Monthly Archives: Ocak 2014

Ceviz Yemek Sakinleştiriyor

Ordu Üniversitesi (ODÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Turan Karadeniz, Karadeniz bölgesinde bol miktarda yetişen cevizin çok faydalı olduğunu söyledi. Cevizin kanda zararlı kolesterolün birikmesini önleyerek yüksek kolesterolü düşürdüğünü, kadınlarınhamilelik döneminde mide bulantısına iyi geldiğini, damar tıkanıklığı ve şeker hastalığının tedavisinde de kullanıldığını belirten Prof.Dr. Karadeniz, yapılan bilimsel araştırmalarda cevizin her geçen gün yeni faydalarının keşfedildiğini kaydetti.

Aile içi şiddeti önlüyor

Bünyesinde içerdiği omega 3 yağ asitleriyle cevizin vücuda çok faydalı geldiğini, sokak kavgaları ve aile içi şiddeti önlemede de büyük rol oynayacağına dikkat çekti.

Prof.Dr. Karadeniz, cevizin bünyesinde bulundurduğu omega-3 yağ asitlerinin mutlaka dışarıdan alınması gerektiği, alınmaması durumunda kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere birçok fizyolojik rahatsızlıklara yol açacağını ifade ederek “Omega 3 yağ asitleri aynı zamanda beynin iletisini destekliyor, vücudu yaşlılıktan, insanları asabiyetten koruyor, insanların sinirli hallerini yatıştırıyor. Günümüzde sıkça rastladığımız tahammülsüzlük, sokak kavgaları, aile içi şiddet omega 3 yağ asitlerinin eksikliğinden kaynaklanıyor. Şiddeti azaltmak için de ceviz yenmesini tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

http://kadin.haber3.com/ceviz-yemek-sakinlestiriyor-22240.htm

Türkiye Tarımsal Sigortalar Prim Üretiminde Dünya Üçüncüsü

Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Kadak, “2007’de 64 milyon TL olan prim üretimi 2013’de 527 milyon TL’ye çıkmıştır. Bu rakamlar, tarımsal sigortalar prim üretimi büyüklüğü açısından Türkiye’yi Avrupa’da üçüncü sıraya yükseltmiştir” dedi.Kadak, Tarım Öğreniminin 168. Yılı kutlamaları kapsamında Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Ziraat Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlediği “Devlet destekli tarım sigorta sistemi” konula sunumunda, tarım sektörünün Türkiye için stratejik önemini anlattı.

Gelecek bilimcilerin istenmeyen ancak gelecekte çıkabilecek savaşların gıda, enerji ve su üzerine öngörüsünü aktaran Kadak, bütün bunların düşünüldüğünde gıdanın önemini anlatarak, dünyanın her tarafında gıdanın hassas ve stratejik bir sektör olduğunu kaydetti.

Tarım sektörünün özellikle istihdam açısından ciddi bir istihdam sağladığını vurgulayan Kadak, şöyle devam etti:

“Ülkemizde çalışan nüfusun dörtte biri bu sektörde istihdam ediliyor. Ekonomik anlamda önemli bir sektör zira tarımsal GSMH’ye de ciddi anlamda bir katkısı var. OECD’nin 2011 rakamlarına göre bu hasıla 62,7 milyar dolar olarak belirtilmektedir. Yine tarımda kişi başı gelir bundan bir kaç yıl önce 950 bin dolar civarındayken 2011 rakamlarına göre 3 bin 650 dolar seviyesine çıkmıştır. İhracat yapmak suretiyle ekonomiye çok ciddi bir katkı veriyor. 2011 rakamlarına göre bu katkı 15,3 milyar dolardır.”

Dünyada hem Türk ekonomisi hem de tarım sektörünün oldukça önemli bir konumda olduğunu vurgulayan Kadak, tarım alanları bakımından Türkiye’nin dünyanın 18’inci büyük ülkesi olduğunu, buğday üretimi bakımından dünyada 30’uncu, pamuk üretimi bakımından dünyada 7’nci ve sebze üretimi bakımından da dünyada 4’üncü sırada olduklarını belirtti.

Türkiye’nin sektörlerindeki konumuna göre AB ülkeleri arasında yapılan kıyaslamada buğday üretimi hariç diğerlerinde Avrupa’da birinci sırada yer aldıklarına dikkati çeken Kadak, şunları söyledi:

“Dünyada 7. büyük tarımsal ekonomi olduğumuz da ifade ediliyor. Bu büyük tarımsal ekonominin bazı önemli ürünler üretiyor olması gereklidir. Zira bazı tarımsal ürünlerde dünyada birinci sıradayız. Özellikle dünya sıralamasında birinci olduğumuz ürünler genelde meyve ürünleri şeklindedir. Bu ürünleri tehdit eden riskler insan eliyle ve gücüyle önlenemeyecek risklerdir. Yani felaket, yönetilmesi zor olan ve kontrol edilebilen risklerdir.”

Türkiye’nin tarım sigorta sistemindeki başarısını da anlatan Kadak, prim üretimi bakımından Türkiye’nin Avrupa üçüncüsü olduğunu kaydetti.

Kadak, 2007’de 217 bin poliçe olan üretimin 2013 sonunda 892 bine ulaştığını anımsatarak, “2007’de 64 milyon TL olan prim üretimi 2013’de 527 milyon TL’ye çıkmıştır. Bu rakamlar tarımsal sigortalar prim üretimi büyüklüğü açısından Türkiye’yi Avrupa’da üçüncü sıraya getirmiştir. İspanya birinci, Fransa ikinci ve Türkiye’de üçüncü olmuştur. Topladığımız 527 milyon liranın 383 milyon lirasını hasar ödemesi üretici ve çiftçimize dağıttık” şeklinde konuştu.

KSÜ Rektörü Fatih Mehmet Karaaslan, Ziraat Fakültesi Dekanı Sinan Baş, Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Kahramanmaraş Şube Başkanı Mehmet Elbistan’ın konuşmalarının ardından, akademik aşama kaydeden öğretim üyeleri takdim edildi.

Program, başarılı öğrencilere ve TÜBİTAK proje ve uluslararası yayın sahibi öğretim üyelerinin ödüllendirilmesiyle etkinlik sona erdi.

http://www.haber46.com/ekonomi/26354/turkiye-tarimsal-sigortalar-prim-uretiminde-dunya-ucuncusu.htm

Kuşburnu Çayı İle Gelen Sağlık

Kuşburnu meyvelerinin zengin içeriğiyle kuvvetli antioksidan etkiye sahip olduğu deneysel çalışmalar sonucunda kanıtlanmıştır.C vitamini bakımından en zengin kaynaklarından biri olan kuşburnu; A, B1, B2, K, P vitaminleri gibi bir çok minerali bünyesinde bulundurur. Soğuk algınlığının doğal tedavisi! Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, kuşburnu meyvesinin faydalarını; “C vitamini ve polifenolik içeriği nedeniyle soğuk algınlığının tedavisine koruyucu ve yardımcı olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır” şeklinde açıkladı.

Grip ve nezleye karşı etkili!

Antioksidan etkili kuşburnu çayı kış günlerinde C vitamininin yanında yangı (iltihap) giderici etkisi soğuk algınlığı, nezle ve grip gibi enfeksiyonlu hastalıklar için de etkilidir.

Romatizma ve eklem ağrılarına birebir!

Kuşburnu meyvelerinin faydası bunlarla da sınırlı değil. Son yıllarda yapılan araştırmalarla mucizevi kuşburnu meyvesinin romatizma ağrıları ve özellikle ileri yaşlarda yaygın olarak karşılaşılan eklem kireçlenmesinde (osteoartrit) yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Kuşburnu meyvesinin özütlerinden elde edilen bileşenler eklemlerde hasar oluşturan iltihap miktarını azaltmakta etkili olduğu gözlemlenmiştir.

Basur tedavisinde de etkili!

Ayrıca bu fenolik bileşenlerin iltihap giderici özelliğiyle basur tedavisinde de son derece etkili ve şikayetleri hafifletmede önemli rol oynadığı görülmüştür. Böbrek üstü bezlerini çok olumlu etkileyerek önemli hormonların üretimine destek sağladığı da bilimsel olarak ortaya konmuş faydaları arasındadır.

Kuşburnu çayını ne kadar ve nasıl içmeliyiz

Kuşburnu meyvesinin bütün bu bahsedilen faydalarından en iyi şekilde yararlanabilmek için günde 3-4 defa kuşburnu çayı içilmesi ve kuşburnu çayı hazırlarken normal çay hazırlama şeklinden farklı olarak içerisinde bir bardak taze kaynatılmış suya poşet ilave edildikten sonra 10-15 dakika kadar ağzı kapalı olarak bekletmek gerekir. Daha etkin bir yarar sağlayabilmek için çayın daha yoğun derişimde hazırlanması (2-3 poşet ile) idealdir.

http://www.guzel.net/detay/kusburnu-cayi-ile-gelen-saglik#ixzz2qDOiiiEZ

Destekler ve Alım Garantisi Aspir Üretimini Katlayacak

Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı Yıldıray Gençer, aspir bitkisinin üretimine önemli destek verildiğini belirterek, Gıda Tarım ve Hayvancık Bakanlığı’nın Enerji Bakanlığı ile imzaladağı protokolle aspirde ürün alım garantisi sağlanmasının üretimi arttırmasını beklediklerini kaydetti. Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı Yıldıray Gençer, aspir bitkisinin üretimine önemli destek verildiğini belirterek, “Aspirde ürün alım garantisi de sağlandı. Bundan sonra üretimde çok önemli gelişmeler olacak” dedi.

Aspir üretimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gençer, aspir bitkisinin bitkisel yağ kaynağı olması ve biyoyakıtta kullanılması nedeniyle büyük önem taşıdığını söyledi.

Aspirin özellikle Orta Anadolu’nun kıraç şartlarında çok kolay yetişebildiğine dikkati çeken Gençer, bu bitkinin tarımının mutlaka yaygınlaştırılması gerektiğini belirtti.

Gençer, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının son 10 yılda aspirle ilgili önemli destekler verdiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

“Bu desteklerle birlikte çiftçilerimiz yine de aspir üretimine çok sıcak bakmıyorlardı. Çünkü ürettikleri ürünü satmayla ilgili endişeleri vardı. Ama son dönemde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile imzalanan protokolle aspirde ürün alım garantisi sağlandı. Bundan sonra ümit ediyorum ki üretimde çok önemli gelişmeler olacak.”

Çiftçilerin para kazanacaklarına inandıkları zaman mutlaka o ürünle ilgili ciddi anlamda üretim yapmaya başlayacaklarını belirten Gençer, aspirde kilogram başına 70 kuruşa kadar varan desteğin söz konusu olduğunu ve alım garantisiyle çiftçilerin aspire yönelmesinin çok kolay olacağını düşündüğünü söyledi.

Türkiye’nin mevcut aspir üretiminin kesinlikle yeterli olmadığına dikkati çeken Gençer, “Alım garantisini ve üretim aşamasında önemli miktarda destek verildiğini anlatabilirsek çiftçilerimiz mutlaka aspire yönelecektir. Ülkemizin akaryakıt ve bitkisel yağ konusunda dışa bağımlılığını biliyoruz. Aspir üretimini ne kadar artırabilirsek bu alanlarda ülke ekonomisine o kadar katkı sağlamış oluruz” diye konuştu.

Maliyetin yüzde 75’i oranında destek

Bitkisel yağ ve biyoyakıt üretiminde kullanılan aspirde maliyetin yüzde 75’i bu yıl destek olarak ödenecek. Aspirde üretimin yıllar itibarıyla artırılarak 2023 yılında 1 milyon tona çıkarılması hedefleniyor.

Gıda  Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, 2002’de 25 ton olan Türkiye aspir üretimi 11 yılda bin 800 kat artarak 2013’te 45 bin tona ulaştı. Bu süreçte verim açısından da büyük ilerleme kaydedildi ve dekar başına 63 kilogramdan 128 kilograma ulaşıldı.

Aspirde yurt içi sertifikalı tohum üretim desteği olarak kilogram başına 50 kuruş ve fark ödemesi desteği olarak 45 kuruş verilecek. Kıraç alanlarda yetişebilen aspirde toprak analizi desteği olarak dekara 2,5 lira, mazot desteği olarak 7 lira, gübre desteği olarak 7 lira ve sertifikalı tohum desteği olarak 4 lira ödenecek.

Böylece toplamda maliyetin yüzde 75’ini karşılayacak şekilde destekleme ödemesi yapılacak.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD3923_destekler-ve-alim-garantisi-aspir-uretimini-katlayacak.html#

İklim Değişikliği Su Kaynaklarını Kurutuyor

Almanya’nın Potsdam kentindeki İklim Sonuçları Araştırma Enstitüsü bu konuda yaptığı yeni araştırmanın sonuçlarını yayınladı. Araştırma, bir dizi tehdidin tetiklendiği uyarısında bulunuyor. Su kaynakları tükeniyor. Bunun tek nedeni, dünya nüfusunun sürekli artması değil. Aynı şekilde iklim değişikliği de bunda bir rol oynuyor, buzulların erimesine ve su kaynaklarının kurumasına neden oluyor. İklim değişikliği sonucu ne kadar suyun kaybedildiğini, Potsdam’daki İklim Sonuçları Araştırma Enstitüsü’nden bilim insanları yeni bir araştırma yaparak hesapladı. Araştırmacılar iklim değişikliğinin etkileri ile ilgili bir tablo ortaya koymak için 5 küresel iklim modelinin ve 11 farklı küresel hidrolojik modelin verilerini bir araya getirdi. Hedef susuzluk tehdidine karşı etkili olacak yeni yöntemler bulmak. Araştırmacılardan Jacob Schewe şunları belirtiyor:

“İklim değişikliğinin de üzerine geldiği bir gelecek senaryosunda, bunu matematiksel olarak nasıl ortaya koyabileceğimizi düşünmek zorundayız. İklim değişikliğinin toplama ne ölçüde katkısı olduğunu bilebilmemiz gerekir. Hazırladığımız raporda da bunu yaptık.”

‘İklim değişikliğini önlemek mümkün’

Schewe bilim insanları açısından iklim değişikliğine engel olmanın mümkün olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Bugün, önümüzdeki yıllarda iklimi sıkı bir şekilde koruma yoluna gidiyoruz, dediğimiz takdirde ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlandırmamız mümkün ve su kıtlığı alanındaki gelişmelerin büyük bir kısmına engel olabiliriz.”

Yeni araştırmada bilim insanları, endüstrileşme öncesindeki döneme göre 2,7 derecelik bir küresel ısınma olacağını varsayıyorlar. Dünya nüfusu açısından bu yüzyılın sonunda her 10 kişiden birinin mutlak susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya olacağı anlamına geliyor. Bugünse her 50 kişiden biri bu durumda bulunuyor.

Mutlak susuzluktan, bilim insanları kişi başına yılda ortalama 500 metreküp su kalmasını anlıyorlar. Günümüzde dünya çapında su tüketimi, yıllık olarak kişi başına ortalama 1200 metreküp su.

Sanayi ülkelerinde su tüketimi, gelişmekte olan ülkelere göre çok daha fazla. Washington’daki Dünya Kaynaklar Enstitüsü’nün hazırladığı, dünya susuzluk atlasına göre hâlihazırda 37 ülkede insanlar sınırlı su kaynaklarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Araştırmanın yazarlarından Paul Reig susuzluğun önüne geçmek için yatırım yapılması gerektiğini belirtiyor ve ekliyor:

“En yüksek potansiyel tarımda, zira tarım en çok su kullanılan alanlar arasında yer alıyor. Yatırımcıların dikkate aldığı bir dizi teknik yenilik ve çözüm var ve sanıyorum artan su talebimizi karşılamakta bunlar büyük rol oynayacak.”

‘Tarımda dönüşüme ihtiyaç var’

Gıda fiyatlarının artması nedeniyle tarım, gerçekten de yatırımcılar açısından ilginç hale geliyor. Sadece Çinli değil Avrupalı ve Asyalı şirketler de Afrika’da büyük araziler satın alıyor. Yatırımcılar kârlarını artırabilmek için daha az suya ihtiyaç duyulan tarım dallarına yatırım yapıyor. Sulama sistemleri ve ekin türünde de aynı tercihler rol oynuyor.

Su kaynaklarının yok olmasının üstesinden gelebilmek için tarımda bir dönüşüme ihtiyaç var. Bu yılın Doğru Yaşam Ödülü sahiplerinden, tarım ve kalkınma uzmanı Hans Rudolf Herren sadece teknik ve sulamada yapılacak yatırımlarla tarımın, küresel iklim değişikliğine uyum sağlayamayacağını belirtiyor. Herren birçok kültür bitkisinin doğal özellikleri karşısında tekniğin bir anlam taşımayacağını kaydediyor.

Tarım uzmanı, iklim değişikliği nedeniyle çiftçilerin kuraklık ve sel baskınlarıyla karşılaşacağına dikkat çekiyor. Herren meydana gelecek sel baskınlarının üstesinden gelmek için de biyolojik tarıma yönelinmesi gerektiğini vurguluyor. Biyolojik tarımda toprağın su alma kapasitesinin artacağını ve bunun ileride bitkiler için kullanılabilir olacağını sözlerine ekliyor.

http://www.dw.de/iklim-de%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Fi-su-kaynaklar%C4%B1n%C4%B1-kurutuyor/a-17354153?maca=tur-rss-tur-all-1495-rdf