Monthly Archives: Kasım 2014

Biyokaçakçılıkla Mücalede Projesi

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından ülke genelinde yürütülen ‘Biyokaçakçılıkla Mücadele Projesi’ kapsamında Antalya’da düzenlenen çalıştayda, bölgenin sahip olduğu zengin biyolojik çeşitliliğin kaçakçılık tehdidi altında olduğuna dikkat çekildi. Çalıştayda konuşan Milli Parklar 6. Bölge Müdürü Adnan Yılmaztürk, Türkiye’nin biyolojik çeşitlilik açısından dünyanın en zengin bölgelerinden biri olduğuna dikkat çekerek, bu zenginliğin biyolojik kaçakçılık için Türkiye’yi cazibe merkezi haline getirdiğini söyledi. Yılmaztürk, İsviçrelilerin engerek, Rusların örümcek ve hamamböceği, Hollandalıların soğanlı bitkiler, Japonların ise buğday ve yabani akrabalarını kaçırmayı tercih ettiğini belirterek stratejik önemdeki biyokaçakçılık hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

 Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 6. Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Antalya Şube Müdürlüğü ile Akdeniz Üniversitesi’nin işbirliğinde Su Hotel’de düzenlenen çalıştaya konuyla ilgili akademisyenler ve uzmanların yanısıra kamu ve yerel yönetimlerin yetkilileri ile çeşitli sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

BÖLGE MÜDÜRÜNÜN AÇIKLAMALARI ÇALIŞTAYA DAMGASINI VURDU
Oturum Başkanlığını Prof. Dr. Kani Işık’ın yaptığı çalıştayda; Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Biyoteknoloji Şube Müdürü Hüsniye Kılıçarslan, Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Ali Erdoğan, Prof. Dr. Mehmet Öz, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yavuz, Yrd. Doç. Dr. Gökhan Deniz ve Süleyman Demirel Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Avcı tarafından biyokaçakçılıkla mücadele konusunda bilimsel sunumlar gerçekleştirilirken, DKMP 6. Bölge Müdürü Adnan Yılmaztürk’ün açıklamaları etkinliğe damgasını vurdu.

YILMAZTÜRK: ‘TÜRKİYE DÜNYANIN EN ZENGİN BÖLGELERİNDEN BİRİ’
Çalıştaydaki konuşmasında, Türkiye’nin 3 büyük iklim kuşağında yer aldığına dikkati çeken Yılmaztürk, coğrafi konumu nedeniyle iklim, jeoloji, toprak ve su kaynakları gibi farklı ekolojik değerlerinin uygun özellikler taşıması, kuşların göç yolları üzerinde bulunuşu, buzul çağlarında bir çok hayvana sığınak teşkil etmesi sebebiyle hayvan varlığı bakımından zengin bir çeşitlilik gösteren ülkemizin dünyanın en zengin bölgelerinden biri olduğunu vurguladı.

12 BİN 800 BİTKİ, 100 BİN BÖCEK, 480 BALIK TÜRÜ TEHDİT ALTINDA
Türkiye’nin 161 memeli, 460’ı aşkın kuş türü, 141 kadar sürüngen, 236 tür tatlı su balığı, 480’e varan deniz balık türü,100 bin böcek türü, ve 4 bin 800’ü endemik olmak üzere 12 bin 800 bitki çeşidine ev sahipliği yaptığını belirten Yılmaztürk, bu zengin tür çeşitliliğinin biyokaçakçılık konusunda ülkemizi bir cazibe merkezi haline getirdiğini söyledi.

‘RUSLAR HAMAMBÖCEĞİ, İSVİÇRELİLER ENGEREK, JAPONLAR BUĞDAY’
Biyokaçakçılığın her canlı türünde olduğu gibi birçok amaç için de yapıldığını kaydeden Yılmaztürk, ticari, koleksiyon, bilimsel, savaş sanayi, kimya ve tıbbi amaçlarla ülkemizden kaçırılan bitki ve hayvan türlerinin ülkelere göre farklılıklar gösterdiğini belirterek şu bilgileri verdi: “Engerek tipi zehirli yılan türlerini tıp alanında kullanmak üzere İsviçreliler, hamamböceği ve örümcek gibi eşitli böcek türlerini yeni nesil antibiyotik elde etmek için Rus ve Çek Cumhuriyeti, kelebek, koleksiyon için Avrupa ülkeleri, kültür bitkilerinin, yabanı türleri özellikle soğanlı bitkiler Hollanda, buğday ve yabani akrabalarına ise Japonya ilgi göstermekte, ülkemizden yasa dışı yollarla çıkarılmaktadır. Bu yurt dışına çıkarılmada miktar önemli değil daha çok önemli olan gen kaynaklarımızın stratejik kaybıdır.”

‘BİRİNCİ ÖNCELİĞİMİZ KAMUOYUNU BİLGİLENDİRMEK’
Biyolojik çeşitliliğin yada dışı yollarla ülke dışına çıkarılmasının da farklılıklar gösterdiğini dile getiren Yılmaztürk, dış kaynaklı bilimsel proje ve çalışmalar adıyla ya da turistik doğa turları gibi bahanelerle kaçakçılığın sürdüğünü kaydetti. Bakanlığın yaptığı çalışmalarla bitki ve gen kaçakçılığına karşı gerekli tedbirlerin alındığını söyleyen Yılmaztürk, “kaçakçılığın önlenmesi maksadıyla Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı’nın ilgili birimleri işbirliği halinde çalışmaktadır. Birinci önceliğimiz olarak kamuoyunu bilgilendirmek, tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızın bu konuda hassas olmalarını, özellikle kırsal alanda bir şeyler toplayan yerli veya yabancı olsun izin belgelerinin sorulması eğer izin belgesi yoksa Jandarma veya Doğa Koruma ve Milli parklar görevlilerine bilgi verilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.

KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE İÇİN WEB TABANLI UYARI SİSTEMİ GELİYOR
Isparta ve Burdur’da gerçekleştirilen Biyokaçakçılıkla Mücadele çalıştaylarının devamı niteliğinde olan Antalya’daki çalıştayın hedefleri arasında, biyokaçakçılıkla mücadelede yasal ve kurumsal düzenlemelerdeki eksikliklerin giderilmesi ve kurumlar arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi yer alıyor. Biyokaçakçılık konusunda kamuoyunu farkındalığının artırılması amacıyla web tabanlı bir uyarı sisteminin kurulması ve biyokaçakçılıkla mücadelede Antalya ilinin 2015 yılı hedeflerinin belirlenmesi de çalıştayın amaçları arasında bulunuyor.

TÜRK BİYOLOGLARIN DİKKATİ, FRANSIZ BOTANİKÇİYİ YAKALATTI
Biyokaçakçılığın hedefindeki illerin başında gelen Antalya’da son olarak geçtiğimiz Mayıs ayında gündeme olayda, Fransa’nın Lyon kentinde botanikçi olarak çalıştığı öğrenilen Jah Skipper, yurt dışına çıkarılması yasak olan orkide yumruları ve çeşitli endemik bitki türlerine ait tohumları kaçak olarak ülkesine götürmek üzereyken, iki Türk biyologun dikkati sonucu Antalya Havaalanı’nda yakalanmıştı. Burdur Gölü ve çevresindeki flora konusunda tez çalışması yürüten Uzman Biyolog Abdullah Çetin ve ekip arkadaşı Uzman Biyolog Belkıs Muca, Fransa’dan Türkiye’ye turist olarak gelen ve yaklaşık bir ay boyunca Göller Bölgesinde Isparta ve Burdur çevresinde izinsiz bitki araştırması yapan botanikçi Jah Skipper’in davranışlarından şüphelenmelerinin ardından durumu yetkililere bildirerek önlem alınmasını talep etmiş, bunun üzerine harekete geçen yetkililer ve Antalya polisi, Fransız botanikçiyi Antalya Havaalanı’nda yakalayarak gözaltına almıştı.

http://www.ulusalkanal.com.tr/yurt/ruslar-hamambocegi-isvicreliler-engerek-japonlar-bugday-hirsizi-h42378.html

İşte Açlığın Esir Aldığı 10 Ülke

Küresel Açlık Endeksi’nin hesaplamasına göre, Afrika ülkesi Burundi’de kişi başına günlük bin 670 kalori düşüyor. ABD’de ortalama bir Şükran Günü sofrasında, bunun 3 katı tüketiliyor Ortalama bir ABD’li önceki gün kutlanan Şükran Günü yemeğinde, bir oturuşta 4 bin 500 kalorilik yiyecek tüketti. Ortalama bir Fransıza da Noel gecesi sofrasında 2 bin 400 kalorilik yemek düşüyor. Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan bir rapora göre ise dünyada 870 milyon insan, günlük gıda ihtiyacını karşılayamıyor.

Gelişmiş ülkelerle fakirliğin kol gezdiği coğrafyalar arasındaki dramatik uçurum, kişi başına düşen kalori miktarında çok net olarak görülüyor. Küresel Açlık Endeksi (Global Hunger Index) adlı araştırma grubu, kişi başına düşen günlük kalori miktarına göre ülkeleri sıraladı. Araştırma sonuçları yoksul ülkelerdeki nüfusun önemli bir kısmının yetersiz beslendiğini ortaya koyuyor.

 ALT LİMİT 2 BİN 400 KALORİ

Uzmanlar ortalama bir insanın, günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için en az 2 bin 400 ila 2 bin 700 kalorilik besin tüketmesi gerektiğini söylüyor. Listenin son sırasındaki Burundi’de ise kişi başına günde sadece bin 670 kalori düşüyor. Ülke nüfusunun yüzde 67’si yetersiz besleniyor. Dünyanın en kapalı rejimi olarak değerlendirilen Kuzey Kore’de ise devlet açlığı bir nüfus kontrol yöntemi olarak görüyor ve sayıları 80 bin ila 120 bin arasında değiştiği söylenen politik mahkûmları cezalandırmak için kullanıyor. Endekste ilk 10’daki ülkelerin yanı sıra; Mozambik, Kenya, Tanzanya, Sudan, Çad, Yemen, Etiyopya, Hindistan, Nijer, Angola, Liberya, Sierra Leone gibi ülkeler de yaygın olarak açlık sorunuyla boğuşuyor.

FİLİSTİN DE LİSTEDE…

10- Demokratik Kongo Cumhuriyeti: Kişi başına düşen kalori: 2 bin 170 – Nüfusun yüzde 33’ü yetersiz besleniyor.
9- Madagaskar: Kişi başına düşen kalori: 2 bin 160 – Nüfusun yüzde 27’si yetersiz besleniyor.
8- Komorlar: Kişi başına düşen kalori: 2 bin 110 – Nüfusun yüzde 65’i yetersiz besleniyor.
7-Swaziland: Kişi başına düşen kalori: 2 bin 100 – Nüfusun yüzde 35’i yetersiz besleniyor.
6- Filistin: Kişi başına düşen kalori: 2 bin 90 – Nüfusun yüzde 31’i yetersiz besleniyor.
5- Haiti: Kişi başına düşen kalori: 2 bin 90 – Nüfusun yüzde 49’u yetersiz besleniyor.
4- Doğu Timor: Kişi başına düşen kalori: bin 920 – Nüfusun yüzde 38’i yetersiz besleniyor.
3- Zambiya: Kişi başına düşen kalori: bin 910 – Nüfusun yüzde 43’ü yetersiz besleniyor.
2- Eritre: Kişi başına düşen kalori: bin 730 – Nüfusun yüzde 63’ü yetersiz besleniyor.
1- Burundi: Kişi başına düşen kalori: bin 670 – Nüfusun yüzde 67’si yetersiz besleniyor.

http://www.sabah.com.tr/dunya/2014/11/30/iste-acligin-esir-aldigi-10-ulke

http://www.yenihaberler.com.tr/ekonomi/tarimda-ihracat-da-ithalat-da-artiyor-h96416.html

Türkiye’nin Tohumları “Gen Bankası”nda Toplanıyor

Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü, yurdun çeşitli bölgelerindeki bitki tohumlarını Ankara’daki Tohum Gen Bankası’nda toplamak amacıyla çalışmalar yürütüyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü, yurdun çeşitli bölgelerindeki bitki tohumlarını Ankara’daki Tohum Gen Bankası’nda toplamak amacıyla çalışmalar yürütüyor.

Türkiye’deki bitki genetik kaynaklarını korumak amacıyla kurulan Gen Bankası’nda 310 türde 61 bin tohum örneği saklanıyor. Gen Bankası’nda muhafaza edilen tohumlar, araştırma ve üretim çalışmalarında kullanılıyor.

Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Mevlüt Şahin, Gen Bankası’nda 310 türde 61 bin tohum örneğinin saklandığını ifade ederek, tohum örneklerini bankada 50 yıl saklayabildiklerini ve ihtiyaç olduğu zaman araştırma ya da üretim amaçlı kullanabildiklerini kaydetti.

Anadolu’da yüz yıllardır tarım yapıldığını vurgulayan Şahin, “Geçmişte çok değerli olduğu için ekilen ancak günümüzde veriminin az olması sebebiyle terk edilen özellikli tohumlar olabilir. Çiftçilerden ve konuya duyarlı vatandaşlardan bu tohumları istiyoruz. Bize gönderilen tohumları, gönderen kişilerin ismiyle koruma altına alıyoruz. Bu, ülkemizin geleceği, gelecekte daha verimli ve yüksek kaliteli çeşitleri geliştirme adına çok önemli” diye konuştu.

Tohum Gen Bankası’nın 250 bin tohum saklama kapasitesiyle alanında dünyada üçüncü olduğunu ve bankada koruma altına alınan tohumları, belli bir oranda çoğaltıldıktan sonra talep eden üniversitelere, enstitülere, araştırma merkezlerine gönderdiklerini kaydeden şahin, “Tohum toplama konusunda vatandaşlarımız bize yardımcı olursa seviniriz. Bu bir vatandaşlık borcu diye düşünüyoruz. Vatandaşlarımız ‘nereye göndereceğim, kargo parası mı ödeyeceğim’ diye düşünmesin. Tohumları, il ya da ilçe müdürlükleri aracılığıyla veya internetten adresine çok kolay ulaşabilecekleri merkezimize kargoyla gönderebilirler” dedi.

Gen Bankası’ndaki tohum sayısının her geçen gün artığını belirten Şahin, olası aksiliklere karşı tedbir amacıyla İzmir’deki Tohum Gen Bankası ile yedekleme yaparak çalıştıklarını ifade etti.

Şahin, Türkiye’de 12 bin bitki türü bulunduğunu ve bunlardan 4 bininin endemik olduğunu söyleyerek, “Biz, Avrupa’nın tamamından çok daha fazla bitki türüne sahibiz. Tarımsal açıdan da çok daha fazla bir geçmişe sahibiz. Milletimiz tohumları koruma konusunda daha duyarlı olursa zannediyorum ki bankamızın 250 bin tohumluk kapasitesini doldurabiliriz. O zaman bankamız, sakladığı tohum sayısı bakımından da dünyanın önemli gen merkezlerinden biri olacaktır” dedi.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD5831_turkiye-nin-tohumlari–gen-bankasi-nda-toplaniyor.html

Türkiye, “Genç Turisti” Çekmek İçin Kolları Sıvadı

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) “Gençlik Turizmi 2015 Raporu”na göre, 2023 yılında 50 milyon turist ve 50 milyar dolarlık turizm gelirine ulaşmayı hedefleyen Türkiye, dünyada sayıları 300 milyonu bulan ve 320 milyar dolarlık gelir yaratan 7 ile 27 yaş grubu arasındaki “genç turisti” çekmek için kolları sıvadı.

TÜRSAB’ın “Gençlik Turizmi 2015 Raporu” yayımlandı. Buna göre, 2013 yılında 33,8 milyon kişi olan Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısı içerisinde yaşları 7 ile 27 arasında bulunan genç turistin sayısı 8,5 milyona ulaşırken, yurt içi seyahatlerin yüzde 25’ini gençler gerçekleştirdi. Gerek yerli, gerekse yabancı turistlerde “gençlerin” yüzde 75’lik kısmının 500 euro ve üzerinde harcama yapması pazarın ne kadar büyük ve değerli olduğunu ortaya koydu.

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) verilerine göre ise dünyada 1 milyar kişiyi aşan turistlerin yüzde 20’sini gençler oluşturuyor. Yani yaklaşık 200 milyon genç, eğlenmek, dinlenmek, öğrenmek ve keşfetmek için seyahate çıkıyor. Bu sayının 6 yıl sonra 100 milyon kişi daha artarak 300 milyonu, yapılan harcamanın ise 320 milyar doları aşması bekleniyor. Böylece Türkiye başta olmak üzere birçok ülke, gençleri kendine çekmek için özel projeler üretmeye başladı.

“Gençlik Turizmi 2015 Raporu”ndan öne çıkan diğer başlıklar ise şöyle sıralandı:

“Türkiye’de gerçekleştirilen 68,4 milyon yurt içi seyahat hareketinin yaklaşık yüzde 25’ini gençler, yani 7-25 yaş arası gerçekleştiriyor. Türkiye’de kamunun ücretsiz gençlik kamplarına 22 binin üzerinde genç katılıyor. Özel sektörün düzenlediği gençlik kamplarının fiyatları 750 TL ile 15 bin TL arasında değişiyor. Türkiye’de yaklaşık 30 bin genç özel sektörün düzenlediği gençlik kamplarına katılıyor. Türkiye’ye gelen 34 milyon yabancı turistin yaklaşık 8,5 milyonu gençlerden oluşuyor. Gençlik turizminin küresel büyüklüğü 2020 yılında 320 milyar dolara ulaşacak. Genç turistlerin yılda yaptığı seyahat sayısının da 190 milyondan 300 milyona yükselmesi öngörülüyor.

Gençlerin yarısı bin euro ve üzerinde seyahat harcaması yaparken, yüzde 29’u 500 ile bin euro arasında, yüzde 21’i de 500 avrodan az harcama yapıyor. Sosyal medyayı çok yoğun ve etkin kullandıkları için tanıtıma büyük katkı yapıyorlar. Yüzde 56’sı seyahat ile ilgili değerlendirmelerini online mecralarda paylaşıyor. Gençlere yönelik kampları, okul gezileri, yurt dışı yaz okulları gibi turizm organizasyonları düzenleyen firmalar bu faaliyetlerin turizm kapsamına girdiğini kabul etmedikleri için TÜRSAB acentesi olmayı kabul etmiyor. Bu tür firmaların veya kişilerin yaptıkları kaçak ve yetersiz işler nedeniyle her yıl binlerce genç ve ebeveyn sıkıntı yaşayabiliyor. Gençlere yönelik turizm tesislerinin sayısının ve kalitesinin azlığı gençlik turizmi yapan acenteleri büyüklere yönelik tesislere yönlendiriyor, bu da maliyeti artırıyor. 18 yaş ve altı gençlere yönelik turizm faaliyetlerinin belli kurallar çerçevesine oturtulmamış olması ve bu durumun denetimsiz şekilde yürütülmesi gençler açısından risk içeriyor.”

Açıklamada görüşlerine yer verilen TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, sosyal medyayı ve çevrelerini daha etkin kullanan gençlerin Türk turizmi hakkındaki olumlu görüşlerinin toplam turist pazarına da yansıyacağını belirterek, “Bu nedenle gençlik turizmine daha çok ağırlık vermemiz gerekiyor. Türkiye’ye gelen toplam 34 milyon yabancı turistin 8,5 milyonunu oluşturan genç turist rakamını daha yukarıya taşıyarak, kendinden daha çok konuşturan bir ülke olmayı hedefliyoruz” dedi.

Gençleri Türkiye’ye çekmek için tesisleşmenin büyük önem taşıdığına işaret eden Ulusoy, Türkiye’nin taşıdığı potansiyele karşı yeterli tesisin bulunmamasının sorun oluşturduğunu ifade etti.

Ulusoy, Türkiye’deki turizm yatırımcılarının gençlik turizminin önemini kavrayıp bu yönde yatırımlarına yön vermesi gerektiğini vurgulayarak, “Dünyadaki gençlik trendlerini yakından izleyip buna göre tesis hayata geçiren yatırımcılarımız için yüksek oda fiyatı, Türk turizmi için de yüksek gelir olarak geri döneceğini düşünüyoruz. Diğer yandan gençlere yönelik kampları, okul gezileri, yurt dışı yaz okulları gibi turizm organizasyonları düzenleyen firmalar, bu faaliyetlerin turizm kapsamına girdiğini kabul etmiyor. Bu tür firmaların veya kişilerin yaptığı kaçak ve yetersiz işler nedeniyle her yıl binlerce genç ve ebeveyn sıkıntı yaşarken, ülkenin turizm imajı da kötü etkileniyor. Bunlara yönelik denetim faaliyetlerinin artırılması gerek” değerlendirmesini yaptı.

 http://www.dunya.com/turkiye-genc-turisti-cekmek-icin-kollari-sivadi-245339h.htm

http://www.habergezegen.net/genel/turizm-potansiyelinin-arttirilmasi-icin-egitim-veriliyor–h61280.html

http://www.haber3.com/iskur-isbasi-egitim-programiyla-turizm-sektorune-kalifiye-elaman-sagliyor-3042071h.htm

Çiftlik Hayvanlarının Refahının Sağlanması İçin Yeni Kurallar

AB mevzuatına uyum kapsamında “Çiftlik Hayvanlarının Refahına İlişkin Yönetmelik”  22 Kasım 2014 Tarihli ve 29183 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin amacı; çiftlik amaçlı yetiştirilen veya beslenen hayvanların korunması, gelişmesi, uyumu ve evcilleşme durumları ile fizyolojik, etolojik ihtiyaçları ve davranışları dikkate alınarak bakıldıkları ve yetiştirildikleri koşulların asgari standartlarını belirlemektir. Çiftlik hayvanları​nın refahı yönünden hayvancılı​k işletmeler​inde uyulması gereken temel kurallar şunlardır:

Personel:
-Hayvanların bakımı, uygun bilgiye sahip yeterli sayıda personel tarafından yapılacaktır.

İl/İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri tarafından hayvanların bakımından sorumlu olan bakıcı ile işletme sorumlularına hayvan refahı konularında eğitim kursları düzenlenecektir.

Kontrol:
-Hayvanlar bakıcıları tarafından günde en az bir kez kontrol edilecektir.
-Günün herhangi bir vaktinde hayvanların etraflıca kontrol edilmesini mümkün kılan yeterli aydınlatma bulunacaktır.
-Hasta veya yaralı olabilecek hayvanın gecikmeksizin, uygun şekilde bakımı yapılacaktır.
-Gerekli olması durumunda hasta veya yaralı hayvanlar uygun bir yerde izole edilecektir.

Kayıtların tutulması:
Hayvan sahibi ya da bakıcısı uygulanan herhangi bir tıbbi tedaviye ve her kontrolde bulunan ölüm oranına ilişkin kayıt tutacaktır. Kayıtlar en az üç yıl süreyle muhafaza edilecektir.

Hareket özgürlüğü:
Hayvanın hareket özgürlüğü, gereksiz yere acı veya yaralanmaya neden olacak şekilde kısıtlanmayacaktır.

Barınaklar:
-Hayvanların temasta bulunabileceği malzeme ve donanım hayvanlara zarar vermeyecektir.
-Keskin kenarlar veya çıkıntılar olmayacaktır.
-Hava dolaşımı, toz seviyeleri, sıcaklık, göreceli hava rutubeti ve gaz konsantrasyonu hayvanlar için zararlı olmayan sınırlar içerisinde tutulacaktır.
-Binalarda barındırılan hayvanlar, yeterli dinlenme süresi verilmeden sürekli olarak karanlıkta barındırılmayacaktır.

Donanım:
Hayvanların sağlığının ve refahının yapay bir havalandırma sistemine bağlı olduğu durumda, sistemin bozulması halinde hayvanların sağlığını ve refahını koruyabilmek amacıyla yeterli düzeyde havanın yenilenmesini temin edecek bir destekleyici sistem kurulur ve sistemin bozulduğuna dair uyarı vermesi için bir alarm sistemi temin edilir.

Yem, su ve diğer maddeler:
1- Çiftlik hayvanları sağlıklarının sürdürülmesi ve besin ihtiyaçlarının karşılanması için; yaşlarına, ağırlıklarına, davranışlarına ve fizyolojik ihtiyaçlarına göre uyarlanmış yeterli miktarlarda uygun bir yemle beslenir. Hiç bir hayvana, gereksiz yere acı çektirecek ya da yaralanmalarına yol açabilecek her türlü maddeyi ihtiva eden gıdalar ya da sıvılar verilemez.
2- Tedavi, koruma ya da zooteknik tedavi amacıyla Bakanlıkça kullanımına izin verilen maddeler dışında herhangi bir başka maddenin kullanımına, bilimsel çalışmalar ya da edinilen tecrübe ile söz konusu maddenin etkisinin hayvanın sağlığı ya da refahına zararlı olmadığı gösterilmedikçe izin verilmez.

Yasak müdahaleler :

Tedavi amaçlı olmayan müdahaleler yasaklanmıştır.

Üreme usulleri:
Hayvanlarda acı ya da yaralanmaya neden olan ya da neden olması muhtemel üreme prosedürleri uygulanmaz.

Bu Yönetmeliğe aykırı davrananlar hakkında İl ve İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri tarafından 5996 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre idari yaptırımlar uygulanacaktır.

Giresun İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü

http://giresun.tarim.gov.tr/Haber/134/Ciftlik-Hayvanlarinin-Refahinin-Saglanmasi-Icin-Yeni-Kurallar