Monthly Archives: Ekim 2014

Hububat Tohumu Dağıtımı Yapıldı

Sertifikalı tohum kullanımını teşvik edilmesi ve yaygınlaştırılması ile hastalık ve zararlıların azaltılması, soğuğa ve kuraklığa dayanıklılığın artırılması, birim alandan alınan verimi artırarak ülke ekonomisine ve çiftçi bütçesine katkı sağlanması amaçıyla, Sayın Valimiz Hasan Karahan’ın talimatı doğrultusunda İlimiz Şebinkarahisar, Alucra ve Çamoluk İlçelerinde İl Özel İdare Bütçesinden %50 çiftçi katkılı Buğday, Arpa ve Tiritikale tohumu dağıtıldı.

İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünce planlanan çalışma kapsamında Çiftçilerden gelen talepler değerlendirilerek; Şebinkarahisar İlçemize 29.350. Kg Buğday tohumu, 37.950. Kg Arpa tohumu ve 54.250 Kg  Tritikale tohumu, Alucra İlçemize 1.700. Kg Buğday tohumu, 550. Kg Arpa tohumu ve  5.500 Kg  Tritikale tohumu, Çamoluk İlçemize 9.500. Kg Buğday tohumu, 1.500. Kg Arpa tohumu ve  1.000 Kg  Tritikale tohumu dağıtımı gerçekleştirildi.

http://www.giresun.gov.tr/syf/haberiGoster.aspx?haber_ID=14502

Mantar Zehirlenmelerine Dikkat

Ulusal Zehir Danışma Merkezine son 2 ayda 255 mantar zehirlenmesi vakası bildirilirken bu başvuruların 160’ı son 15 gün içinde yapıldı. Zehirli mantar nedeniyle hayatını kaybedenler olmakla birlikte zehirlenenlerden bazıları ancak karaciğer nakliyle hayata dönebildi.  Sonbaharın yüzünü gösterdiği ekim ayı başından beri ülkenin dört bir yanından mantardan zehirlenme haberleri geldi. Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Afet ve Acil Durum Yönetimi Daire Başkanlığı Ulusal Zehir Danışma Merkezine (UZEM) son 2 ayda 255 mantar zehirlenmesi vakası bildirildi, bu başvuruların 160’ı ise son 15 gün içinde yapıldı.

Ekim ayı süresince Osmaniye ve Adana’da toplam 8, Ordu’da 3, Çorum Bayat’ta 1, Konya Beyşehir’de 7, Kırklareli Vize’de 1, Eskişehir’de 12, Çanakkale Biga’da 5, Nevşehir’de 3, Çankırı’da ise 9 kişinin yedikleri mantardan zehirlenerek tedavi altına alındığı da basına yansıdı. Son olarak Ordu’da zehirli mantar tüketen 2 kişi öldü, 1 kişi tedavi altına alındı. Karabük’ün Eskipazar ilçesinde yaşayan ve kayınvalidesinin doğadan topladığı mantarı tüketen 3 çocuk annesi Ayşegül Aydemir (28) ile de Balıkesir’de yol kenarında bulduğu mantarı yiyen Davut Ünal (7) karaciğer nakli sayesinde yaşama tutundu.

“Çok küçük miktarı bile öldürebilir”

 Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Osman Arıkan Nacar, mantar zehirlenmelerinin özellikle ilkbahar ve sonbahar ayları gibi yağışların bol olduğu, dolayısıyla daha fazla mantarın yetiştiği mevsimlerde daha sık görüldüğünü belirtti.

Son haftalarda mantar zehirlenmelerinde artış görüldüğünü ifade eden Nacar, vatandaşlardan dikkatli olmalarını istedi. Doğada birçok yabani mantar türü bulunduğunu, bu konuda ne kadar uzmanlaşılmış olunursa olunsun zehirlenme ve ölümle karşılaşılabileceğine dikkati çeken Nacar, bazı mantarların çok küçük bir miktarının bile insanı öldürecek kadar zehirli olduğunu vurguladı.Nacar, zehirli ve zehirsiz mantarları birbirinden ayırmanın güçlüğüne işaret ederek, şunları kaydetti:

“Zehirli mantarların tadı yenilebilen mantarlarınkinden farklı değildir. Etinin rengi, kokusu ve tadı ile bir mantarın zehirli olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu nedenlerle zehirli ve yenilebilen mantarları birbirinden ayırt etmek çok zor olduğundan yabani mantarlar toplanıp yenilmemelidir. Ayrıca, mantarlar hakkındaki yanlış inançlar da zehirlenme olaylarını artırıcı etki yapmaktadır. Zehirli mantarları salyangozlar ve diğer hayvanların yemediği, ağaçlarda yetişen mantarların zehirsiz olduğu, mantarı yoğurtla yemenin zehirlenmeyi önlediği, zehirli mantarların iç kısmının koparılınca mavileştiği ve kurutulmuş mantarların zehirlemediği gibi bilgiler yanlıştır. Bu bilgilere güvenerek mantar yemek kesinlikle doğru değildir.”

Belirtilere dikkat!

 Mantar zehirlenmesinin, bulantı, kusma, ishal, sersemlik, göğüs ağrısı, uykuya meyil, tansiyon düşüklüğü, bulanık görme, yüz ve boyunda kızarma, nabızda artış, ateş, ağızda metal tadı, karın ağrısı ve terleme gibi belirtileri bulunduğunu anlatan Nacar, zehirlenme durumunda bir çok hastada karaciğer-böbrek yetmezliği gelişebileceği gibi, koma hatta ölümle sonuçlanan durumlar ortaya çıkabileceğini bildirdi.

 Nacar, Türkiye’de görülen ciddi mantar zehirlenmelerinin yüzde 95’inin, karaciğer ve böbrek yetmezliğine neden olan mantar türlerinden kaynaklandığının altını çizerek, zehirlenme ile ilgili bilgi vermek ve mantar zehirlenmelerinde kullanılan antidotun temini için Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesindeki “114” No’lu telefon hattıyla Ulusal Zehir Merkezi (UZEM) 7/24 danışmanlık hizmeti verdiğini anımsattı.

Doç. Dr. Nacar, “Sonuçları düşünüldüğünde toplama mantar yemek, hayatınıza malolabilir. Zehirlenmenin önlenmesindeki tek çare doğal alanlarda yetişen mantarların kesinlikle yenmemesi ve mantar tüketilmek istenen durumlarda bandrolü ve son kullanım tarihi uygun kültür mantarının tercih edilmesidir” diye konuştu.

Mantarla ilgili doğru bilinen yanlışlar

Bu arada, UZEM tarafından halkı zehirli mantarlar konusunda bilinçlendirmek ve bilgilendirmek amacıyla hazırlanan broşürde, pişirilse de yoğurtla da yense mantarın zehirleyebileceği, sirkeli ve tuzlu suda kaynatmanın mantarın zehrini almadığı, kurutulmuş mantarın da zehirleyebileceği, koparıldığında rengi değişmese bile mantarın zehirli olabileceği, çayırlardan ve ağaçlardan toplanan mantarların yenmemesi gerektiği, hayvanların yediği mantarın da insanlar üzerinde geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına, hatta ölüme neden olabileceği vurgulanıyor.

http://www.posta.com.tr/saglik/HaberDetay/Mantar-zehirlenmelerine-dikkat-.htm?ArticleID=250147

Elektrikli Çit Uygulaması

Yaban hayvanı zararlarına karşı korunmada psikolojik bir bariyer olan Elektrikli Çit Uygulaması ile ilgili Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, 12. Bölge Müdürlüğüne bağlı Giresun Orman ve Su İşleri Şube Müdürlüğünden yapılan açıklama şöyle:

“Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, 12. Bölge Müdürlüğüne bağlı Giresun Orman ve Su işleri Şube Müdürlüğünce ilimizde, yaban hayvanlarının arıcılık ile tarımsal üretim alanlarına verdikleri zararın önüne geçilebilmesi ve arı kovanlarını ayı saldırılarına karşı korunması amacıyla ‘elektro-şok tel çit sistemi’ desteği kullanılarak yöre halkı ile yaban hayvanları arasındaki çatışma en aza indirilmeye çalışılıyor. İlimizde elektrikli çit kurulumu, arıcılıkla ilgilenen yirmibir üretici/kişiye uygulanarak hibe edilmiştir.
İlimizde özellikle ayılardan kaynaklı zararların çokluğu ve artış göstermesi, fırsatçı özellikteki ayılar ile yöre halkı arasında geçimsizliğe ve dolayısıyla çatışmalara neden olduğu bilinmektedir. Yaban hayvanlarının çiftçi/üreticiye verdiği zarardan dolayı gerekli önlemlerin alınması amacıyla Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, 12. Bölge Müdürlüğüne bağlı Giresun Orman ve Su İşleri Şube Müdürlüğümüze yapılan şikâyet kapsamındaki başvuruların sayısında da bir artış gözlenmiştir. Talepler değerlendirildiğinde, ekonomik kayba neden olan zarar boyutunun, başta arıcılar olmak üzere sebze-meyve yetiştiriciliği yapan çiftçilerde yoğunlaştığı görülmüştür. Özellikle ekili tarım alanlarına giren yaban domuzu ve arı kovanlarına saldıran ayılara karşı alınan ‘caydırıcılar’ bir çözüm getirmeyince, dünyada yaygın bir şekilde kullanılan en etkili yabani hayvanları uzaklaştırma yöntemi ve/veya ‘fiziksel bir bariyer olmakla birlikte daha çok psikolojik bir bariyer’ olan elektro-şoklu çit sistemleri uygulanmaya başlanmıştır. Özellikle arıcılar ve küçük çaplı bahçe sahiplerinin kovanlarını ve bahçelerini koruyarak ekonomik kayıplarını önlemek maksadıyla Elektro Şoklu Çit Sistemleri en etkili mücadele yöntemi olarak görülmüştür.
Giresun’da, Şube Müdürlüğümüze bugüne kadar Elektro-Şok Tel Çit kurulumu için 140 adet başvuru yapılmıştır. Yapılan bu talepler Şube Müdürlüğümüzde değerlendirilerek, en fazla zarara uğrayan üreticiye öncelik tanındığı bir seçimle sıralama oluşturmaya gidilmiştir. Yöremiz için önemli bir gelir kaynağı olan arıcılık ile tarımsal üretimin devamlılığının sağlanması amacı doğrultusunda başarıyla uygulanan bu yöntem/kurulumdan şimdilik 21 aile yararlanmıştır. 2015 yılı içinse 50 aileye bu hizmetin götürülmesi düşünülüyor.
Elektrikli Tel Çit uygulaması, önceki yıllarda Şube Müdürlüğümüzün teklifi ve projesi, İl Gıda ve Tarım Müdürlüğünün uygulaması ile Giresun İl Özel İdare kaynaklı ve %50 hibeli olarak yapılmıştı.
Elektrikli çit nedir?
Dünyada caydırıcı olarak kullanılan en etkili yabani hayvanları uzaklaştırma yöntemi elektro-şoklu çit sistemleridir. Çok pahalı olmayan bu sistem yaban hayvanlarına zarar vermeyecek şiddette elektrik (:farklı enerji/güç üreteçleri kullanılabilir) şoku ile hayvanları alandan uzak tutmaktadır. Yine arı kovanlarının çevresi de elektro şok tel çitlerle çevrilerek kovanlar korunabilmektedir. Elektrikli çit sistemi hayvanların kısa, kesin fakat güvenli bir elektrik şoku ile kontrolüne imkân veren bir sistemdir. Elektrik çitinin kullanımında fiziksel bir gerilim söz konusu değildir.(Bir çakmağın manyetosundan biraz daha güçlü bir şok vermektedir.) Dolayısıyla yabani hayvanlara ve insan sağlığına bir etkisi yoktur. İnsanları, hayvanlara göre çok daha az etkilemektedir. Bu elektrik şoku hayvanın hafızasında kalıcıdır ve asla unutmaz. Çünkü hayvan bir kez şoku algıladıktan sonra çite bir daha yaklaşmaz. Hayvanların ayakları doğrudan toprağa temas ettiği için iletkenlik daha fazladır bu nedenle daha güçlü bir şok hissederler.
Nerede kullanılır?

Yaban hayvanlarının yönetimi: a) Arı kovanlarının ayılardan korunması (Not: Şube Müdürlüğümüzce elektrikli çitin kurulumu için en z 20 kovan ve üstü olması şartı aranmaktadır.) b) Meyve ve sebze bahçelerinin yaban domuzlarından korunması, c) Balık çiftliklerinin ayılardan korunması

Çiftlik yönetimi: a) At çiftliklerinin yönetimi, b) Sığır çiftliklerinin yönetimi c) Koyunculuk
d) Meralarda hayvan kontrolü, e) Evcil hayvan kontrolü

Şube Müdürlüğümüzce Elektro Çit Dağıtımı uygulamasına önümüzdeki yıllarda da devam edilecek olup, Kurumumuza müracaat eden 120 mağdur üreticinin de mağduriyetleri giderilecektir.”

http://www.giresun.gov.tr/syf/haberiGoster.aspx?haber_ID=14491

Doğu Karadeniz de Turizmde Atağa Kalktı

Doğu Karadeniz’de Turizmde Atağa Kalktı Türkiye’nin en önemli turizm yörelerinden birisi haline gelen Doğu Karadeniz, ağırlanan turist sayısı ve sağlanan ekonomik girdiyle turizmde altın yılını yaşıyor. , Mavisi, yeşili ve muhteşem doğası ile doğa, tarih, kültür, inanç ve alternatif turizm zenginliği bakımından son yıllarda yerli ve yabancı turistlerin akın ettiği Türkiye’de, özellikle deniz turizmine alternatif olan Doğu Karadeniz’de turizmde hareketlilik yaşanıyor.

Stresten uzak yaylaları, gölleri, kışın yağan karla adeta gelinliğini giyen dağları ve her mevsim renk cümtüşü.ni) andıran doğası, Karaca ve Çal mağaraları, tarihi mekanları ile ayrı bir güzellik sunan yörede ağırlanan turist sayısı her geçen yıl giderek artıyor.

Karadeniz’de Turizmde Atağa Kalktı Türkiye’nin en önemli turizm yörelerinden birisi haline gelen Doğu Karadeniz, ağırlanan turist sayısı ve sağlanan ekonomik girdiyle turizmde altın yılını yaşıyor. Mavisi, yeşili ve ıuhteşem doğası ile doğa, rih, kültür, inanç ve Iternatif turizm zenginliği akımından son yıllarda rli-ve yabancı turistlerin un ettiği Türkiye’de, “Talep patlaması yaşıyoruz” Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri (DOKA) Çetin Oktay Kaldırım, yaptrğı açıklamada, bölgeyi ziyaret eden turist sayısının her yıl hızla arttığını belirterek, özellikle Körfez ülkelerinden son yıllarda bölgeye yönelik talep patlaması yaşadıklarını anlattı.
Rakamlara bakıldığında özellikle deniz turizmine alternatif olan Doğu Karadeniz’de turizmde hareketlilik yaşanıyor. Stresten uzak yaylaları, gölleri, kışın yağan karla adeta gelinliğini giyen dağları ve her mevsim renk cümbüşünü andıran doğası, Karaca ve Çal mağaraları, tarihi mekanları ile ayrı bir güzellik sunan yörede ağırlanan turist sayısı her geçen yıl giderek artıyor.
Doğu Karadeniz’de, söz konusu özellikleri bünyesinde barındır masının yanı sıra havalimanı bulunan tek il olması ve limanı ile de öne çıkan Trabzon’a 2013 yılı ağustos ayı itibariyle 835 bin 234 turist gelirken, bu yıl ise aynı dönemde gelen turist sayısı 1 milyon 245 bine ulaştı. Doğal ve kültürel varlıkların yanı sıra ılıman iklimi, yağmurlu havası ve yemyeşil doğası, yöresel yemekleri ile ilgi gören Trabzon, özellikle Arap turistlerin Türkiye’deki en önemli uğrak yeri haline geldi.
Bu kent dışında diğer illerde de turizmde önceki yıllara göre canlılık yaşanırken, yöre ağırladığı turist sayısı ve sağlanan ekonomik girdi ile önemli gelir elde ediyor. yöredeki turizm artışının bu yıl zirve yaptığını ifade eden Kaldırım, “Konaklama yetersizliğinden dolayı gelen taleplerin yarısını geri çevirmek zorunda kaldık.
Bölgemizde turizmin gelişmesi için DOKA olarak tanıtım, her türlü yatırım, işbirliği kurma, eşleştirme ve teşvik konularında hem bölgemizde hem Körfez ülkelerinde ciddi çalışmalar yaptık. Arap yetkililere ve yatırımcılara rehberlik ettik” diye konuştu.
Kaldırım, DOKA’nın kurulduğu günden beri her yıl Dubai, Riyad ve Cidde fuarlarında ciddi tanıtımlar yaptığını ve girişimleri sonucu Suudi Arabistan’dan Trabzon’a direk uçuşların başlatıldığını belirterek, şöyle devam etti: “Riyad’dan yapılan tarifesiz uçak seferlerinin ardından yelpaze genişledi Medine, Dubai ve Lübnan’dan da yapılır hale geldi. Bölge turizminde yaşanan hareketlilik bölge ekonomisine yansıyor.
Arap turistler Doğu Karadeniz’de sadece bu yıl 800 milyon lira harcama yaptı. Yöremizde Arap vatandaşlarından ciddi yatırım talebi var, gayrimenkul satın alıyorlar.
Bu rakamların önümüzdeki yıllarda giderek artacağını tahmin ediyoruz.” “Yeşil yol” yöre turizmini canlandıracak Doğu Karadeniz’de Uzungöl, Karagöl, Limni gölü, Sera Gölü, Sümela Manastırı ve Ören Yeri, Çakırgöl, Ayder, Kümbet, Çambaşı yaylaları, Kafkasör ve Karaca Mağarası’nın Araplar tarafından en çok ziyaret edilen turizm merkezlerinin başında geldiğini anlatan Kaldırım, hükümetin böIgede ki yaylaları ve turizm mekanlarını birleştirmek için bölgedeki iller arasında başlattığı “yeşil yol” projesinin önemine işaret etti.
Kaldırım, söz konusu yolun turizm mekanlarına ulaşımı kolaylaştıracağını ve gelecek turist sayısını artıracağını anlatarak, bu yolun tamamlanmasıylaı bölgedeki yatırımın dci hızlanacağını vurguladı. Yörede son yıllarda gelişen kruvaziyer.

Bölgemizdeki turizm, doğa, kruvaziyer, sağlık ve ekoturizm gibi her çeşidiyle artarak devam ediyor” diye

http://www.gazetea24.com/yerel-basin-haber/_12573910.html

Kuşburnu Çayının Bilmediğimiz Faydaları

İçinde C, B1, B2, K, P vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, fosfor bulunan kuşburnunun çayı, soğuk algınlığından böbrek rahatsızlıklarına kadar birçok hastalığa fayda sağlıyor. Kış hastalıklarına karşı korunmanın formüllerinden biri de bitki çaylarının en vitaminli olanı kuşburnu. Portakaldan çok daha fazla C vitamini içeren kuşburnu çayının yapılmasında bazı püf noktalar yer alıyor.

DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

“Kuşburnu çayı demlemeden önce kurutulmuş kuşburnu meyveleri yıkanır. Sıcak suda haşlanır. Bu ilk kaynatma demleme değil, özsularını açmak için yumuşatmadır. Onun için dem de pek çıkmaz. Sonra ıhlamur demler gibi kaynatılır, bekledikçe siyah çayda olduğu gibi zararlı maddeler ortaya çıkmaz. İstenildiğinde tüketilebilir. İstenilirse damak tadına göre bergamut, karanfil, tarçın gibi aromalarla da içilebilir. Ayva yaprağı yada elma kurusu gibi katkılar geleneksel kültürümüzde kuşburnu çayına katılmış ve yıllardır bir çok hastalığa şifa niyetine kullanılmaktadır. Ama en çok tüketilen, lezzeti ve şifa olan şüphesiz kuşburnu çayının kendisidir.”

KUŞBURNU ÇAYININ FAYDALARI

1.Solunum yolu enfeksiyonları ve soğuk algınlığına karşı bedenin savunma sistemini güçlendirir. 2.Mevsimlerin geçiş dönemlerinde iyi bir koruyucudur. 3.Enfeksiyonlara ve soğuk algınlığına karşı vücudun savunma sistemini güçlendirir. Kronik yorgunluğa karşı da kullanılır. 4.Safra kesesi, böbrek ve mesane rahatsızlıklarında rahatlamayı sağlar. 5.Yara iyileştirici ve kan temizleyici özelliği vardır. 6.Enerji ve büyüme kapasitesi üzerinde olumlu etki gösterir. 7.Vücudu yaşlanmanın, sigara ve alkolün etkilerinden korur. 8.Tansiyonu düzenler.

http://www.canlihaber.com/kusburnu-cayinin-bilmedigimiz-faydalari-39115h.htm