Monthly Archives: Haziran 2015

Sertifikalı Fidan Kullanmak Neden Önemli?

Eğirdir Meyvecilik Araştırma İstasyonu Teknik Müdür Yardımcısı Hüseyin Akgül, çiftçileri sertifikalı fidan kullanımı konusunda uyardı. Akgül, ”Kaliteli üretim ve yüksek verim için çiftçilerimize sertifikalı fidan kullanmalarını öneriyoruz” dedi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının sertifikasyon çalışmalarına vurgu yapan Akgül, 40 anaç ve çeşidin sahibi olduklarını ve o çeşitlerin hastalıklardan ari olarak temel üretiminden sorumlu olduklarını hatırlattı.

Akgül, “Bu materyallerden aldığımız kalemleri fidan üreticilerine teslim ediyoruz. Fidan üreticisi hangi çeşitten sertifika alacaksa o kadar kalem almak zorunda” dedi.

Son yıllarda ceviz üretimine yönelen üreticilere cevap verebilmek için çalışmalar yaptıklarını belirten Akgül, üreticilerin mutlaka tarımsal danışman desteği alması ve fidanlarda sertifika aramaları gerektiğini kaydetti.

Medya ve internet üzerindeki bilgi kirliliğini dikkat çeken Eğirdir Meyvecilik Araştırma İstasyonu Müdürü İsa Eren de “Bu kanayan yaramız. Üreticiler dikkatli olmalı. Sertifikalı fidan kullanan üreticilere Bakanlığımızın ayrıca desteği var” diye konuştu.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD6557_sertifikali-fidan-kullanmak-neden-onemli-.html

Keneden Korunma Yolları ve Kene Isırması Tedavisi

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kenelerle taşınan ve bulaştırılan viral(virüs yoluyla bulaşan) bir hastalık olduğunu ifade eden Veteriner Hekimi Hamza Kadı, “Hastalık ilk kez 1944 yılında kırımda iki yüzden fazla tarım işçisi ve askerde şiddetli kanamalarla seyreden bir enfeksiyon olarak tanımlanmış ve Kırım Kanamalı Ateşi olarak isimlendirilmiştir. Bu hastalığın etkeni 1956 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyetindeki bir hastada izole edilerek son isim olarak Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olarak adlandırılmıştır.

Hastalık etkenini taşıyan kenelerin insanları ya da hayvanları ısırmasıyla hastalık bulaştırılır. Ancak hayvanlar bu hastalıktan etkilenmezler. Bununla birlikte kenelerin çıplak elle ezilmesi, infekte hayvanların kan, et ve salyalarıyla temas ve ayrıca çiğ sütle dahi geçebileceği de bildirilmiştir. Hastalık insan sağlığı açısından önem arz eder. Genel olarak KKKA hastalığından ölüm oranı yüzde 30’larda olmasına karşın, ülkemizde bu oran yüzde 5’ler seviyesindedir” dedi.

“HASTALIK BELİRTİLERİ”

Belirtilerin kene ısırmasını takiben 1-3 gün arasında oluştuğunu belirten Kadı, “Bu belirtiler arasında; yüksek ateş, kırgınlık, kas ağrıları, ishal, mide bulantısı, ilerlemiş olgularda vücudun çeşitli yerlerinde kızarıklıklar gibi çoğu grip benzeri belirtilerle ortaya çıkabilir” ifadelerini kullandı.

“ÜLKEMİZDE YAYGIN OLDUĞU YERLER”
KKKA hastalığı ilk olarak ülkemizde 2002 yılında Kelkit Vadisi’nde ortaya çıktığını söyleyen Kadı, “2002 den günümüze kadar her yıl görülmektedir. Hastalık özellikle kenelerin aktif olduğu ilkbahar ile sonbahar mevsimleri arasında görülür. Hastalık özellikle Karadeniz’in iç bölgeleri ile (Tokat, Sivas, Amasya), Samsun çevresinde(Ladik, Kavak) daha çok görülmektedir” diye konuştu.
“KORUNMA YOLLARI”

Hastalıktan korunmak için çoğu basit görünse de alınabilecek çeşitli ve etkili yöntemler olduğunu belirten Kadı, “Öncelikle kene mücadelesi önemli yer tutar. Evcil hayvanları kenelere karşı ilaçlayarak, bununla birlikte piyasada satılan repellent diye isimlendirilen böcek kovucu ilaçlar kullanılabilir.

 

Özellikle risk altında olan kişiler (veteriner hekimleri, sağlık çalışanları, kasap, tarım işçileri vs.) koruyucu elbiseler (eldiven, önlük, açık renkte elbise vb.) giyerek korunabilirler. Yine basit gibi görünse de özellikle otlak alanlara girerken pantolon paçaları çorap içine sokulmalı ya da çizme giyilmelidir. Bu tarz yerlerden çıktıktan sonra da mutlaka vücutta kene kontrolü yapılmasının gerektiği unutulmamalıdır” şeklinde konuştu.

“KENE ISIRMASI SONRASI NE YAPILMALI”

Vücuda yapışan keneler görülür görülmez hemen çıkarılması gerektiğini vurgulayan Kadı, “Bunun için uygun bir şekilde ve en önemlisi kene ezilmeden emdiği kan etrafa bulaştırılmadan ağzından ya da başından tutularak pens veya cımbız yardımıyla çıkartılmalıdır. Kenenin ısırdığı bölge alkolle temizlenmelidir. Bunların dışında da en yakın sağlık merkezine gidilmelidir” açıklamasında bulundu.

http://www.milliyet.com.tr/keneden-korunma-yollari-ve-kene-pembenar-detay-genelsaglik-2070976/

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/29261749.asp

 

 

Tarımda Yeni Teknoloji: Topraktaki Neme Göre Dijital Sulama Yöntemi

Tarımda daha az kaynakla daha fazla ürün elde etmek mümkün olabilir mi? Bu sorunun cevabını İtalya’nın Blogna şehrinde uygulanan bir araştırma projesinde öğreniyoruz. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre 2030 yılında dünyadaki su tüketiminin yaklaşık yüzde 80’i sulama projelerinde kullanılacak. Uzmanlar ileride dünyada bir su kıtlığı yaşanabileceği konusunda endişeli. Bu nedenle de tarımda su kullanımını azaltmanın önemi gittikçe artıyor.

Adriano Battilani, Tarım Uzmanı: “Burada yürüttüğümüz projede, çiftçilere yüksek verim alacakları bir yönteme ilişkin hangi veriye ihtiyaçları varsa onu sağlıyoruz. Su kullanımı ile verimlilik oranını en ideal orana yaklaştırıyoruz. Üreticiler, su tüketimini daha uygun miktarlarda kendileri düzenleyebilecekler.”

Bu yakında sadece büyük tarım alanlarında değil, ekilebilir küçük alanlarda da uygulanabilir hale gelecek.

Söz konusu proje, belirli büyüklükteki bir tarlada, bir ürünün verimliliğine ilişkin bilgileri analiz edip yorumlamakla ilgili.

Kullanılan metod, üreticilerin, doğru zamanda doğru kararı vermelerini sağlamayı amaçlıyor.

Topraktaki nem miktarı ölçülerek ideal sulama zamanı belirleniyor

Domenico Solimando, Tarım Uzmanı: “Bir sensör, toprağın nem miktarındaki dönemsel değişiklikleri ölçüyor. Topraktaki suyun miktarına ilişkin tahmini bilgiler, çok önemli çünkü, sulamanın tam olarak ne zaman yapılması gerektiğini çok ayrınıtılı biçimde önceden bilmemize olanak sağlıyor. Bunun yanında gerekli miktarını da doğru hesaplamamıza yarıyor.”

Projeyi yürüten ekip burada topraktaki nem miktarının nasıl kontrol altına alınacağı ile ilgili sistemi deniyor. Bu, yüksek verimli sulama ve riskleri azaltmak adına çok önemli bir adım.

Gioele Chiari, Tarım Uzmanı: “Bu örnekler bize çok şey söylüyor. Örneklerdeki nem oranını buluyor, sensörlerimizi buna göre programlıyoruz. Ayrıca topraktaki nemin miktarında ne zaman ve nasıl değişiklikler olduğunu anlamaya çalşıyoruz.”

Testin yapıldığı tarla bir boru ağı ile çevrili. Borular topraktaki ürünleri, köklerine yakın bir mesafeden sulamaya yarıyor. Her bir su hattı ürünün aşırı sulanmasının, su israfının önüne geçebilecek şekilde düzenlenmiş.

Sistem, byokütle üretimi için de kullanışlı

Herhangi bir çiftçi, dijital bir platforma bağlı bir tablet bilgisayar yardımı ile çok kolayca su miktarını ve akışını yönetebilir, bu sistemi uygulayabilir.

Sistemin merkezindeki dijital platform, sensörler ve meteoroloji uydularından gelen verileri birleştirip işliyor. Ulaşılan ideal sulama yönetimi, tarım dünyasında başlamış olan büyük bir değişiklik olan ‘tarımsal üretimde biyokütle üretimi’ için de gerekli.

Adriano Battilani, Tarım Uzmanı: “Geleceğin tarımı, Yeni Kimya uygulamalarıyla biyokütle üretecek.
Petro kimya ürünlerinin egemenliği yıkılacak. Birkaç yıl içinde domates bitkisinin sebze olarak değeri dışında bir de daha iyi bir fiyata satılabilecek topraktan elde edilecek kimyasalları olacak. Bütün biyokütlenin değer kazandığı tarım uygulaması, ürünün iki yönlü üretilmesini amaçlıyor. Bir yanda, ürünün topraktaki bitki kimyasallarını değerlendirmek, diğeri ise bir sebze olarak yenilecek bir ürün elde etmek.”

http://tr.euronews.com/2015/06/08/tarimda-yeni-teknoloji-topraktaki-neme-gore-dijital-sulama-yönetimi/

Bulgur ve Mercimeğe Yurtdışından Yoğun Talep Var

Amerika, Ortadoğu ve Avrupa ülkeleri, rotayı Türk bulguru ve mercimeğine çevirdi. Türk bulguru ve mercimeğine yoğun talep aldıklarını kaydeden Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis,  “Yerli tohumla üretilen ve Anadolu’da yetişen, tahıl ve baklagillere yurtdışı pazarı büyük ilgi gösteriyor.  Pilavlık bulgurumuzun yanı sıra, diğer bulgur çeşitlerinde ciddi talep artışları var.  Örneğin, Amerika, Ortadoğu ve Avrupa’dan gelen, yerli mercimek siparişleri, bir önceki yıla göre %50 oranında arttı.  Dünyada en lezzetli, artımlı ve pişmesi kolay ürünler ülkemizde yetişiyor.  Yerli ürünlerimizin sahip olduğu bu kalite sayesinde de, kendi pazarlarındaki muadillerine göre daha yüksek  bir fiyattan ihraç edebiliyoruz” dedi.

Ülkemizde yıllık 400 bin tona yakın mercimek üretimi yapıldığını anlatan Mehmet Reis, ihraç ettiğimiz ürünlerdeki fiyatların yüksekliğine rağmen, mercimekteki üretim 1 milyon tonu aşsa  bile dünya pazarındaki talep sayesinde bu ürünlerin satılabileceğini söyledi. Buğday ve mercimekte rekolte sevindirdi. Buğday ve mercimekte rekoltenin 2015’te iyi olduğunu ifade eden Mehmet Reis, şunları söyledi: “Bu yıl çiftçimizin yüzü gülüyor. Tahıl ürünlerinde, özellikle de buğdayda rekolte iyi oldu ve yaklaşık 22 milyon ton miktarda üretimin gerçekleşeceği öngörülmektedir. Mercimekte de, rekolte iyi oldu.  Ortalama 350 – 400 bin ton arasında ürün beklentisinde olduğumuz mercimeğimizden;  yurtdışından gelen yoğun talepleri de dikkate alarak, gelecek yıl üretimimizi artırmalıyız” diye konuştu.

Buğday ve mercimekte alınan mahsulün ardından iç pazarda fiyatların %10’luk bir düşüş yaşandığını kaydeden  Mehmet Reis, her iki üründeki fiyat gerilemesinin %20’leri bulabileceğini belirtti.

http://www.dunya.com/guncel/bulgur-ve-mercimege-yurtdisindan-yogun-talep-var-264909h.htm

Çiftlik Muhasebe Veri Ağı’na Kaydolan Çiftliklere Destek

Çiftlik Muhasebe Veri Ağı Sistemine Gönüllü Dahil Olan Tarımsal İşletmelere, Yılda 375 TL Katılım...Çiftlik Muhasebe Veri Ağı (ÇMVA) sistemine gönüllü olarak dahil olan tarımsal işletmelere 375 lira katılım desteği verilecek. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın “Çiftlik Muhasebe Veri Ağı Sistemine Dahil Olan Tarımsal İşletmelere Katılım Desteği Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ” Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Buna göre, sisteminin kurulduğu iller olan İstanbul, Samsun, Malatya, Adana, Konya, Bursa, Erzurum, Şanlıurfa, Nevşehir, Tekirdağ, Giresun, İzmir, Antalya, Aydın, Balıkesir, Burdur, Çanakkale, Denizli, Hatay, Manisa, Muğla, Mersin, Osmaniye, Kırklareli, Edirne, Kütahya, Sivas, Uşak, Bilecik, Yalova, Kocaeli, Sakarya, Eskişehir, Ankara, Düzce, Zonguldak, Bolu, Afyonkarahisar, Isparta, Karaman, Niğde, Aksaray, Kayseri, Kırşehir, Yozgat, Çorum, Kırıkkale, Tokat, Amasya, Çankırı, Sinop, Kastamonu, Bartın ve Karabük’te gönüllülük esasına dayalı olarak sisteme katılan işletmelere 2015 yılı için 375 lira olan katılım desteği ödemesi yapılacak.

Destek, Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) veya Bakanlık tarafından oluşturulan herhangi bir idari kayıt sistemine kayıtlı olup, ÇMVA sistemine dahil olan, bir muhasebe yılı süresince tarımsal faaliyetlerine ilişkin muhasebe verilerini belirlenen zamanlarda veri toplayıcılarla paylaşan ve verileri yapılan kontroller sonunda doğrulanan tarımsal işletmelere verilecek. Çiftçilere yapılan toplam ödeme tutarının yüzde 0,2’si bütçenin ilgili kaleminden bankaya hizmet komisyonu olarak ödenecek.

http://www.sondakika.com/haber/haber-ciftlik-muhasebe-veri-agi-na-kaydolan-ciftliklere-7392231/