. Karaduttan elde edilen şurubun ise ağız ve boğaz hastalıklarında olumlu etkiye sahip olduğu bilinmektedir.

Mango kurusu.. A, C ve E vitamini içeriği yüksek olan mangonun da sinirler, cilt güzelliği ve saçlar için çok faydalı olduğu ve aynı zamanda kanı temizlediği, sindirimi hızlandırdığı, kuvvetli antioksidan olan besinlerden bir tanesidir.

Kayısı Kurusu.. Besleyicidir ve potasyum açısından çok zengindir. Sindirim sorunlarına iyi gelir; stresi, kansızlığı önler. İçerdiği A vitamini akne gibi cilt bozukluklarının oluşmasını engeller. Büyümeye yardımcıdır, görme fonksiyonlarını güçlendirir, şeker hastalığının gelişimini düşmandır, bağışıklık sistemini korur. Potasyum başta kalp kasları tüm kasların ve sinirlerin iyi çalışmasını sağlar. Kayısı lifli bir meyvedir. Lifli besinlerin kan şekerinin dengeli yükselmesini sağladıkları, zararlı maddelerin bağırsakta kalma süresini kısalttıkları için kanserden korunmada faydalı oldukları tespit edilmiştir.

Çilek Kurusu.. Çilek kurusunda da çok miktarda fosfor ve demir mevcuttur. Ayrıca C, B ve K vitamini açısından da zengindir. Çilek vücuda kuvvet verir, kolesterolü düşürür ve damar tıkanıklığını önler. Bunun yanı sıra çok iyi bir antioksidan olan çilek, bağışıklık sistemini güçlendirir, kansere karşı koruyucudur. Sindirim sisteminin düzenli çalışmasına çok faydalıdır. Bağırsak kurtlarını döker, idrar söktürür ve zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırır, kanı temizler, diş etlerini güçlendirir ve ağız kokusunu giderir, sakinleştirici etkisi ile tansiyonu düşürür ve stresi azaltır, ateşi düşürür, romatizma ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir ve cildi nemlendirir.

http://www.haberyurdum.com/kuru-meyvelerin-bilinmeyen-faydalari-316737-yerel-basin.html#ixzz2rv5xBPRd

Yılın En “Tatlı” Fuarı

 İstanbul Bal Üreticileri Birliği’nce “bal ve arı ürünleriyle ilgili farkındalık yaratma, kaliteli arı ürünleri üretimi ve pazarlanması” konularında farkındalık oluşturmak amacıyla, “3. İstanbul Arıcılık ve Arı Ürünleri Fuarı” 14 Şubat’ta başlayacak. Konuyla ilgili açıklama yapan İstanbul Bal Üreticileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Sezer, Feshane Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek ve 3 gün sürecek fuara, yurt içinden ve yurt dışından çok sayıda katılımcı ve ziyaretçi beklediklerini söyledi.

Fuarın 8 yıldır düzenlendiğini dile getiren Sezer, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin izni, İstanbul Ticaret Odası’nın deste gerçekleştireceklerini ifade etti.

Sezer, fuarın, sektör temsilcilerinin bir buluşma noktası haline geldiğini kaydederek, dünyada yıllardır arıcılık fuarlarının düzenlendiğini, 14 Şubat’taki fuarın, Türkiye’de devlet tarafından desteklenen ve karşılıksız hibe verilen ilk arıcılık fuarı olduğunu vurguladı.

“Yapay balların daha pahalıya satılması, üreticiyi mağdur ediyor”

İstanbul’da arıcılığın çok eskilere dayandığını, eski Karaköy, yağ kapanı ve Salı Pazarı muhitlerinin yanında “Bal Kapanı” denen mevkinin bulunduğunu hatırlatan Sezer, şöyle devam etti:

“İnsanlar, 4 mevsimin yaşandığı, coğrafik ve topoğrafik özelliklerinin kaliteli balların üretilmesine son derece uygun olan ülkemizde, bazen sahte balları tercih edebiliyor. Kaliteli balların donma ve kristalleşme özelliğinden dolayı, glikozdan elde edilen yapay ballar zaman zaman daha yüksek fiyata satılabiliyor. Bu durum bal üreticilerini mağdur etmektedir. Fuar, sorunlarımızın ortadan kaldırılmasına yönelik sektör paydaşlarından üreticilerin, tüketicilerin, imalatçıların bir araya gelmesi ve bu problemleri konuşması açısından önemli. Etkinlikte imalatçılar pazar bulacak, üreticilerin uygun fiyattan kaliteli ekipmanlara doğrudan ulaşabilecek, her bölgeden gelen hakiki ballar tüketiciyle buluşacak.”

Türkiye’nin her köşesinden hakiki ballar

Sezer, fuarda Türkiye’nin her köşesinden, farklı lezzetlerde hakiki balların satışa sunulacağını ve sergileneceğini kaydederek, bu balların her birinin ayrı bir özelliğe sahip olduğunu bildirdi.

Organizasyonda, Türkiye’de fazlasıyla üretilen ve dünya genelinden çokça talep edilen “çam balı”nın yanı sıra kestane, meşe, püren, ıhlamur, orman gülü gibi özel ballara ulaşılabileceğini kaydeden Sezer, sektöre organik bağ ile bağlı olan diğer yan sanayi kuruluşlarının ekipman ve diğer aksamlarının da bulunabileceğini aktardı.

Sezer, fuara sadece Türkiye’nin 81 ilinden değil, komşu devletlerin bir çoğundan yüksek katılım olacağını belirterek, fuarın uluslararası olma yolunda hızla ilerlediğini söyledi.

Yalçın Sezer, “Fuarda, bu yıl bir ilk kez work shop denen bir etkinliğe de yer verilecek. Bu etkinlikte üreticiler ve imalatçılar yeni ürünlerini tanıtma fırsatı yakalayacak. Fuarda ayrıca bal yarışması yapılacak, arıcılık ödülleri verilecek, resim sergisi düzenlenecek, arıcılığın sorunları ve çözüm yollarıyla ilgili söyleşi yapılacak, arıcılar için pazarlama konulu ücretsiz bir eğitim verilecek” diye konuştu.

http://www.dunya.com/yilin-en-tatli-fuari-216932h.htm

Organik Tarım Sektörü, 18. Dünya Organik Kongresi’nde Buluşacak

Üç yılda bir dünyanın farklı ülkelerinde, IFOAM (Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu) tarafından düzenlenen Dünya Organik Kongresi, 13-15 Ekim 2014 tarihlerinde, Buğday Derneği organizasyonuyla, İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşecek. Dünyanın dört bir yanından gelecek 2500’den fazla delegenin katılacağı kongrede, dünya organik tarımının stratejisi ve yol haritası belirlenecek. Kongrenin teması ve sloganı, İstanbul’un konumu da göz önünde bulundurularak “Organik Köprüler Kurmak” olarak belirlendi.

18. IFOAM Dünya Organik Kongresi, Türkiye’nin organik tarım potansiyelini dünyaya tanıtmak ve Türkiye’de organik tarımla ilgili bilinci ve farkındalığı artırmak için tarihi bir fırsat. Buğday Derneği, kongrenin hazırlık sürecinde, ekolojik tarım ve yaşamla ilgili çalışan kişi, kurum, kuruluş ve firmaların bir araya gelip işbirliği yapmasına ön ayak olma misyonuyla yola çıkıyor. Kongre sürecinde, organik tarımla uğraşanlar en yeni teknolojileri, üretim tekniklerini ve pazarlama yöntemlerini öğrenecek ve dünyanın her yerindeki sektör paydaşlarıyla ağlar oluşturabilecek.

Organik sektörle ilgili toplam 256 sunumun yapılacağı 18. IFOAM Dünya Organik Kongresi, üç ana bölümü kapsıyor: Ana Bölüm, Bilimsel Bölüm ve Uygulayıcı Bölümü. Ayrıca, çeşitli girişimlerin organik dünyaya yaptıkları katkıları vurgulayan bir dizi atölye çalışması da düzenlenecek.

Kongre boyunca, organik sektörle ilgili çalışan dünyaca ünlü konuşmacılar ilham verici konuşmalar yapacak. Katılımcıların kongre deneyimini zenginleştirmek için yan etkinlikler de düzenleniyor. Planlanan yan etkinlikler arasında, %100 Ekolojik Pazar ziyaretleri, çevredeki ekolojik çiftliklere ziyaret, İstanbul’da ekolojik ve kültürel turlar, organik tadım atölyeleri, sergiler ve film gösterimleri var.

Kongreden önceki iki gün boyunca, organik sektörünü farklı açılardan ele alacak ve kendi alanının uzman kuruluşları tarafından düzenlenecek ulusal ve bölgesel ön konferanslar ile tarım, ekoloji, gıda, biyolojik çeşitlilik, doğa koruma alanlarında çalışan sivil toplum örgütlerini bir araya getirecek bir STK forumu da düzenlenecek. Kongrenin hemen ardından ise IFOAM Genel Kurulu yapılacak.Kongre hakkında detaylı bilgi edinmek ve kayıt yaptırmak isteyen okurlarımız www.owc2014.org web adresini ziyaret edebilirler

http://yazarkafe.hurriyet.com.tr/icerik/611282/tarim-sektoru-18-dunya-organik-kongresinde.htm

BM 2014’ü Aile Çiftçiliği Yılı İlan Etti

Birleşmiş Milletler, aile çiftçiliğinin, açlık ve yoksullukla mücadele ve doğal kaynakların korunması açısından öneminin vurgulanması amacıyla 2014’ü Uluslararası Aile Çiftçiliği yılı olarak kutlayacak. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde 500 milyonun üzerinde aile çiftçilikle geçimini sağlıyor. Bu ailelerin ürettikleri ürünler milyarlarca insanın gıda ihtiyacının karşılanmasını sağlıyor. Kalkınmakta olan ülkelerin pek çoğunda tarım üretiminin yüzde 80’i aile çiftçiliği sayesinde gerçekleştiriliyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Başkanı José Graziano da Silva konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada aile çiftçiliğinin önemine vurgu yapıyor.

Silva, 2014’ü Aile Çiftçiliği Uluslararası Yılı ilan ederek “Çiftçi Ailelerin, hem gıda güvenliğinin sağlanması hem de doğal kaynakların korunması” açısından taşıdığı öneme vurgu yapıldığını söylüyor.

Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı

Gıda güvenliği sorunları yaşayan dünya nüfusunun yüzde 70’den fazlası Afrika, Asya, Latin Amerika ve Yakın Doğu’nun kırsal kesiminde yaşıyor. Bu gruptakiler de genellikle doğal kaynaklara ulaşımda zorluk çeken, tarım politikalarından ve teknolojiden faydalanamayan çiftçi ailelerden oluşuyor.

BM yetkililerinin bildirdiğine göre, gerekli destek sağlandığında, söz konusu çiftçilerin üretim kapasitelerini hızla arttırdıkları görülüyor.

Aile çiftçiliği ile uğraşanlar, hem yerel ticaret ağlarının hem de kültürün bir parçası olduklarından, gelirlerinin büyük bölümünü yerel ve bölgesel pazarlarda harcayarak hem tarım hem de tarım dışı alanlarda istihdam yaratılmasına da katkı sağlıyor.

Uluslararası Aile Çiftçiliği Yılı aracılığıyla çiftçi ailelerin ve küçük çiftçilerin öneminin vurgulanması ve bu kesimin küresel açlık ve yoksullukla mücadele, gıda ve beslenme güvenliğinin sağlanması, gelir kaynaklarının artırılması, doğal kaynakların ve çevrenin korunması ve sürdürülebilir kalkınmanın tesisi gibi hayati konulardaki katkılarının uluslararası topluluğun dikkatine getirilmesi amaçlanıyor.

Aile Çiftçiliği Yılı boyunca ulusal, bölgesel ve küresel ölçekte yapılacak etkinliklerle küçük çiftçilerin karşı karşıya kaldığı sorunlar masaya yatırılacak ve aile çiftçiliği ile uğraşan kesimlere en etkin yardım yollarının belirlenmesi için adımlar atılacak.

Aile çiftçiliği nedir?

Aile tarafından tarım ile bağlantılı olarak gerçekleştirilen faailyelerin tamamı aile çiftçiliği olarak tanımlanıyor. Bu faaliyetlerin kırsal kalkınmaya da önemli etkileri bulunuyor. Aile çiftçiliği, tüm aile fertlerinin katılımıyla tarım, ormancılık, balıkçılık ve su ürünleri alanlarındaki faaliyetleri ifade ediyor.

Hem kalkınmakta olan hem de kalkınmış ülkelerde aile çiftçiliği gıda üretimi alanında en yaygın olarak görülen yapıyı oluşturuyor.

Ulusal seviyede aile çiftçiliğinin geliştirilmesi için gereken öncelikli unsurlar BM tarafından şöyle sıralanıyor: tarım ile ilgili ekolojik koşullar ve toprak özellikleri; ilgili politikalar; pazarlara erişim; tarım alanlarına ve doğal kaynaklara erişim; teknoloji ve diğer hizmetlere erişim; mali kaynaklara erişim; demografik yapı; ekonomik ve sosyo-kültürel koşullar; mesleki eğitim.

Aile çiftçiliği neden önemli?

Aile çiftçileri ve küçük çiftçiler küresel gıda güvenliği açısından çok önemli bir yere sahip bulunuyor.

Aile çiftçiliği geleneksel gıda ürünlerinin korunmasına yardımcı oluyor, dengeli beslenme için imkan sağlıyor ve küresel tarımsal biyoçeşitliğinin korunmasına katkıda bulunuyor, kaynakların sürdürülebilir şekilde kullanılmasında önemli rol oynuyor.

Aile çiftçiliği, sosyal politikalarla desteklendiği takdirde yerel ekonomilerin canlanması için de bir fırsat teşkil ediyor.

http://www.unicankara.org.tr/v2/pages/posts/bm-2014rsquoue-aile-ciftciligi-yili-ilan-etti-647.php

Mazot-Gübre-Toprak Analizi Destekleme Ödemeleri İcmalleri Askıya Çıkarılmıştır

BASIN BÜLTENİ Mazot-Gübre-Toprak Analizi Destekleme Ödemeleri ve Fındık Alan Bazlı Destekleme Ödemeleri İcmalleri Askıya Çıkarılmıştır. Bakanlığımız tarafından uygulanan Çiftçi Kayıt Sistemine Dahil Olan Çiftçilere Mazot, Gübre ve Toprak Analizi Destekleme Ödemesi kapsamında yayımlanan 2013/14 nolu ve Fındık Alan Bazlı Gelir  Destekleme Ödemesi kapsamında yayımlanan 2013/4 nolu Tebliğler gereğince; çiftçilerimizin 31 Aralık 2013 tarihine kadar müracaatları alınmış, müracaat eden çiftçilerimizin tüm bilgileri Çiftçi Kayıt Sistemine aktarılmıştır.

        Çiftçi Kayıt Sisteminde yapılan kontrollerden sonra askı icmalleri oluşturulmuş ve 21/01/2014 tarihinden itibaren on gün süre ile mahalle ve köy muhtarlıklarında askıya çıkarılmıştır. Çiftçilerimizin askı icmallerini kontrol ederek; varsa hatalarla ilgili itirazlarını on günlük askı süresi içerisinde Müdürlüğümüze yapmaları gerekmektedir.

       Üreticilerimize duyurulur.

http://www.giresuntarim.gov.tr/tr/genhaber.aspx?kod=1911